Öğrenme hedefleri
- Sekizinci ve dokuzuncu yüzyıllardaki tasvir tartışmasının başlıca aşamalarını, 754 Hieria toplantısından 787 İznik Konsili'ne ve 843'teki son karara kadar sıralayabileceksin.
- Tasvirlere karşı çıkanların ve onları savunanların kendi metinlerindeki gerekçelerini, kaynaklardan örneklerle karşılaştırabileceksin.
- Bu tartışmanın nedenleri konusundaki tarihçi yorumlarını, özellikle kaynakların çoğunun kazanan tarafça yazılmış olmasının yarattığı sorunu, değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — halifenin topraklarından bir ses
Sekizinci yüzyılın ilk yarısında, Kudüs yakınlarındaki Mar Saba manastırında yaşayan bir keşiş, Konstantinopolis'teki imparatorlara karşı üç uzun savunma yazdı. Adı Yuhanna'ydı; bugün Şamlı Yuhanna olarak anılır. Ailesi, Emevi halifelerinin Şam'daki yönetiminde görev almış bir Hıristiyan aileydi. Yuhanna, imparatorluğun sınırlarının dışında, halifenin topraklarında yaşadığı için, imparatorun cezalandırma gücünün de dışındaydı.
Yuhanna'nın savunduğu şey, kilise duvarlarında ve ahşap panolarda yer alan kutsal kişi resimleriydi: ikonalar. O dönemde Konstantinopolis'teki kimi imparatorlar ve din adamları, bu tasvirlerin kiliselerden kaldırılması gerektiğini savunuyordu. Yuhanna ise, Hıristiyan inancına göre Tanrı'nın insan bedeninde görünür olduğunu, bu yüzden onun tasvir edilebileceğini yazdı. Onun sözleri, yüzyıldan uzun sürecek bir tartışmanın bir tarafının en güçlü sesi oldu.
Bu tartışma, bugün Yunanca «tasvir kırıcılığı» anlamına gelen ikonoklazma adıyla anılır. Tartışmanın taraflarının hepsi Hıristiyandı; aynı kutsal kitabı okuyor, aynı kiliselerde ibadet ediyorlardı. Onları ayıran, Tanrı'nın ve kutsal kişilerin görünür bir biçimde temsil edilip edilemeyeceği, edilebilirse bu temsillere nasıl davranılması gerektiği sorusuydu. Ama resimler gerçekten kırıldı mı, ve eğer kırıldıysa, neden? Bir imparatorluk, neden bir yüzyıldan uzun süre, kiliselerin duvarlarındaki resimler yüzünden bölündü?
Bağlam — tasvirlerin yükselişi
Hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında, dinsel tasvirler konusunda farklı görüşler vardı. Kimi kilise yazarları, Tevrat'taki «kendine put yapmayacaksın» buyruğunu hatırlatarak tasvirlere kuşkuyla bakıyordu. Ama dördüncü yüzyıldan itibaren, kiliselerin duvarları giderek resimlerle ve mozaiklerle dolmaya başladı. Altıncı ve yedinci yüzyıllarda, özellikle taşınabilir ahşap ikonalar, gündelik dinsel hayatın önemli bir parçası oldu. İkonaların önünde mum yakılıyor, dua ediliyor, onlar öpülüyor, kimi zaman mucizeler gösterdiğine inanılıyordu.
Aynı dönemde imparatorluk, Arap fetihleri karşısında büyük kayıplar yaşıyordu. Kimi tarihçiler, bu felaketlerin, imparatorluğun Tanrı'nın gözünden düştüğü, bunun nedeninin de yanlış bir ibadet biçimi olduğu kaygısını doğurduğunu düşünür. Komşu İslam dünyasında ve Yahudi topluluklarında, dinsel mekânlarda insan tasvirine karşı güçlü bir tutum vardı. Kimi kaynaklara göre, bir Emevi halifesi 720'lerin başında kendi topraklarındaki kiliselerde de tasvirlerin kaldırılmasını buyurmuştu. Bu yakınlık, sonraki yüzyıllarda tasvir yanlılarının, karşılarındakileri «dışarıdan gelen» bir görüşü benimsemekle suçlamalarına da malzeme oldu. Ama tartışmanın imparatorluğun kendi içindeki kökleri de en az bu dış etkiler kadar önemliydi: Anadolu'nun bazı piskoposları, III. Leon'dan önce bile tasvirlere karşı kuşkularını dile getirmişti.
Gelişme — iki imparator, bir toplantı
Sonraki kaynaklara göre, tartışmayı başlatan imparator III. Leon'du. 720'lerin sonunda tasvirlere karşı bir tutum aldığı, patrik Germanos'un buna karşı çıkıp 730'da görevinden ayrıldığı anlatılır. Kimi kaynaklar, Leon'un sarayın ana kapısındaki bir İsa tasvirini indirttiğini ve bu yüzden bir kalabalığın ayaklandığını da yazar. Ama bu anlatıların çoğu, olaylardan onlarca yıl sonra, tasvirleri savunan tarafın yazarları tarafından kaleme alınmıştır; bugün tarihçiler, Leon'un gerçekte ne kadar ileri gittiğini tartışıyor.
Oğlu V. Konstantinos döneminde tartışma, açık bir öğreti kavgasına dönüştü. Konstantinos, bu konuda kendisi de teolojik metinler yazdı. 754'te, Konstantinopolis yakınlarındaki Hieria sarayında, üç yüzden fazla piskoposun katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantı, İsa'nın tasvirinin yapılamayacağına, tasvirlerin kiliselerden kaldırılması gerektiğine karar verdi ve tasvirleri savunanları, aralarında Şamlı Yuhanna'nın da bulunduğu kişileri, lanetledi.
Konstantinos'un saltanatının sonraki yıllarında, kimi manastırlara ve keşişlere karşı sert önlemler alındı. Tasvirleri savunan kaynaklar, bu dönemi keşişlerin sürgün edildiği ve cezalandırıldığı bir zulüm çağı olarak anlatır. Ama yine, bu anlatıların çoğu karşı tarafın kaleminden çıkmıştır; bu yüzden tarihçiler, olayların boyutunu kestirmekte zorlanır.
Dönüş noktası — İznik'te bir karar ve bir dönüş
780'de, genç imparator VI. Konstantinos'un annesi İrene, oğlu adına yönetimi üstlendi. İrene, tasvirlere saygıyı yeniden kurmak istiyordu. Başkentteki ilk toplantı girişimi, tasvir karşıtı askerlerin salona dalmasıyla dağıldı; İrene, bu birlikleri başkentten uzaklaştırdıktan sonra toplantıyı bu kez İznik'te topladı. 787'de, İznik'te, bir kilise konsili topladı. Konsil, Hieria'nın kararını geçersiz saydı ve tasvirlerin kiliselerde, kutsal eşyalar üzerinde ve evlerde yer alabileceğini ilan etti.
Ama bu karar da kalıcı olmadı. İznik'ten sonraki yıllarda imparatorluk, Bulgarlara karşı ağır yenilgiler aldı; kimileri bu felaketleri, tasvirlere dönülmesinin bir cezası olarak yorumladı. Tasvir tartışması, böylece bir kez daha askerî başarı ve başarısızlıkla iç içe geçti. 815'te imparator V. Leon, tasvirlere karşı politikayı yeniden başlattı; bu ikinci dönem, Theophilos'un 842'deki ölümüne kadar sürdü. Theophilos'un dul eşi Theodora, oğlu adına yönetimi üstlendiğinde, 843'te tasvirlere saygıyı kesin olarak yeniden kurdu. Bu karar, bugün de Ortodoks kilisesinde, Büyük Perhiz'in ilk pazar günü, Ortodoksluğun Zaferi adıyla anılır. Tartışmanın iki kez, iki kadın naibin elinde kapanması da dikkat çekicidir.
Yaygın yanlış«İkonoklazma döneminde imparatorluğun her yerindeki bütün resimler sistemli olarak yok edildi.»
Kaynaklar, özellikle başkentte kimi tasvirlerin kaldırıldığını ya da haçlarla değiştirildiğini gösterir; ama imparatorluğun her yerinde sistemli bir yıkım yapıldığına dair kanıt sınırlıdır. Bu dönemin anlatılarının büyük bölümü, tartışmayı kazanan tasvir yanlılarının kaleminden çıkmıştır; onlar, karşı tarafı olabildiğince karanlık bir biçimde çizmeyi tercih etmiş olabilir. Tasvir karşıtlarının kendi metinleri ise çoğu zaman yalnızca karşı tarafın onları çürütmek için alıntıladığı parçalarla bize ulaşmıştır.
Cevap — bir inanç, bir siyaset, bir bellek
Resimler neden yıkıldı? Bu sorunun tek bir cevabı yok. Tasvir karşıtları, tasvirlerin Tanrı'nın tasvir edilemezliğini çiğnediğine ve putperestliğe kapı açtığına inanıyordu. Tasvir yanlıları ise, Tanrı'nın insan bedeninde görünür olduğuna ve tasvire gösterilen saygının asıl olana geçtiğine inanıyordu. Bu, her iki taraf için de derin bir inanç sorunuydu.
Ama tartışmanın siyasal bir yanı da vardı. Tasvirler, keşişlerin, yerel kutsal yerlerin ve kent topluluklarının gücünü taşıyordu; imparatorlar ise kutsal olanın denetimini kendi ellerinde toplamak istiyor olabilirdi. Ve son olarak, bu tartışmayı bugün nasıl gördüğümüz, büyük ölçüde kazanan tarafın bıraktığı belleğe bağlı. Tarihçinin işi, bu belleğin ardındaki olayları yeniden kurmaya çalışmaktır. Bunu yaparken, iki tarafın da kendi inancını içtenlikle savunduğunu akılda tutmak gerekir; tartışmayı yalnızca bir iktidar hesabına indirgemek, onu yaşayanların dünyasını anlamamızı zorlaştırır.
Bugünle bağ — Aya İrini'nin haçı, Ayasofya'nın Meryem'i
İstanbul'da, Topkapı Sarayı'nın birinci avlusundaki Aya İrini Kilisesi'nin apsisinde, büyük bir haç mozaiği bulunur. Kilise, 740'taki bir depremden sonra, tasvir karşıtı imparatorlar döneminde yeniden yapıldı; apsiste bir insan figürü yerine yalnızca bir haç yer alır. Yalnızca birkaç yüz metre ötede, Ayasofya'nın apsisinde ise, Meryem'i kucağında çocuk İsa ile gösteren bir mozaik vardır. Bu mozaik, 843'teki karardan yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra, 867'de, patrik Photios'un bir vaazıyla açılmıştı. İki kilisenin apsisleri, bir yüzyıllık tartışmanın iki tarafını bugün hâlâ yan yana gösteriyor. Tasvir karşıtı dönemden önceki ikonaların çok azı günümüze ulaştı; en ünlüleri, imparatorluğun sınırları dışında kalan Sina Dağı'ndaki Aziz Katerina Manastırı'nda korunmuştur. Tartışmanın coğrafyası, neyin yok olup neyin kaldığını da belirledi: imparatorun erişiminden uzak bir çöl manastırı, tasvirlerin en eski örneklerinin sığınağı oldu.
Birincil kaynak
Şamlı Yuhanna, tasvirleri savunduğu ilk yazısında, tasvir karşıtlarının «madde» suçlamasına şöyle cevap verir:
Of old, God the incorporeal and uncircumscribed was never depicted. Now, however, when God is seen clothed in flesh, and conversing with men, I make an image of the God whom I see. I do not worship matter, I worship the God of matter, who became matter for my sake, and deigned to inhabit matter, who worked out my salvation through matter. I will not cease from honouring that matter which works my salvation. I venerate it, though not as God. [...] Was not the thrice happy and thrice blessed wood of the Cross matter? [...] Is not the most holy book of the Gospels matter? [...] Do not despise matter, for it is not despicable.
Türkçesi: Eskiden, bedensiz ve sınırsız olan Tanrı hiç tasvir edilmezdi. Ama şimdi, Tanrı bedene bürünmüş olarak görüldüğü ve insanlarla konuştuğu için, gördüğüm Tanrı'nın suretini yapıyorum. Maddeye tapmıyorum; benim için madde olan, maddede oturmaya razı olan ve kurtuluşumu madde aracılığıyla gerçekleştiren maddenin Tanrısına tapıyorum. Kurtuluşumu sağlayan maddeyi onurlandırmaktan vazgeçmeyeceğim. Ona saygı gösteririm, ama Tanrı olarak değil. [...] Üç kez kutlu haçın ağacı madde değil miydi? [...] En kutsal İncil kitabı madde değil mi? [...] Maddeyi hor görme, çünkü o hor görülecek bir şey değildir.
Kaynak: Şamlı Yuhanna, Kutsal Tasvirler Üzerine, I.16; Mary H. Allies'in İngilizce çevirisi, St. John Damascene on Holy Images (Londra: Thomas Baker, 1898); Fordham Medieval Sourcebook. Türkçesi bizim.
- Yuhanna, eskiden Tanrı'nın tasvir edilmediğini kabul ediyor. Ona göre şimdi değişen nedir?
- Yuhanna, «saygı» ile «tapınma» arasında nasıl bir ayrım yapıyor? Bu ayrım, 787 İznik Konsili'nin kararıyla nasıl bir ilişki içinde?
- Yuhanna, imparatorluğun dışında, halifenin topraklarında yaşıyordu. Bu durum, onun yazılarının tonunu ve etkisini nasıl biçimlendirmiş olabilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Ernst Kitzinger (1954) — Tasvir tartışmasından önceki yüzyılda, altıncı yüzyılın sonundan itibaren ikonalara gösterilen saygının ve onlara atfedilen mucizelerin hızla arttığını gösterdi; ikonoklazmayı, bu yükselişe karşı bir tepki olarak açıkladı.
- Peter Brown (1973) — Tartışmayı toplumsal bir kriz olarak yorumladı; ikonaların, keşişler ve yerel topluluklar gibi merkezden bağımsız kutsallık kaynaklarının gücünü taşıdığını, tasvir karşıtlığının ise kutsal olanı imparatorun, kilisenin ve haç ile ekmek-şarap gibi ortak simgelerin çevresinde toplama çabası olduğunu savundu.
- Patricia Crone (1980) — Tasvir karşıtlığının, komşu İslam dünyasının ve Yahudi topluluklarının dinsel tasvire karşı tutumlarıyla bağlantılı olabileceğini tartıştı ve bu etkileşimin olası yollarını inceledi.
- Leslie Brubaker ve John Haldon (2011) — Dönemin kaynaklarını baştan yeniden okuyarak, III. Leon'un tasvir karşıtlığına dair anlatıların büyük ölçüde sonraki tasvir yanlısı yazarların kurgusu olduğunu, tartışmanın asıl olarak V. Konstantinos döneminde biçimlendiğini ve yıkımın boyutunun abartıldığını ileri sürdü.
Bu tartışma, bir dinsel kavganın nedenlerini aramanın farklı yollarını gösteriyor. Kitzinger, tartışmayı önceki yüzyılın dinsel pratiğindeki bir değişime bağlıyor. Brown, onu kutsal gücün kimde toplanacağına dair bir toplumsal sorun olarak görüyor. Crone, imparatorluğun dışındaki dinsel dünyalarla bağlantıyı öne çıkarıyor. Brubaker ve Haldon ise, bütün bu açıklamaların dayandığı kaynakların kendisini sorguluyor ve tartışmanın nasıl hatırlandığının, gerçekte nasıl yaşandığından çok farklı olabileceğini gösteriyor. Bu dört yaklaşım, birbirini dışlamaktan çok, farklı düzeylerde işler.
Derine İn
İkonoklazma üzerine çalışan tarihçilerin en büyük sorunu, kaynak dengesizliğidir. Tasvir karşıtlarının yazdığı metinlerin neredeyse hiçbiri bağımsız olarak bugüne ulaşmadı. 843'ten sonra, bu metinler toplanıp yok edildi ya da kopyalanmadı. Hieria toplantısının kararını bugün okuyabiliyorsak, bunun nedeni, 787 İznik Konsili'nin onu çürütmek için tutanaklarına madde madde alıntılamasıdır. İmparator V. Konstantinos'un kendi teolojik yazıları da, yalnızca onlara cevap veren bir patriğin eserinde parçalar hâlinde korunmuştur.
Bu durum, tarihçiyi dikkatli olmaya zorlar. Tasvir yanlısı kaynaklar, V. Konstantinos'u kimi zaman korkunç lakaplarla anar, onun keşişlere karşı zulmünü ayrıntılarıyla anlatır. Oysa aynı imparator, Araplara ve Bulgarlara karşı kazandığı zaferlerle ordunun ve halkın bir bölümü arasında uzun süre sevilen bir hükümdar olarak hatırlandı. Onun ölümünden yıllar sonra, bir Bulgar tehlikesi sırasında kimi askerlerin mezarına gidip yardım istediği anlatılır. Bir hükümdarın bellekte bu denli çelişkili yer tutması, bizim onu hangi kaynaktan tanıdığımıza bağlıdır; aynı kişi, bir kaynakta zalim, ötekinde kurtarıcıdır.
Tartışmanın bir başka boyutu, sanatla ilgilidir. İkonoklazma döneminde, kiliselerde insan figürleri yerine haçlar, bitki motifleri ve hayvan tasvirleri kullanıldı. Bu dönemden kalan az sayıdaki yapı, tasvir karşıtlarının boş duvarlar değil, farklı bir dinsel sanat anlayışı savunduğunu gösterir. 843'ten sonra ise, kiliseler yeniden insan figürleriyle, İsa'nın, Meryem'in ve azizlerin tasvirleriyle donatıldı. Bizans sanatının sonraki yüzyıllardaki büyük mozaik programları, bu zaferin üzerine kuruldu.
Son olarak, bu tartışmanın Batı'daki yankısı da önemlidir. 787 İznik Konsili'nin kararları Batı'ya ulaştığında, Şarlman'ın sarayındaki din adamları, kararların Latince çevirisindeki kimi hatalar yüzünden de, konsili eleştiren uzun bir metin hazırladı. Bu, Doğu ile Batı kiliseleri arasındaki anlaşmazlıkların yalnızca öğretiyle değil, dil ve çeviri sorunlarıyla da derinleştiğini gösteren erken bir örnektir. Bu anlaşmazlıklar, sonraki yüzyıllarda daha büyük bir ayrılığa doğru ilerleyecekti.
Tartışmanın gündelik hayata etkisi de düşünülmeye değer. Kaynaklar çoğunlukla imparatorların, patriklerin ve konsillerin kararlarından söz eder; ama sıradan insanlar evlerinde küçük ikonalar bulunduruyor, hastalıkta ya da tehlikede onlara başvuruyordu. Bir yasağın bu gündelik pratikleri ne ölçüde değiştirdiğini bilmek güçtür. Kimi tarihçiler, tasvir karşıtı politikanın en çok başkentteki büyük kiliseleri ve kamusal alanları etkilediğini, taşrada ve evlerde ise eski alışkanlıkların büyük ölçüde sürdüğünü düşünür. Bu da bize, bir dönemin resmî dinsel politikası ile insanların gerçek dinsel hayatı arasında her zaman bir fark olabileceğini hatırlatır.
Son olarak, ikonoklazma tartışması, bir kavramın nasıl bir etikete dönüştüğünü de gösterir. Bugün «ikonoklast» kelimesi, pek çok dilde, yerleşik düşüncelere ve simgelere karşı çıkan kişi anlamında kullanılır. Bu yeni anlam, sekizinci yüzyıldaki tartışmanın kendisinden çok, onun sonraki yüzyıllarda Batı'da nasıl hatırlandığının ürünüdür. Tarihçi, bu çağdaş çağrışımları bir yana bırakarak, kelimenin sekizinci yüzyılda taraflar için taşıdığı anlamı yeniden kurmaya çalışmalıdır.
Uzman Notu
Temel literatür
- Mary H. Allies (çev.), St. John Damascene on Holy Images (Londra: Thomas Baker, 1898).
- Henry R. Percival (çev.), The Seven Ecumenical Councils, Nicene and Post-Nicene Fathers, ikinci dizi, cilt 14 (Buffalo: Christian Literature Publishing, 1900).
- Ernst Kitzinger, «The Cult of Images in the Age before Iconoclasm», Dumbarton Oaks Papers 8 (1954), s. 83–150.
- Peter Brown, «A Dark-Age Crisis: Aspects of the Iconoclastic Controversy», English Historical Review 88 (1973), s. 1–34.
- Patricia Crone, «Islam, Judeo-Christianity and Byzantine Iconoclasm», Jerusalem Studies in Arabic and Islam 2 (1980).
- Leslie Brubaker ve John Haldon, Byzantium in the Iconoclast Era, c. 680–850: A History (Cambridge: Cambridge University Press, 2011).
Arşiv ve kaynak
Şamlı Yuhanna'nın savunmaları Allies çevirisiyle Fordham Medieval Sourcebook'ta; 787 İznik Konsili'nin kararı ve Hieria toplantısının alıntılanan kararı Percival çevirisiyle New Advent sitesinde okunabiliyor. İstanbul'daki Aya İrini ve Ayasofya, bu tartışmanın iki tarafını gösteren apsis mozaikleriyle bugün ziyaret edilebiliyor.
Açık sorular
- III. Leon gerçekten tasvirlere karşı bir politika başlattı mı, yoksa bu, sonraki yazarların ona yüklediği bir rol mü?
- Tasvir karşıtlığında komşu İslam dünyasının ve Yahudi topluluklarının etkisi ne kadardı?
- İkonoklazma döneminde tasvirlerin yıkımı ne kadar yaygındı?
Mini sınav
- (Hedef 1) 754'te tasvirlerin kaldırılmasına karar veren toplantı nerede yapıldı? A) İznik B) Hieria C) Kadıköy D) Efes
- (Hedef 1) 787'de İznik Konsili'ni toplayıp tasvirlere saygıyı yeniden kuran yönetici kimdir? A) Theodora B) İrene C) V. Leon D) Theophilos
- (Hedef 2) Hieria toplantısına göre İsa'nın insanlığının kabul edilebilir tek sureti nedir? A) Haç B) Kutsal sofradaki ekmek ve şarap C) Bir mozaik D) Bir heykel
- (Hedef 2) 787 İznik Konsili, tasvirlere gösterilen saygıyı hangi ilkeyle açıkladı? A) Tasvirlerin kendisi kutsaldır B) Tasvire gösterilen saygı, tasvirin temsil ettiği asıl olana geçer C) Tasvirlere tapınılabilir D) Tasvirler yalnızca süs amaçlıdır
- (Hedef 3) III. Leon'un tasvir karşıtlığına dair anlatıların büyük ölçüde sonraki yazarların kurgusu olduğunu ileri süren tarihçiler kimlerdir? A) Ernst Kitzinger B) Peter Brown C) Patricia Crone D) Leslie Brubaker ve John Haldon
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Resimler neden yıkıldı?» sorusunu tartış. Cevabında Şamlı Yuhanna'nın savunmasını, Hieria toplantısının ve 787 İznik Konsili'nin kararlarını, 843'teki son kararı ve Aya İrini ile Ayasofya'nın apsis mozaiklerini kullan; tartışmadaki dört yaklaşımdan ikisini yan yana koy. Kaynakların çoğunun kazanan tarafça yazılmış olmasının cevabını nasıl etkilediğini de değerlendir.
Cevaplar
- B — Toplantı Hieria'da yapıldı.
- B — İznik Konsili'ni İrene topladı.
- B — Hieria'ya göre tek kabul edilebilir suret kutsal sofradaki ekmek ve şaraptır.
- B — Tasvire gösterilen saygı, temsil ettiği asıl olana geçer.
- D — Bu görüş Leslie Brubaker ve John Haldon'a aittir.
Kapsamlı bir cevap, tartışmanın her iki taraf için de derin bir inanç sorunu olduğunu gösterir: tasvir karşıtları tasvirlerin Tanrı'nın tasvir edilemezliğini çiğnediğine, tasvir yanlıları ise Tanrı'nın insan bedeninde görünür olduğuna inanıyordu. Hieria ve İznik kararlarının bu iki görüşü nasıl formüle ettiğini açıklar. İyi bir cevap, Brown'ın kutsal gücün denetimine dayanan toplumsal açıklamasını, Kitzinger'in önceki yüzyılın dinsel pratiğine dayanan açıklamasıyla karşılaştırır ve Brubaker ile Haldon'ın uyarısını, yani anlatıların büyük bölümünün kazanan tarafça yazıldığını, bütün bu açıklamaların sınırı olarak kullanır.
Sonraki bölüme köprü
843'te tasvir tartışmasının kapanmasından birkaç on yıl sonra, 867'de, bir asker ve seyis olarak başlayıp saraya yükselen I. Basileios tahta çıktı. Onun kurduğu hanedan, yaklaşık iki yüzyıl boyunca imparatorluğu yönetti. Bu dönemde ordular Suriye'ye, Kafkasya'ya ve Balkanlar'ın içlerine ilerledi; saray, bilginlerin ve kitapların merkezi oldu; Bulgar çarlığı imparatorluğa bağlandı. Sonraki bölüm bu dönemi soruyor: Makedon hanedanı imparatorluğu nasıl yeniden güçlendirdi ve bu zirve ne kadar sağlamdı?