Kaviyy, gücü tam olan, hiçbir işte zorlanmayan, yorulmayan ve gücü azalmayan demektir. İnsan gücü bir sermaye gibi harcar: Çalıştıkça yorulur, yaşlandıkça zayıflar, bir işe güç yetirirken başka bir işi bırakır. Kaviyy isminin anlattığı güç ise böyle değildir; ne harcanır ne tükenir. Bu ders ismi, bir sineğin önünde aciz kalan putlarla, "Bizden daha kuvvetli kim var?" diyen bir kavimle, "güçlü ve güvenilir" diye anılan bir peygamberle ve her müslümanın dilindeki lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh cümlesiyle okur.
Temel
Kelime. Kaviyy, k-v-y kökünden gelir. Kökün temel anlamı "güçlü olmak, dayanıklı olmak, bir işe güç yetirmek"tir. Türkçede kuvvet, kavî (sağlam, güçlü), takviye (güçlendirme), akvâ (daha güçlü) ve kuvve (bir şeydeki güç, yeti) bu köktendir. Kelime yalnız bedenin gücünü değil, iradenin, kararlılığın ve bir yapının sağlamlığını da anlatır. Kur'an'da Kaviyy, Allah için çoğunlukla Azîz ismiyle birlikte gelir: el-Kaviyyü'l-Azîz, "güçlü ve üstün olan". Biri gücün kendisini, öbürü o gücün karşısında hiçbir şeyin duramamasını anlatır.
Bir sinek bile. Kaviyy isminin geçtiği ayetlerden biri, Kur'an'ın en çarpıcı misallerinden biriyle birlikte gelir:
Allah'ın dışında tapılanlar hep birlikte bir araya gelseler bir sinek yaratamazlar; sinek onlardan bir şey kapsa onu geri alamazlar. Ayetin sonu hükmü verir: İsteyen de istenen de acizdir. Ardından gelen cümle ise bu acizliğin tam karşısına Kaviyy ismini koyar. Allah'ı "gereği gibi değerlendirememek", gücü olmayana güç yakıştırmak, gücün asıl sahibini ise küçük görmektir.
Bizden daha kuvvetli kim? Kur'an, gücüne güvenerek büyüklenen bir kavmin sözünü aktarır:
Âd kavmi, kendi güçlerini ölçü alarak "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" diye sormuştu. Ayet, bu soruya bir başka soruyla cevap verir: Kendilerini yaratanın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmüyorlar mıydı? Gücün yaratılmış olduğunu unutan, onu kendine ait sanır ve sonunda o güçle birlikte kaybeder.
Güçlü mümin. Hz. Peygamber, müminin gücünü değerli saymıştır:
Hadis gücü bir kusur saymaz, bir emanet sayar. Hemen ardından da gücün kaynağını hatırlatır: Allah'tan yardım istemek. Güç, Kaviyy'e dayanıldığında hayra dönüşür.
Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Kaviyy'i tam kudretin sahibi diye açıklar ve bu ismi, bir sonraki isim olan el-Metîn ile birlikte ele alır: Kaviyy kudretin tamlığını, Metîn ise o kudretin sarsılmaz şiddetini anlatır. Kulun bu isimden payı, gücünü hakkı savunmakta ve iyiliği ayakta tutmakta kullanmak, gücün kendisine ait olmadığını ise hiç unutmamaktır.
Mealdeki iki kelime. Diyanet meali, Hac 74 ve Mücâdele 21'deki kaviyyün azîz ifadesini "kuvvetlidir, güçlüdür" diye çevirir. Türkçede iki kelime birbirine çok yakın olduğu için fark kolayca kaybolur. Arapçada ise Kaviyy gücün kendisini, Azîz o güce karşı durulamamasını, yenilmezliği anlatır. Birlikte okunduklarında şu anlamı verirler: Gücü tamdır ve bu güce hiçbir şey, hiçbir zaman engel olamaz.
Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Kaviyy ismi, insan ömrünün kendisinde okunur:
İnsan güçsüz doğar, güçlenir, sonra yeniden güçsüzleşir. Kendi bedenindeki bu yükseliş ve iniş, gücün insana bir süreliğine ödünç verildiğini gösterir.
Derin
Derin
Güçlü ve güvenilir. Kur'an, Mûsâ'yı Medyen'de tanıyan bir kadının ağzından iki sıfatla anar:
Mûsâ, kuyunun başında çobanların arasında kalan iki kıza yardım etmiş, onların sürüsünü sulamıştı. Kızlardan biri babasına onu işe almasını önerirken gerekçesini iki kelimeyle verir: güçlü ve güvenilir (el-kaviyyü'l-emîn). Güç tek başına, ne kadar büyük olursa olsun, bir erdem değildir; güvenilirlikle birleşmezse zarara dönüşebilir. Güvenilirlik de tek başına yetmez; güç olmadan iş görülmez.
Kuvvet ancak Allah'ındır. Kehf sûresindeki iki bahçe kıssasında, zengin arkadaşına öğüt veren mümin, ona bahçesine girdiğinde "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demesi gerektiğini hatırlatır (Kehf 39). Müslümanların bir güzellik karşısında söylediği mâşâallah sözü, bu ayetteki ifadenin ilk kelimesidir: Görülen güzellik Allah'ın dilemesiyle olmuştur ve onu ayakta tutan güç de O'nundur.
Cennet hazinelerinden. Hz. Peygamber, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh sözünü bir hazineye benzetmiştir:
Söz, "Güç ve kuvvet ancak Allah iledir" anlamına gelir. Havl, bir durumdan başka bir duruma geçme, bir şeyden dönme gücüdür; kuvvet ise bir işi yapma gücü. Âlimler sözü şöyle açıklamıştır: Kötülükten dönmek de, iyiliği yapmak da ancak Allah'ın gücüyle mümkündür.
Kuvvetinize kuvvet. Hûd peygamber, kavmine gücün nasıl artacağını anlatmıştır:
Âd kavmi, Fussilet 15'te gücüyle övünen kavimdir. Peygamberleri ise onlara gücün nasıl artacağını başka bir yoldan anlatmıştı: bağışlanma dilemek ve tevbe etmek. Güç, kendi başına biriktirilen bir şey değil, Kaviyy'e dönüldükçe artan bir şeydir. Kavim bu yolu değil, kendi güçlerine güvenmeyi seçmiştir.
Hazırlanan kuvvet. Kur'an, müminlere gücü ihmal etmemelerini de emreder:
Ayet, güç hazırlamayı saldırmak için değil, düşmanı "yıldırmak", yani caydırmak için emreder. Güçlü mümin hadisinde olduğu gibi burada da güç bir emanettir: Hazırlanır, sınırı bilinir, ama Allah yolunda harcanır ve karşılığı O'ndan beklenir.
İlmî
İlmî
Kaviyy, Kâdir ve Metîn. Âlimler, kudretle ilgili isimleri anlamlarının vurgusuna göre ayırmıştır. Kâdir ve Kadîr, bir şeye güç yetirebilmeyi; Muktedir, bu gücün eksiksiz uygulanmasını; Kaviyy, gücün tamlığını ve hiçbir işte zorlanmamayı; Metîn ise gücün sarsılmaz sağlamlığını anlatır. Kaviyy isminin Kur'an'da çoğu zaman bir mücadele ya da bir yardım bağlamında geçmesi dikkat çekicidir: Mücâdele 21'de peygamberlerin galip geleceği vaadi bu isimle biter.
Kuvvet ve emanet. İbn Teymiyye, es-Siyâsetü'ş-Şer'iyye'de Kasas 26'daki iki sıfatı, bir göreve getirilecek kişide aranacak temel ölçüler olarak ele almıştır: işin gerektirdiği güç ve güvenilirlik. Ona göre bu iki sıfat bir arada nadiren tam bulunur; bu yüzden her görevde hangisinin daha önemli olduğuna bakılarak seçim yapılmalıdır.
Bütün kuvvet. Ahirette gücün kime ait olduğu açıkça görünür:
Dünyada kuvvet insanlar arasında dağılmış görünür; ahirette ise bu görüntü kalkar ve kuvvetin tek sahibi açığa çıkar.
Kuvve ve fiil. Aynı kök, İslâm felsefesinde de temel bir kavrama ad olmuştur. Aristoteles'in eserlerini Arapçaya aktaran çevirmenler ve onları yorumlayan filozoflar, bir şeyin henüz gerçekleşmemiş imkânını kuvve, gerçekleşmiş hâlini fiil diye adlandırmıştır. Türkçedeki "bilkuvve" ve "bilfiil" ifadeleri buradan gelir. İnsanın gücü çoğu zaman bilkuvvedir: Yapabileceği ile yaptığı arasında büyük bir mesafe vardır, ve bu mesafeyi kapatmak için zaman, emek ve sağlık gerekir. Kaviyy isminde ise böyle bir mesafe yoktur; dilediğini yapmak için ne zamana ne yardımcıya ihtiyaç duyar.
İlmî
Klasik şerhlerde el-Kaviyy
el-Kaviyy kalıbı Kur'an'da on bir ayette geçer; bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Allah için kullanıldığı ayetlerin yedisinde Azîz ile birliktedir: kaviyyün azîz. İki ayette ise kelime yaratılmışları niteler ve iki ayette de aynı ikiliyle gelir: Kasas 26'da Mûsâ ve Neml 39'da bir cin, güçlü ve güvenilir diye anılır. Kökün kuvvet kelimesi 30 kez geçer. Bu dersin İlmî seviyesi Kaviyy, Kâdir ve Metîn ayrımını, kuvvet ile emaneti, bütün kuvvetin Allah'a ait oluşunu ve kuvve ile fiili anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.
| Şârih | Eser | İsme bakışı |
|---|---|---|
| Taberî (ö. 310/923) | Câmiu'l-beyân | Tefsir: indirilen demir |
| Kurtubî (ö. 671/1273) | el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân | Fıkıh: korunan mabetler |
| Kuşeyrî (ö. 465/1072) | Letâifü'l-işârât | İşârî tefsir: Kitabı kuvvetle tutmak |
| Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210) | Mefâtîhu'l-gayb | Tefsir: kuvvetten hızlı olan bilgi |
Taberî: İndirilen demir. Hadîd 25, peygamberlerle birlikte üç şeyin indirildiğini söyler: Kitap, ölçü ve demir. Demirde hem çetin bir güç hem de insanlar için faydalar vardır. Ayet Kaviyy ve Azîz isimleriyle biter. Taberî'nin aktardığı açıklamalara göre demirin burada anılması, adaletin ancak onu koruyacak bir güçle ayakta durabileceğine işarettir: Kitap yolu gösterir, ölçü hakkı belirler, demir ise ona karşı gelenleri durdurur. el-Muksit dersinde bu ayet ölçü bakımından okunacaktır; burada dikkat çeken, gücün adaletin hizmetine verilmesidir.
Kurtubî: Korunan mabetler. Hac 40, haksız yere yurtlarından çıkarılanlara savaş izni veren ayetlerin devamıdır ve bir ilke koyar: Allah insanların bir kısmını öbürüyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescitler yıkılıp giderdi. Ayet Kaviyy ve Azîz isimleriyle biter. Kurtubî'nin hüküm tefsirinde bu ayetten, farklı dinlere ait ibadet yerlerinin korunmasına dair sonuçlar çıkarılır. Ayetin mescitleri sıranın sonunda anması da dikkat çekmiştir. Kaviyy'in gücü burada, ibadetin yerini korumak için devreye giren bir güç olarak görünür.
Kuşeyrî: Kitabı kuvvetle tutmak. Kökün kuvvet kelimesi Kur'an'da birkaç kez aynı emirle gelir: Kitabı kuvvetle tutmak. Meryem 12'de Yahyâ'ya Kitaba kuvvetle sarılması söylenir; A'râf 145'te Mûsâ'ya levhalara sıkıca sarılması emredilir. İşârî tefsir geleneği bu emirleri Kaviyy isminin kuldaki payı olarak okur. Kuşeyrî'nin tefsiri gibi eserlerde kuvvet, bedenin gücü kadar kalbin kararlılığı olarak anlatılır: Kitabı kuvvetle tutmak, onu gevşeklikle değil, azimle yaşamaktır. Kulun kuvveti, kendisine emanet edilen sözü taşıyabildiği ölçüdedir.
Râzî: Kuvvetten hızlı olan bilgi. Neml 38–40'ta Süleyman, Sebe' melikesinin tahtının getirilmesini ister. Cinlerden bir ifrit, Süleyman yerinden kalkmadan önce tahtı getirebileceğini ve buna güçlü ve güvenilir olduğunu söyler. Ama Kitaptan bir bilgisi olan biri, göz açıp kapayıncaya kadar getirebileceğini söyler ve taht gelir. Râzî'nin tefsirinde bu sıra anlamlı bulunur: Güç ve güvenilirlik değerlidir, ama bilgi onları aşmıştır. Süleyman'ın cevabı ise bütün sahneyi Rabbine bağlar: Bu, Rabbimin lütfundandır. Kaviyy'in kula verdiği her güç, bir sınavdır.
Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Müfessir gücün adaletin hizmetine verilmesini, fakih ibadet yerlerini koruyan gücü, işârî müfessir Kitabı kararlılıkla taşımayı, Râzî ise bilginin kuvveti aşmasını öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Kaviyy'in gücü hiçbir işte zorlanmaz; kulun gücü ise ancak adalete, ibadete ve bilgiye hizmet ettiğinde anlam kazanır.
Durup düşün
- Sahip olduğun bir güç (bilgi, para, makam, beden gücü) seni hangi anlarda "Bizden daha kuvvetli kim var?" diyen Âd kavmine yaklaştırıyor?
- Kasas 26'daki "güçlü ve güvenilir" ölçüsünde sen hangisinde daha zayıfsın?
- Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh sözünü en son ne zaman gerçekten bir acizlik anında söyledin?
Uygulama
Bugün gücünün yettiği bir alanda, zayıf durumda olan birine yardım et: bir işini gör, bir hakkını savun ya da bir yükünü taşı. Bir işe başlarken ve bitirirken lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh de. Akşam Tefekkür Defteri'ne gücünü nerede kullandığını ve o gücün kaynağını nasıl hatırladığını yaz.
Kendini sına
- Kur'an'da Kaviyy ismi çoğunlukla hangi isimle birlikte gelir?
- Hac 73'teki sinek misali neyi gösterir?
- Kasas 26'da Mûsâ hangi iki sıfatla anılır?
- Hz. Peygamber hangi sözü cennet hazinelerinden bir hazine olarak anmıştır?