İçeriğe geç

M01-D02

Bir iddianın ağırlığı

Grup ve psikodrama literatüründeki bir iddiayı beş bilgi etiketinden birine yerleştirir ve kurucunun sözünü araştırma bulgusundan ayırır.

Grup Kolaylaştırıcılığı ve Psikodrama Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 2.834 kelime · 3 örnek · 4 kaynak kutusu · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Kaynak: Yalom ve Leszcz, 2020 · Orkibi ve Feniger-Schaal, 2019

Önce Aile Dizimi Akademisi’nde: K1–K5 Bilgi Etiketleri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bir iddianın ağırlığı söyleyenin ünüyle ya da sesinin eminliğiyle ölçülmez; Dicle'nin mutfakta duyduğu dört cümle aynı tonda söylendi ama dört ayrı kapıdan geliyordu.
  2. Yerleşik bilginin ve sınırlı kanıtın ayrıldığı yer kanıtın gücüdür; ekol öğretisi ile deneyim ve anlam cümlenin türünü bildirir; desteklenmeyen iddia ise kanıta aykırı ya da zarar verebilen cümleyi adıyla anar.
  3. Grup ve psikodrama literatüründe kurucu metinleri, vaka anlatımları ve araştırma aynı kitapta iç içe durur; Yalom ile Leszcz'in kitabı bile araştırmaya ve klinik birikime birlikte dayanır ve okur sesleri cümle cümle ayırır.
  4. Grup uyumunun iyileşmeyle birlikte görülmesi yerleşik bilgiye yakındır; uyumun iyileşmeyi doğurduğu ve kendiliğinden geldiği ise rehberin kendi uyarısının ötesine geçer.
  5. Moreno'nun spontanlık kuramı bir ekol öğretisidir ve araştırmada neredeyse hiç ölçülmemiştir; psikodrama tekniklerine dair bulgular umut verici ama sınırlı kanıttır.
  6. Deneyim gerçektir ve saygıyı hak eder; Dicle'nin ve Gülizar Hanım'ın "bana iyi geldi" cümlesi, sahibinin ağzından kaldığında en dürüst biçimindedir.
  7. Etiketler zamanla değişebilir ve tartışılabilir; bir etiketi verirken hangi yıla kadarki literatürün okunduğunu söylemek dürüstlüğün parçasıdır.

Açılış sahnesi

Dicle, eğitim hafta sonunun cumartesi akşamı, dizim eğitiminin kiraladığı derneğin dar mutfağında iki sınıf arkadaşıyla çay bardaklarını yıkıyordu. Sabahki çalışmada bir temsilci olarak durmuştu ve hâlâ biraz dalgındı. Bir ay önce katıldığı tanıtım amaçlı bir psikodrama atölyesini anlatmaya başladı: yönetici ondan bir an için ağabeyinin rolüne geçmesini istemiş, o yerden kendine bakınca ağabeyinin yıllardır neden sustuğunu ilk kez anlar gibi olmuştu. "Bana çok iyi geldi," dedi, "bence herkes denemeli."

Selda bardağı kuruturken telefonunu açtı ve eğitimden kalan bir notu okudu: "Moreno'ya göre spontanlık ruh sağlığının ölçüsüdür." Koray hemen ekledi: "Zaten araştırmalar rol değiştirmenin en etkili teknik olduğunu kanıtlamış." Kapı aralığından başını uzatan Cemil de kendi payını koydu: "Grupta herkes birbirine bağlanınca iyileşme kendiliğinden gelir, bu bilinen bir şey."

Dört cümle aynı sıcaklıkta, aynı eminlikle söylendi ve kimse ötekine itiraz etmedi. Dicle eve dönerken hangisinin ne kadar yük taşıyabileceğini düşündü. Kendi deneyimi bir yanda, kurucunun sözü bir yanda, bir araştırma iddiası ve bir genel kanı öbür yanda duruyordu; mutfakta ise hepsi aynı terazide tartılmış gibiydi. Mutfaktaki kişiler kurgusaldır, okudukları cümleler ise bu alanda sık duyulan türden.

Bu derste ne olacak

Rehberlerin bir grubu yürütenden ne istediğini geçen sefer okurken bazı cümlelerin araştırmaya, bazılarının deneyimli klinisyenlerin uzlaşısına yaslandığını görmüştük. Bu ders o farkı bir alete çeviriyor: akademinin her dersinde kullanılan beş bilgi etiketi. Aile Dizimi Akademisi'nin «K1–K5 Bilgi Etiketleri» dersi aynı beş ayrımı bir dizim broşürünün cümleleri üzerinde kurmuştu; burada onları grup ve psikodrama literatürüne taşıyoruz, çünkü bu alanın kendine özgü bir tuzağı var.

Tuzak şu: grup psikoterapisinde ve psikodramada kurucuların kitapları, klinik vaka anlatımları ve kontrollü araştırma raporları aynı rafta, çoğu zaman aynı kitabın içinde duruyor. Dicle'nin mutfaktaki dört cümlesini tek tek tartacak, her birinin hangi kapıdan geldiğini göreceğiz. Yol üzerinde psikodrama araştırmasının dağınık hâline de kısaca bakacağız.

Sıfır noktası

Bir iddianın ağırlığı onu söyleyenin ünüyle ya da sesinin tonuyla ölçülmez; iddianın nereden geldiğiyle ölçülür. Akademi bu kaynağı beş adla işaretliyor. Yerleşik bilgi, çok sayıda çalışmanın, meta-analizlerin ya da meslek kuruluşu rehberlerinin desteklediği bilgidir. Sınırlı kanıt, az sayıda, küçük ya da kontrolsüz çalışmanın işaret ettiği ve tekrarlanmayı bekleyen bulgudur.

Öteki üç etiket bir kanıt merdiveninin alt basamakları sayılmamalı; cümlenin türünü söylerler. Ekol öğretisi, bir kurucunun ya da geleneğin, Moreno'dan Bion'a, Foulkes'tan Yalom'a, kendi gruplarında gördüklerinden kurduğu kuramdır ve öğretilir, kullanılır, ama bir araştırma bulgusu gibi sunulmaz. Deneyim ve anlam, bir katılımcının yaşadığı şey ve ona verdiği anlamdır. Desteklenmeyen iddia ise kanıtı olmayan ya da kanıta aykırı düşen, bazen zarar verebilen iddiadır ve adıyla anılır.

İlk yaygın yanılgı, kurucunun sözünü kendiliğinden bir bulgu saymak. Moreno psikodramayı kurmuştur; bu ona yöntemin dili üzerinde büyük bir söz hakkı verir, ama yöntemin hangi insanda ne kadar işe yaradığı sorusunun cevabını vermez. O cevap ancak karşılaştırmalı çalışmalarla aranabilir ve aranması kurucuya saygısızlık olmaz.

Mekanizma

Aynı kitapta iki ses

Yayıncısının onlarca yıldır alanın standart ders kitabı diye tanıttığı eser, Irvin Yalom ile Molyn Leszcz'in The Theory and Practice of Group Psychotherapy adlı kitabı, 2020'de altıncı basımına ulaştı. Yayıncının tanıtımı kitabın neye dayandığını açıkça söylüyor: yazarlar son on yılın araştırmasından ve kendi geniş klinik birikimlerinden yararlanıyor. Tanıtım sayfasındaki değerlendirmeler de sekiz yüz sayfayı aşan kitabın iki yüzünü birlikte öne çıkarıyor: kapsadığı araştırmanın genişliğini ve öğretici klinik örneklerini.

Okurun işi bu sesleri cümle cümle ayırmaktır. Kitaptaki bir vaka anlatımı yanlış değildir; klinik gözlemdir ve değeri bir grupta neyin olabileceğini göstermesidir. Ama vakanın gösterdiği şey o grubun o anıdır, gruba katılan her insanın başına gelecek olanı haber vermez. Aynı kitaptan alınmış iki cümle bu yüzden farklı ağırlık taşıyabilir.

Amerikan Grup Psikoterapisi Derneği'nin önceki derste okuduğumuz klinik uygulama rehberi bu ayrımı kendi metninde yapıyor. Rehberin terapötik etkenler (therapeutic factors) bölümü, grubun kendine özgü değişim mekanizmaları olduğu görüşünü onlarca yılın geleneksel klinik kanısı olarak tanıtıyor, hemen ardından bu vurgunun abartıldığını savunan yazarları da aktarıyor. Bireysel ve grup terapisini karşılaştıran bir literatür taramasının iki görüşe de destek bulduğunu ekliyor. Yani rehber bir kanıyı, ona yöneltilen eleştiriyi ve araştırmanın ikisi hakkında söylediğini ayrı ayrı adlandırıyor.

Cemil'in cümlesi

Cemil'in kapı aralığından söylediği cümle bu bölümün en iyi sınavı. Rehber, grup uyumunu (group cohesion) etkenlerin en merkezisi saydığını yazıyor ve bunu kendi değerlendirmesi olarak, "biz böyle görüyoruz" diliyle söylüyor. Uyum ile klinik iyileşme arasında olumlu bir ilişkinin hemen her yayımlanmış çalışmada bulunduğunu da aktarıyor. Sonra bir sınır çiziyor: bu çalışmaların büyük kısmı iki şeyin birlikte değişip değişmediğine bakan ilişkisel desenler, dolayısıyla hangisinin ötekine yol açtığı belirlenemiyor.

Cemil'in cümlesi üç parçaya ayrılıyor. Uyumun iyileşmeyle birlikte görüldüğü kısmı yerleşik bilgiye yakın duruyor. Uyumun iyileşmeyi doğurduğu kısmı, rehberin kendi uyarısına göre kanıtın gösterdiğinin bir adım ötesine geçiyor. "Kendiliğinden gelir" kısmı ise rehberin hiçbir yerinde yok; rehber uyumu kurmak için liderin yapacağı işleri sayıyor, gruba hazırlık görüşmesinden ilk oturumlardaki yapıya kadar. Uyumun kendisi ve onu ölçen araştırma bu akademide ayrı bir dersin konusu; burada önemli olan, tek bir cümlenin içinde üç farklı ağırlığın taşınabilmesi.

Selda'nın cümlesi

Selda'nın okuduğu not "Moreno'ya göre" diye başlıyordu ve bu küçük ek cümleye doğru etiketi zaten veriyordu. Hod Orkibi ile Rinat Feniger-Schaal'ın 2019'da yayımladıkları psikodrama araştırması derlemesi, spontanlık (spontaneity) ve yaratıcılığı psikodrama kuramının temel kavramları olarak tanıtıyor ve Moreno'nun ruh sağlığını geniş bir rol dağarcığıyla, doğru anda doğru biçimde davranabilmekle ilişkilendirdiğini aktarıyor. Bu bir ekol öğretisidir: yöntemin kendi açıklaması, yöntemin içinde anlamlı.

Derlemenin bulgusu ise şu: incelenen otuz bir psikodrama çalışmasından yalnız biri spontanlığı ölçmüş, yaratıcılığı ya da başka bir psikodrama kavramını ölçen hiçbir çalışma yok. Yazarlar, psikodramanın tam olarak neden işe yaradığına ve değişimi nasıl doğurduğuna dair kanıta dayalı bir açıklamanın henüz bulunmadığını da yazıyor. Selda'nın cümlesi bu yüzden "Moreno'ya göre" ekiyle doğrudur. Ek düşüp cümle "psikodrama spontanlığı artırarak iyileştirir" hâline gelirse, ekol öğretisi bir araştırma bulgusu kılığına girmiş olur.

Koray'ın cümlesi ve dağınık bir literatür

Koray'ın "kanıtlamış" dediği bulgunun bir kaynağı var. Derlemenin girişi, Kipper ile Ritchie'nin 2003'te yayımladığı ve deneysel desenli yirmi beş çalışmayı birleştiren meta-analizi aktarıyor: genel etki büyüktü, grup psikoterapisi için bildirilen etkilerle benzer ya da onlardan iyiydi ve teknikler arasında rol değiştirme (role reversal) ile dublaj (doubling) en etkili çıktı. Bu ciddi bir bulgu. Ama bu, 1965 ile 1999 arasında yayımlanmış çalışmaları toplayan tek bir meta-analiz; "en etkili teknik kanıtlandı" cümlesi bu yükü taşımaz.

Derlemenin kendi taraması, on yıllık bir pencerede, 2007'nin başından 2017'nin sonuna kadar hakemli dergilerde çıkmış İngilizce makalelere bakıyor ve ortaya çıkan tablo dağınık. Otuz bir çalışma yirmiden fazla farklı sonucu ölçmüş; çalışmaların on ikisi Türkiye'den. Katılımcıları gruplara rastgele dağıtan on iki çalışma var ve yazarların incelediği altı olası yanlılık kaynağının tamamında temiz çıkan bir çalışmaya rastlanmamış. Grup karşılaştırmalarının çoğu psikodramayı etkin bir başka terapiyle değil, olağan bakımla ya da hiçbir şey almayan bir grupla kıyaslamış, bu yüzden etkinin psikodramaya özgü olup olmadığı belirsiz kalmış. Nicel çalışmaların üçte ikisi etki büyüklüğü bildirmemiş ve çalışmaların yalnız yüzde elli sekizi grubu eğitimli bir psikodramatistin yürüttüğünü yazmış.

Yazarların vardığı yer karamsar bir hüküm sayılmamalı. Bütün yöntemlerde umut verici sonuçlar bulduklarını, psikodramanın uzun geçmişli bir yöntem olmasına karşın araştırma alanında yeni gelişen bir sektör olduğunu ve yöntem kalitesinin yükseltilmesi gerektiğini yazıyorlar. Koray'ın cümlesinin doğru etiketi bu yüzden sınırlı kanıt: bulgular var ve yön umut verici, ama tekrarlanmayı ve daha sıkı desenleri bekliyor.

Dicle'nin cümlesi

Dicle'nin "bana çok iyi geldi" cümlesi dört cümle içinde en dokunulmazı ve en kolay yanlış kullanılanı. Ağabeyinin yerinden kendine baktığında bir şey anladığını hissetti; bu gerçektir ve saygıyı hak eder. Etiketi deneyim ve anlamdır. Cümlenin ikinci yarısı, "bence herkes denemeli", aynı deneyimi başka insanlara bir öneri olarak uzatıyor. Dicle'nin yaşadığı şey, ötekilerin aynı tekniği aynı güvenle karşılayıp karşılamayacağı hakkında bir bilgi taşımaz.

Deneyimin değeri bundan azalmıyor. Orkibi ile Feniger-Schaal, taradıkları dört nitel çalışmanın verisinin psikodramanın katılımcıların öz değerine, öz farkındalığına, kendini ifade etmesine ve güçlüklerle baş ettiği duygusuna katkı verebildiğini gösterdiğini yazıyor. Nitel araştırma deneyimi sistemli toplar: kimden, nasıl, hangi soruyla toplandığını yazar ve okura başka bağlamlarla kıyaslayabileceği bir zemin verir. Tek bir tanıklık ile on kişiyle yapılmış dikkatli bir görüşme çalışması aynı türden bilgidir, ama ağırlıkları farklıdır.

Bir de desteklenmeyen iddia

Mutfakta söylenmeyen ama grup çevrelerinde sık duyulan bir cümle beşinci etiketi gösteriyor: "Öfkeyi sahnede boşaltmak onu azaltır." Bushman'ın 2002'de yayımladığı bir laboratuvar deneyinde, öfkelendirilen katılımcılar kendilerini öfkelendiren kişiyi düşünerek bir kum torbasına vurdu. Bu katılımcılar, başka bir şey düşünerek vuranlardan ve hiç vurmayanlardan daha öfkeli ve daha saldırgan çıktı. Çalışma bir psikodrama sahnesini sınamıyor ve katarsisin bu akademide kendi dersi var; ama "boşaltmak azaltır" diye genelleştirilen cümle, doğrudan sınandığı yerde tersini bulan bir bulguyla karşı karşıya.

Kaynaklardan okuma

Usta katmanı

Etiketler sabit damgalar sayılmamalı. Bir cümle bugün sınırlı kanıt, yarın yeni çalışmalarla yerleşik bilgi olabilir; tersi de olur. Kipper ile Ritchie'nin bulgusu bu yüzden tarihiyle birlikte anılır. Etiketi verirken cümlenin hangi yıla kadar okunmuş literatüre dayandığını söylemek dürüstlüğün parçasıdır.

Bir tartışma da ölçüt cetvelinin kendisinde. Yanlılık riski aracı tıpta ilaç denemeleri için geliştirildi ve Orkibi ile Feniger-Schaal bunu psikoterapiye uygulamanın uyarlama gerektirdiğini kabul ediyor: bir terapide ne terapist ne katılımcı aldığı yöntemden habersiz tutulabilir. Psikodrama ayrıca bir el kitabına bağlanmış bir tedavi sayılmaz; yazarlar araştırmadan önce yöntemin işlevsel bir tanımının yapılmasını ve uygulamanın buna uyup uymadığının izlenmesini öneriyor. Kontrol grubu kurulamayan saha koşulları için de başka yollar gösteriyorlar: her katılımcının kendi karşılaştırması olduğu tek vaka desenleri, nitel ve nicel veriyi birleştiren karma desenler ve psikodramaya özgü kavramların ölçülmesi.

Üçüncü bir gerilim kurucunun otoritesiyle ilgili. Bir ekol öğretisini "henüz kanıtlanmadı" diye küçümsemek kolaydır, onu kanıt gibi sunmak da. Ekolün kavramları bir uygulayıcıya odada neye bakacağını söyler; Kenan Bey'in intervizyonunda "Bion'a göre" eki bir okumayı yasaklamadı, onu tartışılabilir kıldı. Bu akademi kuramları önce kendi diliyle anlatacak, kanıt durumlarını ayrıca söyleyecek.

Kanıtın sınırı

Bu dersin psikodrama araştırması hakkında söylediği büyük ölçüde tek bir derlemeye dayanıyor ve o derlemenin kendi sınırları var. Tarama yalnız İngilizce yayımlanmış, dizinlenmiş dergilerdeki hakemli makaleleri ve 2007 ile 2017 arasını kapsıyor; ana metni Türkçe olan çalışmalar dışarıda bırakılmış. Türkiye'de Türkçe yayımlanmış psikodrama araştırmasının ne gösterdiği bu tablodan okunamaz. Derleme bir yöntem değerlendirmesidir, ortak bir etki büyüklüğü hesaplamaz; Kipper ile Ritchie'nin meta-analizini de burada yalnız derlemenin aktarımından okuduk. Yalom ile Leszcz'in kitabı hakkında söylenen, yayıncının tanıtımıyla sınırlıdır; kitabın hangi bölümünün hangi kanıta yaslandığı orada tek tek gösterilmiyor. Etiketlerin kendisi de bir okuma aracıdır; aynı cümleye iki dikkatli okur farklı etiket verebilir ve bu tartışma meşrudur.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Moreno söylediyse doğrudur."
Doğrusu

Moreno psikodramanın kurucusudur ve kavramları yöntemin dilini kurar; Selda'nın notundaki spontanlık kuramı bu yüzden önemlidir. Ama derlemenin taradığı otuz bir çalışmadan yalnız biri spontanlığı ölçtü. Kurucunun sözü "Moreno'ya göre" ekiyle taşınır ve kendi geleneği içinde öğretilir.

Yaygın yanlış"Bir meta-analiz varsa konu kapanmıştır."
Doğrusu

Koray'ın andığı meta-analiz gerçek ve bulgusu güçlüydü, ama 1999'a kadarki çalışmaları topladı ve sonraki derleme yöntem sorunlarının sürdüğünü gösterdi. Bir meta-analizin ağırlığı içine aldığı çalışmaların kalitesiyle sınırlıdır; yılını ve neyi topladığını sormak gerekir.

Yaygın yanlış"Bana iyi geldiyse herkese iyi gelir."
Doğrusu

Dicle'nin deneyimi gerçektir ve onun için anlamlıdır, ama başka birinin aynı teknikte ne yaşayacağını söylemez. Kendi deneyimini anlatırken "bana" demek, onu başkasına öneri olarak uzatmaktan daha dürüst bir cümle kurar.

Yaygın yanlış"Kanıtı sınırlıysa yöntem işe yaramıyor demektir."
Doğrusu

Sınırlı kanıt, bulgunun az ya da zayıf desenli çalışmalardan geldiğini söyler; yöntemin etkisiz olduğunu söylemez. Orkibi ile Feniger-Schaal umut verici sonuçlar bulduklarını ve asıl sorunun yöntem kalitesi olduğunu yazıyor.

Uygulama

Kilit özet

  1. Bir iddianın ağırlığı söyleyenin ünüyle ya da sesinin eminliğiyle ölçülmez; Dicle'nin mutfakta duyduğu dört cümle aynı tonda söylendi ama dört ayrı kapıdan geliyordu.
  2. Yerleşik bilginin ve sınırlı kanıtın ayrıldığı yer kanıtın gücüdür; ekol öğretisi ile deneyim ve anlam cümlenin türünü bildirir; desteklenmeyen iddia ise kanıta aykırı ya da zarar verebilen cümleyi adıyla anar.
  3. Grup ve psikodrama literatüründe kurucu metinleri, vaka anlatımları ve araştırma aynı kitapta iç içe durur; Yalom ile Leszcz'in kitabı bile araştırmaya ve klinik birikime birlikte dayanır ve okur sesleri cümle cümle ayırır.
  4. Grup uyumunun iyileşmeyle birlikte görülmesi yerleşik bilgiye yakındır; uyumun iyileşmeyi doğurduğu ve kendiliğinden geldiği ise rehberin kendi uyarısının ötesine geçer.
  5. Moreno'nun spontanlık kuramı bir ekol öğretisidir ve araştırmada neredeyse hiç ölçülmemiştir; psikodrama tekniklerine dair bulgular umut verici ama sınırlı kanıttır.
  6. Deneyim gerçektir ve saygıyı hak eder; Dicle'nin ve Gülizar Hanım'ın "bana iyi geldi" cümlesi, sahibinin ağzından kaldığında en dürüst biçimindedir.
  7. Etiketler zamanla değişebilir ve tartışılabilir; bir etiketi verirken hangi yıla kadarki literatürün okunduğunu söylemek dürüstlüğün parçasıdır.

Sonraki derse köprü

Dicle'nin o akşam mutfakta konuştuğu insanlar aynı dizim seminerinin üyeleriydi. O gün biri danışan olarak kendi meselesini getirdi, Dicle temsilci olarak durdu, ötekiler çemberde seyirci olarak oturdu, akşamüstü de bir paylaşım turu yapıldı. Bunların her biri grup dinamiğinin dilinde de bir adı olan bir roldür ve bir sözleşmeyle, bir gizlilik anlayışıyla birlikte yürür. Sıradaki ders dizimi bir grup yöntemi olarak ele alıyor: seminerin taşıdığı bu grup öğelerini adlandırıyor ve dizim literatürünün grup süreçleri konusunda neden bu kadar sessiz kaldığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?