M01-D03
Oyunculuk bir eylemdir
Oyuncunun bir duyguyu göstermek yerine bir şeyi istemesi ve onun için bir şey yapması fikrini ve bunun sahnede neyi değiştirdiğini açıklar.
Oyunculuğa Giriş Akademisi — M01, Oyunculuk nedir · 1.679 kelime · 6 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme
Dayanak: Birincil metin: Stanislavski, oyuncunun çalışması üzerine kitapları (Türkçe baskı yazımda doğrulanır)
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Stanislavski'nin Tortsov'u duygunun oynanamayacağını söyler: oyuncu tutkuyu göstermez, tutkunun etkisiyle davranır. Bir sahneye bir duyguyla değil, karakterin karşısındakinden istediği bir şeyle gir; önce koşulları kur, sonra «eğer» diye sor ve cevabını bir eylemle ver. Duygu, isteğin engellendiği yerden kendiliğinden gelir ya da gelmez; onu peşinen istemek, oyuncuyu kayıp belgeyi değil kendi telaşını aramaya götürür.
Açılış sahnesi
Cumartesi sabahı, Ardıçlı Sahne'nin dekor deposu. Barış iki tahta sandık arasına bir masa çekmiş; Ilgın'ın hazırlık dersini burada yapıyorlar, çünkü prova odasında çocuk oyununun kuklaları kuruyor. Barış Ilgın'a küçük bir durum veriyor: yarın sabah ilk yetenek sınavın var, sınava giriş belgen bu depoda bir yerde kayboldu, belge olmadan seni salona almayacaklar.
Ilgın depoya giriyor, ellerini başına götürüyor, bir sandığın kapağını hızla açıp kapatıyor, nefesi hızlanıyor, gözleri doluyor. Bir dakika sonra Barış «tamam» diyor. Ilgın soluk soluğa: «Çok kötü hissettim, gerçekten paniğe kapıldım.»
Barış başını sallıyor. «Belgeyi nereye bakarak aradın?» Ilgın açtığı sandığı hatırlamaya çalışıyor ve içinde ne olduğunu hatırlamıyor.
Bu derste ne olacak
Ilgın'ın bir dakikası bir oyuncunun en sık düştüğü yanılgılardan birini gösteriyor: bir duyguyu, burada paniği, oynamaya çalışmak. Önceki derste duygunun oyuncunun içinde mi yoksa kurduğu modelde mi durduğu tartışıldı; bu kez soru değişiyor ve ders oyuncunun sahnedeki işini bir duygu olarak değil, bir eylem olarak tanımlıyor: bir şeyi istemek ve o istek uğruna bir şey yapmak. Bunu Stanislavski'nin kitabının eylem bölümünden okuyacaksın; «eğer» kelimesini ve verilen koşulları tanıyacaksın; sonra bir sahneyi bir duygudan bir isteğe çevirmenin bir sette, bir prova odasında ve bir kabinde neyi değiştirdiğini göreceksin.
Kanıt ne diyor
Kaynak, ilk derste okuduğumuz kitabın bir sonraki bölümü. Kitabın kurgusal öğretmeni Tortsov bu bölümü bir öğrencinin kayıp bir iğneyi arayışıyla açıyor.
Tortsov'un bu bölümdeki en keskin cümlesi kısa: tutkuları ve tipleri oynamak olmaz, tutkuların etkisiyle ve rolün içinde davranmak gerekir. Duyguyla ne yapılacağını da söylüyor: onu kendi hâline bırak, çünkü o daha önce olan bir şeyden kendiliğinden doğar; sen o önceki şeyi düşün ve onu çevrende kur. Ilgın'ın deposunda bu, panik yerine belgeyi aramak demek.
İki kart birlikte bir çalışma sırası veriyor. Önce koşulları kur: kim, nerede, ne zaman, ne oldu. Sonra «eğer» diye sor: eğer bu benim başıma gelseydi, ne yapardım? Ve cevabını bir eylemle ver. Duygu bu sıranın sonunda gelir ya da gelmez; Tortsov'a göre onu peşinen istemek, oyuncuyu Ilgın'ın ilk denemesine götürür.
Sahnede ve sette
Bir duygudan bir isteğe
Bu üç durumda aynı dönüşüm var. Oyuncu sahneye bir duyguyla değil bir isteğe girdiğinde, partnerinin her hareketi onun için bir anlam kazanıyor: Cem'in kapıya dönmesi bir engel, kocanın kaçamak cevabı bir direniş. Duygu bu engellerin sonucu olarak geliyor.
Yaygın yanlış«Metinde "öfkeyle" yazıyorsa öfkeyi oynarım.»
Yazarın notu sahnenin bir rengini gösterir; oyuncuya bir sonuç verir, bir eylem vermez. Öfkeyi doğrudan oynamaya çalışmak Tortsov'un uyardığı yere, duygunun yüzde gösterilmesine götürür. Önce karakterin o an karşısındakinden ne istediğini bul; öfke, isteğin engellenmesinden doğar.
«Eğer» ve verilen koşullar
Yaygın yanlış«Eylem demek sahnede sürekli bir şeyler yapmak, hareket etmek demektir.»
Tortsov sahnede koşmak için koşmayı ve acı çekmek için acı çekmeyi açıkça reddeder. Eylem bir amaca bağlı olan iştir. Kemal Bey'in ekmeği tezgâhta bırakıp çocuğa bakması, odanın içinde oradan oraya yürümekten daha çok eylemdir.
Kamerada ve mikrofonda
Kamera önünde de mikrofonun önünde de eylemin işi aynı: oyuncuya sahnede nereye bakacağını, ne zaman duracağını, ne zaman hızlanacağını söylemek. Bir duygu bunu söylemez; bir istek söyler.
Yaygın yanlış«Eylemle çalışmak duyguyu dışarıda bırakır ve oyunu soğutur.»
Tortsov duyguyu dışarıda bırakmayı değil, onu kendi hâline bırakmayı ister; duygu, eylemin karşılaştığı engelden kendiliğinden doğar. Pınar'ın gözleri Cem kapıya döndüğünde doldu, çünkü o an isteği engellendi.
Gri alan
Oyunculuğu bir eylem olarak tanımlamak Stanislavski'nin yöntemini yirminci yüzyıl boyunca taşıyan fikirlerden biri oldu ve bugün birçok oyunculuk okulu bir sahneyi karakterin istekleriyle çözümlemeye başlar. Ama fikrin kendisi de tartışılır. Bazı eğitmenler her cümleye bir eylem fiili yazmanın, örneğin «ikna etmek», «suçlamak», «avutmak», oyunu kâğıt üstünde bir şemaya çevirip partneri dinlemeyi zayıflatabileceğini söyler. Her tiyatro geleneği de oyuncunun karakterin isteği içinde yaşamasını amaçlamaz; bu akademinin yöntemler modülü Brecht'in ve fiziksel tiyatronun başka sorularına da bakıyor. «Eğer» ile verilen koşullar arasındaki sınır da net değil: yönetmenin yorumu ile oyuncunun kendi yorumu çatıştığında hangisinin koşul olduğu bir prova konuşmasıdır. Araştırma ise hangi çalışma yolunun seyirciye daha inandırıcı geldiğini henüz kesin bir biçimde ölçmüş değil. Bu yüzden eylemi bir yasa olarak değil, bir başlangıç sorusu olarak kullan ve bir sahnede işe yaramadığını hissettiğinde bunu eğitmeninle ya da yönetmeninle konuş.
Senin çalışmanda
Bir sahneyi çalışmaya başladığında metindeki duygu işaretlerini, parantez içindeki «ağlayarak», «sinirle» notlarını, bir kenara koy ve önce koşulları yaz: karakter nerede, kiminle, az önce ne oldu, bu sahne bitmeden ne olmazsa her şey kötüleşir? Sonra tek bir cümle kur: bu sahnede karakter karşısındakinden ne istiyor? Bu cümle bir fiille kurulsun ve karşısındakini değiştirmeye yönelsin; «üzülmek» bir eylem değildir, «onu kalmaya ikna etmek» bir eylemdir. Provada bir şey işe yaramadığında duygunu suçlamadan önce isteğine bak: istek çok mu genel, partnerin onu engelleyebiliyor mu, sahnenin sonunda alıp alamadığın belli mi? Bir seçme ya da self-tape hazırlıyorsan, kaydı izlerken tek bir soruya cevap ara: bu kayıtta karşımdakinden bir şey istediğim görünüyor mu? Bir yönetmen sana bir sonuç verdiğinde, «daha üzgün ol» dediğinde, bunu bir isteğe çevirmek senin işin; gerekirse yönetmene karakterin o an neyi alamadığını sorabilirsin.
Kendin dene
Aklında kalsın
Stanislavski'nin Tortsov'u duygunun oynanamayacağını söyler: oyuncu tutkuyu göstermez, tutkunun etkisiyle davranır. Bir sahneye bir duyguyla değil, karakterin karşısındakinden istediği bir şeyle gir; önce koşulları kur, sonra «eğer» diye sor ve cevabını bir eylemle ver. Duygu, isteğin engellendiği yerden kendiliğinden gelir ya da gelmez; onu peşinen istemek, oyuncuyu kayıp belgeyi değil kendi telaşını aramaya götürür.
Sonraki derse köprü
Bu derste eylemi bir sahneden, bir setten, bir kabinden ve bir self-tape'ten izledik; her yerde aynı soru işe yaradı: karakter ne istiyor? Ama Gülşen Hanım'ın ekranındaki yakın plan ile Ardıçlı Sahne'nin doksan kişilik salonu oyuncudan çok farklı bir ölçek ister. Sahne ve kameranın ortak zemini dersi, M01-D04, bu farkın altında neyin değişmediğini soruyor: bir salonu dolduran oyuncu ile bir merceğin önünde fısıldayan oyuncu aynı işi mi yapıyor?
Kendini sına
Soru 1 · Kavram
Tortsov iğne arama denemesinde öğrencinin ilk denemesini neden reddeder?
- A) Öğrenci iğneyi bulamadığı için.
- B) Öğrenci çok yavaş aradığı için.
- C) Öğrenci iğneyi değil acı çekmeyi istediği, iğneyi hiç düşünmediği için.
- D) Öğrenci perdenin kıvrımlarına dokunmadığı için.
Cevap: C. Tortsov öğrencinin ilk denemede koşuşturup kıvrandığını, ama iğneyi düşünmediğini, yalnız acı çekmek için acı çektiğini söyler. İkinci denemede ise öğrenci gerçekten aradı ve bu herkes için inandırıcı oldu.
Soru 2 · Uygulama
Metinde bir oyuncunun repliğinin yanında «ağlayarak» yazıyor. Bu dersin yaklaşımıyla oyuncunun ilk işi ne olmalıdır?
- A) Karakterin o an karşısındakinden ne istediğini ve neyin onu engellediğini bulmak.
- B) Gözyaşını getirecek kişisel bir anı seçmek.
- C) Ağlamanın yüzde nasıl görüneceğini kayıtla çalışmak.
- D) Parantezi yönetmenden çıkarmasını istemek.
Cevap: A. Yazarın notu bir sonuçtur. Tortsov duygunun kendi hâline bırakılmasını ve onu doğuran önceki şeyin, burada karakterin isteği ile engelin, kurulmasını ister; gözyaşı gelirse o engelden gelir.
Soru 3 · Tuzak
Bir arkadaşın «eylemle çalışırsam sahnede sürekli bir şey yapmam, hareket etmem gerekir» diyor. Arkadaşın neyi atlıyor?
- A) Görüş doğrudur; eylem hareket demektir ve durgun bir sahne eylemsizdir.
- B) Eylem yalnız sözlü replikler için geçerlidir, hareket için değil.
- C) Eylem yalnız kamera önünde geçerlidir.
- D) Eylem bir amaca bağlı iştir; Tortsov amaçsız koşuşturmayı reddeder ve birini durup dinlemek de bir eylem olabilir.
Cevap: D. Tortsov sahnede koşmak için koşmayı ve acı çekmek için acı çekmeyi reddeder; gerekçeli, amaca uygun davranmak ister. Bir isteğe hizmet eden durgunluk, amaçsız hareketten daha çok eylemdir.
Soru 4 · Senaryo
Bir self-tape'te bir aday ayrılık sahnesini oynuyor ve kayıtta yüzü sürekli üzgün görünüyor, ama karşısındaki okuyucunun cümleleri oyununu değiştirmiyor. Casting yönetmeni ona bir not verecek. Bu dersin diliyle en yararlı not hangisi olur?
- A) «Daha da üzgün ol.»
- B) «Ondan ne istiyorsun ve sahnenin sonunda alabiliyor musun? Onu almaya çalış.»
- C) «Daha az kıpırda.»
- D) «Kameraya daha yakın dur.»
Cevap: B. Not adayı bir sonuçtan bir isteğe çevirir; böylece okuyucunun cümleleri bir engel olarak anlam kazanır ve oyun onlara göre değişmeye başlar. Duygunun büyütülmesini istemek ise Tortsov'un uyardığı yüz gösterisine götürür.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.