Öğrenme hedefleri
- 1945–1947 arasında savaşta müttefik olan Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkilerin nasıl bozulduğunu; Polonya, İran ve Boğazlar gibi ilk anlaşmazlık konularını ve iki tarafın birbirini nasıl algılamaya başladığını açıklayabileceksin.
- Kennan'ın Moskova'dan gönderdiği Uzun Telgraf'ı, Sovyetlerin 1946 Boğazlar notasını ve Amerika'nın yanıtını ve Amerikan hükümetinin Polonya seçimleri üzerine notasını karşılaştırarak, iki tarafın güvenlik kaygılarını ve suçlamalarını değerlendirebileceksin.
- Soğuk Savaş'ın sorumluluğunu farklı taraflara yükleyen tarih okullarını tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — Elbe kıyısında bir tokalaşma
25 Nisan 1945'te, Almanya'nın ortasında, Elbe ırmağı üzerindeki Torgau kasabasında, Amerikan ve Sovyet askerleri ilk kez karşılaştı. Askerler kucaklaştı, birbirlerine sigara ve içki ikram etti, fotoğraf çektirdi; iki ülkenin gazeteleri bu buluşmayı, ortak düşmana karşı kazanılan zaferin simgesi olarak yayımladı. İki yıl sonra aynı iki ülke, birbirini dünya barışına yönelik başlıca tehdit olarak görüyordu. Avrupa'nın ortasından bir sınır geçiyor, iki taraf birbirine karşı ittifaklar kuruyor, silahlanıyor ve propagandaya yöneliyordu. Bu dönem, iki büyük gücün doğrudan savaşmadan, ama her alanda yarışarak geçirdiği kırk yılın başlangıcıydı. Bu ders, savaşın en büyük ittifakının neden bu kadar kısa sürede bir düşmanlığa dönüştüğünü soruyor.
Bağlam — zor bir ittifak
Savaş ittifakı, baştan beri ortak bir düşmana karşı kurulmuş bir zorunluluk ortaklığıydı. Sovyetler Birliği, sermayeyi devlete veren, tek partili bir rejimle yönetiliyor ve kendini dünya devriminin merkezi olarak görüyordu; Amerika ve İngiltere ise çok partili seçimlere ve piyasa ekonomisine dayanıyordu. İki taraf arasındaki güvensizlik de eskiydi: Batılı devletler, 1918'de Rus iç savaşına asker göndermişti; Sovyetler Birliği ise 1939'da Almanya ile pakt imzalamıştı. Savaş sırasında Josif Stalin, «ikinci cephe»nin geç açılmasını, Batılı güçlerin Sovyet kanının dökülmesini beklemesi olarak yorumlamıştı.
Savaşın sonunda Sovyetler Birliği, yirmi milyonu aşkın insanını kaybetmiş, batı bölgeleri yıkılmış, ama ordusu Berlin'e ve Orta Avrupa'nın içlerine kadar ilerlemişti. Stalin'in başlıca hedefi, Sovyetler Birliği'nin bir daha batıdan saldırıya uğramamasıydı; bunun için batı sınırında kendisine dost, yani Moskova'ya bağlı hükümetler istiyordu. Amerika ise savaştan dünyanın en güçlü ekonomisi ve atom bombasının tek sahibi olarak çıkmıştı; açık ticarete, serbest seçimlere ve yeni kurulan Birleşmiş Milletler'e dayanan bir dünya düzeni kurmayı amaçlıyordu.
Gelişme — Polonya, İran, Boğazlar
İlk ve en derin anlaşmazlık Polonya üzerindeydi. Şubat 1945'te Yalta'da büyük güçler, Polonya'da «özgür ve engelsiz seçimler» yapılmasında anlaşmıştı. Ama Sovyet yönetimi, Polonya'da kendi kurduğu hükümeti destekledi ve Londra'daki sürgün hükümetine bağlı yöneticileri tutuklattı. Nisan 1945'te başkan olan Harry S. Truman, Moskova'nın dışişlerini yöneten Vyaçeslav Molotov ile ilk görüşmesinde Sovyetleri Yalta kararlarını çiğnemekle sert biçimde suçladı. Bulgaristan'da ve Romanya'da da Sovyet desteğindeki komünistler iktidarı ele geçirmeye başladı.
Anlaşmazlıklar Avrupa'nın dışına da taştı. Savaş sırasında İran'ın kuzeyine giren Sovyet birlikleri, Mart 1946'da çekilmeleri gereken tarihte çekilmedi; bölgede Sovyet desteğiyle özerk bir yönetim kuruldu; Tahran'daki hükümet ise sorunu uluslararası kamuoyuna taşıdı. İran sorunu, yeni kurulan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin önüne gelen ilk büyük anlaşmazlık oldu; Amerikan ve İngiliz baskısı ve İran hükümetinin verdiği petrol sözleriyle Sovyet birlikleri Mayıs 1946'da çekildi.
Dönüş noktası — 1946: iki tarafın birbirini okuması
1946'nın ilk aylarında iki taraf, birbirini artık köklü bir düşman olarak görmeye başladı. Şubat'ta Stalin, Moskova'da yaptığı bir seçim konuşmasında, savaşların kapitalist sistemin içindeki çelişkilerden doğduğunu ve bu sistem varlığını sürdürdükçe tehlikenin ortadan kalkmayacağını söyledi; Sovyet halkından yeni beş yıllık planlarla ağır sanayiye ağırlık vermesini istedi. Bu konuşma Washington'da bir savaş ilanı gibi okundu. Birkaç gün sonra Moskova'daki Amerikan büyükelçiliğinde görevli diplomat George F. Kennan, Sovyet politikasını açıklayan uzun bir telgraf gönderdi.
Mart 1946'da, artık başbakan olmayan Winston Churchill, Amerika'nın Missouri eyaletindeki Fulton kasabasında, Başkan Truman'ın da bulunduğu bir konuşmada, Baltık'taki Stettin'den Adriyatik'teki Trieste'ye kadar kıtanın üzerine bir «demir perde» indiğini söyledi; perdenin ardındaki başkentlerin Moskova'nın giderek artan denetimi altında olduğunu ileri sürdü. Stalin, bu konuşmayı savaş çağrısı olarak niteledi.
Yaygın yanlış«Soğuk Savaş, 1945'te kimsenin beklemediği ani bir kopuşla başladı.»
Soğuk Savaş'ı tek bir olay başlatmadı. Güvensizlik, ittifakın kendisinden önce de vardı; anlaşmazlıklar, savaş sürerken Polonya üzerinde başladı. 1945–1947 arasındaki birçok olay, Polonya'daki seçimler, İran'daki bunalım, Boğazlar notası, atom bombasının denetimi, Almanya'nın geleceği, birbirini besleyerek güvensizliği derinleştirdi. Her iki taraf da kendi adımlarını savunma, öbür tarafınkileri saldırganlık olarak yorumladı.
Cevap — birbirini besleyen korkular
Müttefikler düşman oldu, çünkü savaşı kazanmalarını sağlayan ortak düşman ortadan kalkınca, aralarındaki derin farklar ortaya çıktı. Sovyetler Birliği, batıdan gelecek yeni bir saldırıya karşı Doğu Avrupa'da kendisine bağlı bir güvenlik kuşağı kurmak istiyordu; Amerika ve İngiltere bunu, özgür seçim sözlerinin çiğnenmesi ve bir yayılmacılık olarak gördü. Amerika'nın atom bombası tekeli ve ekonomik gücü ise Moskova'da tehdit olarak algılandı. İki tarafın ideolojileri, birbirlerinin her adımını en kötü niyetle yorumlamalarına yol açtı. 1947'ye gelindiğinde, Amerikan yönetimi Sovyet yayılmasını «çevrelemek» için açık bir politika benimsemeye hazırdı.
Bugünle bağ — Kars ve Ardahan
Soğuk Savaş'ın ilk gerginliklerinden biri doğrudan Türkiye'yi hedef aldı. Haziran 1945'te Molotov, Moskova'daki Türk büyükelçisi Selim Sarper'e, yeni bir dostluk antlaşması için Sovyetler Birliği'nin koşullarını bildirdi: Kars ve Ardahan bölgelerinin Sovyetler Birliği'ne bırakılması ve Boğazlar'da Sovyet üsleri. Türkiye bu talepleri reddetti; 1946'daki Boğazlar notası da aynı baskının parçasıydı. Bu baskı, Türkiye'yi Amerika'ya ve Batı ittifakına yöneltti. Sovyetler Birliği, Stalin'in ölümünden sonra, Mayıs 1953'te yayımladığı bir notayla Türkiye'den toprak talebi olmadığını açıkladı; ama o tarihe gelindiğinde Ankara'nın yönü çoktan Batı'ya dönmüştü.
Birincil kaynak
George F. Kennan'ın 22 Şubat 1946'da Moskova'dan gönderdiği telgraftan:
At bottom of Kremlin's neurotic view of world affairs is traditional and instinctive Russian sense of insecurity. […] Soviet power, unlike that of Hitlerite Germany, is neither schematic nor adventuristic. It does not work by fixed plans. It does not take unnecessary risks. Impervious to logic of reason, and it is highly sensitive to logic of force. For this reason it can easily withdraw—and usually does—when strong resistance is encountered at any point. […] After all, the greatest danger that can befall us in coping with this problem of Soviet communism, is that we shall allow ourselves to become like those with whom we are coping.
Türkçesi: Kremlin'in dünya işlerine bakışındaki saplantılı tutumun temelinde, geleneksel ve içgüdüsel bir Rus güvensizlik duygusu yatar. […] Sovyet gücü, Hitler Almanyası'nınkinden farklı olarak, ne şemaya bağlıdır ne de maceracıdır. Sabit planlarla çalışmaz. Gereksiz riskler almaz. Aklın mantığına kapalı, gücün mantığına ise son derece duyarlıdır. Bu yüzden herhangi bir noktada güçlü bir direnişle karşılaştığında kolayca geri çekilebilir ve genellikle de çekilir. […] Sonuçta, Sovyet komünizmi sorunuyla uğraşırken başımıza gelebilecek en büyük tehlike, uğraştığımız kişilere benzemeye kendimizi bırakmamızdır.
Kaynak: George F. Kennan, Moskova'dan Dışişleri Bakanlığı'na telgraf, 22 Şubat 1946; Vikikaynak (İngilizce). Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Kennan, Sovyet dış politikasının kökenini neye bağlıyor? Bu açıklama ideolojiye mi, tarihe mi dayanıyor?
- «Gücün mantığına duyarlı» bir rakibe karşı Kennan nasıl bir politika öneriyor? Bu öneri savaşı mı, yoksa sabırlı bir direnişi mi gerektiriyor?
- Telgrafın son cümlesi, Amerikan toplumuna nasıl bir uyarıda bulunuyor? Bu uyarı Soğuk Savaş yıllarında nasıl sınandı?
Tarihçiler Tartışıyor
- William Appleman Williams (1959) — The Tragedy of American Diplomacy adlı kitabında, Soğuk Savaş'ın asıl nedeninin Amerika'nın dünya pazarlarını açık tutma isteği, yani bir «açık kapı» yayılmacılığı olduğunu savundu; Sovyet politikasını büyük ölçüde savunmacı olarak gördü. Bu görüş, «revizyonist» okul olarak anıldı.
- John Lewis Gaddis (1972) — İlk kitabında, Soğuk Savaş'ın sorumluluğunu iki tarafa da paylaştıran, iki ülkenin iç siyasetinin ve karşılıklı yanlış algıların rolünü vurgulayan bir yaklaşım geliştirdi; Sovyet arşivlerinin kısmen açılmasından sonra yazdığı çalışmalarda ise Stalin'in kişiliğinin ve ideolojisinin sorumluluğuna daha fazla ağırlık verdi.
- Melvyn Leffler (1992) — A Preponderance of Power adlı kitabında, Amerikan yöneticilerinin Sovyetler Birliği'nin hemen bir saldırı yapacağından değil, savaştan sonraki yoksulluk ve karışıklık ortamında Avrupa'nın ve Asya'nın kaynaklarının komünistlerin eline geçmesinden korktuğunu; bu yüzden geniş bir güvenlik anlayışıyla hareket ettiklerini savundu.
- Vladislav Zubok (1996) — Konstantin Pleşakov ile birlikte, Sovyet arşivlerine dayanarak, Stalin'in hem devrimci bir ideolojiyle hem de geleneksel bir Rus güvenlik anlayışıyla hareket ettiğini; Batı ile uzun süreli bir çatışmayı istemese de Doğu Avrupa'da tam denetimden vazgeçmeyi düşünmediğini gösterdi.
Bu tarihçiler, Soğuk Savaş'ın sorumluluğu sorusuna farklı yanıtlar verir. Williams Amerikan ekonomik yayılmasını, Gaddis'in sonraki çalışmaları ise Stalin'i öne çıkarır. Leffler, Amerikan politikasının ardındaki güvenlik kaygılarını, Zubok ise Sovyet tarafındaki ideoloji ile güvenlik arayışının iç içe geçişini anlatır. Sovyet arşivlerinin 1990'larda kısmen açılması tartışmayı değiştirdi; ama tek bir tarafı tamamen suçlayan açıklamalar, çoğu tarihçi tarafından artık yetersiz bulunur.
Derine İn
Atom bombası, savaş sonrası güvensizliğin önemli kaynaklarından biriydi. Amerika, bombanın sırrını Sovyetler Birliği ile paylaşmadı; 1946'da Birleşmiş Milletler'e sunduğu atom enerjisinin uluslararası denetimine ilişkin plan, Amerika'nın tekelini, denetim sistemi kurulana kadar sürdürmeyi öngörüyordu. Sovyetler bu planı reddetti ve kendi bombasını yapmak için büyük bir çaba başlattı. Stalin, Amerika'nın atom tekelini bir şantaj aracı olarak görüyordu; Amerikan yöneticilerinin bir bölümü de tekelin Sovyetlere karşı bir koz olacağını düşünüyordu.
Almanya'nın geleceği de iki tarafı karşı karşıya getirdi. Potsdam'da Almanya'nın dört işgal bölgesine ayrılması ve tek bir ekonomik bütün olarak yönetilmesi kararlaştırılmıştı. Ama Sovyetler Birliği, savaş tazminatı olarak kendi bölgesindeki fabrikaları söküp götürürken, Batılı güçler Almanya'nın ekonomisinin yeniden canlanmasını Avrupa'nın toparlanması için gerekli görüyordu. 1946'nın sonunda Amerikan ve İngiliz işgal bölgeleri ekonomik olarak birleştirildi; Almanya'nın bölünmesi fiilen başlamıştı.
Sovyet tarafının algısını gösteren belgeler de vardır. Eylül 1946'da Sovyetler Birliği'nin Washington büyükelçisi Nikolay Novikov, Moskova'ya gönderdiği bir raporda, Amerikan dış politikasının dünya egemenliğini hedeflediğini, Amerika'nın askerî üsler ağı kurduğunu ve Sovyetler Birliği'ne karşı bir savaşa hazırlandığını ileri sürdü. Bu rapor, Kennan'ın telgrafının bir tür ayna görüntüsüydü: her iki diplomat da öbür tarafı yayılmacı ve tehlikeli, kendi tarafını ise savunmacı olarak görüyordu. Bu karşılıklı algı, Soğuk Savaş'ın tarihçilerin «güvenlik ikilemi» dediği bir döngüye girmesine yol açtı: bir tarafın kendini korumak için attığı her adım, öbür tarafın gözünde bir tehdit olarak görünüyordu.
Avrupa'nın içindeki gelişmeler de bu süreci hızlandırdı. Fransa'da ve İtalya'da güçlü komünist partileri vardı ve savaştan sonraki ilk hükümetlerde yer almıştı. Yunanistan'da komünistlerle hükümet arasında bir iç savaş sürüyordu. Avrupa'nın ekonomisi çökmüş durumdaydı; 1946–1947 kışı, yüzyılın en sert kışlarından biriydi ve kıtlık ile yakıt sıkıntısı yaygındı. Amerikan yöneticileri, bu yoksulluk ortamının komünist partilerin seçimle iktidara gelmesine yol açabileceğinden korkuyordu. Bu korku, bir sonraki adımların, Amerikan ekonomik yardımının ve askerî desteğinin zeminini hazırladı.
Doğu Avrupa'da ise Sovyet denetimi adım adım kuruldu. Savaştan hemen sonra pek çok ülkede komünistlerin de yer aldığı koalisyon hükümetleri vardı; ama komünistler, Sovyet desteğiyle içişleri bakanlıklarını, polisi ve orduyu ele geçirdi. Muhalefet partileri baskı altına alındı, önderleri tutuklandı ya da ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. 1948'e gelindiğinde, Polonya'dan Bulgaristan'a kadar bütün bölgede tek parti yönetimleri kurulmuştu. Bu süreç, Batı'da Sovyet niyetlerine dair en kötü tahminleri doğrular gibi görünüyordu.
Soğuk Savaş'ın başlangıcının tarihi, belgelerin açılmasıyla defalarca yeniden yazıldı. 1950'lerde Amerikan tarihçilerinin çoğu sorumluluğu Sovyetler Birliği'ne yükledi; Vietnam Savaşı yıllarında revizyonistler Amerikan politikasını sorguladı; 1990'larda Sovyet arşivlerinin bir bölümü açılınca tartışma yeni bir evreye girdi. Tarihçi Bruce Kuniholm ise dikkati Avrupa'nın dışına, İran'a, Türkiye'ye ve Yunanistan'a çevirerek, Soğuk Savaş'ın ilk sınavlarının bu «kuzey kuşağı»nda verildiğini gösterdi. Bu, tarihsel yorumların yalnızca belgelere değil, tarihçilerin içinde yaşadığı dönemin sorularına da bağlı olduğunu gösteren güçlü bir örnektir.
Uzman Notu
Temel literatür
- William Appleman Williams, The Tragedy of American Diplomacy (Cleveland: World Publishing, 1959).
- John Lewis Gaddis, The United States and the Origins of the Cold War, 1941–1947 (New York: Columbia University Press, 1972).
- Bruce R. Kuniholm, The Origins of the Cold War in the Near East: Great Power Conflict and Diplomacy in Iran, Turkey, and Greece (Princeton: Princeton University Press, 1980).
- Melvyn P. Leffler, A Preponderance of Power: National Security, the Truman Administration, and the Cold War (Stanford: Stanford University Press, 1992).
- Vladislav Zubok ve Constantine Pleshakov, Inside the Kremlin's Cold War: From Stalin to Khrushchev (Cambridge: Harvard University Press, 1996).
- John Lewis Gaddis, We Now Know: Rethinking Cold War History (Oxford: Clarendon Press, 1997).
Arşiv ve kaynak
Soğuk Savaş'ın başlangıcının kaynakları arasında Amerikan, İngiliz ve 1990'larda kısmen açılan Sovyet diplomatik arşivleri, büyükelçilerin raporları, konferans tutanakları, önderlerin konuşmaları, hükümetlerin yayımladığı resmî bültenler ve Doğu Avrupa ülkelerinin arşivleri vardır. Kennan'ın telgrafı İngilizce Vikikaynak'ta; Boğazlar ve Polonya notalarını yayımlayan Amerikan Dışişleri Bakanlığı bülteni Internet Archive'da bulunur.
Açık sorular
- Stalin Doğu Avrupa'da serbest seçimlere izin verseydi, Soğuk Savaş önlenebilir miydi?
- Amerika'nın atom bombası tekeli, Sovyet politikasını nasıl etkiledi?
- Soğuk Savaş'ın asıl nedeni ideoloji miydi, yoksa büyük güçlerin geleneksel güvenlik kaygıları mı?
Mini sınav
- (Hedef 1) Savaş sonrası Amerika ile Sovyetler Birliği arasındaki ilk ve en derin anlaşmazlık hangi ülkenin geleceği üzerineydi? A) İspanya B) Polonya C) İsveç D) Portekiz
- (Hedef 1) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin önüne gelen ilk büyük anlaşmazlık hangi ülkeyle ilgiliydi? A) Yunanistan B) Almanya C) İran D) Kore
- (Hedef 2) Sovyetlerin 7 Ağustos 1946 notasının Amerika'nın kesinlikle karşı çıktığı önerisi hangisiydi? A) Boğazlar'ın ticaret gemilerine açık olması B) Karadeniz devletlerinin savaş gemilerinin geçebilmesi C) Montrö'nün değiştirilmesi D) Boğazlar'ın Türkiye ile Sovyetler Birliği tarafından ortaklaşa savunulması
- (Hedef 2) Kennan'a göre Sovyet gücü neye karşı son derece duyarlıdır? A) Gücün mantığına B) Aklın mantığına C) Kamuoyuna D) Uluslararası hukuka
- (Hedef 3) Soğuk Savaş'ın asıl nedenini Amerika'nın «açık kapı» ekonomik yayılmacılığına bağlayan tarihçi kimdir? A) John Lewis Gaddis B) Melvyn Leffler C) William Appleman Williams D) Vladislav Zubok
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Savaşta müttefik olan Amerika ile Sovyetler Birliği neden kısa sürede düşman oldu ve bunun sorumluluğu kimdeydi? Cevabında Kennan'ın telgrafını, Boğazlar üzerine yazışmayı ve Polonya notasını kullan; Williams ile Gaddis'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Polonya.
- C — İran.
- D — Boğazlar'ın Türkiye ile Sovyetler Birliği tarafından ortaklaşa savunulması.
- A — Gücün mantığına.
- C — William Appleman Williams.
Kapsamlı bir cevap, ortak düşmanın ortadan kalkmasıyla iki taraf arasındaki ideolojik, siyasi ve ekonomik farkların ortaya çıktığını; Sovyetler Birliği'nin Doğu Avrupa'da bir güvenlik kuşağı kurma isteğinin Batı'da yayılmacılık olarak, Amerika'nın atom tekelinin ve ekonomik gücünün Moskova'da tehdit olarak algılandığını; iki tarafın birbirinin adımlarını en kötü niyetle yorumlamasıyla güvensizliğin bir döngüye dönüştüğünü açıklar. Kennan'ın telgrafını, Amerikan yönetiminin Sovyet politikasını nasıl okuduğunun ve çevreleme düşüncesinin kaynağının belgesi olarak; Boğazlar yazışmasını, Sovyetlerin güvenlik taleplerinin ve Amerika'nın bunlara karşı çıkışının Türkiye üzerindeki somut bir örneği olarak; Polonya notasını ise Yalta'daki sözlerin çiğnendiği suçlamasının ve iki tarafın nüfuz alanları konusundaki çelişkisinin örneği olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Williams'ın Amerikan ekonomik yayılmasını öne çıkaran yaklaşımını, Gaddis'in Stalin'in sorumluluğunu vurgulayan sonraki yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Polonya'daki seçim sözleri, Almanya'nın işgal bölgeleri ve Boğazlar üzerine tartışmalar, aslında 1945'in iki büyük konferansında verilen kararlara dayanıyordu. Şubat'ta Kırım'daki Yalta'da ve Temmuz'da Berlin'in yakınındaki Potsdam'da toplanan büyük güçlerin önderleri, savaş sonrası dünyanın haritasını çizmeye çalıştı. Bir sonraki derste, bu iki konferansta neyin kararlaştırıldığını, Doğu Avrupa'nın gerçekten Yalta'da mı «bırakıldığını» ve konferans masasındaki uzlaşmaların neden kısa sürede çöktüğünü tartışacağız.