İçeriğe geç

Bölüm DT-122.10 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

1491: Kolomb öncesi Amerika ne kadar kalabalıktı?

DT-122 Amerika'nın Yerli Uygarlıkları

2.874 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1492–1650
Bölge
Mezoamerika · Güney Amerika · Kuzey Amerika
Tema
Salgınlar · Tarihyazımı · Çevre
Kişiler
Motolinía · Hernando de Soto · Bartolomé de las Casas · Alfred Kroeber · Henry Dobyns · William Denevan · David Henige · Sherburne Cook · Woodrow Borah · Alfred Crosby · Alexander Koch
Yerler
Meksika Havzası · Hispaniola · Cofitachequi · Florida · Karayipler · Amazon
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Kolomb'un gelişinden önceki Amerika'ya ilişkin nüfus tahminlerini ve bu tahminlerin hangi yöntemlerle yapıldığını açıklayabileceksin.
  • Motolinía'nın, de Soto seferinin kronikçisinin ve Las Casas'ın tanıklıklarını karşılaştırarak, fetih döneminin nüfus bilgilerinin güvenilirliğini değerlendirebileceksin.
  • Avrupa temasından sonraki büyük nüfus kaybının nedenlerini ve bu konudaki tartışmanın neden yalnızca bir sayı tartışması olmadığını tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — boş kasabalar

1540 baharında, İspanyol fetihçisi Hernando de Soto'nun ordusu, bugünkü Güney Carolina'da, yerlilerin Cofitachequi dediği bir yerleşime ulaştı. Orada, onları bir kadın hükümdar karşıladı. İspanyollar, çevrede, uzun zamandır kimsenin yaşamadığı izlenimi veren, otlarla kaplı büyük boş kasabalar gördüler. Yerliler, onlara iki yıl önce bu topraklarda bir salgın olduğunu ve halkın başka kasabalara göç ettiğini anlattı. Oysa bölgeye o zamana kadar hiçbir İspanyol ordusu ulaşmamıştı. Avrupalılardan önce, onların getirdiği hastalıklar gelmişti. Bu küçük sahne, bu dersin sorusunun özünü taşır: 1492'de Amerika'da kaç insan yaşıyordu, ve bu insanların ne kadarı, Avrupalıları hiç görmeden öldü?

Bağlam — bir sayının peşinde

Tek tek kentler ve imparatorluklar için verilen nüfus rakamlarını toplayarak bir kıtanın nüfusuna ulaşmak mümkün değildir; çünkü rakamların her biri farklı yöntemlerle, farklı güvenilirlikte elde edilmiştir ve aralarındaki geniş bölgeler hakkında çok az şey biliyoruz. Kıtanın bütününe ilişkin soru, yirminci yüzyılın ikinci yarısında antropologları, coğrafyacıları ve nüfus tarihçilerini karşı karşıya getirdi; kimi zaman kişisel suçlamalara varan bir çekişme yaşandı.

Soruyu yanıtlamak çok zordur, çünkü Avrupalılar gelmeden önce yapılmış nüfus sayımları çok azdır. İnkaların quipu'ları nüfus kayıtları tutuyordu; ama bu kayıtların çoğu kayboldu. Aztek haraç listeleri, dolaylı bilgiler verir. Fetih döneminin İspanyol kaynakları ise, sayılar verir; ama bu sayılar çoğu zaman tahmin, abartı ya da belirli bir amaca hizmet eden rakamlardır. Üstelik Avrupalılar, bölgelerin çoğuna, salgınlar oradaki nüfusu çoktan azalttıktan sonra ulaştı.

Gelişme — farklı tahminler

Yirminci yüzyılın ilk yarısında, Amerikalı antropolog Alfred Kroeber, bütün Amerika kıtasının 1492'deki nüfusunu yaklaşık sekiz milyon olarak tahmin etti. Kroeber'e göre, Kuzey Amerika'nın büyük bölümü seyrek nüfuslu, avcı toplayıcı topluluklarla doluydu. Bu düşük tahmin, uzun süre kabul gördü. Onunla birlikte, Avrupalıların neredeyse boş, «el değmemiş» bir kıtaya geldiği imgesi de güçlendi.

1950'lerden itibaren, Kaliforniya Üniversitesi'nde çalışan Sherburne Cook ve Woodrow Borah, Meksika'nın sömürge döneminin haraç listelerini ve sayım defterlerini ayrıntılı biçimde incelediler. Tarihsel demografi yöntemleriyle yaptıkları hesaplara göre, Meksika Havzası'nı da içine alan orta Meksika'nın nüfusu, 1519'da yirmi beş milyon civarındaydı; yüzyılın sonunda ise bir milyonun biraz üzerine düşmüştü. Bu rakamlar, kıtanın tamamı için çok daha yüksek bir tahmini gündeme getirdi.

1966'da antropolog Henry Dobyns, bu yeni yöntemleri bütün kıtaya uygulayarak, 1492'de Amerika'nın nüfusunun doksan ile yüz on iki milyon arasında olduğunu ileri sürdü. Bu, o dönemde Avrupa'nın nüfusundan daha fazlaydı. Dobyns'in tahmini, büyük bir tartışma başlattı. Sonraki on yıllarda, coğrafyacı William Denevan gibi araştırmacılar, farklı bölgeler için ayrı ayrı yapılan tahminleri birleştirerek, yaklaşık elli ile altmış milyon arasında bir rakam önerdi. Bugün pek çok araştırmacı, bu aralığı makul bulur; ama tahminler hâlâ birkaç kat farklılık gösterebilir.

Tartışmanın en şaşırtıcı yeni kanıtları, Amazon havzasından geliyor. 1542'de Amazon nehrini boydan boya geçen ilk İspanyol seferinin kronikçisi, nehir kıyılarında birbirine yakın, kalabalık köylerden söz etmişti. Sonraki yüzyıllarda buraya gelen gezginler ise, yalnızca sık bir orman ve dağınık küçük topluluklar gördü; bu yüzden kronikçinin anlattıkları abartı sayıldı. Oysa yirmi birinci yüzyılın kazıları ve havadan lazer taramaları, ormanın altında geniş yerleşimleri, yolları, toprak setleri ve insan eliyle zenginleştirilmiş koyu renkli toprakları ortaya çıkardı. Kronikçinin gördüğü kalabalık, büyük olasılıkla, salgınlardan önceki Amazon'du.

Dönüş noktası — büyük ölüm

Rakamlar ne olursa olsun, Avrupa temasından sonraki yüzyılda Amerika'nın yerli nüfusunun büyük bir çöküş yaşadığı konusunda tarihçiler hemfikirdir. Pek çok bölgede, yerli nüfusu, bir yüzyıl içinde yüzde seksen ile doksan arasında azaldı. Karayipler'deki bazı adalarda, yerli halklar birkaç on yıl içinde neredeyse tamamen yok oldu.

Bu büyük ölümün en önemli nedeni, Avrupalıların ve Afrika'dan getirilen köleleştirilmiş insanların taşıdığı hastalıklardı: çiçek, kızamık, grip, tifüs. Amerika'nın yerli halkları, bu hastalıklarla daha önce hiç karşılaşmamıştı. Ama hastalıklar tek neden değildi. Savaşlar, zorla çalıştırma, köleleştirme, toprakların ve besin kaynaklarının ele geçirilmesi ve toplulukların parçalanması, hastalıkların etkisini katladı. Hasta bakacak kimsenin kalmadığı, tarlaların ekilemediği, kıtlığın salgına eklendiği yerlerde ölümler çok daha yüksek oldu.

Yaygın yanlış«Avrupalılar geldiğinde Amerika neredeyse boş, el değmemiş bir doğa harikasıydı.»
Doğrusu

Bu imge, uzun süre Amerika'nın sömürgeleştirilmesini doğal ve kaçınılmaz göstermek için kullanıldı. Oysa 1492'de Amerika'da on milyonlarca insan yaşıyordu; bu insanlar tarlalar açmış, ormanları yakarak ya da budayarak düzenlemiş, kentler, yollar ve sulama sistemleri kurmuştu. Avrupalıların on yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda gördüğü «vahşi» ormanların bir kısmı, salgınlar yerli nüfusu yok ettikten sonra, terk edilen tarlaların üzerinde yeniden büyümüş ormanlardı.

Cevap — bir sayının ağırlığı

1492'de Amerika'nın nüfusunu kesin olarak bilmiyoruz; bugünkü tahminlerin çoğu, elli ile altmış milyon civarında toplanıyor, ama daha düşük ve daha yüksek tahminler de var. Kesin olan, Avrupa temasından sonraki yüzyılda bu nüfusun büyük bir bölümünün yok olduğudur. Bu tartışma, yalnızca bir sayı tartışması değildir: Amerika'nın Avrupalılar geldiğinde boş mu yoksa kalabalık mı olduğu, yerli halkların topraklarının «el değmemiş» mi yoksa işlenmiş mi olduğu, ve yaşanan felaketin ne kadar büyük olduğu sorularına verilen yanıtlar, sömürgeciliğin nasıl değerlendirileceğini de belirler.

Bugünle bağ — iklimdeki iz

2019'da, bir grup yer bilimci ve coğrafyacı, 1492'den sonraki büyük ölümün, dünya iklimi üzerinde bile iz bırakmış olabileceğini ileri sürdü. Onların hesabına göre, on milyonlarca insanın ölümüyle terk edilen tarlalarda yeniden büyüyen ormanlar, atmosferden büyük miktarda karbondioksit çekti; bu da on yedinci yüzyılın başında dünya genelinde gözlenen soğumaya katkıda bulunmuş olabilir. Bu yorum tartışmalıdır; ama bir insanlık felaketinin, gezegenin iklim kayıtlarında bile okunabileceği düşüncesi, bu konunun ne kadar büyük bir ölçekte olduğunu gösterir.

Birincil kaynak

Fransisken rahip Toribio de Benavente, yani Motolinía, 1524'te Yeni İspanya'ya gelen ilk Fransisken grubunun üyelerinden biriydi. Yerli halklar arasında geçirdiği yıllarda yazdığı tarihte, fethin ardından gelen «on belayı» anlatır; bunların ilki, çiçek hastalığıdır. 1914 baskısından:

La primera fue de viruelas, y comenzó de esta manera. Siendo Capitán y Gobernador Hernando Cortés, al tiempo que el capitán Pánfilo de Narváez desembarcó en esta tierra, en uno de sus navíos vino un negro herido de viruelas, la cual enfermedad nunca en esta tierra se había visto, y a esta sazón estaba esta Nueva España en extremo muy llena de gente; y como las viruelas comenzaron a pegar a los Indios, fue entre ellos tan grande enfermedad y pestilencia en toda la tierra, que en las más provincias murió más de la mitad de la gente.

Türkçesi: Birincisi çiçek hastalığıydı ve şöyle başladı. Hernando Cortés'in kaptan ve vali olduğu sırada, kaptan Pánfilo de Narváez bu topraklara çıktığında, gemilerinden birinde çiçek hastalığına yakalanmış bir siyah adam geldi; bu hastalık bu topraklarda daha önce hiç görülmemişti. O sırada bu Yeni İspanya son derece kalabalıktı; ve çiçek hastalığı yerlilere bulaşmaya başlayınca, aralarında bütün ülkede o kadar büyük bir hastalık ve salgın oldu ki, çoğu eyalette halkın yarısından fazlası öldü.

Kaynak: Motolinía (Toribio de Benavente), Historia de los Indios de la Nueva España (y. 1541), I. kısım, 1. bölüm; Daniel Sánchez García (ed.) (Barselona: Juan Gili, 1914), s. 13–14; Internet Archive. Türkçesi, İspanyolcasından bizim.

  1. Motolinía, salgından önce Yeni İspanya'nın «son derece kalabalık» olduğunu söylüyor. Bu ifade, 1492 öncesi nüfus tartışmasında nasıl bir kanıt olarak kullanılabilir?
  2. Motolinía, «çoğu eyalette halkın yarısından fazlası öldü» diyor. Bu rakamı, bir tarihçi olarak nasıl değerlendirirdin? Hangi kaynaklarla karşılaştırmak isterdin?
  3. Motolinía, salgını «on bela»dan biri olarak, Tanrı'nın bir cezası çerçevesinde anlatıyor. Bu çerçeve, onun olayları anlatış biçimini nasıl etkiliyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Alfred Kroeber (1939) — Cultural and Natural Areas of Native North America adlı eserinde, Kuzey Amerika'nın yerli nüfusunu bir milyonun altında, bütün Amerika kıtasının nüfusunu ise yaklaşık sekiz milyon olarak tahmin etti. Bu düşük tahmin, yerli toplulukların çoğunun seyrek nüfuslu olduğu varsayımına dayanıyordu ve uzun süre alana hâkim oldu.
  • Henry Dobyns (1966) — Current Anthropology'de yayımladığı makalede, salgınların Avrupalılar gelmeden önce bile nüfusu azalttığını ve erken dönem kaynaklarının bu yüzden asıl nüfusu gösteremediğini savundu. Bu varsayımla, 1492'de Amerika'nın nüfusunun doksan ile yüz on iki milyon arasında olduğunu ileri sürdü.
  • William Denevan (1992) — Annals of the Association of American Geographers'da yayımladığı «The Pristine Myth» adlı makalesinde, Avrupalıların geldiğinde «el değmemiş» bir doğayla karşılaştığı imgesini çürüttü. 1492 Amerika'sının, milyonlarca insanın tarım, yangın ve yerleşimle biçimlendirdiği bir yer olduğunu gösterdi; nüfus tahmini olarak da orta düzeyde bir rakamı savundu.
  • David Henige (1998) — Numbers from Nowhere adlı kitabında, hem yüksek hem de düşük nüfus tahminlerini sert biçimde eleştirdi. Bu tahminlerin, çok zayıf kanıtlara, varsayımlara ve seçici kaynak kullanımına dayandığını, dolayısıyla kesin rakamların bilinemeyeceğini savundu.

Bu tartışmada araştırmacılar, 1492 Amerika'sının nüfusunu çok farklı biçimlerde tahmin eder. Kroeber, seyrek bir kıta imgesiyle düşük bir rakam verir. Dobyns, salgınların etkisini hesaba katarak çok yüksek bir rakam önerir. Denevan, «el değmemiş doğa» mitini çürütürken orta düzeyde bir tahmini savunur. Henige ise, bütün bu tahminlerin güvenilirliğini sorgular. Tartışma, rakamların kendisinden çok, kanıtların ne kadarını söyleyebileceği ve ne kadarının varsayımla doldurulduğu sorusu etrafında döner.

Derine İn

Nüfus tahminlerinin bu kadar farklı olmasının nedeni, kullanılan yöntemlerdir. Bir yöntem, fetih döneminin vergi ve nüfus kayıtlarından geriye doğru hesap yapmaktır: belirli bir yılda sayılan nüfustan başlayarak, bilinen ya da tahmin edilen ölüm oranlarıyla 1492'ye kadar geri gidilir. Bu yöntem, başlangıç rakamına ve ölüm oranına çok duyarlıdır; küçük bir farklılık, sonucu milyonlarca değiştirebilir. Bir başka yöntem, belirli bir bölgenin taşıma kapasitesini, yani o bölgenin tarımla besleyebileceği insan sayısını hesaplamaktır. Bir üçüncü yöntem ise, arkeolojik yerleşimlerin sayısından ve büyüklüğünden yola çıkarak nüfusu tahmin etmektir. Her yöntemin kendi varsayımları ve kendi hata payları vardır.

Dobyns'in yüksek tahminleri, özellikle bir varsayıma dayanıyordu: Avrupa kökenli salgınların, Avrupalıların kendisinden önce yayıldığı ve bu yüzden erken dönem kaynaklarının, zaten azalmış bir nüfusu kaydettiği. Cofitachequi'nin boş kasabaları, bu varsayımı destekleyen kanıtlardan biridir. Ama eleştirmenler, bu tür salgınların her yerde aynı ölçekte yaşandığına dair kanıtların yetersiz olduğunu ileri sürdü. Tartışma, bir tanıklığın ne kadar genellenebileceği sorusuna dayanır.

Son yıllarda, tarihçiler, «bakir toprak salgını» kavramını da yeniden değerlendirdi. Tarihçi David Jones, bu kavramın, yerli halkların ölümünü yalnızca genetik ya da biyolojik bir kırılganlıkla açıklama eğilimi taşıdığını, oysa ölümlerin büyük ölçüde sömürgeciliğin yarattığı koşullara, yani savaşa, açlığa, zorla çalıştırmaya ve toplulukların parçalanmasına bağlı olduğunu savundu. Bu bakış, «büyük ölüm»ü, kaçınılmaz bir doğa olayı olarak değil, insanların eylemleriyle şiddetlenen bir felaket olarak görür.

Bu tartışmanın ahlaki bir boyutu da vardır. Düşük nüfus tahminleri, uzun süre, Amerika'nın boş bir kıta olduğu ve Avrupalıların yerli halklara pek zarar vermediği imgesini destekledi. Yüksek tahminler ise, yaşanan felaketin büyüklüğünü vurguladı ve bazı araştırmacılar tarafından bir soykırım tartışmasıyla ilişkilendirildi. Henige'nin uyarısı burada önemlidir: bir rakamı, ahlaki bir sonucu desteklediği için değil, kanıtlar onu desteklediği için kabul etmeliyiz. Felaketin büyüklüğü, rakamların kesinliğine bağlı değildir; kesin olmayan rakamlar bile, bir kıtanın halklarının uğradığı derin yıkımı açıkça gösterir.

Bu tartışma, tarihçinin sayılarla nasıl çalışması gerektiği konusunda da genel bir ders sunar. Bir sayı, ne kadar kesin görünürse görünsün, onu üreten kişinin varsayımlarını, kullandığı kaynakları ve amacını taşır. Las Casas'ın on iki milyonu, Kroeber'in sekiz milyonu ve Dobyns'in yüz milyonu, her biri kendi döneminin sorularına ve kaygılarına verilmiş yanıtlardır. Bir sayıyı değerlendirmenin yolu, onun nereden geldiğini, hangi varsayımlarla hesaplandığını ve başka kanıtlarla nasıl karşılaştırılabileceğini sormaktır. 1491 tartışması, bu soruların sorulmadığı yerlerde, sayıların kolayca bir ideolojinin aracına dönüşebildiğini gösterir. Bu yüzden bu kurs boyunca her rakamı, onu kimin, ne zaman ve hangi amaçla verdiğini sorarak okumaya çalıştık; bu alışkanlık, bundan sonraki kurslarda da, özellikle salgınların, savaşların ve göçlerin sayılarla anlatıldığı her yerde, en güvenilir yol arkadaşımız olacak.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Daniel Sánchez García (ed.), Motolinía, Historia de los Indios de la Nueva España (Barselona: Juan Gili, 1914).
  • Edward Gaylord Bourne (ed.), Narratives of the Career of Hernando de Soto, 2 cilt (New York: Allerton, 1922).
  • Henry F. Dobyns, «Estimating Aboriginal American Population: An Appraisal of Techniques with a New Hemispheric Estimate», Current Anthropology 7 (1966), s. 395–416.
  • William M. Denevan, «The Pristine Myth: The Landscape of the Americas in 1492», Annals of the Association of American Geographers 82 (1992), s. 369–385.
  • David Henige, Numbers from Nowhere: The American Indian Contact Population Debate (Norman: University of Oklahoma Press, 1998).
  • Alexander Koch ve çalışma arkadaşları, «Earth System Impacts of the European Arrival and Great Dying in the Americas after 1492», Quaternary Science Reviews 207 (2019), s. 13–36.

Arşiv ve kaynak

1492 öncesi Amerika nüfusu tartışmasının kaynakları, fetih döneminin İspanyol ve Portekiz tanıklıkları, sömürge idaresinin tuttuğu haraç ve sayım defterleri, İnka ve Aztek dönemine ait kayıtların kalıntıları, arkeolojik yerleşim araştırmaları, iskelet kalıntılarının incelenmesi ve son yıllarda iklim ve polen kayıtlarıdır. Motolinía'nın eseri, de Soto seferinin anlatıları ve Las Casas'ın kitabı çevrimiçi arşivlerde bulunur.

Açık sorular

  • 1492'de Amerika'nın nüfusu, bugünkü tahminlerin hangi ucuna daha yakındı?
  • Avrupa kökenli salgınlar, Avrupalıların kendisinden ne kadar önce ve ne kadar geniş bir alana yayıldı?
  • Yerli nüfusun çöküşünde, hastalıkların ve sömürgeciliğin yarattığı koşulların payı ne ölçüde birbirinden ayrılabilir?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Yirminci yüzyılın ilk yarısında bütün Amerika kıtasının nüfusunu yaklaşık sekiz milyon olarak tahmin eden antropolog kimdir? A) Henry Dobyns B) Alfred Kroeber C) William Denevan D) David Henige
  2. (Hedef 2) De Soto'nun ordusu Cofitachequi'ye vardığında, yerliler çevredeki boş kasabaların nedenini nasıl açıkladı? A) Bir savaşla B) Bir kuraklıkla C) İki yıl önceki bir salgınla D) Bir selle
  3. (Hedef 1) 1492'de Amerika'nın nüfusunun doksan ile yüz on iki milyon arasında olduğunu ileri süren araştırmacı kimdir? A) Henry Dobyns B) Alfred Crosby C) Sherburne Cook D) Woodrow Borah
  4. (Hedef 3) Hem yüksek hem de düşük nüfus tahminlerini zayıf kanıtlara dayandığı gerekçesiyle eleştiren Numbers from Nowhere kitabının yazarı kimdir? A) William Denevan B) Alexander Koch C) David Henige D) Alfred Kroeber
  5. (Hedef 2) Motolinía'ya göre Yeni İspanya'daki ilk büyük salgın hangi hastalıktı? A) Kızamık B) Grip C) Tifüs D) Çiçek hastalığı

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «Kolomb öncesi Amerika'nın nüfusu sorusu neden bir rakamdan fazlasıdır?» sorusunu tartış. Cevabında Motolinía'nın, de Soto seferinin kronikçisinin ve Las Casas'ın tanıklıklarını, farklı tahmin yöntemlerini ve «el değmemiş doğa» mitini kullan; Dobyns ile Henige'nin yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Bu antropolog Alfred Kroeber'dir.
  2. C — Yerliler, boş kasabaları iki yıl önceki bir salgınla açıkladı.
  3. A — Bu araştırmacı Henry Dobyns'dir.
  4. C — Bu kitabın yazarı David Henige'dir.
  5. D — İlk büyük salgın çiçek hastalığıydı.

Kapsamlı bir cevap, Motolinía'nın ve de Soto seferinin kronikçisinin tanıklıklarını, salgınların büyük bir nüfusu hızla azalttığının ve bazı bölgelerde Avrupalılardan önce yayıldığının kanıtları olarak kullanır. Las Casas'ın rakamlarını, felaketin büyüklüğünü gösteren ama siyasal bir amaca hizmet eden ve sonradan propagandada kullanılan tahminler olarak değerlendirir. Farklı tahmin yöntemlerini ve bunların varsayımlarını açıklar; «el değmemiş doğa» mitinin sömürgeciliği meşrulaştırmadaki rolünü tartışır. Güçlü bir yanıt, Dobyns'in salgınların etkisini hesaba katan yüksek tahminini, Henige'nin bütün tahminlerin güvenilirliğini sorgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır ve kesin rakamlar bilinmese bile yaşanan yıkımın büyüklüğünün açık olduğunu vurgular.

Serinin sonu

Bu bölümle «Amerika'nın Yerli Uygarlıkları» kursu sona eriyor. Kurs, Meksika Körfezi kıyısında bataklığa gömülü dev bir taş başla açıldı; ardından Teotihuacan'ın adsız halkını, Mayaların yazısını, takvimini ve kentlerinin terk edilişini, Aztek başkenti Tenochtitlan'ı ve insan kurbanı tartışmasını, İnkaların düğümlü iplerle yönettiği imparatorluğu, Machu Picchu'nun «keşfini» ve Kuzey Amerika'nın höyük kurucularını izledi; burada da, bütün bu dünyanın 1492'de ne kadar kalabalık olduğunu ve bu nüfusun nasıl yok olduğunu sordu. Kurs boyunca, bu uygarlıkların hikâyesinin çoğu zaman onları yenenlerin kaynaklarından, onları başka halklara atfeden efsanelerden ve toprağın altından çıkan kanıtlardan kurulduğunu gördük. Programda sırada «Rönesans ve Reform» kursu var. Bu kurs, Amerika'nın yerli dünyasının büyük bir yıkımla karşılaştığı aynı yüzyıllarda, Avrupa'da sanatın, düşüncenin ve dinin nasıl dönüştüğüne bakıyor. İlk bölüm, bu dönüşümün neden bir İtalyan kentinde başladığını soruyor: Rönesans neden Floransa'da başladı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:30 Kanca: otlarla kaplı, boş bir köyün silüeti; rüzgârda sallanan otlar ve sessiz evler; uzaktan yaklaşan bir kafilenin gölgesi. Hiçbir yüz çizilmez.
  • 1:30–3:05 Bağlam: Amerika haritasında birer birer yanan kentler; üzerlerinde soru işaretleriyle beliren farklı nüfus rakamları.
  • 3:05–4:40 Gelişme: bir masada yan yana açık duran eski vergi kayıtları, bir grafik ve bir hesap makinesi; grafikteki çizginin farklı araştırmacıların tahminlerine göre yükselip alçalması.
  • 4:40–6:45 Dönüş noktası: kıyıya yanaşan bir geminin silüeti; ardından kıyıdan iç bölgelere doğru yayılan görünmez bir dalga gibi ilerleyen soluk renkli bir leke.
  • 6:45–9:00 Kapanış: terk edilmiş tarlaların üzerinde yavaşça büyüyen bir orman; bir buz karotunun katmanları.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.