İçeriğe geç

الشكور

36. isim

eş-Şekûr

Az amele çok karşılık veren

İsim dersi · 36. isim

eş-Şekûr: Az Amele Çok Karşılık Veren

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Şekûr, kulun yaptığı küçük bir iyiliği görüp ona kat kat karşılık veren, az amele büyük mükâfat veren demektir. Şükür genellikle kuldan Allah'a yönelen bir şey olarak düşünülür; Şekûr ismi bunun tersini de söyler: Allah da kulunun amelini "şükürle" karşılar, yani görür, değer verir ve artırarak karşılık verir. Bu ders ismi, bir köpeğe su veren adamın hikâyesiyle, "şükrederseniz artırırım" vaadiyle ve şükrün üç katıyla okur.

Temel

Kelime. Şekûr, ş-k-r kökünden gelir. Kökün temel anlamı "bir iyiliği fark edip onu açığa vurmak, karşılığını vermek"tir. Arapçada az otla beslendiği hâlde semiren ya da bol süt veren hayvana dâbbe şekûr denir: Aldığından fazlasını verir. Türkçede şükür, teşekkür, şâkir (şükreden) ve meşkûr (şükre değer) bu köktendir. Şekûr, fa'ûl kalıbında mübalağa bildiren bir isimdir: Az olana çok karşılık veren. Kur'an'da dört yerde Allah'ın ismi olarak geçer; üçünde Ğafûr ile, birinde Halîm ile birlikte. Aynı kökten Şâkir ismi de Allah için iki yerde kullanılır.

Tükenmeyecek bir kazanç. Kur'an, Şekûr ismini bir ticaret benzetmesiyle anar:

Kitap'a uyan, namaz kılan ve rızıktan gizli ve açık veren insanlar, "tükenmeyecek bir kazanç" umabilir. Allah onların ecirlerini tam verir ve lütfuyla artırır; çünkü O Ğafûr'dur, Şekûr'dur. Ayet iki ismi birlikte anarak bir dengeyi gösterir: Ğafûr, amelin kusurlarını örter; Şekûr, iyi yanını büyütür. Kulun ameli eksik ve kusurlu olsa da, bu iki isim sayesinde tam ve artmış olarak karşılık görür.

Bir köpeğe su veren adam. Hz. Peygamber, Şekûr isminin anlamını şaşırtıcı bir hikâyeyle anlatmıştır:

Hadisteki "şükürle karşıladı" (şekerallâhu lehû) ifadesi, Şekûr isminin fiilidir. Bir kuyuya inip ayakkabısıyla su taşımak, dünyanın ölçüsünde küçük bir iştir; bir hayvana su vermek, çoğu insanın gözünde önemsiz bir iyiliktir. Ama Şekûr bu küçük amelin karşılığını bağışlanma olarak vermiştir. Sahâbe "Hayvanlar için de bize ecir var mı?" diye sorunca Peygamber, "Her canlıya yapılan iyilikte ecir vardır" buyurmuştur.

Şükrederseniz artırırım. Kur'an, kulun şükrüne verilecek karşılığı bir yeminle bildirir:

Şükür, nimetin artmasının sebebidir; nankörlük ise onun kaybının. Şekûr ismi burada iki yönlü işler: Kul şükrettiğinde, Şekûr bu şükrü de bir amel olarak kabul eder ve onu nimetin artmasıyla karşılar. Şükür bir döngü kurar: Nimet şükrü doğurur, şükür nimeti artırır.

Şükreden bir kul olmayayım mı? Hz. Âişe, Peygamber'in gece namazını anlatır: Ayakları şişinceye kadar ayakta dururdu. Âişe ona, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmışken neden bu kadar yorulduğunu sorar. Cevap kısadır:

İbadet burada bir korkudan ya da bir borçtan değil, şükürden doğar. Bağışlanmış olmak, ibadeti bırakmak için değil, onu artırmak için bir sebeptir.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Şekûr'u, az amele kat kat, sınırlı günlerde yapılan amele sınırsız bir hayat ve nimet veren diye açıklar. Kulun bu isimden payı şükürdür; Gazâlî başka eserlerinde şükrün üç parçadan oluştuğunu anlatır: kalbin nimeti ve veren tanıması, dilin onu hamd ile anması ve bedenin nimeti verenin razı olacağı yerde kullanması. Şükür yalnız "elhamdülillah" demek değil, gözü, eli ve malı yerli yerinde kullanmaktır.

Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Şekûr ismi, kâinattaki "fazlasıyla karşılık verme" düzenine dikkat çeker. Toprağa atılan tek bir buğday tanesi, yedi başak ve yüzlerce tane olarak geri döner. Bir tohum, küçük bir ilgiyle bir ağaca dönüşür ve yıllarca meyve verir. Kâinat, aldığından fazlasını veren bir düzenle kurulmuştur.

Derin

Derin

Üzüntüyü gideren. Kur'an, cennet ehlinin ilk sözlerini Şekûr ismiyle anar:

Cennete giren insanların ağzından çıkan ilk cümle bir hamddir: "Bizden üzüntüyü gideren Allah'a hamdolsun." Dünya hayatının bütün hüznü geride kalmıştır. Ardından iki isim anılır: Ğafûr ve Şekûr. Cennet ehli, oraya kendi amelleriyle değil, bu iki ismin işleyişiyle girdiklerini bilir: Kusurları örtülmüş, küçük iyilikleri büyütülmüştür. Ahiretin ilk hamdi, Şekûr'un şükrüne bir cevaptır.

Güzelliğini artırırız. Kur'an, iyiliğin karşılığını bir "artırma" olarak anlatır:

"Kim güzel bir iş işlerse onun güzelliğini artırırız." Şekûr'un karşılığı, amelin kendisinden daha güzeldir. Kul bir iyilik yapar; Şekûr onu hem sayar hem büyütür hem de güzelleştirir. Ayet bu vaadi yine Ğafûr ve Şekûr isimleriyle bitirir: Kulun iyiliği artırılır, kusuru bağışlanır.

Allah'a güzel bir ödünç. Kur'an, Şekûr ismini Halîm ile birlikte bir infak çağrısında anar:

Allah'a "güzel bir ödünç" vermek, O'nun rızası için harcamaktır. Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; ama kulun infakını bir ödünç gibi kabul eder ve onu kat kat geri verir. Şekûr ile Halîm'in birlikte gelmesi de anlamlıdır: Şekûr küçük infakı büyütür, Halîm infak etmeyenin cimriliğine hemen karşılık vermez.

Kullarımdan şükreden azdır. Kur'an, şükrün az bulunan bir erdem olduğunu açıkça söyler:

Dâvûd ve Süleyman'a büyük nimetler verilmişti; cinlerin yaptığı mabetler, havuz gibi çanaklar, yerinden kaldırılamayan kazanlar. Ayet bu nimetlerin ardından bir emirle biter: "Ey Dâvûd ailesi, şükredin!" ve bir tespit ekler: "Kullarımdan şükredenler pek azdır." Nimet çoğaldıkça şükür zorlaşır; çünkü insan çoğalan nimetleri sıradanlaştırır ve fark etmez olur. Şükür, fark etmekle başlar. Ayetin Arapçasında iki ince ayrıntı daha vardır. Emir "şükredin" değil, "şükür olarak amel edin" (i'melû ... şükrâ) biçimindedir: Şükür bir iş, bir çalışma olarak istenir. Ve ayetin son kelimesi eş-şekûr, ismin kendisidir; burada kul için kullanılır: Şekûr'un kulu, çok şükreden kuldur.

İlmî

İlmî

Allah'ın şükrü ne demektir? Kul için şükür, bir nimete karşılık teşekkür etmektir. Allah'ın ise hiçbir kuldan bir nimet almaya ihtiyacı yoktur. Bu yüzden âlimler "Allah şükreder" ifadesini, O'nun kulun amelini boşa çıkarmaması, onu övmesi ve kat kat karşılık vermesi olarak açıklamıştır. Nisâ 147 bu anlamı açıkça gösterir:

"Şükreder ve inanırsanız, Allah size niçin azap etsin? Allah şükrün karşılığını verendir (Şâkir) ve bilendir." Allah'ın kullarını azaba uğratmakta bir çıkarı yoktur; O, kulunun şükrünü ve imanını görür ve karşılığını verir.

Şükür kendisi içindir. Kur'an, şükrün faydasının Allah'a değil kula döndüğünü vurgular:

Lokmân'a hikmet verilmiştir; ve hikmetin ilk meyvesi şükürdür. "Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur." Allah Ğaniyy'dir, hiçbir şükre muhtaç değildir. Şükür, kulun nimeti tanıması ve ona uygun davranmasıdır; bu tanıma, kulun kendi hayatını değiştirir.

Hamd ile şükür. Âlimler hamd ile şükrü birbirinden ayırmıştır. Hamd daha geniştir: Bir nimete karşılık olsun ya da olmasın, bir güzelliği övmektir; Allah'a, kendisinden bir nimet gelmese de, zâtındaki kemal için hamd edilir. Şükür ise bir nimete karşılık olarak yapılır; ama dille sınırlı kalmaz, kalp ve bedenle de yapılır. Bu yüzden hamd şükürden daha genel, şükür ise vasıtaları bakımından hamdden daha geniştir.

İnsanlara teşekkür. Tirmizî'nin aktardığı ve hasen-sahih kabul ettiği bir hadiste Hz. Peygamber, "İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a şükretmez" buyurmuştur. Şükür, nimetin geldiği aracıları görmezden gelmek değil, onları da tanımaktır.

İlmî

Klasik şerhlerde eş-Şekûr

eş-Şekûr kalıbı Kur'an'da on ayette geçer ve bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Bunların dördü Allah'ın ismidir: Fâtır 30 ve 34, Şûrâ 23 ve Teğâbün 17. Altısı ise kullar hakkındadır. İsrâ 3'te Nûh çok şükreden bir kul olarak anılır, Sebe' 13'te kullardan çok şükredenin az olduğu söylenir. Dört ayette ise kalıp aynı ikiliyle gelir: çok sabreden ve çok şükreden. Bu dersin İlmî seviyesi Allah'ın şükrünün anlamını, şükrün kula dönen faydasını, hamd ile şükür farkını ve insanlara teşekkürü anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Zeccâc (ö. 311/923)Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâDil: aynı kalıp, iki özne
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: teşekkür beklemeyenler
Beyhakî (ö. 458/1066)Şuabü'l-îmânDelil: sabır ve şükür
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybTefsir: şükre değer çalışma

Zeccâc: Aynı kalıp, iki özne. Dilci şârihler, bir mübalağa kalıbının hem Allah'a hem kula verildiği yerlerde anlamın nasıl değiştiğini sorar. Kul için Şekûr, nimeti çokça tanıyan ve karşılığında çokça teşekkür eden demektir. Allah için ise aynı kalıp, kulun az amelini çok görüp karşılığını kat kat veren demektir. Kökün öbür kalıbı Şâkir de aynı ikiliği taşır: Bakara 158 ve Nisâ 147'de Allah için, başka ayetlerde kullar için kullanılır. Dilci için kalıbın iki yöne işlemesi anlamlıdır: Şükür iki taraflı bir ilişkidir. Kul nimeti tanır, Allah da kulun tanımasını tanır.

Taberî: Teşekkür beklemeyenler. Kökün bir başka kelimesi, şükûr, İnsân 9'da geçer. Yoksulu, yetimi ve esiri doyuranlar, yalnız Allah rızası için doyurduklarını ve ne bir karşılık ne de bir teşekkür beklediklerini söylerler. Taberî'nin aktardığı görüşler arasında dikkat çekici bir açıklama vardır: Onlar bu sözü dilleriyle söylememiş, Allah kalplerinde olanı bildiği için onları böyle övmüştür. Bu yorum ayete bir incelik ekler: Teşekkür beklemeden vermek, bunu söylemeye bile gerek duymamaktır. Kulun Şekûr isminden payı burada tersinden görünür: Kendisi şükreder ama başkasından şükür beklemez.

Beyhakî: Sabır ve şükür. Dört ayette tekrarlanan ikili, çok sabreden ve çok şükreden, hep aynı bağlamda gelir: Bunlarda deliller vardır. İbrâhîm 5, Lokmân 31, Sebe' 19 ve Şûrâ 33 bu ifadeyi taşır. Beyhakî imanın şubelerini topladığı Şuabü'l-îmân'da sabrı ve şükrü ayrı ayrı ele alır ve imanın bir yarısının sabır, öbür yarısının şükür olduğunu söyleyen bir sözü de aktarır; bu söz Peygamber'e değil, sahâbeye nispet edilen ve sıhhati tartışılan bir rivayettir. Ayetlerin kendisi ise açıktır: Delilleri ancak sıkıntıda sabreden ve nimette şükreden görür.

Râzî: Şükre değer çalışma. Kökün edilgen kalıbı meşkûr, şükre değer, Kur'an'da iki kez geçer. İsrâ 19'da ahireti isteyip inanarak onun için çalışanların çalışmasının şükre değer olduğu söylenir. İnsân 22'de ise cennet ehline, çalışmalarının şükre değer olduğu bildirilir. Râzî'nin tefsirinde bu ifade, Allah'ın şükrünün anlamıyla birlikte açıklanır: Allah'ın bir çalışmayı şükre değer bulması, onu kabul etmesi ve karşılığını vermesidir. İsrâ 19 üç şart sayar: istemek, inanmak ve çalışmak. Şekûr'un şükrü, bu üçünün buluştuğu çabaya yönelir.

Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Dilci şükrün iki yönlü bir ilişki olduğunu, müfessir teşekkür beklemeden vermeyi, delil derleyici sabır ile şükrün imandaki yerini, Râzî ise şükre değer bulunan çalışmayı öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Şekûr kulun azını çok görür; kul da elindekini O'ndan bilerek şükreder ve başkasından şükür beklemez.

Durup düşün

  • Bugün sana verilen nimetlerden kaçını fark ettin? Sıradanlaşmış bir nimet var mı?

  • Küçük gördüğün ve yapmaktan vazgeçtiğin bir iyilik oldu mu? Köpeğe su veren adamın hikâyesi sana ne söylüyor?

  • Sana iyilik eden birine en son ne zaman gerçekten teşekkür ettin?

Uygulama

Bugün, kimsenin fark etmeyeceği küçük bir iyilik yap: bir hayvana su koy, bir bitkiyi sula, bir yabancıya yol göster. Gün içinde sana iyilik eden en az üç kişiye açıkça teşekkür et. Akşam Tefekkür Defteri'ne, bugün fark ettiğin beş nimeti ve bunlardan birini nasıl yerli yerinde kullandığını yaz.

Kendini sına

  1. Arapçada "dâbbe şekûr" ne demektir ve bu ifade Şekûr ismini nasıl açıklar?
    Cevabı göster

    Az otla beslendiği hâlde semiren ya da bol süt veren hayvandır; aldığından fazlasını verir. Şekûr da az amele çok karşılık verir.

  2. Köpeğe su veren adamın hikâyesinde Allah bu amele nasıl karşılık vermiştir?
    Cevabı göster

    Amelini şükürle karşılamış (şekerallâhu lehû) ve onu bağışlamıştır.

  3. Gazâlî'ye göre şükür hangi üç parçadan oluşur?
    Cevabı göster

    Kalbin nimeti ve veren tanıması, dilin hamd etmesi ve bedenin nimeti verenin razı olacağı yerde kullanması.

  4. Hamd ile şükür arasındaki fark nedir?
    Cevabı göster

    Hamd bir nimete karşılık olsun olmasın bir güzelliği övmektir ve daha geneldir; şükür bir nimete karşılık olarak yapılır ve dilin yanında kalp ve bedenle de yapılır.

Kur'an'da eş-Şekûr

Kelime (شَكُور) Kur'an'da 10 kez, 10 ayette ve 7 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Sebe'2
  • Fâtır2
  • Şûrâ2
  • İbrâhîm1
  • İsrâ1
  • Lokmân1
  • Teğâbün1

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. İbrâhîm 5

    وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ أَنْ أَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَذَكِّرْهُم بِأَيَّىٰمِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّكُلِّ صَبَّارٍۢ شَكُورٍۢ

    And olsun ki Musa'yı ayetlerimizle, "Milletini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve Allah'ın günlerini onlara hatırlat" diye göndermiştik. Bunlarda, çokça sabreden ve şükreden herkes için dersler vardır.

  2. İsrâ 3

    ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَبْدًۭا شَكُورًۭا

    Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye onu İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık. Doğrusu Nuh, çok şükreden bir kuldu.

  3. Lokmân 31

    أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱلْفُلْكَ تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِنِعْمَتِ ٱللَّهِ لِيُرِيَكُم مِّنْ ءَايَٰتِهِۦٓ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّكُلِّ صَبَّارٍۢ شَكُورٍۢ

    Gemilerin denizde Allah'ın lütfuyla yürüdüğünü görmez misin? Allah böylece size varlığının delillerini gösterir. Bunlarda, pek sabırlı ve çok şükreden kimselerin hepsine dersler vardır.

  4. Sebe' 13Derste işleniyor

    يَعْمَلُونَ لَهُۥ مَا يَشَآءُ مِن مَّحَٰرِيبَ وَتَمَٰثِيلَ وَجِفَانٍۢ كَٱلْجَوَابِ وَقُدُورٍۢ رَّاسِيَٰتٍ ۚ ٱعْمَلُوٓا۟ ءَالَ دَاوُۥدَ شُكْرًۭا ۚ وَقَلِيلٌۭ مِّنْ عِبَادِىَ ٱلشَّكُورُ

    Süleyman için, o ne dilerse, mabedler, heykeller, büyük havuzlara benzer çanaklar ve taşınması güç kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır."

  5. Sebe' 19

    فَقَالُوا۟ رَبَّنَا بَٰعِدْ بَيْنَ أَسْفَارِنَا وَظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَجَعَلْنَٰهُمْ أَحَادِيثَ وَمَزَّقْنَٰهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّكُلِّ صَبَّارٍۢ شَكُورٍۢ

    Ama onlar: "Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzak kıl" deyip kendilerine yazık ettiler. Biz de onları efsane yapıverdik, darmadağın ettik. Doğrusu bunlarda, pek sabreden ve çok şükreden kimseler için dersler vardır.

  6. Fâtır 30Derste işleniyor

    لِيُوَفِّيَهُمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ غَفُورٌۭ شَكُورٌۭ

    Çünkü Allah bu kimselerin ecirlerini tam verir ve lütfu ile arttırır. Doğrusu O, bağışlayandır, şükrün karşılığını bol bol verendir.

  7. Fâtır 34Derste işleniyor

    وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَذْهَبَ عَنَّا ٱلْحَزَنَ ۖ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌۭ شَكُورٌ

    Derler ki: "Bizden üzüntüyü gideren Allah'a hamdolsun. Doğrusu Rabbimiz bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir."

  8. Şûrâ 23Derste işleniyor

    ذَٰلِكَ ٱلَّذِى يُبَشِّرُ ٱللَّهُ عِبَادَهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ۗ قُل لَّآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا ٱلْمَوَدَّةَ فِى ٱلْقُرْبَىٰ ۗ وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةًۭ نَّزِدْ لَهُۥ فِيهَا حُسْنًا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ شَكُورٌ

    Allah, inanıp yararlı işler işleyen kullarını bununla müjdeler. De ki: "Ben sizden buna karşı yakınlara sevgiden (veya Allah'a yaklaşmaktan) başka bir ücret istemem." Kim güzel bir iş işlerse onun güzelliğini arttırırız. Doğrusu Allah bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

  9. Şûrâ 33

    إِن يَشَأْ يُسْكِنِ ٱلرِّيحَ فَيَظْلَلْنَ رَوَاكِدَ عَلَىٰ ظَهْرِهِۦٓ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّكُلِّ صَبَّارٍۢ شَكُورٍ

    O, dilerse rüzgarı durdurur, yelkenle giden gemiler o zaman denizin yüzünde durakalır. Bunlarda, sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için deliller vardır.

  10. Teğâbün 17Derste işleniyor

    إِن تُقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًۭا يُضَٰعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۚ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ

    Eğer Allah'a güzel bir ödünç takdiminde bulunursanız, onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar; Allah, şükrün karşılığını verendir; Halim'dir.

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ش-ك-رKur'an'da 75 kelime, 6 farklı türev

İlk resim: İyiliği tanıyıp açığa çıkarmak; az yemle bile semiren hayvana “şekûr” denir.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
شَكَرَşükrettiFiil46Bakara 52
شاكِرşükreden; Allah için şükrün karşılığını verenİsim14Bakara 158
شَكُورisim kalıbıçok şükreden; Allah için az amele çok karşılık verenİsim10İbrâhîm 5
مَشْكُورkarşılığı verilmiş, makbulİsim2İsrâ 19
شُكُورşükran, teşekkürİsim2Furkân 62
شُكْرşükürİsim1Sebe' 13

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.