İçeriğe geç

Bölüm TT-104.08 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Peçenekler ve Uzlar

TT-104 Uygurlar ve Diğer Bozkır Devletleri

2.665 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
889–1091
Bölge
Bozkır · Orta Asya · Karadeniz · Balkanlar
Kişiler
Etrek · Küçük Yınal · Tarhan · İbn Fadlan · VII. Konstantinos · Anna Komnene · Omeljan Pritsak · Paul Stephenson
Yerler
Yayık · İdil · Harezm · Dinyeper · Kherson · Tuna
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Oğuzların ve Peçeneklerin dokuzuncu yüzyılın sonundan on birinci yüzyılın sonuna kadar Aral'ın kuzeyinden Tuna'ya uzanan hareketlerini ve aralarındaki ilişkiyi sıralayabileceksin.
  • Bir göçün başka bir göçü nasıl tetiklediğini ve Peçeneklerin Bizans, Kiev ve Macarlar arasında neden belirleyici bir güç olduğunu açıklayabileceksin.
  • Bir Abbasi elçisinin ve bir Bizans imparatorunun bu halklar hakkındaki yazılarını okuyarak, dışarıdan bakan bir gözün neyi gördüğünü ve neyi göremediğini değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — yedi gün süren bir danışma

922'nin başında, Bağdat'tan İdil Bulgarlarına giden Abbasi elçilik heyeti, Harezm'in kuzeyindeki bozkırda Oğuzların topraklarına girdi. Kervanda yaklaşık beş bin insan ve üç bin hayvan vardı. Heyetin kâtibi İbn Fadlan'a göre, Oğuzların ordu komutanı Etrek, bu yabancıları hemen bırakmadı. Yanındaki önderleri, Tarhan'ı, Yınal'ı ve öbürlerini çağırdı ve onlara, bu elçileri bırakıp bırakmamak konusunda onların görüşünü almadan karar veremeyeceğini söyledi.

Önderlerin en soylusu ve en saygın olanı Tarhan, kendileri de babaları da hiçbir hükümdarın elçisinin buradan geçtiğini görmediklerini söyledi; ona göre halife bu elçileri Hazarlara göndermiş olabilirdi ve onların Oğuzlara karşı bir ittifak kurmasından korkuyordu. Önderlerden kimi elçilerin mallarına el konmasını, kimi ise Hazar kralının elindeki Oğuz tutsaklarla değiş tokuş edilmelerini önerdi. Tartışma yedi gün sürdü; sonunda Oğuz önderleri heyetin yoluna devam etmesine karar verdi. Bu ders, Oğuzların ve onların komşusu Peçeneklerin kim olduğunu ve bu iki bozkır halkının hareketlerinin Karadeniz'den Tuna'ya uzanan dünyayı nasıl değiştirdiğini soruyor.

Bağlam — Aral'ın kuzeyinde bir halk

Onuncu yüzyılın başında Oğuzlar, Aral Gölü'nün ve Hazar Denizi'nin kuzeyindeki bozkırlarda yaşıyordu. Arap kaynakları onlara Guz, Bizans kaynakları Uz der. Oğuzlar, Göktürk kağanlığının dağılmasından sonra batıya doğru ilerleyen boyların bir birliğiydi.

İbn Fadlan'a göre Oğuzların hükümdarı yabgu unvanını taşıyordu; onun yardımcısının da ayrı bir unvanı vardı. Ordunun başında ise Etrek adlı bir komutan bulunuyordu. Kanca'daki danışma, Oğuz toplumunda önemli kararların bir önderler meclisinde tartışılarak alındığını gösterir. İbn Fadlan ayrıca, Oğuz ülkesinden geçmek isteyen her Müslüman tüccarın orada bir dost edinmesi, ona armağanlar götürmesi ve onun çadırında konaklaması gerektiğini anlatır. Bu dostluk, tüccarı koruyan bir bağdı.

Bu dönemde Oğuzların bir kısmı İslam'la tanışmaya başlamıştı; ama bu, kolay bir süreç değildi. İbn Fadlan, yolda karşılaştığı ilk Oğuz önderlerinden Küçük Yınal'ın Müslüman olduğunu, ama kendi halkının ona «Müslüman olursan bize önder olamazsın» dediğini ve onun da bunun üzerine dininden döndüğünü yazar. Bu küçük ayrıntı, bir bozkır toplumunda din değiştirmenin bir önderin meşruiyetini nasıl tehlikeye atabileceğini gösterir.

Gelişme — doğudan batıya bir göç zinciri

Oğuzların batısında, İdil ile Yayık ırmakları arasında, Peçenekler yaşıyordu. İbn Fadlan'ın heyeti, Yayık'ı geçmeden önce bir gün Peçeneklerin yanında konakladı. Ama Peçeneklerin büyük bölümü bu sırada çoktan batıya gitmişti.

Peçenekler batıya ilerlerken, Dinyeper ile Tuna arasındaki bozkırlarda yaşayan Macarları yerlerinden ettiler. Macarlar da batıya göç ederek dokuzuncu yüzyılın sonunda Karpat havzasına yerleştiler. Böylece Oğuzların doğudaki baskısı, birkaç adımda bugünkü Macaristan'ın kuruluşuna kadar uzanan bir zincir başlattı.

Dönüş noktası — Bizans'ın anahtarı

Onuncu yüzyılın ortasında Peçenekler, Dinyeper'den Tuna'ya uzanan bozkırlara egemen oldular. Bu konumları, onları Bizans, Kiev Rus devleti, Bulgarlar ve Macarlar arasında belirleyici bir güç yaptı.

On birinci yüzyılda Peçenekler, Tuna'yı geçerek Bizans topraklarına girdiler. Aynı yüzyılın ortasında Oğuzların batıdaki kolları da Uz adıyla Tuna'ya ulaştı; 1064'te büyük bir Uz topluluğu Tuna'yı geçti, ama kısa süre sonra salgın hastalık ve Bizans'ın karşı koymasıyla dağıldı. Peçeneklerin Balkanlardaki varlığı ise 1091'de sona erdi: Bizans imparatoru I. Aleksios, bir başka bozkır halkı olan Kumanlarla ittifak kurarak Peçeneklere Levunion'da büyük bir yenilgi verdi. Aleksios'un kızı Anna Komnene, babasının hayatını anlattığı eserde bu olayı ayrıntılı biçimde kaydetti.

Cevap — Oğuzlar ve Peçenekler: iki yol

Oğuzlar ve Peçenekler, aynı bozkır dünyasının iki komşusuydu, ama yolları ayrıldı. Peçenekler, Oğuzların ve Hazarların baskısıyla batıya itildi; Karadeniz'in kuzeyinde bir süre iki komşu devletin terazisinde ağırlık oldular, ama on birinci yüzyılın sonunda Bizans ve Kumanlar karşısında dağıldılar. Oğuzlar ise iki kola ayrıldı: batıdaki Uzlar Tuna'ya kadar ilerledi ve orada dağıldı; doğudaki kollar ise Aral'ın güneyine, İslam dünyasının sınırlarına yöneldi. Bu doğu kollarının arasından çıkan Selçuklu ailesi, on birinci yüzyılda İran'dan Anadolu'ya uzanan büyük bir devlet kuracaktı.

Yaygın yanlış«İbn Fadlan'ın Oğuzları "dinsiz" ve "akılsız" diye anlatması, onların gerçekte nasıl bir toplum olduğunu doğru biçimde yansıtır.»
Doğrusu

İbn Fadlan, Oğuzları gerçekten aşağılayıcı sözlerle anar; ama kendi anlattıkları bu yargıyla çelişir. Oğuzların haksızlığa uğradıklarında göğe bakıp «Bir Tengri», yani «tek Tanrı» dediklerini kendisi yazar. Önemli kararların bir önderler meclisinde günlerce tartışıldığını, yabancıların bir misafirlik bağıyla korunduğunu, bir önderin halkının onayı olmadan dinini bile değiştiremediğini kendisi anlatır. İbn Fadlan'ın yargıları, bir Bağdatlının kendi dünyasının ölçüleriyle bozkırı değerlendirmesinin ürünüdür; onun anlattığı olaylar ise bu yargıların ötesinde bir toplumu gösterir.

Bugünle bağ — «Bir Tengri»

Türk dilleri, dilbilimciler tarafından birkaç büyük gruba ayrılır. Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmence ve Gagavuzca, bu gruplardan Oğuz grubuna bağlanır. Bu ad, doğrudan İbn Fadlan'ın onuncu yüzyılda Aral'ın kuzeyinde karşılaştığı halkın adından gelir. İbn Fadlan'ın Arapça yazısıyla kaydettiği «Bir Tengri» sözü, bugün Türkiye'de konuşan birinin kolayca anlayabileceği bir ifadedir: «Bir Tanrı». Bin yıldan fazla bir süre önce bir Abbasi elçisinin kâtibinin kulağına çalınan iki sözcük, bugün Türkiye'de konuşulan dilin uzak bir yankısıdır. Bu, dilin tarihinin, yazılı belgelerin en beklenmedik köşelerinde saklı olabileceğini gösterir.

Birincil kaynak

İbn Fadlan'ın seyahatnamesinden, Oğuzları tanıttığı bölümün başı:

فلما قطعناه أفضينا إلى قبيلة من الأتراك يعرفون بالغزية. وإذا هم بادية، لهم بيوت شعر، يحلون ويرتحلون … وهم مع ذلك كالحمير الضالة لا يدينون لله بدين ولا يرجعون إلى عقل، ولا يعبدون شيئاً، بل يسمون كبراءهم أرباباً، فإذا استشار أحدهم رئيسه في شيء قال له: «يا رب إيش أعمل في كذا وكذا؟» وأمرهم شورى بينهم … وإذا ظلم أحد منهم أو جرى عليه أمر يكرهه، رفع رأسه إلى السماء، وقال: «بير تنكري» وهو بالتركية «الله الواحد».

Türkçesi: Onu geçince, Guz adıyla bilinen bir Türk boyuna ulaştık. Bunlar göçebeydi, kıl çadırları vardı; konup göçüyorlardı… Bununla birlikte yolunu şaşırmış eşekler gibiydiler; Tanrı'ya bir dinle bağlanmıyor, akla başvurmuyor, hiçbir şeye tapmıyorlardı; büyüklerine «rab» diyorlardı. Biri bir konuda büyüğüne danıştığında ona «Ey rabbim, şu konuda ne yapayım?» derdi. İşlerini aralarında danışarak yürütürlerdi… Onlardan biri haksızlığa uğradığında ya da hoşuna gitmeyen bir şeyle karşılaştığında başını göğe kaldırır ve «Bir Tengri» derdi; bu, Türkçede «tek Tanrı» demektir.

Kaynak: İbn Fadlan, Risale, Oğuzlar bölümü; Arapça metin Sami ed-Dehhan (ed.), Risaletü İbn Fadlan (Şam, 1959), Vikikaynak. Türkçesi, Arapçasından bizim; «…» atlanan yerleri gösterir.

  1. İbn Fadlan, Oğuzların «hiçbir şeye tapmadığını» söylüyor, ama aynı parçada «Bir Tengri» sözünü de kaydediyor. Bu çelişkiyi nasıl açıklarsın?
  2. «İşlerini aralarında danışarak yürütürlerdi» ifadesi, Kanca'daki yedi günlük tartışmayla nasıl ilişkilendirilebilir?
  3. Bir yazarın aşağılayıcı bir dil kullanması, onun anlattığı olayları kaynak olarak kullanmamızı engeller mi? Neden?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Omeljan Pritsak (1975) — Peçeneklerin toplumsal ve ekonomik dönüşümünü incelediği makalesinde, Peçeneklerin göçebe bir topluluktan, Karadeniz ticaret yolları üzerinde aracılık yapan ve komşularıyla karmaşık ilişkiler kuran bir güce dönüşmesini ele aldı.
  • Peter Golden (1992) — Göktürk sonrası bozkırı bir bütün olarak ele aldığı çalışmasında, Oğuzların ve Peçeneklerin hareketlerini Göktürk sonrası bozkırda yaşanan büyük göçler zinciri içinde değerlendirdi ve bu halkların sonraki Türk topluluklarıyla bağlantılarını izledi.
  • Paul Stephenson (2000) — Bizans'ın Balkan sınırını incelediği kitabında, Bizans'ın Peçeneklerle ilişkisini yalnızca bir savaş tarihi olarak değil, ticaret, armağan ve diplomasiyle yürütülen bir sınır yönetimi olarak ele aldı.
  • Richard Frye (2005) — Abbasi elçiliğinin anlatısına yazdığı yorumlu çeviride, İbn Fadlan'ın Oğuzlar hakkındaki gözlemlerini, bir Abbasi elçisinin önyargılarıyla birlikte, onuncu yüzyıl bozkırına ilişkin eşsiz bir tanıklık olarak değerlendirdi.

Bu tartışma, Oğuzları ve Peçenekleri iki farklı yönden inceliyor. Pritsak ve Golden, bu halkları bozkırın kendi dinamikleri içinde ele alır. Stephenson, onları Bizans'ın sınır politikasının bir parçası olarak okur. Frye ise onları gören bir gözün, İbn Fadlan'ın kendisinin, nasıl bir süzgeç olduğunu tartışır. Bu ayrım önemlidir, çünkü dördü de aynı birkaç kaynağı okur; fark, o kaynağın kimin gözüyle yazıldığını ne kadar hesaba kattıklarındadır. Birlikte okunduklarında, bu halkların tarihinin büyük ölçüde onları dışarıdan gören komşularının yazılarından kurulduğu ve bu yazıların her birinin kendi çıkarlarını taşıdığı görülür.

Derine İn

Peçenekler, Bizans kaynaklarında sekiz boydan oluşan bir birlik olarak anlatılır. VII. Konstantinos, bu sekiz boyun adlarını, önderlerini ve yaşadıkları bölgeleri tek tek sayar. Ona göre her boy, bir önderin yönetimindeydi ve boylar bir araya geldiğinde güçlü bir birlik oluşturuyordu. Bu yapı, bozkır topluluklarının çoğunda görülen gevşek ama güçlü bir siyasi birliğin örneğidir.

İbn Fadlan da Oğuzlar hakkında, kendi dünyasının ölçüleriyle şaşırtıcı bulduğu pek çok ayrıntı kaydeder. Oğuzların ölülerini ev biçiminde büyük bir çukura gömdüklerini, ölüyü kaftanı, kemeri ve yayıyla birlikte oturtup eline tahta bir kap verdiklerini, malını yanına koyup çukurun üstünü bir çatıyla kapattıklarını yazar. Ordu komutanı Etrek'in karısının, et, süt ve elçilerin getirdiği armağanlardan bir kısmını alıp bozkırda bir çukura gömdüğünü ve bir şeyler söylediğini anlatır; tercümana sorduğunda, kadının «Bu, Arapların Etrek'in babası Katagan'a getirdiği armağandır» dediğini öğrenir. Ölmüş bir ataya, yaşayanlara gelen armağanlardan pay ayırmak, atalara saygının gündelik hayatın içinde sürdüğünü gösterir. Aynı gece İbn Fadlan, Etrek'e halifenin elçisinin onu İslam'a çağıran mektubunu okudu ve ona altın, misk, deri ve ipek armağanlar sundu. Bu ayrıntılar, Oğuzların inanç ve törenlerine ilişkin elimizdeki en erken tanıklıklar arasındadır; ama onları kaydeden kişi, bu törenlerin anlamını bilmeyen ve çoğu zaman yadırgayan bir yabancıydı.

Peçenekler, Kiev Rus devletinin tarihinde de önemli bir rol oynadı. Rusların Bizans'a giden ticaret yolu, Dinyeper boyunca uzanıyordu ve bu ırmağın üzerindeki çağlayanlar, Peçeneklerin pusu kurabildiği tehlikeli yerlerdi. VII. Konstantinos, Rus tüccarlarının bu çağlayanları geçerken gemilerini karadan taşımak zorunda kaldıklarını ve bu sırada Peçenek saldırılarına karşı nöbet tuttuklarını anlatır. 972'de Kiev prensi Svyatoslav, Bizans'tan dönerken Dinyeper çağlayanlarında Peçenekler tarafından öldürüldü.

Oğuzların tarihi ise başka bir yöne gitti. Onuncu yüzyılın sonlarında Oğuzların bir kolu, Aral'ın doğusunda, Seyhun Irmağı'nın aşağı kesiminde yaşıyordu. Bu kolun önderlerinden Selçuk adlı biri, ailesiyle birlikte İslam'ı benimsedi ve Müslüman dünyasının sınırındaki savaşlarda yer aldı. Onun torunları, on birinci yüzyılın ortasında İran'ı ele geçirdi ve Bağdat'taki Abbasi halifesinin koruyucusu oldu. İbn Fadlan'ın 922'de geçtiği bozkırdan çıkan bir ailenin, bir yüzyıldan biraz fazla bir süre sonra onu oraya gönderen halifeliğin başkentine egemen olması, bozkır tarihinin en çarpıcı dönüşlerinden biridir.

Batıdaki Uzların kaderi farklı oldu. 1064'te Tuna'yı geçen büyük Uz topluluğu, Bizans kaynaklarına göre salgın hastalık, kıtlık ve Bizans ile Bulgar topluluklarının direnişi karşısında dağıldı. Kalanların bir kısmı Bizans ordusunda paralı asker olarak görev aldı; bir kısmı Balkanlarda yerleşti. Bazı araştırmacılar, bugün Moldova'da yaşayan Gagavuzların kökenini bu topluluklara bağlar; başka araştırmacılar ise Gagavuzları daha geç dönemlerin göçleriyle açıklar ve mesele hâlâ çözülmüş değildir.

Peçeneklerin ve Uzların Balkanlardaki hikâyesi, Anadolu'daki Türk varlığının başlangıcından önce, Türk dillerini konuşan toplulukların Bizans'la yüzyıllar boyunca nasıl yoğun bir ilişki içinde olduğunu da gösterir. Bu topluluklar, Bizans ordusunda, Balkan köylerinde ve Bizans'ın sınır diplomasisinde iz bıraktılar.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Gyula Moravcsik (ed.) ve R. J. H. Jenkins (çev.), Constantine Porphyrogenitus, De Administrando Imperio (Washington: Dumbarton Oaks, 1967).
  • Omeljan Pritsak, «The Pečenegs: A Case of Social and Economic Transformation», Archivum Eurasiae Medii Aevi 1 (1975).
  • Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples (Wiesbaden: Harrassowitz, 1992).
  • Paul Stephenson, Byzantium's Balkan Frontier: A Political Study of the Northern Balkans, 900–1204 (Cambridge: Cambridge University Press, 2000).
  • Richard N. Frye, Ibn Fadlan's Journey to Russia: A Tenth-Century Traveler from Baghdad to the Volga River (Princeton: Markus Wiener, 2005).
  • Paul Lunde ve Caroline Stone (çev.), Ibn Fadlan and the Land of Darkness: Arab Travellers in the Far North (London: Penguin, 2012).

Arşiv ve kaynak

Oğuzlara ve Peçeneklere ilişkin başlıca kaynaklar, İbn Fadlan ve öbür Arap coğrafyacılarının anlatıları, VII. Konstantinos'un De administrando imperio'su, Anna Komnene'nin Aleksiad'ı, Bizans kronikleri ve Kiev Rus kronikleridir. İbn Fadlan'ın Arapça metni Vikikaynak'ta, VII. Konstantinos'un Yunanca metni ise 1840 Bonn baskısıyla Internet Archive'da okunabilir.

Açık sorular

  • Peçenekler hangi dili konuşuyordu ve bu dil Oğuzların diline ne kadar yakındı?
  • İbn Fadlan'ın kaydettiği «Bir Tengri» inancı, Oğuzlar arasında ne kadar yaygındı?
  • 1064'te Tuna'yı geçen Uzlardan geriye bugüne ulaşan bir topluluk kaldı mı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) VII. Konstantinos'a göre Peçenekleri başlangıçtaki yurtlarından kimler sürdü? A) Bizanslılar ve Bulgarlar B) Uzlar ve Hazarlar C) Ruslar ve Macarlar D) Araplar ve Persler
  2. (Hedef 2) Peçeneklerin batıya ilerlemesi, hangi halkın Karpat havzasına göç etmesine yol açtı? A) Bulgarların B) Macarların C) Avarların D) Hazarların
  3. (Hedef 2) VII. Konstantinos'a göre Ruslar neden Peçeneklerle barış içinde olmak istiyordu? A) Onlardan ipek aldıkları için B) Onlardan hayvan aldıkları ve onlar yokken ülkelerine saldırılabileceği için C) Onlarla aynı dini paylaştıkları için D) Bizans böyle istediği için
  4. (Hedef 3) İbn Fadlan'a göre Oğuzlar haksızlığa uğradıklarında ne derdi? A) «Bir Tengri» B) «Kağan» C) «Ötüken» D) «Yabgu»
  5. (Hedef 1) Peçeneklerin Balkanlardaki varlığı hangi yıl, hangi savaşla sona erdi? A) 922, İdil'de B) 972, Dinyeper'de C) 1064, Tuna'da D) 1091, Levunion'da

Açık uçlu soru

(Hedef 3) İbn Fadlan ve VII. Konstantinos, Oğuzları ve Peçenekleri nasıl gördü? İki kaynağın da bu halkları dışarıdan gördüğünü göz önünde tutarak, her birinin neyi gördüğünü ve neyi göremediğini tartış; Stephenson ile Frye'ın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Uzlar ve Hazarlar.
  2. B — Macarların.
  3. B — Onlardan hayvan aldıkları ve onlar yokken ülkelerine saldırılabileceği için.
  4. A — «Bir Tengri».
  5. D — 1091, Levunion'da.

Kapsamlı bir cevap, iki kaynağın da Oğuzları ve Peçenekleri kendi dünyalarının çıkarları ve ölçüleriyle gördüğünü açıklar. İbn Fadlan'ın anlatısını, Oğuz toplumunun danışma geleneğinin, misafirlik bağlarının ve «Bir Tengri» inancının kaydı olarak, ama aynı zamanda bir Bağdatlının önyargılarıyla süzülmüş bir tanıklık olarak; VII. Konstantinos'un yazılarını ise Peçeneklerin Bizans ve Kiev arasındaki stratejik konumunun ve göç zincirinin kaydı olarak, ama yalnızca Bizans'ın çıkarlarını gözeten bir el kitabı olarak kullanır. Stephenson'ın Bizans'ın sınır diplomasisini öne çıkaran yaklaşımını, Frye'ın İbn Fadlan'ın bakışının süzgecini tartışan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

1091'de Peçenekleri Levunion'da yenen Bizans ordusunun yanında, yeni bir bozkır halkı vardı: Kumanlar. Kıpçak adıyla da bilinen bu topluluklar, on birinci yüzyılda Peçeneklerin ve Uzların yerini alarak Karadeniz'in kuzeyinden Kazakistan bozkırlarına uzanan geniş bir alana yayıldılar. Sonraki yüzyıllarda Kıpçakların bir kısmı Macaristan'a sığındı; bir kısmı ise köle olarak satıldıkları Mısır'da, Memlük sultanları olarak tahta çıktı. Kıpçakların hikâyesi, aynı bozkır kökeninden çıkıp birinde sığınmacı, öbüründe sultan olan insanların hikâyesidir; sıradaki derste onu izleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: bozkırda bir çadırın önünde halka hâlinde oturan önder silüetleri; uzakta bekleyen bir kervan.
  • 1:20–3:00 Bağlam: haritada Aral Gölü'nün kuzeyi; bir yolcunun bir çadıra armağanlarla yaklaşması.
  • 3:00–5:00 Gelişme: haritada doğudan batıya ardışık olarak hareket eden üç renkli ok: Oğuzlar, Peçenekler, Macarlar.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: Karadeniz'in kuzeyinde, Bizans, Kiev ve Bulgar ülkeleri arasında konumlanmış bir Peçenek ordugâhı.
  • 7:00–9:00 Kapanış: bir kâtibin kâğıda Arap harfleriyle iki sözcük yazması; ardından aynı sözcüklerin Latin harfleriyle belirmesi.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.