İçeriğe geç

Y9.02·Gītā'yı bölüm bölüm okumaya hazırlık

Bhīṣmaparvan içinde 700 beyit: metnin sınırı ve standart numaralama

ileri2.342 kelime17 uygulama örneği≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Gītā Mahābhārata'nın Bhīṣmaparvan'ında, Dhṛtarāṣṭra'nın sorusuyla açılıp Sañjaya'nın kapanış sözleriyle biten on sekiz bölüm. Bağımsız Gītā numarası ile destan numarası iki ayrı sistemdir ve destan numarası recensiyona göre kayar.

Yedi yüz beyit Śaṅkara'nın beyanından gelen ve eleştirel edisyonun ölçüsü olan standart sayı. Gītā el yazmaları destanın geri kalanına göre küçük farklar gösterir; küçük fark farksızlık değildir.

Çevirinin sınırı metnin sınırıyla örtüşmeyebilir. Kapak, önsöz ve başlıklar yan metindir; bir kapak resminin tenleri metnin değil yayıncının seçimidir.

Açılış sahnesi

Bir okuma grubunun dört üyesi masaya dört ayrı Gītā kitabı koyuyor. Biri Arnold'un şiir çevirisi, biri numaralı bir İngilizce çeviri, biri Türkçe bir çeviri, biri de Mahābhārata'nın bir cildinden fotokopi. Grup ilk akşam basit bir iş yapmak istiyor: metnin ilk ve son beytini bulup herkesin aynı yerden başlayıp aynı yerde bittiğini görmek.

Fotokopiyi getiren üye ilk beyti bulmakta zorlanıyor; onun sayfasında Gītā'nın ilk beyti «1.1» değil, altıncı kitabın bir bölümünün içinde bir numara. Arnold'u getiren üye son sayfada bir dipnot gösteriyor: çevirmen bir yerde bazı tekrarlayan dizeleri atladığını söylüyor. Türkçe çeviriyi getiren üye kendi kitabının kapağına bakıyor; kapakta bir resim, içeride bölüm başlıkları ve uzun bir önsöz var. Biri soruyor: bunların hangisi Gītā?

Bu derste ne olacak

Bu ders Gītā'nın sınırlarını çiziyor. Önce metnin Mahābhārata'nın içinde nerede başlayıp nerede bittiğine bakacağız. Sonra aynı beytin iki ayrı numara sistemiyle anılabildiğini, biri Gītā'nın kendi bölümleriyle, öbürü destanın bölümleriyle göreceğiz. Yedi yüz beyit sayısının nereden geldiğini, kimin bu sayıyı ilan ettiğini ve neden bir ölçü haline geldiğini okuyacağız. Destanın bazı biçimlerinin beyitleri konuşanlarına göre nasıl saydığına bakacağız. Ardından bir çevirinin sınırının metnin sınırıyla her zaman örtüşmediğini ve bir kitabın kapağının, başlıklarının, önsözünün metnin parçası olmadığını ayıracağız. Ders bittiğinde açılıştaki dört kitabın her birinde Gītā'nın nerede başlayıp bittiğini ve neyin metne ait olmadığını söyleyebileceksin.

Sıfır noktası

Y9.01 her alıntıya bir beyit künyesi koydu ve künyenin gerekiyorsa destan içindeki numarayı da taşıdığını söyledi. Y4.21 Gītā'yı Mahābhārata'nın altıncı kitabına yerleştirdi, onu destanın bir bölümü olarak okumayı ve bağımsız bir kitap olarak okumayı ayırdı ve bölüm başlıklarının yayıncıların katmanına ait olduğunu gösterdi. Y8.03 metin tanığı ve okuma farkı kavramlarını kurdu.

Bu dersin kaynakları Wikipedia'nın Bhagavad Gita maddesinin el yazmaları ve yapı bölümleri ile Arnold'un bin sekiz yüz seksen beş tarihli çevirisi.

Mekanizma

Destanın içindeki sınır

Bhagavad Gita maddesine göre Gītā'nın el yazması Mahābhārata el yazmalarının altıncı kitabında, Bhīṣmaparvan'da bulunuyor; orada üçüncü kısmın içinde yirmi üçüncü ile kırkıncı bölümler arasını kaplıyor, yani 6.3.23'ten 6.3.40'a. Metin kör kral Dhṛtarāṣṭra'nın Sañjaya'ya sorduğu bir soruyla açılıyor; Arnold'un çevirisinde de ilk konuşan Dhṛtarāṣṭra. Son bölümün sonunda Sañjaya kralına duyduklarını anlatmayı bitiriyor ve sevincini söylüyor.

Çift numara

Madde Gītā'nın çoğu zaman bağımsız bir metin olarak saklanıp okunduğunu ve bölümlerinin birden on sekize yeniden numaralandırıldığını söylüyor. Aynı madde, recensiyon farkları yüzünden Gītā'nın bölümlerinin destanın tamamında 6.25–42 ya da 6.23–40 olarak numaralandırılabildiğini de aktarıyor. Böylece aynı beyit iki numara taşıyabiliyor: bağımsız Gītā'daki numarası ve destandaki numarası; destandaki numara da hangi recensiyonun izlendiğine göre değişiyor.

Yedi yüz beyit

Gītā'nın yedi yüz beyitten oluştuğu yaygın olarak söyleniyor. Madde bu sayının bir tarihi olduğunu aktarıyor: Śaṅkara sekizinci yüzyıldaki yorumunda Gītā'nın yedi yüz beyit olduğunu açıkça söylüyor ve madde bunun büyük olasılıkla Gītā'ya yeni eklemeleri ve değişiklikleri önlemek için bilinçli bir beyan olduğunu yazıyor. Śaṅkara'dan beri yedi yüz beyit Gītā'nın eleştirel edisyonu için standart ölçü. Aynı madde Gambhirananda'nın eski el yazmalarında yedi yüz kırk beş beyit olmuş olabileceğini düşündüğünü, ama yedi yüz kırk beş beyitli otantik bir el yazmasının bulunmadığını da aktarıyor.

Konuşan sayımı

Gītā bir konuşma ve konuşanları belli. Madde Mahābhārata'nın 6.43. bölümünün bazı biçimlerinin Gītā'nın beyitlerini konuşanlara göre saydığını aktarıyor: Kṛṣṇa'nın, Arjuna'nın, Sañjaya'nın ve Dhṛtarāṣṭra'nın kaç beyit söylediğini. Bu sayımda Dhṛtarāṣṭra'ya tek bir beyit düşüyor: metni açan soru. Böyle bir sayım bir metnin sınırını onun içindeki seslerle de çiziyor.

Az okuma farkı

Madde Gītā el yazmalarının pek çok Hint yazısında bulunduğunu, bunların arasında bugün kullanılmayan Śāradā yazısının da olduğunu aktarıyor. Aynı madde Hindistan alt kıtasında Gītā'nın farklı el yazmalarının bulunduğunu, bazı el yazmalarında bölümlerin beyit sayısının değiştiğini, ama Mahābhārata'nın geri kalanındaki büyük farklılıkların aksine Gītā el yazmalarının yalnız küçük farklılıklar gösterdiğini söylüyor.

Çevirinin sınırı

Bir çeviri metnin sınırını her zaman korumuyor. Arnold'un çevirisinin sonundaki ilk dipnot, birinci bölümün bir yerinde bazı tekrarlayan dizelerin atlandığını söylüyor. On sekizinci bölümde Arnold bir pasajı köşeli parantez içine alıyor ve onu çevirinin geri kalanından farklı, kısa dizeli bir ölçüyle veriyor. Okur bu kitabı açtığında bütün Gītā'yı okuduğunu sanabilir; çevirinin kendi notları başka bir şey söylüyor.

Yan metin

Bir kitabın içinde metnin kendisinden başka şeyler de var: kapak, kapak resmi, önsöz, bölüm başlıkları, dipnotlar, bölüm sonu yazıları. Y4.21 başlıkların yayıncıların katmanına ait olduğunu gösterdi; madde de özgün Gītā'nın bölüm başlığı taşımadığını söylüyor. Arnold'un her bölümün sonuna koyduğu «Burada biter» yazısı ve bölüm adı da bu katmanda. Yakın okuma metni bu çerçeveden ayırıyor; çerçeve atılmıyor, ama metin sayılmıyor.

Örneklerden okuma

Sınır örneklerinde Gītā'nın bir soruyla açılıp bir anlatıcının sesiyle kapandığı görüldü; sınırın önündeki bölümler Gītā'ya değil destana ait çıktı ama soruyu açıkladı. Çift numara örneklerinde 2.47 destanın iki ayrı bölümüne düşebildi, basımı belirsiz bir atıf bir uyarıyla geçirildi ve bir öğretmen iki sistemi bir tabloya koydu.

Yedi yüz beyit bir beyan ve bir ölçü olarak yazıldı; yedi yüz kırk beş bir görüş olarak kaldı ve «saklanan beyitler» bir dayanaksız iddia olarak not edildi. Konuşan sayımı Dhṛtarāṣṭra'nın tek sorusunu bütün öğretinin kapısı olarak gösterdi ve Arjuna'nın sorularını derslerin açılışına taşıdı.

Az okuma farkı örneklerinde Gītā'nın kararlılığı farksızlıktan ayrıldı. Çevirinin sınırı örneklerinde Arnold'un atladığı dizeler ve köşeli parantezi çevirmenin katmanına geri verildi. Yan metin örneklerinde bir kapak resminin tenleri ve bir önsözün iddiası metinden ayrıldı.

Usta katmanı

Gītā'yı uzun süre okumuş biri onu çoğu zaman tek bir kitabın sayfalarında tanıyor ve o kitabın sınırını metnin sınırı sanıyor. Yakın okuma bu sınırları birbirinden ayırıyor: destanın sınırı, metnin sınırı, çevirinin sınırı ve kitabın sınırı. Dört sınır çoğu zaman örtüşüyor; örtüşmediği yerlerde bir okurun en büyük yanlışları doğuyor.

İkinci incelik sayıların ağırlığı. Yedi yüz beyit, on sekiz bölüm, destan içindeki aralıklar bir okura bir metnin sağlamlığını gösteriyor. Usta okur bu sayıları kesin olgular olarak değil kimin, ne zaman ve hangi amaçla koyduğu bilinen ölçüler olarak kullanıyor. Bir sayının bir yorumcunun beyanından geldiğini bilmek, sayıya olan güveni azaltmıyor; onu doğru yerine koyuyor.

Üçüncüsü yan metnin gücü. Bir kapak resmi, bir başlık ya da bir önsöz bir okurun metne hangi gözle gireceğini belirleyebiliyor. Usta okur yan metni okuyor, ondan öğreniyor ve sonra metnin kendi ilk beytine çıplak bir gözle dönüyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Gītā'nın yedi yüz beyit olduğu eski el yazmalarının sayılmasıyla bulunmuş bir olgudur."
Doğrusu

Madde bu sayıyı Śaṅkara'nın sekizinci yüzyıldaki açık beyanına bağlıyor ve onu eleştirel edisyonun ölçüsü olarak aktarıyor; farklı bir sayı öneren görüş de var.

Yaygın yanlış"Gītā'nın gizlenmiş yedi yüz kırk beş beyitlik bir aslı vardır."
Doğrusu

Madde böyle bir otantik el yazmasının bulunmadığını söylüyor; yedi yüz kırk beş bir görüştür.

Yaygın yanlış"Bir beytin yalnız bir numarası vardır."
Doğrusu

Aynı beyit bağımsız Gītā'da ve destanın içinde iki ayrı numara taşır; destan numarası recensiyona göre de değişir.

Yaygın yanlış"Bir çevirinin kapağı ve başlıkları metnin parçasıdır."
Doğrusu

Kapak resmi, önsöz ve başlıklar yan metindir; özgün Gītā bölüm başlığı taşımaz.

Uygulama

Aklında kalsın

Gītā Mahābhārata'nın Bhīṣmaparvan'ında, Dhṛtarāṣṭra'nın sorusuyla açılıp Sañjaya'nın kapanış sözleriyle biten on sekiz bölüm. Bağımsız Gītā numarası ile destan numarası iki ayrı sistemdir ve destan numarası recensiyona göre kayar.

Yedi yüz beyit Śaṅkara'nın beyanından gelen ve eleştirel edisyonun ölçüsü olan standart sayı. Gītā el yazmaları destanın geri kalanına göre küçük farklar gösterir; küçük fark farksızlık değildir.

Çevirinin sınırı metnin sınırıyla örtüşmeyebilir. Kapak, önsöz ve başlıklar yan metindir; bir kapak resminin tenleri metnin değil yayıncının seçimidir.

Sonraki derse köprü

Bu ders metnin sınırını çizdi ve yedi yüz beytin bir ölçü olarak nereden geldiğini gösterdi.

Ölçünün dışında kalan bir okuma geleneği de var. Sonraki ders Gītā'nın Keşmir recensiyonunu ve onun standart metinden ayrıldığı yerleri ele alıyor ve bir recensiyon farkının bir beytin okunuşunu nasıl değiştirebildiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?