Öğrenme hedefleri
- Batı Zhou'nun çöküşünden Qin'in Çin'i birleştirmesine kadar geçen beş buçuk yüzyılda, yüzlerce küçük devletin nasıl yedi büyük devlete indiğini anlatabileceksin.
- Bu dönemde savaşın, ordunun, teknolojinin ve devlet örgütünün nasıl dönüştüğünü, özellikle Qin'deki Shang Yang reformları üzerinden açıklayabileceksin.
- Sürekli savaşın hem yıkıcı hem de yaratıcı sonuçlarını, dönemin düşünürlerinin tepkileri ve tarihçilerin yorumları ışığında değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — «Onu kim birleştirebilir?»
MÖ dördüncü yüzyılın sonlarında, gezgin bir düşünür, Liang devletinin yeni kralı Xiang ile görüşmeye gitti. Düşünürün adı Mencius'tu; yıllardır bir saraydan öbürüne dolaşıyor, krallara nasıl yönetmeleri gerektiğini anlatıyordu. Görüşmeden çıktığında, yanındakilere izlenimlerini anlattı: kral, uzaktan bir hükümdara benzemiyordu, yakından da saygı uyandıran hiçbir şey taşımıyordu. Kral ona birdenbire, dünyanın nasıl huzura kavuşacağını sormuştu.
Kralın sorusu, çağının en büyük sorusuydu. Mencius'un yaşadığı yıllarda, Zhou krallarının bir zamanlar yönettiği topraklar, birbiriyle durmadan savaşan yedi büyük devlete bölünmüştü. Her savaş, bir öncekinden daha büyük orduları, daha çok ölümü ve daha güçlü devletleri getiriyordu. Bu bölümün sorusu, bu çağın nasıl ortaya çıktığı ve Çin'i nasıl dönüştürdüğüyle ilgili: sürekli savaş, bir uygarlığı nasıl yıktı ve nasıl yeniden kurdu?
Bağlam — bir kralın gölgesi
Önceki bölümde, MÖ 771'de batıdaki Zhou başkentinin düştüğünü ve Zhou krallarının doğuda Luoyang'a çekildiğini görmüştük. Bu tarihten sonra Zhou kralları, adları hâlâ saygıyla anılan, ama gerçek gücü olmayan törensel önderlere dönüştü. Zhou'nun bir zamanlar akrabalarına ve müttefiklerine dağıttığı topraklar, giderek bağımsızlaşan devletlere dönüştü.
Çin tarihçileri, bu uzun dönemi iki parçaya ayırır. İlk bölüm, Konfüçyüs'ün yurdu Lu devletinin yıllıklarının adından alınan «İlkbahar ve Sonbahar» dönemidir. Bu dönemde, yüzü aşkın küçük devlet birbiriyle savaştı, ittifaklar kurdu, evlilik bağlarıyla birleşti. En güçlü devletlerin hükümdarları, sırayla, öbür devletlerin önderi olarak kabul edildi.
İkinci bölüm, MÖ beşinci yüzyılın ikinci yarısında başlayan Savaşan Devletler dönemidir. Bu dönemin başında, büyük devletlerden Jin'in üç soylu aile arasında bölünmesiyle yeni devletler doğdu; küçük devletlerin çoğu, büyük komşularınca yutulmuştu. Geriye yedi büyük devlet kaldı: batıda Qin, güneyde Chu, doğuda Qi, kuzeyde Yan ve Zhao, ortada Han ve Wei. Bu yedi devletin arasındaki savaş, iki buçuk yüzyıl sürecekti.
Gelişme — savaşın dönüşümü
Savaşan Devletler döneminde, savaşın kendisi dönüştü. Shang ve Zhou döneminde savaş, savaş arabalarına binen soyluların işiydi; savaşlar genellikle birkaç gün sürer, soylular belirli kurallara ve törenlere uyardı. Bu dönemde ise, köylülerden oluşan büyük piyade orduları savaş alanlarına çıktı.
Bu değişimin arkasında yeni teknolojiler vardı. Demir, bu dönemde yaygınlaştı; Çinli ustalar, demiri eritip kalıplara dökmeyi erken öğrendi. Demir sabanlar ve aletler, tarımı genişletti ve devletlerin daha büyük nüfusları beslemesine olanak verdi. Arbalet, yani tetikle çalışan tatar yayı, eğitimsiz bir köylünün bile uzaktan zırhlı bir savaşçıyı vurabilmesini sağladı. MÖ dördüncü yüzyılın sonunda, kuzeydeki Zhao devletinin kralı Wuling, bozkırdaki göçebe komşularından örnek alarak, askerlerine at üstünde ok atmayı öğretti ve onlara göçebelerin giysilerini giydirdi. Kral Wuling'in bu kararı, sarayında büyük bir tartışmaya yol açtı; atalarının giysilerini bırakmak, pek çok soylu için kabul edilemezdi.
Savaşın dönüşümü, yeni bir insan tipini de öne çıkardı: gezgin danışmanı. Soylu ailelerin alt kollarından ya da sıradan kökenlerden gelen bu okumuş adamlar, bir saraydan öbürüne dolaşarak hükümdarlara bilgilerini, stratejilerini ve yönetim fikirlerini sunuyordu. Bir hükümdar onları beğenirse, bakan yapabilirdi; beğenmezse, başka bir devlete geçerlerdi. Mencius da, bu yolculukları yapan danışmanlardan biriydi. Devletler arasındaki rekabet, yeteneğin, doğuştan gelen soyluluğun önüne geçmesini sağlıyordu.
Savaşların boyutu da büyüdü. Sima Qian'ın aktardığı sayılara bakılırsa, MÖ 260'ta Changping'de Qin ile Zhao arasında yapılan savaşta, Qin, teslim olan yüz binlerce Zhao askerini öldürdü. Bu sayı büyük olasılıkla abartılıdır; ama 1990'larda Changping yakınında bulunan toplu mezarlar, savaşın ürkütücü boyutlarını doğruladı.
Dönüş noktası — Qin'in reformları
Batıdaki Qin devleti, dönemin başında, öbür devletlerin gözünde yarı barbar, geri kalmış bir sınır devleti sayılıyordu. MÖ dördüncü yüzyılın ortasında, Qin hükümdarı Dük Xiao, başka bir devletten gelen Shang Yang adlı bir danışmanı yanına aldı. Shang Yang, Qin'i baştan aşağı değiştiren reformlar başlattı.
Shang Yang'ın reformları, Qin'i dönemin en güçlü askerî devletine dönüştürdü. Ama Shang Yang'ın kendisi, onu koruyan dük öldükten sonra, düşmanlarının suçlamasıyla idam edildi. Onun kurduğu düzen ise, yaratıcısını aşarak yaşadı.
Yaygın yanlış«Savaşan Devletler dönemi, yalnızca yıkım ve kaosla dolu, karanlık bir çağdı.»
Bu dönem, büyük savaşların ve acıların çağıydı; ama aynı zamanda, Çin tarihinin en yaratıcı dönemlerinden biriydi. Devletler, yarışmak için yeteneği soyluluğun önüne koydu, tarımı genişletti, yeni yönetim yöntemleri geliştirdi. Konfüçyüsçülük, Daoculuk ve yasacılık gibi, sonraki iki bin yılı biçimlendirecek düşünce okulları bu dönemde doğdu. Kaos ve yaratıcılık, aynı çağın iki yüzüydü.
Cevap — savaşın kurduğu devlet
Savaşan Devletler dönemi, Çin'i yıktı ve yeniden kurdu. Sürekli savaş, yüzlerce küçük devleti yok etti, milyonlarca insanın hayatına mal oldu. Ama aynı savaş, devletleri, ayakta kalabilmek için kendilerini dönüştürmeye zorladı: nüfuslarını kaydetmeye, köylülerini asker yapmaya, soyluların yerine yetenekli görevliler atamaya, yasaları yazıya geçirmeye. Bu yarışı en iyi kazanan devlet, Qin oldu. MÖ 221'de Qin, öbür altı devleti yenerek Çin'i tek bir yönetim altında birleştirecekti. Mencius'un «öldürmekten zevk almayan» birleştiricisi yerine, dünyayı en etkili savaş makinesi birleştirdi. Bu sonuç, çağın düşünürlerinin sorusunu da değiştirdi: artık sorun, dünyanın nasıl birleşeceği değil, birleşmiş bir dünyanın nasıl adil biçimde yönetileceğiydi.
Bugünle bağ — savaş ve devlet
Tarihçilerin önemli bir tartışması, savaşın devletleri nasıl biçimlendirdiğiyle ilgilidir. Avrupa'da, on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda, sürekli savaşların güçlü, merkezî devletlerin doğuşuna yol açtığı ileri sürülür. Savaşan Devletler dönemi, aynı sürecin iki bin yıl önce Çin'de yaşandığını gösterir. Ama iki süreç farklı sonuçlandı: Avrupa, birbiriyle yarışan pek çok devlete bölünmüş olarak kaldı; Çin ise, tek bir imparatorlukta birleşti. Bu fark, bugün de dünya siyasetinin haritasını etkiliyor. Savaşın devlet kurduğu, devletin de savaş yaptığı bu döngü, tarihin farklı köşelerinde farklı sonuçlar doğurabiliyor.
Birincil kaynak
Mencius, çağının savaşlarını ve krallara savaş stratejisi satan danışmanları şöyle eleştirir:
When contentions about territory are the ground on which they fight, they slaughter men till the fields are filled with them. When some struggle for a city is the ground on which they fight, they slaughter men till the city is filled with them. This is what is called "leading on the land to devour human flesh." Death is not enough for such a crime. Therefore, those who are skilful to fight should suffer the highest punishment. Next to them should be punished those who unite some princes in leagues against others.
Türkçesi: Toprak kavgası uğruna savaştıklarında, tarlalar cesetlerle dolana kadar insan öldürürler. Bir kent için çekiştikleri uğruna savaştıklarında, kent cesetlerle dolana kadar insan öldürürler. İşte buna «toprağı insan eti yemeye yöneltmek» denir. Böyle bir suç için ölüm bile yetmez. Bu yüzden, savaşmakta usta olanlar en ağır cezayı çekmelidir. Onlardan sonra, bazı prensleri başkalarına karşı ittifaklarda birleştirenler cezalandırılmalıdır.
Kaynak: Mencius, IV.i.14; James Legge'nin İngilizce çevirisi, The Chinese Classics, cilt II, The Works of Mencius (Oxford: Clarendon Press, 1895), archive.org. Türkçesi bizim.
- Mencius, savaşları hangi gerekçelerle eleştiriyor? «Toprağı insan eti yemeye yöneltmek» benzetmesi neyi anlatıyor?
- Mencius, en ağır cezayı «savaşmakta usta olanlara» veriyor. Bu, Shang Yang'ın savaşta başarılı olanları ödüllendiren reformlarıyla nasıl bir karşıtlık oluşturuyor?
- Mencius'un sözleri, krallara danışmanlık yapmak için saraydan saraya dolaşan birinin sözleridir. Onun bu eleştirileri dile getirebilmesi, dönemin siyasal ortamı hakkında ne söylüyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- Cho-yun Hsu (1965) — İlkbahar ve Sonbahar ile Savaşan Devletler dönemlerinde toplumsal hareketliliği inceledi; eski soylu ailelerin gücünü yitirdiğini, yeteneğiyle yükselen alt soylu ve sıradan kökenli insanların devlet yönetiminde giderek daha fazla yer aldığını, bunun da büyük bir toplumsal dönüşüm olduğunu gösterdi.
- Mark Edward Lewis (1990) — Bu dönemde şiddetin, yani savaşın, avın, kurbanın ve cezanın örgütlenmesinin nasıl dönüştüğünü inceledi; soyluların törensel şiddetinin yerini, devletin kitle ordularına ve yasalara dayanan yeni bir şiddet düzeninin aldığını, yeni devletin bu dönüşümden doğduğunu savundu.
- Victoria Tin-bor Hui (2005) — Savaşan Devletler dönemini, erken modern Avrupa ile karşılaştırdı; iki bölgede de savaşın güçlü devletler yarattığını, ama Avrupa'da güç dengesinin korunmasına karşın Çin'de Qin'in rakiplerini tek tek yenerek dengeyi bozduğunu ve bunun Qin'in reformlarıyla kazandığı üstünlükten kaynaklandığını savundu.
- Lothar von Falkenhausen (2006) — Bu dönemin toplumsal değişimini, metinlerden çok arkeolojik kanıtlara, özellikle mezarlara ve mezarlardaki tunç kap takımlarına dayanarak inceledi; soyluluk düzeninin ve törenlerin Konfüçyüs'ten önce bile köklü biçimde yeniden düzenlendiğini gösterdi.
Bu tartışma, dönemin dönüşümünü farklı açılardan açıklıyor. Hsu, toplumsal sınıflara ve yeteneğin yükselişine bakıyor. Lewis, şiddetin örgütlenmesine ve devletin yeni biçimine bakıyor. Hui, uluslararası bir karşılaştırma yaparak, Çin'in neden Avrupa'dan farklı bir yol izlediğini soruyor. Falkenhausen ise metinlerin anlattığı değişimlerin, toprağın altındaki kanıtlarla nasıl sınanabileceğini gösteriyor. Bu bakışlar birlikte, Savaşan Devletler döneminin yalnızca bir savaşlar dizisi değil, derin bir toplumsal ve siyasal dönüşüm olduğunu ortaya koyuyor.
Derine İn
Savaşan Devletler döneminin ekonomik dönüşümü, savaşın dönüşümü kadar çarpıcıydı. Bu dönemde, devletler kendi paralarını basmaya başladı. Kuzey ve orta Çin'de, kürek ya da bıçak biçiminde tunç paralar kullanıldı; güneyde Chu devleti, küçük altın levhalar ve kabuk biçiminde tunç paralar bastı. Qin ise, ortasında kare bir delik bulunan yuvarlak tunç paralar kullanıyordu. Bu farklı paralar, devletlerin yalnızca ordularıyla değil, ekonomileriyle de birbirinden ayrı dünyalar kurduğunu gösterir; bir devletten öbürüne geçen bir tüccar, farklı ölçülerle, farklı ağırlık birimleriyle ve farklı paralarla uğraşmak zorundaydı. Qin'in birleşmeden sonra ölçüleri ve paraları tek tipe indirmesi, bu yüzden, siyasal birliğin ekonomik bir tamamlayıcısı olacaktı. Bu yuvarlak paralar, Qin'in birleşmesinden sonra bütün Çin'e yayıldı ve yirminci yüzyıla kadar Çin parasının temel biçimi olarak kaldı. Ticaret genişledi, kentler büyüdü; bazı tüccarlar, krallara borç verecek kadar zenginleşti.
Devletlerin sınırları da, bu dönemde, yeni bir biçimde çizildi. Devletler, birbirine karşı ve kuzeydeki göçebelere karşı, sıkıştırılmış topraktan uzun duvarlar inşa etti. Bu duvarlar, sonradan Qin'in ve sonraki hanedanların inşa edeceği büyük surların öncüleriydi. Duvarlar, yalnızca askerî bir savunma değil, aynı zamanda bir devletin nüfusunu ve toprağını kendi denetimi altında tutma çabasının da simgesiydi.
Bu dönemde yazılı yasalar da ortaya çıktı. MÖ altıncı yüzyılda, Zheng devletinin bir bakanı, ceza yasalarını tunç bir kazanın üzerine döktürdü. Bu karar, bazı çağdaşları tarafından sert biçimde eleştirildi: yasalar herkesin görebileceği bir yere yazılırsa, halk yöneticilere değil, yasanın harfine bakar, bu da toplumun ahlaki düzenini bozar diye düşünüyorlardı. Bu tartışma, yazılı yasanın gücü ile geleneğin ve ahlakın otoritesi arasındaki gerilimin Çin'de ne kadar erken ortaya çıktığını gösterir. Bu gerilim, dönemin düşünce okulları arasındaki tartışmanın da merkezindeydi.
Devletler, bilginleri kendilerine çekmek için de yarıştı. Doğudaki Qi devletinin başkenti Linzi'de, MÖ dördüncü yüzyılda, Jixia kapısının yakınında, hükümdarların desteklediği bir bilginler topluluğu oluştu. Farklı okullardan gelen düşünürler, burada ev, maaş ve saygı görüyor, birbirleriyle tartışıyor, kitaplar yazıyordu. Mencius da bir süre Qi sarayında bulundu. Jixia, bir devletin gücünü yalnızca ordusuyla değil, çevresine topladığı fikirlerle de göstermeye çalıştığının bir örneğiydi. Savaş ve düşünce, bu çağda, birbirinden ayrı dünyalar değil, aynı rekabetin iki alanıydı.
1975'te, bugünkü Hubei eyaletindeki Shuihudi'de bulunan bir mezar, Qin'in yönetim düzenine dair benzersiz bir kanıt sundu. Mezarda, Qin'in yerel bir görevlisine ait olduğu anlaşılan, bambu şeritler üzerine yazılmış yüzlerce yasa ve yönetim metni vardı. Bu metinler, tahıl ambarlarının nasıl sayılacağından, suçluların nasıl sorgulanacağına, hayvanların nasıl bakılacağına kadar, günlük yönetimin en küçük ayrıntılarını düzenliyordu. Bu metinler, Qin'in yalnızca bir savaş makinesi değil, aynı zamanda son derece ayrıntılı kayıt tutan bir bürokratik devlet olduğunu gösterdi. Sonraki kuşakların Qin hakkındaki sert yargıları, bu belgeler ışığında yeniden değerlendirildi.
Uzman Notu
Temel literatür
- James Legge (çev.), The Chinese Classics, cilt II, The Works of Mencius, 2. baskı (Oxford: Clarendon Press, 1895).
- J. J. L. Duyvendak (çev.), The Book of Lord Shang: A Classic of the Chinese School of Law (Londra: Arthur Probsthain, 1928).
- Cho-yun Hsu, Ancient China in Transition: An Analysis of Social Mobility, 722–222 B.C. (Stanford: Stanford University Press, 1965).
- Mark Edward Lewis, Sanctioned Violence in Early China (Albany: State University of New York Press, 1990).
- Victoria Tin-bor Hui, War and State Formation in Ancient China and Early Modern Europe (Cambridge: Cambridge University Press, 2005).
- Lothar von Falkenhausen, Chinese Society in the Age of Confucius (1000–250 BC): The Archaeological Evidence (Los Angeles: Cotsen Institute of Archaeology, 2006).
Arşiv ve kaynak
Legge'nin Mencius çevirisi ve Duyvendak'ın The Book of Lord Shang çevirisi, taranmış nüshalarıyla archive.org'dan okunabiliyor. Shuihudi'de bulunan Qin bambu metinleri, Hubei Eyalet Müzesi'nde korunuyor. Savaşan Devletler dönemine ait paralar ve silahlar, Pekin'deki Ulusal Müze'nin ve Xi'an'daki Shaanxi Tarih Müzesi'nin koleksiyonlarında yer alıyor.
Açık sorular
- Qin'in zaferi, reformlarının kaçınılmaz bir sonucu muydu, yoksa rakiplerinin hatalarının ve şansın bir ürünü müydü?
- Savaşan Devletler dönemindeki savaşların boyutları ve ölü sayıları, kaynakların iddia ettiği kadar büyük müydü?
- Sürekli savaşın doğurduğu devlet biçimi, Avrupa'daki erken modern devletlerle ne ölçüde karşılaştırılabilir?
Mini sınav
- (Hedef 1) Savaşan Devletler döneminin sonunda, öbür altı devleti yenerek Çin'i birleştiren devlet hangisidir? A) Chu B) Qi C) Qin D) Zhao
- (Hedef 1) İlkbahar ve Sonbahar döneminde, zayıflamış Zhou kralı adına öbür devletleri bir araya getiren en güçlü hükümdara ne ad verilir? A) Hegemon B) Gök'ün Oğlu C) Kâhin D) Bakan
- (Hedef 2) Qin'de halkı birbirini denetleyen gruplara ayıran ve savaşta başarıyı ödüllendiren reformları başlatan danışman kimdir? A) Mencius B) Shang Yang C) Kral Wuling D) Sima Qian
- (Hedef 2) Askerlerine göçebe komşularından örnek alarak at üstünde ok atmayı öğreten Zhao kralı kimdir? A) Kral Xiang B) Dük Xiao C) Kral Wu D) Kral Wuling
- (Hedef 3) Savaşan Devletler dönemini erken modern Avrupa ile karşılaştırarak, Çin'de güç dengesinin neden bozulduğunu soran tarihçi kimdir? A) Cho-yun Hsu B) Mark Edward Lewis C) Victoria Tin-bor Hui D) Lothar von Falkenhausen
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Savaşan Devletler dönemi, Çin için bir yıkım çağı mıydı, yoksa bir yenilenme çağı mı?» sorusunu değerlendir. Cevabında Mencius'un savaş eleştirisini, Shang Yang'ın reformlarını, savaşın ve ordunun dönüşümünü ve Hsu ile Lewis'in görüşlerini kullan. Sürekli savaş, Çin'in toplumunu ve devletini hangi yönlerden yıktı, hangi yönlerden yeniden kurdu?
Cevaplar
- C — Çin'i birleştiren devlet Qin'dir.
- A — Bu hükümdara hegemon denir.
- B — Bu reformları Shang Yang başlatmıştır.
- D — Bu kral Wuling'dir.
- C — Bu karşılaştırmayı Victoria Tin-bor Hui yapmıştır.
Kapsamlı bir cevap, Mencius'un gözünden savaşların tarlaları cesetlerle dolduran bir yıkım olduğunu, ama aynı savaşların devletleri kendilerini dönüştürmeye zorladığını belirtir. Shang Yang'ın reformlarının soyluların ayrıcalıklarını kırıp her aileyi doğrudan devlete bağladığını, kitle ordularının ve demir teknolojisinin toplumu değiştirdiğini açıklar. Hsu'nun yeteneğin yükselişini, Lewis'in yeni bir şiddet düzeninin doğuşunu vurgulayan görüşlerine dayanarak, dönemin hem büyük bir yıkım hem de sonraki imparatorluğun temellerini atan bir yenilenme çağı olduğunu tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Shang Yang'ın reformları, devleti tarıma ve savaşa yöneltirken, şiirleri, törenleri ve erdemi devletin zayıflığı saymıştı; Mencius ise savaşta usta olanlara en ağır cezayı istiyordu. Bu çatışma, iki kişi arasında değil, çağın bütün düşünce dünyası boyunca sürdü. Sonraki bölüm o tartışmaya bakıyor: kargaşa içindeki bir dünyada Konfüçyüs erdemle yönetimi, Daocular doğal akışa uyumu, yasacılar ise açık yasaları ve cezaları nasıl önerdi?