İçeriğe geç

Bölüm DT-102.09 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Ninova Kitaplığı

DT-102 Mezopotamya

2.662 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
MÖ 668–MÖ 612
Bölge
Mezopotamya
Tema
Kaynaklar · Bilim · Dil ve yazı
Kişiler
Asurbanipal · Şamaş-şum-ukin · Carl Bezold · Leo Oppenheim · Simo Parpola · Max Mallowan · Jeanette Fincke
Yerler
Ninova · Borsippa · Babil · Kalhu · Hattuşa · Ebla
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Asurbanipal'in Ninova'da topladığı tablet koleksiyonunun içeriğini, nasıl oluşturulduğunu ve hangi amaçlara hizmet ettiğini açıklayabileceksin.
  • Tabletlerin sonundaki kolofonları ve kraliyet yazışmalarını, bir kitaplığın nasıl kurulduğunu incelemek için birer tanık olarak okuyabileceksin.
  • «Arşiv» ile «kitaplık» arasındaki farkı ve Ninova'nın «ilk kütüphane» olarak anılmasının ne ölçüde doğru olduğunu tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — okuyabilen bir kral

MÖ yedinci yüzyılda Asur tahtına çıkan Asurbanipal, kendinden önceki pek çok kraldan farklı bir şeyle övünüyordu. Yazıtlarından birinde, gençliğinde bilgelik tanrısının sanatını öğrendiğini, göklerin ve yerin işaretlerini inceleyebildiğini, zor hesapları çözebildiğini, Sümercenin karmaşık metinlerini ve anlaşılması güç Akadcayı okuyabildiğini, hatta «tufandan önceki taşları» bile inceleyebildiğini anlatıyordu. Mezopotamya'da okuma yazma, uzun yıllar eğitim alan kâtiplerin ve bilginlerin işiydi; bir kralın bu beceriyle övünmesi alışılmadık bir şeydi. Asurbanipal, büyük olasılıkla tahta geçmesi beklenmeyen bir prens olarak yetişmiş, belki de bir rahiplik ya da bilginlik kariyeri için eğitilmişti; ağabeyinin ölümünden sonra veliaht ilan edildi. Onun kâtiplik eğitimini gösteren, kendi elinden çıktığı düşünülen bazı alıştırma tabletleri de bulundu.

Asurbanipal'in bu merakı, başkenti Ninova'da, dönemin bilinen en büyük tablet koleksiyonunun toplanmasıyla sonuçlandı. Bu koleksiyonun bulunuşunu ve Gilgameş Destanı'nın ondan nasıl çıktığını önceki bir bölümde gördük. Bu bölüm başka bir soru soruyor: bu kitaplık neden kuruldu, nasıl toplandı ve içinde ne vardı?

Bağlam — arşiv mi, kitaplık mı?

Mezopotamya'da tablet koleksiyonları, yazının ilk dönemlerinden beri vardı. Tapınakların ve sarayların ekonomik kayıtları, yazışmaları ve sözleşmeleri odalarda saklanıyordu. Suriye'deki Ebla'da, MÖ üçüncü binyıla ait binlerce tablet bulunmuştu; Anadolu'da da, Hititlerin başkenti Hattuşa'nın tapınak ve saray depolarında on binlerce tablet parçası bulundu.

Asurbanipal'in koleksiyonunu farklı kılan, onun bilinçli ve sistemli bir biçimde toplanmış olmasıydı. Kral, yalnızca kendi sarayının belgelerini saklamakla yetinmedi; Mezopotamya'nın bütün bilgi birikimini, yani kehanet kitaplarını, dua ve büyü metinlerini, tıp tabletlerini, sözlükleri ve destanları bir araya getirmeyi amaçladı. Aynı metnin birden fazla kopyasının bulunması, kâtiplerin metinleri karşılaştırarak en doğru biçimi kurmaya çalıştığını da düşündürüyor; kitaplık, yalnızca bir depo değil, bir çalışma merkeziydi.

Bugün İngiltere'nin ulusal müzesinde, Ninova'dan gelen otuz bini aşkın tablet ve tablet parçası bulunuyor. Bunların hepsi Asurbanipal'in kitaplığına ait değildir; bir kısmı sarayın arşivinden, bir kısmı Ninova'nın başka yapılarından gelir. Ama bu koleksiyon, Mezopotamya edebiyatının ve biliminin bugün bildiğimiz en büyük kaynağıdır.

Gelişme — tabletleri toplamak

Asurbanipal'in tabletleri nasıl topladığını, onun yazışmalarından biliyoruz. Kralın, güneydeki Borsippa kentinin valisine ya da bir görevlisine yazdığı bir mektubun sonraki dönemden kalan kopyası, belirli tabletlerin, özellikle kehanet, dua ve büyü metinlerinin, bilginlerin evlerinden ve tapınaklardan toplanıp Ninova'ya gönderilmesini emreder. Mektuba göre, sarayda bulunmayan ve krallık için yararlı olan her tablet bulunup gönderilmeliydi.

Tabletlerin bir kısmı, çok daha zorla toplandı. Asurbanipal'in kardeşi Şamaş-şum-ukin, Babil'in kralıydı ve MÖ 652'de Asurbanipal'e karşı ayaklandı. Dört yıl süren bir iç savaştan sonra Babil yenildi. Bu zaferin ardından, Babil'deki bilginlerin ve tapınakların koleksiyonlarından çok sayıda tablet Ninova'ya taşındı. Bazı bilgin ailelerinin kendi evlerindeki tabletler bile el konularak kitaplığa kaydedildi. Bilgi, burada da bir ganimetti.

Yazı tahtaları, kitaplığın bugün göremediğimiz bir kısmını oluşturuyordu. 1953'te İngiliz arkeolog Max Mallowan, Asur'un eski başkenti Kalhu'da bir kuyunun dibinde, fildişi yazı tahtalarının parçalarını buldu. Tahtaların üzerindeki bir yazıt, bunların bir kehanet derlemesini taşıdığını gösteriyordu. Balmumu çoktan gitmişti; ama tahtalar, Asur kâtiplerinin kil tabletlerin yanında başka yazı malzemeleri de kullandığını kanıtlıyordu. Bu keşif, bugün elimizdeki Ninova koleksiyonunun, kitaplığın tamamını değil, yalnızca kil üzerine yazılmış kısmını temsil ettiğini hatırlatıyor.

Yaygın yanlış«Ninova kitaplığı, halkın gelip okuyabildiği bir halk kütüphanesiydi» diye düşünülür.
Doğrusu

Oysa kitaplık, kralın ve onun bilginlerinin kullanımı için kurulmuştu. Tabletlerin sonundaki bazı kolofonlar, metinlerin «halkın incelemesi için» sarayda saklandığını söyler; ama bu ifade, bugünkü anlamda bir halk kütüphanesini değil, kralın bilgeliğini ve cömertliğini vurgulayan bir kalıp olarak anlaşılmalıdır.

Dönüş noktası — kral için bilgi

Kitaplığın en büyük bölümünü, kehanet metinleri oluşturuyordu. Mezopotamyalılar, tanrıların iradesinin dünyadaki işaretlerde, yani gökyüzündeki olaylarda, kurban edilen hayvanların karaciğerlerinde, rüyalarda, doğumlarda ve gündelik olaylarda okunabileceğine inanıyordu.

Bu metinler, kralın kararlarını yönlendirmek için kullanılıyordu. Asurbanipal'in ve babasının sarayında, gökyüzünü gözlemleyen, kurban hayvanlarını inceleyen ve büyü ritüellerini yöneten bir bilginler topluluğu vardı. Bu bilginlerin krala yazdığı yüzlerce mektup günümüze ulaştı. Mektuplarda bilginler, bir ay tutulmasının ne anlama geldiğini, kralın bir sefere çıkıp çıkmaması gerektiğini ya da hangi ritüelin yapılması gerektiğini tartışır ve görüşlerini kitaplıktaki metinlere dayandırır.

Bu mektuplar, kitaplığın nasıl kullanıldığını gösteren en doğrudan kanıtlardır. Bir ay tutulması yaklaştığında, bilginler kralı uyarıyor, tutulmanın kötü bir işaret olabileceği günlerde kralın yerine geçici olarak bir «yedek kral» tahta çıkarılması gibi ritüeller öneriyordu. Kitaplıktaki metinler, bu kararların dayanağıydı.

Kitaplık, bu yüzden, bir tür devlet bilgi merkeziydi; bilgiyi toplamak kadar, onu yorumlayacak insanları sarayda tutmak da bu merkezin parçasıydı. Bilginler, kralın yakınında olmanın ayrıcalığını ve tehlikesini birlikte yaşıyordu: doğru bir yorum ödül getirirken, yanlış bir öngörü gözden düşmelerine yol açabilirdi. Bazı mektuplarda, bilginlerin kendi aralarındaki rekabeti ve krala yaranma çabalarını da görmek mümkün. Asurbanipal için bilgi, bir güç aracıydı: tanrıların işaretlerini doğru okuyabilen bir kral, doğru kararlar verebilir ve tahtını koruyabilirdi. Kitaplıktaki tıp metinleri kralın sağlığını, büyü metinleri onu kötü güçlerden, kehanet metinleri ise onu yanlış kararlardan korumayı amaçlıyordu.

Cevap — bir geleneğin korunması

Öyleyse Ninova kitaplığı neden kuruldu? Birinci amacı, krala ve bilginlerine hizmet eden bir bilgi koleksiyonu oluşturmaktı. Ama kitaplık, aynı zamanda Mezopotamya'nın binlerce yıllık yazılı geleneğini bir araya topluyor ve koruyordu. Amerikalı Asurbilimci Leo Oppenheim, Mezopotamya'nın kâtip okullarında yüzyıllar boyunca kopyalanan ve korunan metinlere «gelenek akımı» adını verdi.

Ninova, MÖ 612'de düştüğünde, kitaplık toprağın altında kaldı. Asur'un devlet olarak sonu, onun topladığı bilginin sonu olmadı: binlerce yıl sonra bu tabletler, Mezopotamya'nın dilini, edebiyatını ve bilimini yeniden keşfetmenin anahtarı oldu. On dokuzuncu yüzyılda çivi yazısını çözmeye çalışan bilginler için, Ninova'dan gelen sözlük tabletleri, yani Sümerce ve Akadca kelimeleri yan yana sıralayan listeler, bir tür sözlük işlevi gördü.

Bugünle bağ — kırık parçaları birleştirmek

Ninova tabletlerinin büyük kısmı, parçalar hâlinde bulundu. On dokuzuncu yüzyılda kazıcılar, tabletlerin hangi odadan çıktığını çoğu zaman kaydetmedi; farklı yapılardan gelen parçalar karıştı. Bugün British Museum ile Irak'taki Musul Üniversitesi'nin birlikte yürüttüğü projeler, bu parçaları dijital olarak kaydediyor, birbirine ait parçaları eşleştiriyor ve metinleri yeniden kuruyor. Yapay zekâ destekli yöntemler de, kırık tabletlerin eksik kısımlarını tahmin etmek için denenmeye başladı. İki bin beş yüz yıl önce kurulan bir kitaplık, bugün de yeniden düzenleniyor.

Birincil kaynak

Ninova kitaplığındaki pek çok tabletin sonunda, Asurbanipal'in adını ve tabletin kime ait olduğunu belirten bir not, yani bir kolofon bulunur. George Smith, bu kolofonlardan birini 1876'da şöyle çevirdi:

1. First tablet of "When, above" (name of Creation series). 2. Palace of Assurbanipal king of nations, king of Assyria, 3. to whom Nebo and Tasmit attentive ears have given: 4. he sought with diligent eyes the wisdom of the inscribed tablets, 5. which among the kings who went before me, 6. none those writings had sought. 7. The wisdom of Nebo, the impressions (?) of the god (?) instructor (?) all delightful, 8. on tablets I wrote, I studied, I observed, and 9. for the inspection of my people within my palace I placed.

Türkçesi: 1. «Yukarıda, gök henüz…» dizisinin birinci tableti. 2. Ulusların kralı, Asur kralı Asurbanipal'in sarayı; 3. ona tanrı Nabu ve tanrıça Taşmetu dikkatli kulaklar verdiler; 4. o, dikkatli gözlerle yazılı tabletlerin bilgeliğini aradı; 5. benden önce gelen krallar arasında 6. hiçbiri bu yazıları aramamıştı. 7. Nabu'nun bilgeliği, öğretmen tanrının (?) izleri (?), hepsi güzel; 8. tabletlere yazdım, inceledim, gözlemledim ve 9. halkımın incelemesi için sarayımın içine koydum.

Kaynak: Ninova'dan bir tablet kolofonu; George Smith, The Chaldean Account of Genesis (Londra: Sampson Low, 1876), s. 63–64; archive.org. Soru işaretleri, Smith'in emin olmadığı okumaları gösterir. Türkçesi bizim.

  1. Kolofon, tabletin kime ait olduğunu ve neden saklandığını nasıl anlatıyor?
  2. Asurbanipal, kendini önceki krallardan nasıl ayırıyor? Bu ifade, bir kral yazıtı olarak nasıl okunmalı?
  3. «Halkımın incelemesi için» ifadesi, bugünkü anlamda bir halk kütüphanesine işaret ediyor mu?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Carl Bezold (1889–1899) — Ninova'dan gelen tabletlerin ilk büyük kataloğunu hazırlayarak, on binlerce parçayı içeriklerine göre sınıflandırdı ve kitaplığın ne kadar geniş bir alanı kapsadığını gösterdi.
  • Leo Oppenheim (1964) — Mezopotamya'nın kâtip okullarında kuşaklar boyunca korunan metinleri «gelenek akımı» olarak tanımladı ve Ninova kitaplığını bu akımın büyük bir toplama noktası olarak gördü.
  • Simo Parpola (1983) — Kitaplığa giren tabletlerin kayıtlarını yayımlayarak, koleksiyonun önemli bir kısmının Babil'in yenilgisinden sonra oradaki bilginlerden ve tapınaklardan zorla toplandığını gösterdi.
  • Jeanette Fincke (2003–2004) — Ninova'daki Babil kaynaklı tabletleri inceleyerek, koleksiyonun farklı kökenlerini ve Asurbanipal'in kitaplığı ile saray arşivleri arasındaki sınırı yeniden tartıştı.

Bu dört çalışma, kitaplığı farklı açılardan aydınlatıyor. Bezold, bir katalogcunun sorusunu sordu: ne var, nerede ve nasıl sınıflandırılabilir? Oppenheim, kitaplığı Mezopotamya düşüncesinin uzun tarihine yerleştirdi. Parpola, kitaplığın nasıl toplandığına, yani onun siyasi ve askerî arka planına dikkat çekti; kitaplığın bir kısmının bir iç savaşın ganimeti olduğunu gösterdi. Fincke ise, tek bir «Asurbanipal kitaplığı» yerine, farklı kaynaklardan gelen koleksiyonların bir araya gelmesinden söz etmenin daha doğru olabileceğini hatırlattı. Bugünkü araştırmalar, bu dört bakışı birleştirerek kitaplığı hem bir bilgi merkezi hem de bir güç gösterisi olarak görüyor. Tartışma, bir kitaplığın tarihinin yalnızca içindeki metinlerin değil, bu metinleri kimin, nasıl ve hangi güçle topladığının da tarihi olduğunu gösteriyor.

Derine İn

Tabletlerin sonundaki kolofonlar, Mezopotamya'nın kitap kültürüne dair değerli bilgiler verir. Bir kolofon, tabletin hangi dizinin kaçıncı tableti olduğunu, kimin tarafından kopyalandığını, hangi özgün metinden kopyalandığını ve kime ait olduğunu belirtebilir. Bazı kolofonlar, tableti çalan ya da adını silen kişiye tanrıların lanetini diler. Bu notlar, bir tabletin yalnızca bir metin değil, aynı zamanda sahibi, kopyacısı ve kökeni olan bir nesne olduğunu gösterir.

Mezopotamya'nın metinleri, bir dizi halinde düzenlenmişti. Uzun bir eser, birden fazla tablete yayıldığında, her tablet dizinin adını ve numarasını taşırdı. Dizinin adı, genellikle ilk tabletin ilk sözcükleriydi; tıpkı Yaratılış destanının «Yukarıda, gök henüz adlandırılmamışken» sözleriyle anılması gibi. Bir tabletin son satırı, çoğu zaman bir sonraki tabletin ilk satırını da tekrar ederdi; bu, okuyucunun doğru sırayı izlemesine yardım ediyordu. Bu uygulamalar, Mezopotamyalıların uzun metinleri düzenlemek için geliştirdiği bir tür kitap tekniğiydi.

Kitaplığın bilimsel içeriği de önemlidir. Gök olaylarını kaydeden ve yorumlayan metinler, Babil astronomisinin temelini oluşturdu. Mezopotamya'nın gökbilimcileri, yüzyıllar boyunca gökyüzünü düzenli olarak gözlemleyip kaydetti; bu kayıtlar, sonradan Yunan astronomisini de etkiledi. Tıp metinleri, hastalıkların belirtilerini ve tedavilerini sistemli biçimde sıralıyordu. Bu metinlerin bir kısmı büyü ve dinle iç içe olsa da, gözleme ve sınıflandırmaya dayanan bir bilgi anlayışının varlığını da gösteriyor.

Ninova kitaplığının «ilk kütüphane» olarak anılması, dikkatle değerlendirilmelidir. Ebla, Hattuşa ve Ugarit gibi yerlerde daha eski tablet koleksiyonları bulundu; Mezopotamya'nın tapınak okullarında da kitaplıklar vardı. Asurbanipal'in koleksiyonu, bunların en büyüğü ve en sistemli toplananıydı; ama tek ya da ilk değildi. «İlk» kelimesi, çoğu zaman bir olayın gerçekten ilk olduğunu değil, bizim onun hakkında en çok bilgiye sahip olduğumuzu gösterir.

Kitaplığın kâtipleri, metinleri kopyalarken özenli bir çalışma yürütüyordu. Özgün tabletin kırık olduğu yerlerde, kopyacılar «kırık» anlamına gelen bir işaret koyarak boşluğu gösteriyor; eksik bir metni kendi tahminleriyle doldurmak yerine, eksikliği belirtmeyi tercih ediyordu. Bu uygulama, bugünkü eleştirel basımlarda kullanılan köşeli ayraçların ve boşluk işaretlerinin çok eski bir öncülüdür. Metnin kendisine duyulan bu saygı, yani bir satırı uydurmaktansa eksik bırakma alışkanlığı, bir geleneği kuşaktan kuşağa bozulmadan aktarma kaygısının göstergesiydi.

Son olarak, Ninova kitaplığı ile sonraki dönemlerin büyük kitaplıkları arasında bir karşılaştırma yapmak ilginç olabilir. İskenderiye Kütüphanesi, Ninova'dan yaklaşık üç yüz yıl sonra kuruldu ve benzer biçimde, bir hükümdarın dünyanın bütün bilgisini toplama tutkusunu yansıtıyordu. Ama İskenderiye'nin papirüs ruloları büyük ölçüde kayboldu; Ninova'nın kil tabletleri ise toprağın altında korundu. Kullanılan yazı malzemesi, bir kitaplığın geleceğini belirleyebiliyordu. Bu, bugünkü dijital arşivler için de düşündürücü bir derstir: dayanıklı görünen bir kayıt ortamı, birkaç on yıl içinde okunamaz hâle gelebilir; kilin binlerce yıllık dayanıklılığı, bugünkü birçok teknolojinin çok ötesindedir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • George Smith, The Chaldean Account of Genesis (Londra: Sampson Low, 1876).
  • Carl Bezold, Catalogue of the Cuneiform Tablets in the Kouyunjik Collection of the British Museum, 5 cilt (Londra: British Museum, 1889–1899).
  • A. Leo Oppenheim, Ancient Mesopotamia: Portrait of a Dead Civilization (Chicago: University of Chicago Press, 1964).
  • Simo Parpola, «Assyrian Library Records», Journal of Near Eastern Studies 42 (1983), s. 1–29.
  • Simo Parpola, Letters from Assyrian and Babylonian Scholars (Helsinki: Helsinki University Press, 1993).
  • Jeanette C. Fincke, «The Babylonian Texts of Nineveh», Archiv für Orientforschung 50 (2003–2004), s. 111–149.

Arşiv ve kaynak

Ninova tabletleri, British Museum'un «Kuyuncuk» koleksiyonunda korunuyor; büyük bir kısmının fotoğrafları ve çeviri yazıları çevrim içi olarak erişilebilir. Kalhu'da bulunan fildişi yazı tahtaları da British Museum'da. Smith'in kitabının ve Bezold'un kataloğunun taramalarına dijital kütüphanelerden ücretsiz ulaşılabiliyor.

Açık sorular

  • Ninova'dan gelen tabletlerin ne kadarı Asurbanipal'in kitaplığına, ne kadarı saray arşivlerine ya da başka koleksiyonlara aitti?
  • Yazı tahtalarında kaybolan metinler, kil tabletlerde korunanlardan ne kadar farklıydı?
  • Asurbanipal'in okuma yazma bildiğine dair övünmesi ne ölçüde gerçeği yansıtıyordu?

Mini sınav

  1. (Hedef 3) Arşiv ile kitaplık arasındaki fark nedir? A) Arşiv yalnızca taş yazıtlardan oluşur B) Arşiv bir kurumun kendi işleyişi sırasında ürettiği belgelerdir; kitaplık ise belirli bir amaçla toplanıp düzenlenen metinlerin koleksiyonudur C) İkisi arasında hiçbir fark yoktur D) Kitaplık yalnızca destanlardan oluşur
  2. (Hedef 1) Ninova kitaplığındaki metinlerin en büyük bölümü hangi türdendi? A) Kehanet metinleri B) Ticaret sözleşmeleri C) Yasa derlemeleri D) Aşk şiirleri
  3. (Hedef 2) Simo Parpola'nın yayımladığı kayıtlar neyi gösterdi? A) Kitaplığın halka açık olduğunu B) Tabletlerin tümünün Ninova'da yazıldığını C) Babil'in yenilgisinden sonra oradan çok sayıda tablet ve yazı tahtasının kitaplığa getirildiğini D) Kitaplığın Roma döneminde kurulduğunu
  4. (Hedef 2) Kolofon nedir? A) Bir tapınağın adı B) Bir tabletin sonuna eklenen, dizinin adını, kopyacıyı ve sahibi belirten not C) Bir yazı tahtası türü D) Bir kehanet derlemesi
  5. (Hedef 1) Asur sarayındaki bilginler kitaplıktaki metinleri ne için kullanıyordu? A) Halka okuma öğretmek için B) Tapınak inşa etmek için C) Ticaret yapmak için D) Krala kehanet, tıp ve ritüel konularında danışmanlık yapmak için

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Ninova kitaplığının «ilk kütüphane» olarak anılmasının ne ölçüde doğru olduğunu tartış. Arşiv ile kitaplık arasındaki farkı, Ebla ve Hattuşa gibi daha eski tablet koleksiyonlarını ve kitaplığın bir kısmının Babil'den zorla toplandığını gösteren kayıtları göz önünde tutarak kendi yorumunu gerekçelendir.

Cevaplar

  1. B — Arşiv bir kurumun kendi belgeleridir; kitaplık belirli bir amaçla toplanıp düzenlenen metinlerin koleksiyonudur.
  2. A — Kitaplığın en büyük bölümünü kehanet metinleri oluşturuyordu.
  3. C — Parpola'nın kayıtları, Babil'den çok sayıda tablet ve yazı tahtasının getirildiğini gösterdi.
  4. B — Kolofon, bir tabletin sonuna eklenen, dizinin adını, kopyacıyı ve sahibi belirten nottur.
  5. D — Bilginler, krala kehanet, tıp ve ritüel konularında danışmanlık yapmak için metinleri kullanıyordu.

Güçlü bir cevap, Ebla ve Hattuşa'daki koleksiyonların Ninova'dan daha eski olduğunu, ama bunların çoğunun kurumların kendi belgelerinden oluşan arşivler olduğunu belirtir. Ninova'nın, başka yerlerden bilinçli ve sistemli biçimde metin toplanan en büyük koleksiyon olduğunu, ama bunun bir kısmının iç savaş ganimeti olarak toplandığını gösterir. «İlk» ifadesinin, çoğu zaman bir olayın gerçek önceliğinden çok bizim bilgimizin sınırlarını yansıttığını tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Ninova yalnızca tabletleriyle değil, bahçeleriyle de ünlüydü. Asurbanipal'in dedesi Sanherib, sarayının yanında, dağlardan kanallar ve su kemerleriyle getirilen suyla sulanan, teraslar hâlinde yükselen bir bahçe yaptırdığını yazıtlarında anlatır. Bazı araştırmacılar, Yunan yazarların Babil'e yerleştirdiği ünlü bahçelerin aslında bu Ninova bahçeleri olabileceğini ileri sürdü. Sonraki bölümün sorusu bu: Babil'in Asma Bahçeleri var mıydı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir kil tabletin üzerine kalemle işaret kazıyan bir el; yanında gökyüzünü gözlemleyen bir figür.
  • 1:10–3:00 Bağlam: iki raf: birinde mektuplar ve hesaplar «arşiv», öbüründe dizi hâlinde düzenlenmiş tabletler «kitaplık».
  • 3:00–5:30 Gelişme: Mezopotamya haritasında Borsippa'dan ve Babil'den Ninova'ya uzanan oklar; balmumu kaplı fildişi yazı tahtaları.
  • 5:30–7:40 Dönüş noktası: bir ay tutulması; tabletlere bakıp krala mektup yazan bilginler.
  • 7:40–9:40 Kapanış: bir tabletin sonundaki kolofonun yakın çekimi; ardından ekranda dijital olarak birleştirilen tablet parçaları.

Kişiler yüzsüz silüet; tabletler ve tahtalar şematik çizimle verilir.