İçeriğe geç

Bölüm DT-111.05 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Sun Tzu: Savaş Sanatı

DT-111 Antik Çin

2.694 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 500–MÖ 221
Bölge
Doğu Asya
Tema
Savaş · Fikirler · Kaynaklar
Kişiler
Sun Wu · Helü · Sima Qian · Sun Bin · Cao Cao · Joseph-Marie Amiot · Takeda Shingen · Lionel Giles · Samuel B. Griffith · Roger T. Ames · Victor H. Mair · B. H. Liddell Hart
Yerler
Wu · Chu · Yinqueshan
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Savaş Sanatı adlı metnin temel fikirlerini, özellikle savaşın devlet için önemini, aldatmayı, bilgiyi ve savaşmadan kazanmayı anlatabileceksin.
  • Metnin yazarı olarak anılan Sun Tzu'nun tarihselliği ve metnin oluşum zamanı üzerine tartışmaları, Sima Qian'ın anlatısı ve 1972'deki Yinqueshan buluntusu üzerinden açıklayabileceksin.
  • Bu metnin Savaşan Devletler dönemindeki savaş dönüşümüyle ilişkisini ve sonraki yüzyıllarda Asya'da ve Batı'da nasıl okunduğunu değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — sarayın kadınları ve iki baş

Han sarayında tarih yazan Sima Qian, Sun Tzu adıyla bilinen Sun Wu'nun hayatını anlatırken tuhaf bir öykü aktarır. Öyküye göre, güneydeki Wu devletinin kralı Helü, Sun Wu'nun yazdığı on üç bölümü okumuş ve ondan kuramını küçük bir denemeyle göstermesini istemişti. Deneme, sarayın kadınlarıyla yapılacaktı. Sun Wu, yüz seksen kadını iki bölüğe ayırdı, başlarına kralın en sevdiği iki gözdesini koydu ve onlara komutları açıkladı. Davul çalınıp «sağa dön» emri verildiğinde, kadınlar gülmeye başladı.

Sun Wu, komutlar açık değilse suçun komutana ait olduğunu söyledi ve komutları yeniden açıkladı. İkinci kez de gülüşmeler yükselince, bu kez emirlerin açık olduğunu, suçun bölük başlarında olduğunu söyledi ve iki gözdenin idam edilmesini emretti. Kral, yüksek bir köşkten sahneyi izliyordu; telaşla haber gönderip gözdelerinin bağışlanmasını istedi. Sun Wu, komutan olarak atandıktan sonra kralın bazı buyruklarını kabul edemeyeceğini söyledi. İki bölük başı öldürüldü, yerlerine başkaları getirildi; kadınlar bundan sonra her komutu tek ses çıkarmadan kusursuzca uyguladı.

Bu öykü, yüzyıllardır Sun Tzu'nun disiplin anlayışının simgesi olarak anlatılır. Ama öykünün doğru olup olmadığı, hatta Sun Wu'nun gerçekten yaşayıp yaşamadığı bile tartışmalıdır. Bu bölümün sorusu, bu tartışmayla ilgili: dünyanın en ünlü savaş kitabının ardında kim var, metin hangi çağın ürünü ve bu uzun ömrünü neye borçlu?

Bağlam — savaşın düşünüldüğü çağ

Önceki bölümlerde, Savaşan Devletler döneminin savaşları dönüştürdüğünü, soyluların savaş arabalarıyla yapılan törensel çatışmaların yerini, köylülerden oluşan kitle ordularının aldığını ve saraydan saraya dolaşan danışmanların hükümdarlara fikir sattığını görmüştük. Bu yeni savaş, yeni bir bilgi türü gerektiriyordu. Yüz binlerce askerden oluşan orduları beslemek, yönetmek, uzak bölgelere taşımak ve yenilgiye uğramadan savaştırmak, bir soylunun cesaretinden çok, hesap, plan ve örgütlenme istiyordu.

Bu ihtiyaç, Çin'de askerî düşünce üzerine yazılmış bir dizi metnin doğmasına yol açtı. Bu metinlerin en ünlüsü, Sunzi, yani «Usta Sun'un kitabı»dır. Batı'da Savaş Sanatı adıyla tanınan bu kısa metin, on üç bölümden oluşur ve savaşı, bir devletin hayatta kalmasını belirleyen bir bilgi alanı olarak ele alır.

Gelişme — savaşmadan kazanmak

Savaş Sanatı, çarpıcı bir cümleyle başlar: savaş sanatı, devlet için hayati önem taşır; bir ölüm kalım meselesi, güvenliğe ya da yıkıma giden bir yoldur. Metnin yazarı, savaşı yüceltmez; onu, dikkatle hesaplanması gereken tehlikeli bir iş olarak görür.

Metnin en ünlü fikri, savaşmadan kazanmaktır. Ona göre, bütün savaşlarda çarpışıp kazanmak en büyük ustalık değildir; en büyük ustalık, düşmanın direncini hiç savaşmadan kırmaktır. Düşmanın ülkesini bütün hâlinde ele geçirmek, onu yıkmaktan daha iyidir. En iyi komutan, düşmanın planlarını boşa çıkarır; ondan sonra gelen, onun ittifaklarını bozar; ondan sonra gelen, ordusuna saldırır; en kötüsü ise surlarla çevrili kentleri kuşatmaktır.

Bu anlayışın merkezinde bilgi vardır. Metin, düşmanı ve kendini tanıyan birinin yüz savaştan korkmasına gerek olmadığını söyler. Bu yüzden casuslara ayrı bir bölüm ayırır ve onları, bir ordunun en değerli kaynaklarından biri olarak görür.

Dönüş noktası — Sun Tzu kimdi?

Sima Qian, Sun Wu'yu MÖ altıncı yüzyılın sonuna yerleştirir: onun anlatısında Sun Wu, Konfüçyüs'le aynı dönemde yaşamış ve Wu kralı Helü'ye hizmet etmişti. Sima Qian'ın anlatısı, Wu'nun bu dönemde batıdaki güçlü komşusu Chu'yu yendiğini ve onun başkentine girdiğini de anlatır; okur, Sun Wu'nun bu zaferde büyük bir rol oynadığı izlenimini edinir. Oysa Giles'ın da işaret ettiği gibi, Sima Qian, Sun Wu'nun Chu seferinde komutan olduğunu açıkça söylemez; bu seferin başarısı, kaynaklarda başka komutanlara ve kralın kardeşine bağlanır. Sun Wu'nun hayatına dair bütün anlatı, bu yüzden, yüzyıllar boyunca şüpheyle karşılandı.

Modern araştırmacıların çoğu, metnin bugünkü biçimini, Konfüçyüs'ün çağında değil, Savaşan Devletler döneminde, büyük olasılıkla MÖ dördüncü yüzyılda aldığını düşünür. Metnin anlattığı büyük piyade orduları, uzun kuşatmalar, arbalet ve profesyonel komutanlar, Konfüçyüs'ün çağından çok, Savaşan Devletler döneminin dünyasına uyar.

1972'de, bugünkü Shandong eyaletindeki Yinqueshan'da, Han döneminin başlarına tarihlenen iki mezar kazıldı. Mezarlarda, bambu şeritlere yazılmış askerî metinler bulundu. Bunlar arasında, Savaş Sanatı'nın bilinen en eski el yazması ile, yüzyıllardır kayıp sanılan ve Sun Wu'nun torunlarından olduğu söylenen Sun Bin'e atfedilen başka bir askerî metin vardı. Bu buluntu, iki ayrı «Usta Sun» kitabının var olduğunu doğruladı ve Savaş Sanatı'nın Han döneminin başında, bugünkü biçimine çok yakın olarak dolaşımda olduğunu gösterdi.

Yaygın yanlış«Savaş Sanatı, savaşı yücelten ve her yolla kazanmayı öğütleyen acımasız bir kitaptır.»
Doğrusu

Metin, aldatmayı ve sertliği savaşın doğal parçaları olarak görse de, savaşı yüceltmez. Tersine, uzun savaşların devletleri yoksullaştırdığını, en iyi zaferin savaşmadan kazanılan zafer olduğunu, düşman ülkesini yıkmak yerine bütün hâlinde ele geçirmenin daha iyi olduğunu söyler. Kitabın temel tavrı, savaşın bedelini en aza indirmeye yönelik soğukkanlı bir hesaptır.

Cevap — bir kişiden çok bir gelenek

Öyleyse bu kitabın yazarı kimdi? Büyük olasılıkla tek bir kişi değil. Sun Wu adında bir komutan yaşamış olabilir; ama elimizdeki metin, Savaşan Devletler döneminin savaş deneyiminden doğan, zaman içinde derlenen ve bir ustanın adıyla anılan bir gelenek olarak görünür. Yinqueshan buluntusu, metnin en azından Han döneminin başından beri bugünkü biçimine yakın olarak okunduğunu gösterdi. Metnin gücü, yazarının kimliğinden değil, savaşı bir devletin hayatta kalma sorunu olarak ele alan soğukkanlı ve kısa cümlelerinden geliyor.

Bugünle bağ — savaş alanından toplantı odasına

Savaş Sanatı, bugün askerî akademilerde okunduğu kadar, işletme okullarında, spor kulüplerinde ve kişisel gelişim kitaplarında da alıntılanıyor. «Düşmanını ve kendini tanı» ya da «savaşmadan kazan» gibi sözler, satış stratejilerinden seçim kampanyalarına kadar pek çok alanda kullanılıyor. Bu yaygınlık, metnin evrensel bir bilgelik taşıdığını gösterebilir; ama aynı zamanda, onun kendi tarihsel bağlamından koparılarak okunduğunu da hatırlatır. İki bin yıldan eski bir savaş kitabını bugünün sorunlarına uygularken, onun hangi dünyada ve hangi soruya cevap olarak yazıldığını unutmamak gerekir.

Birincil kaynak

Savaş Sanatı'nın üçüncü bölümü, saldırı stratejisi üzerine şunları söyler:

Sun Tzŭ said: In the practical art of war, the best thing of all is to take the enemy's country whole and intact; to shatter and destroy it is not so good. [...] Hence to fight and conquer in all your battles is not supreme excellence; supreme excellence consists in breaking the enemy's resistance without fighting. Thus the highest form of generalship is to baulk the enemy's plans; the next best is to prevent the junction of the enemy's forces. [...] If you know the enemy and know yourself, you need not fear the result of a hundred battles. If you know yourself but not the enemy, for every victory gained you will also suffer a defeat.

Türkçesi: Sun Tzu dedi ki: Savaşın uygulamasında, en iyisi düşmanın ülkesini bütün ve dokunulmamış hâlde ele geçirmektir; onu parçalamak ve yıkmak o kadar iyi değildir. […] Bu yüzden bütün savaşlarında çarpışıp kazanmak en yüksek ustalık değildir; en yüksek ustalık, düşmanın direncini savaşmadan kırmaktır. Böylece komutanlığın en yüksek biçimi, düşmanın planlarını boşa çıkarmaktır; ondan sonra en iyisi, düşman güçlerinin birleşmesini engellemektir. […] Düşmanı tanır ve kendini tanırsan, yüz savaşın sonucundan korkman gerekmez. Kendini tanır ama düşmanı tanımazsan, kazandığın her zafere karşılık bir yenilgi de alırsın.

Kaynak: Sunzi, III.1–3 ve III.18; Lionel Giles'ın İngilizce çevirisi, Sun Tzŭ on the Art of War (Londra: Luzac & Co., 1910), Project Gutenberg. Türkçesi bizim.

  1. Metne göre en yüksek ustalık nedir? Bu anlayış, savaşın amacı hakkında ne söylüyor?
  2. Metin, düşmanın ülkesini «bütün ve dokunulmamış» hâlde ele geçirmeyi neden yıkmaktan daha iyi buluyor? Bu, ekonomik ve siyasal hangi hesaplara dayanıyor olabilir?
  3. «Düşmanı tanır ve kendini tanırsan» sözü, bilgiye ve casusluğa verilen önem hakkında ne söylüyor? Bu söz, Savaşan Devletler döneminin koşullarıyla nasıl ilişkilendirilebilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Lionel Giles (1910) — Metnin ilk güvenilir İngilizce çevirisini yaptı; metnin gerçek bir asker elinden çıktığını ve uzun bir geçmişe sahip olduğunu kabul etti, ama Sima Qian'ın kronolojisinde, metnin kendi içindeki bazı değinmelerle çelişen ciddi bir sorun gördü.
  • Samuel B. Griffith (1963) — Bir askerî subay olarak yaptığı çevirisinde, metnin Savaşan Devletler döneminde, MÖ dördüncü yüzyılda yazıldığını savundu; metnin anlattığı ordu yapısının ve savaş koşullarının Konfüçyüs'ün çağına değil, bu döneme ait olduğunu gösterdi.
  • Roger T. Ames (1993) — Yinqueshan buluntusunu kullanan ilk İngilizce çevirilerden birini hazırladı; metni, Çin felsefesinin kavramları, özellikle konum üstünlüğü ve durumun akışı gibi fikirler çerçevesinde okuyarak, onun yalnızca bir askerî el kitabı değil, bir düşünce metni olduğunu vurguladı.
  • Victor H. Mair (2007) — Metnin tek bir yazarın eseri olmadığını, Savaşan Devletler döneminin ortalarında, farklı kaynaklardan derlenmiş bir metin olduğunu savundu; Sun Wu'nun tarihsel bir kişi olmaktan çok, sonradan metne bağlanan bir ad olabileceğini ileri sürdü.

Bu tartışma, bir antik metni okumanın iki farklı sorusunu gösteriyor. Giles, Griffith ve Mair, metnin ne zaman ve kim tarafından yazıldığını soruyor; aralarındaki fark, geleneksel anlatıya ne ölçüde güvenilebileceğiyle ilgili. Ames ise metnin ne anlattığına ve hangi düşünce dünyasına ait olduğuna odaklanıyor. Bu iki soru birbirini tamamlıyor: metnin tarihini bilmek, onun kavramlarını doğru anlamaya yardım eder; kavramları anlamak da, onun hangi dünyada doğduğunu gösterir.

Derine İn

Savaş Sanatı, Çin'de yüzyıllar boyunca yorumlanarak okundu. Metne yazılan en eski yorumlardan biri, MS üçüncü yüzyılın başında yaşayan ünlü komutan ve devlet adamı Cao Cao'ya aittir. Cao Cao'dan sonra, farklı yüzyıllarda yaşayan pek çok yorumcu, metnin kısa ve çoğu zaman belirsiz cümlelerini açıklayan, kendi dönemlerinin savaşlarından örnekler veren notlar yazdı. Bugün okunan metin, bu yorumlarla birlikte aktarılan bir gelenektir; Giles'ın çevirisi de, bu yorumculardan pek çok alıntı içerir. On birinci yüzyılda, Song hanedanı, Savaş Sanatı'nı diğer altı askerî metinle birlikte resmî bir derlemeye aldı; bu derleme, askerî sınavlara hazırlanan adayların okuması gereken temel metinler oldu. Bu yedi askerî klasik, imparatorluk Çin'inde bir subayın eğitiminin çekirdeğini oluşturdu; tıpkı sivil memurların Konfüçyüsçü klasikleri ezberlemesi gibi, askerî memurlar da bu metinleri okumak ve yorumlamak zorundaydı. Böylece savaş bilgisi de, Çin'de bir kitap bilgisine, sınavla ölçülen bir uzmanlığa dönüştü. Bu durum, askerî bilginin bir soylu ailesinin içinde, babadan oğula aktarılan bir deneyim olmaktan çıkıp, yazılı metinlerle ve sınavlarla öğretilen bir bilgiye dönüşmesini de simgeler. Yine de kitap bilgisinin savaş alanındaki deneyimin yerini tutamayacağı uyarısı da Çin geleneğinde çok eskidir. Sima Qian'ın aktardığı bir öyküde, önceki bölümde gördüğümüz Changping savaşında Zhao ordusunun başındaki genç komutan Zhao Kuo, askerî kitapları çok iyi bilen, ama hiç savaş deneyimi olmayan biriydi; yenilgisi, Çincede «kâğıt üzerinde savaşı tartışmak» deyimiyle anılır oldu.

Metin, Çin dışında da geniş bir etki yarattı. Japonya'da, on altıncı yüzyılın savaşan beyleri arasında okundu; bunlardan Takeda Shingen'in savaş bayrağında, metnin yedinci bölümünden alınan ve ordunun rüzgâr gibi hızlı, orman gibi sessiz, ateş gibi saldırgan, dağ gibi hareketsiz olması gerektiğini anlatan dört sözcük yazılıydı. Kore'de ve Vietnam'da da, metin askerî eğitimin bir parçasıydı.

Batı'da ise Savaş Sanatı, on sekizinci yüzyılın sonunda, Pekin'de yaşayan Fransız Cizvit rahibi Joseph-Marie Amiot'nun yaptığı çeviriyle tanındı. Yirminci yüzyılda, Giles'ın çevirisi ve özellikle Griffith'in 1963'teki çevirisiyle, metin geniş bir okur kitlesine ulaştı. Griffith'in çevirisine önsöz yazan İngiliz askerî düşünür B. H. Liddell Hart, nükleer silahlar çağında, düşmanı yok etmeden kazanmayı öğütleyen bu eski metnin, modern stratejistler için yeni bir önem kazandığını savundu. Yirminci yüzyılın Çin'inde de, devrimci önderler bu metni okuyarak kendi gerilla savaşı stratejilerinde ondan yararlandı.

Son olarak, Savaş Sanatı'nın Çin askerî düşüncesinin tamamını temsil ettiğini düşünmek yanıltıcıdır. Yinqueshan'da bulunan Sun Bin'in metni, kuşatma ve kent savaşları konusunda daha ayrıntılı bilgiler verir; başka askerî metinler, ordu örgütlenmesine, törenlere ve cezalara daha fazla önem verir. Çin'in askerî düşüncesi, tek bir kitabın değil, birbiriyle tartışan zengin bir geleneğin ürünüdür. Batı'nın bu gelenekten yalnızca bir metni tanıması, Çin düşüncesini nasıl seçici biçimde okuduğunun da bir göstergesidir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Lionel Giles (çev.), Sun Tzŭ on the Art of War: The Oldest Military Treatise in the World (Londra: Luzac & Co., 1910).
  • Samuel B. Griffith (çev.), Sun Tzu: The Art of War (Oxford: Clarendon Press, 1963).
  • Mark Edward Lewis, Sanctioned Violence in Early China (Albany: State University of New York Press, 1990).
  • Roger T. Ames (çev.), Sun-tzu: The Art of Warfare (New York: Ballantine Books, 1993).
  • Victor H. Mair (çev.), The Art of War: Sun Zi's Military Methods (New York: Columbia University Press, 2007).
  • Ralph D. Sawyer (çev.), The Seven Military Classics of Ancient China (Boulder: Westview Press, 1993).

Arşiv ve kaynak

Giles'ın çevirisi, girişi ve notlarıyla birlikte Project Gutenberg'de bulunuyor. Yinqueshan bambu şeritleri, Shandong eyaletindeki Linyi'de bu buluntuya ayrılmış bir müzede sergileniyor.

Açık sorular

  • Sun Wu, gerçekten yaşamış bir komutan mıydı, yoksa sonradan bir metne bağlanmış bir ad mı?
  • Savaş Sanatı'nın bugünkü biçimi, tek bir yazarın mı, yoksa zaman içinde derlenen bir geleneğin mi ürünüdür?
  • Bu metnin fikirleri, Çin'in gerçek savaş pratiğini ne ölçüde yansıtıyordu?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Savaş Sanatı'na göre en yüksek ustalık nedir? A) Bütün savaşları kazanmak B) Düşmanın direncini savaşmadan kırmak C) Düşman kentlerini kuşatmak D) Düşman ordusunu tamamen yok etmek
  2. (Hedef 1) Savaş Sanatı'nda, akıllıca bir konumlanmayla elde edilen ve dik bir yamaçtan akan suya benzetilen üstünlüğe ne ad verilir? A) Ren B) Li C) Konum üstünlüğü D) Wu wei
  3. (Hedef 2) Sima Qian'daki öyküde Sun Wu'nun hizmet ettiği Wu kralı kimdir? A) Kral Xiang B) Helü C) Dük Xiao D) Kral Wuling
  4. (Hedef 2) Savaş Sanatı'nın bilinen en eski el yazması ve Sun Bin'e atfedilen metin 1972'de nerede bulundu? A) Guodian B) Anyang C) Yinqueshan D) Shuihudi
  5. (Hedef 3) Savaş Sanatı'nı Batı'ya ilk kez tanıtan Fransız Cizvit rahibi kimdir? A) Joseph-Marie Amiot B) Lionel Giles C) Samuel B. Griffith D) B. H. Liddell Hart

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Savaş Sanatı'nın yazarını ve yazıldığı çağı aramanın neden önemli olduğunu tartış. Cevabında Sima Qian'ın sarayın kadınları öyküsünü, Song döneminin şüphelerini, Yinqueshan buluntusunu ve Griffith ile Mair'in görüşlerini kullan. Metnin yazarını ve yazıldığı dönemi bilmek, onun fikirlerini anlamamızı nasıl etkiler?

Cevaplar

  1. B — En yüksek ustalık düşmanın direncini savaşmadan kırmaktır.
  2. C — Bu üstünlüğe konum üstünlüğü (shi) denir.
  3. B — Sun Wu'nun hizmet ettiği kral Helü'dür.
  4. C — Bu metinler Yinqueshan'da bulundu.
  5. A — Bu rahip Joseph-Marie Amiot'dur.

Kapsamlı bir cevap, Sima Qian'ın Sun Wu'yu MÖ altıncı yüzyılın sonuna yerleştirdiğini, ama Song döneminin bilginlerinin bu anlatıdan kuşku duyduğunu belirtir. Yinqueshan buluntusunun metnin Han döneminin başında bugünkü biçimine yakın olarak dolaştığını gösterdiğini, Griffith'in metni Savaşan Devletler dönemine tarihlediğini, Mair'in ise onun zaman içinde derlendiğini savunduğunu açıklar. Metnin anlattığı kitle orduları ve uzun kuşatmaların Savaşan Devletler dönemine uyduğunu; yazarın ve dönemin bilinmesinin, metnin fikirlerini kendi tarihsel sorunlarına bağlayarak daha doğru anlamayı sağladığını tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Savaş Sanatı, düşman ülkesini yıkmadan bütün hâlinde ele geçirmeyi öğütlüyordu. MÖ 230'lu yıllardan başlayarak, Qin orduları altı devleti birer birer yendi; ama asıl sınav, ele geçirilen ülkeleri tek bir düzenle yönetmekti. Sonraki bölüm o sınava bakıyor: kendine «İlk İmparator» unvanını seçen Qin kralı, farklı yazıları, ölçüleri ve paraları nasıl birleştirdi, ve soyunun on bin kuşak süreceğini buyurduğu hanedan neden birkaç yılda çöktü?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:15 Kanca: bir saray avlusunda iki sıra hâlinde dizilmiş silüetler; yüksek bir köşkten izleyen bir figür; bir davulun ritmi.
  • 1:15–3:05 Bağlam: savaş arabalarından piyade saflarına dönüşen ordular; bir haritada birbirine yaklaşan yedi renk.
  • 3:05–4:55 Gelişme — savaşmadan kazanmak: bir satranç tahtası gibi düzenlenmiş bir arazide, kılıçlar çekilmeden geri çekilen bir ordu; dik bir yamaçtan yuvarlanan taşlar.
  • 4:55–7:10 Dönüş noktası — Sun Tzu kimdi?: bir mezardan çıkarılan bambu şeritler; bir kitabın sayfalarından silinip yeniden yazılan bir ad.
  • 7:10–9:10 Kapanış: dört sözcüğün yazılı olduğu dalgalanan bir bayrak; ardından bir toplantı odasında açık duran bir kitap.

Kişiler yüzsüz silüet; saraydaki idam sahnesi gösterilmez, yalnızca susan davul ve boşalan bir yerle anlatılır.