M01-D02
Oyuncunun paradoksu
Büyük oyuncunun duyguyu hissederek mi yoksa soğukkanlı bir gözlemle mi oynadığı üzerine eski tartışmayı ve bugün de süren karşılığını tanıtır.
Oyunculuğa Giriş Akademisi — M01, Oyunculuk nedir · 1.753 kelime · 6 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Dayanak: Birincil metin: Diderot, Paradoxe sur le comédien (Türkçe baskı yazımda doğrulanır)
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Diderot büyük oyuncudan duyarlılık değil muhakeme ister: kurulmuş bir model, her akşam aynı yükseklikte. Archer oyunculara sorar ve onların çoğunun hem duygulandığını hem de aynı anda kendilerini izlediğini bulur. Bu yüzden «gerçekten ağlıyor mu» sorusunun çoğu zaman tek bir cevabı yoktur: oyuncunun bir katmanı duyguyu taşırken öbür katmanı ışığı, partneri ve seyirciyi gözetir. Senin için önemli soru, sahnede seni neyin taşıdığı ve o şey gelmediğinde oyununun nasıl ayakta kaldığıdır.
Açılış sahnesi
Sarnıç Sokağı'nın setinde öğleden sonra dördü geçiyor. Mutfak dekorunda Derya'nın oynadığı kadın, kocasının bir yalanını öğrendiği sahnede ağlıyor. Yönetmen «kestik» diyor. Derya gözlerini siliyor, süreklilik sorumlusuna dönüp mendili hangi elinde tuttuğunu soruyor, ışıkçıya pencereden gelen gölgenin yüzüne düşüp düşmediğini soruyor ve bir şakaya gülüyor. İki dakika sonra «motor» deniyor; ilk cümlede gözleri yine doluyor, mendil yine sol elinde.
Bakkalın sahnesini bekleyen Kemal Bey kapı aralığından izliyor. Yanındaki genç figüran fısıldıyor: «Gerçekten ağlıyor mu, yoksa numara mı?» Kemal Bey kırk yıldır bu soruyu duyuyor. Dudaklarını büzüyor, gözünü Derya'dan ayırmadan omuz silkiyor.
Bu derste ne olacak
Figüranın fısıltısı, oyunculuk üzerine yazılmış en ünlü tartışmalardan birinin kısaltılmış hâli. O tartışmada soru, sahnedeki gözyaşının oyuncunun kendi yüreğinden mi geldiği, yoksa önceden kurulmuş ve her akşam aynı biçimde çağrılan bir modelin mi parçası olduğudur. Bu derste sorunun iki yanını iki kaynaktan okuyacaksın. Biri on sekizinci yüzyılda yazılmış bir diyalog, öbürü on dokuzuncu yüzyılın sonunda oyunculara sorular göndererek kurulmuş bir inceleme. Sonra bu tartışmanın bir sette, bir dublaj kabininde ve bir prova odasında bugün hangi biçimlere girdiğini izleyeceğiz. Bitirdiğinde bir oyuncunun «hissediyor mu» sorusuna neden çoğu zaman «hem evet hem hayır» cevabının verildiğini ve bunun kendi çalışmanda ne demek olduğunu söyleyebileceksin.
Kanıt ne diyor
Tartışmanın merkezinde bir Fransız filozofun iki kişinin konuşması olarak yazdığı metin duruyor.
Diderot'nun en akılda kalan örneği bir İngiliz oyuncu. Garrick başını bir kapının iki kanadı arasından uzatır ve dört beş saniye içinde yüzü çılgın bir neşeden ılımlı bir neşeye, oradan sükûnete, şaşkınlığa, hüzne, dehşete ve umutsuzluğa iner, sonra aynı basamaklardan geri çıkar. Diderot sorar: Garrick'in ruhu bu duyguların hepsini yüzüyle birlikte yaşamış olabilir mi? Kendisi buna inanmaz. Ona göre oyuncunun gücü yaşadığında değil, gözlemlediği ve sahneye taşıdığı modeldedir; duyarlı insan ise en küçük beklenmedik olayda başını kaybeder.
Yüz yıl sonra bir İngiliz eleştirmen aynı konuyu bir tez kurmak için değil, oyunculardan cevap toplamak için ele aldı.
İki kartı birlikte okuyunca tartışma bir «ya o ya bu» olmaktan çıkıyor. Diderot oyuncunun oynadığı şey karşısında soğuk kalması gerektiğini söylüyor; Archer'ın oyuncuları ise hem duygulandıklarını hem de ışığı, partneri, seyirciyi aynı anda gözettiklerini anlatıyor. Açılıştaki Derya'nın iki dakikalık arası tam bu ikinci tablo: gözleri doluyor ve mendil yine sol elinde.
Sahnede ve sette
Duyarlılık ve muhakeme
Diderot'nun bu iki duruma vereceği cevap açık: oyun oyuncunun o akşamki duygusuna dayanırsa, o akşam gelmeyen duygu oyunu da götürür. Clairon'un oyunu ise altıncı temsilden sonra ezberdir ve bu yüzden her akşam aynı yüksekliktedir.
Yaygın yanlış«Diderot oyuncunun hiçbir şey hissetmeden, soğuk ve cansız oynamasını istiyordu.»
Diderot'nun Clairon'u ilk denemelerinde modelinin peşinde acı çeker; Diderot onun soğukluğunu oyunun cansızlığı olarak değil, bulunmuş bir modelin sarsılmadan taşınması olarak anlatır. Diderot'nun derdi, oyunun oyuncunun o günkü duygusuna bağımlı olmasıdır.
Çift katman
Bu üç durum tartışmanın neden iki yüz yıldır kapanmadığını gösteriyor. Oyuncu bir duyguyu taşıyor gibi görünüyor ve büyük olasılıkla bir şey hissediyor; ama aynı anda bir heceyi, bir çocuğun yüzünü, açık kalmış bir kapıyı da görüyor.
Yaygın yanlış«Gerçekten ağlayabilen oyuncu daha iyi oyuncudur.»
Gözyaşı bir duygunun görünür izidir, ama sahnenin değeri ondan ölçülmez. Seyirciyi neyin etkilediğini, oyuncunun gerçek gözyaşının mı yoksa durumun kuruluşunun mu taşıdığını ne Diderot ne Archer ölçebildi. Gerçek gözyaşına dayanan bir oyun, Sevda'nın turnesindeki gibi, gözyaşı gelmeyen akşam başka bir oyuna dönüşür.
Paradoks bugün
Yaygın yanlış«Archer Diderot'yu çürüttü; artık oyuncunun hissettiği kanıtlandı.»
Archer'ın kanıtı, oyuncuların ne hissettiklerini kendi sözleriyle anlatmasıdır; bu değerli bir kanıttır ama bir ölçüm değildir. Archer ayrıca Diderot'nun bir kısmını haklı bulur: oyuncu rolün içinde kendinden geçmez, bir yanı hep izler. Tartışma bir kazananla değil, sorunun daha iyi sorulmasıyla sürdü.
Gri alan
Diderot ile Archer arasındaki tartışma bugün de tam olarak kapanmış değil, çünkü iki taraf da çoğu zaman aynı şeyi ölçmedi. Diderot bir tez ileri sürdü ve onu ünlü oyunculardan seçtiği örneklerle destekledi; Archer oyunculara sordu ve onların anlatısını kanıt saydı. İkisi de oyuncunun sahnede gerçekte ne yaşadığını dışarıdan göremedi. Yirminci yüzyılda psikoloji araştırmaları oyuncunun kendi duygusunu karakterin duygusundan ayırmaya çalıştı; bu akademinin ikinci modülünde «Duygu nerede durur» dersi o çalışmalara bakıyor. Ama hangi yolun seyirciyi daha çok etkilediği sorusu araştırmanın net bir cevap vermediği bir yer olarak kalıyor. Güvenliği de unutmamak gerekiyor: kendi acı anılarını kullanarak çalışmak bazı oyuncular için işe yarar, bazıları için yarayı yeniden açar; bu sınır kişiden kişiye değişir. Bir rol seni sahneden sonra da bırakmıyorsa, bunu bir eğitmenle konuşmak ya da Oyuncunun Ruh Sağlığı akademisindeki rolden çıkma derslerine bakmak bir zayıflık değildir; gerekirse bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak da bu çalışmanın parçasıdır.
Senin çalışmanda
Kendi çalışmanda bu tartışmayı şöyle kullanabilirsin: bir sahnede seni taşıyan şey o akşamki duygun mu, yoksa kurduğun bir şey mi? Evde bir sahneyi çalışırken bir duygu geldiğinde onu bir başarı olarak kaydetmek yerine neyin onu getirdiğini not et: bir cümle mi, karşındakinden bir istek mi, bir hayal mi? Bir sonraki provada duygunun kendisini değil, onu getiren şeyi ara. Bir prova ya da bir çekim sırasında kendini izlediğini, ışığı ya da partnerin konumunu gözettiğini fark edersen bunu bir kusur sayma; Archer'ın oyuncularının çoğu aynı şeyi anlatıyor. Ama bir sahneden sonra o duygudan çıkamıyorsan, bir rolün öfkesi ya da hüznü evine kadar seninle geliyorsa, rolden çıkmak için bir alışkanlık kur: kostümü çıkarmak, adını söylemek, bir bardak su içmek. Bir eğitmen sana bir duyguyu «gerçekten yaşaman» gerektiğini söylüyorsa, bunun seni nereye götürdüğünü ve nerede durman gerektiğini sorma hakkın var.
Kendin dene
Aklında kalsın
Diderot büyük oyuncudan duyarlılık değil muhakeme ister: kurulmuş bir model, her akşam aynı yükseklikte. Archer oyunculara sorar ve onların çoğunun hem duygulandığını hem de aynı anda kendilerini izlediğini bulur. Bu yüzden «gerçekten ağlıyor mu» sorusunun çoğu zaman tek bir cevabı yoktur: oyuncunun bir katmanı duyguyu taşırken öbür katmanı ışığı, partneri ve seyirciyi gözetir. Senin için önemli soru, sahnede seni neyin taşıdığı ve o şey gelmediğinde oyununun nasıl ayakta kaldığıdır.
Sonraki derse köprü
Diderot ve Archer duygunun nerede durduğunu tartıştı; ikisi de duyguyu oyunun merkezine koydu, biri ondan uzak durmak, öbürü onun varlığını kanıtlamak için. Bir sonraki ders başka bir yerden başlıyor. Oyunculuk bir eylemdir dersi, M01-D03, oyuncunun bir duyguyu göstermeye çalışmak yerine bir şeyi istemesini ve onun için bir şey yapmasını konu ediyor. Pınar'ın provasında Nermin Hanım'ın sorduğu soru, sahnedeki kadının Cem'den ne istediği, o dersin açtığı kapı.
Kendini sına
Soru 1 · Kavram
Diderot Paradoxe sur le comédien'de büyük oyuncudan hangi niteliği ister?
- A) Rolün duygusunu her akşam yeniden yaşayabilecek kadar güçlü bir duyarlılık.
- B) Seyirciyle göz teması kurma becerisi.
- C) Çok muhakeme ve kurduğu modeli duygulanmadan tekrarlayabilecek bir soğukkanlılık.
- D) Rolü her akşam doğaçlamayla yeniden kurma alışkanlığı.
Cevap: C. Diderot büyük oyuncuda çok muhakeme ister ve aşırı duyarlılığın vasat oyuncu yaptığını söyler. Clairon örneği, bir kez yakalanan modelin duygulanmadan tekrarlanmasını anlatır.
Soru 2 · Uygulama
Archer'ın topladığı oyuncu anlatılarının ortak sonucuna en yakın ifade hangisidir?
- A) Oyuncuların hiçbiri sahnede bir şey hissettiğini söylemez.
- B) Oyuncular sahnede tümüyle kendilerinden geçer ve çevrelerini fark etmez.
- C) Oyuncuların duyguları ölçülmüş ve Diderot'nun haksız olduğu kanıtlanmıştır.
- D) Pek çok oyuncu rolün duygusuna kapıldığını anlatır, ama aynı anda sahnenin teknik durumunu gözetmeyi sürdürür.
Cevap: D. Archer zihnin iki, hatta üç katmanının aynı anda çalıştığı pek çok durum bulduğunu, rolde kendinden geçme örneğine ise çok az rastladığını yazar. Kanıtı ölçüm değil oyuncu anlatısıdır.
Soru 3 · Tuzak
Bir arkadaşın «Diderot cansız, soğuk bir oyun istiyordu» diyor. Bu okumadaki sorun nedir?
- A) Diderot'nun derdi oyunun cansızlığı değil, oyuncunun o akşamki duygusuna bağımlı olmasıdır; Clairon modelini zor bir çalışmayla bulur ve sonra sarsılmadan taşır.
- B) Okuma doğrudur; Diderot sahnede hiçbir duygunun görünmemesi gerektiğini savunur.
- C) Diderot oyunculuk üzerine değil, yalnız resim üzerine yazmıştır.
- D) Diderot duyarlılığı büyük oyuncunun en önemli niteliği sayar.
Cevap: A. Diderot'nun soğukluk dediği şey bulunmuş bir modelin her akşam aynı yükseklikte taşınmasıdır. Clairon ilk denemelerinde modelinin peşinde acı çeker; Diderot'nun itirazı duygunun oyunu yönetmesinedir.
Soru 4 · Senaryo
Bir provada bir oyuncu kendi hayatından bir anıyı düşünerek gerçekten ağlıyor ve partnerinin sorusunu duymuyor. Diderot ve Archer'ın kavramlarıyla bu durumu nasıl okursun?
- A) Oyuncu rolü tam olarak yaşadığı için sahne başarılıdır.
- B) Oyuncu duygunun içinde kaybolmuş, çift katmanın gözeten yanı devreden çıkmış; önce kendine dönmesi, sonra karakterin partnerden ne istediğini bulması gerekir.
- C) Oyuncu Diderot'nun istediği gibi muhakemeyle oynamaktadır.
- D) Partner sahneyi bozmuştur, çünkü oyuncunun duygusuna yer açmamıştır.
Cevap: B. Archer'ın oyuncuları duygu ile gözetimin birlikte çalıştığını anlatır; partneri duymamak gözeten katmanın kaybolduğunu gösterir. Diderot'nun beklenmedik olayda başını kaybeden duyarlı insan uyarısı da tam bu duruma işaret eder.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.