İçeriğe geç

الودود

48. isim

el-Vedûd

Seven ve sevilen

İsim dersi · 48. isim

el-Vedûd: Seven ve Sevilen

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Vedûd, kullarını seven, onların iyiliğini isteyen, sevgisini ikramıyla gösteren ve aynı zamanda sevilmeye en layık olan demektir. İsim iki yöne birden bakar: Allah sever, ve Allah sevilir. Esmâ'nın büyük bir kısmı Allah'ın gücünü, bilgisini ve yüceliğini anlatır; Vedûd ise O'nun kullarına duyduğu sevgiyi dile getirir. Bu ders ismi, ateşe atılan müminlerin kıssasından hemen sonra gelen "çok seven" ismiyle, eşler arasına konan sevgiyle ve düşmanlar arasında bile yaratılabilecek bir yakınlıkla okur.

Temel

Kelime. Vedûd, v-d-d kökünden gelir. Kökün anlamı "sevmek, dost olmak, birinin iyiliğini dilemek"tir. Türkçede meveddet (sevgi, dostluk) ve vedûd bu köktendir. Arapçada vüdd, sıcak ve açığa vurulan bir sevgidir; yalnız kalpte kalan değil, davranışa ve ikrama dönüşen bir sevgi. Vedûd, fa'ûl kalıbındadır ve bu kalıp Arapçada iki anlama gelebilir: hem "çok seven" hem de "çok sevilen". Âlimler ismin iki anlamı birlikte taşıdığını söylemiştir. Vedûd, Kur'an'da iki yerde Allah'ın ismi olarak geçer: Hûd 90 ve Burûc 14.

Rabbim merhamet eder ve çok sever. Vedûd isminin ilk geçtiği yer, Şuayb peygamberin kavmine sözleridir:

Şuayb, ölçüde ve tartıda hile yapan, insanların hakkını yiyen bir kavme gönderilmişti. Onları uyardıktan sonra bir kapı açar: "Rabbinizden mağfiret dileyin; O'na tövbe edin; doğrusu Rabbim merhamet eder ve çok sever." Günah işleyen bir kavme bile Allah'ın sevgisi hatırlatılır. Vedûd ismi, dönüşün yolunu açık tutan bir isimdir: Tövbe eden, bir cezadan kaçmakla kalmaz, sevgiye döner.

Ateşten sonra sevgi. Vedûd isminin ikinci geçtiği yer, Kur'an'ın en ağır sahnelerinden birinin hemen ardındadır. Burûc sûresi, inandıkları için hendeklerdeki ateşe atılan bir topluluğu (ashâbü'l-uhdûd) anlatır; onlara bunu yapanlar, işkenceyi seyrederek otururlar. Sûre, bu sahneden birkaç ayet sonra şöyle der:

Diyanet 14 ve 15. ayetleri tek meal olarak verir. Ateşe atılan müminlerin kıssası, Allah'ın "çok seven" ve "bağışlayan" isimleriyle kapanır. Bu sıralama, zulüm görenler için bir teselli, zulmedenler için bir kapıdır: Vedûd, işkence altında imanını koruyanları sever; ve Gafûr, dönmek isteyen zâlimlere bile tövbe yolunu kapatmaz. Ayetin sonundaki "Her dilediğini mutlaka yapandır" ise bu sevginin bir güçle birlikte olduğunu hatırlatır.

Yeryüzünde kabul. Hz. Peygamber, Allah'ın bir kulu sevmesinin nasıl yayıldığını şöyle anlatmıştır:

Hadis, Vedûd'un sevgisinin bir yayılma olduğunu gösterir: Gökten yere, meleklerden insanlara. Bir insanın kalplerde sevgi bulması, bu yayılmanın bir yansımasıdır.

Rahmân sevgili kılacaktır. Kur'an aynı gerçeği bir vaatle anlatır:

"İnanıp yararlı iş işleyenleri Rahmân sevgili kılacaktır." Mealin "sevgili kılacaktır" diye çevirdiği ifade, Arapçasında "onlar için bir sevgi (vüdd) var edecektir" demektir. Âlimler bu ayeti, Buhârî'deki hadisle birlikte okumuştur: İman ve salih amel, Vedûd'un sevgisini, O'nun sevgisi de insanların sevgisini getirir.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Vedûd'u, bütün yaratılmışlar için hayır isteyen, onlara ihsan eden ve onları öven diye açıklar. Ona göre Vedûd, Rahîm'e yakındır; ama rahmet, merhamet edilenin muhtaç ve zayıf olmasını gerektirirken, vüdd böyle bir ihtiyaca bağlı olmadan başlayan bir sevgi ve ikramdır. Kulun bu isimden payı, insanlar için kendisi için istediğini istemek, hatta kendini onlara tercih etmek ve kendisine kötülük edene bile iyilik etmektir.

Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Vedûd ismi, kâinattaki sevgi bağlarına dikkat çeker. Bir anne, yavrusu için kendi hayatını tehlikeye atar. Kuşlar yuvalarını birlikte kurar, yavrularını birlikte besler. İnsanlar tanımadıkları birinin acısına ortak olur. Sevgi, kâinatta en güçlü bağlardan biridir; ve bu bağ, Vedûd'un yarattığı bir düzenin parçasıdır.

Derin

Derin

Eşler arasında meveddet. Kur'an, kökün kullara nispet edilen en güzel kullanımını evlilik hakkında yapar:

Allah insanlara, kendileriyle huzur bulacakları eşler yaratmış ve aralarına "muhabbet ve rahmet" (meveddeten ve rahmeten) koymuştur. Mealin "muhabbet" diye çevirdiği kelime meveddettir. Âlimler bu iki kelimenin birlikte gelmesini şöyle açıklamıştır: Meveddet, bir ilişkinin başındaki ve güçlü dönemindeki sıcak sevgidir; rahmet ise yaşlılıkta, hastalıkta ve zayıflıkta birbirini taşıyan merhamettir. Evlilik, ikisini birden gerektirir. Ayet bu bağı "O'nun ayetlerinden" sayar: İki yabancının birbirine en yakın insan olması, Vedûd'un kâinattaki işaretlerindendir.

Düşmanlar arasında sevgi. Kur'an, sevginin en umulmadık yerde bile doğabileceğini söyler:

Ayet, Mekkeli müşriklerle ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde iner ve bir ümit verir: "Allah'ın sizinle düşmanlık gösterdiğiniz kimseler arasında bir sevgi (meveddet) yaratması umulur." Ayetin sonundaki isimler, Kadîr, Gafûr ve Rahîm, bu dönüşümün mümkün olduğunu gösterir. Âlimler, Mekke'nin fethinden sonra eski düşmanların Müslüman olup aynı safta yer almasını bu ayetin gerçekleşmesi olarak okumuştur. Vedûd, düşmanlığı bile sevgiye çevirebilir.

Seni sevimli kıldım. Kur'an, Allah'ın bir kul için sevgiyi nasıl yarattığını Mûsâ'nın bebekliğinde gösterir:

Diyanet 36–39. ayetleri tek meal olarak verir. Bebek Mûsâ bir sandığa konup suya bırakılır ve su onu, kendisine düşman olan Firavun'un evine götürür. O evde hayatta kalmasının sırrı, ayetin son cümlesindedir: "Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım." Mealin "sevimli kıldım" diye çevirdiği ifade, Arapçasında "üzerine benden bir sevgi bıraktım" demektir. Çocukları öldürten bir hükümdarın evinde, o hükümdarın eşi bu bebeği sever ve korur. Allah'ın bir kula koyduğu sevgi, düşmanın evinde bile bir kalkan olur. Buhârî'deki hadiste anlatılan "yeryüzünde kabul", burada bir çocuğun hayatını kurtarır.

Bir bedenin organları. Hz. Peygamber, müminler arasındaki sevgiyi bir benzetmeyle anlatmıştır:

Hadisteki "birbirini sevmede" ifadesi (tevâddihim), Vedûd ile aynı köktendir. Sevgi, bir başkasının acısını kendi acısı gibi duymaktır.

İlmî

İlmî

Seven mi, sevilen mi? Âlimler Vedûd isminin anlamı konusunda üç görüş aktarmıştır. Birincisine göre isim "seven" anlamındadır: Allah müminleri sever. İkincisine göre "sevilen" anlamındadır: Allah, müminlerin kalplerinde sevilen, sevgiye en layık olandır. Üçüncüsü ise ikisini birleştirir: Allah hem sever hem sevilir. Kur'an'daki "O onları sever, onlar da O'nu sever" (Mâide 54) ifadesi bu üçüncü görüşün dayanağı olarak anılmıştır. Arapçada fa'ûl kalıbının hem etken hem edilgen anlam taşıyabilmesi, bu ismi sevginin karşılıklı bir ilişki olduğunu anlatan bir isim yapar.

Allah'ın sevgisi ne demektir? Kelâm tarihinde, Allah'a nispet edilen sevginin anlamı tartışılmıştır. Eş'arî kelâmcıların bir kısmı, Allah'ın sevgisini O'nun kuluna iyilik ve sevap verme iradesi olarak yorumlamıştır; çünkü insandaki sevgi bir duygu değişimidir ve Allah değişimden münezzehtir. Selef âlimlerinin çoğu ise sevgiyi, nasıl olduğunu sormadan (bilâ keyf) Allah'ın bir sıfatı olarak kabul etmiştir. İki yaklaşım da Allah'ın sevgisinin insanın sevgisine benzemediğinde birleşir; ayrıldıkları yer, bu sevginin bir iradeye mi indirgeneceği, yoksa kendi başına bir sıfat olarak mı kabul edileceğidir.

Sevgi yolu. Tasavvuf tarihinde Allah'a sevgi (mahabbet) merkezli bir yol erken dönemden itibaren belirginleşmiştir. Kaynaklarda Basralı Râbia el-Adeviyye'ye nispet edilen sözler bu yolun en bilinen ifadeleri arasındadır: Ona nispet edilen bir duada, Allah'a cehennem korkusuyla ya da cennet ümidiyle değil, yalnız O'nun kendisi için ibadet etmek istediği anlatılır. Bu sözlerin rivayet zinciri tartışmalı olsa da, gösterdikleri tavır Vedûd isminin kuldaki yansımasına işaret eder: Sevilen olduğu için sevmek.

Sevginin şartı. Kur'an, Allah'ın sevgisinin kimlere yöneldiğini çeşitli ayetlerde sayar: iyilik yapanlar (muhsinîn), tövbe edenler, temizlenenler, sabredenler, tevekkül edenler ve adaletli davrananlar. Vedûd'un sevgisi herkese açıktır; ama onu kazanmanın yolu, bu niteliklerdir.

İlmî

Klasik şerhlerde el-Vedûd

el-Vedûd Kur'an'da yalnız iki kez geçer: Hûd 90'da Rahîm ile, Burûc 14'te Gafûr ile birlikte. Bu sayfanın Kur'an'da bölümü ikisini de gösterir. Kök ise 29 kelimedir ve en sık kelimesi bir fiildir: vedde, yani istemek, arzu etmek; 17 kez geçer. Meveddet, sevgi, sekiz kez gelir. Kökten bir de put adı türemiştir: Nûh 23'teki Vedd. Bu dersin İlmî seviyesi ismin seven mi sevilen mi olduğunu, Allah'ın sevgisinin anlamını, sevgi yolunu ve sevginin şartlarını anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Zeccâc (ö. 311/923)Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâDil: sevgi ve dilek
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: yakınlıktaki sevgi
Kuşeyrî (ö. 465/1072)er-RisâleTasavvuf: sevdiğiyle beraber
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybTefsir: sevgi bağı olan putlar

Zeccâc: Sevgi ve dilek. Dilci şârihler kökün iki anlamını birbirine bağlar: Sevmek ve dilemek. Seven, sevdiği için iyiyi diler. Kök verisi bu fiilin Kur'an'da çoğunlukla insanların dileklerini anlattığını gösterir ve bu dileklerin çoğu iyi değildir. Bakara 109'da Kitap ehlinin çoğu müminleri küfre döndürmeyi ister; Âl-i İmrân 118'de düşmanlar müminlerin sıkıntıya düşmesini ister; Nisâ 89'da inkâr edenler müminlerin de inkâr etmesini dilerler. Dilci için karşıtlık açıktır: İnsanların dileği çoğu zaman başkasının kaybıdır; Vedûd ise kulları için yalnız iyiyi diler.

Taberî: Yakınlıktaki sevgi. Şûrâ 23'te Peygamber'e, tebliğine karşılık yakınlıktaki sevgiden başka bir ücret istemediğini söylemesi emredilir. Diyanet meali ifadeyi çevirirken bir parantez açar: yakınlara sevgi ya da Allah'a yaklaşmak. Bu parantez bir tefsir tartışmasının izidir. Taberî'nin aktardığı görüşlerden birine göre Peygamber, Kureyş'in bütün kollarıyla aralarındaki akrabalık bağının gözetilmesini istemiştir; bu görüş Buhârî'de İbn Abbâs'tan da aktarılır. Başka bir görüşe göre ifade Peygamber'in yakınlarını sevmeyi anlatır. Bir başka görüşe göre ise Allah'a yaklaştıran amellerde sevgidir. Hangi görüş alınırsa alınsın, ayet tebliğin karşılığını bir sevgi bağı olarak koyar.

Kuşeyrî: Sevdiğiyle beraber. Kuşeyrî er-Risâle'de mahabbete ayrı bir bab açar. Babda sevginin tanımlarına dair pek çok sûfî söz aktarılır ve hepsinde ortak bir nokta vardır: Seven, sevdiğine yönelir ve sevdiği dışındakinden uzaklaşır. Bu babın sık anılan dayanaklarından biri, Buhârî ve Müslim'deki hadistir: Kişi sevdiğiyle beraberdir. Sûfî gelenekte bu hadis bir ölçü olarak okunur: Kulun kimi sevdiği, onun nereye ait olduğunu gösterir. Vedûd isminin kuldaki payı, sevgisini ona layık olana yöneltmektir.

Râzî: Sevgi bağı olan putlar. Ankebût 25'te İbrâhîm kavmine, putları dünya hayatında aralarında bir sevgi vesilesi edindiklerini söyler ve kıyamet günü birbirlerini inkâr edip lanetleyeceklerini bildirir. Râzî'nin tefsirinde bu ayet, putperestliğin yalnız bir inanç değil, bir toplumsal bağ da olduğuna dikkat çeker: İnsanlar putlara, birbirleriyle bağlarını kaybetmemek için de bağlanmıştır. Nûh 23'teki Vedd adlı put da bu kökten adını alır; Buhârî'de İbn Abbâs'tan aktarılan bir rivayete göre bu adlar, Nûh kavminin salih kişilerinin adlarıydı ve onların heykelleri sonradan tapınılan putlara dönüşmüştü. İki ayet birlikte bir uyarı verir: Sevgi bile yanlış yere bağlandığında bir puta dönüşebilir.

Karşılaştırma. Dört şârih aynı kökün dört yüzüne bakar. Dilci insanların kötü dilekleri ile Vedûd'un iyi dileğini, müfessir tebliğin karşılığı olan sevgi bağını, sûfî kişinin sevdiğiyle beraber olmasını, Râzî ise yanlış yere bağlanan sevginin bir puta dönüşmesini öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Vedûd kullarını sever ve onlar için iyiyi diler; kulun sevgisi de ancak O'na yöneldiğinde puttan kurtulur.

Durup düşün

  • Allah'ı en çok hangi yüzüyle tanıyorsun: yargılayan mı, bağışlayan mı, seven mi? Vedûd ismi bu dengeyi nasıl değiştiriyor?

  • Evliliğinde ya da en yakın ilişkinde meveddet ile rahmetin dengesi nasıl?

  • Düşman gördüğün ya da seninle arası açık biriyle bir gün yakınlaşabileceğini düşünebiliyor musun?

Uygulama

Bugün sevdiğin birine sevgini açıkça söyle; vüdd, açığa vurulan sevgidir. Arası açık olduğun biri için dua et ve Mümtehine 7'yi hatırla. Akşam Tefekkür Defteri'ne, Allah'ın sana olan sevgisini hissettiğin bir anı ve bir başkasının acısını kendi acın gibi duyduğun bir anı yaz.

Kendini sına

  1. Vedûd isminin kalıbı hangi iki anlamı taşıyabilir?
    Cevabı göster

    Fa'ûl kalıbı hem "çok seven" hem "çok sevilen" anlamına gelebilir; isim ikisini birlikte taşır.

  2. Burûc 14'teki Vedûd isminden önce hangi kıssa anlatılır ve bu sıralama ne öğretir?
    Cevabı göster

    İnandıkları için ateşe atılan müminlerin (ashâbü'l-uhdûd) kıssası; zulüm görenler için bir teselli, zâlimler için bir tövbe kapısıdır.

  3. Rûm 21'de meveddet ile rahmet nasıl ayrılmıştır?
    Cevabı göster

    Meveddet ilişkinin güçlü dönemindeki sıcak sevgi, rahmet ise zayıflıkta ve yaşlılıkta birbirini taşıyan merhamettir.

  4. Gazâlî'ye göre Vedûd ile Rahîm arasındaki fark nedir?
    Cevabı göster

    Rahmet merhamet edilenin muhtaç ve zayıf olmasını gerektirir; vüdd ise böyle bir ihtiyaca bağlı olmadan başlayan bir sevgi ve ikramdır.

Kur'an'da el-Vedûd

Kelime (وَدُود) Kur'an'da 2 kez, 2 ayette ve 2 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Hûd1
  • Bürûc1

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. Hûd 90Derste işleniyor

    وَٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ ۚ إِنَّ رَبِّى رَحِيمٌۭ وَدُودٌۭ

    "Rabbinizden mağfiret dileyin; O'na tevbe edin; doğrusu Rabbim merhamet eder ve çok sever."

  2. Bürûc 14Derste işleniyor

    وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ

    Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

و-د-دKur'an'da 29 kelime, 5 farklı türev

İlk resim: Sevgi ve sevginin dilenmesi; bir şeyin olmasını gönülden istemek.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
وَدَّdiledi, arzu ettiFiil17Bakara 96
مَوَدَّةsevgiİsim8Nisâ 73
وَدُودisim kalıbıçok seven, çok sevilenİsim2Hûd 90
وُدّsevgiİsim1Meryem 96
وَدّVedd: Nuh kavminin putlarından birinin adıİsim1Nûh 23

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.