Öğrenme hedefleri
- İmparatorluğun çöküşüyle kurulan Weimar Cumhuriyeti'nin anayasasını, karşılaştığı siyasi ve ekonomik bunalımları, özellikle 1923 hiperenflasyonunu ve 1924–1929 arasındaki görece istikrar dönemini açıklayabileceksin.
- Weimar Anayasası'nın temel maddelerini, 1923'te yeni para birimini kuran kararnameyi ve bir İngiliz büyükelçisinin bunalım üzerine sonradan yaptığı değerlendirmeyi karşılaştırarak, cumhuriyetin güçlü ve zayıf yanlarını değerlendirebileceksin.
- Weimar Cumhuriyeti'nin çöküşünün baştan belli olup olmadığı üzerine tarihçilerin tartışmasını tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir somun ekmeğin fiyatı
Kasım 1923'ün ortasında Berlin'de bir somun ekmek, yüz milyarlarca marka satılıyordu. Bir yıl önce aynı ekmeğin fiyatı birkaç yüz marktı. İşçiler ücretlerini günde iki kez alıyor, parayı alır almaz dükkânlara koşuyordu; çünkü akşam olduğunda aynı para ile sabah alınabilenin yarısı bile alınamıyordu. Matbaalar, gece gündüz para basmaya yetişemiyordu; banknotlar tek yüzüne basılıyor, yerel yönetimler ve şirketler kendi acil durum paralarını çıkarıyordu. Hayatları boyunca tasarruf etmiş emekliler, memurlar ve orta sınıf aileler, birikimlerinin birkaç ay içinde bir mektup pulunun değerine indiğini gördü. Ama aynı yıllarda Berlin, kıtanın sanat ve düşünce hayatının odaklarından biriydi: tiyatrolar, kabareler, sinema salonları, mimarlık okulları ve bilim enstitüleri, dünyanın dört bir yanından sanatçıları ve bilim insanlarını çekiyordu. Bu ders, savaşın yenilgisinden doğan bir cumhuriyetin, bu kadar derin bir ekonomik felaketi ve bu kadar parlak bir kültürel canlılığı aynı anda nasıl yaşadığını soruyor.
Bağlam — yenilginin cumhuriyeti
Almanya'da cumhuriyet, Kasım 1918'de, savaşın son günlerinde imparatorluğun çöküşüyle doğdu. Sosyal demokrat önder Friedrich Ebert'in başkanlığındaki geçici hükümet, bir yandan ateşkesi ve barış görüşmelerini yürütüyor, bir yandan da ülkenin içindeki devrimci hareketlerle mücadele ediyordu. Ocak 1919'da Berlin'de başlayan bir komünist ayaklanma, hükümetin çağırdığı eski askerlerden oluşan gönüllü birlikler tarafından bastırıldı; ayaklanmanın önderlerinden Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, yakalandıktan sonra öldürüldü. Bu olay, sosyal demokratlar ile komünistler arasında, cumhuriyetin bütün ömrü boyunca kapanmayacak bir yarık açtı.
Şubat 1919'da seçilen ulusal meclis, Berlin'deki kargaşadan uzak durmak için, Goethe'nin ve Schiller'in kenti olarak bilinen küçük Weimar kentinde toplandı. Temmuz 1919'da kabul edilen anayasa, Avrupa'nın en demokratik anayasalarından biri olarak görüldü: kadınlara ve erkeklere eşit oy hakkı tanıyor, nispi temsil sistemini benimsiyor, geniş temel haklar güvence altına alıyordu. Ama cumhuriyet, Versay Antlaşması'nı imzalamak zorunda kalan hükümet olarak, kuruluşundan itibaren sağcı muhalefetin «Kasım suçluları» saldırılarının hedefi oldu.
Gelişme — kriz yılları
Cumhuriyetin ilk dört yılı, art arda gelen bunalımlarla geçti. Mart 1920'de sağcı bir grup subay ve siyasetçi, Berlin'de bir darbe girişiminde bulundu; ordunun büyük bölümü tarafsız kaldı, ama sendikaların çağrısıyla başlayan genel grev darbeyi birkaç gün içinde çökertti. Aşırı sağcı örgütler, cumhuriyetin önde gelen isimlerine karşı suikastlar düzenledi; Haziran 1922'de Dışişleri Bakanı Walther Rathenau, Berlin'de öldürüldü. Rathenau'nun öldürülmesi, yüz binlerce insanın cumhuriyete destek için sokaklara dökülmesine yol açtı.
Ekonomik sorunlar ise daha derindi. Almanya, savaşı büyük ölçüde borçlanarak ve para basarak finanse etmişti; savaş bittiğinde mark, değerinin önemli bir bölümünü yitirmişti. Savaştan sonra hükümetler, işsizliği ve toplumsal huzursuzluğu önlemek için harcamaları sürdürdü ve açığı yeniden para basarak kapattı. Buna, Versay Antlaşması'nın yüklediği tazminat ödemeleri eklendi. Ocak 1923'te, kömür ve kereste teslimatlarındaki gecikmeleri gerekçe gösteren Paris ve Brüksel, askerlerini Almanya'nın sanayi kalbi Ruhr bölgesine gönderdi. Alman hükümeti, işçileri ve memurları işgalcilerle işbirliği yapmamaya, yani «pasif direnişe» çağırdı ve onların ücretlerini ödemeye devam etti. Bu ücretleri ödemenin tek yolu, daha fazla para basmaktı.
1923 yazından itibaren enflasyon denetimden tamamen çıktı. Fiyatlar saatler içinde değişiyor, insanlar parayı bir mal olarak değil, bir an önce kurtulunması gereken bir yük olarak görüyordu. Borçlular, borçlarını değersiz paralarla ödeyerek kurtuldu; sanayiciler ve dövizle iş yapanlar bu durumdan yararlandı. Ama tasarruflarını devlet tahvillerinde ya da bankada tutan orta sınıf, sabit gelirli memurlar ve emekliler büyük bir yıkım yaşadı.
Dönüş noktası — Rentenmark
Ağustos 1923'te başbakan olan Gustav Stresemann, pasif direnişi sona erdirdi ve yeni bir para düzeni kurmak için olağanüstü yetkiler aldı.
Kasım 1923'te yeni para dolaşıma girdi. Hükümet, Reichsbank'ın sınırsız kredi vermesini durdurdu; Hjalmar Schacht, para komiseri olarak yeni paranın değerini korumaya çalıştı. Sonuç, birçok çağdaşın bir mucize olarak gördüğü hızlı bir istikrar oldu.
Hiperenflasyonun en kaotik günlerinde, Kasım 1923'te Münih'te, Adolf Hitler'in önderliğindeki küçük bir aşırı sağcı parti, bir darbe girişiminde bulundu. Girişim polis tarafından kolayca bastırıldı; Hitler kısa bir süre hapis yattı. Ama bu olay, bunalımın aşırı hareketlere nasıl fırsat sunduğunu gösterdi.
Yaygın yanlış«Hiperenflasyon doğrudan Hitler'in iktidara gelmesine yol açtı.»
Hiperenflasyon 1923 sonunda durduruldu; Hitler ise ancak on yıl sonra, 1933'te iktidara geldi. Arada, 1924–1929 arasında görece bir ekonomik ve siyasi istikrar dönemi yaşandı; Hitler'in partisi bu yıllarda seçimlerde çok az oy aldı. Hitler'in yükselişini doğrudan hızlandıran, 1929'da başlayan büyük ekonomik bunalımdı. Ama hiperenflasyon, orta sınıfın devlete ve cumhuriyete olan güvenini derinden sarstı; bu güvensizlik, sonraki bunalımda aşırı hareketlere yönelişi kolaylaştırdı.
Cevap — kırılgan bir cumhuriyet
Weimar Cumhuriyeti, 1918 bozgununun, barış koşullarının ve devrim ile karşı devrim arasındaki şiddetin ortasında doğdu. Anayasası son derece demokratikti; ama cumhuriyeti gerçekten benimseyen siyasi güçler, sağdan ve soldan sürekli saldırı altındaydı. Savaşın borçla finanse edilmesi, tazminatlar ve Ruhr işgali, 1923'te tarihin en ağır enflasyonlarından birine yol açtı; bu felaket, orta sınıfın tasarruflarını yok etti ve devlete olan güveni derinden sarstı. Rentenmark ve ardından gelen uluslararası anlaşmalar, cumhuriyete birkaç yıllık bir nefes aldırdı. Ama bu toparlanma, büyük ölçüde yabancı kredilere dayanıyordu.
Bugünle bağ — Berlin'den Ankara'ya bir kent planı
Weimar yıllarının Almanya'sı, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin mimarlık ve kent planlaması alanındaki en önemli ilham kaynaklarından biriydi. 1928'de açılan yarışmayı kazanan Berlinli kent plancısı Hermann Jansen, Ankara'nın ilk kapsamlı imar planını hazırladı; planın izleri, geniş caddeleri, yeşil alanları ve mahalleleriyle bugün de kentin yapısında görülebilir. 1920'lerde ve 1930'larda Almanca konuşan pek çok mimar, Ankara'da bakanlık binalarını, okulları ve konutları tasarladı. Weimar döneminin modern mimarlık anlayışı, Cumhuriyet'in yeni başkentinin yüzünü şekillendirdi.
Birincil kaynak
11 Ağustos 1919'da yürürlüğe giren Alman Reich'ı Anayasası'ndan (Weimar Anayasası):
Artikel 1. Das Deutsche Reich ist eine Republik. Die Staatsgewalt geht vom Volke aus. […]
Artikel 22. Die Abgeordneten werden in allgemeiner, gleicher, unmittelbarer und geheimer Wahl von den über zwanzig Jahre alten Männern und Frauen nach den Grundsätzen der Verhältniswahl gewählt. […]
Artikel 48. […] Der Reichspräsident kann, wenn im Deutschen Reiche die öffentliche Sicherheit und Ordnung erheblich gestört oder gefährdet wird, die zur Wiederherstellung der öffentlichen Sicherheit und Ordnung nötigen Maßnahmen treffen, erforderlichenfalls mit Hilfe der bewaffneten Macht einschreiten. Zu diesem Zwecke darf er vorübergehend die […] festgesetzten Grundrechte ganz oder zum Teil außer Kraft setzen. Von allen […] getroffenen Maßnahmen hat der Reichspräsident unverzüglich dem Reichstag Kenntnis zu geben. Die Maßnahmen sind auf Verlangen des Reichstags außer Kraft zu setzen.
Türkçesi: Madde 1. Alman Reich'ı bir cumhuriyettir. Devlet iktidarı halktan kaynaklanır. […] Madde 22. Milletvekilleri, yirmi yaşını geçmiş erkekler ve kadınlar tarafından, genel, eşit, doğrudan ve gizli oyla, nispi temsil ilkelerine göre seçilir. […] Madde 48. […] Reich Başkanı, Alman Reich'ında kamu güvenliği ve düzeni önemli ölçüde bozulur ya da tehlikeye düşerse, kamu güvenliğini ve düzenini yeniden sağlamak için gerekli önlemleri alabilir, gerekirse silahlı kuvvetlerin yardımıyla müdahale edebilir. Bu amaçla […] belirlenen temel hakları geçici olarak tamamen ya da kısmen askıya alabilir. Reich Başkanı, alınan bütün önlemlerden Reichstag'ı derhâl haberdar etmek zorundadır. Önlemler, Reichstag'ın talebi üzerine yürürlükten kaldırılır.
Kaynak: Die Verfassung des Deutschen Reichs, 11 Ağustos 1919, 1., 22. ve 48. maddeler; Vikikaynak (Almanca). Türkçesi, Almancasından bizim.
- Anayasa, cumhuriyeti ve halk egemenliğini nasıl tanımlar? Kadınlara oy hakkı tanınması, dönemin Avrupa'sı için ne anlama geliyordu?
- 48. madde, Reich Başkanı'na hangi yetkileri verir? Bu yetkilerin sınırı nedir?
- «Önemli ölçüde bozulur» ifadesini kim yorumlayacaktır? Bu belirsizlik, bir bunalım döneminde nasıl bir tehlike yaratabilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Peter Gay (1968) — Weimar Culture adlı kitabında, Weimar'ın kültürel canlılığını, imparatorluk döneminde dışlanmış olan «dışarıdakilerin», yani modernist sanatçıların, yazarların ve düşünürlerin birdenbire kültürün merkezine yerleşmesi olarak yorumladı; ama bu kültürün, toplumun büyük bölümünden kopuk kaldığını vurguladı.
- Detlev Peukert (1987) — Weimar Cumhuriyeti üzerine yazdığı kitabında, cumhuriyeti «klasik modernliğin bunalımı» olarak yorumladı; modern toplumun sunduğu umutların ve yarattığı kaygıların, Weimar'da en keskin biçimde çatıştığını savundu.
- Gerald Feldman (1993) — The Great Disorder adlı kitabında, Alman enflasyonunu ayrıntılı olarak inceledi; enflasyonun yalnızca tazminatlardan değil, savaş döneminin finansman politikalarından ve savaş sonrası hükümetlerin toplumsal çatışmayı para basarak erteleme tercihinden kaynaklandığını gösterdi.
- Eric Weitz (2007) — Weimar Germany adlı kitabında, Weimar'ı yalnızca Nazizmin öncesi olarak değil, kendi başına demokratik ve kültürel yeniliklerle dolu bir dönem olarak ele aldı; cumhuriyetin başarısızlığının kaçınılmaz olmadığını savundu.
Hans Mommsen gibi tarihçiler ise cumhuriyetin yıkılışında, onu hiçbir zaman içtenlikle benimsemeyen bürokrasinin, ordunun ve seçkinlerin rolünü vurgulamıştır. Bu tarihçiler, Weimar'ı farklı açılardan değerlendirir. Gay ve Peukert, cumhuriyetin kültürel canlılığı ile toplumsal kırılganlığı arasındaki gerilime bakar; Feldman ekonomik bunalımın uzun kökenlerini, Weitz ise cumhuriyetin kaçırılmış olanaklarını ve bugüne bıraktığı demokratik mirası öne çıkarır. Tartışma, Weimar'ın baştan başarısızlığa mahkûm bir cumhuriyet mi, yoksa belirli kararlarla ve koşullarla yıkılan bir demokrasi mi olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
1924–1929 yılları, cumhuriyetin «altın yılları» olarak anıldı. 1924'te ABD'li bankacı Charles Dawes'un başkanlığındaki bir komisyonun hazırladığı plan, tazminat ödemelerini Almanya'nın ödeme gücüne göre yeniden düzenledi ve Almanya'ya büyük bir Amerikan kredisi sağladı. Amerikan sermayesi Alman ekonomisine akmaya başladı; sanayi üretimi arttı, işsizlik azaldı, kentlerde yeni konutlar, okullar ve hastaneler yapıldı. Dışişleri Bakanı olarak görevini sürdüren Stresemann, 1925'te İsviçre'nin Locarno kentinde, Almanya'nın batı sınırlarını tanıyan antlaşmaları imzaladı; Almanya 1926'da Milletler Cemiyeti'ne üye oldu. Stresemann, bu çalışmaları nedeniyle Fransız meslektaşıyla birlikte 1926 Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
Bu yıllar, aynı zamanda Almanya'nın kültür tarihinin en parlak dönemlerinden biriydi. 1919'da Weimar'da kurulan ve sonradan Dessau'ya taşınan bir sanat ve tasarım okulu, mimarlığı, mobilyayı ve gündelik eşyaları sanayi üretimine uygun, sade ve işlevsel biçimlerle yeniden tasarlamaya çalıştı. Berlin'de tiyatro, kabare, caz, dışavurumcu resim ve sinema yeni biçimler aradı. Albert Einstein'ın da çalıştığı Berlin, bilim dünyasının merkezlerinden biriydi. Kentlerde, kısa saçlı, çalışan, sigara içen, spor yapan ve kendi kararlarını veren «yeni kadın» imgesi, hem özgürleşmenin hem de muhafazakârların korkularının simgesi oldu.
Weimar yılları, sosyal devlet alanında da önemli yeniliklere sahne oldu. Anayasa, çalışma hakkını, sendikal örgütlenmeyi ve sosyal güvenliği güvence altına alıyordu. 1927'de çıkarılan bir yasayla, dünyanın ilk kapsamlı işsizlik sigortası sistemlerinden biri kuruldu; çalışanlar, işverenler ve devlet bu sisteme birlikte katkı yapıyordu. Kentlerde belediyeler, işçi aileleri için bahçeli, aydınlık ve ucuz konutlardan oluşan yeni mahalleler inşa etti. Ama bu kazanımlar, ekonominin büyümesine ve yabancı kredilere bağlıydı; bunalım geldiğinde, işsizlik sigortasının finansmanı üzerine çıkan anlaşmazlık, 1930'da son parlamenter hükümetin düşmesine yol açacaktı.
Ama bu canlılık, toplumun tamamını kapsamıyordu. Kırsal kesim, küçük kasabalar ve dindar çevreler, büyük kentlerin kültürüne derin bir kuşkuyla bakıyordu. Aşırı sağcı gruplar, modern sanatı, cazı ve «yeni kadın»ı Alman kültürünün yozlaşmasının belirtileri olarak gördü. Siyasette de istikrar yüzeyseldi: hükümetler sık sık değişti, meclisteki partiler kalıcı koalisyonlar kurmakta zorlandı. 1925'te savaşın eski komutanı Hindenburg'un cumhurbaşkanı seçilmesi, cumhuriyete mesafeli duran geniş kesimlerin eski düzene duyduğu özlemi gösterdi. Ekim 1929'da Stresemann öldü; birkaç hafta sonra New York borsasında başlayan çöküş, Weimar'ın «altın yıllarının» sonunu getirdi.
Uzman Notu
Temel literatür
- Peter Gay, Weimar Culture: The Outsider as Insider (New York: Harper & Row, 1968).
- Eberhard Kolb, Die Weimarer Republik (München: Oldenbourg, 1984).
- Detlev J. K. Peukert, Die Weimarer Republik: Krisenjahre der Klassischen Moderne (Frankfurt: Suhrkamp, 1987).
- Hans Mommsen, Die verspielte Freiheit: Der Weg der Republik von Weimar in den Untergang (Berlin: Propyläen, 1989).
- Gerald D. Feldman, The Great Disorder: Politics, Economics, and Society in the German Inflation, 1914–1924 (New York: Oxford University Press, 1993).
- Eric D. Weitz, Weimar Germany: Promise and Tragedy (Princeton: Princeton University Press, 2007).
Arşiv ve kaynak
Weimar Cumhuriyeti'nin kaynakları arasında meclis tutanakları, hükümet kararnameleri, Reichsbank'ın istatistikleri, gazeteler ve dergiler, siyasi partilerin yayınları, afişler, fotoğraflar, filmler, edebiyat eserleri ve yabancı diplomatların raporları vardır. Enflasyon yıllarının gündelik deneyimi, fiyat listelerinde, mektuplarda, günlüklerde ve acil durum paralarında izlenebilir. Weimar Anayasası ve Rentenbank kararnamesi Almanca Vikikaynak'ta, D'Abernon'un konuşması Internet Archive'da bulunur.
Açık sorular
- 48. madde olmasaydı, Weimar Cumhuriyeti'nin sonu farklı olabilir miydi?
- Hiperenflasyon önlenebilir miydi, yoksa savaşın ve tazminatların kaçınılmaz bir sonucu muydu?
- Weimar'ın kültürel canlılığı, cumhuriyeti güçlendirdi mi, yoksa ona karşı olan çevrelerin öfkesini mi besledi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Weimar Cumhuriyeti'nin anayasası neden Weimar kentinde hazırlandı? A) Weimar Almanya'nın başkenti olduğu için B) Berlin'deki kargaşadan uzak durmak için C) Müttefikler bunu istediği için D) İmparator orada yaşadığı için
- (Hedef 1) 1923'te Ruhr bölgesini hangi devletler işgal etti? A) İngiltere ve ABD B) Fransa ve Belçika C) Polonya ve Çekoslovakya D) İtalya ve Avusturya
- (Hedef 2) Rentenbank kararnamesine göre yeni paranın değeri neye dayanıyordu? A) Amerikan dolarına B) Tarım ve sanayi mülkleri üzerindeki ipoteklere C) Alman altın rezervlerine D) Milletler Cemiyeti kredisine
- (Hedef 2) Weimar Anayasası'nın 48. maddesi Reich Başkanı'na hangi yetkiyi verir? A) Anayasayı değiştirme B) Kamu düzeni bozulduğunda olağanüstü önlemler alma ve temel hakları geçici olarak askıya alma C) Meclisi kalıcı olarak kapatma D) Savaş ilan etme
- (Hedef 3) Alman enflasyonunun savaş dönemi finansman politikalarından ve toplumsal çatışmayı para basarak erteleme tercihinden kaynaklandığını gösteren tarihçi kimdir? A) Peter Gay B) Detlev Peukert C) Gerald Feldman D) Eric Weitz
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Weimar Cumhuriyeti baştan başarısızlığa mahkûm muydu? Cevabında Weimar Anayasası'nın maddelerini, Rentenbank kararnamesini ve D'Abernon'un değerlendirmesini kullan; Peukert ile Weitz'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Berlin'deki kargaşadan uzak durmak için.
- B — Fransa ve Belçika.
- B — Tarım ve sanayi mülkleri üzerindeki ipoteklere.
- B — Olağanüstü önlemler alma ve temel hakları geçici olarak askıya alma.
- C — Gerald Feldman.
Kapsamlı bir cevap, Weimar Cumhuriyeti'nin yenilginin ve Versay'ın yükü altında, sağdan ve soldan saldırılar arasında doğduğunu; son derece demokratik bir anayasaya sahip olduğunu, ama bu anayasanın 48. madde gibi bunalım anlarında kötüye kullanılabilecek hükümler de içerdiğini açıklar. Anayasayı, cumhuriyetin demokratik vaatlerini ve kırılgan noktalarını birlikte gösteren bir belge olarak; Rentenbank kararnamesini, en ağır bunalımın bile olağanüstü yetkilerle ve güven yaratılarak aşılabildiğini gösteren bir metin olarak; D'Abernon'un konuşmasını ise istikrarın ne kadar hızlı sağlanabildiğini ama orta sınıfın kayıplarını da gösteren bir değerlendirme olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Peukert'in modern toplumun bunalımını vurgulayan yaklaşımını, Weitz'in cumhuriyetin başarısızlığının kaçınılmaz olmadığını savunan yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Weimar'ın «altın yılları», büyük ölçüde okyanusun öte yakasından gelen kredilere dayanıyordu. Amerikan bankaları Almanya'ya borç veriyor, Almanya bu borçlarla Londra'ya ve Paris'e tazminat ödüyor, bu iki başkent de savaş borçlarını ABD'ye ödüyordu. Bu döngü, ABD ekonomisi büyüdükçe dönmeye devam etti. Ama Ekim 1929'da New York borsasında hisse senedi fiyatları birkaç gün içinde çöktüğünde, Amerikan kredileri geri çekilmeye başladı ve bu zincirin bütün halkaları birer birer koptu. Sonraki bölüm bunu soruyor: 1929 bunalımı dünyayı nasıl sarstı?