İçeriğe geç

Bölüm DT-128.06 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Kırım Savaşı ve modern savaşın doğuşu

DT-128 Uzun 19. Yüzyıl: Ulusçuluk ve Emperyalizm

2.940 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Dönem
1853–1856
Bölge
Karadeniz · Rusya · Türkiye
Kişiler
I. Nikola · III. Napolyon · Abdülmecid · Ömer Paşa · William Howard Russell · Roger Fenton · Florence Nightingale · Mary Seacole · Lev Tolstoy · Orlando Figes · Candan Badem · Andrew Lambert
Yerler
Sivastopol · Balaklava · Üsküdar · Kars · Sinop · Silistre
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Kırım Savaşı'nın nedenlerini, başlıca cephelerini ve 1856 Paris Antlaşması'nın Osmanlı Devleti ve Avrupa dengesi için sonuçlarını açıklayabileceksin.
  • Russell'ın savaş haberciliğini ve Seacole'un anılarını karşılaştırarak, telgraf, basın, fotoğraf ve hemşireliğin savaşın kamuoyuna nasıl yansıdığını nasıl değiştirdiğini değerlendirebileceksin.
  • Kırım Savaşı'nın «modern savaşın ilki» sayılıp sayılamayacağını ve Osmanlı cephesinin tarih yazımında neden uzun süre gölgede kaldığını tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — Londra'da okunan bir kış

1854–1855 kışında, Londra'daki gazete okurları her sabah, iki bin kilometreden uzak bir yerden gelen haberlerle güne başladı. The Times gazetesinin muhabiri William Howard Russell, Kırım yarımadasındaki İngiliz ordusunun kampından, askerlerin çadırlarda soğuktan ve hastalıktan kırıldığını, liman ile cephe arasındaki yolun çamura gömüldüğünü, depolarda ilaç dururken hastaların ilaçsız kaldığını yazıyordu. Ordunun komutanları öfkeliydi: bir gazeteci, askerî bir felaketi bütün ülkeye duyuruyordu. Ocak 1855'te Avam Kamarası, savaşın yönetimi hakkında bir soruşturma açılmasını büyük bir çoğunlukla kabul edince İngiliz hükümeti istifa etti. Bir savaş muhabirinin yazdıkları, bir hükümetin düşmesine katkıda bulunmuştu. Bu ders, Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa ve sonra Piyemonte ile Rusya arasında geçen bu savaşın neden çıktığını, nasıl yürütüldüğünü ve savaşı kamuoyunun gözünde nasıl yeni bir şeye dönüştürdüğünü soruyor.

Bağlam — kutsal yerler ve bir imparatorluğun geleceği

Savaşın görünür nedeni, Kudüs ve Beytüllahim'deki Hristiyan kutsal yerleri üzerindeki bir anlaşmazlıktı. Bu yerler Osmanlı Devleti'nin toprağındaydı; Katolik ve Ortodoks kiliseleri, buralardaki anahtarlar, bakım hakları ve ayin düzeni üzerinde yıllardır tartışıyordu. Fransa Katoliklerin, Rusya Ortodoksların koruyucusu olduğunu iddia ediyordu. 1852'de Osmanlı yönetimi, Fransa'nın baskısıyla bazı ayrıcalıkları Katoliklere tanıyınca, Rus Çarı I. Nikola bunu kendi prestijine yönelik bir hakaret olarak gördü.

Ama asıl sorun, daha büyüktü. Nikola, Osmanlı Devleti'nin yakında çökeceğine inanıyor ve bir İngiliz diplomatla sohbetinde onu «hasta adam» diye nitelediği aktarılıyordu. Rusya, Osmanlı topraklarındaki milyonlarca Ortodoks Hristiyanın koruyuculuğunu resmen üstlenmek ve Boğazlar üzerindeki etkisini artırmak istiyordu. İngiltere ise Rusya'nın Akdeniz'e ve Hindistan yoluna doğru güçlenmesinden, Fransa'nın yeni imparatoru III. Napolyon da Avrupa'daki yalnızlığından kurtulmak ve prestij kazanmaktan yanaydı. 1853 baharında İstanbul'a gönderilen Rus elçisi Menşikov'un ağır istekleri reddedilince, Rus orduları Osmanlı'ya bağlı Eflak ve Boğdan'a girdi. Ekim 1853'te Sultan Abdülmecid'in hükümeti Rusya'ya savaş ilan etti.

Gelişme — Tuna'dan Kırım'a

Savaşın ilk aylarında yük Osmanlı ordusunun omuzlarındaydı. Ömer Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Tuna boyunda Rus ilerleyişini durdurdu; 1854 baharında Silistre kalesi, uzun bir Rus kuşatmasına dayandı. Ama Kasım 1853'te Karadeniz'deki Sinop limanında demirli Osmanlı donanması, bir Rus filosunun baskınıyla neredeyse tümüyle yok edildi. Sinop'un haberi, İngiltere ve Fransa'da Rusya'ya karşı büyük bir öfke yarattı. Mart 1854'te iki ülke, Osmanlı Devleti'nin yanında savaşa girdi.

Avusturya'nın baskısıyla Rus orduları 1854 yazında Tuna boyundan çekilince, müttefikler savaşı Rusya'nın kendi topraklarına taşımaya karar verdi. Hedef, Kırım yarımadasındaki Sivastopol'dü: Rusya'nın Karadeniz donanmasının ana üssü. Eylül 1854'te İngiliz, Fransız ve Osmanlı birlikleri Kırım'a çıktı. Kentin kuşatması, beklenenin aksine, on bir ay sürdü. Müttefik ordularının ikmal limanı, küçük Balaklava koyuydu; liman ile cephe arasındaki yol, ilk kışta yağmur ve karla geçilmez hâle geldi.

Savaş, yalnızca Kırım'da değil, çok geniş bir alanda yürütüldü. İngiliz ve Fransız donanmaları Baltık Denizi'nde Rus limanlarını ablukaya aldı; Beyaz Deniz'de ve Pasifik kıyısında da çatışmalar oldu. Kafkasya'da Osmanlı ordusu, Rus saldırılarına karşı Kars'ı savundu. Kars, 1855'te aylarca süren bir kuşatmanın ardından, açlık yüzünden Kasım'da teslim oldu. Eylül 1855'te ise Sivastopol'ün savunması çöktü ve Ruslar kentin güney kesimini boşalttı.

Dönüş noktası — telgraf, gazete ve fotoğraf makinesi

Kırım Savaşı'nı önceki savaşlardan ayıran şey, cephede olanların cephe dışındakilere ulaşma hızı ve biçimiydi. Nisan 1855'te Karadeniz'in dibine döşenen bir kablo, Kırım'ı Varna üzerinden Avrupa'nın telgraf ağına bağladı. Londra ve Paris'teki hükümetler, artık cepheden birkaç saat içinde haber alabiliyor ve komutanlara doğrudan emir gönderebiliyordu. III. Napolyon, Paris'ten Fransız komutanlarına sık sık telgraf çekti; komutanlar bundan pek hoşlanmadı. Osmanlı Devleti'nin ilk telgraf hattı da, savaşın ihtiyaçlarıyla, 1855'te kuruldu.

Gazeteler de bu hızı kullandı. Russell'ın ve öteki muhabirlerin yazıları, savaşın kahramanlık anlatısının yanına ordunun beceriksizliğini, ikmal sisteminin çöküşünü ve hastanelerdeki durumu da koydu. Hükümet, kamuoyunu yatıştırmak için, 1855 baharında fotoğrafçı Roger Fenton'ı Kırım'a gönderdi. Fenton'ın yüzlerce fotoğrafı, kamptaki subayları, limanları, askerlerin günlük hayatını ve boş savaş alanlarını gösteriyordu; o dönemin fotoğraf makineleri uzun poz süresi gerektirdiği için hareket eden hiçbir şey çekilemiyordu, Fenton da ölüleri göstermemeyi seçti. Böylece ilk savaş fotoğrafları, savaşın kendisini değil, çevresini gösterdi. Aynı yıllarda, Üsküdar'daki Selimiye Kışlası'nda kurulan askerî hastanede Florence Nightingale ve yanındaki hemşireler, bakım ve temizlik koşullarını düzeltmeye çalıştı; İngiliz basını onu bir ulusal kahramana dönüştürdü. Rus tarafında da genç bir topçu subayı, Lev Tolstoy, kuşatılmış Sivastopol'den yazdığı öykülerle, okurlarına kahramanlık ile sefaletin iç içe geçtiği bir savaşı anlattı.

Yaygın yanlış«Kırım Savaşı'nda askerlerin çoğu savaş alanında öldü.»
Doğrusu

Kırım Savaşı'nda, iki taraftan yüz binlerce asker hayatını kaybetti; ama ölümlerin büyük çoğunluğu çatışmalardan değil, kolera, tifüs, dizanteri gibi salgınlardan, soğuktan ve kötü beslenmeden kaynaklandı. Bu durum, hem hastanelerdeki reformları hem de ordularda sağlık ve lojistiğin önemi üzerine yeni bir düşünceyi başlattı. Savaşın asıl düşmanı, çoğu zaman düşman ordusu değil, ikmal sisteminin çöküşüydü.

Cevap — bir antlaşma, iki dünya

Mart 1856'da imzalanan Paris Antlaşması, savaşı bitirdi. Rusya, Tuna'nın ağzındaki bazı toprakları kaybetti ve Osmanlı topraklarındaki Ortodoksların tek koruyucusu olma iddiasından vazgeçti. Karadeniz tarafsız ilan edildi: hiçbir devlet orada savaş gemisi ve deniz üssü bulunduramayacaktı. Osmanlı Devleti, Avrupa devletler topluluğunun eşit bir üyesi olarak kabul edildi ve büyük güçler onun toprak bütünlüğünü güvence altına almayı üstlendi. Antlaşmadan birkaç hafta önce ilan edilen Islahat Fermanı da, antlaşma metninde anıldı.

Kırım Savaşı, böylece, hem eski hem yeni bir savaştı. Nedeni, kutsal yerler, hanedanların prestiji ve büyük güçler arasındaki denge gibi eski meselelerdi; ama savaş, telgraf, buharlı gemi, demiryolu, yivli tüfek, gazete, fotoğraf ve örgütlü hemşirelik gibi yeni araçlarla yürütüldü ve izlendi. Bu yeni araçlar, savaşı kamuoyunun her gün izlediği ve hükümetlerin kamuoyuna hesap vermek zorunda kaldığı bir olaya dönüştürdü.

Bugünle bağ — Üsküdar'da bir müze, bir borç senedi

Kırım Savaşı'nın izleri, bugün İstanbul'da hâlâ görülebilir. Üsküdar'daki Selimiye Kışlası'nda Nightingale'in çalıştığı bölüm müze olarak düzenlenmiştir; Haydarpaşa'daki İngiliz mezarlığında savaşta hastalıktan ölen binlerce askerin mezarı vardır. Ama savaşın daha kalıcı bir mirası, 1854'te alınan ilk dış borçtu. Savaşın masraflarını karşılamak için Osmanlı hükümeti, Londra'daki bankerlerden ilk kez yüksek faizli bir borç aldı. Bunu, sonraki yirmi yılda giderek büyüyen yeni borçlar izledi; 1875'te devlet borçlarının faizlerini ödeyemeyeceğini açıkladı ve 1881'de Düyun-u Umumiye idaresi kuruldu. Osmanlı maliyesinin dış denetime girmesine giden yol, Kırım Savaşı'nın masraflarıyla başlamıştı.

Birincil kaynak

Russell'ın savaştan sonra yayımladığı kitabın, ilk kıştaki yazıları nedeniyle maruz kaldığı eleştirilere cevap verdiği bölümünden:

According to what I heard from people, I was honoured by a good deal of abuse for telling the truth. […] I could not tell lies to "make things pleasant." Any statements I had made I have chapter, and book, and verse, and witness for. […] The only thing the partisans of misrule could allege was, that I did not "make things pleasant" to the authorities, and that, amid the filth and starvation, and deadly stagnation of the camp, I did not go about "babbling of green fields," of present abundance, and of prospects of victory.

Türkçesi: Duyduğuma göre, gerçeği söylediğim için epeyce hakarete uğramak «şerefine» erişmişim. […] «Hoşa gitsin» diye yalan söyleyemezdim. Yazdığım her şeyin bölümü, kitabı, ayeti ve tanığı elimdedir. […] Kötü yönetimin yandaşlarının öne sürebildiği tek şey, yetkilileri «hoşnut etmediğim» ve kampın pisliği, açlığı ve ölümcül durgunluğu arasında dolaşıp yeşil çayırlardan, bugünkü bolluktan ve zafer umutlarından «gevezelik etmediğim» idi.

Kaynak: William Howard Russell, The British Expedition to the Crimea, yeni ve gözden geçirilmiş baskı (Londra: George Routledge and Sons, 1877), IV. kitap, V. bölüm; Project Gutenberg. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Russell'a göre, kendisini eleştirenler ondan ne bekliyordu?
  2. Russell, yazdıklarının doğruluğunu nasıl savunur? Bu savunma bir gazetecinin kaynaklarıyla ilişkisi hakkında ne söyler?
  3. Bir savaş sırasında hükümetin ve ordunun basınla ilişkisi, bu metne göre nasıl bir gerilim taşır?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Andrew Lambert (1990) — İngiltere'nin savaş stratejisini inceleyerek, savaşın yalnızca Kırım'daki kuşatmadan ibaret olmadığını, Baltık'ta ve öteki denizlerde yürütülen deniz savaşıyla birlikte düşünülmesi gereken, Rusya'yı küresel ölçekte sınırlamayı amaçlayan bir «büyük Rus savaşı» olduğunu savundu.
  • Winfried Baumgart (1999) — Savaşı, Avrupa diplomasisi ve büyük güçler arasındaki denge açısından ele aldı; Kırım Savaşı'nı, 1815'te kurulan Avrupa düzeninin çözülmeye başladığı ve sonraki on beş yılın birleşme savaşlarına kapı aralayan bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.
  • Orlando Figes (2010) — Crimea: The Last Crusade adlı kitabında, dinin, özellikle Rus Çarı'nın dinî misyon anlayışının ve kutsal yerler sorununun, savaşın nedenleri arasında tarihçilerin çoğunun kabul ettiğinden çok daha önemli bir yer tuttuğunu ileri sürdü.
  • Candan Badem (2010) — The Ottoman Crimean War adlı kitabında, Osmanlı arşivlerine dayanarak, Batılı tarih yazımında uzun süre gölgede kalan Osmanlı cephesini, ordusunu, maliyesini ve savaşın Osmanlı toplumu üzerindeki etkilerini inceledi; savaşın Osmanlı için bir «zafer» olarak görülmesini sorguladı.

Bu tarihçiler, savaşı farklı merkezlerden okur ve farklı arşivlere dayanır: Lambert İngiliz donanma kayıtlarına, Figes Rus kaynaklarına, Badem ise Osmanlı belgelerine. Lambert deniz stratejisini, Baumgart Avrupa diplomasisini, Figes dinin rolünü öne çıkarır; Badem ise savaşı Osmanlı'nın gözünden anlatır. Tartışma, Kırım Savaşı'nın her şeyden önce büyük güçlerin çıkar çatışması mı, yoksa dinî ve ideolojik bir çatışma mı olduğu sorusunda düğümlenir.

Derine İn

Kırım Savaşı, Osmanlı Devleti için hem bir zafer hem bir yük oldu. Osmanlı ordusu, savaşın ilk yılında Tuna boyunda Rus ilerleyişini durdurmuş ve müttefiklerin gelmesine kadar zaman kazandırmıştı. Ama Kırım'daki kuşatmada Osmanlı birlikleri, müttefik komutanlar tarafından çoğu zaman ikinci plana itildi; siper kazma ve taşıma gibi işlerde kullanıldı. İngiliz ve Fransız basını da Osmanlı askerlerinin katkısını genellikle küçümsedi. Badem'in gösterdiği gibi, Osmanlı ordusu, savaş boyunca ağır kayıplar verdi; bu kayıpların da büyük bölümü salgınlardan ve kötü ikmalden kaynaklandı.

Savaş, Osmanlı toplumunu da değiştirdi. Binlerce İngiliz ve Fransız asker, subay, gazeteci ve tüccar, İstanbul'dan geçti; kentin Beyoğlu gibi semtlerinde yeni oteller, lokantalar ve dükkânlar açıldı. Savaş sırasında Kırım'dan ve Kafkasya'dan Osmanlı topraklarına göçler başladı; savaştan sonraki yıllarda Rus yönetimi altındaki Kırım'dan Osmanlı topraklarına büyük bir göç dalgası yaşandı; göç edenlerin sayısı için tahminler yüz bin ile birkaç yüz bin arasında değişir. Bu göç dalgası, sonraki on yıllarda Kafkasya'dan gelen büyük göçlerle birlikte, Osmanlı'nın nüfus yapısını ve iskân siyasetini derinden etkiledi.

Paris Antlaşması'nın Osmanlı'ya sağladığı güvence de çelişkiliydi. Büyük güçler Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü garanti ediyordu; ama aynı antlaşma, Islahat Fermanı'nı anarak, Osmanlı'nın Hristiyan tebaasına tanınan hakları uluslararası bir gündem maddesine dönüştürdü. Antlaşma, büyük güçlere Osmanlı'nın iç işlerine karışma hakkı vermediğini açıkça söylüyordu; ama sonraki on yıllarda bu haklar, büyük güçlerin Osmanlı'ya baskı yapmak için sık sık başvurduğu bir gerekçe oldu.

Savaşın askerî yenilikleri de dikkat çekicidir. Müttefik piyadesinin kullandığı yivli tüfekler, eski tüfeklerden çok daha uzak mesafeye isabetli atış yapabiliyordu; bu, saldırıların maliyetini artırdı ve siperlerin önemini büyüttü. Balaklava'dan cepheye malzeme taşımak için 1855'te kısa bir demiryolu hattı döşendi; buharlı gemiler, askerleri ve erzakı rüzgârdan bağımsız olarak taşıdı. Sivastopol'ün kuşatması, aylarca süren siper savaşıyla, altmış yıl sonraki Birinci Dünya Savaşı'nın cephelerini andıran bir görünüm kazandı. Bu yüzden bazı tarihçiler Kırım'ı, eski tarz meydan savaşlarından sanayi çağının savaşlarına geçişin ilk örneği olarak görür.

Savaş, Rusya'yı da derinden sarstı. Kendi topraklarında, kendi donanma üssünde yenilen Rus İmparatorluğu, Batılı güçlerin teknolojisi ve örgütlenmesi karşısındaki geriliğini acı bir biçimde gördü. 1855'te I. Nikola ölmüş, yerine geçen II. Aleksandr, yenilginin ardından büyük reformlara girişti: 1861'de serflik kaldırıldı, ordu, yargı ve yerel yönetim yeniden düzenlendi. Bu reformlar, Rusya'da Kırım yenilgisinin doğrudan bir sonucu olarak görülür.

Son olarak, savaşın diplomatik sonuçları kıtanın her yanına uzandı. Rusya ve Avusturya'nın 1815'ten beri sürdürdüğü muhafazakâr ittifak dağıldı; Avusturya, savaş sırasında Rusya'ya destek vermediği için onun güvenini kaybetti. Önceki derslerde gördüğümüz gibi, Habsburg imparatorluğu 1859'da ve 1866'da girdiği iki savaşta, Petersburg'dan hiçbir destek bulamadı. Rusya ise, 1870'te Fransa'nın Prusya'ya yenilmesinden yararlanarak, Karadeniz'in tarafsızlığına ilişkin maddeleri tek taraflı olarak tanımadığını açıkladı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Norman Rich, Why the Crimean War? A Cautionary Tale (Hanover, NH: University Press of New England, 1985).
  • Andrew D. Lambert, The Crimean War: British Grand Strategy against Russia, 1853–56 (Manchester: Manchester University Press, 1990).
  • Winfried Baumgart, The Crimean War, 1853–1856 (Londra: Arnold, 1999).
  • Trevor Royle, Crimea: The Great Crimean War, 1854–1856 (Londra: Little, Brown, 1999).
  • Candan Badem, The Ottoman Crimean War (1853–1856) (Leiden: Brill, 2010).
  • Orlando Figes, Crimea: The Last Crusade (Londra: Allen Lane, 2010).

Arşiv ve kaynak

Kırım Savaşı'nın kaynakları arasında İngiliz, Fransız, Rus ve Osmanlı arşivlerindeki diplomatik ve askerî yazışmalar, gazete haberleri, askerlerin mektupları, hastane kayıtları, Fenton'ın fotoğrafları ve İngiliz meclisinin savaşın yönetimi üzerine yaptığı soruşturmanın raporları vardır. Osmanlı cephesi için İstanbul'daki Osmanlı arşivlerindeki belgeler, uzun süre az kullanıldı. Russell'ın kitabı ve Seacole'un anıları Project Gutenberg'de, Tolstoy'un Sivastopol öykülerinin İngilizce çevirisi de aynı yerde okunabilir. Fenton'ın fotoğrafları büyük kütüphanelerin dijital koleksiyonlarında bulunur.

Açık sorular

  • Kırım Savaşı'nın asıl nedeni dinî bir anlaşmazlık mıydı, yoksa büyük güçlerin çıkar çatışması mı?
  • Basının savaş üzerindeki etkisi, hükümetlerin savaşı yönetme biçimini ne ölçüde değiştirdi?
  • Kırım Savaşı Osmanlı Devleti için bir zafer miydi, yoksa sonraki mali ve siyasal sorunların başlangıcı mı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Kırım Savaşı'nın başlangıcındaki diplomatik krizin görünür konusu neydi? A) Boğazlardan geçiş ücreti B) Kudüs ve Beytüllahim'deki kutsal yerler sorunu C) Mısır'ın bağımsızlığı D) Sırbistan'ın sınırları
  2. (Hedef 1) Paris Antlaşması'na göre hangi deniz tarafsız ilan edildi? A) Baltık Denizi B) Ege Denizi C) Karadeniz D) Akdeniz
  3. (Hedef 2) Russell'a göre onu eleştirenlerin tek suçlaması neydi? A) Yetkilileri hoşnut edecek yazılar yazmaması B) Rusları övmesi C) Yanlış bilgi vermesi D) Gizli belgeleri yayımlaması
  4. (Hedef 2) Mary Seacole, Savaş Bakanlığı tarafından geri çevrilince ne yaptı? A) Jamaika'ya döndü B) Hemşirelik okuluna yazıldı C) Rus ordusuna katıldı D) Kendi parasıyla Kırım'a gidip Balaklava yakınında bir yer açtı
  5. (Hedef 3) Osmanlı arşivlerine dayanarak Kırım Savaşı'nın Osmanlı cephesini inceleyen tarihçi kimdir? A) Candan Badem B) Orlando Figes C) Andrew Lambert D) Winfried Baumgart

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Kırım Savaşı «modern savaşın ilki» sayılabilir mi? Cevabında Russell'ın savunmasını, Seacole'un anlattıklarını ve telgrafın ve fotoğrafın rolünü kullan; Figes ile Badem'in yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Krizin görünür konusu kutsal yerler sorunuydu.
  2. C — Paris Antlaşması Karadeniz'i tarafsız ilan etti.
  3. A — Russell, yetkilileri hoşnut etmediği için eleştirildiğini yazar.
  4. D — Seacole kendi parasıyla Kırım'a gidip bir yer açtı.
  5. A — Osmanlı cephesini Candan Badem inceledi.

Kapsamlı bir cevap, Kırım Savaşı'nın nedenlerinin kutsal yerler, hanedanların prestiji ve büyük güçler arasındaki denge gibi eski meseleler olduğunu, ama savaşın telgraf, buharlı gemi, demiryolu, yivli tüfek, gazete, fotoğraf ve örgütlü hemşirelik gibi yeni araçlarla yürütülüp izlendiğini açıklar. Russell'ın savunmasını, savaş muhabirinin hükümet ve ordu karşısında kamuoyu adına konuştuğu yeni bir konumun ifadesi olarak; Seacole'un anılarını, savaşta sağlık hizmetinin örgütlenmesini ve bu hizmetin kimlere açık olduğunu resmî kurumların dışından gösteren bir tanıklık olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Figes'in dinin rolünü öne çıkaran yaklaşımını, Badem'in Osmanlı cephesini ve savaşın Osmanlı toplumuna etkisini inceleyen yaklaşımıyla karşılaştırır ve «modern» sıfatının hangi anlamda geçerli olduğunu tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Bu derste, İngiltere ve Fransa'nın Kırım'da ilk kez aynı safta savaştığını gördük. Paris Antlaşması'nın mürekkebi kurumadan, aynı iki güç bu kez dünyanın öbür ucunda, Çin'e karşı yeniden birlikte harekete geçecekti. Ortada bir dinî anlaşmazlık değil, bir ticaret malı vardı: Hindistan'da üretilip Çin'e yasa dışı yollarla satılan ve Çin hükümetinin yasaklamaya çalıştığı bir uyuşturucu. Sonraki bölüm bunu soruyor: Afyon Savaşları ve Çin'in «aşağılanma yüzyılı».

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: sabah kahvaltı masasında açılan bir gazete; sayfadan yükselen, çamura gömülmüş bir yol ve rüzgârda sallanan çadırlar.
  • 1:10–2:50 Bağlam: Karadeniz ve Boğazlar çevresinin haritası; bir kilise kapısının kilidine takılı büyük bir anahtar.
  • 2:50–4:30 Gelişme: haritada Tuna'dan Kırım'a uzanan bir ok; demirli gemilerle dolu küçük bir koy ve yük taşıyan at arabaları.
  • 4:30–6:10 Dönüş noktası: deniz dibine döşenen bir kablo ve bir telgraf aletinin tuşları; üç ayaklı büyük bir fotoğraf makinesi ve onun önünde boş bir vadi.
  • 6:10–9:00 Kapanış: Üsküdar'da denize bakan büyük bir kışlanın dört köşeli kuleleri; ardından bir bankanın masasında imzalanan bir senet.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.