İçeriğe geç

الحكم

29. isim

el-Hakem

Hükmeden, hakem olan

İsim dersi · 29. isim

el-Hakem: Hükmeden, Hakem Olan

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Hakem, hakkı bâtıldan ayıran, anlaşmazlıklarda son sözü söyleyen ve hükmü hiçbir şekilde bozulmayan demektir. İnsanlar arasındaki tartışmaların bir kısmı bu dünyada çözülür, bir kısmı hiç çözülmez; Hakem ismi, hiçbir anlaşmazlığın hükümsüz kalmayacağını söyler. Bu ders ismi kökünün ilk anlamıyla, "hükmedenlerin en iyisi" diye dua eden peygamberlerle ve insan hâkimlerin taşıdığı ağır emanetle okur.

Temel

Kelime. Hakem, h-k-m kökünden gelir. Kökün en eski anlamı "engellemek, bir şeyi bozulmaktan alıkoymak"tır; atın ağzına takılan ve onu başıboş koşmaktan alıkoyan gem, Arapçada hakeme diye anılır. Hüküm de böyledir: Bir anlaşmazlığı bozulmaktan, zulme dönüşmekten alıkoyar. Aynı kökten Türkçeye birçok kelime geçmiştir: hüküm, hâkim, hakem, mahkeme, hükümet, muhkem (sağlam), ahkâm (hükümler) ve hikmet. Hakem, fa'al kalıbında bir isimdir ve "kendisine başvurulan, hükmüne razı olunan" anlamını taşır. Sonraki derslerden el-Hakîm aynı kökten gelir; Hakîm hikmetle iş yapanı, Hakem ise hüküm vereni öne çıkarır.

Allah'tan başka hakem mi? Hakem ismi Kur'an'da Allah için isim kalıbıyla bir yerde geçer:

Peygamber'e, kendisiyle Allah arasında bir hakem aramasını isteyenlere karşı söylemesi emredilir: "Allah size Kitap'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi isteyeyim?" Ayet, hakemin bir kitapla birlikte anıldığını gösterir: Allah'ın hakemliği, açık ve ayrıntılı bir Kitap'la yol gösterir. Başka bir hakem aramak, bu açıklığı yetersiz saymaktır.

Hükmedenlerin en iyisi. Kur'an, Allah'ın hükmünü bir soruyla hatırlatır:

"Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?" Tîn sûresi insanın en güzel biçimde yaratılışını, sonra aşağıların aşağısına düşebileceğini ve iman edip salih amel işleyenlerin kurtuluşunu anlatır; son ayette bu soru gelir. Soru, hayatın sonunda bir hükmün verileceğini ve bu hükmün en adil hüküm olacağını hatırlatır.

Bir babanın duası. Aynı ifade, Kur'an'ın en dokunaklı sahnelerinden birinde geçer:

Nûh, tufanda boğulan oğlu için Rabbine seslenir: "Oğlum benim ailemdendi. Senin vaadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin." Bir baba, anlayamadığı bir hükmün karşısında durur; ama hükmün sahibinin en adil hükmeden olduğunu da bilir. Duası bir itiraz değil, acısını Hakem'e arz etmektir. Hakem ismi, insanın anlayamadığı hükümler karşısında da güvenilecek bir isimdir.

İki ecir. Hz. Peygamber, hüküm veren insanların durumunu şöyle anlatmıştır:

Hadis, insan hâkimin yanılabileceğini kabul eder ve samimi çabayı ödüllendirir. İnsanın hükmü eksik bir bilgiye dayanır; Hakem'in hükmü ise hiçbir eksikliğe uğramaz.

Öfkeyle hüküm verilmez. Hz. Peygamber, hüküm verenin kalp hâline de dikkat çekmiştir:

Öfke, hükmü bozar; gemi çıkmış bir at gibi hâkimi başıboş bırakır. Kökün ilk anlamı burada yeniden görünür: Hüküm, önce hüküm verenin kendi nefsine gem vurmasını gerektirir.

Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Hakem ismini hüküm veren, kaza ve kaderi takdir eden diye açıklar. Kulun bu isimden payı, önce kendi nefsine hakem olmaktır: arzusu ile aklı, öfkesi ile adaleti arasında hükmü akla ve adalete vermek. İkinci pay, başkaları arasında hüküm verme durumunda kalındığında adaletten ayrılmamaktır.

Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Hakem ismi, kâinattaki ayırt edici düzene dikkat çeker. Bir tohumun kabuğu, içine ne gireceğine ve ne çıkacağına karar veren bir sınırdır. Bağışıklık sistemi, vücuda giren her şeyi tanır ve dost ile düşmanı ayırır. Kâinatın yasaları kimseye ayrıcalık tanımaz: Yerçekimi zengine ve fakire aynı ölçüyle işler. Her yerde bir ayırma, bir tartma ve bir hüküm vardır.

Derin

Derin

Aile içinde hakem. Kur'an, hakem kelimesini insanlar için de kullanır; en güzel örneklerinden biri aile içindeki anlaşmazlıktır:

Eşlerin arası açıldığında, her iki aileden birer hakem gönderilmesi emredilir. Hakemlerin görevi ayırmak değil, düzeltmektir: "Bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onların aralarını buldurur." Hakemlik burada bir yargılama değil, bir barıştırmadır. İnsan hakemin asıl işi, iki taraf arasındaki kopukluğu onarmaktır.

Adaletle hükmedin. Kur'an, hüküm verme emanetini emanetlerin geri verilmesiyle aynı cümlede anar:

Emanetleri ehline vermek ve insanlar arasında adaletle hükmetmek aynı ayette gelir. Hüküm verme yetkisi de bir emanettir. Ayetin sonundaki iki isim, Semî' ve Basîr, hüküm veren insana bir hatırlatmadır: Verdiği her hüküm işitilir ve görülür.

Hükme razı olmak. Kur'an, imanın bir ölçüsünü hükme razı olmakla açıklar:

Ayet üç basamak sayar: Peygamber'i hakem kabul etmek, onun hükmüne karşı içte bir sıkıntı duymamak ve tamamen teslim olmak. Hükmü dışarıdan kabul edip içeriden itiraz etmek, tam bir iman değildir. Hakem isminin kuldan istediği, hükme yalnız bedenle değil, kalple de razı olmaktır.

Hakem'in cevabı. Temel bölümde okuduğumuz Nûh'un duası cevapsız kalmaz:

Cevap, akrabalığın ölçüsünü değiştirir: Oğul "senin ailenden sayılmaz"; Diyanet'in "kötü bir iş işlemiştir" diye çevirdiği gerekçenin Arapçası, "o, salih olmayan bir ameldir" (amelun ğayru sâlih) demektir. Nûh'un ikinci sözü ise bir teslimdir: "Bilmediğim bir şeyi istemekten sana sığınırım." Hakem'in hükmü, bir babanın yüreğine ağır gelse de, Nûh onu anlamaya değil, ona teslim olmaya yönelir.

Sabredin, Allah hükmedinceye kadar. Şuayb, kavmi ikiye ayrıldığında hükmü Allah'a bırakır:

Şuayb kendi kavmi arasında hüküm vermeye kalkmaz; tarafları sabra çağırır. Bazı anlaşmazlıklar insanın hükmüyle çözülemez; onları Hakem'e bırakmak ve beklemek gerekir.

İlmî

İlmî

Hüküm yalnız Allah'ındır. Kur'an, hükmün kaynağını açıkça bildirir:

Yûsuf, zindandaki arkadaşlarına tevhidi anlatırken şöyle der: "Hüküm vermek ancak Allah'a aittir." Yûsuf bu cümleyi bir siyasî talep olarak değil, putlara karşı tevhidin açıklaması olarak söyler. Bu cümle (ini'l-hukmu illâ lillâh), İslâm tarihinde bir siyasî slogana da dönüşmüştür. Sıffîn Savaşı'nın ardından iki taraf hakemlere başvurmayı kabul edince, bu kararı reddeden grup (Hâricîler) "Hüküm ancak Allah'ındır" diyerek Hz. Ali'den ayrılmıştır. Müslim'in Zekât bölümünde aktarılan bir rivayette Hz. Ali bu söz için "Hak bir sözdür, ama onunla bâtıl kastedilmiştir" demiştir. Tartışma, Kur'an'ın da insanlar arasında hakem göndermeyi emrettiğini (Nisâ 35) gözden kaçıran bir okumanın, doğru bir cümleyi yanlış bir sonuca götürebileceğini gösterir.

Cahiliye hükmü. Kur'an, Allah'ın hükmünün karşısına "cahiliye hükmünü" koyar:

Cahiliye hükmü, âdete, güce, soya ve çıkara göre verilen hükümdür. Ayet, "yakinen bilen bir millet için" Allah'ın hükmünden daha iyisinin olmadığını söyler. Cahiliyenin karşıtı burada bilgisizlik değil, kesin bilgidir (yakîn): Hükmü tanımak, onu bilmeyi gerektirir.

Künye olarak Hakem. Ebû Dâvûd'un rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber, kavmi arasında anlaşmazlıklarda hakemlik yaptığı için "Ebü'l-Hakem" diye künyelenen birine, hakemin Allah olduğunu ve hükmün O'na ait olduğunu hatırlatmış ve künyesini, büyük oğlunun adına göre değiştirmiştir. Rivayet, insanların birbirine hakemlik yapmasını yasaklamaz; Allah'a ait bir ismin, mutlak anlamıyla, bir insanın lakabı olmasına dikkat çeker.

İlmî

Klasik şerhlerde el-Hakem

el-Hakem kalıbı Kur'an'da yalnız üç kez geçer: İkisi Nisâ 35'te aile içindeki hakemler için, biri En'âm 114'te Allah için. Bu sayfanın Kur'an'da bölümü bu iki ayeti gösterir. Kök ise 210 kelimeyle Kur'an'ın en geniş köklerindendir ve Hakîm, hikmet, hüküm, hâkim ve muhkem gibi kelimelerin hepsini taşır. Bu dersin İlmî seviyesi hükmün yalnız Allah'a ait olduğunu, cahiliye hükmünü ve Ebü'l-Hakem künyesinin değiştirilmesini anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Hattâbî (ö. 388/998)Şe'nü'd-duâAnlam: bozulmayan hüküm
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: yanlış yere götürülen dava
Kuşeyrî (ö. 465/1072)er-RisâleTasavvuf: hükme rıza
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybTefsir: muhkem ayetler

Hattâbî: Bozulmayan hüküm. Dua şerhleri Hakem ile Hâkim arasındaki farkı sorar. Hâkim hüküm veren her kişiye denebilir ve Kur'an'da beş kez, hep "hükmedenlerin en hayırlısı" ya da "hâkimlerin hâkimi" ifadelerinde geçer. Hakem ise anlaşmazlıkta son sözü söyleyen, hükmüne itiraz edilemeyen demektir. Hattâbî'ye nispet edilen açıklama bu anlamı öne çıkarır. Ra'd 41 bu anlamın Kur'an'daki karşılığıdır: Hüküm Allah'ındır, O'nun hükmünü takip edip bozacak kimse yoktur. İnsan hakemlerin hükmü bir üst mercide bozulabilir; Hakem'in hükmünün üstünde bir merci yoktur.

Taberî: Yanlış yere götürülen dava. Kökün bir fiil kalıbı, davayı bir hakeme götürmeyi anlatır ve Kur'an'da bir kınama içinde geçer. Nisâ 60'ta Kitaba inandıklarını söyledikleri hâlde davalarını tâğûta götürmek isteyenlerden söz edilir. Taberî'nin aktardığı rivayetler ayetin indiği bağlamı, bir anlaşmazlıkta taraflardan birinin Peygamber yerine kendi çıkarına hüküm verecek birine başvurmak istemesiyle açıklar. Mâide 43 de benzer bir durumu anlatır: Ellerinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat varken Peygamber'i hakem yapıp sonra hükmünden yüz çevirenler. İki ayet bir ölçü koyar: Hakem aramak, hükmü önceden kabul etmeyi gerektirir. İstediği hükmü verecek hakemi arayan, aslında hakem değil, onay arıyordur.

Kuşeyrî: Hükme rıza. Kuşeyrî er-Risâle'de rızaya ayrı bir bab ayırır. Dersin Derin seviyesindeki Nisâ 65, imanın ölçüsünü hükme razı olmakla açıklar ve içte bir sıkıntı bile kalmamasını ister. Sûfî gelenek ve kelâmcılar burada önemli bir ayrım yapar: Kul Allah'ın hükmüne, yani kazâya razı olur; ama kazâ edilen her şeyi, örneğin bir haksızlığı ya da bir günahı onaylamak zorunda değildir. Bu ayrım rızayı bir edilgenlikten korur. Hakem'in hükmüne razı olan kul, zulme karşı çıkmaya devam eder.

Râzî: Muhkem ayetler. Kökün en eski anlamı, bir şeyi bozulmaktan alıkoymaktır. Bu anlam Kur'an'ın kendini tarif ettiği iki ayette görülür. Hûd 1'de Kitabın ayetlerinin sağlam kılındığı söylenir. Âl-i İmrân 7'de ise ayetlerin bir kısmı muhkemdir, yani anlamı kesindir, bir kısmı ise müteşâbihtir. Râzî bu ayrımı tefsirinde ve kelâm eserlerinde uzun uzun tartışmıştır. Onun yönteminde muhkem ayetler, müteşâbih olanların anlaşılmasında bir ölçü işlevi görür. Hakem ismiyle bağ şöyle kurulabilir: Kitap da insanların anlaşmazlıklarında bir hakemdir ve onun içinde de kesin olanlar, kesin olmayanlar üzerinde hakemlik yapar.

Karşılaştırma. Dört şârih aynı kökün dört yüzüne bakar. Hattâbî Hakem'in hükmünün bozulmadığını, müfessir hakem arayanın hükmü önceden kabul etmesi gerektiğini, sûfî kazâya rıza ile zulme rızayı ayıran çizgiyi, Râzî ise Kitabın içindeki muhkem ayetlerin hakemliğini öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Hakem'in hükmü son sözdür; kula düşen, o hükmü aramak ve bulduğunda ona razı olmaktır.

Durup düşün

  • Hayatında anlayamadığın ve hâlâ içini sızlatan bir hüküm var mı? Nûh'un duası bu hükme nasıl bakmanı ister?

  • Bugün kaç kez, farkında olmadan, iki kişi arasında hakem oldun? Hükmün adil miydi?

  • Öfkeliyken verdiğin bir karardan pişman olduğun oldu mu?

Uygulama

Bugün öfkeli olduğun bir anda hiçbir karar verme; Buhârî'deki hadisi hatırla ve hükmü sakinleşene kadar ertele. Hayatında çözülemeyen bir anlaşmazlığı Tefekkür Defteri'ne yaz ve altına A'râf 87'deki "Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin" cümlesini ekle. Gün içinde iki kişi arasında bir anlaşmazlık görürsen, Nisâ 35'teki gibi ayırmak için değil, düzeltmek için araya gir.

Kendini sına

  1. H-k-m kökünün en eski anlamı nedir ve bu anlam hükümle nasıl ilişkilidir?
    Cevabı göster

    Engellemek, bozulmaktan alıkoymaktır; atın gemi bu köktendir. Hüküm de bir anlaşmazlığı bozulmaktan ve zulme dönüşmekten alıkoyar.

  2. Nûh, Hûd 45'te oğlu için hangi isimle dua eder?
    Cevabı göster

    "Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin" diyerek; anlayamadığı bir hükmü, en adil hükmedene arz eder.

  3. Buhârî'deki hadise göre içtihad eden hâkim hata ederse ne olur?
    Cevabı göster

    Bir ecir alır; isabet ederse iki ecir alır.

  4. "Hüküm ancak Allah'ındır" cümlesi İslâm tarihinde nasıl kullanılmış ve Hz. Ali ne demiştir?
    Cevabı göster

    Sıffîn'den sonra hakem kararını reddeden Hâricîler bu cümleyi slogan olarak kullanmıştır; Hz. Ali "Hak bir sözdür, ama onunla bâtıl kastedilmiştir" demiştir.

Kur'an'da el-Hakem

Kelime (حَكَم) Kur'an'da 3 kez, 2 ayette ve 2 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Nisâ2
  • En'âm1

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. Nisâ 35Derste işleniyor

    وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَٱبْعَثُوا۟ حَكَمًۭا مِّنْ أَهْلِهِۦ وَحَكَمًۭا مِّنْ أَهْلِهَآ إِن يُرِيدَآ إِصْلَٰحًۭا يُوَفِّقِ ٱللَّهُ بَيْنَهُمَآ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًۭا

    Karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onların aralarını buldurur. Doğrusu Allah her şeyi Bilen ve haberdar olandır.

  2. En'âm 114Derste işleniyor

    أَفَغَيْرَ ٱللَّهِ أَبْتَغِى حَكَمًۭا وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ إِلَيْكُمُ ٱلْكِتَٰبَ مُفَصَّلًۭا ۚ وَٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْلَمُونَ أَنَّهُۥ مُنَزَّلٌۭ مِّن رَّبِّكَ بِٱلْحَقِّ ۖ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ

    "Allah size Kitap'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi isteyeyim?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma!

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ح-ك-مKur'an'da 210 kelime, 12 farklı türev

İlk resim: Bozulmayı önlemek için engel olmak; atın ağzına takılıp onu dizginleyen gem parçasına “hakeme” denir.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
حَكِيمher şeyi yerli yerince yapan; hikmet sahibiİsim97Bakara 32
حَكَمَhükmettiFiil45Bakara 113
حُكْمhüküm; hikmetİsim30Âl-i İmrân 79
حِكْمَةhikmetİsim20Bakara 129
حاكِمhükmeden, hâkimİsim5A'râf 87
حَكَمisim kalıbıhakem: hükmü kesin olanİsim3Nisâ 35
مُحْكَمَةanlamı açık ve sağlam (ayet)İsim2Âl-i İmrân 7
يُحَكِّمُhakem kılarFiil2Nisâ 65
أُحْكِمَتْsağlamlaştırıldıFiil2Hûd 1
أَحْكَمhükmü en sağlam olanİsim2Hûd 45
حُكّامyöneticiler, hâkimlerİsim1Bakara 188
يَتَحاكَمُmuhakemeye başvururFiil1Nisâ 60

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.