İçeriğe geç

Y4.97·İnce beden sistemleri

Endokrin bez eşlemesinin modernliği

sıfırdan ileri1.988 kelime15 uygulama örneği≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Cakralar önce, bin sekiz yüz seksenli yıllarda ve Vasu'nun girişinde, sinir ağlarıyla eşleştirildi.

Woodroffe'un kitabında bir arkadaşı epifiz bezini tepedeki lotusa, Woodroffe ise kaşların arasındaki cakranın bölgesine koyuyor.

Woodroffe kendi yerleştirmelerini geçici sayıyor ve fizyolojinin cakraları bilinç merkezleri olarak tanımadığını yazıyor.

Wikipedia maddesine göre bez eşlemesi yirmili yıllarda başladı; "hormon" sözcüğü ilk kez bin dokuz yüz beşte kullanıldı.

Her dönem cakraları kendi döneminin en güncel beden bilgisine bağladı; eşleme bir ölçüm değil, bir benzetme.

Açılış sahnesi

Bir endokrinoloji uzmanı, kızının yoga kursundan getirdiği bir el notunu okuyor. Notta yedi cakra ve yanlarında yedi bez var: omurganın dibinde böbreküstü bezleri, kalpte timüs, boğazda tiroit, kaşların arasında hipofiz, başın tepesinde epifiz. Notun başlığı: "Eski yogilerin bildiği hormon sistemi."

Uzman bir süre gülümsüyor, sonra kızına bir soru soruyor: bu notu yazan kişi, yogilerin hormonları bildiğini söylüyor; peki "hormon" sözcüğü ilk kez ne zaman kullanıldı, biliyor musun? Kızı bilmiyor. Uzman yanıtı veriyor: yirminci yüzyılın başında.

Kızı itiraz ediyor: sözcük yeni olabilir ama bilgi eski olamaz mı? Uzman bu soruya hemen yanıt vermiyor. Bu ders o soruyu ciddiye alıyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste cakraları iç salgı bezleriyle eşleştiren yorumun ne zaman ve nasıl ortaya çıktığını izleyeceğiz. Önce bu eşlemenin öncülüne, cakraların sinir ağlarıyla eşleştirildiği döneme bakacağız. Sonra Woodroffe'un kitabında bu eşlemeler üzerine yapılan bir tartışmayı, epifiz bezinin hangi cakraya ait olduğu konusundaki anlaşmazlığı okuyacağız. Ardından bez eşlemesinin yirmili yıllarda nasıl yerleştiğini göreceğiz. En sonda bu eşlemeyi bir anatomi bilgisi olarak değil, yazıldığı yılların beden bilgisine dayanan bir benzetme olarak nasıl öğretebileceğimizi tartacağız.

Sıfır noktası

Bu serinin temel düzeyinde, Y0.04'te "yedi ana cakra yedi endokrin bezdir" cümlesini bilgi etiketlerinin karıştırılmasının klasik bir örneği olarak görmüştük. Y2.06 ise geleneksel bir kavramı modern bir terime eşitleyerek ona bilimsel destek görüntüsü vermeye doğrulama ödüncü demişti. O dersler bu cümlenin neden sorunlu olduğunu anlatmıştı.

Bu ders başka bir soru soruyor: bu cümle nereden çıktı? Bir eşlemenin tarihini bilmek, onun neden bu kadar ikna edici göründüğünü de açıklayabilir.

Mekanizma

Önce sinir ağları

Wikipedia'nın Chakra maddesine göre yedili bir cakra dizisi Batı'ya bin sekiz yüz seksenli yıllarda ulaştığında her cakra bir sinir ağıyla ilişkilendirildi. Hindistan'da da aynı eğilim görülüyordu; Śiva Saṃhitā'yı İngilizceye aktaran Vasu, Y4.93'te okuduğumuz girişinde cakraları tek tek modern anatomistlerin sinir ağlarıyla eşleştiriyor ve bir eşleme için "iki farklı görüş olamaz" diyordu.

Bu ilk dönemin eşlemeleri, dönemin en prestijli bilimine, sinir sistemi bilgisine yaslanıyordu. Cakralar omurga boyunca dizildiği için, omurganın çevresindeki sinir ağları doğal bir karşılık gibi görünüyordu.

Woodroffe'un kitabında bir anlaşmazlık

Yılan gücü üzerine yazılan o ünlü kitap, bu eşlemelerin ne kadar tartışmalı olduğunu gösteren bir sahne içeriyor. Kitabın bin dokuz yüz yirmi dört basımında Woodroffe, bir arkadaşının kuṇḍalinī deneyimini aktarıyor. Bu arkadaş orta kanalı ve iki yan kanalı bir asa ile ona sarılı iki yılana benzetiyor; asanın tepesindeki küçük topu da sahasrāra ile, yani başın tepesindeki bin yapraklı lotusla ve epifiz beziyle özdeşleştiriyor.

Woodroffe bu noktada bir dipnot düşüyor: "Burada ayrılıyorum." Ona göre sahasrāra kafatasının tepesinde, beynin üst bölümünde; epifiz bezi ise çok daha aşağıda, kaşların arasındaki cakranın, ājñā'nın bölgesinde. Başka bir yerde de ājñā'nın önden kaşların arası, arkadan ise epifiz bezi, hipofiz ve beyinciğin üst kısmı hizasında bulunduğunu yazıyor.

Bu küçük dipnot önemli bir şeyi gösteriyor. Bugünkü el notlarında epifiz bezi çoğu zaman tepedeki cakraya yazılıyor. Oysa bu eşlemenin erken döneminde, eşlemeyi yapanlar arasında bile epifiz bezinin hangi cakraya ait olduğu konusunda bir uzlaşma yoktu.

Yaygın yanlışEpifiz bezinin tepe cakrasına karşılık geldiği yoga geleneğinin sabit bir bilgisidir.
Doğrusu

Woodroffe'un kitabında bir arkadaşı epifizi bin yapraklı lotusla özdeşleştiriyor, Woodroffe ise onu kaşların arasındaki cakranın bölgesine koyarak karşı çıkıyor; eşleme erken döneminde bile tartışmalıydı.

Woodroffe'un kendi temkini

Woodroffe kendi eşlemeleri konusunda da temkinli. Kitabının ilerisinde, cakraları sinir ağları ve organlarla eşleştiren kimi önerileri sıraladıktan sonra şunu yazıyor: burada yapılan yerleştirmeler bir ölçüde geçici sayılmalı. Boğaz cakrasının şah damarı, gırtlak ya da yutak ağlarından hangisine karşılık geldiği, göbek cakrasının hangi ağa, kaşların arasındaki cakranın kavernöz ağa mı, epifiz bezine mi, hipofize mi, beyinciğe mi karşılık geldiği bir görüş meselesi. Woodroffe'a göre her merkezin birden fazla karşılığı olabilir.

Aynı kitabın girişinde Woodroffe daha da ileri gidiyor: cakraları yalnızca fizyolojik bir bakış açısıyla açıklamaya çalışanların davayı yanlış anlattıklarını, çünkü fizyolojinin cakraları kendi varlıkları içinde, yani bilinç merkezleri olarak tanımadığını yazıyor.

Bezlerin çağı

Wikipedia maddesine göre yirmili yıllarda yedi cakranın her biri bir iç salgı beziyle ilişkilendirildi ve bu gelenek bugüne kadar sürdü. Madde daha yakın dönemlerde alttaki altı cakranın hem sinir ağlarıyla hem de bezlerle birlikte ilişkilendirildiğini ekliyor. Madde bu bilgiyi Kurt Leland'ın çalışmasına dayandırıyor; eşlemeyi ilk kimin yaptığını ise adıyla vermiyor.

Tarih burada önemli bir ipucu veriyor. Açılış sahnesindeki uzmanın hatırlattığı gibi, iç salgı bezlerinin kana salgıladığı maddeleri anlatan "hormon" sözcüğü ilk kez yirminci yüzyılın başında, bin dokuz yüz beşte İngiliz fizyolog Ernest Starling tarafından kullanıldı. Cakraların bezlerle eşleştirilmesi, iç salgı bilimi yeni ve heyecan verici bir alanken, bu yeni bilginin hemen ardından geliyor.

Sinir ağı evresi ile bez evresi yan yana konunca bir örüntü görünüyor: her dönem, cakraları kendi döneminin en güncel beden bilgisine bağlıyor. Y4.70'te gördüğümüz bilimsel kılıf burada bir kez daha iş başında: bir geleneğin kavramları, dönemin bilim terimleriyle yeniden anlatılıyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Bez eşlemesinin tarihini bilen bir öğretmen, bir öğrencinin "ama bilim bunu doğruluyor" cümlesine sakin bir yanıt verebilir. Yanıt şu: eşleme bilimden doğmadı, bilimin terimlerini ödünç aldı. Önce sinirlerin, sonra bezlerin dili kullanıldı; iki dilin de cakraları ölçtüğü değil, onları dönemin okuruna tanıdık gelen sözcüklerle yeniden anlattığı söylenebilir.

Bu, eşlemenin değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Bazı öğretmenler bezleri, öğrencinin bedenin bir bölgesine dikkat etmesini kolaylaştıran bir imge olarak kullanıyor. Ama bir imge olarak kullanmak ile bir anatomi bilgisi olarak sunmak arasındaki sınır, Woodroffe'un yüz yıl önce çizdiği sınırla aynı: fizyoloji cakraları bilinç merkezleri olarak tanımıyor; cakralar da bezlerin ne işe yaradığını anlatmıyor. Bu sınırı koruyan bir öğretmen, hem geleneğin kendi dilini hem de öğrencinin sağlığını korumuş olur; ikisinden birini ötekine feda etmek zorunda kalmaz.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışEski yogiler iç salgı sistemini biliyordu ve cakralar bu bilginin eski adıdır.
Doğrusu

Haṭha metinleri cakraları hece, yaprak sayısı, tanrı ve öğe ile anlatıyor; bez eşlemesi Wikipedia maddesine göre yirmili yıllarda ortaya çıkıyor, "hormon" sözcüğü ise ilk kez bin dokuz yüz beşte kullanılıyor.

Yaygın yanlışWoodroffe cakraların sinir ağları ve bezlerle aynı şey olduğunu kanıtlamıştır.
Doğrusu

Woodroffe bu yerleştirmeleri geçici sayıyor, her merkezin birden fazla karşılığı olabileceğini söylüyor ve fizyolojinin cakraları bilinç merkezleri olarak tanımadığını yazıyor.

Uygulama

Aklında kalsın

Cakralar önce, bin sekiz yüz seksenli yıllarda ve Vasu'nun girişinde, sinir ağlarıyla eşleştirildi.

Woodroffe'un kitabında bir arkadaşı epifiz bezini tepedeki lotusa, Woodroffe ise kaşların arasındaki cakranın bölgesine koyuyor.

Woodroffe kendi yerleştirmelerini geçici sayıyor ve fizyolojinin cakraları bilinç merkezleri olarak tanımadığını yazıyor.

Wikipedia maddesine göre bez eşlemesi yirmili yıllarda başladı; "hormon" sözcüğü ilk kez bin dokuz yüz beşte kullanıldı.

Her dönem cakraları kendi döneminin en güncel beden bilgisine bağladı; eşleme bir ölçüm değil, bir benzetme.

Sonraki derse köprü

Bu bölüm boyunca okuduğumuz eşlemelerin çoğu belirli bir yerde ve belirli bir dönemde kuruldu: Kalküta'da yüksek mahkeme yargıçlığı yapan bir İngiliz'in çevirilerinde, İngilizceye çeviri yapan Hintli bir yazarın girişinde, Teosofi Cemiyeti'nin İngilizce yazan yazarlarında. Vasu Hint beden haritasını Avrupa anatomisinin sözcükleriyle anlatırken, Woodroffe da Avrupalı okura Hint öğretisini onun gözünden görmesini öğütlüyordu.

Sıradaki ders, modern yoga ve küreselleşme bölümünü sömürgecilik ve modernlik konusuyla açıyor.

Soru şu: Hintli ve Avrupalı yazarların yogayı birbirine anlatmaya çalıştığı bu karşılaşma, hangi güç ilişkileri içinde yaşandı ve bu ilişkiler yoganın nasıl sunulduğunu nasıl biçimlendirdi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.