Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir dersi ortalamaya göre kurup farklı olanlara yama yapmak ile baştan geniş kurmak aynı şey değildir.
Engellilik, bir bedenin farklılığı kadar bir salonun o farklılığı karşılamamasıdır.
Bir öğrencinin tanısını bilmek gerekmez; duyusal, motor ya da dikkat farklılığı dersin bir değişkenidir.
Uyarlama bir bedene değil bir harekete bağlanır ve bütün sınıfa söylenir.
Bir öğrencinin ne yapabileceğine, onu görmeden karar verilmez.
Açılış sahnesi
Pazartesi akşamı karma bir sınıf. Yetmiş iki yaşında bir kadın, iri yapılı bir adam, bastonla gelen genç bir öğrenci, sesler ve ışıklar yüzünden kulaklık takan bir başkası. Öğretmen hepsini kapıda güler yüzle karşılıyor.
Ders başladığında öğretmen yaşlı kadına her duruşta ayrıca sesleniyor: "Siz zorlamayın canım, şöyle yapın." İri yapılı adama öne eğilmelerde "karnın engel olursa dizlerini aç" diyor, bütün sınıfın duyacağı bir sesle. Bastonlu öğrenciye ayakta bölümlerin hepsinde sandalyede oturmasını öneriyor, ona sormadan. Kulaklıklı öğrenciye gülümseyerek "burada müzik dinlemek yok" diyor.
Öğretmen herkese iyi davranmak istedi. Ama her birine, sınıfın geri kalanından ayrı, kendisinin önceden verdiği bir karara göre davrandı. Dersin sonunda dört öğrencinin dördü de, ne yaptıklarından çok ne olduklarıyla görülmüş olmanın yorgunluğunu taşıyordu.
Bu derste ne olacak
Önceki derste bir dış odak menüsünün her öğrenciye aynı biçimde uymadığını gördük. Bu ders bir sınıfın çeşitliliğini dört eksende ele alıyor: öğrencilerin yaşı, bedenlerinin ölçüsü, bir engellilik taşıyıp taşımadıkları ve algılama ile öğrenme biçimleri. Önce engelliliğin nerede başladığını, sosyal model ile tıbbi model arasındaki ayrımla tartışacağız. Sonra nöroçeşitlilik kavramını ve onun eleştirilerini göreceğiz. Ardından yaş ve beden ölçüsü üzerine yerleşmiş önyargıların bir öğretmenin dilinde nasıl göründüğüne, yaş ayrımcılığı ve kilo damgası maddeleri üzerinden bakacağız. En sonda bu eksenlerin hepsine, tek tek uyarlama yapmadan önce dersi baştan geniş kurmanın bir yolunu, öğrenmede evrensel tasarım çerçevesiyle konuşacağız.
Sıfır noktası
Ortalamayı herkesin ulaşması gereken doğru sanmak, Y2.01'in adını koyduğu yanılgıydı. Y5.23'te evrensel tasarımı, ürün ve ortamların sonradan uyarlamaya gerek kalmadan herkesçe kullanılabilir biçimde tasarlanmasını tanımıştık. Bu ders bu iki kavramın öğretmenin sınıfındaki sonucunu soruyor.
Açılış sahnesindeki öğretmen ortalama yanılgısını bir yönden aşmıştı: herkesin aynı olmadığını biliyordu. Ama başka bir yönden ona geri düşmüştü: dersi ortalama bir öğrenciye göre kurmuş, ortalamadan uzak görünen herkese ayrı bir uyarlama eklemişti. Bu dersin ayrımı burada: bir dersi ortalamaya göre kurup farklı olanlara yama yapmak ile bir dersi baştan geniş kurmak aynı şey değildir.
Mekanizma
Engellilik nerede başlar?
Sosyal engellilik modeli maddesi, bu modelin insanların engelliliği bedensel ya da zihinsel farklılıklarından değil, sistemik engellerden, olumsuz tutumlardan ve toplumsal dışlanmadan dolayı yaşadığını öne sürdüğünü yazıyor. Madde, bu modelin bireyi toplumsal normlara uyacak biçimde "düzeltmeye" odaklanan tıbbi modele karşı çıktığını ve iki kavramı ayırdığını anlatıyor: bir işlevsel sınırlılık olarak bozukluk ve toplumun bu farklılıkları karşılamamasından doğan kısıtlama olarak engellilik. Madde, Fiziksel Bozukluğu Olanların Ayrımcılığa Karşı Birliği'nin bin dokuz yüz yetmiş beşte bu bakışı dile getirdiğini, akademisyen Mike Oliver'ın da terimi bin dokuz yüz seksen üçte ortaya attığını aktarıyor.
Bir yoga salonu için sosyal model basit bir soru sorar: bu öğrencinin bu derse katılmasını ne kısıtlıyor? Açılış sahnesindeki bastonlu öğrenci için kısıtlama belki bir denge sorunuydu; ama öğretmenin ona sormadan bütün ayakta bölümleri sandalyeye taşıması, o kısıtlamayı salonun kendisinin büyüttüğü bir engele dönüştürdü.
Nöroçeşitlilik
Nöroçeşitlilik maddesi, nöroçeşitlilik yaklaşımını duyusal işlemleme, motor yetiler, sosyal rahatlık, biliş ve odaklanmadaki çeşitliliği nörobiyolojik farklılıklar olarak ele alan bir çerçeve olarak tanımlıyor. Madde, terimin ilk kez bin dokuz yüz doksan sekizde, gazeteci Harvey Blume'un bir yazısında ve aynı yıl Judy Singer'ın bir sosyoloji tezinde görüldüğünü; yaklaşımın otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, disleksi ve dispraksi gibi durumları çoğunlukla kapsadığını yazıyor.
Madde bu yaklaşımın da eleştirildiğini aktarıyor: bazı eleştirmenler yaklaşımın yoğun desteğe ihtiyaç duyan kişilerin zorluklarını küçümseme riski taşıdığını ve bazı kişilerin tedavi olmak istediği şeylerin kabulünü istediğini savunuyor. Bir yoga öğretmeni için bu tartışmanın içinden alınacak ders dar ve pratiktir: bir öğrencinin duyusal, motor ya da dikkat farklılığı, bir derste düzeltilecek bir davranış değil, dersin kurulurken hesaba katılacak bir değişkendir. Öğretmen bir durumun adını koymaz; Y5.02'deki tanı koymama ilkesi burada da geçerlidir, ve bir öğrencinin tanısını bilmesi gerekmez.
Yaş ve beden ölçüsü üzerine yerleşmiş önyargılar
Yaş ayrımcılığı maddesi, terimi bin dokuz yüz altmış dokuzda sosyolog Robert Neil Butler'ın ortaya attığını ve üç bağlantılı öğeyi kapsadığını yazıyor: yaşlılığa ve yaşlanmaya yönelik olumsuz tutumlar, yaşlılara karşı ayrımcı uygulamalar ve kalıp yargıları sürdüren kurumsal uygulamalar. Madde, bakım verenlerin yaşlı hastalara aşırı yardım ederek bağımsızlıklarını azaltabildiğini ve bütün yaşlıları güçsüz sayan genellemeler yapabildiğini aktarıyor.
Açılış sahnesindeki "siz zorlamayın canım" cümlesi, bu aşırı yardımın dildeki biçimiydi: yaşlı öğrencinin ne yapabileceğine, onu görmeden önce karar vermek.
Obezitenin toplumsal damgası maddesi ise bu damgayı fazla kilolu ve obez kişilere kiloları nedeniyle yöneltilen önyargı ve ayrımcı davranışlar olarak tanımlıyor. Madde, beden eğitimi öğretmeni adaylarının psikoloji öğrencilerine göre daha çok örtük kilo karşıtı tutum sergilediğini bulan iki bin yedi tarihli bir çalışmayı ve araştırmacıların kilo damgasını fiziksel etkinlikteki azalmayla ilişkilendirdiğini aktarıyor.
Açılış sahnesindeki "karnın engel olursa" cümlesi, bir beden bölgesini bütün sınıfın önünde bir sorun olarak adlandırdı. Aynı uyarlama, bir bedene değil bir harekete bağlanarak verilebilirdi: "Öne eğilirken dizlerini istediğin kadar açabilirsin; gövdene yer açar." Bu cümle kimseyi işaret etmez ve herkese hizmet eder.
Baştan geniş kurmak
Uyarlamaları tek tek, farklı görünen her öğrenciye ayrıca yapmak hem öğretmeni yorar hem de öğrencileri sınıfın geri kalanından ayırır. Öğrenmede evrensel tasarım maddesi, bu çerçeveyi çeşitli öğrencilere uyan esnek öğrenme ortamlarının geliştirilmesine rehberlik eden bir eğitim çerçevesi olarak tanımlıyor ve onun bin dokuz yüz doksanlarda David Rose ile Uygulamalı Özel Teknoloji Merkezi tarafından tanımlandığını yazıyor. Madde, çerçevenin üç ilkesini sayıyor: bilgiyi edinmenin birden çok yolu, bildiğini göstermenin birden çok yolu ve katılımın birden çok yolu.
Bir yoga dersinde bu üç ilke somut bir karşılık bulur. Bilgiyi edinmenin birden çok yolu: bir yönergeyi sözle, gösterimle ve bir dokunma ya da nesne ipucuyla vermek. Bildiğini göstermenin birden çok yolu: bir duruşun birden çok geçerli biçimi olduğunu kabul etmek. Katılımın birden çok yolu: ayakta, oturarak ya da uzanarak aynı bölüme katılabilmek, hareket etmeye ya da durmaya ihtiyaç duyulduğunda bunun bir seçenek olması.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bir sınıfın çeşitliliği, bir öğretmenin tek tek uyarlama yapacağı bir öğrenci listesi değildir. Açılış sahnesindeki öğretmen her farklı öğrenciye ayrıca yaklaşarak iyi niyetini gösterdi, ama her birini sınıfın geri kalanından ayırdı ve her birine ne yapabileceğine dair kendi kararını dayattı.
Usta bir öğretmen dersi baştan geniş kurar. Her bölüm birden çok yolla katılınabilecek biçimde tasarlanır; her yönerge birden çok duyuya hitap eder; her uyarlama bir bedene değil bir harekete bağlanarak bütün sınıfa söylenir. Böylece bir öğrencinin uyarlamayı kullanması, onun yaşı, bedeni, engelliliği ya da farklılığı hakkında bir açıklama olmaz; yalnızca o anki bir seçim olur.
Bir öğrencinin ne yapabileceği, onu görmeden bilinemez. Yaş, beden ölçüsü, bir baston ya da bir kulaklık, bir öğrencinin dersteki ihtiyaçları hakkında bir tahmin verebilir; ama bir karar vermez. Karar, öğrencinin kendisindedir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışFarklı ihtiyaçları olan öğrencilere en iyi hizmet, onlara ayrıca yaklaşıp kişisel uyarlamalar önermektir.
Her farklı öğrenciye ayrıca seslenmek onu sınıfın geri kalanından ayırır; öğrenmede evrensel tasarım gibi bir yaklaşım, dersi baştan birden çok yolla katılınabilecek biçimde kurmayı önerir.
Yaygın yanlışBir öğrencinin engelliliği, onun bedenindeki bir sorundur.
Sosyal engellilik modeli maddesi, engelliliğin ortamın bir farklılığı karşılamamasından doğan kısıtlama olarak görülebileceğini yazıyor; bir salonun basamağı, dar koridoru ya da yalnızca ayakta yapılan bir bölümü de bir engel kurabilir.
Yaygın yanlışYaşlı öğrencilere her fırsatta dinlenmelerini söylemek onlara saygı göstermektir.
Yaş ayrımcılığı maddesi, aşırı yardımın yaşlı kişilerin bağımsızlığını azaltabildiğini ve herkesi güçsüz sayan genellemelerin bu ayrımcılığın bir parçası olduğunu yazıyor.
Yaygın yanlışHareket öğreten kişiler, beden ölçüsü konusunda önyargısızdır.
Obezitenin toplumsal damgası maddesi, beden eğitimi öğretmeni adaylarında örtük kilo karşıtı tutumların daha sık görüldüğünü bulan bir çalışmayı aktarıyor; önyargı, iyi niyetli bir öğretmenin dilinde de görünebilir.
Uygulama
Aklında kalsın
Bir dersi ortalamaya göre kurup farklı olanlara yama yapmak ile baştan geniş kurmak aynı şey değildir.
Engellilik, bir bedenin farklılığı kadar bir salonun o farklılığı karşılamamasıdır.
Bir öğrencinin tanısını bilmek gerekmez; duyusal, motor ya da dikkat farklılığı dersin bir değişkenidir.
Uyarlama bir bedene değil bir harekete bağlanır ve bütün sınıfa söylenir.
Bir öğrencinin ne yapabileceğine, onu görmeden karar verilmez.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir dersin sözlerinin, yönergelerinin ve seçeneklerinin farklı yaşlardan, bedenlerden ve algılardan öğrencileri nasıl dışarıda bırakabildiğini gördük. Ama bir öğrenci stüdyonun kapısından girmeden önce, bir derse gelip gelmemeye karar verirken, onu karşılayan ilk şey bir sözcük değil, bir görüntüdür.
Sıradaki ders o görüntüyü ele alıyor: görsel temsil.
Soru şu: bir stüdyonun afişlerinde, internet sitesinde ve sosyal medyasında kimler görünüyor, kimler görünmüyor, ve bu görüntüler bir öğrencinin "bu ders benim için mi?" sorusuna nasıl bir cevap veriyor?