İçeriğe geç

الحليم

33. isim

el-Halîm

Cezada acele etmeyen

İsim dersi · 33. isim

el-Halîm: Cezada Acele Etmeyen

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Halîm, isyanı görüp bildiği hâlde öfkeye kapılmayan, cezada acele etmeyen, kuluna dönmesi için zaman tanıyan demektir. Halîm'in yumuşaklığı güçsüzlükten doğmaz; cezalandırmaya bütünüyle gücü yeten birinin tercihidir. İnsan günde sayısız kez hata eder; yeryüzünün hâlâ yaşanır olması, Halîm isminin gündelik bir işaretidir. Bu ders ismi erteleme ayetleriyle, bir bedevînin mescitteki hatasıyla ve kulun öfkeyi yenme ödeviyle okur.

Temel

Kelime. Halîm, h-l-m kökünden gelir. Kökün temel anlamı "öfke ve heyecan karşısında sükûnetini korumak, ağırbaşlı ve yumuşak olmak"tır. Türkçedeki hilim (yumuşak huyluluk) ve halim (yumuşak huylu, sakin) kelimeleri bu köktendir. Aynı kök, ilginç biçimde, hulm (rüya) ve hulüm (ergenlik, akıl baliğ olma) anlamlarını da taşır. İki anlam arasındaki bağ olgunluktur: Hilim, aklın olgunlaşmış hâlidir; öfkenin değil, aklın yönettiği bir insanın durumudur. Halîm, fa'îl kalıbında bir sıfattır ve Kur'an'da on beş yerde geçer: on birinde Allah'ın ismi olarak, çoğu zaman Ğafûr, Ğaniyy ya da Alîm ile birlikte; dördünde İbrâhîm, oğlu ve Şuayb için.

Hemen yakalasaydı. Halîm isminin anlamını en açık gösteren ayet, ertelemeyi anlatır:

Ayet bir varsayım kurar: Allah insanları işledikleri her hatadan dolayı hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde tek bir canlı kalmazdı. Ama O erteler; bir süre tanır. İnsanın her sabah yeniden uyanması, bir önceki günün hatalarının hemen karşılık görmediğini gösterir. Halîm, kuluna dönüş için zaman verir. Ayet bu ertelemenin bir unutma olmadığını da hatırlatır: "Doğrusu Allah kullarını görmektedir." Hilim, görmezden gelmek değil, görüp beklemektir.

Her şey tesbih eder. Kur'an, Halîm ismini kâinatın tesbihiyle birlikte anar:

Yedi gök, yer ve içlerindeki her şey Allah'ı tesbih eder; ama insan bu tesbihi anlamaz. Ayet bu gafletin karşısına iki isim koyar: Halîm ve Ğafûr. Kâinatın hepsi Rabbini anarken, insan çoğu zaman O'nu unutur; Halîm bu unutkanlığı hemen cezalandırmaz.

Güzel bir söz. Kur'an, Halîm ismini sadaka ahlâkıyla bağlar:

Ayet, verilen bir sadakanın ardından gelen eziyetin, onu değersiz kıldığını söyler. İhtiyaç sahibine söylenen güzel bir söz ve kusurunu bağışlamak, başa kakılan bir sadakadan daha hayırlıdır. Ayetin sonu iki isimle biter: Ğaniyy ve Halîm. Allah hiçbir sadakaya muhtaç değildir; ve başa kakanın kabalığına hemen karşılık vermez.

Allah'ın sevdiği iki haslet. Hz. Peygamber, Abdülkays heyetinin başkanı Eşec'e şöyle demiştir:

Hadis, hilmi Allah'ın sevdiği bir ahlâk olarak anar ve onu teenniyle, yani acele etmemekle birlikte zikreder. İkisi aynı kökten beslenir: Öfkenin ve heyecanın hükmüne teslim olmamak.

Mescitteki bedevî. Hz. Peygamber'in hilmini gösteren bir olay, Buhârî'de şöyle anlatılır: Bir bedevî mescide girmiş ve bir köşesine idrarını yapmıştı. İnsanlar ona doğru yöneldi. Peygamber onları durdurdu:

Mescidin kirletilmesi büyük bir saygısızlıktı; ama bedevî bilgisizdi ve onu korkutmak hem ona hem mescide daha büyük zarar verebilirdi. Hilim, hatanın büyüklüğünü değil, hatayı yapanın hâlini ve sonucun iyiliğini gözetir.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Halîm'i, isyanı gördüğü hâlde öfkenin kendisini harekete geçirmediği, cezada acele etmeyen diye açıklar. Kulun bu isimden payı açıktır: öfkeyi yenmek, hemen karşılık vermemek, hata edene düzelmesi için fırsat tanımak.

Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Halîm ismi, kâinattaki sabırlı işleyişe dikkat çeker. Toprak, üzerine atılan her şeyi yavaş yavaş dönüştürür. Deniz, kıyıya vuran fırtınanın ardından yeniden durulur. Yara, hemen değil, zamanla kapanır. Bir ağaç, dalı kırıldığında hemen ölmez; yeni bir filiz verir. Kâinatta birçok iyileşme, bir acele değil, bir bekleyiş içinde olur.

Derin

Derin

Belli bir süreye kadar. Kur'an, Fâtır 45'e çok benzeyen bir ayeti Nahl sûresinde de anar:

Bu ayet ertelemenin bir sınırı olduğunu da söyler: "Süreleri dolunca onu ne bir saat geciktirebilirler ne de öne alabilirler." Halîm'in tanıdığı süre sonsuz değildir. Hilim, bir fırsat penceresidir; pencere açıkken dönen kurtulur, kapandıktan sonra dönmek istemek ise fayda vermez. Bu yüzden Halîm ismi hem bir teselli hem bir uyarıdır: Henüz vakit vardır, ama vakit sınırsız değildir.

Kasıtsız yeminler. Kur'an, Halîm ismini insanın dilinden çıkan kasıtsız sözlerle birlikte anar:

İnsan konuşurken, düşünmeden "vallahi" der; Allah bu sözlerden değil, kalbin kastettiği yeminlerden hesap sorar. Ayet iki isimle biter: Ğafûr ve Halîm. İnsanın dilinin kasıtsız sürçmeleri, Halîm'in yumuşaklığıyla karşılanır. Ölçü, dilin söylediği değil, kalbin kastettiğidir; Halîm, kulunu ağzından kaçan her kelimeyle yakalamaz.

Yumuşak huylu peygamber. Kur'an, hilmi İbrahim'in bir niteliği olarak anar:

İbrahim, Lût kavmine gönderilen melekler karşısında o kavim için "tartışmaya" (yücâdilunâ) başlar; helakin ertelenmesini ister. Kur'an bu çabayı kınamaz, övgüyle anlatır: İbrahim "çok içli, yumuşak huylu (halîm) ve kendini Allah'a vermiş" biridir. Kendi kavmi onu ateşe atmış bir peygamber, başka bir kavmin helakinin ertelenmesi için yalvarır. Hilim, kişinin kendisine yapılan kötülüğe rağmen başkalarına merhametle bakabilmesidir. 76. ayetteki cevap ise hilmin de bir sınırı olduğunu gösterir: "Ey İbrahim, bundan vazgeç; Rabbinin emri gelmiştir." Halîm'in tanıdığı süre dolduğunda, en yumuşak kalbin aracılığı bile hükmü değiştirmez.

Halîm bir oğul. Kur'an, İbrahim'e verilen oğlu da aynı sıfatla müjdeler:

Müjdelenen oğul "yumuşak huylu" (halîm) bir çocuktur. Sûrenin devamı, bu çocuğun babasının rüyası karşısındaki teslimiyetini anlatır. Hilim, burada zor bir sınav karşısında sükûnetini koruyabilmek olarak görünür; baba ve oğul, aynı sıfatla anılarak birbirine bağlanır.

İlmî

İlmî

Öfkeyi yenenler. Kur'an, takva sahiplerinin nitelikleri arasında hilmin iki adımını sayar:

Ayet üç basamak sayar: Bollukta ve darlıkta vermek, öfkeyi yenmek (kâzımîne'l-ğayz) ve insanları affetmek. Öfkeyi yenmek ile affetmek aynı şey değildir: Birincisi öfkeye göre davranmamak, ikincisi kalpte kin tutmamaktır. Âlimler bu sırayı bir yükseliş olarak okumuştur; ve ayetin sonu, üçüncü basamağın üstünü gösterir: "Allah iyilik yapanları (muhsinîn) sever."

Cehl ve hilm. Kur'an öncesi Arap şiirinde ve ahlâkında hilm, en yüksek erdemlerden biriydi; karşıtı ise cehldi. Burada cehl, yalnız bilgisizlik değil, öfkeye kapılıp ölçüyü kaybetmek, taşkınlık ve kabalık demekti. Macar şarkiyatçı Ignaz Goldziher, "cahiliye" kelimesinin de öncelikle bu anlamda, yani hilmin karşıtı olan taşkınlık hâlinin adı olarak anlaşılması gerektiğini savunmuştur. Bu görüş tartışılmıştır; ama hilmin İslâm ahlâkında taşıdığı merkezî yeri gösterir. Tûr sûresinde inkârcılara "Bunu onlara akılları mı (ahlâm) emrediyor?" diye sorulması da aynı kökün "akıl ve olgunluk" anlamını taşır:

Hilim, sabır ve af. Âlimler bu üç kavramı birbirinden ayırmıştır. Sabır, sıkıntıya dayanmaktır; hilim, kendisine yapılan kötülüğe karşı öfkeye kapılmamak ve karşılıkta acele etmemektir; af ise karşılık vermeye hakkı olduğu hâlde vazgeçmektir. Halîm ismi bunlardan ikincisini anlatır; sonraki derslerde el-Afüvv ve es-Sabûr isimleri diğer ikisini ayrıca işleyecektir.

Tâif dönüşü. Buhârî'nin Bed'ü'l-halk bölümünde Hz. Âişe'nin aktardığı bir rivayette, Peygamber'in hayatının en zor günlerinden biri anlatılır: Tâif'te taşlanıp kovulduktan sonra dağlar meleği gelir ve dilerse iki dağı o halkın üzerine kapatabileceğini söyler. Peygamber'in cevabı, hilmin en yüksek örneklerinden biridir: "Hayır, ben Allah'ın onların soyundan, yalnız O'na ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseler çıkarmasını umarım."

İlmî

Klasik şerhlerde el-Halîm

el-Halîm kalıbı Kur'an'da 15 ayette geçer; bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Bunların on biri Allah'ın ismidir. Dördü ise insanlar hakkındadır: İbrâhîm için Hûd 75 ve Tevbe 114'te, ona müjdelenen oğul için Sâffât 101'de, Şuayb için de Hûd 87'de. Kök ve dil bölümü bir eşleşmeyi öne çıkarır: Allah için geçen on bir ayetin altısında Halîm, Gafûr ile birliktedir. Bu dersin İlmî seviyesi öfkeyi yenenleri, cehl ile hilm karşıtlığını, hilim, sabır ve af ayrımını ve Tâif dönüşünü anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Zeccâc (ö. 311/923)Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâDil: insana verilen sıfat
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: alaya alınan hilim
Kuşeyrî (ö. 465/1072)Letâifü'l-işârâtİşârî tefsir: içli ve halîm
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybTefsir: Gafûr ile Halîm

Zeccâc: İnsana verilen sıfat. Dilci şârihler, Allah'ın isminin aynı kalıpla insana da verildiği yerlere dikkat eder. Halîm bu isimlerden biridir ve Kur'an onu yalnız peygamberler ve bir peygamber oğlu için övgüyle kullanır. Dilcinin buradaki sorusu, aynı kelimenin iki kullanımının farkıdır. İnsanda hilim, öfkesine hâkim olan ve karşılık vermekte acele etmeyen bir kişinin huyudur; bu huy kazanılır ve korunur. Allah'ta ise hilim, cezalandırmaya gücü olduğu hâlde acele etmemektir ve bir öfkenin yenilmesi değildir, çünkü O'nda yenilmesi gereken bir öfke yoktur. Kelime aynıdır; ama birinde bir çaba, öbüründe bir kemal anlatır.

Taberî: Alaya alınan hilim. Hûd 87'de Şuayb'ın kavmi ona, namazının mı onlara atalarının taptığını bırakmalarını ve mallarını diledikleri gibi kullanmamalarını emrettiğini sorar ve ardından onu aklı başında ve yumuşak huylu biri diye anar. Taberî'nin aktardığı görüşlerin çoğuna göre bu söz bir övgü değil, bir alaydır: Kavim, Şuayb'ın kendi gözlerinde değerli sayılan iki niteliğini tersine çevirerek onu küçümsemektedir. Ayet hilmin bir sınavını da gösterir. Şuayb bu alaya öfkeyle değil, sükûnetle ve tartışmayı sürdürerek cevap verir.

Kuşeyrî: İçli ve halîm. Tevbe 114, İbrâhîm'in babası için bağışlanma dilemesinin bir söze bağlı olduğunu, babasının Allah'ın düşmanı olduğu belli olunca ondan uzaklaştığını anlatır ve İbrâhîm'i çok içli ve yumuşak huylu diye över. İşârî tefsir geleneği bu ayette iki niteliğin yan yana gelmesine dikkat çeker: Bir yanda babası için yanan bir kalp, öbür yanda hakikat karşısında açık bir tavır. Kuşeyrî'nin tefsiri gibi eserlerde bu birliktelik, hilmin bir gevşeklik olmadığının delili sayılır. Halîm olan kul sevdiğinden kopmaz, ama hakkı da onun için bırakmaz.

Râzî: Gafûr ile Halîm. Kök verisi, Gafûr ile Halîm'in birlikte geçtiği altı ayetin bağlamlarını yan yana koymayı mümkün kılar. Bakara 225'te kasıtsız yeminler, Âl-i İmrân 155'te savaş günü yüz çevirenler, Mâide 101'de gereksiz sorular ve Bakara 235'te kalpten geçirilen evlilik niyeti anılır. Râzî'nin tefsirinde bu tür ayetlerde iki ismin birlikte gelmesi, insan zaafına karşı ilahî bir tavır olarak açıklanır: Gafûr kusuru örter, Halîm cezada acele etmez. Bağlamların çoğu insanın kasıtsız ya da zayıflıktan doğan hatalarıdır. Bu da ikilinin anlamını belirler: Halîm, kulun zaafını onun aleyhine hemen kullanmaz.

Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Dilci aynı kelimenin insanda bir çaba, Allah'ta bir kemal olduğunu, müfessir alaya alınan hilmin sınavını, işârî müfessir içlilik ile hakkı bırakmamanın birliğini, Râzî ise Gafûr ile Halîm'in insan zaafı karşısındaki ortak tavrını öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Halîm'in acele etmeyişi bir kayıtsızlık değil, kula dönme fırsatı veren bir sükûnettir.

Durup düşün

  • Son öfkelendiğin anda hemen karşılık verdin mi, yoksa bekleyebildin mi? Beklemek neyi değiştirirdi?

  • Hayatında Halîm'in sana tanıdığı sürenin farkında mısın? O süreyi nasıl kullanıyorsun?

  • Birinin bilgisizlikten yaptığı bir hataya, mescitteki bedevîye gösterilen yumuşaklıkla yaklaştığın oldu mu?

Uygulama

Bugün öfkelendiğin ilk anda, karşılık vermeden önce en az on nefes bekle. Birinin bilgisizlikten ya da dikkatsizlikten yaptığı bir hatayı, onu utandırmadan ve korkutmadan düzelt. Akşam Tefekkür Defteri'ne Fâtır 45'i yaz ve altına, bugün hemen karşılık görmediğin bir hatanı ekle.

Kendini sına

  1. H-l-m kökünün "yumuşaklık" ve "rüya, ergenlik" anlamları arasındaki bağ nedir?
    Cevabı göster

    Olgunluk; hilim, öfkenin değil aklın yönettiği olgun bir insanın hâlidir.

  2. Fâtır 45'e göre Allah insanları hemen cezalandırsaydı ne olurdu?
    Cevabı göster

    Yeryüzünde tek bir canlı kalmazdı; ama Allah onları belli bir süreye kadar erteler.

  3. Hz. Peygamber, Eşec'teki hangi iki hasleti Allah'ın sevdiği hasletler olarak anmıştır?
    Cevabı göster

    Hilim ve teennî (acele etmemek).

  4. Hilim, sabır ve af arasındaki fark nedir?
    Cevabı göster

    Sabır sıkıntıya dayanmak; hilim kötülüğe karşı öfkeye kapılmamak ve karşılıkta acele etmemek; af ise karşılık vermeye hakkı olduğu hâlde vazgeçmektir.

Kur'an'da el-Halîm

Kelime (حَلِيم) Kur'an'da 15 kez, 15 ayette ve 12 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Bakara3
  • Hûd2
  • Âl-i İmrân1
  • Nisâ1
  • Mâide1
  • Tevbe1
  • İsrâ1
  • Hac1

ve 4 sûre daha

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. Bakara 225Derste işleniyor

    لَّا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا كَسَبَتْ قُلُوبُكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌۭ

    Allah sizi rastgele yeminlerinizden dolayı değil, fakat kalblerinizin kasdettiği yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, Halim'dir.

  2. Bakara 235

    وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا عَرَّضْتُم بِهِۦ مِنْ خِطْبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوْ أَكْنَنتُمْ فِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلَٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُوا۟ قَوْلًۭا مَّعْرُوفًۭا ۚ وَلَا تَعْزِمُوا۟ عُقْدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْكِتَٰبُ أَجَلَهُۥ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ فَٱحْذَرُوهُ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌۭ

    Böyle kadınlara kapalı bir şekilde evlenme teklif etmenizde veya içinizden onlarla evlenmeyi geçirmenizde size sorumluluk yoktur. Allah onları anacağınızı bilir. Sakın meşru sözler dışında onlarla gizlice sözleşmeyin, müddet sona erene kadar nikah akdine kalkışmayın. İçinizde olanı Allah'ın bildiğini bilin de O'ndan çekinin. Allah'ın bağışlayan ve Halim olduğunu bilin.

  3. Bakara 263Derste işleniyor

    ۞ قَوْلٌۭ مَّعْرُوفٌۭ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌۭ مِّن صَدَقَةٍۢ يَتْبَعُهَآ أَذًۭى ۗ وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَلِيمٌۭ

    Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eza gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah müstağnidir, Halim'dir.

  4. Âl-i İmrân 155

    إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا۟ مِنكُمْ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ إِنَّمَا ٱسْتَزَلَّهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُوا۟ ۖ وَلَقَدْ عَفَا ٱللَّهُ عَنْهُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌۭ

    İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirenlerin, yaptıklarının bir kısmından ötürü şeytan ayaklarını kaydırıp yoldan çıkarmak istemişti. Allah, and olsun ki, onları affetti. Allah bağışlayandır. Halim'dir.

  5. Nisâ 12

    ۞ وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ أَزْوَٰجُكُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٌۭ ۚ فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌۭ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ ۚ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍۢ يُوصِينَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍۢ ۚ وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّكُمْ وَلَدٌۭ ۚ فَإِن كَانَ لَكُمْ وَلَدٌۭ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُم ۚ مِّنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍۢ تُوصُونَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍۢ ۗ وَإِن كَانَ رَجُلٌۭ يُورَثُ كَلَٰلَةً أَوِ ٱمْرَأَةٌۭ وَلَهُۥٓ أَخٌ أَوْ أُخْتٌۭ فَلِكُلِّ وَٰحِدٍۢ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ ۚ فَإِن كَانُوٓا۟ أَكْثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَآءُ فِى ٱلثُّلُثِ ۚ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍۢ يُوصَىٰ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَآرٍّۢ ۚ وَصِيَّةًۭ مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٌۭ

    Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları varsa, bıraktıklarının ettikleri vasiyetten veya borçtan arta kalanın dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına kelale yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya borçtan arta kalanın altıda biri düşer; ikiden çoksalar, üçte birine, zarara uğratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmiştir. Allah bilendir. Halim'dir.

  6. Mâide 101

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَسْـَٔلُوا۟ عَنْ أَشْيَآءَ إِن تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَإِن تَسْـَٔلُوا۟ عَنْهَا حِينَ يُنَزَّلُ ٱلْقُرْءَانُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا ٱللَّهُ عَنْهَا ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌۭ

    Ey İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan'dır, Halim'dir.

  7. Tevbe 114

    وَمَا كَانَ ٱسْتِغْفَارُ إِبْرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ إِلَّا عَن مَّوْعِدَةٍۢ وَعَدَهَآ إِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥٓ أَنَّهُۥ عَدُوٌّۭ لِّلَّهِ تَبَرَّأَ مِنْهُ ۚ إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ لَأَوَّٰهٌ حَلِيمٌۭ

    İbrahim'in, babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi.

  8. Hûd 75Derste işleniyor

    إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ لَحَلِيمٌ أَوَّٰهٌۭ مُّنِيبٌۭ

    Doğrusu İbrahim çok içli, yumuşak huylu ve kendini Allah'a vermiş bir kimse idi.

  9. Hûd 87

    قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ أَصَلَوٰتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَآ أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِىٓ أَمْوَٰلِنَا مَا نَشَٰٓؤُا۟ ۖ إِنَّكَ لَأَنتَ ٱلْحَلِيمُ ٱلرَّشِيدُ

    "Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı meneden senin namazın mıdır? Sen doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin" dediler.

  10. İsrâ 44Derste işleniyor

    تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّبْعُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ ۚ وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِۦ وَلَٰكِن لَّا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ ۗ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًۭا

    Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder; O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan'dır.

  11. Hac 59

    لَيُدْخِلَنَّهُم مُّدْخَلًۭا يَرْضَوْنَهُۥ ۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمٌۭ

    And olsun ki, onları hoşnut olacakları bir yere koyar. Şüphesiz Allah bilendir, Halim'dir.

  12. Ahzâb 51

    ۞ تُرْجِى مَن تَشَآءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔوِىٓ إِلَيْكَ مَن تَشَآءُ ۖ وَمَنِ ٱبْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ۚ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَآ ءَاتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى قُلُوبِكُمْ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمًۭا

    Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.

Bütün geçişler (15 ayet)

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ح-ل-مKur'an'da 21 kelime, 2 farklı türev

İlk resim: Öfke anında kendine hâkim olmak, aceleyle karşılık vermemek; bir başka anlamı rüyadır.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
حَلِيمisim kalıbıcezada acele etmeyen, yumuşak davrananİsim15Bakara 225
حُلُمrüya; erginlik çağıİsim6Yûsuf 44

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.