İçeriğe geç

Bölüm DT-128.07 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Afyon Savaşları ve Çin'in "aşağılanma yüzyılı"

DT-128 Uzun 19. Yüzyıl: Ulusçuluk ve Emperyalizm

2.829 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1839–1860
Bölge
Doğu Asya · Güney Asya
Tema
Ekonomi · Savaş · İmparatorluk
Kişiler
Daoguang · Lin Zexu · Charles Elliot · Kraliçe Victoria · William Gladstone · Hong Xiuquan · Lord Elgin · Victor Hugo · John K. Fairbank · Hsin-pao Chang · Paul Cohen · Julia Lovell
Yerler
Kanton · Humen · Hong Kong · Nanjing · Şanghay · Pekin
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Çay, gümüş ve afyon arasındaki ticaret dengesinin 1839–1842 ve 1856–1860 Afyon Savaşları'na nasıl yol açtığını ve bu savaşları bitiren antlaşmaların Çin'e getirdiklerini açıklayabileceksin.
  • Lin Zexu'nun mektubunu, Nanjing Antlaşması'nın metnini ve Victor Hugo'nun Yaz Sarayı üzerine yazdıklarını karşılaştırarak, aynı savaşın Kanton'dan, Londra'dan ve Paris'ten nasıl farklı görüldüğünü yorumlayabileceksin.
  • «Aşağılanma yüzyılı» kavramının nasıl ortaya çıktığını ve Çin'in bu dönemdeki değişimini açıklamak için kullanılan farklı yaklaşımları tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — denize dökülen sandıklar

Haziran 1839'da, Güney Çin'deki Kanton kentinin yakınında, Humen kasabasının kıyısında büyük havuzlar kazıldı. Günlerce, yüzlerce işçi bu havuzlara sandık sandık siyah, yapışkan bir madde döktü; üzerine tuz ve kireç eklediler, karışımı karıştırıp denize akıttılar. Havuzlarda yok edilen şey, yirmi binden fazla sandık afyondu: İngiliz tüccarların Hindistan'dan getirip Çin'e kaçak olarak sattığı ve Çin'in kıyı eyaletlerinde çok sayıda insanı bağımlı hâle getiren uyuşturucu. İşi yöneten, imparatorun bu ticareti bitirmek için gönderdiği özel temsilci Lin Zexu'ydu. Lin, İngiltere'nin hükümdarı Kraliçe Victoria'ya da bir mektup yazarak, kendi ülkesinde yasak olan bir zehri neden başka bir ülkeye sattığını sordu. İngiltere'nin cevabı, bir yıl sonra Çin kıyılarına gelen savaş gemileri oldu. Bu ders, bir uyuşturucu ticaretinin nasıl iki savaşa yol açtığını, bu savaşların dünyanın en kalabalık imparatorluğunu nasıl değiştirdiğini ve Çin'in bu dönemi bugün neden «aşağılanma yüzyılı» olarak hatırladığını soruyor.

Bağlam — çay, gümüş ve bir uyuşturucu

1700'lerin İngiliz evlerinde çay, bir lüks olmaktan çıkıp gündelik bir içecek hâline geldi. Çay yalnızca Çin'den geliyordu ve Çinli tüccarlar karşılığında gümüş istiyordu; İngiltere'nin satabileceği yün kumaşlar ya da saatler Çin'de pek alıcı bulmuyordu. Qing hanedanının yönetimi, Avrupalılarla deniz ticaretini 1757'den beri yalnızca güneydeki Kanton limanıyla sınırlamıştı; Avrupalı tüccarlar orada, yalnızca devletin izin verdiği Çinli tüccar loncalarıyla alışveriş yapabiliyordu.

Gümüşün Çin'e akışını tersine çeviren şey, afyondu. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, Bengal'de haşhaş ekimini ve afyon üretimini tekeline aldı. Şirket afyonu kendisi Çin'e götürmüyor, Kalküta'daki açık artırmalarda özel tüccarlara satıyordu; onlar da onu, Çin'in yasaklarına rağmen, Kanton'un açıklarında bekleyen gemilerden kaçakçılara aktarıyordu. Çin'de afyon içmek ve satmak, on sekizinci yüzyıldan beri yasaktı; ama bu yasaklar rüşvetle aşılıyordu. Çin'e giren afyon miktarı, 1800 civarında yılda birkaç bin sandıktan, 1830'ların sonunda yaklaşık kırk bin sandığa çıktı. Artık gümüş Çin'den dışarı akıyordu; bu, Çin'de gümüşün değerini yükseltti ve vergilerini gümüşle ödeyen köylüleri sıkıştırdı.

1838'de İmparator Daoguang, sarayda uzun süren bir tartışmanın ardından afyon ticaretini bastırmaya karar verdi ve bu iş için, dürüstlüğüyle tanınan bir yönetici olan Lin Zexu'yu Kanton'a gönderdi.

Gelişme — iki savaş, bir dizi antlaşma

Lin, Mart 1839'da Kanton'a vardı. Yabancı tüccarları depolarında kuşattı ve ellerindeki bütün afyonu teslim etmelerini istedi. İngiliz ticaret temsilcisi Charles Elliot, tüccarları afyonu teslim etmeye ikna etti ve onlara, İngiliz hükümetinin bu malın bedelini ödeyeceğine söz verdi. Böylece afyon, özel tüccarların malı olmaktan çıkıp İngiliz devletinin bir alacağına dönüştü. Lin, 20 binden fazla sandığı Humen'de yok ettirdi.

Londra'da hükümet, tüccarların baskısıyla bir sefer düzenlemeye karar verdi. Nisan 1840'ta Avam Kamarası'nda bu savaşı tartışan milletvekillerinden genç William Gladstone, kökeni bakımından bundan daha adaletsiz, gidişatı bakımından ülkeyi daha kalıcı bir utançla örtmeye bundan daha uygun bir savaş bilmediğini ve okumadığını söyledi. Ama hükümet oylamayı kazandı. 1840'ta İngiliz donanması Çin kıyılarına ulaştı. Demir gövdeli buharlı gemiler de içeren İngiliz filosu, Qing'in kıyı savunmalarını kolayca aştı; İngiliz kuvvetleri 1842'de Yangzi Nehri'nden yukarı çıkarak eski başkent Nanjing'in önüne geldi. Qing yönetimi barış istemek zorunda kaldı.

Ertesi yıl imzalanan ek bir antlaşma, İngiliz yurttaşlarının Çin'de işledikleri suçlar için Çin mahkemelerinde değil, kendi konsolosluk mahkemelerinde yargılanmasını ve Çin'in başka bir devlete tanıyacağı her ayrıcalığın İngiltere'ye de tanınmasını öngördü. Bu ülke dışı yargı hakkı, yabancıları Çin yasalarının dışına çıkarıyordu. Kısa süre sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa da benzer antlaşmalar imzaladı.

Dönüş noktası — ikinci savaş ve yanan bir saray

İlk savaş, sorunları çözmedi. Afyon ticareti, yasa dışı olmaya devam ettiği hâlde büyüdü. İngiliz tüccarlar, ticaretin daha da genişletilmesini ve Pekin'de sürekli bir elçilik açılmasını istiyordu. 1856'da Kanton'da, İngiliz bayrağı taşıdığı ileri sürülen bir geminin Çinli görevliler tarafından aranması, İngiltere için yeni bir savaş gerekçesi oldu. Kırım'dan yeni çıkan Fransa da, Çin'in içlerinde bir Fransız misyonerin idam edilmesini gerekçe göstererek İngiltere'ye katıldı.

İkinci Afyon Savaşı, 1856'dan 1860'a kadar sürdü. 1858'de imzalanan antlaşmalar yeni limanlar açtı, yabancılara Çin'in içlerinde dolaşma hakkı verdi ve afyon ticaretini, gümrük vergisine bağlanan yasal bir ticarete dönüştürdü. Qing sarayı bu antlaşmaların onaylanmasını geciktirince, 1860'ta İngiliz ve Fransız orduları Pekin'e yürüdü. İmparatorun kentin dışındaki büyük yazlık sarayı ve bahçeleri, Yuanmingyuan, önce yağmalandı, sonra İngiliz komutan Lord Elgin'in emriyle ateşe verildi. Aynı yıl imzalanan antlaşmalarla Hong Kong'un karşısındaki Kowloon yarımadası da İngiltere'ye bırakıldı. Rusya ise 1858'de ve 1860'ta, Qing'in zor durumundan yararlanarak ve aracılık etme karşılığında, Amur Nehri'nin kuzeyindeki ve Pasifik kıyısındaki geniş toprakları aldı.

Yaygın yanlış«Afyon Savaşları'ndan sonra Çin bir sömürge oldu.»
Doğrusu

Çin, Hindistan gibi tümüyle bir yabancı gücün yönetimine girmedi; Qing hanedanı 1912'ye kadar ülkeyi yönetmeye devam etti. Ama antlaşma limanlarında yabancılar kendi yasalarına bağlı yaşadı, Çin'in gümrük vergilerini belirleme hakkı sınırlandı ve bazı kıyı toprakları yabancı güçlere bırakıldı. Tarihçiler bu durumu, egemenliğin parça parça aşındırıldığı bir «yarı sömürge» durumu olarak tanımlar.

Cevap — ticaret, güç ve bir imparatorluğun sarsılması

Afyon Savaşları, İngiltere'nin çay ticaretindeki açığını kapatmak için Hindistan'da ürettiği afyonu Çin'e satma isteği ile Qing yönetiminin bu ticareti yasaklama kararı arasındaki çatışmadan doğdu. İngiltere'nin buharlı savaş gemileri ve sanayi gücü, Çin'in kıyı savunmalarını kolayca aştı. Savaşları bitiren antlaşmalar, Çin'i yeni limanları açmaya, toprak bırakmaya, tazminat ödemeye ve yabancılara kendi yasalarının dışında kalma ayrıcalığı tanımaya zorladı. Bu yenilgiler, aynı dönemde Çin'i sarsan büyük iç ayaklanmalarla birleşince, Qing hanedanının otoritesi derinden zayıfladı.

Bugünle bağ — Anadolu'dan Kanton'a

Çin'e satılan afyonun büyük bölümü Hindistan'dan geliyordu; ama bir bölümü Anadolu'dandı. On dokuzuncu yüzyılın başında, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin Bengal afyonu üzerindeki tekeli yüzünden bu ticarete giremeyen Amerikalı tüccarlar, İzmir'den aldıkları Anadolu afyonunu Kanton'a taşıdı. Batı Anadolu'da, özellikle bugün adını bu üründen alan Afyonkarahisar çevresinde, haşhaş ekimi yüzyıllardır sürüyordu. Bu bağlantı, yirminci yüzyılda da sürdü: Türkiye, 1971'de uluslararası baskılarla haşhaş ekimini yasakladı, 1974'te ise ekimi, Birleşmiş Milletler denetiminde ve yalnızca ilaç sanayisi için ham madde üretecek biçimde yeniden başlattı. Bugün Türkiye, dünyada yasal haşhaş üretimi yapmasına izin verilen az sayıdaki ülkeden biridir.

Birincil kaynak

Lin Zexu'nun 1839 yazında İngiltere hükümdarına yazdığı ve imparatorun onayına sunduğu mektup taslağından, Çince metinden:

試問天良安在?聞該國禁食鴉片甚嚴,是固明知鴉片之為害也。旣不使為害於該國,則他國尚不可移害,況中國人乎![…] 設使別國有人販鴉片至英國,誘人買食,當亦貴國王所深惡而痛絕之也。[…] 譬如別國人到英國貿易,尚須遵英國法度,況天朝乎!

Türkçesi: Size sormak isterim: vicdanınız nerede? Duyduğumuza göre ülkenizde afyon içmek çok sıkı biçimde yasakmış; demek ki afyonun zararını çok iyi biliyorsunuz. Onun kendi ülkenize zarar vermesine izin vermediğinize göre, zararı başka ülkelere taşımanız da doğru olamaz; hele Çin halkına! […] Başka bir ülkeden biri afyonu İngiltere'ye getirip insanları onu almaya ve içmeye özendirseydi, Majesteleri de bundan derinden tiksinir ve onu kesinlikle yasaklardı. […] Nasıl ki başka ülkelerin insanları İngiltere'ye ticarete geldiklerinde İngiltere'nin yasalarına uymak zorundaysa, Göksel Hanedan'ın ülkesinde bu haydi haydi geçerlidir!

Kaynak: Lin Zexu, «擬頒發檄諭英國國王稿» (İngiltere hükümdarına gönderilecek bildirinin taslağı), 1839; 《林文忠公政書》 (Lin Wenzhong gong zhengshu); Vikikaynak (Çince). Mektubun kraliçeye resmî olarak ulaşıp ulaşmadığı belirsizdir; İngilizce bir çevirisi 1840'ta basında yayımlandı. Türkçesi, Çincesinden bizim.

  1. Lin, İngiltere'nin kendi yasalarını nasıl bir kanıt olarak kullanır?
  2. Lin'in, yabancıların Çin'de Çin yasalarına uyması gerektiği yönündeki görüşü, sonraki antlaşmalarda nasıl tersine döndü?
  3. Mektup, İngiltere'de bir kraliçe tahttayken «kral»a hitap eder. Bu ayrıntı, Qing sarayının İngiltere hakkındaki bilgisi hakkında ne düşündürür?

Tarihçiler Tartışıyor

  • John K. Fairbank (1953) — Çin'in on dokuzuncu yüzyıldaki değişimini, Batı'nın «meydan okuması» ve Çin'in buna verdiği «cevap» çerçevesinde açıkladı; Qing'in Batı'yı geleneksel haraç sistemi içinde görmeye çalışmasının, yeni dünyaya uyum sağlamasını geciktirdiğini savundu.
  • Hsin-pao Chang (1964) — Commissioner Lin and the Opium War adlı kitabında, Çin kaynaklarını kullanarak Lin'in politikalarını ve Qing sarayındaki tartışmaları inceledi; savaşın yalnızca bir ticaret çatışması değil, afyonun Çin toplumuna verdiği gerçek zarar üzerine bir çatışma olduğunu gösterdi.
  • Paul Cohen (1984) — Discovering History in China adlı kitabında, «Batı'nın meydan okuması, Çin'in cevabı» modelini eleştirdi; Çin'in bu dönemdeki tarihinin yalnızca Batı'ya tepki olarak değil, kendi iç dinamikleriyle, nüfus artışı, iç ayaklanmalar ve yerel reformlarla açıklanması gerektiğini savundu.
  • Julia Lovell (2011) — The Opium War adlı kitabında, savaşın hem İngiliz hem Çin tarafında nasıl mitleştirildiğini inceledi; «aşağılanma yüzyılı» anlatısının, yirminci yüzyılda Çinli milliyetçiler ve Çin Komünist Partisi tarafından nasıl kurulduğunu ve bugün Çin'in dış politikasında nasıl kullanıldığını gösterdi.

Bu tarihçiler, dönemi farklı merkezlerden okur. Fairbank Batı'nın etkisini, Chang Çin sarayının kararlarını, Cohen Çin'in kendi iç dinamiklerini öne çıkarır; Lovell ise savaşın sonradan nasıl hatırlandığını inceler. Tartışma, Çin'in on dokuzuncu yüzyıldaki dönüşümünün her şeyden önce Batı'nın dışarıdan dayattığı bir değişim mi, yoksa Çin'in kendi iç sorunlarının ve seçimlerinin bir sonucu mu olduğu sorusunda düğümlenir.

Derine İn

Afyon Savaşları, Çin'i sarsan tek olay değildi. Aynı yıllarda Çin, tarihinin en büyük iç savaşlarından birini yaşadı. 1850'de güneyde, Hong Xiuquan adında, devlet sınavlarını birkaç kez kazanamamış bir öğretmenin önderliğinde, Hristiyanlıktan etkilenmiş kendine özgü bir inanç çevresinde örgütlenen Taiping hareketi ayaklandı. Hareket kısa sürede büyüdü, 1853'te Nanjing'i aldı ve orada on bir yıl boyunca kendi devletini yönetti. Taiping ayaklanması ancak 1864'te, yerel soyluların kurduğu bölgesel ordular ve bazı yabancı subayların yardımıyla bastırılabildi. Bu savaşta, çoğu açlık ve salgınlar yüzünden olmak üzere, on milyonlarca insanın hayatını kaybettiği tahmin edilir. Tarihçilerin çoğu, Taiping'in Qing'i Afyon Savaşları'ndan çok daha derinden sarstığını düşünür.

Yenilgiler, Qing yönetiminde reform tartışmalarını da başlattı. 1860'lardan sonra, «kendini güçlendirme» adıyla anılan bir hareket, Batı'nın silah ve gemi yapım tekniklerini benimsemeyi, cephanelikler, tersaneler ve yabancı dil okulları kurmayı hedefledi. Bu hareketin öncüleri, Çin'in geleneksel kurumlarını ve Konfüçyüsçü değerlerini koruyarak yalnızca Batı'nın teknolojisini almanın mümkün olduğunu düşünüyordu. Ama reformlar, merkezî bir plandan çok bölgesel yöneticilerin girişimlerine dayandı ve sınırlı kaldı. Çin'in 1894–1895'te Japonya'ya yenilmesi, bu yaklaşımın yetersizliğinin kanıtı olarak görüldü.

Antlaşma limanları ise Çin'in yeni bir yüzü oldu. Şanghay, küçük bir liman kentinden, yabancıların kendi belediyesini yönettiği yerleşim bölgeleriyle, bankalarıyla ve fabrikalarıyla Asya'nın en büyük ticaret merkezlerinden birine dönüştü. Bu kentlerde Çinli tüccarlar, yabancı şirketlerle ortaklık kurdu; yeni bir Çinli iş dünyası, gazeteler ve okullar ortaya çıktı. Antlaşma limanları, hem yabancı ayrıcalığın hem de Çin'in modernleşmesinin mekânı oldu.

Afyonun kendisine gelince, 1858'de yasallaşmasından sonra Çin'de haşhaş ekimi de hızla yayıldı; yüzyılın sonunda Çin, tükettiği afyonun büyük bölümünü kendisi üretiyordu. İngiltere'de de afyon ticaretine karşı ahlaki bir muhalefet giderek güçlendi. Hindistan'dan Çin'e afyon ihracatı, 1907'de iki ülke arasında yapılan bir anlaşmayla her yıl azaltılmaya başlandı ve 1913'te sona erdi.

Ülke dışı yargı hakkı, Türkiye'den bakan bir okur için tanıdık bir kurumdur. Osmanlı Devleti'nde de yüzyıllar önce dostluk ve ticaret için tanınan kapitülasyonlar, on dokuzuncu yüzyılda yabancıların ve onların korumasındaki kişilerin Osmanlı mahkemelerinin dışında kalmasını sağlayan ağır bir ayrıcalığa dönüşmüştü. Bu ayrıcalıklar, Türkiye'de 1923 Lozan Antlaşması'yla kaldırıldı; Çin'de ise yabancıların ülke dışı yargı hakkı, ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1943'te Londra ile Washington'un bu haktan vazgeçmesiyle sona erdi. İki ülkede de bu ayrıcalıkların kaldırılması, ulusal egemenliğin yeniden kazanılmasının simgesi olarak görüldü.

«Aşağılanma yüzyılı» kavramı da sonradan kuruldu. 1920'lerde Çinli milliyetçiler, 1839'dan itibaren yaşanan yenilgileri ve eşitsiz antlaşmaları, ulusun uyanışı için hatırlanması gereken bir aşağılanma dönemi olarak anlatmaya başladı; okullarda «ulusal aşağılanma günleri» anıldı. 1949'dan sonra Çin Komünist Partisi, bu dönemin sonunu kendi iktidarıyla özdeşleştirdi. 1990'larda başlatılan yurtseverlik eğitimi kampanyasıyla bu anlatı, Çin'deki okul kitaplarının ve müzelerin merkezine yerleşti.

Uzman Notu

Temel literatür

  • John King Fairbank, Trade and Diplomacy on the China Coast: The Opening of the Treaty Ports, 1842–1854 (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1953).
  • Hsin-pao Chang, Commissioner Lin and the Opium War (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1964).
  • Frederic Wakeman Jr., Strangers at the Gate: Social Disorder in South China, 1839–1861 (Berkeley: University of California Press, 1966).
  • Paul A. Cohen, Discovering History in China: American Historical Writing on the Recent Chinese Past (New York: Columbia University Press, 1984).
  • Julia Lovell, The Opium War: Drugs, Dreams and the Making of China (Londra: Picador, 2011).
  • Zheng Wang, Never Forget National Humiliation: Historical Memory in Chinese Politics and Foreign Relations (New York: Columbia University Press, 2012).

Arşiv ve kaynak

Afyon Savaşları'nın kaynakları arasında Qing sarayının resmî yazışmaları, Lin Zexu'nun raporları ve günlükleri, İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nın ve Doğu Hindistan Şirketi'nin kayıtları, Avam Kamarası tutanakları, Kanton'daki yabancıların çıkardığı İngilizce dergiler ve tüccarların mektupları vardır. Lin'in yazıları Çince Vikikaynak'ta, antlaşmaların metinleri İngilizce Vikikaynak'ta okunabilir. İngiliz ve Çin kaynaklarını birlikte okumak, aynı olayların iki dilde nasıl farklı adlandırıldığını görmek için özellikle önemlidir.

Açık sorular

  • Afyon Savaşları'nın asıl nedeni afyon ticareti miydi, yoksa İngiltere'nin Çin'le «eşit» diplomatik ilişki ve serbest ticaret talebi mi?
  • Qing'in yenilgisi, askerî teknolojideki farkın mı, yoksa sarayın dış dünyayı algılama biçiminin mi sonucuydu?
  • «Aşağılanma yüzyılı» anlatısı, tarihsel gerçekliği mi yansıtır, yoksa sonradan kurulmuş siyasal bir hafıza mıdır?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Lin Zexu, 1839'da el konulan afyonu nerede yok ettirdi? A) Pekin'de B) Humen'de C) Şanghay'da D) Nanjing'de
  2. (Hedef 1) Nanjing Antlaşması'yla İngiltere'ye bırakılan ada hangisidir? A) Tayvan B) Hainan C) Hong Kong D) Makao
  3. (Hedef 2) Lin Zexu, mektubunda İngiltere'nin kendi afyon yasağını neyin kanıtı olarak kullanır? A) İngilizlerin afyonun zararını bildiğinin B) İngiltere'nin zayıflığının C) Afyonun ilaç olduğunun D) İngiltere'nin Çin'e dost olduğunun
  4. (Hedef 2) Victor Hugo, Kaptan Butler'e mektubunda Yaz Sarayı'nı yağmalayan ve yakan iki devleti nasıl adlandırır? A) Uygarlık taşıyıcıları B) Kurtarıcılar C) İki haydut D) İki müttefik
  5. (Hedef 3) «Aşağılanma yüzyılı» anlatısının yirminci yüzyılda nasıl kurulduğunu inceleyen tarihçi kimdir? A) Hsin-pao Chang B) Julia Lovell C) John K. Fairbank D) Paul Cohen

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Çin'in on dokuzuncu yüzyıldaki dönüşümü, her şeyden önce Batı'nın dışarıdan dayattığı bir değişim miydi, yoksa Çin'in kendi iç sorunlarının bir sonucu mu? Cevabında Lin Zexu'nun mektubunu, Nanjing Antlaşması'nı ve Hugo'nun mektubunu kullan; Fairbank ile Cohen'in yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Afyon Humen'de yok edildi.
  2. C — Nanjing Antlaşması'yla Hong Kong İngiltere'ye bırakıldı.
  3. A — Lin, yasağın İngilizlerin afyonun zararını bildiğini gösterdiğini söyler.
  4. C — Hugo onları «iki haydut» olarak adlandırır.
  5. B — Bu konuyu Julia Lovell inceledi.

Kapsamlı bir cevap, Afyon Savaşları'nın İngiltere'nin afyon ticaretini sürdürme isteği ile Qing'in bu ticareti yasaklama kararı arasındaki çatışmadan doğduğunu, antlaşmaların Çin'in egemenliğini liman, gümrük ve yargı ayrıcalıklarıyla aşındırdığını açıklar. Lin'in mektubunu, uluslararası ilişkileri ahlak ve karşılıklılık ilkesiyle düşünen bir Qing yöneticisinin sesi olarak; Nanjing Antlaşması'nı, afyonu neredeyse hiç anmadan savaşın sonuçlarını galibin diliyle kayda geçiren bir belge olarak; Hugo'nun mektubunu ise Avrupa'nın içinden gelen bir itiraz, ama yazarının kendi Doğu imgelerinden de kurtulamadığı bir itiraz olarak değerlendirir. Güçlü bir yanıt, Fairbank'in Batı'nın etkisini öne çıkaran modelini, Cohen'in Çin'in kendi iç dinamiklerini vurgulayan eleştirisiyle karşılaştırır ve Taiping ayaklanması gibi iç olayların rolünü de değerlendirir.

Sonraki bölüme köprü

Bu derste, Çin'in iki savaşta yenilip eşitsiz antlaşmalarla limanlarını açmak zorunda kaldığını gördük. Doğu Çin Denizi'nin öbür yakasında, iki yüzyıldır dış dünyaya büyük ölçüde kapalı yaşayan bir ada ülkesi, bu yenilgileri dikkatle izliyordu. 1853'te onun kıyılarına da siyah dumanlar çıkaran yabancı savaş gemileri geldi ve birkaç yıl içinde o da benzer antlaşmaları imzalamak zorunda kaldı. Ama bu ülkenin yöneticileri, çok farklı bir yol seçecekti: eski düzeni yıkıp, kırk yıl içinde bir sanayi ve askerî güç kurmak. Sonraki bölüm bunu soruyor: Meiji Restorasyonu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir nehir kıyısında kazılmış taş havuzlar; havuzlara boşaltılan ahşap sandıklar ve denize doğru akan koyu bir karışım.
  • 1:10–2:50 Bağlam: bir İngiliz evinde çay fincanları; ardından Bengal'de uçsuz bucaksız haşhaş tarlaları ve Kanton açıklarında demirli yelkenli gemiler.
  • 2:50–4:30 Gelişme: haritada Hindistan'dan Çin kıyılarına uzanan bir ok; bir geminin güvertesindeki masada imzalanan bir antlaşma.
  • 4:30–6:10 Dönüş noktası: sessiz bir sarayın bahçelerinde havuzlar, köşkler ve köprüler; ardından ekranı yavaşça dolduran duman ve boş kalan taş kaideler.
  • 6:10–9:00 Kapanış: rıhtımları bankalarla dolu bir liman kenti; ardından Anadolu'da çiçek açmış bir haşhaş tarlası.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.