Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Eski metinler yoga-nidrā'yı bir hâl olarak anlatıyor; bugünkü rehberli yöntemin bu metinlerde öncülü yok ve yöntem büyük ölçüde Batılı gevşeme tekniklerinden türüyor.
Adın modern anlamdaki ilk bilinen kullanımı bin dokuz yüz yetmiş üçte Dennis Boyes'a ait; Satyananda yöntemi üç yıl sonra sekiz aşamalı bir sistem olarak yaydı.
Birch ve Hargreaves, Satyananda'nın yönteminin bütününü değil, yalnızca bazı öğelerini eski uygulamalara benzetiyor.
Richard Miller'ın yöntemi askerî kliniklerde kullanıldı ve iki bin onda süreğen ağrı için tamamlayıcı yöntem olarak desteklendi.
İki bin yirmi birdeki bağımsızlık bildirgesi, metalaştırmayı, örgütlerdeki istismarı ve kurucuları öne çıkaran köken öykülerini eleştiriyor.
Açılış sahnesi
Bir hastanenin ağrı kliniğinde çalışan bir hemşire, hastaları için bir yoga-nidrā programı açmak istiyor ve üç ayrı eğitim broşürünü masasına diziyor. Birincisi, uygulamanın eski Tantra geleneğinden gelen sekiz aşamalı bir yöntem olduğunu söylüyor ve Hindistan'daki bir okulun onayıyla verilen bir belge sunuyor. İkincisi, askerî hastanelerde ve gazi kliniklerinde kullanılmış, araştırmalarla desteklenmiş bir "protokol" anlatıyor ve kendi enstitüsünün sertifikasını öneriyor. Üçüncüsü ise hiçbir kurumun adını taşımıyor; üstünde kısa bir cümle var: "Yoga-nidrā kimsenin tescilli malı değildir."
Hemşire üç broşürü yan yana koyup soruyor: aynı adı taşıyan bu üç öneriden hangisi hastalarım için güvenilir, ve bu güveni ben neye bakarak kurabilirim?
Bu derste ne olacak
Y3.56'da yoga-nidrā teriminin tarihini ve modern uygulamanın bileşenlerini gördük. Bu derste o bileşenlere dönmeyeceğiz. Onun yerine, bu adı taşıyan uygulamaların hangi okullar tarafından nasıl kurulduğunu ve bugün kimlerin elinde olduğunu ekol çözümlemesinin dört ekseninde soracağız. Önce modern uygulamanın gerçekte ne zaman ve kimden çıktığına bakacağız. Sonra en yaygın yöntemin kendi kökeni hakkında ne söylediğini ve araştırmacıların bu iddiayı nasıl değerlendirdiğini göreceğiz. Ardından uygulamanın askerî ve klinik alana nasıl taşındığını izleyeceğiz. En sonda da bu okullara karşı yazılmış bir bildirgenin neyi reddettiğini okuyacağız.
Sıfır noktası
Y4.101'de uyum jimnastiğini ve Annie Payson Call gibi Batılı öğretmenlerin fiziksel ve ruhsal sağlığı birleştiren sistemlerini tanımıştık. Y4.109'da da bir okula ya da guruya bağlanmadan uygulanan soy sonrası yogayı gördük. Bu ders iki ucu birleştiriyor: yoga-nidrā'nın modern biçimi bir yandan Batılı gevşeme yöntemlerinden besleniyor, öte yandan bugün soy sonrası bir tartışmanın merkezinde duruyor.
Mekanizma
Tarih: ilk kim yazdı?
Yoga nidra maddesi, terimin eski kullanımlarını kısaca özetliyor: destanlarda Viṣṇu'nun evrenin çevrimleri arasındaki uykusu, Tantra metinlerinde bir meditasyon hâli, orta çağ Haṭha metinlerinde ise samādhi'nin eş anlamlısı. Madde bir sonuca varıyor: bu metinler yoga-nidrā'yı bir hâl olarak görüyor, bir uygulama olarak değil; ve bugünkü rehberli yöntemin bu metinlerde bir öncülü yok.
Maddeye göre Mark Singleton, modern Batı yogasındaki gevşeme tekniklerinin modern öncesi yoga geleneğinde öncülü olmadığını, bunların çoğunlukla on dokuzuncu ve yirminci yüzyılın Batılı "kendi bedenini duyarak gevşeme" yöntemlerinden türediğini yazıyor. Madde bu yöntemin iki kaynağını anıyor: Annie Payson Call'un bin sekiz yüz doksan bir tarihli kitabı ve ilerleyici kas gevşemesini geliştiren Chicagolu psikiyatr Edmund Jacobson'un bin dokuz yüz otuz dört tarihli kitabı.
Madde, "yoga-nidrā" adının modern anlamdaki ilk bilinen kullanımını da gösteriyor: Fransız yoga savunucusu Dennis Boyes'un bin dokuz yüz yetmiş üçte yayımladığı, bedenin her bölümüne dikkati yönelten gevşeme tekniklerini anlatan kitabı. Yöntem, maddeye göre, üç yıl sonra Satyananda Sarasvatī tarafından geniş kitlelere tanıtıldı.
Yaygın yanlışBugünkü rehberli yoga-nidrā, orta çağ Haṭha metinlerinde anlatılan bir tekniğin devamıdır.
Yoga nidra maddesine göre bu metinler yoga-nidrā'yı bir uygulama değil bir hâl olarak görüyor ve bugünkü rehberli yöntemin bu metinlerde öncülü yok; yöntem büyük ölçüde Batılı gevşeme tekniklerinden türüyor.
Kaynak: bir köken iddiası ve bir değerlendirme
Madde, Satyananda'nın yöntemini ayrıntılı biçimde anlatıyor. Maddeye göre Satyananda, yoga-nidrā'yı gurusu Śivānanda'nın yanında Rishikesh'te yaşarken deneyimlediğini söyledi ve bin dokuz yüz yetmiş altıda rehberli meditasyonla bir gevşeme sistemi kurdu. Satyananda yöntemini, meditasyon sırasında Sanskritçe mantraların zihinde bedenin belirli bölgelerine yerleştirildiği nyāsa adlı eski bir Tantra uygulamasıyla ilişkilendirdi. Yöntem sekiz aşamadan oluşuyor: içe dönüş, niyet, bilincin beden bölgelerinde dolaştırılması, nefes farkındalığı, karşıtların duyumsanması, yaratıcı imgeleme, niyetin tekrarı ve dışa dönüş.
Madde bu köken iddiasını iki araştırmacının değerlendirmesiyle tartıyor. Maddeye göre Satyananda'nın çok aşamalı yöntemi eski ya da orta çağ metinlerinde bulunmuyor; ama yoga araştırmacıları Jason Birch ve Jacqueline Hargreaves, yöntemin bazı etkinliklerinin daha eski uygulamalarda benzerleri olduğunu not ediyor. Kültür tarihçisi Alistair Shearer ise Satyananda'nın kendi sürümünü eski diye tanıttığını, ama eski metinlerle bağlantısının "en iyi ihtimalle belirsiz" göründüğünü yazıyor.
Otorite: bir okul, bir protokol ve bir onay
Yoga-nidrā'nın modern tarihinde iki kurumsal çizgi öne çıkıyor. Birincisi Satyananda'nın okulu. Bihar Yoga Okulu maddesine göre bu okul bin dokuz yüz altmış dörtte Munger'de açıldı; bin dokuz yüz altmış yedide dokuz aylık uluslararası bir öğretmen eğitimi düzenledi ve öğretisi bugün dünyada Satyananda Yoga geleneği diye tanınıyor. Madde, okulun başkanlığının bin dokuz yüz seksen üçte Satyananda'nın ruhsal halefi Niranjanananda'ya geçtiğini yazıyor. Yoga nidra maddesi ise Satyananda'nın bu tekniği, önerilerle birlikte, halefi olacak çocuğa dört yaşından itibaren uyguladığını ve ona bu yöntemle birkaç dil öğrettiğini "iddia ettiğini" aktarıyor.
İkinci çizgi klinik ve askerî. Richard Miller maddesine göre klinik psikolog Richard Miller, yoga-nidrā'yı ağrı çeken askerlerin rehabilitasyonunda kullanan bir yöntem geliştirdi ve kendi enstitüsünü kurdu; Miller, yoga terapistlerini bir araya getiren uluslararası meslek derneğinin kurucu ortaklarından da biri. Madde, Miller'ın askerî bir tıp merkezi ve Amerika Savunma Bakanlığı ile birlikte bu yöntemin etkinliğini incelediğini, protokolün Irak'tan ve Afganistan'dan dönen, travma sonrası stres bozukluğu yaşayan askerlerle kullanıldığını yazıyor. Madde, bu çalışmaya dayanarak Amerika Ordusu'nun başhekiminin iki bin onda yoga-nidrā'yı süreğen ağrı için tamamlayıcı ve alternatif bir tıp yöntemi olarak desteklediğini aktarıyor.
Kültürel etik: bir bağımsızlık bildirgesi
Yoga nidra maddesi, bu okullara yönelik bir tepkiyi de aktarıyor. Maddeye göre iki bin yirmi birde yoga öğretmenleri Uma Dinsmore-Tuli ve Nirlipta Tuli, yoga-nidrā için bir "bağımsızlık bildirgesi" yayımladı. Bildirgede yoga-nidrā'nın ticari örgütler tarafından metalaştırıldığını ve kâr için pazarlandığını, bu örgütlerin içinde istismar yaşandığını ve örgütlerin, uygulamanın daha eski köklerini dışlayıp kendi kurucularını öne çıkaran köken öyküleri yaydığını ileri sürdüler. Bildirgede Satyananda ve Swami Rama gibi kurucu figürlerin istismarları karşısındaki sarsıntılarını dile getirdiler ve uygulayıcıları yoga-nidrā'nın tarihini örgüt sınırlarının dışında öğrenmeye, uygulamanın "tescilli sürümleri" olmadan çalışmaya çağırdılar.
Bu bildirge, Y4.109'da gördüğümüz soy sonrası yoga tartışmasının yoga-nidrā'daki somut bir örneği. Bir uygulama bir okulun malı olmaktan çıkarılmak isteniyor; ama bu kez gerekçe yalnızca özgürlük değil, aynı zamanda bir etik itiraz.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Yoga-nidrā, bu bölümde gördüğümüz ekoller arasında belki de en şaşırtıcı köken hikâyesine sahip. Adı eski metinlerden geliyor, ama adın bugün taşıdığı yöntem büyük ölçüde Batılı gevşeme tekniklerinden türüyor; adı modern anlamda ilk kullanan bile bir Hintli guru değil, Fransız bir yoga savunucusu. Satyananda bu yönteme eski bir Tantra uygulamasıyla bağ kurarak yetke kazandırdı; Miller ise ona askerî ve klinik kurumların onayıyla başka bir yetke kazandırdı. İki yetke biçimi birbirinden çok farklı: biri geleneğe, öteki kurumsal kanıta dayanıyor.
Bağımsızlık bildirgesi bu iki yetke biçimine de itiraz ediyor ve üçüncü bir yol öneriyor: uygulamanın hiçbir örgütün malı olmaması. Bu üç yolu yan yana tartan bir okur, bir şeyi unutmamalı: bir uygulamanın kimseye ait olmaması, onun denetimsiz olması anlamına da gelebilir. Tescilsiz bir yoga-nidrā'da öğretmenin yetkinliğini ve etiğini kim güvence altına alacak sorusu, bildirgenin açık bıraktığı bir soru.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışYoga-nidrā'yı modern anlamda ilk tanımlayan ve adlandıran Satyananda'dır.
Yoga nidra maddesine göre adın modern anlamdaki ilk bilinen kullanımı, Satyananda'nın yöntemini yayımlamasından üç yıl önce, bin dokuz yüz yetmiş üçte Dennis Boyes'un kitabında görülüyor.
Yaygın yanlışBir uygulamanın askerî ya da kamu kurumlarında kullanılması, onun her durumda etkili ve güvenli olduğunu gösterir.
Richard Miller maddesine göre yoga-nidrā süreğen ağrı için tamamlayıcı bir yöntem olarak desteklendi, bir tedavinin yerine geçen bir yöntem olarak değil; Yoga nidra maddesindeki kanıtlar da çoğunlukla küçük çalışmalara dayanıyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Eski metinler yoga-nidrā'yı bir hâl olarak anlatıyor; bugünkü rehberli yöntemin bu metinlerde öncülü yok ve yöntem büyük ölçüde Batılı gevşeme tekniklerinden türüyor.
Adın modern anlamdaki ilk bilinen kullanımı bin dokuz yüz yetmiş üçte Dennis Boyes'a ait; Satyananda yöntemi üç yıl sonra sekiz aşamalı bir sistem olarak yaydı.
Birch ve Hargreaves, Satyananda'nın yönteminin bütününü değil, yalnızca bazı öğelerini eski uygulamalara benzetiyor.
Richard Miller'ın yöntemi askerî kliniklerde kullanıldı ve iki bin onda süreğen ağrı için tamamlayıcı yöntem olarak desteklendi.
İki bin yirmi birdeki bağımsızlık bildirgesi, metalaştırmayı, örgütlerdeki istismarı ve kurucuları öne çıkaran köken öykülerini eleştiriyor.
Sonraki derse köprü
Bağımsızlık bildirgesi, yoga-nidrā'nın ticari örgütlerce metalaştırıldığını ve daha eski köklerinin dışlandığını ileri sürüyordu. Bu eleştiri yalnızca bir uygulamaya değil, bu bölümde gördüğümüz bütün ekollere yöneltilebilecek bir soruyu açıyor: Hint kökenli bir uygulama başka bir kültürde yeniden biçimlendirildiğinde, bu bir saygı mı, bir uyarlama mı, yoksa bir el koyma mı?
Sıradaki ders kültürel takdir, uyarlama ve sömürü ayrımını ele alıyor.
Soru şu: Bir uygulamanın adını, kökenini ve kârını kimin belirlediğine bakarak bu üç ilişkiyi birbirinden nasıl ayırt edebiliriz?