Öğrenme hedefleri
- Cumhuriyetin son yüz yılında, Gracchus kardeşlerden Augustus'a kadar yaşanan başlıca siyasi krizleri ve iç savaşları sıralayabileceksin.
- Cumhuriyetin çöküşünü açıklayan etkenleri, yani imparatorluğun büyüklüğünü, ordunun komutanlara bağlanmasını, toprak ve yurttaşlık sorunlarını ve siyasi şiddetin olağanlaşmasını birlikte değerlendirebileceksin.
- Antik yazarların ahlaki çöküşe dayanan açıklamalarını, modern tarihçilerin yapısal açıklamalarıyla karşılaştırarak tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — «Alba'daki çiftliğim beni ihbar etti»
MÖ 82'de, Roma'nın Forum'unda, duvarlara adlar yazılı listeler asıldı. Bu listelerde adı olan herkes, yasanın korumasından çıkarılmıştı: onları öldürenlere ödül verilecek, onlara yardım edenler de öldürülecekti; malları satılacak, çocukları ve torunları siyasi haklarından yoksun bırakılacaktı. Plutarkhos'un anlattığına göre, sessiz ve barışçıl bir yurttaş olan Quintus Aurelius, listeleri okumak için Forum'a geldi. Kendi adını gördü ve «Vay başıma gelenlere, Alba'daki çiftliğim beni ihbar etti!» diye bağırdı. Çok uzaklaşamadan, onu öldürmek için gönderilen bir adam tarafından öldürüldü.
Bu listeleri hazırlatan, iç savaşı kazanan komutan Sulla'ydı. Cumhuriyetin kurumları hâlâ duruyordu: senato toplanıyor, konsüller seçiliyordu. Ama bir yurttaşın hayatı, artık bir komutanın listesine ve komşularının onun mülkünü kıskanmasına bağlıydı. Bu kursun son bölümü, bu tablonun ardındaki büyük soruyu soruyor: yaklaşık beş yüz yıl ayakta kalan Roma Cumhuriyeti neden çöktü?
Bağlam — bir yüzyıllık kriz
Önceki bölümlerde, cumhuriyetin son yüzyılının başlıca olaylarını tek tek gördük: Gracchus kardeşlerin ölümüyle başlayan siyasi şiddeti, Spartaküs'ün isyanını, Sezar'ın Rubicon'u geçişini ve Mart'ın 15'indeki suikastı. Bu bölüm, bu olayları bir araya getirerek büyük resmi görmeye çalışıyor.
Bu yüzyılın başındaki sorunlardan biri, Roma ordusunun değişen yapısıydı. MÖ ikinci yüzyılın son yıllarında Marius, konsulluğu sırasında orduya mülkü olmayan yurttaşları da almaya başladı. Bu askerler, sefer bitince beklenen toprağı ve parayı devletten değil, onları kendilerine kazandıracak olan komutandan bekleyacak komutana bağlandı. Ordular, giderek devletin değil, komutanlarının ordularına dönüştü.
İkinci sorun, İtalyan müttefiklerin durumuydu. Önceki bölümlerde gördüğümüz gibi, müttefikler Roma'nın savaşlarında asker veriyor, ama Roma yurttaşlığından ve onun sağladığı haklardan yoksun kalıyordu.
Gelişme — Roma'ya yürüyen ordular
MÖ 88'de, cumhuriyetin tarihinde ilk kez bir Roma komutanı, ordusunu Roma'nın kendisi üzerine yürüttü. Konsül Sulla, Doğu'daki bir savaşın komutasının elinden alınıp rakibi Marius'a verilmesi üzerine, askerlerini Roma'ya yöneltti ve şehri ele geçirdi. Bu, Rubicon'dan kırk yıl önce, Roma'nın siyasi kültüründe aşılamaz sayılan bir sınırın ilk kez aşılmasıydı.
Sulla ile Marius'un yandaşları arasındaki iç savaş, yıllarca sürdü. MÖ 82'de Sulla, sonunda galip gelerek Roma'ya girdi ve kendini diktatör ilan ettirdi. Plutarkhos'a göre, yakındaki Praeneste şehrinde teslim olan binlerce düşman askeri toplu olarak öldürüldü. Düşmanlarını yok etmek için, cumhuriyetin tarihinde görülmemiş bir yöntem kullandı.
Sulla, ardından senatonun gücünü artıran ve halk tribünlerinin yetkilerini kısan reformlar yaptı; sonra diktatörlükten çekildi ve kısa süre sonra öldü. Ama onun bıraktığı örnek, reformlarından çok daha kalıcı oldu: bir komutanın ordusuyla Roma'yı ele geçirebileceğini ve düşmanlarını toplu olarak yok edebileceğini göstermişti.
Sonraki kuşakta, Pompeius, korsanlara ve Doğu krallıklarına karşı yıllarca süren, olağan kuralların dışında büyük komutalar aldı.
MÖ 63'te, soylu Catilina'nın devleti ele geçirme girişimi, konsül Cicero tarafından bastırıldı. Roma sokaklarında, siyasetçilerin tuttuğu silahlı çeteler çatıştı. Sezar'ın, Pompeius'un ve Crassus'un ittifakı, sonra Sezar ile Pompeius'un iç savaşı ve Sezar'ın öldürülmesi, bu zincirin halkalarıydı.
Dönüş noktası — son iç savaşlar
Sezar'ın ölümünden sonra, cumhuriyetin son perdesi başladı. MÖ 43'te, Sezar'ın evlat edindiği Octavianus, Marcus Antonius ve Lepidus, bu kez yasal bir kararla, devleti yeniden düzenlemek için beş yıllığına olağanüstü yetkiler alan üç kişilik bir kurul oluşturdu.
İkinci Triumvirlik, işe Sulla'nın yöntemiyle başladı: yeni proskripsiyon listeleri yayımlandı. Listede adı olanlar arasında, cumhuriyetin en ünlü savunucusu Cicero da vardı. Cicero, MÖ 43'te öldürüldü; başı ve elleri, Forum'daki konuşma kürsüsüne asıldı. Ertesi yıl, Philippi'de, Sezar'ın katilleri yenildi.
Bir süre sonra, Octavianus ile Antonius arasındaki ittifak da çöktü. Antonius, Doğu'da Mısır kraliçesi Kleopatra'yla birlikte güç topladı; Octavianus, onu Roma'ya karşı yabancı bir kraliçenin yanında duran bir hain olarak gösterdi. MÖ 31'de, Yunanistan'ın batı kıyısındaki Actium'da, Octavianus'un donanması Antonius ile Kleopatra'nın donanmasını yendi. Mısır kursunun kapanış bölümünde anlatıldığı üzere Antonius ve Kleopatra ertesi yıl İskenderiye'de öldü.
Artık Roma'da rakipsiz tek bir adam kalmıştı. MÖ 27'de Octavianus, olağanüstü yetkilerini senatoya ve halka geri verdiğini ilan etti; senato da ona «Augustus», yani «yüce, kutsal» unvanını verdi. Cumhuriyetin kurumları, kâğıt üzerinde yeniden kurulmuştu. Ama gerçekte, Roma artık bir imparatorluktu.
Yaygın yanlış«Roma Cumhuriyeti, Sezar'ın diktatörlüğüyle bir anda yıkıldı; onu yıkan tek bir adamdı» diye düşünülür.
Oysa cumhuriyetin çöküşü, Gracchus kardeşlerin öldürülmesinden Augustus'un iktidarına kadar yaklaşık yüz yıl süren bir süreçti. Bu süreçte, Sulla, Pompeius, Sezar ve Octavianus gibi farklı komutanlar, her biri bir öncekinin açtığı yoldan ilerleyerek, cumhuriyetin kurallarını adım adım aşındırdı. Sezar, bu sürecin en ünlü figürü oldu; ama ne onu başlatan ne de onu bitiren kişiydi.
Cevap — birbirine bağlı nedenler
Öyleyse Roma Cumhuriyeti neden çöktü? Antik yazarların bir kısmı, cevabı ahlakta aradı.
Modern tarihçiler, cevabı birbirine bağlı birkaç etkende arıyor. Önce, Roma bir şehir devletinin kurumlarıyla, Akdeniz'in tamamını kapsayan bir imparatorluğu yönetmeye çalışıyordu; yıllık yöneticiler ve bir senato, bu kadar geniş bir alanı yönetmeye yetmiyordu. İkincisi, ordular komutanlarına bağlanmıştı; bir komutan, askerlerinin desteğiyle devletin üzerine yürüyebiliyordu. Üçüncüsü, toprak ve yurttaşlık sorunları çözülemedi; bu sorunlar, halkçı politikacılara ve güçlü komutanlara sürekli bir destek kaynağı sağladı. Son olarak, siyasi şiddet, Gracchus kardeşlerden itibaren adım adım olağanlaştı; her kuşak, bir öncekinin aştığı sınırı biraz daha ileri taşıdı. Cumhuriyet, yazılı kurallardan çok, ataların geleneklerine ve uzlaşmaya dayanıyordu; bu gelenekler bir kez çiğnenmeye başlayınca, onları koruyacak bir mekanizma kalmadı.
Bugünle bağ — bir uyarı olarak Roma
Roma Cumhuriyeti'nin çöküşü, sonraki yüzyıllarda siyaset düşüncesinin en çok başvurduğu örneklerden biri oldu. 1700'lerin sonunda Amerika'daki devrimciler, yeni cumhuriyetlerini kurarken Roma'nın başına gelenlerden kaçınmaya çalıştılar; güçler ayrılığı ve ordunun sivil yönetime bağlılığı, kısmen bu kaygının ürünüydü. Bugün de, siyasi geleneklerin aşınması, siyasi şiddetin yaygınlaşması ya da tek kişilerin elinde güç toplanması tartışılırken, Roma sık sık bir uyarı olarak anılıyor. Ama tarihçiler, bu karşılaştırmaların dikkatle yapılması gerektiğini de hatırlatıyor: Roma'nın koşulları, bugünün toplumlarından çok farklıydı.
Birincil kaynak
Sallustius, Roma'nın ahlaki çöküşünün nasıl başladığını şöyle anlatır:
But when, by perseverance and integrity, the republic had increased its power; when mighty princes had been vanquished in war; when barbarous tribes and populous states had been reduced to subjection; when Carthage, the rival of Rome's dominion, had been utterly destroyed, and sea and land lay every where open to her sway, Fortune then began to exercise her tyranny, and to introduce universal innovation. […] At first the love of money, and then that of power, began to prevail, and these became, as it were, the sources of every evil. For avarice subverted honesty, integrity, and other honorable principles, and, in their stead, inculcated pride, inhumanity, contempt of religion, and general venality.
Türkçesi: Ama devlet, azim ve dürüstlük sayesinde gücünü artırdığında; büyük krallar savaşta yenildiğinde; barbar kabileler ve kalabalık devletler boyun eğdirildiğinde; Roma egemenliğinin rakibi Kartaca tamamen yıkıldığında ve deniz ve kara her yerde onun egemenliğine açıldığında, Talih zorbalığını göstermeye ve her şeyi değiştirmeye başladı. […] Önce para sevgisi, sonra da iktidar sevgisi yaygınlaşmaya başladı ve bunlar, sanki her kötülüğün kaynağı oldu. Çünkü açgözlülük, dürüstlüğü, doğruluğu ve öteki onurlu ilkeleri yıktı; onların yerine kibri, insanlıktan uzaklığı, dinin küçümsenmesini ve her şeyin satılık olmasını aşıladı.
Kaynak: Sallustius, Catilina'nın Komplosu, 10; J. S. Watson'ın İngilizce çevirisi, Project Gutenberg. Türkçesi bizim.
- Sallustius'a göre Roma'nın çöküşü hangi olayla başladı?
- Sallustius, çöküşün nedenleri olarak hangi duyguları ve davranışları sayıyor? Bu açıklama, çöküşü hangi tür bir sorun olarak görüyor?
- Sallustius, bu satırları Sezar'ın yandaşı olarak siyasi hayattan çekildikten sonra, iç savaşların ortasında yazdı. Bu durum, onun geçmişi idealleştiren ahlaki açıklamasını okurken nasıl bir ihtiyatla okunmalıdır?
Tarihçiler Tartışıyor
- P. A. Brunt (1988) — Cumhuriyetin çöküşü üzerine yazdığı denemelerde, çöküşü yapısal nedenlere bağladı: imparatorluğun genişlemesinin yarattığı toplumsal ve ekonomik sorunlar, topraksız yoksulların ordulara katılması ve bu orduların komutanlarına bağlanması, cumhuriyetin kurumlarını işlemez hâle getirdi.
- Mary Beard (2015) — Roma'nın tarihini anlattığı genel eserinde, cumhuriyetin çöküşünü, bir şehir devletinin kurumlarının bir imparatorluğun yükünü taşıyamaması olarak değerlendirdi ve Augustus'un yarattığı düzenin, önceki yüzyılın sorunlarına bir cevap olduğunu vurguladı.
- Harriet Flower (2010) — Tek bir «Roma Cumhuriyeti»nden söz etmek yerine, cumhuriyetin farklı dönemlerde birbirinden farklı biçimler aldığını, Sulla'nın düzeninin bile ayrı bir «cumhuriyet» olduğunu savundu ve çöküşü, bir dizi farklı cumhuriyetin art arda başarısız olması olarak yorumladı.
- Edward Watts (2018) — Cumhuriyetin son yüzyılını, siyasi geleneklerin ve uzlaşma kültürünün adım adım aşınması olarak anlattı; her yeni şiddet eyleminin bir sonrakini kolaylaştırdığını, siyasetçilerin kısa vadeli kazançlar için cumhuriyetin uzun vadeli istikrarını feda ettiğini savundu.
Bu tartışma, çöküşü farklı düzeylerde açıklıyor. Brunt ve Beard, toplumsal ve kurumsal yapılara bakıyor: imparatorluğun büyüklüğü, toprak ve ordu sorunları, bir şehir devletinin kurumlarının yetersizliği. Watts, siyasi kültüre ve geleneklerin aşınmasına odaklanıyor. Flower ise «çöküş» kavramının kendisini sorguluyor: ona göre cumhuriyet tek bir yapı değildi, sürekli değişen bir düzendi. Bu yaklaşımlar birbirini dışlamıyor; ama her biri, çöküşün hikâyesini farklı bir noktadan anlatıyor.
Derine İn
Cumhuriyetin son yüzyılını anlatan kaynakların önemli bir kısmı, bu çöküşü yaşayan insanların kaleminden çıkmıştır. Cicero'nun binlerce mektubu, konuşmaları ve felsefi eserleri, bu dönemin günü gününe izlenebildiği eşsiz bir kaynaktır. Cicero, cumhuriyetin en ateşli savunucularından biriydi; ama onun «cumhuriyet» dediği şey, soyluların ve senatonun yönetimiydi. Mektuplarında, siyasi hesapları, korkuları ve umutları, kamuya açık konuşmalarında hiçbir zaman söylemediği bir açıklıkla görülür. Bu mektuplar, bir çöküşün, ona tanıklık eden biri tarafından nasıl yaşandığını gösteriyor.
Sallustius'un açıklaması da kendi bağlamında okunmalıdır. Sallustius, Sezar'ın bir yandaşıydı; Sezar'ın desteğiyle Afrika'da bir eyaletin valiliğini yapmış ve orada büyük bir servet edinmekle suçlanmıştı. Siyasi hayattan çekildikten sonra, başkalarının açgözlülüğünü ve ahlaki çöküşünü sert bir dille eleştiren tarih eserleri yazdı. Bu, onun açıklamasını geçersiz kılmıyor; ama ahlaki bir çöküş anlatısının, bir yazarın kendi geçmişiyle de ilişkili olabileceğini hatırlatıyor.
Roma'nın antik yazarları, çöküşü genellikle ahlaki bir düşüş olarak anlattı: eski Romalılar sade, dürüst ve yurtsever insanlardı; zenginlik ve lüks onları bozdu. Bu anlatı, sonraki yüzyıllarda da çok etkili oldu. Ama modern tarihçiler, bu «altın çağ» imgesinin bir idealleştirme olduğunu vurguluyor. Önceki bölümlerde gördüğümüz gibi, cumhuriyetin erken dönemleri de zümreler arasındaki çatışmalarla, savaşlarla ve şiddetle doluydu. Ahlaki çöküş anlatısı, somut sorunları gözden kaçırmamıza yol açabilir.
Sallustius'un «düşman korkusu» düşüncesi de eleştiriye açıktır. Kartaca'nın yıkılmasından sonra Roma'nın düşmanları ortadan kalkmadı. Kuzey Afrika'da Numidya kralı Iugurtha, kuzeyden gelen Kimber ve Teuton halkları, Anadolu'da Pontus kralı VI. Mithridates, Roma'yı yıllarca uğraştıran savaşlara soktu; Kimberler ve Teutonlar, İtalya'yı tehdit edecek kadar yaklaştı. Yani dış tehlike sürüyordu; ama bu tehlikeler, Roma'yı birleştirmek yerine, onlara karşı olağanüstü komutalar alan komutanların gücünü artırdı. Marius'un yükselişi Kimberlere karşı, Sulla'nın ve Pompeius'un yükselişi Mithridates'e karşı savaşlarda gerçekleşti. Dış savaşlar, iç çatışmaları dindirmek yerine, onlara yeni silahlar sağladı.
Müttefikler savaşının sonuçları da uzun vadeli oldu. Savaştan sonra İtalya'nın özgür halkları Roma yurttaşı oldu; Latince, yarımadanın ortak dili hâline gelmeye başladı. Ama Roma'nın kurumları, bu çok genişlemiş yurttaş kitlesine uyum sağlayamadı: meclisler hâlâ yalnızca Roma'da toplanıyordu ve İtalya'nın uzak köşelerindeki yurttaşların çoğu oy kullanmak için oraya gidemiyordu. Yurttaşlık genişledi; ama siyasi katılım aynı ölçüde genişlemedi ve bu açık, sonraki yıllarda da kapanmadı.
Son olarak, «çöküş» sözcüğünün kendisi de tartışılabilir. Augustus'un kurduğu düzen, cumhuriyetin kurumlarını ortadan kaldırmadı; senato, konsüller ve meclisler yüzyıllar boyunca varlığını sürdürdü. Roma'nın yeni yöneticileri, kendilerini cumhuriyetin koruyucuları olarak sundu. Değişen, bu kurumların arkasındaki gerçek güçtü: artık bütün önemli kararlar, tek bir adamın elindeydi. Roma halkı, uzun iç savaşlardan sonra, özgürlüğün yerine barışı ve düzeni kabul etmişti; yorgun bir toplum için bu, belki de anlaşılır bir tercihti.
Uzman Notu
Temel literatür
- Sallust, Conspiracy of Catiline and the Jurgurthine War, çev. J. S. Watson (Londra: Henry G. Bohn), Project Gutenberg.
- Plutarch, Plutarch's Lives, Dryden çevirisi, gözden geçiren Arthur Hugh Clough, Project Gutenberg.
- P. A. Brunt, The Fall of the Roman Republic and Related Essays (Oxford: Clarendon Press, 1988).
- Harriet I. Flower, Roman Republics (Princeton: Princeton University Press, 2010).
- Mary Beard, SPQR: A History of Ancient Rome (Londra: Profile Books, 2015).
- Edward J. Watts, Mortal Republic: How Rome Fell into Tyranny (New York: Basic Books, 2018).
Arşiv ve kaynak
Sallustius'un Catilina'nın Komplosu ve Iugurtha Savaşı adlı eserleri Watson çevirisiyle, Plutarkhos'un Sulla, Marius ve Pompeius biyografileri de Dryden ve Clough çevirisiyle Project Gutenberg'de okunabiliyor. Cicero'nun mektupları, çöküşün en canlı çağdaş kaynağıdır ve pek çok dilde çevirileri yayımlanmıştır. Augustus'un kendi eliyle yazdığı başarılar listesi, Ankara'daki Augustus tapınağının duvarlarında korunmuştur; bu metni bir sonraki kursta ayrıntılı olarak göreceğiz.
Açık sorular
- Cumhuriyetin çöküşü önlenebilir miydi, yoksa imparatorluğun büyüklüğü onu kaçınılmaz kıldı mı?
- Cumhuriyet ne zaman gerçekten sona erdi: Sulla'nın, Sezar'ın, yoksa Augustus'un iktidarıyla mı?
- Sallustius'un ahlaki çöküş açıklaması, modern yapısal açıklamalarla ne ölçüde bağdaşır?
Mini sınav
- (Hedef 1) Roma Cumhuriyeti'nin tarihinde ordusunu ilk kez Roma'nın üzerine yürüten komutan kimdir? A) Iulius Caesar B) Pompeius C) Sulla D) Octavianus
- (Hedef 2) MÖ 91 ile 88 arasında İtalyan müttefiklerin Roma yurttaşlığı elde etmek için yürüttüğü savaşa ne ad verilir? A) Köle savaşı B) Müttefikler savaşı C) Pön savaşı D) Galya savaşı
- (Hedef 2) Düşman ilan edilen kişilerin adlarının kamuya açık listelerde yayımlanması uygulamasına ne ad verilir? A) Ondalık cezası B) Veto C) Olağanüstü komuta D) Proskripsiyon
- (Hedef 3) Sallustius'a göre Roma'nın ahlaki çöküşü hangi olaydan sonra başladı? A) Kartaca'nın yıkılmasından sonra B) Sezar'ın ölümünden sonra C) Roma'nın kuruluşundan sonra D) Hannibal'in Alpleri aşmasından sonra
- (Hedef 1) Octavianus'a MÖ 27'de senato tarafından verilen unvan nedir? A) Diktatör B) Augustus C) Rex D) Tribün
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Roma Cumhuriyeti'nin çöküşünü, iki farklı açıklama türünü karşılaştırarak değerlendir: Sallustius'un Kartaca'nın yıkılmasından sonra başlayan ahlaki çöküş açıklaması ve Plutarkhos'un Sulla'nın proskripsiyonları hakkındaki anlatısı. Ardından, Brunt'ın yapısal nedenleri vurgulayan yorumunu ve Watts'ın siyasi geleneklerin aşınmasına odaklanan yorumunu karşılaştır; cumhuriyetin çöküşünü en iyi hangi açıklamanın, ya da hangi açıklamaların birlikte, anlattığını gerekçeleriyle açıkla.
Cevaplar
- C — Ordusunu ilk kez Roma'nın üzerine yürüten komutan Sulla'ydı.
- B — Bu savaşa müttefikler savaşı denir.
- D — Bu uygulamaya proskripsiyon denir.
- A — Sallustius'a göre çöküş, Kartaca'nın yıkılmasından sonra başladı.
- B — Octavianus'a verilen unvan Augustus'tur.
Kapsamlı bir cevap, Sallustius'un açıklamasının çöküşü bir ahlak sorunu olarak gördüğünü ve geçmişi idealleştirdiğini, Plutarkhos'un proskripsiyon anlatısının ise siyasi şiddetin nasıl olağanlaştığını ve bir yağma aracına dönüştüğünü gösterdiğini belirtir. Brunt ile Watts'ın yorumlarını karşılaştırırken, yapısal sorunların ve siyasi kültürün aşınmasının birbirini beslediğini gözeterek iki yorum arasında gerekçeli bir tercih yapar ya da ikisini birleştirir.
Serinin sonu
Bu bölümle «Roma Cumhuriyeti» kursu sona eriyor. Kurs, Roma'nın kuruluş efsanesi ile arkeolojinin anlattığı gerçek arasındaki farkla açıldı; krallardan cumhuriyete geçişi, senato ile halk arasındaki dengeyi, yarımadanın Roma egemenliğine girişini, Kartaca'yı ve Hannibal'in Alp geçişini, lejyonun gücünü, Gracchus kardeşlerin toprak reformunu, Spartaküs'ün isyanını, Sezar'ın Rubicon'u geçişini ve Mart'ın 15'indeki suikastı izledi; burada da beş yüz yıllık bir cumhuriyetin bir yüzyıl içinde nasıl çözüldüğü sorusuyla kapandı. Programda sırada «Roma İmparatorluğu» kursu var. Bu kursta, iç savaşlardan galip çıkan Octavianus'un kurduğu yeni düzene bakacağız. İlk bölüm, onun en büyük başarısını soruyor: Augustus bir cumhuriyeti nasıl imparatorluğa çevirdi?