Hayy, hayatı kendinden olan, hiçbir zaman ölmeyen, hayatının başı ve sonu bulunmayan diri demektir. Bir önceki iki isim, el-Muhyî ve el-Mümît, hayat vermeyi ve ölümü yaratmayı anlatıyordu. Hayy ise hayatın kendisini anlatır: Başkasına hayat veren, önce kendisi diri olandır. İnsanın hayatı ödünçtür; bir gün başlamıştır, bir gün sona erecektir, her an da bir nefese, bir kalp atışına bağlıdır. Hayy'ın hayatı ise hiçbir şeye bağlı değildir. Bu ders ismi, Hz. Peygamber'in vefat ettiği gün Hz. Ebû Bekir'in söylediği sözle, "Sen ölmezsin, cinler ve insanlar ölür" duasıyla ve dünya hayatının karşısında "asıl hayat" diye anılan ahiretle okur.
Temel
Kelime. Hayy, h-y-y kökünden gelir; el-Muhyî isminin de kökü budur. Kökün temel anlamı "diri olmak, canlı olmak"tır. Hayy, fa'l kalıbında bir sıfattır ve "diri olan" demektir. Türkçede hayat, hayvan, ihyâ ve tahiyyât aynı köktendir. Hayy ismi Kur'an'da beş yerde Allah için geçer; bunların üçünde Kayyûm ismiyle birlikte gelir: el-Hayyü'l-Kayyûm. Bu ikili, Âyetü'l-kürsî'nin başında da yer alır. Hayy ile Kayyûm'un birlikte anılması, bir sonraki derste ayrıca işlenecektir.
O diridir. Hayy isminin tek başına geçtiği ayetlerden biri, onu doğrudan tevhide bağlar:
Ayet bir sıralama izler: O diridir; O'ndan başka ilah yoktur; öyleyse dini yalnız O'na has kılarak O'na yalvarın. Duanın gerekçesi, dua edilenin diri olmasıdır. Ölmüş olana, ölecek olana ya da hiç diri olmamış olana dua edilmez. Hayy, işiten, gören ve cevap veren diridir.
Muhammed ancak bir peygamberdir. Hayy isminin en dokunaklı anıldığı an, Hz. Peygamber'in vefat ettiği gündür. Haberi duyan sahâbe sarsılmıştı. Buhârî'deki rivayete göre Hz. Ömer bile ayağa kalkmış, Peygamber'in ölmediğini söylüyordu; acının büyüklüğü, en güçlü sahâbîyi bile gerçeği kabul edemez hâle getirmişti. Hz. Ebû Bekir mescide gelip insanlara şöyle seslenmiştir:
Sonra şu ayeti okumuştur:
Rivayete göre sahâbe bu ayeti sanki o gün ilk kez duyuyormuş gibi dinlemiş, herkes onu dilinde tekrarlamıştır. İnsanların en sevdiği kişi bile ölümlüdür; ölümsüz olan yalnız Hayy'dır. İman, ölümlü olana değil, ölümsüz olana bağlanır.
Sen ölmezsin. Hz. Peygamber'in dualarından biri, Hayy ismini doğrudan anlatır:
Dua, Hayy ismini bir sığınma sebebi yapar: Sığınılan ölmediği için sığınak da hiçbir zaman yıkılmaz. İnsanın sığındığı her şey bir gün çöker; Hayy'a sığınan ise dayanaksız kalmaz.
Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Hayy'ı "idrak eden ve iş yapan" diye tanımlar: Hayatın en alt derecesi, bir şeyi hissedip ona göre hareket etmektir; en üst derecesi ise her şeyi bilen ve her şeyi yapan, bilgisi ve işi hiçbir şeye muhtaç olmayandır. Bu, yalnız Allah'tır. Kulun bu isimden payı, bilgisi ve ameli ölçüsünde diri olmaktır: Bilgisiz ve amelsiz yaşayan, beden olarak diri olsa da gerçek hayattan payı azdır.
Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Hayy ismi, kâinattaki her canlının kendi hayatını kendinden almadığını hatırlatır. Bir çiçek güneşe, suya, toprağa muhtaçtır; bir kuş yiyeceğe, bir insan havaya. Bütün bu canlılar hayatı başka bir kaynaktan alır ve bir gün kaybeder. Kâinatta hayatı kendinden olan tek bir canlı yoktur; bu yokluk, hayatı kendinden olanı işaret eder. Gazâlî'nin tarifi burada da yol gösterir: Bir karınca yiyeceğini hisseder ve ona yürür; bir kuş tehlikeyi sezer ve kaçar. Bu küçük idrak ve hareket, Hayy'ın hayatından çok uzak bir gölgedir; ama o hayatın var olduğunu hatırlatır.
Derin
Derin
Sen de öleceksin. Kur'an, Hz. Peygamber'e bile ölümlü olduğunu açıkça söyler:
Buhârî'deki rivayetin bir tarikine göre Hz. Ebû Bekir, vefat günü Âl-i İmrân 144'ten önce bu ayeti de okumuştur. Ayet, onu inkâr edenlere de aynı gerçeği hatırlatır: Onlar da ölecekler. Ölüm, peygamber ile inkârcıyı, seven ile sevileni aynı çizgide buluşturur. Bu çizginin dışında kalan tek varlık, Hayy'dır.
Kimse ölümsüz kılınmadı. Enbiyâ sûresi aynı gerçeği bir soruyla anlatır:
İnkârcılar Hz. Peygamber'in ölümünü bekliyor, bununla dinin de biteceğini sanıyordu. Ayet onlara sorar: Sen ölürsen onlar ebedî mi kalacak? Hiçbir insan ölümsüz kılınmamıştır. Ölümsüzlük, yaratılmışlara ait bir nitelik değildir.
Asıl hayat. Kur'an, dünya hayatını ahiret hayatıyla karşılaştırır:
Ayetin Arapçasında ahiret yurdu için le-hiye'l-hayevân ifadesi kullanılır; hayevân kelimesi "hayatın ta kendisi, dolu dolu hayat" anlamı taşır ve aynı köktendir. Dünya hayatı bir oyun ve eğlence gibi geçip gider; ahiret ise hayatın tam anlamıyla yaşandığı yerdir. Hayy'ın katındaki hayat, ölümün gölgesi düşmeyen bir hayattır.
Ölümün ölümü. Hz. Peygamber, ahirette ölümün kendisinin sona ereceğini bir benzetmeyle anlatmıştır:
Dünyada her hayatın ucunda ölüm bekler. Ahirette ise ölümün kendisi ortadan kalkar. Hayy, kullarına da ölümün dokunmadığı bir hayat vaat etmiştir.
Onlar diridir. Kur'an, Allah yolunda öldürülenlerin de bir hayatı olduğunu söyler:
Bu hayat, dünyadaki hayata benzemez ve "siz farkında değilsiniz" diye anlatılır. Ayet, ölümün insanlar için bir son olmadığını, Hayy'ın katında hayatın başka bir biçimde sürdüğünü gösterir.
Diriye güvenmek. Kur'an, tevekkülün ölümsüz olana yapılmasını emreder: "Ölümsüz, diri olan Allah'a güven" (Furkân 58). el-Vekîl dersinde bu ayet tevekkül yönüyle işlenmişti; Hayy isminin penceresinden bakıldığında ise gerekçe açıkça görünür: Ölümlü olana dayanan, dayanağını bir gün kaybeder.
İlmî
İlmî
Hayat sıfatı. Kelâm âlimleri, Allah'ın sıfatlarını sayarken hayatı ilk sıraya koymuştur. Mâtürîdî geleneğinde sübûtî sıfatlar hayat, ilim, sem', basar, irade, kudret, kelâm ve tekvîn olarak sayılır. Eş'arî kelâmcılar ise tekvîni ayrı bir sıfat saymaz ve yedi sıfattan söz eder; ama onlar da listeye hayatla başlar. Hayatın başta gelmesinin sebebi, diğer sıfatların ona dayanmasıdır: Diri olmayan bilemez, işitemez, göremez, dileyemez ve yapamaz. Bu yüzden Hayy ismi, diğer birçok ismin ön şartı gibidir.
Yaratılmışların hayatına benzemez. Kelâmcılar, Allah'ın hayatının yaratılmışların hayatına benzemediğini özenle vurgulamıştır. İnsanın hayatı bir bedene, bir ruha, nefes almaya ve beslenmeye bağlıdır; bir başlangıcı ve sonu vardır. Allah'ın hayatı ise bunların hiçbirine bağlı değildir; ezelî ve ebedîdir. Kelime aynıdır, ama anlamın gerçekliği farklıdır. Bu ilke, Esmâ'nın genelinde geçerli olan "benzetmeden anlama" ilkesinin bir örneğidir: "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur" (Şûrâ 11). Aynı ayetin devamında Allah'ın işiten ve gören olduğu söylenir; yani benzetmeyi reddetmek, sıfatları reddetmek anlamına gelmez.
Hayatın tanımı. Cürcânî, et-Ta'rîfât'ta hayatı, "kendisiyle nitelenen varlığın bilmesini ve güç yetirmesini gerekli kılan sıfat" diye tanımlar. Bu tanım, hayatı bir nefes ya da hareketle değil, bilgi ve kudretin ön şartı olarak açıklar. Böylece yaratılmışların hayatına ve Allah'ın hayatına aynı kelimeyle işaret edilebilir; ama biri sınırlı bir bilgi ve güce, öbürü sınırsız bir bilgi ve güce kaynaklık eder.
Hayy ve Muhyî. Hayy ile Muhyî arasındaki ilişki, "kendinde olan" ile "başkasına veren" arasındaki ilişkidir. Muhyî hayat verir; Hayy ise hayatın kendisine sahiptir. Âlimler, başkasına hayat verenin önce kendisinin diri olması gerektiğini, bu yüzden Muhyî isminin Hayy ismine dayandığını belirtmiştir. Esmâ listesinde Hayy'ın, Muhyî ve Mümît'ten hemen sonra gelmesi de bu dayanağı gösterir.
İlmî
Klasik şerhlerde el-Hayy
el-Hayy kalıbı Kur'an'da 24 kez, 20 ayette geçer; bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Allah için kullanıldığı beş ayetin üçünde Kayyûm ile birliktedir: Bakara 255, Âl-i İmrân 2 ve Tâhâ 111. Öbür geçişlerin çoğu canlıları ve ölüleri karşılaştırır. Bunların içinde dört kez tekrarlanan bir cümle dikkat çeker: Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran. Bu dersin İlmî seviyesi hayat sıfatını, Allah'ın hayatının yaratılmışlarınkine benzemeyişini, hayatın tanımını ve Hayy ile Muhyî ilişkisini anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.
| Şârih | Eser | İsme bakışı |
|---|---|---|
| Taberî (ö. 310/923) | Câmiu'l-beyân | Tefsir: ölüden diri |
| Beyhakî (ö. 458/1066) | ed-Daavâtü'l-kebîr | Delil: Hayy ve Kayyûm ile sığınma |
| Kuşeyrî (ö. 465/1072) | Letâifü'l-işârât | İşârî tefsir: diri olanı uyarmak |
| Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210) | Mefâtîhu'l-gayb | Tefsir: şehitlerin hayatı |
Taberî: Ölüden diri. Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarmak ifadesi Âl-i İmrân 27, En'âm 95, Yûnus 31 ve Rûm 19'da tekrarlanır. Taberî'nin aktardığı görüşler bu ifadeyi iki düzlemde açıklar. Birinci açıklamaya göre ifade tabiattaki dönüşümü anlatır: Kuru tohumdan yeşil bir bitki, cansız görünen yumurtadan bir canlı çıkar. İkinci açıklamaya göre ise ifade kalpleri anlatır: İnkâr eden bir babadan inanan bir çocuk, inanan bir babadan inkâr eden bir çocuk çıkabilir. İki açıklamanın ortak noktası, hayatın hiçbir zaman bir zincir gibi kendiliğinden aktarılmadığıdır. Her yeni hayat, Hayy'ın bir fiilidir.
Beyhakî: Hayy ve Kayyûm ile sığınma. Delil derleyicisi bu ismin dualardaki yerini de toplar. Hadis kaynaklarında, sıhhatleri hakkında farklı değerlendirmeler bulunan rivayetlerde, Hz. Peygamber'in sıkıntılı anlarda Hayy ve Kayyûm isimleriyle Allah'a seslenip O'nun rahmetiyle yardım istediği aktarılır. Bu rivayetlerden birine göre o, Fâtıma'ya sabah ve akşam okuması için bir dua öğretmiş; bu duada kulun bütün hâlinin düzeltilmesini ve bir an bile kendi nefsine bırakılmamasını istemiştir. Duanın mantığı açıktır: Diri olana ve her şeyi ayakta tutana sığınan kul, kendi zayıf hayatını O'na emanet eder.
Kuşeyrî: Diri olanı uyarmak. Yâsîn 70, Kur'an'ın diri olanları uyarmak için indirildiğini söyler. Fâtır 22'de ise dirilerle ölülerin bir olmadığı, Peygamber'in kabirdekilere işittiremeyeceği bildirilir. Bu ayetlerde diri ve ölü, bedenin değil kalbin hâlini anlatır. İşârî tefsir geleneği bu kullanımı Hayy isminin kuldaki yansıması olarak okur. Kuşeyrî'nin tefsiri gibi eserlerde kalbin diriliği, öğüdü işitebilmesiyle ölçülür. Bedeni yaşayan ama öğüde kapalı olan kişi, bu anlamda ölüdür. Hayy'ın verdiği hayatın en yüksek derecesi, kalbin hakikate açık olmasıdır.
Râzî: Şehitlerin hayatı. Bakara 154 ve Âl-i İmrân 169, Allah yolunda öldürülenlerin ölü olmadığını, Rableri katında diri olduklarını söyler. Dersin Derin seviyesinde bu ayet anıldı. Râzî'nin tefsirinde bu hayatın mahiyeti uzun uzun tartışılır: Bu hayat yalnız ruhların bir hayatı mıdır, yoksa bedenle de bir ilgisi var mıdır? Râzî farklı görüşleri aktarır ve ayetin kendi ifadesine dikkat çeker: Siz farkında değilsiniz. Bu ifade, söz konusu hayatın insan duyularının ölçüsüyle anlaşılamayacağını bildirir. Râzî'nin okumasında Hayy, hayatın tek kaynağıdır ve o hayatı ölümden sonra da dilediği biçimde sürdürür.
Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Müfessir hem tabiatta hem kalplerde ölüden çıkan hayatı, delil derleyici Hayy ve Kayyûm'a sığınan duayı, işârî müfessir öğüdü işitebilen kalbin diriliğini, Râzî ise duyuların ölçüsünü aşan bir hayatı öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Hayatın sahibi yalnız Hayy'dır; kul ise kalbi diri kaldığı ölçüde gerçekten yaşar.
Durup düşün
- Kalbini en çok hangi ölümlü şeye bağladın? Onu kaybetsen, dayanağın ne olurdu?
- Hz. Ebû Bekir'in "Kim Allah'a ibadet ediyorsa bilsin ki Allah diridir, ölmez" sözü, bir kayıp anında sana nasıl bir teselli verir?
- Gazâlî'nin tarifine göre, bilgi ve amel yönünden ne kadar "diri" bir hayat yaşıyorsun?
Uygulama
Bugün Buhârî'deki "Sen ki ölmezsin; cinler ve insanlar ölür" duasını ezberle ve gün içinde birkaç kez tekrarla. Kaybettiğin bir yakının için dua et ve onun sevgisini Hayy'a emanet et. Akşam Tefekkür Defteri'ne, hayatında "asıl hayat" için neler biriktirdiğini yaz.
Kendini sına
- Hayy ismi Kur'an'da kaç yerde ve hangi isimle birlikte sık geçer?
- Hz. Peygamber'in vefat ettiği gün Hz. Ebû Bekir insanlara ne söylemiştir?
- Gazâlî Hayy'ı nasıl tanımlar?
- Kelâm âlimleri hayat sıfatını neden diğer sıfatlardan önce sayar?