İçeriğe geç

Bölüm TT-115.08 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Çanakkale Savaşları

TT-115 Osmanlı VI: Son Yıllar (1908–1918)

2.585 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1915–1916
Bölge
Balkanlar · Akdeniz
Kişiler
Mustafa Kemal · Liman von Sanders · Ian Hamilton · William Birdwood · Winston Churchill · Şükrü Kaya · Edward Erickson · Robin Prior · Mesut Uyar
Yerler
Çanakkale Boğazı · Gelibolu Yarımadası · Arıburnu · Seddülbahir · Conkbayırı · Anafartalar
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1915 Çanakkale harekâtının deniz ve kara evrelerini, 18 Mart'tan tahliyeye kadar, iki tarafın kaynaklarına dayanarak sıralayabileceksin.
  • Osmanlı savunmasının başarısını tek bir komutana ya da tek bir güne bağlamadan, hazırlık, coğrafya, komuta ve askerlerin direnci gibi etkenlerle açıklayabileceksin.
  • Çanakkale'nin Türk, Avustralya ve Yeni Zelanda hafızasındaki yerini ve bu hafızada dolaşan bazı sözlerin kaynak sorunlarını değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — gece yarısı bir not

26 Nisan 1915 gecesi, saat on ikiyi beş geçe, Akdeniz Seferî Kuvvetleri komutanı İngiliz general Ian Hamilton, Queen Elizabeth zırhlısındaki kamarasında kurmay başkanının sarsmasıyla uyandı. Amiralin yemek salonunda subaylar onu bekliyordu. Önüne bir not kondu. Arıburnu'na çıkan Avustralya ve Yeni Zelanda kolordusunun komutanı General William Birdwood, tümen komutanlarının askerlerinin şarapnel ateşi altında moralinin çöktüğünü söylediğini bildiriyordu. Sabah yeniden bombardıman başlarsa bir felaket yaşanabilirdi. Birlikler geri çekilecekse, bu hemen yapılmalıydı.

Hamilton bir süre sessiz kaldı, amirale askerleri yeniden gemilere bindirmenin ne kadar süreceğini sordu. Sonra Birdwood'a, geri çekilmenin söz konusu olmadığını, askerlerin olduğu yere gömülüp dayanması gerektiğini yazdı. Notuna bir de dipnot ekledi: zor olan kısmı atlatmışlardı, artık yapmaları gereken tek şey kazmak, kazmak, kazmaktı. Bu gece yarısı kararı, sekiz ay sürecek bir siper savaşının başlangıcıydı. Bu bölüm, Çanakkale'de 1915 yılında ne olduğunu ve bu savaşın nasıl bu kadar güçlü bir hafıza konusuna dönüştüğünü soruyor.

Bağlam — boğazın anahtarı

Birinci Dünya Savaşı'nın ilk aylarında Batı Cephesi siperlerde tıkanmıştı. İngiltere'de Deniz Kuvvetleri Bakanı Winston Churchill başta olmak üzere bazı siyasetçiler, bu tıkanıklığı aşmak için başka bir cephe arıyordu. Osmanlı Devleti, Kasım 1914'te Almanya'nın yanında savaşa girmiş, boğazları İtilaf gemilerine kapatmıştı; bu, Rusya'nın dünya ticaretiyle ve müttefikleriyle en önemli deniz bağlantısının kesilmesi demekti. Çanakkale Boğazı'nı donanmayla geçip İstanbul'u tehdit etmek, Osmanlı Devleti'ni savaş dışına itmek ve müttefik Rusya'ya Karadeniz yoluyla yardım ulaştırmak cazip bir plan gibi görünüyordu.

Osmanlı tarafında boğazın savunması, kıyı tabyaları, seyyar toplar ve boğaz boyunca döşenmiş mayın hatlarına dayanıyordu. Şubat ve Mart 1915'te İngiliz ve Fransız gemileri tabyaları bombaladı, mayın tarama gemileri boğazı temizlemeye çalıştı. Ama seyyar topçunun ateşi altında mayın taramak son derece zordu. Mayın tarama işini yapan sivil balıkçı teknelerinin mürettebatı, gece projektörlerle aydınlatılan sularda top ateşine maruz kalınca çoğu zaman geri çekiliyordu. Boğazın savunması, tek tek tabyalardan çok, mayın, top ve projektörün birbirini tamamlayan bir sistem olarak çalışmasına dayanıyordu.

Gelişme — 18 Mart ve 25 Nisan

18 Mart 1915'te İtilaf donanması büyük bir saldırıyla boğazı geçmeye çalıştı. Birkaç gün önce, Nusret mayın gemisi, Erenköy koyunda, müttefik gemilerin manevra yaptığı ama taranmamış bir alana gece gizlice yeni bir mayın hattı döşemişti. Saldırı sırasında Fransız zırhlısı Bouvet bu mayınlardan birine çarparak birkaç dakika içinde battı. Ardından İngiliz zırhlıları Irresistible ve Ocean da mayınlara çarparak battı; başka gemiler ağır hasar gördü. Donanma geri çekildi. Boğaz, denizden geçilemeyeceğini göstermişti. Osmanlı tarafında da tabyaların cephanesi azalmıştı ve bazı tarihçiler, saldırı ertesi gün sürdürülseydi sonucun farklı olabileceğini tartışır; ama bu, İtilaf komutanlarının o gün bilemediği bir şeydi. Onlar için mayın tehlikesi, donanmanın geri kalanını riske atmayı göze alamayacakları kadar büyüktü.

Bundan sonra İtilaf komutanları, boğazı kontrol eden tepeleri karadan ele geçirmeye karar verdi. 25 Nisan 1915 sabahı, Gelibolu Yarımadası'nın güney ucundaki Seddülbahir'e İngiliz birlikleri, batı kıyısındaki Arıburnu'na Avustralya ve Yeni Zelanda birlikleri çıktı. Fransız birlikleri ise Anadolu yakasında Kumkale'ye oyalayıcı bir çıkarma yaptı. Osmanlı kuvvetlerini, Alman general Liman von Sanders komutasındaki Beşinci Ordu savunuyordu; ordu, çıkarmanın nereye yapılacağını bilmediği için birliklerini yarımadanın farklı noktalarına dağıtmıştı.

Arıburnu'nda çıkarma birlikleri, planlanan yerden biraz kuzeye, dik yamaçların ve derin vadilerin karşısına çıktı. İçeriye doğru ilerleyip tepelere ulaşmaya çalıştılar. O sabah, yedekte tutulan 19. Tümen'in komutanı Yarbay Mustafa Kemal, tümeninin bir alayını, 57. Alay'ı alıp Kocaçimen ve Conkbayırı sırtlarına doğru ilerledi ve çıkarma birliklerini sırtlardan geri itmeye çalıştı. Gün boyu süren çatışmalarda Anzak birlikleri kıyıya yakın bir şeritte tutundu. Hamilton'ın gece yarısı okuduğu not, işte bu günün sonunda yazılmıştı. Aynı gün yarımadanın güney ucunda, Seddülbahir'de de ağır çatışmalar yaşandı; bazı çıkarma noktalarında İngiliz birlikleri, kıyıdaki az sayıdaki savunmacının makineli tüfek ve tüfek ateşi altında çok ağır kayıplar verdi.

Yaygın yanlış«Çanakkale'yi yalnızca Mustafa Kemal kazandı» diye sık anlatılır.
Doğrusu

Mustafa Kemal'in 25 Nisan'da Arıburnu'nda ve Ağustos'ta Anafartalar'da oynadığı rol kuşkusuz belirleyiciydi. Ama savunma, Liman von Sanders'in ordu komutanlığında, Esat Paşa ve Vehip Paşa gibi komutanların, yüzlerce subayın ve on binlerce askerin ortak çabasıyla yürütüldü. Tek bir kahramana odaklanan anlatı, bu kolektif direnişi görünmez kılar.

Dönüş noktası — Ağustos ve tahliye

Nisan'dan sonra savaş, iki taraf için de ağır kayıplara yol açan bir siper savaşına dönüştü. Siperler birbirine bazı yerlerde yalnızca birkaç metre uzaklıktaydı. Mayıs ayında Arıburnu'nda yapılan büyük bir Osmanlı saldırısı ağır kayıplarla geri püskürtüldü; ardından ölüleri gömmek için kısa bir ateşkes yapıldı ve iki tarafın askerleri birkaç saat boyunca aynı toprakta yan yana çalıştı. Yaz sıcağı, sinekler, dizanteri ve su sıkıntısı, düşman ateşi kadar öldürücüydü. Ağustos 1915'te İtilaf komutanları büyük bir saldırıyla bu tıkanıklığı aşmaya çalıştı: Arıburnu'ndan tepelere doğru bir saldırı ile birlikte, kuzeydeki Suvla koyuna yeni bir çıkarma yapıldı.

Ağustos saldırısı, Osmanlı savunmasının en kritik anlarından birini yarattı. Conkbayırı sırtı bir süre İtilaf birliklerinin eline geçti. Mustafa Kemal, Anafartalar grubunun komutanı olarak 10 Ağustos sabahı yaptığı karşı saldırıyla sırtı geri aldı. Suvla'ya çıkan birlikler de, kıyıda zaman kaybedip içerideki tepelere geç yöneldiği için ilerleyemedi; Osmanlı takviyeleri tepeleri onlardan önce tuttu. Bu başarısızlıktan sonra İtilaf tarafında harekâtın geleceği tartışılmaya başlandı.

Sonbaharda Hamilton görevden alındı. Yerine gelen komutan, yarımadanın boşaltılmasını önerdi. Aralık 1915 ile Ocak 1916 arasında İtilaf birlikleri, Osmanlı tarafına fark ettirmeden gece çekilerek yarımadayı terk etti. Tahliye, bütün harekâtın en başarılı askerî operasyonu olarak anıldı; son birlikler 9 Ocak 1916'da ayrıldı. Geride kalan mevziler, terk edilmiş malzeme ve binlerce mezarla, yarımada bir savaş alanından bir anma alanına dönüşmeye başladı.

Cevap — bir zafer, birçok neden

Öyleyse Osmanlı savunması neden başarılı oldu? İlk etken, 18 Mart'ta boğazın denizden geçilemeyeceğinin kanıtlanmasıydı; mayın hatları ve seyyar topçu, dönemin en güçlü donanmalarından birini durdurdu. İkinci etken, çıkarmanın ancak bir ay sonra yapılabilmesiydi; bu süre, Osmanlı savunmasının yarımadada birliklerini yeniden düzenlemesine imkân verdi. Üçüncü etken, coğrafyaydı: dik yamaçlar, derin vadiler ve tepeleri tutan savunmacı, saldıranı büyük bir dezavantaja soktu.

Bunların yanında komuta kararları ve askerlerin direnci de belirleyiciydi. Mustafa Kemal'in 25 Nisan'da ve 10 Ağustos'ta aldığı inisiyatifler, kritik anlarda savunmanın çökmesini önledi. Ama belki de en önemlisi, iki taraf için de dayanılmaz olan koşullara rağmen Osmanlı askerlerinin mevzilerini sekiz ay boyunca korumasıydı. Bu direnişin bedeli ağırdı: her iki tarafta yüz binlerce asker öldü, yaralandı ya da hastalandı.

Bugünle bağ — üç ülkenin savaşı

Çanakkale, bugün en az üç ülkenin savaş hafızasında merkezî bir yere sahip. Türkiye'de 18 Mart, Şehitleri Anma Günü olarak anılır ve Çanakkale, Kurtuluş Savaşı'na giden yolun başlangıcı olarak görülür. Avustralya ve Yeni Zelanda'da ise 25 Nisan, Anzak Günü olarak kutlanır; iki genç ulusun kimliğinin bu savaşta şekillendiği düşünülür. Her yıl binlerce Avustralyalı ve Yeni Zelandalı, Arıburnu'ndaki anma törenlerine katılır.

Bu ortak hafızanın en ünlü metinlerinden biri, Mehmetçiklerle Johnny'lerin bu topraklarda yan yana yattığını söyleyen ve Atatürk'e atfedilen sözlerdir. Ama bu metnin kaynağı tartışmalıdır: sözlerin Atatürk'e ait olduğunu gösteren en erken kayıt, ancak 1950'lere uzanıyor ve metnin bugün dolaşan İngilizce biçimi, Türkçe versiyonda karşılığı olmayan cümleler içeriyor. Bir savaşın hafızası, bazen olayın kendisinden çok, sonradan kurulan metinlerle yaşıyor.

Birincil kaynak

İngiliz komutan Ian Hamilton, 26 Nisan 1915 gece yarısı Arıburnu'ndaki birliklerin geri çekilmesini isteyen notu okuduktan sonra verdiği cevabı günlüğüne şöyle kaydetti:

«Haberleriniz gerçekten ciddi. Ama olduğunuz yere iyice gömülüp dayanmaktan başka yapılacak bir şey yok. Amiral Thursby'nin size açıklayacağı gibi, sizi yeniden gemilere bindirmek en az iki gün sürer. Bu arada Avustralya denizaltısı Boğaz'ın dar kısmından geçti ve Çanak'ta bir gambotu torpilledi. Hunter-Weston ağır kayıplarına rağmen yarın ilerleyecek; bu, sizin üzerinizdeki baskıyı hafifletecektir. Adamlarınıza ve Godley'nin adamlarına, mevzilerini korumak için son bir çaba göstermeleri çağrısını kişisel olarak yapın.» […] «Not: Zor olan kısmı atlattınız; şimdi yapmanız gereken tek şey kazmak, kazmak, kazmak, ta ki güvende olana kadar.» […] Sonuç ne olursa olsun, bu emirden asla pişman olmayacağım.

Kaynak: Ian Hamilton, Gallipoli Diary, c. I (Londra: Edward Arnold, 1920), 26 Nisan 1915 girişi; Project Gutenberg metni. Türkçesi bizim.

Hamilton günlüğünü savaştan sonra, 1920'de yayımladı; o sırada harekâtın başarısızlığı nedeniyle eleştirilen bir komutandı ve metin, kendi kararlarını savunan bir anlatı olarak da okunmalı.

  1. Hamilton'ın geri çekilme önerisini reddetmesinde, amiralin «gemilere bindirmek iki gün sürer» bilgisi ne kadar belirleyici görünüyor?
  2. «Kazmak, kazmak, kazmak» emri, sonraki sekiz ayın savaş biçimi hakkında ne haber veriyor?
  3. Savaştan sonra yayımlanan ve yazarının kendini savunduğu bir günlüğe güvenmeden önce hangi soruları sormak gerekir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Edward Erickson (2010) — Gallipoli: The Ottoman Campaign'da harekâtı Osmanlı arşiv belgelerine dayanarak Osmanlı ordusunun gözünden anlattı; Osmanlı savunmasının başarısını tesadüfe ya da İtilaf hatalarına değil, Osmanlı ordusunun iyi eğitimine, esnek komuta yapısına ve önceden yapılmış savunma planlarına bağladı.
  • Robin Prior (2009) — Gallipoli: The End of the Myth'te harekâtın baştan beri gerçekçi olmayan bir plana dayandığını, boğaz geçilse bile İstanbul'un düşmesinin ve Osmanlı'nın savaştan çekilmesinin beklenemeyeceğini savundu; Avustralya ve İngiliz hafızasındaki «neredeyse kazanılan savaş» anlatısını eleştirdi.
  • Mesut Uyar (2015) — The Ottoman Defence Against the Anzac Landing, 25 April 1915'te 25 Nisan'ı Osmanlı birliklerinin hareketlerine dair ayrıntılı arşiv verisiyle yeniden kurdu; Arıburnu'ndaki savunmanın, yalnızca 57. Alay'ın değil, sahildeki küçük birliklerin ve 27. Alay'ın erken direnişine de dayandığını gösterdi.
  • Kevin Fewster, Vecihi Başarın ve Hatice Hürmüz Başarın (2003) — Gallipoli: The Turkish Story'de savaşı Türk ve Avustralya hafızalarını karşılaştırarak ele aldı; iki ulusun savaşı nasıl farklı biçimlerde andığını, anma törenlerinin ve anıtların hangi dönemlerde çoğaldığını ve hafızanın siyasi işlevlerini tartıştı.

Erickson ve Uyar, Osmanlı arşivlerini kullanarak savaşın Osmanlı tarafını ayrıntılı olarak kuruyor; Prior, İtilaf planının kendisini sorguluyor; Fewster ve Başarınlar ise savaşın sonradan nasıl anlatıldığına bakıyor. Bu farklı odaklar, Çanakkale'nin hem bir askerî olay hem de bir hafıza nesnesi olarak incelenebileceğini gösteriyor.

Derine İn

Çanakkale hafızasının en çok bilinen cümlelerinden biri, Mustafa Kemal'in 25 Nisan'da 57. Alay'a «Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum» dediğidir. Bu söz, yazılı bir emirde değil, Mustafa Kemal'in savaştan sonraki anlatımlarında geçer. Söylenip söylenmediğini kesin olarak bilemesek de, cümlenin taşıdığı anlam, yani savunmanın o kritik saatlerde zaman kazanmak için büyük bir fedakârlığa dayandığı, Osmanlı belgeleriyle de tutarlı. Tarihçinin burada yapabileceği, sözü bir hafıza metni olarak tanımak ve olayın kendisini belgelerle ayrıca kurmaktır. Mustafa Kemal'in savaş sırasında ve hemen sonrasında kaleme aldığı raporlar ile yıllar sonra yaptığı anlatımlar karşılaştırıldığında, ayrıntıların zaman içinde nasıl biçimlendiği de izlenebiliyor; bu karşılaştırma, hafızanın bir yalanlama değil, bir yeniden anlatım olduğunu gösteriyor.

Atatürk'e atfedilen «Johnny'ler ve Mehmetçikler» metni ise daha karmaşık bir örnek. Metnin 1934'te İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından Çanakkale'yi ziyaret eden Anzak heyetine okunduğu uzun süre kabul edildi. Ama araştırmacılar, 1934'te böyle bir konuşmanın yapıldığına dair çağdaş bir kanıt bulamadı. Sözlerin bilinen en erken kaydı, Şükrü Kaya'nın 1950'lerde verdiği bir mülakata dayanıyor. Üstelik bugün Avustralya'da ve Arıburnu'nda anıtlara yazılı İngilizce metin, Türkçe versiyonda bulunmayan cümleler içeriyor. Bu, metnin tamamen uydurma olduğu anlamına gelmiyor; ama ona dayanan «iki ulusun barışması» anlatısının, belgelenmiş bir 1934 olayından çok, sonraki on yılların diplomatik ve duygusal ihtiyaçlarıyla şekillendiğini gösteriyor.

Bir başka tartışma, savaşın sonuçlarının nasıl değerlendirileceğiyle ilgili. Türk hafızasında Çanakkale, «Çanakkale geçilmez» sözüyle, bir ulusun varoluş mücadelesi olarak anılır. Ama Osmanlı Devleti, bu zafere rağmen savaşı kaybetti; Çanakkale'de gösterilen direniş, imparatorluğun sonunu önlemedi. Savaşın uluslararası sonuçları da tartışmalı: boğazların kapalı kalması Rusya'yı müttefiklerinden kopardı ve bazı tarihçiler bunu 1917'deki Rus çöküşüne katkıda bulunan etkenlerden biri sayıyor; ama bu bağlantının ağırlığı konusunda uzlaşma yok. Bu yüzden bazı tarihçiler, Çanakkale'nin asıl önemini askerî sonuçlarından çok, bir subay kuşağının ve Mustafa Kemal'in yükselişinde, yani Kurtuluş Savaşı'nın kadrolarının oluşmasında görüyor.

Son olarak, savaşın maliyeti üzerine bir not. Çanakkale'de her iki tarafta yüz binlerce asker öldü, yaralandı ya da hastalandı. Kayıp rakamları kaynağa göre geniş bir aralıkta dağılıyor ve özellikle Osmanlı tarafındaki kesin sayılar hâlâ tartışılıyor. Hastalıkların, özellikle dizanterinin, savaşın kayıplarında büyük payı vardı; pek çok asker, düşman kurşunundan çok kirli su ve salgınlar yüzünden cepheden ayrıldı. Asker mektupları ve günlükleri, iki tarafta da bu koşulların nasıl yaşandığını gösteren en değerli kaynaklar arasında: susuzluk, bitler, sinekler, cesetlerin kokusu ve evden gelen haberlere duyulan özlem, resmî raporlarda görünmeyen bir savaş anlatır. Bir savaşı zafer ve yenilgi üzerinden anlatmak kolaydır; ama o savaşın askerlerin bedenleri ve aileleri üzerindeki etkisini görmek, tarihin ayrı ve en az onun kadar önemli bir görevidir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Edward J. Erickson, Gallipoli: The Ottoman Campaign (Barnsley: Pen and Sword, 2010).
  • Robin Prior, Gallipoli: The End of the Myth (New Haven: Yale University Press, 2009).
  • Mesut Uyar, The Ottoman Defence Against the Anzac Landing, 25 April 1915 (Canberra: Army History Unit, 2015).
  • Kevin Fewster, Vecihi Başarın ve Hatice Hürmüz Başarın, Gallipoli: The Turkish Story (Crows Nest: Allen and Unwin, 2003).
  • Peter Hart, Gallipoli (Londra: Profile Books, 2011).
  • Ian Hamilton, Gallipoli Diary, 2 cilt (Londra: Edward Arnold, 1920).
  • Liman von Sanders, Five Years in Turkey (Annapolis: United States Naval Institute, 1927).

Arşiv ve kaynak

Osmanlı tarafının harekât belgeleri Ankara'daki Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Arşivi'nde korunur. Hamilton'ın günlüğü Project Gutenberg'de, Avustralya tarafının resmî tarihi ve binlerce asker mektubu Australian War Memorial'ın çevrim içi koleksiyonlarında erişilebilir. «Johnnies and Mehmets» metninin kaynak tartışması için Paul Daley'nin 20 Nisan 2015 tarihli The Guardian yazısı ve Honest History sitesindeki araştırma notları başlangıç noktasıdır.

Açık sorular

  • Çanakkale'deki Osmanlı kayıplarının kesin sayısı nedir ve farklı kaynaklardaki büyük farklar nasıl açıklanabilir?
  • Mustafa Kemal'in 25 Nisan'daki kararları, onun savaştan sonraki anlatımlarında ne ölçüde yeniden biçimlendirildi?
  • Çanakkale'nin Türk ve Anzak hafızalarında birbirini tamamlayan bir «ortak hafızaya» dönüşmesi hangi on yıllarda ve hangi siyasi koşullarda gerçekleşti?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) 18 Mart 1915 deniz saldırısında İtilaf donanmasının ağır kayıplar vermesinin başlıca nedeni neydi? A) Hava saldırıları B) Nusret'in Erenköy koyuna döşediği mayın hattı C) Fırtına D) Denizaltı saldırıları
  2. (Hedef 1) 25 Nisan 1915'te Avustralya ve Yeni Zelanda birlikleri nereye çıktı? A) Seddülbahir B) Kumkale C) Arıburnu D) Suvla
  3. (Hedef 2) Osmanlı savunmasının başarısını açıklayan etkenlerden biri hangisidir? A) İtilaf'ın hiç çıkarma yapmaması B) Coğrafyanın, yani dik yamaçların ve tepeleri tutan savunmacının avantajı C) Savaşın yalnızca bir gün sürmesi D) İtilaf'ın deniz gücünün olmaması
  4. (Hedef 2) Ağustos 1915'te Mustafa Kemal'in karşı saldırıyla geri aldığı sırt hangisidir? A) Conkbayırı B) Kilitbahir C) Seddülbahir D) Kumkale
  5. (Hedef 3) Atatürk'e atfedilen «Johnny'ler ve Mehmetçikler» metni hakkında hangisi doğrudur? A) 1915'te bir savaş emri olarak yazılmıştır B) 1934'te okunduğuna dair çağdaş bir kanıt bulunamamıştır ve bilinen en erken kaydı 1950'lere uzanır C) İlk kez Hamilton'ın günlüğünde geçer D) Hiçbir anıtta yer almaz

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Çanakkale'yi anlatan bir anma konuşması hazırlaman istense, hem «Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum» sözünü hem de «Johnny'ler ve Mehmetçikler» metnini kullanmak isteyebilirsin. Bu iki sözün kaynak durumunu göz önüne alarak, onları konuşmanda nasıl ve hangi açıklamalarla kullanırdın?

Cevaplar

  1. B — Nusret'in döşediği mayınlar Bouvet, Irresistible ve Ocean'ın batmasına yol açtı.
  2. C — Anzak birlikleri Arıburnu'na, İngiliz birlikleri Seddülbahir'e çıktı.
  3. B — Dik yamaçlar ve tepeleri tutan savunmacı, saldıran birlikleri büyük bir dezavantaja soktu.
  4. A — Mustafa Kemal, 10 Ağustos 1915 sabahı Conkbayırı'nı geri aldı.
  5. B — Metnin 1934'te okunduğuna dair çağdaş kanıt bulunamamıştır; bilinen en erken kaydı 1950'lere uzanır.

Güçlü bir cevap, iki sözü de hafızanın parçaları olarak kullanır, ama kaynak durumlarını açıkça belirtir: birincisinin Mustafa Kemal'in sonraki anlatımlarında geçtiğini, ikincisinin Atatürk'e atfedildiğini ve kaynağının tartışmalı olduğunu söyler. Bu açıklamaların, sözlerin taşıdığı anlamı azaltmadan, dinleyicinin olay ile hafıza arasındaki farkı görmesini sağladığını gösterir.

Sonraki bölüme köprü

Çanakkale'de savunma sürerken, Osmanlı ordusu başka cephelerde de savaşıyordu. Sıradaki bölüm bu cephelere bakıyor: Kafkasya'dan Irak'a, Filistin'den Hicaz'a uzanan savaşlar Osmanlı Devleti'ni nasıl zorladı ve imparatorluğun Arap toprakları savaşın sonunda nasıl kaybedildi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: gece, bir zırhlının kamarası; uyandırılan bir komutanın silueti, masa başında subaylar, bir notun okunması. «26 Nisan 1915, 00.05» zaman kartı.
  • 1:10–3:00 Bağlam: Avrupa haritası; Batı Cephesi'nde tıkanan siperler, Çanakkale Boğazı'na yönelen bir ok. Boğaz haritasında tabyalar ve mayın hatları.
  • 3:00–5:30 Gelişme: 18 Mart şeması; Erenköy koyundaki mayın hattı ve batan üç geminin konumları. 25 Nisan çıkarma noktaları: Seddülbahir, Arıburnu, Kumkale; Arıburnu'nda dik yamaçların kesit çizimi.
  • 5:30–7:40 Dönüş noktası: yaz siperleri, birbirine yakın iki hat; Ağustos Suvla çıkarması ve Conkbayırı karşı saldırısı okları. Aralık–Ocak tahliyesi gece sahneleriyle.
  • 7:40–9:40 Kapanış: üç takvim kartı: 18 Mart (Türkiye), 25 Nisan (Avustralya ve Yeni Zelanda); iki alıntı kartı «kaynak durumu» etiketleriyle.

Askerler yüzsüz siluetle; çatışma anları çizgi animasyonla, ölü ve yaralı görüntüsü yer almaz.