Öğrenme hedefleri
- Qin devletinin MÖ 230 ile MÖ 221 arasında öbür altı devleti nasıl yendiğini ve Qin kralı Ying Zheng'in kendine neden yeni bir unvan seçtiğini anlatabileceksin.
- Qin'in yazıyı, ölçüleri, parayı ve yönetim düzenini birleştirme çabalarını ve bu çabaların sonraki Çin devletine etkisini açıklayabileceksin.
- Kitap yakma gibi sert uygulamaları, kaynakların bakış açısını ve tarihçilerin yeniden değerlendirmelerini hesaba katarak tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — on bin kuşak
MÖ 221'de, Qin devletinin kralı Ying Zheng, dokuz yıl süren seferlerin sonunda, Savaşan Devletler döneminin son rakibi olan doğudaki Qi devletini de ele geçirdi. Beş buçuk yüzyıldır bölünmüş olan topraklar, ilk kez tek bir hükümdarın elinde birleşmişti. Kral, bakanlarını topladı ve onlardan kendisine yeni bir unvan bulmalarını istedi. «Kral» sözcüğü, artık onun başardığı işi anlatmaya yetmiyordu.
Sonunda, efsanevi hükümdarlara ve tanrılara ait iki sözcüğü birleştiren yeni bir unvan seçildi: huangdi, yani «imparator». Ying Zheng, kendisini «İlk İmparator» anlamına gelen Shi Huangdi olarak adlandırdı ve ardından gelecek imparatorların «İkinci İmparator», «Üçüncü İmparator» diye sayılmasını, bu soyun on bin kuşak boyunca sürmesini buyurdu. Tarih ona bugün, Qin'in İlk İmparatoru anlamında, Qin Shi Huang diye seslenir.
Bu buyruk, tarihin en büyük ironilerinden birine dönüşecekti: Qin hanedanı, İlk İmparator'un ölümünden sadece dört yıl sonra yıkıldı. Bu bölümün sorusu, bu kısa ömürlü ama derin izler bırakan imparatorlukla ilgili: Qin Shi Huang Çin'i nasıl birleştirdi ve bu birlik neden bu kadar çabuk dağıldı?
Bağlam — bir sınır devletinin yükselişi
Önceki bölümlerde, Qin'in Savaşan Devletler dönemi boyunca Shang Yang'ın reformlarıyla güçlü bir savaş devletine dönüştüğünü görmüştük. Qin, nüfusunu kaydeden, köylülerini asker yapan, soyluların yerine yetenekli görevliler atayan ve yasaları sert biçimde uygulayan bir devletti. Batıdaki konumu da ona bir üstünlük veriyordu: dağlarla çevrili Wei vadisi, kolay savunulabilen bir kaleydi; doğudaki devletler ise birbirleriyle savaşırken güçlerini tüketiyordu.
Ying Zheng, MÖ 247'de, henüz on üç yaşındayken Qin tahtına çıktı. Yetişkinliğe erişip gücü eline aldıktan sonra, önceki bölümde yasacı düşünceleriyle tanıdığımız Han Fei'nin öğrencilik arkadaşı olan Li Si'yi en yakın danışmanı yaptı. Li Si, Qin'e başka bir devletten, Chu'dan gelmiş bir yabancıydı.
MÖ 230 ile MÖ 221 arasındaki dokuz yılda, rakipler sırayla düştü: önce Han, sonra Zhao, Wei, Chu, Yan ve son olarak Qi. Her zafer, önceki zaferin kaynaklarını bir sonraki sefere aktaran bir makinenin parçasıydı.
Gelişme — birleştirilen bir dünya
Toprakları ele geçirmek bir şeydi; onları tek bir devlet gibi yönetmek başka bir şey. Qin Shi Huang ve Li Si, bu işe, dünyanın gördüğü en kapsamlı standartlaştırma girişimlerinden biriyle giriştiler.
Savaşan Devletler döneminde her devlet, aynı Çince sözcükleri farklı biçimlerde yazıyordu. Qin, bu yazı biçimlerini kaldırarak kendi yazı biçimini bütün imparatorluğa yaydı. Farklı devletlerin paraları yerine, ortasında kare delik bulunan Qin'in yuvarlak tunç parası kullanılmaya başlandı. Ağırlık ve hacim ölçüleri birleştirildi; imparatorluğun dört bir yanında, üzerinde İlk İmparator'un buyruğu yazılı olan resmî ölçü kapları dağıtıldı.
Yönetim düzeni de baştan kuruldu. Zhou döneminde topraklar, kralın akrabalarına ve müttefiklerine dağıtılmıştı; bu düzen, zamanla devletlerin bağımsızlaşmasına yol açmıştı. Qin, bu hatayı tekrarlamak istemedi.
Bu düzenin nasıl işlediği, uzun süre yalnızca sonraki tarihçilerin anlatılarından biliniyordu. 2002'de, bugünkü Hunan eyaletindeki Liye'de, Qin döneminden kalma bir kuyunun içinde, on binlerce ahşap ve bambu şerit bulundu. Bu şeritler, küçük bir ilçenin günlük yazışmalarıydı: vergi kayıtları, nüfus listeleri, kaçak işçilerin aranması, hatta posta kayıtları. Liye buluntusu, Qin'in merkezden çok uzaktaki bir ilçeyi bile ne kadar ayrıntılı biçimde yönettiğini gösterdi.
Dönüş noktası — geçmişi susturmak
Qin Shi Huang'ın yönetimi, yalnızca ölçüleri değil, düşünceleri de birleştirmeye çalıştı. MÖ 213'te, sarayda verilen bir şölende, bu çaba açık bir çatışmaya dönüştü.
Sima Qian'ın kaydına bakılırsa, bir yıl sonra imparator, kendisi hakkında kötü sözler söylendiğini öğrenince başkentteki bilginleri soruşturdu ve dört yüz altmıştan fazlasını öldürttü. Bu anlatının ayrıntıları, bazı modern tarihçiler tarafından abartılı bulunur; ama Qin'in bilginlerle olan çatışması, sonraki kuşakların belleğinde silinmez bir iz bıraktı.
Yaygın yanlış«Qin Shi Huang, yalnızca kitap yakan ve bilgin öldüren bir zorbaydı; bıraktığı miras yıkımdan ibaretti.»
Qin'in yönetimi gerçekten sertti ve pek çok insanın hayatına mal oldu. Ama Qin'in kurduğu komutanlık ve ilçe düzeni, birleştirdiği yazı, ölçüler ve para, sonraki iki bin yıl boyunca Çin devletinin temeli olarak kaldı. Onu deviren Han hanedanı, Qin'i sert biçimde eleştirdi; ama onun kurumlarının çoğunu korudu. Qin Shi Huang'ın mirası, hem zulmü hem de kalıcı kurumlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Cevap — hızlı birlik, kırılgan düzen
Qin Shi Huang, Çin'i, önceki kuşakların Qin'de kurduğu savaş devletinin gücünü kullanarak birleştirdi; birleştirdikten sonra da yazıyı, ölçüleri, parayı ve yönetimi tek bir düzene bağlayarak, bu birliği kalıcı kılmaya çalıştı. Ama bu düzen, ağır vergiler, büyük yapı işleri için zorla çalıştırılan milyonlarca insan ve sert cezalarla ayakta duruyordu. MÖ 210'da İlk İmparator, bir yolculuk sırasında öldüğünde, Li Si ve saray hadımı Zhao Gao, ölümünü gizledi, sahte bir fermanla veliaht Fusu'yu intihara zorladı ve tahta daha genç bir oğlu çıkardı. Dört yıl içinde, imparatorluğun dört bir yanında isyanlar patladı ve Qin çöktü. Ama Qin'in kurduğu devlet, onu yıkanların elinde yaşamaya devam etti.
Bugünle bağ — birliğin bedeli
Pek çok dilde ülkenin adı olan «Çin» sözcüğünün, Qin'in adından türediği sık sık ileri sürülür; bu köken dilbilimciler arasında tartışmalıdır, ama tartışmanın kendisi bile, kısa ömürlü bir hanedanın ne kadar kalıcı bir iz bıraktığını gösterir. Çinliler ise kendi ülkelerine, Zhou döneminden kalma bir deyimle, «merkezdeki ülke» der. Qin Shi Huang'ın hikâyesi, bugün de siyasal bir tartışmanın konusu: güçlü bir merkezî devletin sağladığı birlik ve düzen, hangi bedelle kazanılmalıdır? Yirminci yüzyılda Çin'de, bu soruya farklı dönemlerde çok farklı cevaplar verildi; Qin Shi Huang, bir dönemde zorbanın, başka bir dönemde ise ülkeyi birleştiren büyük bir önderin simgesi olarak sunuldu.
Birincil kaynak
Qin'in birleşmesinden önce, MÖ 237'de, Qin sarayı bütün yabancıların sürülmesini tartışırken, kendisi de başka bir devletten gelmiş olan Li Si krala şu dilekçeyi sundu:
In the choice of men, however, this principle is not to prevail. There is to be no question of capacity or of incapacity, of honesty or of dishonesty. If he be not a native, he must go: all foreigners are to be dismissed. [...] Not a single clod was added to T'ai-shan in vain: hence the huge mountain we now behold. The merest streamlet is received into the bosom of Ocean: hence the Ocean's unfathomable expanse. [...] Therefore to dismiss all foreigners will be to make our enemies strong; for those who suffer expulsion will go to swell the hostile ranks.
Türkçesi: Ama insan seçiminde bu ilke geçerli olmayacak. Yetenekli mi yeteneksiz mi, dürüst mü dürüst değil mi, diye sorulmayacak. Yerli değilse, gidecek: bütün yabancılar kovulacak. […] Taishan dağına eklenen tek bir toprak parçası bile boşuna değildi: bugün gördüğümüz o dev dağ bu yüzden ortaya çıktı. En küçük dere bile okyanusun bağrına kabul edilir: okyanusun dipsiz genişliği bu yüzdendir. […] Bu yüzden bütün yabancıları kovmak, düşmanlarımızı güçlendirmek olur; çünkü sürülenler, düşman saflarını kalabalıklaştırmaya gidecektir.
Kaynak: Li Si, «Yabancıların kovulmasına karşı dilekçe», Sima Qian, Shiji, LXXXVII; Herbert A. Giles'ın İngilizce çevirisi, Gems of Chinese Literature, 2. baskı (Şanghay: Kelly & Walsh, 1923), archive.org. Türkçesi bizim.
- Li Si, yabancıların kovulmasına karşı hangi gerekçeleri öne sürüyor? Taishan dağı ve okyanus benzetmeleri neyi anlatıyor?
- Li Si'nin kendisi de Qin'e başka bir devletten gelmişti. Bu durum, onun dilekçesini okurken neyi hesaba katmamızı gerektirir?
- Aynı Li Si, yıllar sonra kitapların yakılmasını önerecekti. Yetenekli yabancılara açık olmayı savunan biriyle, düşünce özgürlüğünü kısıtlayan biri arasında bir çelişki görüyor musun? Bu iki tutumu birleştiren ortak amaç ne olabilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Derk Bodde (1938) — Qin'in birleşmesini, Li Si'nin hayatı ve siyaseti üzerinden inceledi; Qin'in merkezî devletinin ve standartlaştırma girişimlerinin, büyük ölçüde Li Si'nin yasacı düşüncelerinin ürünü olduğunu gösterdi ve Çin'in ilk birleştiricisinin gerçekte bu devlet adamı olduğunu savundu.
- Martin Kern (2000) — İlk İmparator'un imparatorluğu dolaşırken dağlara diktirdiği taş yazıtları inceledi; bu yazıtların, yalnızca bir zorbalığın değil, eski törensel geleneklere dayanan bilinçli bir imparatorluk imgesinin ürünü olduğunu, Qin'in kendini de bir tür Konfüçyüsçü dil kullanarak sunduğunu gösterdi.
- Mark Edward Lewis (2007) — Qin ve Han imparatorluklarını birlikte ele aldı; Qin'in kurumlarının Han döneminde büyük ölçüde sürdüğünü, iki hanedan arasındaki farkın, kurumlardan çok bu kurumların nasıl sunulduğu ve meşrulaştırıldığıyla ilgili olduğunu savundu.
- Yuri Pines (2014) — Qin'i yeniden değerlendiren bir çalışmanın editörlerinden biri olarak, yeni arkeolojik ve yazılı buluntuların, Han döneminin Qin'e yönelik düşmanca anlatısının abartılı olduğunu gösterdiğini, Qin'in hem acımasız hem de şaşırtıcı ölçüde etkili bir yönetim olduğunu vurguladı.
Bu tartışma, Qin'in tarihinin büyük ölçüde onu yıkanlar tarafından yazıldığı gerçeğiyle ilgili. Bodde, Qin'in başarısını bir devlet adamının düşüncelerine bağlıyor. Kern, Qin'in kendi sesini, taş yazıtlarından dinlemeye çalışıyor. Lewis ve Pines ise, Qin ile Han arasındaki sürekliliği ve yeni buluntuların Han anlatısını nasıl düzelttiğini vurguluyor. Bu bakışlar birlikte, Qin'in «kötü imparator» imgesinin, bir kısmıyla gerçek, bir kısmıyla sonraki kuşakların meşruiyet ihtiyacının ürünü olduğunu gösteriyor.
Derine İn
İlk İmparator, birleşmeden sonra imparatorluğun dört bir yanına uzun yolculuklar yaptı. Bu yolculuklarda, kutsal dağlara çıkıp törenler düzenledi ve dağların eteklerine, kendi başarılarını öven taş yazıtlar diktirdi. Bu yazıtların en ünlülerinden biri, doğudaki kutsal Taishan dağında dikildi. Yazıtlar, imparatorun savaşları sona erdirdiğini, ölçüleri birleştirdiğini, halka düzen ve refah getirdiğini, her şeyin yerli yerine konduğunu anlatır. Bu yazıtların çoğu zamanla yok oldu; bazılarının metni, Sima Qian'ın tarihinde korunmuştur. Bu metinler, Qin'in kendini nasıl görmek istediğini gösteren nadir kaynaklardır: burada, sonraki anlatıların zorbası değil, dünyaya düzen getiren bilge bir hükümdar konuşur.
Qin'in büyük yapı işleri de, birleşmenin somut yüzüydü. İmparatorluğun dört bir yanını başkent Xianyang'a bağlayan geniş yollar yapıldı; kuzeyde, eski devletlerin duvarları birleştirilerek uzun bir sur hattı oluşturuldu; güneyde, iki büyük ırmak havzasını bağlayan bir kanal kazıldı. Başkentte büyük saraylar inşa edildi, imparatorun mezarı için dev bir yapı işine girişildi. Bu işler, milyonlarca insanın zorla çalıştırılmasını gerektirdi. Qin'e karşı patlayan ilk büyük isyanın, zorla çalışmaya götürülen bir grup köylünün, yağmur yüzünden yolda geciktikleri ve geç kalanların idam edileceği bir yasa nedeniyle ayaklanmasıyla başladığı anlatılır. Bu öykü, Qin'in sert yasalarının, sonunda kendi yıkımını nasıl hazırladığının simgesi hâline geldi.
İlk İmparator'un ölümsüzlük arayışı da, onun hakkında anlatılan öykülerin önemli bir parçasıdır. Sima Qian'a göre imparator, ölümsüzlük iksirini bulmak için doğu denizlerine seyyahlar gönderdi ve ölümsüzlerin yaşadığı adaları aradı. Bu arayış, onun hem gücünün sınırlarını hem de ölümle hesaplaşamayan bir hükümdarın kaygısını gösterir. İronik biçimde, onun bu dünyadan göçtükten sonra bile yaşamayı sürdürme isteği, arkasında insanlık tarihinin en büyük mezarlarından birini bıraktı.
Son olarak, Qin Shi Huang'ın yirminci yüzyıldaki imgesi, tarihin bugünün ihtiyaçlarına göre nasıl yeniden yazıldığının çarpıcı bir örneğidir. Uzun yüzyıllar boyunca Konfüçyüsçü tarihçiler onu zorbalığın simgesi olarak gördü. Ama 1970'lerin başında, Konfüçyüs'ü eleştiren siyasal kampanya sırasında, Qin Shi Huang, eski düzeni yıkan ilerici bir önder olarak övüldü. Aynı hükümdar, farklı dönemlerde, birbirinin tam tersi iki imgeye bürünebildi.
Qin'in birleşmesini dünya tarihinde öne çıkaran şey, yalnızca bir fethin büyüklüğü değil, fethin ardından kurulan merkezîleşme düzeninin kalıcılığıdır. Aynı yüzyıllarda Akdeniz'de, Roma da büyük bir imparatorluk kuruyordu; ama Roma, fethettiği kentlerin kendi yöneticilerini, dillerini ve yasalarını büyük ölçüde yerinde bıraktı. Qin ise, fethettiği toprakların eski yönetici ailelerini söküp atmaya, bütün ülkeyi tek bir yazı, tek bir yasa ve merkezden atanan görevlilerle yönetmeye çalıştı. Bu merkezîleşme, kısa vadede büyük bir direnç yarattı ve Qin'in çöküşünü hızlandırdı; ama uzun vadede, Çin'in, bölünme dönemlerinden sonra hep yeniden tek bir devlet olarak toparlanabilmesinin temellerinden biri oldu. Qin'in ömrü kısa, ama kurduğu kalıp uzun sürdü.
Uzman Notu
Temel literatür
- James Legge (çev.), The Chinese Classics, cilt I (Hong Kong ve Londra: Trübner, 1861).
- Herbert A. Giles (çev.), Gems of Chinese Literature, 2. baskı (Şanghay: Kelly & Walsh, 1923).
- Derk Bodde, China's First Unifier: A Study of the Ch'in Dynasty as Seen in the Life of Li Ssu (280?–208 B.C.) (Leiden: Brill, 1938).
- Martin Kern, The Stele Inscriptions of Ch'in Shih-huang: Text and Ritual in Early Chinese Imperial Representation (New Haven: American Oriental Society, 2000).
- Mark Edward Lewis, The Early Chinese Empires: Qin and Han (Cambridge, MA: Belknap Press of Harvard University Press, 2007).
- Yuri Pines, Gideon Shelach, Lothar von Falkenhausen ve Robin D. S. Yates (ed.), Birth of an Empire: The State of Qin Revisited (Berkeley: University of California Press, 2014).
Arşiv ve kaynak
Legge'nin The Chinese Classics cildi ve Giles'ın Gems of Chinese Literature kitabı, taranmış nüshalarıyla archive.org'da bulunuyor. Liye'de bulunan Qin şeritleri, Hunan eyaletindeki Liye'de bu buluntulara ayrılmış bir müzede sergileniyor ve Çince olarak yayımlanıyor.
Açık sorular
- Qin'in hızlı çöküşü, sert yönetiminden mi kaynaklandı, yoksa İlk İmparator'un ölümünden sonraki saray entrikalarından mı?
- Kitap yakmanın ve bilginlerin öldürülmesinin gerçek boyutları neydi?
- Çin'in birleşmesinde, İlk İmparator'un kişisel rolü mü, yoksa Qin'de kuşaklar boyunca kurulan devlet düzeni mi belirleyiciydi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Qin kralı Ying Zheng, MÖ 221'de Çin'i birleştirdikten sonra kendisi için hangi unvanı yarattı? A) Kral B) Hegemon C) İmparator D) Gök'ün Oğlu
- (Hedef 1) Qin'in birleşmeden önce yendiği son devlet hangisidir? A) Han B) Zhao C) Chu D) Qi
- (Hedef 2) Toprakları, merkezden atanan görevlilerce yönetilen komutanlıklara ve ilçelere bölen yönetim düzenine ne ad verilir? A) Hegemonluk B) Komutanlık ve ilçe düzeni C) Beşli gruplar D) Toprak bağışı
- (Hedef 3) MÖ 213'te kitapların yakılmasını öneren Qin başbakanı kimdir? A) Zhao Gao B) Fusu C) Li Si D) Chunyu Yue
- (Hedef 3) İlk İmparator'un taş yazıtlarını inceleyerek, Qin'in kendini bilinçli bir törensel dille sunduğunu gösteren tarihçi kimdir? A) Martin Kern B) Derk Bodde C) Mark Edward Lewis D) Yuri Pines
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Qin Shi Huang, bir zorba mıydı, yoksa Çin'in kurucusu mu?» sorusunu tartış. Cevabında standartlaştırma girişimlerini, komutanlık ve ilçe düzenini, MÖ 213'teki kitap yakmayı, Legge'nin bu olay hakkındaki değerlendirmesini ve Qin'in tarihinin büyük ölçüde onu yıkanlar tarafından yazıldığı gerçeğini kullan. Bu iki imge birbirini dışlar mı?
Cevaplar
- C — Ying Zheng kendisi için imparator unvanını yarattı.
- D — Qin'in yendiği son devlet Qi'dir.
- B — Bu düzene komutanlık ve ilçe düzeni denir.
- C — Kitapların yakılmasını Li Si önerdi.
- A — Bu çalışma Martin Kern'e aittir.
Kapsamlı bir cevap, Qin Shi Huang'ın yazıyı, ölçüleri, parayı ve yönetimi birleştirerek sonraki iki bin yılın Çin devletinin temellerini attığını belirtir. Ama aynı yönetimin kitap yakma, bilginlerin öldürülmesi, ağır vergiler ve zorla çalıştırma gibi sert uygulamalara dayandığını açıklar. Legge'nin kitap yakmanın zararının sanıldığından sınırlı olduğunu savunduğunu, Qin'in tarihinin onu deviren Han döneminde yazıldığını ve bu yüzden düşmanca bir bakış taşıdığını hatırlatarak, «zorba» ve «kurucu» imgelerinin birbirini dışlamadığını, aynı hükümdarın iki yüzünü anlattığını tartışır.
Sonraki bölüme köprü
İlk İmparator ölümsüzlüğü aramış, bulamayınca Li dağının eteğinde, yüz binlerce işçinin çalıştığı bir mezar yaptırmıştı. Sima Qian bu mezarın içini, cıva ırmakları ve gökyüzü tavanıyla ayrıntılı biçimde anlattı; ama iki bin yıl sonra köylülerin bir kuyu kazarken bulduğu binlerce pişmiş topraktan askerden hiç söz etmedi. Sonraki bölüm o sessizliğe bakıyor: Terakota Ordusu neydi, nasıl üretildi, ve yazılı kaynaklar onu neden görmedi?