Öğrenme hedefleri
- Piramitlerin kölelerce inşa edildiği fikrinin hangi kaynaklardan ve hangi dönemlerden geldiğini açıklayabileceksin.
- Gize'deki işçi köyü, işçi mezarları ve Merer'in papirüsleri gibi kanıtların piramit işçileri hakkında ne söylediğini anlatabileceksin.
- «Köle değildi» ile «özgürdü» arasındaki farkı gözeterek Eski Mısır'da zorunlu çalışmanın doğasını değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir tökezleyen at
Nisan 1990'da Gize piramitlerinin güneyinde, bir turisti taşıyan at kumun altında kalmış kerpiç bir duvara takılıp tökezledi. Mısırlı arkeologlar duvarın ne olduğunu anlamak için kazdıklarında bir mezar buldular; ardından bir tane daha, sonra onlarcası. Mezarlar firavunlara ya da soylulara değil, piramitlerde çalışmış insanlara aitti: ustalar, işçi başları, sıradan işçiler. Bazıları mezarlarına adlarını ve görevlerini yazdırmıştı.
Mezarların bir kısmı küçük kerpiç piramitler biçimindeydi; bazıları taştan, sahte kapılı ve yazıtlı yapılardı. İçlerinde ekmek ve bira kapları, ölünün öbür dünyada beslenmesi için bırakılmış sunular vardı. Bir köleye kimse böyle bir mezar yaptırmaz; ya da en azından, bu mezarları görenler böyle düşündü. Bir firavunun anıtının gölgesinde, onu yapanların da kendi küçük anıtları duruyordu.
Bu buluş, yüzyıllardır tekrarlanan bir anlatıyı sarstı: piramitleri, kırbaç altında çalıştırılan köleler inşa etti. Bu anlatı okul kitaplarında, romanlarda ve popüler kültürde o kadar yerleşmişti ki, çoğu kişi onu bir olgu sanıyordu. Piramitleri gerçekten köleler mi inşa etti, ve bu fikir nereden çıktı?
Bağlam — bir firavunun mezarı
Gize'deki en büyük piramit, Dördüncü Hanedan'dan Keops için, yaklaşık MÖ 2560'larda inşa edildi. Yaklaşık yirmi yıl süren bir çalışmayla, milyonlarca taş bloğun kesilip taşınmasıyla yükseldi. Piramit, firavunun öbür dünyadaki yolculuğunu güvence altına alacak kutsal bir yapıydı ve etrafında tapınaklar, geçitler ve öbür mezarlarla birlikte büyük bir kutsal alan oluşturuyordu.
Bu ölçekte bir iş, taş kesmekten çok daha fazlasını gerektiriyordu. Taş ocaklarında blok çıkaracak, onları rampalardan ve kanallardan taşıyacak, yerine oturtacak insanlar gerekiyordu; ama bu insanları besleyecek fırıncılar, biracılar, çömlekçiler, onlara alet yapacak demirciler yerine bakırcılar, hesap tutacak katipler de gerekiyordu. Piramit, bir yapı olduğu kadar bir lojistik düzenin de ürünüydü. Kimin çalıştığı sorusu, bu yüzden, devletin nasıl işlediği sorusuyla iç içe geçer.
Böyle bir yapının kimin emeğiyle yükseldiği sorusu, antik çağdan beri soruldu. Yunan tarihçi Herodot, MÖ 5. yüzyılda, yani piramitlerden yaklaşık iki bin yıl sonra Mısır'ı gezdi ve rahiplerden duyduklarını yazdı. Ona anlatılana göre Keops tapınakları kapatmış ve bütün Mısırlıları kendisi için çalıştırmıştı: yüz bin kişi üçer aylık dönemlerle sürekli çalışıyor, taşları taşıyordu. Herodot bu işi bir zulüm olarak anlattı, ama çalışanlara «köle» demedi.
Gelişme — mitin iki kaynağı
Köle anlatısının güçlenmesinde iki ayrı etken rol oynadı. İlki Kutsal Kitap'tı. Çıkış kitabı, İsrailoğullarının Mısır'da ağır işlerde çalıştırıldığını ve firavun için kentler inşa ettiğini anlatır. Metin piramitlerden söz etmez; ama sonraki yüzyıllarda bu anlatı, Mısır'ın en ünlü yapılarına bağlandı. 1. yüzyılda Yahudi tarihçi Josephus, Yahudi Eski Eserleri'nde İbranilerin başka işlerle birlikte piramit yapımında da çalıştırıldığını yazdı. Oysa Çıkış anlatısının geçtiği döneme ne zaman tarihlenirse tarihlensin, Gize piramitleri ondan çok daha eskiydi.
Yaygın yanlış«Piramitleri İsrailoğulları inşa etti» düşüncesi yaygındır.
Gize piramitleri MÖ 3. binyılın ortasında inşa edildi; Çıkış anlatısı, en erken tarihlemelerde bile bundan bin yılı aşkın bir süre sonrasına yerleştirilir. İki olayı birbirine bağlayan, sonraki yorumcuların anlatısıdır.
Bu aktarım zinciri, bir mitin nasıl kurulduğunu iyi gösteriyor. Kutsal metin genel bir zorla çalıştırma anlatır; sonraki bir yorumcu bu anlatıyı bildiği en ünlü yapılara bağlar; daha sonraki okurlar ise yorumu metnin kendisi sanır. Her halka kendinden öncekine biraz daha kesinlik ekler ve sonunda «İbrani köleler piramitleri yaptı» cümlesi, hiçbir antik kaynağın tek başına söylemediği bir olgu gibi dolaşmaya başlar.
İkinci etken, sonraki çağların kendi deneyimleriydi. Roma'nın, sonra da Atlantik dünyasının köle emeğine dayanan büyük yapıları ve plantasyonları, antik anıtları düşünen insanların zihninde güçlü bir imge oluşturdu: devasa bir yapı, zorla çalıştırılan kitleler olmadan nasıl yükselebilirdi? Antik Mısır'ın tek tanrılı dinlere zıt bir güç olarak anlatıldığı dini metinler de firavun imgesini acımasız bir zorbanın imgesine dönüştürdü.
Dönüş noktası — işçilerin kendi izleri
Asıl şaşırtıcı kanıt, işçilerin kendi bıraktığı izlerden geliyor. 1988'den beri Amerikalı arkeolog Mark Lehner'in yönettiği kazılar, Sfenks'in güneyinde Heit el-Ghurab denen alanda bütün bir işçi yerleşimini ortaya çıkardı: barakalar, fırınlar, bira imalathaneleri, tahıl ambarları, balık ve sığır kemikleri. İşçiler et yiyor, ekmek ve bira alıyordu; bazı iskeletlerde kırık kemiklerin tedavi edildiğine dair izler bulundu. Bu, bir ölüm kampının değil, örgütlü bir devlet işinin tablosuydu.
Kemikler de bir şey söylüyor. İşçi mezarlığındaki iskeletlerde omurga yıpranması ve ağır yük taşımanın izleri açıkça görülüyor; bu insanlar zor bir iş yapıyordu ve bedenleri bunu taşıyordu. Aynı iskeletlerin bir kısmında ise kaynamış kırıklar var: kolu ya da bacağı kırılan bir işçi tedavi edilmiş, yaşamaya devam etmişti. Ağır emek ile bakım aynı mezarlıkta yan yana duruyor ve bu ikisi, tek bir kelimeye sığmayan bir tabloyu birlikte çiziyor.
İşçiler piramitlerin içine de iz bıraktı. Bazı taşların üzerinde, çalışma gruplarının kendilerine verdiği adlar boyayla yazılıydı: «Keops'un Dostları» ya da «Mikerinos'un Sarhoşları» gibi. Bu adlar, rekabet eden, kendi kimliği ve gururu olan çalışma ekiplerini düşündürüyor.
2013'te ise Kızıldeniz kıyısındaki Vadi el-Cerf'te Fransız arkeolog Pierre Tallet'nin ekibi, bilinen en eski yazılı papirüsleri buldu. Bunların bir kısmı, Merer adlı bir müfettişin, Keops'un saltanatının 27. yılında tuttuğu çalışma günlüğüydü. Merer ve ekibi, Tura'daki taş ocaklarından beyaz kireçtaşını tekneyle Nil ve kanallar üzerinden Gize'ye taşıyordu. Günlük, işçilerin yiyecek aldığını, belirli görevler için örgütlendiğini ve yılın belirli dönemlerinde çalıştığını gösteriyor.
Yaygın yanlış«Piramit işçileri özgür ve gönüllü işçilerdi» diye de abartılı bir düzeltme yapılır.
Kanıtlar işçilerin köle olmadığını gösteriyor, ama bu onların tamamen gönüllü olduğu anlamına gelmiyor. Çalışanların önemli bir kısmı, devletin zorunlu emek sistemine, yani angaryaya tabi köylülerdi.
Cevap — köle değil, ama tamamen özgür de değil
Sayılar da bu tabloyu destekliyor. Herodot'un yüz bin kişilik rakamı, bugünkü tahminlerin çok üzerinde kalıyor. Lehner'in ekibi, işçi köyünün büyüklüğüne ve iş miktarına dayanarak, herhangi bir anda Gize'de yirmi ile yirmi beş bin kişi arasında bir işgücü öngördü: bunun bir kısmı doğrudan inşaatta, çoğu ise onları besleyen, taşıyan ve donatan destek işlerindeydi. Bu tahminler kesin değil, ama Herodot'un rakamının bir tanıklıktan çok bir abartı olduğunu düşündürüyor.
Öyleyse piramitleri köleler mi inşa etti? Kanıtlar büyük ölçüde hayır diyor. Piramitleri, bir kısmı sürekli çalışan usta taşçılardan, mimarlardan ve katiplerden, büyük kısmı ise dönüşümlü olarak çalıştırılan köylülerden oluşan örgütlü bir işgücü inşa etti. Bu işçiler barındırıldı, beslendi, tedavi edildi ve bazıları piramitlerin yakınında onurlu mezarlara gömüldü.
Ama bu, onların bugünkü anlamda özgür işçiler olduğu anlamına gelmiyor. Eski Mısır devleti, halkından emek talep edebiliyordu ve bu talep çoğu zaman reddedilemezdi. Doğru cevap, «köle» ile «özgür işçi» arasında bir yerde duruyor: devlete karşı emek borcu olan, ama bir başkasının mülkü olmayan insanlar. Kölelik, Eski Mısır'da da vardı; ama piramitlerin emeğinin temelini oluşturduğuna dair kanıt yok.
Bugünle bağ — bir mitin ömrü
Piramitlerin kölelerce inşa edildiği fikri, arkeolojik kanıtlara rağmen bugün de yaygın. Bunun bir nedeni, mitin sade ve etkileyici olması: dev yapı, acımasız hükümdar, kırbaç altında çalışan kitleler. Gerçek tablo, yani mevsimlik çalışma, ekmek ve bira tayınları, çalışma ekiplerinin rekabeti ve devletin emek talebi, daha karmaşık ve daha az dramatik.
Bu mit, tarihin nasıl yazıldığını da gösteriyor. Bir dönem hakkındaki bilgimiz, kimin yazdığına bağlı: firavunlar anıt bıraktı, işçiler ise yakın zamana kadar sessizdi. Arkeoloji, bu sessiz insanların barınaklarını, yemeklerini ve mezarlarını ortaya çıkararak onlara bir ses verdi. Bir mitle karşılaştığımızda sormamız gereken soru basit: bu anlatı, işi yapan insanların kendi izlerine mi, yoksa onlar hakkında yüzyıllar sonra yazılanlara mı dayanıyor?
Birincil kaynak
Yunan tarihçi Herodot, MÖ 5. yüzyılda Mısır'da rahiplerden duyduklarını aktarırken Keops'un piramidi nasıl yaptırdığını şöyle anlatır:
Rampsinitos kral olana kadar Mısır'da düzenli bir yönetim vardı ve Mısır çok gelişti; ama ondan sonra Keops onlara kral oldu ve onları her türlü kötülüğe sürükledi: tapınakları kapattı ve bütün Mısırlılara kendisi için çalışmalarını emretti. […] Yüz binlik gruplar hâlinde, her biri üçer ay olmak üzere sürekli çalıştılar.
Kaynak: Herodot, Tarih, II. kitap, 124. bölüm; G. C. Macaulay'nin İngilizce çevirisi (Londra, 1890), Project Gutenberg. Türkçe çeviri bizim.
Metnin bu bölümünü okurken iki şeyi ayırmak gerekiyor: Herodot'un duyduğu şey ile Herodot'un yorumu. Tapınakların kapatılması ve Keops'un kötü bir hükümdar olarak anılması, Herodot'un konuştuğu rahiplerin kendi bakışını yansıtıyor olabilir.
Herodot bu bilgileri piramitlerden yaklaşık iki bin yıl sonra, Mısırlı rahiplerden dinledi; anlattığı sayılar ve Keops'a yönelik olumsuz tablo, bu aracılı aktarımın izini taşıyor.
- Herodot işçileri «köle» olarak mı tanımlıyor, yoksa başka bir biçimde mi?
- «Üçer aylık dönemler» ifadesi, bugünkü arkeolojik kanıtlarla nasıl karşılaştırılabilir?
- Olaylardan iki bin yıl sonra yazılmış bir anlatıya tarihçi ne ölçüde güvenebilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Herodot (MÖ 5. yüzyıl) — Piramit yapımını, tapınakları kapatan ve halkını ezen bir firavunun zulmü olarak anlattı; işçilerin sayısını yüz bin olarak verdi. Onun anlatısı, piramitlere dair Batı hayal gücünü yüzyıllarca biçimlendirdi.
- Zahi Hawass (1990'lar) — Gize'deki işçi mezarlarını kazan Mısırlı arkeolog, bu bulguların piramitlerin köleler tarafından değil, saygı gören Mısırlı işçiler tarafından inşa edildiğini gösterdiğini vurguladı; bu yorum, ulusal bir gurur anlatısıyla da birleşti ve mezarları ziyaretçilere açarak mitin karşısına somut bir kanıt koydu.
- Mark Lehner (1988'den beri) — Heit el-Ghurab'daki kazılarıyla işçilerin nasıl barındırılıp beslendiğini ve örgütlendiğini gösterdi. Ona göre piramitler, bir devletin kaynaklarını, emeğini ve yiyeceğini merkezî olarak örgütleme kapasitesinin ürünüydü. Lehner, işçi sayısı tahminlerinin de bu örgütlenmenin ölçeğinden türetilmesi gerektiğini savundu.
- Pierre Tallet (2013'ten beri) — Vadi el-Cerf papirüslerini yayımlayarak piramit inşaatının lojistiğine dair ilk çağdaş yazılı tanıklığı ortaya koydu; Merer'in günlüğü, taşların nasıl taşındığını ve ekiplerin nasıl çalıştığını içeriden gösteriyor.
Bu yorumlar, köle mitinin reddedilmesinde büyük ölçüde anlaşıyor. Ayrıldıkları yer, işçilerin durumunun ne ölçüde «onurlu» ve ne ölçüde «zorunlu» olarak tanımlanacağı; Hawass'ın vurgusu ile angaryanın zorlayıcı yanını öne çıkaran yorumlar arasında bir gerilim var. Bir de kanıtın ağırlığı sorusu duruyor: işçi köyü ve mezarlar büyük ölçüde sürekli çalışan, görece ayrıcalıklı bir çekirdeği temsil ediyor olabilir. Dönüşümlü gelip giden köylülerin izleri daha silik; onların deneyimi, bugün en az bilinen parça olmayı sürdürüyor.
Derine İn
Piramit işçileri tartışması, bir mitin çürütülmesinin yeni bir abartıya dönüşebileceğini gösteriyor. «Köleler inşa etti» mitinin yerini bazen «mutlu, gönüllü işçiler inşa etti» anlatısı alıyor. Oysa kanıtlar ikisinin arasında bir yeri gösteriyor. Eski Mısır'da devlet, köylülerden belirli dönemlerde emek talep edebiliyordu; bu çalışmanın karşılığında yiyecek ve barınma veriliyordu, ama köylünün reddetme hakkı büyük olasılıkla yoktu. Bu, bugünkü anlamda ne kölelik ne de serbest emek.
Kavramların tarihsel bağlama göre dikkatle kullanılması burada önemli. «Kölelik» kelimesi bugün, akla ilk olarak Atlantik köleliğini getiriyor: insanların mülk olarak alınıp satıldığı, ömür boyu ve kalıtsal bir statü. Eski Mısır'da da insanların mülk olarak tutulduğu durumlar vardı, özellikle savaş esirleri arasında; ama bu, Atlantik köleliğiyle aynı sistem değildi. Farklı toplumlardaki zorunlu emek biçimlerini tek bir kelimeyle anlatmak, aralarındaki önemli farkları silebilir.
Bir başka zorluk, zorunlu emeği ölçmenin güçlüğü. Merer'in günlüğü bize ekiplerin ne taşıdığını ve nereye gittiğini söylüyor, ama bu insanların oraya nasıl geldiğini, gitmeyi reddetseler ne olacağını, ailelerinin bu sürede nasıl geçindiğini söylemiyor. Tayın listeleri bir işçinin ne yediğini gösterir, ne hissettiğini göstermez. Kanıtın sustuğu yerlerde tarihçi ya susmayı ya da açıkça işaretlenmiş bir tahmini seçmek zorunda. «İşçiler memnundu» cümlesi de «işçiler eziliyordu» cümlesi de, çoğu zaman kanıtın söylemediği bir şeyi söyler; dürüst olan, iki cümlenin de nereden geldiğini göstermektir. Bu ders boyunca kullanılan «angarya» kelimesi de bir yaklaşıklık; Eski Mısır'ın kendi terimleri ve hukuki ayrımları, bugünkü kavramlarımıza tam oturmayabilir.
Kaynakların türü de tartışmanın seyrini değiştirdi. Yüzyıllar boyunca piramit işçileri hakkında bilinenler, Herodot gibi olaylardan çok sonra yazan yabancı yazarlara ve dini metinlere dayanıyordu. 20. yüzyılın sonunda arkeoloji, işçilerin kendi yerleşimlerini, yemeklerini ve mezarlarını ortaya çıkardı. 2013'te bulunan Merer'in günlüğü ise, ilk kez, inşaata katılan birinin kendi eliyle tuttuğu kayıtları sundu. Kanıtın türü değiştikçe, anlatı da değişti.
Karşılaştırma da yardımcı olabilir, ama dikkatle. Birçok tarım toplumunda devlet, köylüden yıl içinde belirli günler emek talep etti: yol yapımı, kanal kazımı, sur onarımı gibi. Bu sistemlerin her biri kendi kuralları, istisnaları ve cezaları olan ayrı düzenlerdi. Piramit inşaatını bu geniş ailenin bir üyesi olarak görmek, onu hem kölelikten hem de serbest ücretli emekten ayırmaya yardım eder; ama Mısır'a özgü ayrıntıları başka bir toplumun kurallarıyla doldurmak da ayrı bir hata olur.
Son olarak, bu tartışmanın bugünkü siyasi boyutu da görmezden gelinmemeli. Mısır'da piramitlerin Mısırlı işçiler tarafından inşa edildiğinin vurgulanması, ulusal kimlik açısından önemli bir anlam taşıyor ve zaman zaman piramitleri başka halklara ya da «kayıp uygarlıklara» atfeden iddialara karşı bir cevap olarak da kullanılıyor. Tarihçi, bu siyasi anlamları kabul etmekle birlikte, kanıtın gösterdiğinden ne daha azını ne daha fazlasını söylemeye çalışmalı.
Uzman Notu
Temel literatür
- Mark Lehner, The Complete Pyramids (Londra: Thames and Hudson, 1997).
- Zahi Hawass ve Mark Lehner, Giza and the Pyramids (Londra: Thames and Hudson, 2017).
- Pierre Tallet ve Mark Lehner, The Red Sea Scrolls: How Ancient Papyri Reveal the Secrets of the Pyramids (Londra: Thames and Hudson, 2021).
- Herodot, Herodot Tarihi, çev. Müntekim Ökmen (İstanbul: Remzi Kitabevi).
- Josephus, Yahudi Eski Eserleri (Antiquitates Judaicae), II. kitap.
Arşiv ve kaynak
Heit el-Ghurab kazılarının raporları Ancient Egypt Research Associates (AERA) tarafından yayımlanır. Vadi el-Cerf papirüsleri Kahire'deki Mısır Müzesi'nde korunur. Gize arşivine dair belgeler ve fotoğraflar Harvard Üniversitesi'nin Giza Project dijital arşivinde açık erişimlidir.
Açık sorular
- Piramit işçilerinin ne kadarı sürekli çalışan uzmanlardı, ne kadarı dönüşümlü çalışan köylülerdi?
- Merer'in günlüğündeki ekip örgütlenmesi, Gize'deki işçi köyünün düzeniyle nasıl ilişkilendirilebilir?
- Eski Mısır'da angarya ile kölelik arasındaki hukuki ve toplumsal sınır nasıl çiziliyordu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Herodot'a göre Keops piramidinin yapımında kaç kişilik gruplar çalıştı? A) On bin B) Yüz bin C) Bir milyon D) Bin
- (Hedef 1) Piramitlerin İsrailoğulları tarafından inşa edildiği fikrine karşı en güçlü kanıt hangisidir? A) Piramitlerin Çıkış anlatısının tarihlendiği dönemden çok daha eski olması B) Piramitlerin taştan yapılması C) Mısır'da hiç yabancı olmaması D) Herodot'un bu konuda yazması
- (Hedef 2) 2013'te Vadi el-Cerf'te bulunan Merer'in papirüsleri neyi gösteriyor? A) Piramitlerin uzaylılarca yapıldığını B) Tura'dan Gize'ye taş taşıma işinin nasıl örgütlendiğini C) Keops'un mezarının yerini D) Piramitlerin Roma döneminde yapıldığını
- (Hedef 2) Heit el-Ghurab kazılarında ortaya çıkan bulgulardan biri hangisidir? A) İşçilerin barakaları, fırınları ve et tüketimi B) Köle pazarları C) Roma sikkeleri D) Kilise kalıntıları
- (Hedef 3) Piramit işçilerinin durumunu en iyi hangi ifade anlatır? A) Tamamen özgür ve gönüllü B) Ömür boyu köle C) Köle olmayan ama devlete emek borcu bulunan ve çoğu zaman reddedemeyen işçiler D) Yabancı paralı askerler
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Piramitleri köleler inşa etti» mitini düzeltirken «piramitleri özgür ve mutlu işçiler inşa etti» demek neden yeni bir yanlışa yol açabilir? Kanıtlara dayanarak dengeli bir cümle kur.
Cevaplar
- B — Herodot yüz binlik grupların üçer ay çalıştığını yazar.
- A — Gize piramitleri MÖ 3. binyılın ortasında inşa edildi; Çıkış anlatısı çok daha sonraya tarihlenir.
- B — Merer'in günlüğü, Tura kireçtaşının tekneyle Gize'ye taşınmasını ve ekiplerin çalışma düzenini kaydeder.
- A — Barakalar, fırınlar, bira imalathaneleri ve sığır kemikleri işçilerin barındırılıp beslendiğini gösterir.
- C — Kanıtlar kölelik değil, devletin zorunlu emek talebine tabi, dönüşümlü çalışan köylüleri gösterir.
Beklenen cevap, köle mitini reddeden kanıtları (işçi köyü, mezarlar, Merer'in günlüğü) kabul eder; ama angaryanın zorunlu doğasını da belirterek «özgür ve gönüllü» ifadesinin bu kanıtları aşan bir iddia olduğunu gösterir. «Köle değildi, ama devletin emek talebini reddedemeyen insanlardı» gibi bir cümle dengeli bir sonuçtur.
Sonraki bölüme köprü
Piramitlerin kölelerce yapıldığı fikri, popüler kültürün tarihe yüklediği imgelerden yalnızca biri. Sıradaki bölüm, çizgi romanlardan filmlere kadar yaygın bir başka imgeyi, Viking savaşçılarının boynuzlu miğferlerini sorguluyor ve bu imgenin arkeolojik buluntularla ne ölçüde örtüştüğünü soruyor.