Öğrenme hedefleri
- 1945'in ilk aylarında Almanya'nın doğudan ve batıdan nasıl sıkıştırıldığını, Berlin muharebesini, Hitler'in ölümünü ve Mayıs 1945'teki koşulsuz teslimi açıklayabileceksin.
- Hitler'in son vasiyetini, Alman ordusunun teslim belgesini ve Stalin'in zafer konuşmasını karşılaştırarak, savaşın sonunun yenilen ve yenen tarafından nasıl anlatıldığını değerlendirebileceksin.
- Almanların son güne kadar neden savaştığı ve 1945'in Alman toplumu için ne anlama geldiği üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir sığınaktaki son günler
Nisan 1945'in sonunda, Berlin'in merkezinde, Başbakanlık binasının bahçesinin altına kazılmış beton bir sığınakta, Adolf Hitler ve çevresindeki küçük bir grup yaşıyordu. Yukarıda Sovyet topçusu kenti dövüyor, Sovyet birlikleri sokak sokak merkeze yaklaşıyordu. Sığınaktaki toplantılarda Hitler, haritanın üzerinde artık var olmayan ordulara emirler veriyordu. 29 Nisan gecesi bir sekretere siyasi vasiyetini dikte ettirdi. Ertesi gün öğleden sonra kendi canına kıydı. Bir hafta sonra Alman ordusu koşulsuz teslim belgesini imzaladı ve Avrupa'daki savaş sona erdi. Bu ders, Üçüncü Reich'ın son aylarını, başkentin nasıl düştüğünü ve bu düşüşün yenenler ile yenilenler için ne anlama geldiğini soruyor.
Bağlam — doğudan ve batıdan
1944'ün sonunda Almanya'nın yenilgisi kesindi; ama savaş bitmedi. Aralık 1944'te Hitler, Batı'da Ardennes ormanında son bir büyük saldırı başlattı; birkaç hafta içinde bu saldırı da durduruldu ve Almanya'nın son yedekleri tükendi. 12 Ocak 1945'te Kızıl Ordu, Varşova'nın güneyindeki köprübaşlarından ileri atıldı. Birkaç hafta içinde Polonya'nın büyük bölümü geçildi ve Sovyet birlikleri, Berlin'in yaklaşık yetmiş kilometre doğusunda Oder ırmağına ulaştı. 27 Ocak'ta Sovyet askerleri Auschwitz'e girdi.
Sovyet ordusunun ilerleyişi, Doğu Prusya'dan ve Almanya'nın doğu eyaletlerinden milyonlarca Alman sivilinin kışın ortasında batıya kaçmasına yol açtı. Kaçanların bir bölümü donmuş Baltık kıyısından, bir bölümü gemilerle kaçmaya çalıştı; mülteci taşıyan gemilerin batırılmasında binlerce insan hayatını kaybetti. Şubat 1945'te Roosevelt, Churchill ve Stalin, Kırım'daki Yalta'da buluşarak savaştan sonra Almanya'nın işgal bölgelerine ayrılmasını, Polonya'nın sınırlarını ve yeni bir dünya örgütünün kurulmasını görüştü.
Batıda Müttefik bombardımanları Alman kentlerini yıkmaya devam etti; Şubat'ta Dresden'e yapılan saldırıda yirmi beş bin kadar insan hayatını kaybetti. Mart başında Amerikan birlikleri Remagen'de sağlam kalmış bir köprüyü ele geçirdi ve Batılı Müttefikler Almanya'nın kalbine giden son doğal engeli aştı. Hitler, 19 Mart'ta, düşmanın eline geçebilecek her türlü sanayi tesisinin, köprünün ve iletişim aracının yok edilmesini emretti; Silahlanma Bakanı Albert Speer, bu emrin uygulanmasını kısmen engellemeye çalıştı.
Gelişme — son vasiyet
Nisan'da Müttefik birlikleri Almanya'nın içlerine ilerlerken toplama kamplarına ulaştı. Buchenwald'da, Bergen-Belsen'de ve öteki kamplarda karşılaştıkları manzaralar, rejimin suçlarını bütün dünyaya gösterdi. 12 Nisan'da Roosevelt öldü; Berlin'deki sığınakta bu haber kısa bir süre için bir mucize umudu yarattı. 16 Nisan'da Georgi Jukov ve İvan Konev'in komutasındaki Sovyet orduları, Oder'den Berlin'e doğru son saldırıyı başlattı. 25 Nisan'da kent kuşatıldı; aynı gün Sovyet ve Amerikan askerleri, Elbe ırmağı üzerindeki Torgau'da karşılaştı ve Almanya ikiye bölündü.
Berlin'i savunanlar, düzenli ordunun kalıntıları, SS birlikleri, yaşlı erkeklerden ve gençlerden oluşan Halk Muhafızları ve Hitler Gençliği'nden on dört-on beş yaşında çocuklardı. Sokak çarpışmaları on gün kadar sürdü. Kent zaten yıllardır bombalanmıştı; şimdi topçu ateşi ve sokak savaşı kalan binaları da yıktı. Sivillerin büyük bölümü bodrumlarda, metro tünellerinde ve sığınaklarda yaşadı.
Dönüş noktası — 30 Nisan ve 8 Mayıs
30 Nisan'da Hitler ve birkaç gün önce evlendiği Eva Braun, sığınakta kendi canlarına kıydı. Aynı günlerde Sovyet askerleri meclis binası Reichstag'a ulaştı. 1 Mayıs'ta Goebbels ve karısı, altı çocuklarının ölümüne de yol açarak hayatlarına son verdi. 2 Mayıs'ta Berlin'deki Alman kuvvetlerinin komutanı General Helmuth Weidling, kenti Sovyet ordusuna teslim etti. Hitler'in yerine geçen Dönitz, Kuzey Almanya'daki Flensburg'dan, Batı'ya olabildiğince çok askerin ve sivilin kaçmasına zaman kazandırmak için, teslimi birkaç gün geciktirmeye çalıştı.
7 Mayıs'ta Fransa'nın Reims kentinde, Eisenhower'ın karargâhında bir teslim belgesi imzalandı. Stalin, teslimin Berlin'de ve Sovyet ordusunun huzurunda yeniden imzalanmasını istedi. 8 Mayıs akşamı, Berlin'in Karlshorst semtinde, Mareşal Wilhelm Keitel başta olmak üzere Alman komutanları, Sovyet Mareşali Jukov'un ve Batılı Müttefiklerin temsilcilerinin önünde kesin teslim belgesini imzaladı.
Yaygın yanlış«1945'te Almanya'nın savaşı sürdürmesi, halkın Hitler'e körü körüne bağlılığından kaynaklandı.»
Bağlılık ve korku, son aylarda da etkiliydi; ama Almanların son güne kadar savaşmasının başka nedenleri de vardı. Rejim, teslim olmak isteyenleri ve «bozguncuları» sıkıyönetim mahkemeleriyle idam ettirdi; askerler ve siviller Sovyet ordusunun intikamından korkuyordu; Müttefiklerin koşulsuz teslim talebi, pazarlık umudunu ortadan kaldırmıştı. Komuta düzeni ve ordunun meslekî alışkanlıkları da son ana kadar işledi. Pek çok Alman, savaşın kaybedildiğini bildiği hâlde, başka bir yol göremediği için savaşmayı sürdürdü.
Cevap — bir Reich'ın sonu
Berlin, Almanya'nın doğudan ve batıdan sıkıştırılmasının, hava bombardımanlarının ve son yedeklerin tükenmesinin ardından düştü. Hitler, kendi sorumluluğunu son ana kadar inkâr etti ve halkını yıkıma sürükleyen emirler vermeyi sürdürdü; ama onun ölümü ve Berlin'in teslimi, rejimin bir haftadan kısa bir süre içinde çökmesine yol açtı. Savaşın son aylarında, savaş boyunca olduğundan daha fazla Alman askeri ve sivili hayatını kaybetti. 8 Mayıs 1945'te Avrupa'daki savaş sona erdi; ama yıkıntılar arasında milyonlarca insan için yeni bir dönem, işgal, kayıplar, sürgünler ve yeniden yapılanma başladı.
Bugünle bağ — yıkıntılar ve bir belediye başkanı
Savaşın sonunda Berlin bir yıkıntı alanıydı; kentin konutlarının büyük bölümü kullanılamaz durumdaydı. Kenti temizleme işinin önemli bir kısmını, erkeklerin çoğu ölmüş ya da esir düşmüş olduğu için, «yıkıntı kadınları» denen kadınlar yaptı; taşları elden ele geçirerek yıkıntıları kaldırdılar. Kentin dört işgal bölgesine ayrılması, kısa süre sonra Soğuk Savaş'ın ilk büyük krizlerinden birine yol açacaktı. Ankara'da sürgün yıllarını geçirip şehircilik dersleri veren Ernst Reuter, 1946'da bu yıkıntılara geri döndü ve kısa süre sonra Batı Berlin'in yeniden kurulmasında önemli bir rol üstlendi. Türkiye'de öğrendikleri ve öğrettikleri, savaştan sonra Berlin'in yeniden inşasına taşındı.
Birincil kaynak
8 Mayıs 1945'te Berlin'de imzalanan askerî teslim belgesinden:
We the undersigned, acting by authority of the German High Command, hereby surrender unconditionally to the Supreme Commander, Allied Expeditionary Force and simultaneously to the Supreme High Command of the Red Army all forces on land, sea, and in the air who are at this date under German control. The German High Command will at once issue orders to all German military, naval and air authorities and to all forces under German control to cease active operations at 2301 hours Central European time on 8th May 1945 […]. This Act is drawn up in the English, Russian and German languages. The English and Russian are the only authentic texts.
Türkçesi: Biz aşağıda imzası bulunanlar, Alman Yüksek Komutanlığı'nın yetkisiyle hareket ederek, bu tarihte Alman denetimi altında bulunan karadaki, denizdeki ve havadaki bütün kuvvetleri, Müttefik Seferi Kuvvetleri Başkomutanı'na ve aynı anda Kızıl Ordu Yüksek Başkomutanlığı'na koşulsuz olarak teslim ediyoruz. Alman Yüksek Komutanlığı, bütün Alman kara, deniz ve hava makamlarına ve Alman denetimindeki bütün kuvvetlere, 8 Mayıs 1945'te Orta Avrupa saatiyle 23.01'de etkin harekâtı durdurmaları için derhal emir verecektir […]. Bu belge İngilizce, Rusça ve Almanca hazırlanmıştır. Yalnızca İngilizce ve Rusça metinler resmîdir.
Kaynak: Askerî Teslim Belgesi, Berlin, 8 Mayıs 1945; Vikikaynak (İngilizce). Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Belge, teslimin hem Batılı Müttefiklere hem de Kızıl Ordu'ya «aynı anda» yapıldığını vurguluyor. Bu vurgu neden önemliydi?
- Belgenin Almanca metninin resmî sayılmaması, yenilen tarafın konumu hakkında ne söyler?
- Bu belgeyi Hitler'in vasiyetiyle karşılaştır: vasiyetteki «hiçbir bölge teslim edilemez» emri bir hafta sonra nasıl sonuçlandı?
Tarihçiler Tartışıyor
- Joachim Fest (2002) — Hitler'in sığınaktaki son günleri üzerine kitabında, rejimin sonunu bir «batış» olarak anlattı; Hitler'in kendi halkını da yıkıma sürüklemeye hazır olduğunu, Nero Emri'nin bunun en açık göstergesi olduğunu vurguladı.
- Antony Beevor (2002) — Berlin: The Downfall 1945 adlı kitabında, Berlin muharebesini Sovyet ve Alman belgelerine dayanarak anlattı; Sovyet askerlerinin Alman kadınlarına yönelik yaygın cinsel şiddetini geniş bir okur kitlesine duyurdu; bu yön, Rusya'da sert tepkilerle karşılandı.
- Richard Bessel (2009) — Germany 1945 adlı çalışmasında, 1945'i Almanya'nın modern tarihindeki en şiddetli yıl olarak inceledi; savaşın son aylarındaki ölümlerin, kaçışların ve sürgünlerin toplumun belleğinde derin izler bıraktığını, «sıfır saati» denen yeni başlangıcın bu travmanın üzerine kurulduğunu savundu.
- Ian Kershaw (2011) — The End adlı kitabında, Almanya'nın kaybedilmiş bir savaşı neden son güne kadar sürdürdüğünü sordu; yanıtı, Hitler'in kişisel otoritesinin, rejimin baskı aygıtının, Sovyet intikamı korkusunun ve yöneticilerin kendi yazgılarını rejimle bağlamış olmalarının birleşiminde aradı.
Bu tarihçiler, 1945'i farklı açılardan aydınlatır. Fest ve Kershaw rejimin tepesine, kararların ve sorumluluğun nerede olduğuna bakar; Kershaw ise sorunun açıklamasını tek bir kişiyle sınırlamaz. Beevor muharebenin ve işgalin insani yüzünü öne çıkarır; Bessel ise savaşın sonunu, sonraki on yılları biçimlendiren toplumsal bir kırılma olarak görür. Birlikte okunduklarında, Berlin'in düşüşünün yalnızca bir askerî olay değil, bir rejimin, bir kentin ve bir toplumun çöküşü olduğu görülür.
Derine İn
Savaşın son aylarında şiddet, cephenin ötesine taştı. Nasyonal Sosyalist rejim, ilerleyen Müttefik ordularından önce toplama kamplarındaki tutsakları batıya doğru zorla yürüttü; bu «ölüm yürüyüşlerinde» on binlerce insan hayatını kaybetti. Rejimin sıkıyönetim mahkemeleri, savaşın kaybedildiğini söyleyen ya da beyaz bayrak asan sivilleri ve askerleri idam ettirdi. Kentlerde ve kasabalarda, son anda direnmeyi reddedenlerle rejime bağlı kalanlar arasında çatışmalar yaşandı.
Sovyet ordusunun Almanya'ya girmesi, Alman siviller için büyük bir korku ve acı dönemi oldu. Alman propagandası yıllardır Sovyet ordusunu bir barbar sürüsü olarak göstermişti; Sovyet askerlerinin bir bölümü ise, Almanya'nın Sovyet topraklarında yaptıklarının intikamını almak istiyordu. Sovyet ordusunun işgal ettiği bölgelerde kadınlara yönelik yaygın cinsel şiddet yaşandı. Bu konu, savaştan sonra uzun yıllar hem Almanya'da hem Sovyetler Birliği'nde konuşulmadı; ancak 1990'lardan sonra tarihçilerin çalışmalarıyla geniş biçimde tartışılmaya başlandı.
Savaşın sonu, milyonlarca Alman için evlerini kalıcı olarak kaybetmek anlamına geldi. Yalta'da ve ardından Potsdam'da varılan kararlarla Polonya'nın sınırları batıya kaydırıldı; Almanya'nın doğu eyaletleri Polonya'ya ve Sovyetler Birliği'ne bırakıldı. Bu bölgelerden ve Çekoslovakya'dan, Macaristan'dan ve öteki ülkelerden on iki milyonu aşkın Alman, savaşın son aylarında kaçtı ya da savaştan sonra sürüldü. Bu, Avrupa tarihinin en büyük nüfus hareketlerinden biriydi.
Avrupa'daki savaşın sonu, aynı zamanda kurtuluş anlamına da geliyordu. Toplama kamplarında hayatta kalanlar, zorla çalıştırılmak üzere Almanya'ya getirilmiş milyonlarca yabancı işçi ve savaş esirleri özgürlüklerine kavuştu. Ama pek çoğu için kurtuluş, yeni sorunların başlangıcıydı: evleri yıkılmış, aileleri yok olmuştu; bir bölümü, Sovyetler Birliği'ne döndüklerinde «hain» damgası yedi ve kamplara gönderildi. Müttefik işgal bölgelerinde milyonlarca «yerinden edilmiş kişi», kamplarda geleceklerinin belirlenmesini bekledi.
Berlin'deki son günlerin bir başka yönü, yalnız bırakılan sığınağın kendisiydi. Hitler'in ölümünden sonra sığınaktakiler, Sovyet çemberini yarıp kaçmaya çalıştı; bir bölümü başardı, bir bölümü yakalandı ya da hayatını kaybetti. Sovyet yönetimi, Hitler'in ölümünün ayrıntılarını uzun süre gizli tuttu; bu da onun kaçtığına dair söylentilerin onyıllarca dolaşmasına yol açtı. Sığınağın kalıntıları savaştan sonra yıkıldı ve bugün yerinde yalnızca küçük bir bilgilendirme tabelası bulunur; amaç, buranın bir hac yeri olmasını engellemekti.
Savaşın son günlerinde Alman askerlerinin büyük bölümü, Sovyet esaretine düşmemek için batıya, Amerikan ve İngiliz hatlarına ulaşmaya çalıştı; Dönitz'in teslimi geciktirmesinin bir nedeni de buydu. Sovyet ordusuna esir düşen milyonlarca Alman askerinin bir bölümü, yıllarca Sovyet kamplarında çalıştırıldı; sonuncuları ancak 1955'te ülkelerine dönebildi. Bu esirlerin kaderi, savaş sonrası Batı Almanya'da en çok konuşulan konulardan biri oldu.
Berlin'in düşüşü, Almanya'nın ve Avrupa'nın bölünmesinin de başlangıcı oldu. Kent, dört işgal bölgesine ayrıldı; birkaç yıl içinde doğu ve batı Berlin, iki farklı dünyanın, Soğuk Savaş'ın iki tarafının vitrini hâline geldi. Sovyet askerlerinin Reichstag'ın tepesine bayrak diktiği fotoğraf, savaşın en tanınmış imgelerinden biri oldu; ama bu fotoğrafın birkaç gün sonra yeniden çekilerek düzenlendiği sonradan ortaya çıktı. Savaşın sonunun imgeleri bile, savaş sonrasının siyasetinden bağımsız değildi.
Uzman Notu
Temel literatür
- Cornelius Ryan, The Last Battle (New York: Simon & Schuster, 1966).
- Norman M. Naimark, The Russians in Germany: A History of the Soviet Zone of Occupation, 1945–1949 (Cambridge: Harvard University Press, 1995).
- Joachim Fest, Der Untergang: Hitler und das Ende des Dritten Reiches (Berlin: Alexander Fest Verlag, 2002).
- Antony Beevor, Berlin: The Downfall 1945 (Londra: Viking, 2002).
- Richard Bessel, Germany 1945: From War to Peace (Londra: Simon & Schuster, 2009).
- Ian Kershaw, The End: The Defiance and Destruction of Hitler's Germany, 1944–1945 (Londra: Allen Lane, 2011).
Arşiv ve kaynak
Berlin'in düşüşünün kaynakları arasında Alman ve Sovyet askerî kayıtları, sığınakta bulunanların sonradan verdiği ifadeler, Hitler'in vasiyeti ve son emirleri, teslim belgeleri, sivillerin günlükleri ve mektupları, Müttefik işgal yönetimlerinin raporları ve kaçış ile sürgün tanıklıkları vardır. Teslim belgesinin ve Hitler'in vasiyetinin İngilizce metinleri ile Stalin'in konuşmasının Rusça aslı Vikikaynak'tan okunabilir.
Açık sorular
- Almanya 1945'in başında teslim olsaydı, kaç hayat kurtulabilirdi ve bunu engelleyen neydi?
- Müttefiklerin koşulsuz teslim talebi savaşı uzattı mı?
- Bir toplum, kendi kayıplarını ve başkalarına yaşattığı acıları aynı anda nasıl hatırlar?
Mini sınav
- (Hedef 1) Ocak 1945'te Sovyet ordusunu Berlin'in yakınlarına, Oder ırmağına ulaştıran saldırının adı nedir? A) Bagration B) Vistül–Oder Harekâtı C) Uranüs D) Barbarossa
- (Hedef 1) Hitler'in 19 Mart 1945'te verdiği ve Alman altyapısının yok edilmesini isteyen emir hangisidir? A) Nero Emri B) Komiser Emri C) 227 Sayılı Emir D) Beyaz Plan
- (Hedef 2) Hitler'in vasiyetine göre onun yerine devlet başkanı olarak atanan kişi kimdir? A) Joseph Goebbels B) Hermann Göring C) Heinrich Himmler D) Karl Dönitz
- (Hedef 2) 8 Mayıs 1945 teslim belgesine göre hangi dillerdeki metinler resmîdir? A) Yalnızca Almanca B) Almanca ve Fransızca C) İngilizce ve Rusça D) Bütün Müttefik dilleri
- (Hedef 3) Almanya'nın kaybedilmiş bir savaşı neden son güne kadar sürdürdüğünü soran The End adlı kitabın yazarı kimdir? A) Richard Bessel B) Ian Kershaw C) Antony Beevor D) Joachim Fest
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Almanlar kaybedilmiş bir savaşı neden son güne kadar sürdürdü ve Berlin'in düşüşü yenenler ile yenilenler tarafından nasıl anlatıldı? Cevabında Hitler'in vasiyetini, teslim belgesini ve Stalin'in konuşmasını kullan; Kershaw ile Bessel'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Vistül–Oder Harekâtı.
- A — Nero Emri.
- D — Karl Dönitz.
- C — İngilizce ve Rusça.
- B — Ian Kershaw.
Kapsamlı bir cevap, Almanların son güne kadar savaşmasını Hitler'in kişisel otoritesine, rejimin baskı aygıtına ve idamlara, Sovyet intikamı korkusuna, koşulsuz teslim talebinin pazarlık umudunu kaldırmasına ve komuta düzeninin işlemeye devam etmesine bağlar. Hitler'in vasiyetini, rejimin önderinin kendi sorumluluğunu inkâr ettiğinin ve halkından ölümüne direniş istediğinin belgesi olarak; teslim belgesini, bu direnişin bir hafta sonra koşulsuz teslimle sona erdiğinin ve yenilen tarafın dilinin bile resmî sayılmadığının kanıtı olarak; Stalin'in konuşmasını ise zaferin büyük bir bedelle kazanılmış ulusal bir başarı olarak anlatılışının ve bu anlatının sustuğu konuların örneği olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Kershaw'ın Almanların neden savaşmayı sürdürdüğünü açıklayan yaklaşımını, Bessel'in 1945'i toplumsal bir kırılma olarak gören yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Avrupa'da savaş sona erdiğinde, Asya'da ve Pasifik'te savaş sürüyordu. Japonya, Okinawa'dan sonra da teslim olmayı reddediyordu. Temmuz 1945'te Potsdam'da toplanan Müttefik önderleri, Japonya'ya koşulsuz teslim çağrısında bulundu; aynı günlerde Amerika Birleşik Devletleri, New Mexico çölünde yeni bir silahı ilk kez denedi. Bir sonraki derste, Ağustos 1945'te iki Japon kentine neden atom bombası atıldığını, bu kararın nasıl alındığını ve savaşın sona ermesinde ne rol oynadığını tartışacağız.