İçeriğe geç

Bölüm TT-105.08 · Seviye 1 — Türk Tarihi OmurgasıSeviye 1

Firdevsi ve Şehname

TT-105 Türkler ve İslam: Karahanlılar ve Gazneliler

2.674 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
977–1010
Bölge
İran · Orta Asya
Kişiler
Firdevsi · Gazneli Mahmud · Nizami-i Aruzi · Hüseyin Kuteyb · Dakiki · Theodor Nöldeke · Olga Davidson · Celal Halıki Mutlak
Yerler
Tus · Gazne · Herat · Taberistan · Bac · Tabaran
Sınav
YKS · KPSS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Firdevsi'nin Şehname'yi nasıl, hangi kaynaklardan ve ne kadar sürede yazdığını, 977'den 1010'a uzanan süreç içinde sıralayabileceksin.
  • Şehname'nin İran'ın eski krallarını ve kahramanlarını anlatan bir destan olarak İran'da ve Türk hanedanlarının saraylarında nasıl bir yer edindiğini açıklayabileceksin.
  • Firdevsi ile Gazneli Mahmud arasındaki ünlü hikâyeyi anlatan kaynağı okuyarak, bir yazarın hayatına dair anlatıların nasıl efsaneleştiğini değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — iki kapı

Bir sabah Tus yakınlarındaki Tabaran kasabasının bir kapısından, sultanın develerinden oluşan bir kervan giriyor. Develerin sırtında, Gazne'den gönderilmiş altmış bin dinar değerinde çivit boyası var. Bu armağan, yıllar önce sultanı kırgın bırakan yaşlı bir şaire, hem ödül hem özür olarak gönderilmiş. Aynı saatlerde, kasabanın öbür kapısından bir cenaze çıkarılıyor. Cenaze, o şairin cenazesi.

Bu sahneyi, on ikinci yüzyılın ortasında yazan Nizami-i Aruzi anlatır. Hikâyenin şairi Firdevsi, sultanı ise Gazneli Mahmud'dur. Sahne çok güzel, belki fazla güzel. Bu ders, İran'ın en büyük destanını yazan şairi ve onun bir Türk sultanıyla ilişkisini soruyor: Firdevsi Şehname'yi kimin için, neden yazdı ve onun hayatı hakkında anlatılanların ne kadarı gerçekti?

Bağlam — Tuslu bir dihkan

Nizami-i Aruzi'ye göre Firdevsi, Tus'un dihkanlarındandı. Tabaran bölgesindeki Bac adlı büyük bir köyde doğmuştu; köyündeki topraklarının geliri, onu kimseye muhtaç olmadan yaşatacak kadar yeterliydi. Tek bir kızı vardı ve Nizami'ye göre bütün umudu, Şehname'nin ödülüyle kızının çeyizini hazırlamaktı.

Firdevsi'nin yaşadığı onuncu yüzyıl, İran'da eski krallara ve kahramanlara ilgi duyulan bir dönemdi. Samani sarayının desteğiyle Farsça bir yazı dili olarak yeniden gelişiyordu. 957'de Tus'ta, valinin emriyle eski İran krallarının tarihini anlatan düzyazı bir Şehname derlenmişti. Şair Dakiki, bu malzemeyi şiire dökmeye başlamış, ama bin kadar beyit yazdıktan sonra ölmüştü. Firdevsi, bu işi devraldı.

Gelişme — otuz yılı aşan bir emek

Firdevsi'nin Şehname'yi yazması, otuz yılı aşan bir süre aldı. Ortaya çıkan eser, yaklaşık elli bin beyitlik dev bir destandı. Eser, İran'ın efsanevi ilk krallarıyla başlar, Rüstem gibi kahramanların serüvenleriyle sürer ve 651'de son Sasani kralı III. Yezdicerd'in ölümüyle biter. Destanın en çok okunan bölümleri, İran ile Turan arasındaki uzun savaşları, kahramanların aşklarını ve kayıplarını anlatır: Zal ile Rudabe'nin evliliği, Rüstem'in yedi sınavı ve onun, oğlu Sührab'la birbirlerini tanımadan karşı karşıya gelmesi gibi. Destanın ikinci yarısı ise efsaneden tarihe geçer ve Sasani krallarının saltanatlarını anlatır.

Firdevsi'nin dilinin gücü, onu en eleştirel biçimde anlatan kaynaklarda bile kabul edilir. Nizami-i Aruzi, Zal'ın babası Sam'a yazdığı mektubu anlatan beyitleri örnek verir ve şöyle der: Acem dilinde bu kadar fasih bir söz görmüyorum, Arapların sözlerinin çoğunda da. Firdevsi'nin Şehname'de Arapça kökenli kelimeleri, dönemin öbür Farsça metinlerine göre az kullandığı da sıkça vurgulanır; bu, Farsçanın İslam döneminde kendi başına bir edebiyat dili olabileceğinin en güçlü kanıtlarından biri oldu.

Firdevsi'nin eseri, yazıldığı dönemde siyasi koşulların değiştiği bir zamana denk geldi. Firdevsi işe başladığında Horasan Samanilerin elindeydi. Eser bittiğinde ise Horasan'ı bir Türk sultanı, Gazneli Mahmud yönetiyordu. İran'ın eski krallarını öven bu destan, bir Türk sultanına sunulacaktı. Bu durum, ilk bakışta bir çelişki gibi görünür. Ama Mahmud'un sarayı, Farsça şiirin en cömert hamilerinden biriydi; Unsuri ve Ferruhi gibi şairler orada sultanı İran'ın eski kahramanlarına benzeterek övüyordu. Türk kökenli bir hanedan, İran'ın krallık geleneğini kendi meşruiyetinin bir parçası olarak benimsemeye hazırdı.

Dönüş noktası — Gazne'deki kırgınlık

Nizami-i Aruzi'ye göre Firdevsi, Şehname'yi yedi cilt hâlinde yazdırdı ve Gazne'ye götürdü. Eser, Mahmud'un veziri Ahmed bin Hasan'ın aracılığıyla sultana sunuldu. Ama vezirin sarayda düşmanları vardı ve şaire verilecek ödül tartışılırken bu düşmanlar araya girdi.

Cevap — Firdevsi kimin için yazdı?

Şehname'nin hikâyesi, kimin için yazıldığı sorusuna basit bir cevap vermez. Firdevsi işe Samani döneminde, bir dihkan olarak, İran'ın eski hikâyelerini korumak için başladı. Uzun yıllar boyunca Tus'taki hamilerinin desteğiyle yazdı. Eser bitince onu, bölgenin yeni hükümdarı olan Gazneli Mahmud'a sundu. Eserin kendi metni de bunu destekler: son bölümde Firdevsi'nin teşekkür ettiği kişi Tus'taki hamisi, övdüğü kişi ise sultandır; teşekkür ile övgü aynı kişiye yönelmez. Nizami'nin anlattığı kırgınlık hikâyesi gerçek olsun ya da olmasın, Şehname bir sultanın siparişi değil, bir şairin ömrünü verdiği bir eserdi.

Yaygın yanlış«Firdevsi, Şehname'yi Gazneli Mahmud'un isteği üzerine, onun sarayı için yazdı.»
Doğrusu

Firdevsi esere Mahmud tahta çıkmadan çok önce, onuncu yüzyılın son çeyreğinde başlamıştı; Mahmud'un saltanatı ise ancak 998'de başladı. Eserin kaynağı, Samani döneminde Tus'ta derlenen düzyazı Şehname'ydi ve Firdevsi'yi yıllarca destekleyenler, Hüseyin Kuteyb gibi Tus'un yerel ileri gelenleriydi. Mahmud'u öven beyitler, eserin son aşamasında, onu sultana sunmak için eklendi. Şehname, bir Türk sultanının sarayında doğmadı; ama bir Türk sultanının sarayına sunuldu.

Bugünle bağ — Osmanlı sarayının şehnamecisi

Şehname'nin Türk dünyasındaki izleri, Gazne'yle sınırlı kalmadı. Selçuklu sultanları Keykubad, Keyhüsrev ve Keykavus gibi Şehname kahramanlarının adlarını taşıdı. On altıncı yüzyılda Osmanlı sarayında «şehnameci» denen bir görev kuruldu: bu görevdeki şairler, padişahların seferlerini ve hayatlarını Şehname'nin ölçüsünü ve üslubunu örnek alan Farsça ve Türkçe manzum eserlerle anlattı. Bugün Topkapı Sarayı Müzesi'nde ve İstanbul'un kütüphanelerinde korunan pek çok resimli şehname, bu geleneğin ürünüdür. Rüstem gibi Şehname kahramanlarının adları da Türkiye'de kişi adı olarak yaşamaya devam ediyor.

Birincil kaynak

Nizami-i Aruzi'nin Çehar Makale'sinden, Firdevsi'nin ölümünü anlatan bölüm:

خواجه این بیت فردوسی بخواند: اگر جز بکام من آید جواب / من و گرز و میدان و افراسیاب. محمود گفت: این بیت کراست که مردی ازو همی زاید؟ گفت: بیچاره ابوالقاسم فردوسی راست که بیست و پنج سال رنج برد و چنان کتابی تمام کرد و هیچ ثمره ندید … سلطان گفت: شصت هزار دینار ابوالقاسم فردوسی را بفرمای تا به نیل دهند و به اشتر سلطانی به طوس برند و از او عذر خواهند … و آن نیل به سلامت به شهر طبران رسید؛ از دروازه رودبار اشتر در می شد و جنازه فردوسی به دروازه رزان بیرون همی بردند.

Türkçesi: Vezir, Firdevsi'nin şu beytini okudu: «Cevap benim dilediğim gibi gelmezse, işte ben, gürz, meydan ve Afrasiyab.» Mahmud, «Bu beyit kimin ki ondan yiğitlik doğuyor?» dedi. Vezir, «Yirmi beş yıl emek verip öyle bir kitabı tamamlayan ve hiçbir karşılık görmeyen zavallı Ebu'l-Kasım Firdevsi'nin» dedi… Sultan, «Ebu'l-Kasım Firdevsi'ye altmış bin dinar değerinde çivit verilmesini, sultanın develeriyle Tus'a götürülmesini ve ondan özür dilenmesini emret» dedi… O çivit sağ salim Tabaran kentine ulaştı. Develer Rudbar kapısından giriyordu; Firdevsi'nin cenazesi ise Razan kapısından çıkarılıyordu.

Kaynak: Nizami-i Aruzi, Çehar Makale, ikinci makale, dokuzuncu hikâye; Farsça metin Gencur; İngilizce çevirisi E. G. Browne, Revised Translation of the Chahár Maqála (1921). Türkçesi, Farsçasından bizim; «…» atlanan yerleri gösterir.

  1. Nizami bu hikâyeyi kimden duyduğunu söylüyor ve olaydan ne kadar sonra yazıyor? Bu bilgiler, hikâyenin güvenilirliği hakkında ne düşündürüyor?
  2. Sultanı fikrini değiştirmeye götüren nedir? Bir beytin bir hükümdarı etkilemesi, Nizami'nin şiire ve şaire bakışı hakkında ne söylüyor?
  3. Develerin bir kapıdan girerken cenazenin öbür kapıdan çıkması, bir tarih kaydından çok bir öykünün yapısına benziyor. Bu sahne, okura hangi duyguyu ve dersi vermek için kurulmuş olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Theodor Nöldeke (1896) — İran Ulusal Destanı adlı çalışmasında Şehname'yi İran'ın ulusal destanı olarak inceledi; Firdevsi'nin büyük ölçüde yazılı düzyazı kaynaklara dayandığını savundu ve Firdevsi–Mahmud hikâyesinin ayrıntılarına kuşkuyla yaklaştı.
  • Celal Halıki Mutlak (1988–2008) — Şehname'nin eleştirili metnini, en eski el yazmalarını karşılaştırarak yayımladı; Firdevsi'nin esas olarak yazılı kaynaklardan, özellikle Samani dönemindeki düzyazı Şehname'den yararlandığını savundu.
  • Olga Davidson (1994) — Şair ve Kahraman adlı kitabında Şehname'nin arkasında güçlü bir sözlü anlatı geleneği bulunduğunu savundu ve şairin kendi eserinden söz edişini bu gelenek içinde okudu.
  • A. Şapur Şahbazi (1991) — Firdevsi'nin eleştirel biyografisini yazdı; şairin hayatına ilişkin sonradan eklenen efsanelerle eserin kendi metninden çıkarılabilecek bilgileri birbirinden ayırmaya çalıştı.

Bu tartışma, birbirine bağlı iki soru etrafında döner. Birincisi, Şehname'nin kaynaklarıdır: Halıki Mutlak gibi bilginler Firdevsi'nin önündeki yazılı kaynakları sadakatle şiire döktüğünü savunurken, Davidson sözlü geleneğin payını vurgular. İkincisi, Firdevsi'nin hayatıdır: Nöldeke ve Şahbazi, şairin Mahmud'la ilişkisine dair anlatıların büyük bölümünü sonradan doğmuş efsaneler olarak görür. Efsanelerin kendisi de ayrı bir belge değeri taşır: Firdevsi'nin sonraki kuşaklarca nasıl okunduğunu gösterir. İki soru birbirine bağlıdır: bir eserin nasıl yazıldığını anlamak için, yazarının hayatı hakkında anlatılanları önce eleştiriden geçirmek gerekir. Halıki Mutlak ile Davidson arasındaki tartışma, bir eleştirili metin yayıncısının el yazmalarına bakışı ile bir sözlü edebiyat araştırmacısının anlatı kalıplarına bakışı arasındaki farkı da gösterir.

Derine İn

Firdevsi'nin hayatı hakkındaki en eski ayrıntılı anlatı, Nizami-i Aruzi'nin Çehar Makale'sidir. Nizami bu eseri on ikinci yüzyılın ortasında yazdı. Kendisi Firdevsi'nin mezarını 1116–1117'de ziyaret ettiğini, hikâyenin bir bölümünü de 1120'de Nişabur'da şair Emir Muizzi'den, onun da Tus'ta bir emirden duyduğunu söyler. Yani hikâye, Firdevsi'nin ölümünden bir yüzyılı aşkın süre sonra, birkaç ağızdan geçerek yazıya geçti. Nizami'nin hikâyesi yine de değerlidir: şairin köyünün adı, hamilerinin adları ve mezarının yeri gibi ayrıntılar, Firdevsi'nin kendi beyitleriyle de örtüşür.

Hikâyenin bazı yanları, Firdevsi'nin kendi metniyle de karşılaştırılabilir. Nizami, Firdevsi'nin hamisi olarak Tus'un amili «Hüyey Kuteybe»yi anar ve onun şairi vergiden muaf tuttuğunu söyler. Şehname'nin son bölümünde de Firdevsi, Hüseyin Kuteyb'den yiyecek, giyecek, gümüş ve altın aldığını ve vergi işlerinden habersiz, döşeğinde rahat yattığını yazar. İki metin aynı kişiden söz eder. Bu tür örtüşmeler, efsanenin içinde gerçek bir çekirdek bulunduğunu gösterir.

Ama hikâyenin en ünlü sahnesi, develerin girdiği sırada cenazenin çıkması, büyük olasılıkla bir öykü kalıbıdır. Nizami'ye göre Firdevsi'nin cenazesi, bir din adamı onun Şii olduğunu söyleyerek Müslüman mezarlığına gömülmesine karşı çıktığı için, kent kapısının içindeki kendi bahçesine gömüldü. Nizami, kızının sultanın armağanını kabul etmediğini ve paranın Tus ile Nişabur arasındaki yolda bir kervansarayın yapımına harcandığını da ekler. Bu ayrıntılar, şairin büyüklüğünü ve sultanın geç kalmış pişmanlığını öne çıkaran bir anlatının parçalarıdır.

Nizami'nin kendi konumu da hesaba katılmalıdır. Nizami, Çehar Makale'yi Gazneli Mahmud'un torunlarının değil, onların düşmanı olan Gurlu hükümdarların hizmetinde yazdı; eserinde kendi efendisini «dağların meliki» diye anar. Gurlular, on ikinci yüzyılın ortasında Gazne'yi ele geçirip yakmıştı. Nizami'nin Mahmud'u bir şairi küçümseyen ve sonra pişman olan, «mutaassıp bir adam» diye anlattığı bir hikâyeyi aktarması, bu siyasi ortamdan bağımsız okunamaz. Bir hükümdarın hafızası, onu sevmeyenlerin anlatılarında da biçimlenir. Aynı şey Firdevsi için de geçerlidir: onu bir şehit şair olarak anlatan hikâye, şiire değer veren ama sultanlara güvenmeyen bir okur kitlesinin beklentisine de cevap veriyordu.

Firdevsi'nin ölüm tarihi de kesin değildir; kaynaklar 1019 ile 1025 arasında farklı tarihler verir. Mezarı Tus'taydı. Yirminci yüzyılda, 1934'te, Firdevsi'nin doğumunun bininci yılı için düzenlenen törenlerle Tus'ta yeni ve görkemli bir anıt mezar yapıldı. Bu anıt, Firdevsi'nin modern İran kimliğinin simgelerinden biri hâline geldiğini gösterir.

Şehname'nin Türk dünyasıyla ilişkisi de karmaşıktır. Destan, İran ile Turan arasındaki savaşları anlatır ve Turan'ın kralı Afrasiyab, İran'ın en büyük düşmanıdır. Ama sonraki yüzyıllarda Türk hanedanları bu destanı benimsedi: Karahanlılar kendilerini Afrasiyab'ın soyundan saydı, Selçuklu sultanları İran kahramanlarının adlarını aldı, Osmanlı padişahları kendi tarihlerini şehnameler hâlinde yazdırdı. Düşman ülkenin kahramanlarını kendi atası, düşman destanını kendi tarihinin örneği yapmak, kimliklerin ne kadar esnek olabildiğini gösterir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Firdevsi, Şehname, Celal Halıki Mutlak (yay.), 8 cilt (New York: Bibliotheca Persica, 1988–2008).
  • Nizami-i Aruzi, Çehar Makale; E. G. Browne (çev.), Revised Translation of the Chahár Maqála (London: Luzac / E. J. W. Gibb Memorial, 1921).
  • Theodor Nöldeke, Das iranische Nationalepos (Strassburg, 1896; 2. baskı Berlin–Leipzig, 1920).
  • A. Shapur Shahbazi, Ferdowsī: A Critical Biography (Costa Mesa: Mazda Publishers, 1991).
  • Olga M. Davidson, Poet and Hero in the Persian Book of Kings (Ithaca: Cornell University Press, 1994).
  • Dick Davis (çev.), Shahnameh: The Persian Book of Kings (New York: Viking, 2006).

Arşiv ve kaynak

Şehname'nin bilinen en eski tarihli el yazması, yalnızca eserin ilk yarısını içeren 1217 tarihli Floransa nüshasıdır; 1276 tarihli Londra nüshası ise en eski tam nüshalardandır. Halıki Mutlak'ın eleştirili metni bu nüshaları karşılaştırır. Şehname'nin ve Çehar Makale'nin Farsça metinleri Gencur'da okunabilir. Topkapı Sarayı Müzesi'nde Şehname'nin ve Osmanlı şehnamelerinin pek çok resimli nüshası korunmaktadır.

Açık sorular

  • Firdevsi Şehname'nin ilk sürümünü ne zaman bitirdi ve eser Mahmud'a sunulmadan önce kaç kez yeniden düzenlendi?
  • Firdevsi'nin kaynakları büyük ölçüde yazılı mıydı, yoksa sözlü anlatıların da önemli bir payı var mıydı?
  • Firdevsi ile Mahmud arasındaki kırgınlık hikâyesinin gerçek bir çekirdeği var mı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Firdevsi'ye göre Şehname hangi yılda tamamlandı? A) Hicri 400, miladi 1010 B) Hicri 321, miladi 933 C) Hicri 462, miladi 1069 D) Hicri 466, miladi 1074
  2. (Hedef 1) Şehname hangi olayla sona erer? A) Gazneli Mahmud'un Hindistan seferiyle B) Son Sasani kralı III. Yezdicerd'in ölümüyle C) Samanilerin yıkılışıyla D) Rüstem'in doğumuyla
  3. (Hedef 2) Firdevsi, Şehname'de kendisine yiyecek, giyecek, gümüş ve altın veren kişi olarak kimi anar? A) Ahmed bin Hasan'ı B) Dakiki'yi C) Hüseyin Kuteyb'i D) Sipehbed Şehriyar'ı
  4. (Hedef 3) Firdevsi ile Mahmud arasındaki kırgınlık hikâyesini anlatan en eski ayrıntılı kaynak hangisidir? A) Utbi'nin Tarih-i Yemini'si B) Nizami-i Aruzi'nin Çehar Makale'si C) Kaşgarlı Mahmud'un Divanu Lugati't-Türk'ü D) Nizamülmülk'ün Siyasetname'si
  5. (Hedef 2) Şehname'de İran'ın kuzeydoğusundaki düşman ülkenin adı nedir? A) Rum B) Hind C) Turan D) Çin

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Firdevsi'nin hayatı hakkında anlatılanlardan hangileri güvenilir, hangileri efsanedir? Firdevsi'nin Şehname'nin sonunda kendisi hakkında söylediklerini ve Nizami-i Aruzi'nin anlatısını karşılaştırarak cevapla; Nöldeke ile Davidson'ın yaklaşımlarını da değerlendir.

Cevaplar

  1. A — Hicri 400, miladi 1010.
  2. B — Son Sasani kralı III. Yezdicerd'in ölümüyle.
  3. C — Hüseyin Kuteyb'i.
  4. B — Nizami-i Aruzi'nin Çehar Makale'si.
  5. C — Turan.

Kapsamlı bir cevap, Firdevsi'nin Şehname'nin sonunda verdiği bilgilerin, yaşı, eserin bitiş tarihi ve hamisi Hüseyin Kuteyb gibi, şairin kendi metninden geldiği için en güvenilir bilgiler olduğunu açıklar. Nizami-i Aruzi'nin anlatısını, ölümden bir yüzyılı aşkın süre sonra, birkaç ağızdan geçerek yazıya geçmiş bir hikâye olarak değerlendirir; köy adı ve hami adı gibi ayrıntıların Firdevsi'nin beyitleriyle örtüştüğünü, ama develer ile cenazenin aynı anda kapılardan geçmesi gibi sahnelerin bir öykü kalıbına benzediğini gösterir. Nöldeke'nin Firdevsi–Mahmud hikâyesine kuşkuyla yaklaşan ve yazılı kaynakları öne çıkaran yaklaşımını, Davidson'ın sözlü geleneğin payını vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Firdevsi Tus'ta İran'ın geçmişini şiire dökerken, Mahmud'un sarayında bambaşka bir iş yapan bir bilgin vardı. Harezm'den Gazne'ye getirilen Biruni, sultanın seferlerinin yolunu açtığı Hindistan'ı, onun dillerini, inançlarını ve bilimlerini incelemeye koyuldu. Bir sonraki ders, Biruni'yi ve bir sarayda yaşayan bir bilginin yabancı bir kültürü nasıl anlamaya çalıştığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:20 Kanca: bir kasabanın iki kapısı; birinden yüklü develerin silüeti girer, öbüründen kişisiz bir tabut silüeti çıkar.
  • 1:20–3:00 Bağlam: Tus ve Tabaran haritası; bir köy evi ve masa üzerinde açık bir kitap.
  • 3:00–5:00 Gelişme: zaman çizelgesi çubuğu: 957 düzyazı Şehname, Dakiki, Firdevsi'nin başlangıcı, 1010 bitiş.
  • 5:00–7:00 Dönüş noktası: Tus'tan Gazne'ye, Gazne'den Herat'a ve Taberistan'a uzanan bir yolculuk haritası.
  • 7:00–9:00 Kapanış: Tus'taki anıt mezarın kişisiz görünümü; ardından Topkapı'daki resimli bir şehname sayfasının belge kartı.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.