İçeriğe geç

Bölüm DT-131.15 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Hiroşima ve Nagazaki

DT-131 İkinci Dünya Savaşı

2.866 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1939–1945
Bölge
Doğu Asya · Kuzey Amerika
Tema
Savaş · Bilim
Kişiler
Harry S. Truman · J. Robert Oppenheimer · Leslie Groves · Henry Stimson · Hirohito · Suzuki Kantarō · Albert Einstein · Leó Szilárd · Gar Alperovitz · J. Samuel Walker · Tsuyoshi Hasegawa · John Hersey
Yerler
Hiroşima · Nagazaki · Los Alamos · Potsdam · Mançurya · Tokyo
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Atom bombasının geliştirilmesini, Japonya'ya yöneltilen teslim çağrısını, Ağustos 1945'te Hiroşima'ya ve Nagazaki'ye atılan bombaları, Sovyetler Birliği'nin savaşa girmesini ve Japonya'nın teslimini kronolojik olarak açıklayabileceksin.
  • Potsdam Bildirisi'ni, Japon imparatorunun savaşı bitirme fermanını ve İngiliz bilim heyetinin iki kenti inceledikten sonra yazdığı raporu karşılaştırarak, bombaların karar vericiler, yenilen devlet ve dışarıdan bakan uzmanlar tarafından nasıl anlatıldığını değerlendirebileceksin.
  • Atom bombalarının kullanılma nedenleri ve Japonya'nın teslimindeki rolü üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — çölde bir şafak

16 Temmuz 1945 sabahı, New Mexico çölünde, şafaktan önce, kimsenin daha önce görmediği bir ışık gökyüzünü aydınlattı. Bilim insanları, Trinity adını verdikleri ilk atom bombası denemesini yapmıştı. Projenin bilimsel yöneticisi J. Robert Oppenheimer ve meslektaşları, yıllardır üzerinde çalıştıkları silahın gerçekten işlediğini gördü. Sonuç, birkaç saat içinde, o sırada Almanya'nın Potsdam kentinde Churchill ve Stalin ile görüşen Amerika Başkanı Harry S. Truman'a şifreli bir mesajla iletildi. Üç hafta sonra bu silah, bir Japon kentinin üzerinde patladı. Bu ders, atom bombalarının neden ve nasıl kullanıldığını, Japonya'nın teslimindeki rolünü ve bu kararın neden bugün de tartışıldığını soruyor.

Bağlam — bir bilim yarışı

1938'de Berlin'de iki kimyacı, uranyum atomunun parçalanabildiğini, bölünme sırasında büyük bir enerjinin açığa çıktığını buldu. Bu keşif, Avrupa'dan kaçan bilim insanlarını derin bir kaygıya düşürdü: Almanya bu enerjiyle bir bomba yapabilirdi. Macaristan doğumlu fizikçi Leó Szilárd, Ağustos 1939'da Albert Einstein'ı Başkan Roosevelt'e bir mektup yazmaya ikna etti; mektup, yeni ve son derece güçlü bir bomba türünün mümkün olabileceği konusunda uyarıyordu.

Proje, New Mexico'daki Los Alamos'ta, Tennessee'de ve Washington eyaletinde kurulan dev tesislerde yürütüldü. 1945'in başında, bomba hazır olmak üzereyken, Almanya'nın böyle bir silaha sahip olmadığı anlaşılmıştı ve Almanya Mayıs'ta teslim oldu. Ama Japonya savaşı sürdürüyordu. Bilim insanlarının bir bölümü, bombanın önce ıssız bir yerde Japonların gözü önünde gösterilmesini, uyarı yapılmadan bir kente atılmamasını önerdi; bu öneriler, bombanın etkisinin sınırlı kalabileceği ve bir başarısızlığın Japonları cesaretlendireceği gerekçesiyle kabul edilmedi. Savaş Bakanı Henry Stimson, eski imparatorluk başkenti Kyoto'nun hedefler listesinden çıkarılmasını sağladı.

Gelişme — Potsdam'dan Hiroşima'ya

26 Temmuz 1945'te Amerika, İngiltere ve Çin, Potsdam'dan Japonya'ya bir bildiri yayımladı: Japonya hemen koşulsuz teslim olmazsa, «hızlı ve tam bir yıkımla» karşılaşacaktı. Bildiri, imparatorun konumu hakkında hiçbir şey söylemiyordu. Başbakan Suzuki Kantarō'nun hükümeti, bildiriyi yanıtlamayıp görmezden gelmeyi seçti; ordu, ana adalara yapılacak bir çıkarmaya karşı son bir büyük savaş vererek daha iyi koşullar elde etmeyi umuyordu. Japon yönetiminin bir bölümü ise Sovyetler Birliği'nin aracılığıyla bir barış elde etmeyi deniyordu; Moskova bu girişimlere yanıt vermiyordu.

6 Ağustos sabahı bir Amerikan bombardıman uçağı, Hiroşima'nın üzerine tek bir atom bombası attı. Kentin merkezi bir anda yok oldu. Yıl sonuna kadar yüz binden fazla insanın hayatını kaybettiği hesaplanır; ölenlerin büyük bölümü sivildi, aralarında zorla çalıştırılmak üzere getirilmiş binlerce Koreli de vardı. 8 Ağustos'ta Sovyetler Birliği Japonya'ya savaş ilan etti ve ertesi gün şafakta Sovyet ordusu Mançurya'ya girdi. 9 Ağustos'ta ikinci bir atom bombası Nagazaki'ye atıldı; yıl sonuna kadar orada da yetmiş bine yakın insan hayatını kaybetti.

Dönüş noktası — imparatorun kararı

9 Ağustos gecesi Tokyo'da, imparatorun huzurunda yapılan toplantıda Japon yöneticileri ikiye bölündü: bir kısmı, imparatorluk kurumunun korunması koşuluyla Potsdam Bildirisi'nin kabulünü istiyor, ordu bakanı ve genelkurmay başkanları ise daha fazla koşul öne sürülmesini, olmazsa savaşın sürdürülmesini savunuyordu. Toplantının sonunda imparator Hirohito, bildirinin kabulünden yana olduğunu açıkladı. Amerikan yanıtının imparatorun konumunu belirsiz bırakması yeni bir tartışmaya yol açtı; 14 Ağustos'ta imparator kararını yeniledi. O gece genç subayların bir grubu, imparatorun teslim konuşmasının kaydını ele geçirip yayını engellemek için bir darbe girişiminde bulundu; girişim başarısız oldu.

2 Eylül 1945'te Tokyo Körfezi'ndeki Amerikan zırhlısı Missouri'nin güvertesinde, Japon temsilcileri teslim belgesini imzaladı. İkinci Dünya Savaşı resmen sona ermişti.

Yaygın yanlış«Japonya yalnızca atom bombaları yüzünden teslim oldu.»
Doğrusu

Bombalar, Japon yöneticileri üzerinde büyük bir şok yarattı ve imparatorun kararında açıkça anıldı. Ama aynı günlerde Sovyetler Birliği'nin savaşa girmesi, Japon yönetiminin Moskova aracılığıyla bir uzlaşma elde etme umudunu yok etti ve Mançurya'daki ordunun hızla çökmesine yol açtı. Japonya'nın ekonomisi abluka ve bombardımanlar yüzünden zaten çökmek üzereydi. Tarihçiler, bu etkenlerin hangisinin ne ölçüde belirleyici olduğunu hâlâ tartışmaktadır; çoğu, teslimin birden fazla etkenin birleşmesiyle geldiğini kabul eder.

Cevap — bir savaşın sonu, bir çağın başı

Amerikan yönetimi atom bombalarını, Japonya'yı ana adalara yapılacak ve çok kanlı olacağı düşünülen bir çıkarmaya gerek kalmadan hızla teslim olmaya zorlamak için kullandı. Kararda başka etkenlerin de payı vardı: iki milyar doları aşan bir projenin sonuç vermesi beklentisi, savaşın Sovyetler Birliği Asya'da büyük bir rol üstlenmeden bitirilmesi isteği ve yıllardır kentlerin bombalanmasını olağanlaştırmış bir savaşın mantığı. Japonya, bombaların ve Sovyet saldırısının birlikte yarattığı şokla, imparatorun müdahalesiyle teslim oldu. Hiroşima ve Nagazaki, savaşın sonunu getirmenin yanı sıra, bir şehri tek bir silahla yok edebilen bir çağın başlangıcı oldu.

Bugünle bağ — Boğaz'da bir zırhlı

Japonya'nın teslim belgesinin imzalandığı zırhlı Missouri, birkaç ay sonra, Nisan 1946'da İstanbul'a geldi. Gemi, Washington'da görevdeyken ölen Türk büyükelçisi Münir Ertegün'ün naaşını Türkiye'ye getiriyordu. Ama ziyaretin bir de siyasi anlamı vardı: Sovyetler Birliği o sırada Türkiye'den Boğazlar'da üs ve Doğu Anadolu'da toprak istiyordu. Savaşın sonunu simgeleyen bu geminin Boğaz'a demirlemesi, Amerika'nın Türkiye'nin yanında durduğunun bir işareti olarak görüldü ve Ankara'nın savaş sonrası dünyada Batı'ya yönelmesinin ilk adımlarından biri oldu.

Birincil kaynak

26 Temmuz 1945 tarihli Potsdam Bildirisi'nden:

(6) There must be eliminated for all time the authority and influence of those who have deceived and misled the people of Japan into embarking on world conquest […]. (10) We do not intend that the Japanese shall be enslaved as a race or destroyed as a nation, but stern justice shall be meted out to all war criminals, including those who have visited cruelties upon our prisoners. […] (13) We call upon the Government of Japan to proclaim now the unconditional surrender of all the Japanese armed forces, and to provide proper and adequate assurances of their good faith in such action. The alternative for Japan is prompt and utter destruction.

Türkçesi: (6) Japon halkını aldatarak ve yanlış yola sürükleyerek dünyayı fethetmeye girişmesine yol açanların yetkisi ve etkisi sonsuza dek ortadan kaldırılmalıdır […]. (10) Japonları bir ırk olarak köleleştirmeyi ya da bir ulus olarak yok etmeyi amaçlamıyoruz; ama esirlerimize zulmedenler de dahil olmak üzere bütün savaş suçlularına sert bir adalet uygulanacaktır. […] (13) Japon Hükümeti'ni, bütün Japon silahlı kuvvetlerinin koşulsuz teslimini derhal ilan etmeye ve bu konudaki iyi niyetine dair uygun ve yeterli güvenceleri vermeye çağırıyoruz. Japonya için bunun dışındaki seçenek, hızlı ve tam bir yıkımdır.

Kaynak: Potsdam Bildirisi, 26 Temmuz 1945; Vikikaynak (İngilizce). Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Bildiri «hızlı ve tam bir yıkım»dan söz ediyor. Japon yöneticileri bu ifadeden yeni bir silahın varlığını çıkarabilir miydi?
  2. Bildiri, imparatorun geleceği hakkında hiçbir şey söylemiyor. Bu sessizlik, Japon yönetiminin bildiriyi kabul etmesini nasıl zorlaştırdı?
  3. 10. maddedeki «savaş suçlularına sert bir adalet» sözü, savaştan sonra nasıl uygulandı? Bir sonraki dersle ilişkilendir.

Tarihçiler Tartışıyor

  • Henry Stimson (1947) — Savaş Bakanı olarak kararın içinde yer alan Stimson, savaştan sonra yayımladığı bir makalede, bombaların, ana adalara yapılacak bir çıkarmada bir milyonu aşabilecek Amerikan kaybını önlemek ve savaşı hızla bitirmek için kullanıldığını savundu. Bu yazı, uzun yıllar Amerika'daki resmî anlatının temeli oldu.
  • Gar Alperovitz (1965) — Atomic Diplomacy adlı kitabında, Japonya'nın zaten teslim olmak üzere olduğunu, bombaların asıl amacının savaş sonrası dünyada Sovyetler Birliği'ne Amerikan gücünü göstermek olduğunu ileri sürdü; bu tez büyük tartışma yarattı ve pek çok tarihçi tarafından belgelerle desteklenmediği gerekçesiyle eleştirildi.
  • J. Samuel Walker (1997) — Prompt and Utter Destruction adlı kitabında, iki uç görüş arasında bir yol izledi; Amerikan yöneticilerinin bombayı kullanıp kullanmamayı ciddi biçimde tartışmadığını, bombayı savaşı bitirmenin doğal bir aracı olarak gördüklerini, ama bir milyon kayıp gibi rakamların sonradan abartıldığını savundu.
  • Tsuyoshi Hasegawa (2005) — Racing the Enemy adlı kitabında, Amerikan, Sovyet ve Japon belgelerini birlikte inceledi; Japonya'nın teslim kararında Sovyetler Birliği'nin savaşa girmesinin, atom bombalarından daha belirleyici olduğunu ileri sürdü.

Bu tarihçiler, iki ayrı soru üzerinde ayrılır: bombalar neden kullanıldı ve Japonya neden teslim oldu? Stimson ve Walker birinci soruyu Amerikan yönetiminin savaşı bitirme kaygısıyla yanıtlar, ama Walker Stimson'ın rakamlarını sorgular; Alperovitz ise gözü Sovyetler Birliği'ne çevirir. Hasegawa ikinci soruya yönelir ve Japon karar vericilerinin gözünde Moskova'nın savaşa girmesinin ağırlığını vurgular. Tartışma, belgeler açıldıkça değişmiştir ve bir askerî kararın ahlaki yargısından ayrılamaz.

Derine İn

Bombalardan sağ kurtulanlar, Japonca'da «bombadan etkilenmiş insanlar» anlamına gelen «hibakuşa» adıyla anıldı. Pek çoğu yıllarca radyasyonun etkileriyle, kanserle ve başka hastalıklarla yaşadı. Ama yalnızca hastalıkla değil, toplumsal dışlanmayla da karşılaştılar: hastalığın bulaşıcı olduğu ya da çocuklara geçeceği korkusu yüzünden pek çoğu iş bulmakta ve evlenmekte güçlük çekti. Hayatta kalanların bir bölümü, savaştan sonra tanıklıklarını anlatarak nükleer silahlara karşı mücadelenin önemli seslerinden biri oldu.

Bombaların etkileri hakkındaki bilgiler, savaştan sonra uzun süre sınırlı tutuldu. Japonya'yı işgal eden Amerikan yönetimi, bombaların etkilerine dair yayınları ve görüntüleri sansürledi. 1946'da gazeteci John Hersey'nin, Hiroşima'dan altı kişinin o günü ve sonrasını nasıl yaşadığını anlatan uzun yazısı yayımlandığında, Amerikan okurlarının pek çoğu bombanın insani boyutuyla ilk kez karşılaştı. Hersey'nin yazısı, savaş sonrası dönemde atom bombası tartışmasının seyrini değiştiren metinlerden biri oldu.

Hiroşima'nın ve Nagazaki'nin kurbanları yalnızca Japonlar değildi. İki kentte, Japonya'nın sömürgesi Kore'den zorla getirilmiş ya da çalışmak için gelmiş on binlerce Koreli yaşıyordu; bunların önemli bir bölümü bombalarda hayatını kaybetti ya da yaralandı. Savaştan sonra uzun yıllar, Koreli kurbanların varlığı Japon anma törenlerinde ve resmî anlatılarda geri planda kaldı. Hiroşima'da onlara adanmış bir anıt, ancak 1970'te dikilebildi; anıt, onlarca yıl barış parkının dışında kaldı.

Atom bombası, savaştan sonra dünyanın güç dengesini değiştirdi. Amerika'nın bu silaha tek başına sahip olduğu dönem kısa sürdü: Sovyetler Birliği, kendi casusluk ağlarının da yardımıyla, 1949'da ilk atom bombasını denedi. Böylece iki büyük güç arasında, onlarca yıl sürecek bir silahlanma yarışı başladı. Nükleer silahların yıkıcı gücü, bu iki gücün birbiriyle doğrudan savaşmasını engelleyen bir caydırıcılık düzeni de yarattı; ama dünyayı defalarca bir nükleer savaşın eşiğine getirdi.

Bombayı yapan bilim insanlarının bir bölümü, yaptıkları işin sonuçlarıyla derin bir vicdani hesaplaşmaya girdi. Oppenheimer, savaştan sonra nükleer silahların uluslararası denetime bağlanmasını savundu ve hidrojen bombasının geliştirilmesine karşı çıktı; bu tutumu, 1954'te güvenlik izninin elinden alınmasına yol açtı. Einstein, Roosevelt'e yazdığı mektubu hayatının en büyük hatalarından biri olarak gördüğünü söyledi. Bilim ile devlet gücü arasındaki ilişki, Manhattan Projesi'nden sonra hiçbir zaman eskisi gibi olmadı.

Hiroşima ve Nagazaki bugün barış ve nükleer silahsızlanma için birer anma yeri olarak bilinir. Her yıl 6 ve 9 Ağustos'ta yapılan törenlerde, nükleer silahların bir daha kullanılmaması çağrısı yinelenir. Ama bu anma, Japonya'da da tartışmalıdır: bazı eleştirmenler, Japonya'nın kendi kurbanlığını öne çıkarırken, Asya'da işgal ettiği ülkelerde yaşattığı acıları geri planda bıraktığını hatırlatır. Bir savaşın sonunun nasıl hatırlandığı, o savaşın bütününün nasıl hatırlandığından ayrılamaz.

Uzman Notu

Temel literatür

  • John Hersey, Hiroshima (New York: Knopf, 1946).
  • Gar Alperovitz, Atomic Diplomacy: Hiroshima and Potsdam (New York: Simon & Schuster, 1965).
  • Richard Rhodes, The Making of the Atomic Bomb (New York: Simon & Schuster, 1986).
  • J. Samuel Walker, Prompt and Utter Destruction: Truman and the Use of Atomic Bombs against Japan (Chapel Hill: University of North Carolina Press, 1997).
  • Richard B. Frank, Downfall: The End of the Imperial Japanese Empire (New York: Random House, 1999).
  • Tsuyoshi Hasegawa, Racing the Enemy: Stalin, Truman, and the Surrender of Japan (Cambridge: Harvard University Press, 2005).

Arşiv ve kaynak

Atom bombalarının kaynakları arasında Manhattan Projesi'nin belgeleri, Amerikan yönetiminin karar toplantılarının kayıtları, Japon imparatorluk toplantılarının ve hükümetinin belgeleri, çözülen Japon diplomatik yazışmaları, Amerikan ve İngiliz inceleme heyetlerinin raporları, hayatta kalanların tanıklıkları ve savaş sonrası tıbbi araştırmalar vardır. Potsdam Bildirisi'ne İngilizce, imparatorun fermanına Japonca Vikikaynak'tan; İngiliz heyetinin raporuna Internet Archive'dan ulaşılabilir.

Açık sorular

  • Atom bombası önce ıssız bir yerde gösterilseydi, Japonya teslim olur muydu?
  • Japonya'nın teslim kararında bombalar mı, Sovyetler Birliği'nin savaşa girmesi mi daha belirleyiciydi?
  • Sivillerin bulunduğu kentlere atılan atom bombaları, savaş hukuku açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) İlk atom bombası denemesinin adı nedir? A) Manhattan B) Overlord C) Trinity D) Uranüs
  2. (Hedef 1) Sovyetler Birliği Japonya'ya hangi tarihte savaş ilan etti? A) 8 Ağustos 1945 B) 6 Ağustos 1945 C) 15 Ağustos 1945 D) 2 Eylül 1945
  3. (Hedef 2) Potsdam Bildirisi, Japonya teslim olmazsa onu neyin beklediğini söylüyordu? A) Ekonomik abluka B) Hızlı ve tam bir yıkım C) Sovyet işgali D) Uluslararası yargılama
  4. (Hedef 2) İmparatorun savaşı bitirme fermanı, savaşın sona erdirilmesinin gerekçesi olarak hangi gelişmeyi açıkça anar? A) Sovyetler Birliği'nin savaşa girmesini B) Okinawa'nın kaybını C) Almanya'nın teslimini D) Düşmanın yeni ve acımasız bir bomba kullanmasını
  5. (Hedef 3) Japonya'nın tesliminde Sovyetler Birliği'nin savaşa girmesinin atom bombalarından daha belirleyici olduğunu savunan tarihçi kimdir? A) Tsuyoshi Hasegawa B) Gar Alperovitz C) J. Samuel Walker D) Henry Stimson

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Atom bombaları neden kullanıldı ve Japonya'nın teslimindeki rolleri neydi? Cevabında Potsdam Bildirisi'ni, imparatorun fermanını ve İngiliz heyetinin raporunu kullan; Walker ile Hasegawa'nın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Trinity.
  2. A — 8 Ağustos 1945.
  3. B — Hızlı ve tam bir yıkım.
  4. D — Düşmanın yeni ve acımasız bir bomba kullanmasını.
  5. A — Tsuyoshi Hasegawa.

Kapsamlı bir cevap, atom bombalarının Amerikan yönetimince Japonya'yı ana adalara yapılacak kanlı bir çıkarmaya gerek kalmadan hızla teslim olmaya zorlamak için kullanıldığını; projenin büyüklüğünün, savaşın Sovyet katılımı genişlemeden bitirilmesi isteğinin ve kentlerin bombalanmasını olağanlaştırmış bir savaş mantığının da kararda payı olduğunu; Japonya'nın tesliminin ise bombaların, Sovyetler Birliği'nin savaşa girmesinin ve imparatorun müdahalesinin birleşmesiyle geldiğini açıklar. Potsdam Bildirisi'ni, Japonya'ya yöneltilen ve imparatorun konumunu belirsiz bırakan teslim çağrısının belgesi olarak; imparatorun fermanını, yenilen devletin teslimi bombaya dayandırırken Sovyet etkenini ve kendi sorumluluğunu sustuğu bir anlatı olarak; İngiliz heyetinin raporunu ise bombanın dışarıdan, teknik ve sivil savunma bakışıyla nasıl incelendiğinin örneği olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Walker'ın bombanın Amerikan yöneticilerince savaşı bitirmenin doğal aracı olarak görüldüğünü savunan yaklaşımını, Hasegawa'nın Sovyet etkenini öne çıkaran yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Potsdam Bildirisi, savaş suçlularına «sert bir adalet» uygulanacağını söylüyordu. Savaştan sonra Müttefikler, Nürnberg'de Nazi Almanyası'nın, Tokyo'da imparatorluk Japonyası'nın önde gelenlerini uluslararası mahkemeler önüne çıkardı. Bu yargılamalarda ilk kez «barışa karşı suçlar» ve «insanlığa karşı suçlar» gibi kavramlar kullanıldı. Bir sonraki ve bu kursun son dersinde, bu mahkemelerin kimi, neden ve hangi hukukla yargıladığını, «galiplerin adaleti» eleştirisinin ne kadar haklı olduğunu ve bu yargılamaların bugünkü uluslararası hukuka ne bıraktığını tartışacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: şafak öncesi, çölde tek başına duran yüksek bir kule silüeti ve uzaktaki bir sığınakta bekleyen yüzsüz silüetler.
  • 1:10–2:50 Bağlam: bir masa üzerinde mektup kâğıdı ve dolma kalem; ardından çölde sıralanmış ahşap laboratuvar barakaları.
  • 2:50–4:40 Gelişme: bir konferans salonunda uzun bir masa ve bayraklar; bir harita üzerinde Japonya'nın adaları.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: bir evde radyonun başında diz çökmüş, başlarını eğmiş aile silüetleri; ardından bir körfezde demirli büyük bir gemi silüeti.
  • 6:50–9:00 Kapanış: sakin bir ırmak kıyısında yüzen kâğıt fenerler ve bir anıt; ardından bir boğazda demirlemiş gri bir zırhlı silüeti.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.