İçeriğe geç

العلي

37. isim

el-Aliyy

Pek yüce

İsim dersi · 37. isim

el-Aliyy: Pek Yüce

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Aliyy, derecesi her şeyin üstünde olan, hiçbir şeyin O'na eşit olamadığı ve O'nun üstünde hiçbir şeyin bulunmadığı yüce demektir. Bu yücelik bir mekânın yüksekliği değil, bir makamın, bir rütbenin, bir mertebenin yüceliğidir. Müslüman bu ismin bir biçimini her secdede anar: "Sübhâne rabbiye'l-a'lâ." Başın yere konduğu an, en Yüce'nin anıldığı andır. Bu ders ismi secdedeki bu paradoksla, "en yüce rabbiniz benim" diyen bir hükümdarla ve Allah'ın sözünün yüceliğiyle okur.

Temel

Kelime. Aliyy, a-l-v kökünden gelir. Kökün anlamı "yüksek olmak, yükselmek, üstün gelmek"tir. Türkçede âlî (yüce), ulvî (yüce, manevî), a'lâ (en yüce, en iyi), muallâ (yüceltilmiş), teâlâ ("Allah teâlâ": yüce olan) ve istilâ (üstün gelip ele geçirmek) bu köktendir. Aliyy, fa'îl kalıbında bir sıfattır ve yüceliğin kalıcı ve eksiksiz olduğunu anlatır. Kur'an'da sekiz yerde Allah'ın ismi olarak geçer; genellikle Azîm, Kebîr ya da Hakîm ile birlikte. Aynı kökten el-A'lâ (en yüce) ve el-Müteâl (yüceler yücesi) de Allah için kullanılır. Türkçede Allah'ın adından sonra söylenen "teâlâ" kelimesi de bu köktendir; "Allah teâlâ" ya da "Hak teâlâ" diyen kişi, farkında olmadan her seferinde Aliyy ismini anar: "yüce olan Allah".

Hak yalnız Allah'tır. Kur'an, Aliyy ismini hak ile bâtılın ayrıldığı bir cümlede anar:

Allah haktır; O'nu bırakıp tapılan her şey bâtıldır. Ayet bunu "Allah Aliyy'dir, Kebîr'dir" diye bitirir. Yüceliğin ölçüsü burada hakikattir: Hak olan yücedir, bâtıl olan ne kadar yükselmiş görünürse görünsün aşağıdadır. Bu ayet, dünyada yüksek görünen bâtılların gerçek yerini gösterir.

Rabbinizin yüce adını tesbih et. Kur'an, bir sûrenin açılışında Allah'ın yüceliğini anar:

Sûre, adını bu kelimeden alır: el-A'lâ, en yüce. Rivayetlere göre bu ayet inince Hz. Peygamber secdede "Sübhâne rabbiye'l-a'lâ" demeyi emretmiştir. Rükûda Azîm, secdede A'lâ anılır: İnsan önce eğilip büyüklüğü, sonra alnını yere koyup yüceliği tanır. Bedenin en alçak hâli, dilin en yüce ismi andığı hâldir.

Allah daha yücedir. Uhud Savaşı'nın sonunda Mekkelilerin komutanı Ebû Süfyân, bir tepeden bağırarak kendi putlarını över. Buhârî'nin aktardığı rivayete göre Hz. Peygamber sahâbesine cevap vermelerini söyler:

Uhud, müminlerin yenilgiye uğradığı bir savaştı. Yaralı ve yorgun bir topluluğa öğretilen cevap, bir üstünlük iddiası değil, bir hakikatin ilanıdır: Savaşın sonucu ne olursa olsun, Allah daha yücedir.

Siz üstünsünüz. Kur'an, aynı savaştan sonra müminlere şöyle seslenir:

"Gevşemeyin, üzülmeyin; inanmışsanız siz en üstünsünüz (el-a'levn)." Yenilginin hemen ardından gelen bu ayet, üstünlüğün ölçüsünün savaşın sonucu değil, iman olduğunu bildirir. Aliyy'e inanan, yenilgide bile yüce bir yerde durur; çünkü yüceliği, kaybedilen bir savaşa değil, kaybedilmeyen bir imana bağlıdır.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Aliyy'i, derecesinin üstünde bir derece bulunmayan ve bütün derecelerin O'ndan aşağıda kaldığı diye açıklar ve bu yüceliğin mekân değil, rütbe yüceliği olduğunu vurgular. Kulun bu isimden payı, ilim ve amelle derecesini yükseltmektir; ama bunu başkalarının üstüne çıkmak için değil, Aliyy'e yaklaşmak için yapmaktır. İnsanın gerçek yüceliği, kendini aşağı çeken arzuların üstüne çıkmaktır.

Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Aliyy ismi, kâinattaki yönelişe dikkat çeker. Bitkiler ışığa doğru yükselir; en karanlık yere ekilen tohum bile filizini yukarı gönderir. Duman ve buhar yukarı çıkar. İnsan başını kaldırıp gökyüzüne baktığında, farkında olmadan yüceye bakar. Kâinatta her şeyin bir "yukarı"sı vardır; Aliyy ise bütün yukarıların üstündedir.

Derin

Derin

En yüce rabbiniz benim. Kur'an, yücelik iddiasının en uç örneğini Firavun'un sözünde anlatır:

Firavun halkını toplar ve bağırır: "Sizin en yüce rabbiniz (rabbükümü'l-a'lâ) benim." Firavun'un kullandığı kelime, A'lâ sûresinin başındaki kelimedir. Bir insan, yalnız Allah'a ait bir yüceliği kendine nispet etmiştir. Kur'an bu iddianın sonunu da anlatır: Kendini en yüce ilan eden, denizin dibine batmıştır; ve boğulurken ona şöyle denir:

"En yüce rab" olduğunu söyleyen adamın bedeni, sonrakilere bir ibret olarak kıyıya bırakılır. Yüceliği kendine nispet edenin sonu, aşağıların aşağısında bir işaret olmaktır. Aliyy isminin karşısındaki en büyük günah, kulun kendini Rabbinin yerine koymasıdır; ve bu günah her çağda, farklı kılıklarda yeniden ortaya çıkar.

Allah'ın sözü yücedir. Kur'an, hicret gecesini anlatırken yüceliği Allah'ın sözüne bağlar:

Peygamber ve Ebû Bekir mağarada saklanırken, onları arayanlar mağaranın ağzına kadar gelmişti. Peygamber arkadaşına "Üzülme, Allah bizimledir" der. Ayet olayı bir kuralla bitirir: İnkâr edenlerin sözü alçaltılmıştır, "Allah'ın sözü ise yücedir (hiye'l-ulyâ)." Mağaradaki iki kişi dünyanın ölçüsüyle en zayıf konumdaydı; ama yücelik, sayıda ve güçte değil, Allah'ın sözünün yanında olmaktaydı. Hz. Peygamber de Buhârî'de aktarılan bir hadiste, Allah yolunda mücadelenin ölçüsünü "Allah'ın sözü en yüce olsun diye" çaba göstermek olarak tarif etmiştir.

Perde arkasından. Kur'an, Allah'ın insanla nasıl konuştuğunu anlatırken Aliyy ismini anar:

Allah bir insanla doğrudan, yüz yüze konuşmaz; ya vahiyle, ya perde arkasından ya da bir elçi göndererek konuşur. Ayet bunu "O Aliyy'dir, Hakîm'dir" diye bitirir. Aliyy'in yüceliği, insanın O'nu doğrudan kuşatamamasıdır; Hakîm'in hikmeti ise bu yüceliğe rağmen insanla konuşmanın yollarını açmasıdır. Kur'an'ın kendisi, Yüce olanın perdeyi aşarak insana ulaşan sözüdür; ve okuyana her gün yeniden seslenir.

İlmî

İlmî

"Rabbiniz ne söyledi?" Kur'an, şefaat sahnesinde meleklerin hâlini Aliyy ismiyle anar:

Allah'ın katında izin verilmeden kimse şefaat edemez. Kalplerindeki korku giderildiğinde birbirlerine "Rabbiniz ne söyledi?" diye sorarlar; "Hak söyledi" derler. Âlimler bu ayeti, vahyin inişi sırasında meleklerin Allah'ın sözü karşısında duyduğu heybetle ilişkilendiren rivayetleri aktarmıştır. Ayetin son cümlesi, "O Aliyy'dir, Kebîr'dir", bu heybetin kaynağını gösterir.

Yücelik ve yön. Kelâm tarihinde Aliyy ve A'lâ isimleriyle ilgili önemli bir tartışma, Allah'ın yüceliğinin bir yön (cihet) içerip içermediği sorusudur. Selef âlimlerinin ve Hanbelîlerin önemli bir kısmı, Allah'ın arşın üstünde olduğunu, bunun nasıl olduğunu sormadan (bilâ keyf) kabul etmiştir. Eş'arî ve Mâtürîdî kelâmcılar ise Allah'ın mekân ve yönden münezzeh olduğunu, "yücelik" (ulüvv) kelimesinin burada mekân değil rütbe ve kahr yüceliği anlamına geldiğini savunmuştur. İki taraf da Allah'ın yaratılmışlara benzemediğinde ve O'nun bir cisim olmadığında birleşir.

Hüküm yüce Allah'ındır. Kur'an, ahirette inkâr edenlere söylenecek sözü Aliyy ismiyle kapatır:

Dünyada Allah tek başına anıldığında inkâr eden, O'na ortak koşulduğunda inanan insanlara o gün şöyle denir: "Bugün hüküm, yüce ve büyük Allah'ındır." Dünyadaki bütün yüksek görünen hükümler o gün son bulur.

Aliyy ve Müteâl. Aynı kökten gelen el-Müteâl ismi ileride ayrı bir derste okunacaktır. Âlimler iki ismi şöyle ayırmıştır: Aliyy yüceliğin kendisini, Müteâl ise bu yüceliğin insanların yakıştırdığı her türlü eksik nitelemenin üstünde oluşunu anlatır. "Sübhânehû ve teâlâ" formülü de bu iki anlamı birleştirir: O her eksiklikten uzaktır ve her nitelemenin üstündedir.

İlmî

Klasik şerhlerde el-Aliyy

el-Aliyy kalıbı Kur'an'da on bir ayette geçer; bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Sekizinde Allah'ın ismidir ve beşinde Kebîr ile birlikte gelir. Öbür üçü ise yüceliği başka şeylere verir: Meryem 50'de İbrâhîm ailesinin anılışı, Meryem 57'de İdrîs'in yükseltildiği yer, Zuhruf 4'te ise Kitabın kendisi yücedir. Bu dersin İlmî seviyesi Sebe' 23'teki melekleri, yücelik ve yön tartışmasını, Ğâfir 12'deki hükmü ve Aliyy ile Müteâl farkını anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Zeccâc (ö. 311/923)Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâDil: Aliyy ve Kebîr
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: Ana Kitaptaki yüce Kitap
Kuşeyrî (ö. 465/1072)Letâifü'l-işârâtİşârî tefsir: yüce bir anılış
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybTefsir: bir ayetin sonundaki uyarı

Zeccâc: Aliyy ve Kebîr. Dilci şârihler ismin en sık eşine bakar. Aliyy beş ayette Kebîr ile birlikte gelir: Nisâ 34, Hac 62, Lokmân 30, Sebe' 23 ve Ğâfir 12. Hac 62 ve Lokmân 30 neredeyse aynı cümledir: Hak Allah'tır, O'nu bırakıp taptıkları ise bâtıldır; Allah yücedir, büyüktür. Dilcinin dikkat çektiği nokta, iki ismin farklı bir şeyi ölçmesidir. Aliyy bir yükseklik, Kebîr bir büyüklük bildirir; biri derece, öbürü hacim çağrıştırır. İkisi birlikte, Allah'ın ne derece bakımından ne de büyüklük bakımından bir benzerinin bulunmadığını söyler. Bu yüzden ikili çoğu zaman bâtıl ilahların karşısında anılır.

Taberî: Ana Kitaptaki yüce Kitap. Zuhruf 4'te Kur'an'ın Allah katında Ana Kitapta bulunan, yüce ve hikmet dolu bir Kitap olduğu söylenir. Taberî'nin aktardığı görüşlerin çoğuna göre Ana Kitap, bütün yazılı olanın kaynağı olan Levh-i Mahfûz'dur. Kitabın yüce diye nitelenmesi ise onun şerefini ve bütün kitaplar üzerindeki üstünlüğünü anlatır. Bu ayet Aliyy isminin dışa yansıyan bir yüzünü gösterir: Yücelik O'nun sözüne de geçer. Dersin Derin seviyesindeki Tevbe 40'ta Allah'ın sözünün en yüce olduğunun bildirilmesi aynı anlamı taşır.

Kuşeyrî: Yüce bir anılış. Meryem 50'de İbrâhîm ve ailesine yüce bir doğruluk dili verildiği söylenir; Diyanet meali bunu onların her dilde üstün şekilde anılması diye çevirir. Bu ayet, İbrâhîm'in Şuarâ 84'teki duasının cevabıdır: Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. İşârî tefsir geleneği bu iki ayeti birlikte okur. Kuşeyrî'nin tefsiri gibi eserlerde kulun yüceliği kendi elde ettiği bir mevki olarak değil, Aliyy'in onu anılır kılması olarak görülür. İbrâhîm yüceliği istememiştir; doğrulukla anılmayı istemiş ve yücelik ona bu anılışla verilmiştir.

Râzî: Bir ayetin sonundaki uyarı. Nisâ 34 aile içi geçimsizlikte atılacak adımları sayar ve Allah'ın yüce ve büyük olduğunu söyleyerek biter. Ayetin hükmü fıkıh ve tefsirde, sınırlarıyla birlikte uzun uzun tartışılmıştır; bu bölüm o tartışmaya girmez. Râzî'nin tefsirinde dikkat çekilen nokta ayetin sonudur: Bir aile içindeki sorumluluğu ve yetkiyi anlatan ayetin bu iki isimle bitmesi, yetki sahibine yöneltilmiş bir uyarı olarak okunur. Kendini bir başkasının üstünde gören kişi, kendi üstünde Aliyy ve Kebîr olanı unutmamalıdır. Ayetin hemen öncesindeki cümle de bunu destekler: Size uyuyorlarsa aleyhlerine yol aramayın.

Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Dilci yüksekliği ve büyüklüğü birlikte söyleyen ikiliyi, müfessir yüceliğin Kitaba da geçtiğini, işârî müfessir kulun yüceliğinin bir anılış olduğunu, Râzî ise yetkinin sonunda hatırlatılan yüceliği öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Aliyy'in yüceliği, insanın kendi elindeki her üstünlüğü ölçtüğü bir sınırdır.

Durup düşün

  • Hayatında "yüksekte görünmek" için ne kadar çaba harcıyorsun? Ya "yüce olmak" için?

  • Secdede "Sübhâne rabbiye'l-a'lâ" derken alnının yerde olduğunu ve en Yüce'yi andığını düşündün mü?

  • Kaybettiğin, yenildiğin bir anda Âl-i İmrân 139'daki "inanmışsanız siz en üstünsünüz" cümlesi sana ne söyler?

Uygulama

Bugün namazlarındaki secdelerden en az birini uzat ve "Sübhâne rabbiye'l-a'lâ" cümlesini anlamını düşünerek birkaç kez tekrar et. Gün içinde kendini birinden üstün gördüğün bir anı fark et ve Nâziât 24'ü hatırla. Akşam Tefekkür Defteri'ne, hayatında gerçekten yükselmek istediğin bir alanı yaz: bir bilgi, bir ahlâk, bir alışkanlık.

Kendini sına

  1. Aliyy isminin anlattığı yücelik hangi türden bir yüceliktir?
    Cevabı göster

    Bir mekânın yüksekliği değil, bir makamın, rütbenin ve mertebenin yüceliğidir.

  2. Rükûda ve secdede hangi isimler anılır ve aralarındaki bağ nedir?
    Cevabı göster

    Rükûda Azîm ("Sübhâne rabbiye'l-azîm"), secdede A'lâ ("Sübhâne rabbiye'l-a'lâ"). Bedenin en alçak hâli, en Yüce'nin anıldığı andır.

  3. Uhud'dan sonra Peygamber, Ebû Süfyân'ın "Yüksel Hübel!" sözüne nasıl cevap verilmesini istemiştir?
    Cevabı göster

    "Allah daha yücedir, daha uludur (Allâhu a'lâ ve ecell)."

  4. Allah'ın yüceliğinin bir yön içerip içermediği konusunda iki görüş nedir?
    Cevabı göster

    Selef ve Hanbelîlerin önemli bir kısmı Allah'ın arşın üstünde olduğunu keyfiyetsiz kabul eder; Eş'arî ve Mâtürîdîler ise yüceliği mekân değil, rütbe ve kahr yüceliği olarak yorumlar.

Kur'an'da el-Aliyy

Kelime (عَلِيّ) Kur'an'da 11 kez, 11 ayette ve 9 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Meryem2
  • Şûrâ2
  • Bakara1
  • Nisâ1
  • Hac1
  • Lokmân1
  • Sebe'1
  • Ğâfir1

ve 1 sûre daha

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. Bakara 255

    ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌۭ وَلَا نَوْمٌۭ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍۢ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    Allah, O'ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.

  2. Nisâ 34

    ٱلرِّجَالُ قَوَّٰمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ وَبِمَآ أَنفَقُوا۟ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ ۚ فَٱلصَّٰلِحَٰتُ قَٰنِتَٰتٌ حَٰفِظَٰتٌۭ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ ٱللَّهُ ۚ وَٱلَّٰتِى تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَٱهْجُرُوهُنَّ فِى ٱلْمَضَاجِعِ وَٱضْرِبُوهُنَّ ۖ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا۟ عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيًّۭا كَبِيرًۭا

    Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür.

  3. Meryem 50

    وَوَهَبْنَا لَهُم مِّن رَّحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّۭا

    Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların her dilde üstün şekilde anılmalarını sağladık.

  4. Meryem 57

    وَرَفَعْنَٰهُ مَكَانًا عَلِيًّا

    Biz onu yüce bir yere yükselttik.

  5. Hac 62Derste işleniyor

    ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ هُوَ ٱلْبَٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ

    Keza Hak yalnız Allah'tır; O'nu bırakıp taptıkları sadece batıldır. Doğrusu Allah yücedir büyüktür.

  6. Lokmân 30

    ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ ٱلْبَٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ

    Bu, Allah'ın hak olmasından ve O'ndan başka taptıkları şeylerin batıl olmasındandır. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.

  7. Sebe' 23Derste işleniyor

    وَلَا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ عِندَهُۥٓ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُۥ ۚ حَتَّىٰٓ إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا۟ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ ۖ قَالُوا۟ ٱلْحَقَّ ۖ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ

    Allah'ın katında, kendisine izin verilenden başka kimse şefaat edemez. Sonunda, gönüllerindeki korku giderilince birbirlerine "Rabbiniz ne söyledi?" diye sorarlar; "Hak söyledi" derler. O, yücedir, büyüktür.

  8. Ğâfir 12Derste işleniyor

    ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِىَ ٱللَّهُ وَحْدَهُۥ كَفَرْتُمْ ۖ وَإِن يُشْرَكْ بِهِۦ تُؤْمِنُوا۟ ۚ فَٱلْحُكْمُ لِلَّهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْكَبِيرِ

    Onlara: "Yalnız Allah çağrıldığı zaman inkar ederdiniz de, O'na eş koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, yüce Allah'ındır" denir.

  9. Şûrâ 4

    لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۖ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur. O, çok yücedir ve büyüktür.

  10. Şûrâ 51Derste işleniyor

    ۞ وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحْيًا أَوْ مِن وَرَآئِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولًۭا فَيُوحِىَ بِإِذْنِهِۦ مَا يَشَآءُ ۚ إِنَّهُۥ عَلِىٌّ حَكِيمٌۭ

    Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderir; izniyle, dilediğini vahyeder. Doğrusu O yücedir, Hakim'dir.

  11. Zuhruf 4

    وَإِنَّهُۥ فِىٓ أُمِّ ٱلْكِتَٰبِ لَدَيْنَا لَعَلِىٌّ حَكِيمٌ

    Şüphesiz o, Bizim katımızda Ana Kitap'ta mevcut, yüce ve hikmet dolu bir Kitap'dır.

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ع-ل-وKur'an'da 70 kelime, 15 farklı türev

İlk resim: Yükseklik: bir şeyin üstte olması.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
تَعالَىyücedir, çok yüce olduFiil14En'âm 100
عَلِيّisim kalıbıyüceİsim11Bakara 255
أَعْلَىen yüce, en yukarıİsim9Nahl 60
تَعالَgel (yukarı gel)Fiil8Âl-i İmrân 61
عَلاyükseldi; büyüklük tasladıFiil6İsrâ 4
عالِيyüksek; büyüklük taslayanİsim4Hûd 82
عُلُوّyücelik; büyüklenmeİsim4İsrâ 4
عُلْياen yüceİsim3Tevbe 40
أَعْلَوْنüstün olanlarİsim2Âl-i İmrân 139
عاليüst kısımİsim2Mü'minûn 46
عالِيَةyüksekİsim2Hâkka 22
عِلِّيّİlliyyûn: iyilerin kaydının bulunduğu yüce yerİsim2Mutaffifîn 18
عالbüyüklük taslayanİsim1Yûnus 83
مُتَعالyüceliği her şeyi aşanİsim1Ra'd 9
اسْتَعْلَىüstün geldiFiil1Tâhâ 64

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.