Öğrenme hedefleri
- Emevi hanedanının 661'den 750'ye kadar süren yönetiminin başlıca aşamalarını ve halifelerini sıralayabileceksin.
- Abdülmelik döneminde yapılan dil, para ve yapı reformlarının bir imparatorluğun kuruluşundaki rolünü, kaynaklardan örneklerle açıklayabileceksin.
- Emevi devletini nasıl nitelemek gerektiğini ve hanedanın neden yıkıldığını, farklı araştırmacıların kanıtlarını tartarak yorumlayabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir yazıtta değiştirilmiş ad
Kudüs'teki Kubbetüssahra'nın içinde, sekizgen kemer dizisinin üstünde, mavi zemin üzerine altın rengi harflerle yazılmış uzun bir Arapça yazıt dolanır. Yazıtın sonunda, yapıyı kimin ne zaman yaptırdığı yazar: «Bu kubbeyi Tanrı'nın kulu Abdullah, imam Me'mun, inananların emiri, yetmiş iki yılında yaptırdı.» Ama bu cümlede bir tuhaflık vardır. Hicri 72 yılı, miladi 691'e denk gelir; Abbasi halifesi Me'mun ise ancak yüz yıl sonra doğmuştur.
Guy Le Strange'ın 1890'da aktardığına göre, bu tuhaflığın açıklaması yazıtın kendisindedir. Me'mun'un adının yazıldığı çiniler, öbür çinilerden daha koyu bir mavidir ve harfler, dar bir yere sığdırılmak için birbirine sıkıştırılmıştır. Yapıyı gerçekte yaptıran Emevi halifesi Abdülmelik'in adı, yaklaşık bir buçuk yüzyıl sonraki bir onarım sırasında silinip yerine Abbasi halifesinin adı konmuş; ama tarih değiştirilmeyi unutulmuştu. Bu küçük ayrıntı, büyük bir soruya açılır: yerine gelenlerin adını silmeye çalıştığı Emeviler, nasıl bir imparatorluk kurmuştu? Bu bölümün sorusu budur.
Bağlam — Şam'dan yönetilen bir halifelik
Önceki kursta gördüğümüz gibi, Muaviye 661'de bütün topluluğun tanıdığı tek halife olmuştu. Muaviye, Kureyş'in Ümeyyeoğulları boyundandı; bu yüzden onun kurduğu hanedana Emeviler denir. Muaviye, halifeliğin merkezini Medine'den ve Kufe'den Suriye'deki Şam'a taşıdı. Suriye, onun yirmi yıl valilik yaptığı ve güçlü Arap kabilelerinin ona bağlı olduğu bir bölgeydi.
Muaviye'nin yönetimi, eski Bizans eyaletinin kurumlarına büyük ölçüde dayanıyordu. Kaynaklara göre onun mali işlerini, Şamlı Hıristiyan bir aileden gelen Sergius adlı bir kâtip yönetiyordu. Bizans döneminden kalan vergi kayıtları, Yunanca tutulmaya devam ediyordu. Irak'ta ise kayıtlar, Sasani döneminde olduğu gibi Farsça tutuluyordu. Yani yeni devlet, fethettiği imparatorlukların bürokrasisini ve dilini, yarım yüzyıldan fazla bir süre, olduğu gibi kullanmıştı.
Yezid'in halef olarak belirlenmesiyle, önceki kursun son bölümünde anlatıldığı üzere, halifelik tek bir ailenin içinde el değiştiren bir makama dönüştü. Yezid'in 683'teki ölümünden sonra, halifelik bir kez daha bölündü. Mekke'de Abdullah b. Zübeyr kendini halife ilan etti; Irak'ın ve Arabistan'ın büyük bölümü onu tanıdı. Emeviler, Suriye'de ailenin başka bir kolundan, Mervan'ın soyundan gelen halifelerle tutunabildi.
Gelişme — Abdülmelik'in reformları
685'te halife olan Abdülmelik, ikinci iç savaşı 692'de, Mekke'nin kuşatılması ve İbn Zübeyr'in ölümüyle bitirdi. Irak'ın yönetimini, sert yöntemleriyle tanınan valisi Haccac'a verdi. Haccac, Kufe ile Basra arasında, Suriyeli askerlerin yerleştiği yeni bir ordugâh kenti, Vasıt'ı kurdu. Böylece Irak'taki huzursuz ordugâh kentleri, Suriye'ye bağlı birliklerin denetimine alındı. Haccac'ın yönetimi, kaynaklarda sertliğiyle anılır; ama aynı Haccac'ın, Kur'an nüshalarına harekelerin ve noktaların eklenmesini desteklediği de aktarılır.
Abdülmelik'in asıl önemi, bir dizi reformla Emevi devletine yeni bir kimlik kazandırmasındaydı. Bu reformların ilki, Kudüs'te 691'de tamamlanan Kubbetüssahra'ydı. Bu yapı, kentin kutsal kayasının üzerine kurulmuş, altın kaplı kubbesiyle uzaktan görülen bir anıttı. Yazıtında, Hıristiyanlara seslenen ve İsa'nın bir peygamber olduğunu vurgulayan Kur'an ayetleri de yer alıyordu.
Reformların ikincisi paraydı. 690'ların sonunda Abdülmelik, üzerinde hükümdar resmi taşımayan, yalnızca Arapça dinsel ifadeler ve basım bilgisi bulunan yeni altın ve gümüş sikkeler bastırdı. Bu sikkeler, Bizans altınlarının ve Sasani gümüşlerinin yerini aldı ve halifeliğin her yerinde aynı biçimde dolaşan ortak bir para yarattı.
Üçüncü reform ise yönetimin diliydi. Belâzürî'nin aktardığına göre, Suriye'de devlet kayıtları, Abdülmelik'in buyruğuyla, hicri 81 yılında Rumcadan Arapçaya çevrildi. Irak'ta ise benzer bir değişiklik, Haccac döneminde, kayıtların Farsçadan Arapçaya aktarılmasıyla gerçekleşti. Belâzürî, bu işi, hem Arapçayı hem Farsçayı bilen ve babası Sistan'dan tutsak edilmiş bir mevla olan Salih b. Abdurrahman'ın yaptığını anlatır.
Dönüş noktası — genişleme ve sınırları
Abdülmelik'in oğlu Velid'in döneminde (705–715), bu yeni devletin gücü, en büyük genişlemesine ulaştı. Şam'da, eski bir tapınak ve kilise alanının üzerine, mozaikleriyle ünlü büyük Emevi Camii yapıldı. Aynı yıllarda Emevi orduları, batıda İspanya'ya, doğuda Orta Asya'ya ve Sind'e ulaştı. Halifelerin buyrukları, iyi örgütlenmiş bir posta ve haber sistemiyle, yani berid aracılığıyla, bu geniş topraklara ulaştırılıyordu.
Ama genişlemenin de bir sınırı vardı. 717–718'de Konstantinopolis'e yapılan büyük kuşatma, Bizans kursunda ele alındığı üzere başarısızlıkla sonuçlandı ve büyük kayıplara yol açtı. Kafkasya'da Hazarlara, Orta Asya'da Türk topluluklarına ve Kuzey Afrika'da Berberi ayaklanmalarına karşı süren savaşlar, devletin kaynaklarını tüketti. Halife II. Ömer (717–720), mevalinin vergi yükünü hafifletmeye ve Müslüman olan herkese eşit davranmaya çalışan reformlarıyla, sonraki kuşakların belleğinde örnek bir yönetici olarak kaldı; ama onun reformları, kısa yönetimi nedeniyle kalıcı olamadı.
Emevi yönetiminin son yıllarında, Arap kabileleri arasındaki rekabet, mevalinin hoşnutsuzluğu ve Peygamber'in ailesinden birinin yönetime gelmesini isteyen hareketler birleşti. 750'de, doğu İran'daki Horasan'dan başlayan bir ayaklanma, Emevi hanedanını yıktı ve yerine Abbasileri getirdi. Bu süreci, bu kursun ilerleyen bir bölümünde ayrıntılı olarak ele alacağız.
Yaygın yanlış«Emeviler, fethettikleri topraklarda eski imparatorlukların yönetimini hemen ortadan kaldırıp yerine yepyeni bir Arap yönetimi kurdu.»
Kaynakların gösterdiği tablo bunun tersidir. Emeviler, altmış yıla yakın bir süre, Bizans'ın ve Sasanilerin kâtiplerini, kayıtlarını, dillerini ve hatta paralarının biçimini kullanmaya devam etti. Arapça yönetim dili, Arapça sikkeler ve yeni anıtsal yapılar, ancak Abdülmelik döneminde, fetihlerden yarım yüzyıl sonra, bilinçli bir reform programıyla ortaya çıktı.
Cevap — mirası devralıp dönüştürmek
Emeviler, bir imparatorluğu sıfırdan kurmadı; fethettikleri iki imparatorluğun mirasını devraldı ve onu yavaş yavaş dönüştürdü. Muaviye döneminde devlet, Suriye'deki Arap kabilelerinin desteğine ve Bizans'tan kalan bürokrasiye dayanıyordu. İkinci iç savaştan sonra Abdülmelik, bu yapıyı, ortak bir dil, ortak bir para ve imparatorluğun yeni kimliğini gösteren anıtsal yapılarla birleştirdi.
Bu dönüşümün sonunda ortaya, Arapçanın yönetim ve kültür dili olduğu, İslam'ın görünür biçimde devletin kimliğini belirlediği bir imparatorluk çıktı. Ama bu imparatorluk, Araplar ile Arap olmayan Müslümanlar arasındaki eşitsizliği, kabileler arası rekabeti ve sürekli genişlemenin maliyetini çözemedi. Emeviler, bir imparatorluğun kurumlarını kurdu; ama onu yönetecek kalıcı bir uzlaşmayı sağlayamadı.
Bugünle bağ — Kubbetüssahra ve Şam
Bugün Kudüs'teki Kubbetüssahra ve Şam'daki Emevi Camii, İslam mimarisinin ayakta kalan en eski anıtsal yapıları arasındadır. Kubbetüssahra, dünyanın farklı yerlerindeki pek çok insan için kentin simgesi olarak bilinir. Ceplerimizdeki paraların üzerindeki yazılar ve simgeler de, Abdülmelik'in sikke reformundan bu yana, bir devletin kendini nasıl tanıttığının önemli bir parçası olmayı sürdürüyor.
Birincil kaynak
Belâzürî, Suriye divanının dilinin nasıl değiştirildiğini anlatır (Hitti 1916):
Greek remained the language of the state registers until the reign of 'Abd-al-Malik ibn-Marwan, who in the year 81 ordered it changed. […] Sulaiman requested 'Abd-al-Malik to give him as subsidy the kharaj of the Jordan province for one year. […] No sooner had the year ended, than the change of the language was finished and Sulaiman brought the registers to 'Abd-al-Malik. The latter called Sarjûn [Sergius] and presented to him the new plan. Sarjûn was greatly chagrined and left 'Abd-al-Malik sorrowful. Meeting certain Greek clerks, he said to them, "Seek your livelihood in any other profession than this, for God has cut it off from you."
Türkçesi: Rumca, Abdülmelik b. Mervan dönemine kadar devlet kayıtlarının dili olarak kaldı; o, 81 yılında bunun değiştirilmesini buyurdu. […] Süleyman, Abdülmelik'ten, bir yıl boyunca Ürdün eyaletinin haracının kendisine ödenek olarak verilmesini istedi. […] Yıl bitmeden dil değişikliği tamamlandı ve Süleyman kayıtları Abdülmelik'e getirdi. Abdülmelik, Sergius'u çağırdı ve yeni düzeni ona gösterdi. Sergius çok üzüldü ve Abdülmelik'in yanından kederle ayrıldı. Rum kâtiplerden bazılarına rastlayınca onlara, «Geçiminizi bu meslekten başka bir meslekte arayın, çünkü Tanrı onu sizden kesti» dedi.
Kaynak: Belâzürî, Fütûhu'l-Büldân, «Arapçanın devlet kayıtlarının dili yapılması» bölümü; Philip Khûri Hitti (çev.), The Origins of the Islamic State, cilt I (New York: Columbia University, 1916), s. 301; Internet Archive. Türkçesi, Hitti'nin İngilizcesinden bizim.
- Metne göre dil değişikliği nasıl gerçekleştirildi? Süleyman'a bir yıllık vergi gelirinin ödenek olarak verilmesi, bu işin nasıl görüldüğü hakkında ne söylüyor?
- Sergius'un Rum kâtiplere söylediği söz, bu değişikliğin kimler için ne anlama geldiğini gösteriyor?
- Belâzürî, dil değişikliğinin nedenini, bir Rum kâtibin mürekkep hokkasına saygısızlık etmesi gibi küçük bir olaya bağlayan bir anlatı da aktarır. Tarihçiler, büyük bir reformu böyle küçük bir olayla açıklayan anlatılara nasıl yaklaşmalıdır?
Tarihçiler Tartışıyor
- G. R. Hawting (1986) — Emevi hanedanının genel tarihini yazdı; Emevi devletinin, sonraki Abbasi kaynaklarının çizdiği olumsuz tablonun ötesinde, İslam imparatorluğunun kurumlarını ve kimliğini biçimlendiren bir dönem olduğunu vurguladı.
- Oleg Grabar (1959) — Kubbetüssahra'yı sanat tarihi açısından inceledi; yapının biçiminin, mozaiklerinin ve yazıtının, bölgenin Hıristiyan halkına ve Bizans'a karşı yeni inancın ve yeni devletin varlığını ve üstünlüğünü gösteren bir anıt olarak tasarlandığını ileri sürdü.
- Khalid Yahya Blankinship (1994) — Emevi devletini, sürekli genişlemeye ve fetihlerden gelen gelire dayanan bir «cihat devleti» olarak tanımladı; Hişam döneminde farklı cephelerde üst üste gelen yenilgilerin bu modeli çökerttiğini ve hanedanın düşüşünü hazırladığını savundu.
- Chase F. Robinson (2005) — Abdülmelik'in kısa biyografisinde, onun reformlarını, iç savaştan çıkan bir hanedanın meşruiyetini İslam'ın görünür simgeleri üzerine kurma çabası olarak yorumladı; Abdülmelik'i, «İslam imparatorluğunun» asıl kurucularından biri olarak gördü.
Bu tartışma, Emevi devletini anlamanın farklı yollarını gösteriyor. Hawting, sonraki kaynakların önyargılarına dikkat çekerek Emevilere daha dengeli bir bakış öneriyor. Grabar ve Robinson, Abdülmelik döneminin anıtlarını ve reformlarını bir kimlik inşası olarak okuyor. Blankinship ise, bu imparatorluğun ekonomik temeline, sürekli genişlemeye bakarak çöküşünü açıklıyor. Bu yaklaşımlar, bir imparatorluğun hem nasıl kurulduğunu hem de neden dağıldığını birlikte düşünmeyi sağlar; biri anıtlara ve simgelere, öbürü hazineye, ordulara ve sınır boylarındaki savaşlara bakar.
Derine İn
Emevilere dair bildiklerimizin büyük bölümü, onları deviren Abbasiler döneminde yazılmış kaynaklardan gelir. Bu kaynakların yazarları, çoğu zaman Emevileri dindar olmayan, dünyevi ve baskıcı yöneticiler olarak anlatır. Bu tablo, Abbasi hanedanının kendi meşruiyetini güçlendirme ihtiyacıyla da ilişkilidir: Emevileri deviren bir hanedan, onların kötü yöneticiler olduğunu vurgulamakta çıkarlıydı. Kubbetüssahra'daki yazıtta Abdülmelik'in adının Me'mun'unkiyle değiştirilmesi, bu belleğin taşa işlenmiş bir örneğidir.
Bu yüzden tarihçiler, Emevi dönemini anlamak için yazılı kaynakların yanında, o dönemden doğrudan kalan belgelere de başvurur. Sikkeler, yazıtlar, papirüsler ve yapılar, Abbasi dönemi yazarlarının süzgecinden geçmemiş kanıtlar sunar. Mısır'da bulunan Arapça ve Yunanca papirüsler, Emevi döneminde vergi toplamanın ve yönetimin gündelik işleyişini gösterir. Sikkeler ise, Abdülmelik'in reformundan önce, Arap-Bizans ve Arap-Sasani adı verilen ve eski imparatorlukların sikkelerini örnek alan geçiş dönemi paralarının kullanıldığını ortaya koyar.
Abdülmelik'in sikke reformu, bu açıdan özellikle öğreticidir. Reformdan önceki bazı sikkelerin üzerinde, ayakta duran bir halife figürü yer alıyordu. 696–697'den sonra basılan yeni sikkelerde ise hiçbir insan ya da hayvan figürü yoktu; yalnızca Arapça yazılar bulunuyordu. Bu değişiklik, hem Bizans'ın imparator portreli altınlarından bilinçli bir kopuşu, hem de İslam'ın tanrısal birliğine dair inancını görünür kılan bir tercihi yansıtıyordu. Bu yeni sikkeler, sonraki yüzyıllarda İslam dünyasının pek çok bölgesinde basılan paraların modeli oldu.
Emevi döneminin mevali sorunu, yalnızca bir vergi sorunu değildi. Arap olmayan Müslümanların sayısı arttıkça, İslam'ın herkesi eşit sayan öğretisi ile Arap kabilelerinin ayrıcalıklarına dayanan Emevi düzeni arasındaki çelişki belirginleşti. Kimi valiler, Müslüman olan köylülerin vergi ödemeye devam etmesi için onları köylerine geri gönderdi; bu uygulama, dinsel çevrelerde büyük tepki doğurdu. Sonraki bir bölümde göreceğimiz Abbasi devrimi, bu hoşnutsuzluğu ustalıkla kullanacaktı.
Emevi döneminin bir başka önemli kanıt kaynağı, çöl sarayları diye bilinen yapılardır. Suriye, Ürdün ve Filistin'in bozkır kenarlarında, Kusayr Amra, Hırbetü'l-Mefcer ve Kasru'l-Hayr gibi yapılar, Emevi prenslerinin av, dinlenme ve kabile önderleriyle görüşme yerleriydi. Bu yapıların bazılarında, insan ve hayvan figürleri içeren duvar resimleri ve mozaikler bulunur. Bu durum, Emevi seçkinlerinin özel hayatında, Bizans ve Sasani saray sanatının geleneklerinin sürdüğünü gösterir. Kamusal yapılardaki figürsüz süsleme ile saraylardaki figürlü resimler arasındaki bu fark, Emevi kültürünün hem yeni bir İslam kimliği kurduğunu hem de geç antik dünyanın mirasını taşımaya devam ettiğini ortaya koyar. Tarihçiler için bu yapılar, yazılı kaynakların Emeviler hakkında söylediklerini sınamanın önemli bir yoludur.
Son olarak, Emevi hanedanının sonu, onun mirasının sonu olmadı. 750'de Abbasilerin Emevi ailesinin üyelerine yönelik takibinden kurtulan genç prens Abdurrahman, İspanya'ya kaçtı ve orada, Kurtuba merkezli yeni bir Emevi devleti kurdu. Bu devlet, üç yüzyıla yakın bir süre, Abbasilerden bağımsız olarak varlığını sürdürdü.
Uzman Notu
Temel literatür
- Philip Khûri Hitti (çev.), The Origins of the Islamic State, cilt I (New York: Columbia University, 1916).
- Guy Le Strange, Palestine under the Moslems: A Description of Syria and the Holy Land from A.D. 650 to 1500 (Londra: Palestine Exploration Fund, 1890).
- Oleg Grabar, «The Umayyad Dome of the Rock in Jerusalem», Ars Orientalis 3 (1959), 33–62.
- G. R. Hawting, The First Dynasty of Islam: The Umayyad Caliphate AD 661–750 (Londra: Croom Helm, 1986).
- Khalid Yahya Blankinship, The End of the Jihâd State: The Reign of Hishām ibn 'Abd al-Malik and the Collapse of the Umayyads (Albany: State University of New York Press, 1994).
- Chase F. Robinson, 'Abd al-Malik (Oxford: Oneworld, 2005).
Arşiv ve kaynak
Hitti'nin Belâzürî çevirisi ve Le Strange'ın 1890 tarihli eseri Internet Archive'dan okunabiliyor. Emevi sikkelerinin büyük koleksiyonları, dünyanın önde gelen müzelerinde ve çevrimiçi sikke veri tabanlarında incelenebilir. Mısır'dan çıkan Emevi dönemi papirüsleri de, üniversite koleksiyonlarının dijital arşivlerinde yayımlanmıştır.
Açık sorular
- Emevi dönemine dair Abbasi kaynaklarındaki olumsuz tablo, ne ölçüde gerçeği, ne ölçüde sonraki hanedanın meşruiyet ihtiyacını yansıtır?
- Abdülmelik'in reformları bilinçli bir kimlik programı mıydı, yoksa iç savaştan sonraki pratik ihtiyaçlara verilmiş cevaplar mı?
- Emevi hanedanının çöküşünde, sürekli genişlemenin maliyeti mi, yoksa toplumsal eşitsizlikler mi daha belirleyiciydi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Emevi halifeleri devleti hangi kentten yönetti? A) Kufe B) Medine C) Şam D) Bağdat
- (Hedef 1) İkinci iç savaş sırasında Mekke'de kendini halife ilan eden kişi kimdir? A) Abdullah b. Zübeyr B) Haccac C) II. Ömer D) Sergius
- (Hedef 2) Belâzürî'nin anlatımında Suriye'de devlet kayıtları hangi dilden Arapçaya çevrildi? A) Farsça B) Rumca C) Süryanice D) Kıptice
- (Hedef 2) Abdülmelik'in 690'ların sonunda bastırdığı yeni sikkelerin özelliği neydi? A) Üzerinde imparator portresi vardı B) Yunanca yazılıydı C) Sasani krallarını gösteriyordu D) Yalnızca Arapça yazı taşıyor, figür içermiyordu
- (Hedef 3) Emevi devletini, sürekli genişlemeye dayanan bir «cihat devleti» olarak tanımlayan tarihçi kimdir? A) G. R. Hawting B) Oleg Grabar C) Khalid Yahya Blankinship D) Chase F. Robinson
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Emeviler bir imparatorluğu nasıl kurdu, ve neden onu kalıcı kılamadı?» sorusunu tartış. Cevabında devralınan Bizans ve Sasani bürokrasisini, Abdülmelik'in dil, para ve yapı reformlarını ve mevali sorununu kullan; Grabar ile Robinson'un ya da Hawting ile Blankinship'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — Emeviler devleti Şam'dan yönetti.
- A — Mekke'de Abdullah b. Zübeyr kendini halife ilan etti.
- B — Suriye'de kayıtlar Rumcadan Arapçaya çevrildi.
- D — Yeni sikkeler yalnızca Arapça yazı taşıyordu.
- C — Bu görüş Khalid Yahya Blankinship'e aittir.
Kapsamlı bir cevap, Emevilerin fethettikleri imparatorlukların bürokrasisini ve dillerini uzun süre kullandığını, Abdülmelik'in ise Kubbetüssahra, yeni sikkeler ve Arapça divanla devlete yeni bir kimlik kazandırdığını açıklar. Belâzürî'nin aktardığı dil değişikliğini ve Sergius'un sözünü, bu dönüşümün toplumsal sonuçlarına bir örnek olarak kullanır. Mevali sorununu, kabileler arası rekabeti ve sürekli genişlemenin maliyetini, Emevi düzeninin zayıf yanları olarak ele alır. İyi bir cevap, Abbasi dönemi kaynaklarının Emevilere dair tablosunun taraflı olabileceğini kabul eder ve Grabar, Robinson, Hawting ile Blankinship'ten en az ikisinin kanıtını ve sonucunu karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Velid döneminde, Emevi orduları neredeyse aynı yıllarda iki ucu birbirinden binlerce kilometre uzak iki cephede ilerliyordu. Batıda, Kuzey Afrika'dan Cebelitarık Boğazı'nı geçen birlikler İber Yarımadası'na girdi; doğuda, Horasan'dan ilerleyen ordular Maveraünnehir'e, Sind'de ise İndus vadisine ulaştı. Sıradaki derste bu iki cephenin öyküsü var: İslam, bir kuşak içinde İspanya'dan Çin sınırına nasıl ulaştı, ve bu uzak sınırlarda yerel halklarla nasıl bir ilişki kuruldu?