Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bilinen en erken Haṭha metni Amṛtasiddhi; on birinci yüzyıl civarında Budist bir çevrede yazıldı.
Bindu modelinde baştaki ay nektar damlatıyor, karındaki güneş onu yakıyor ve bu kayıp ölüme yol açıyor.
Mahāmudrā, mahābandha ve mahāvedha bindu'yu geri tutmak için uygulanıyordu.
Haṭha'nın mudrāsı bir el jesti değil, bütün bedeni kullanan bir mühür.
Viparītakaraṇī bir zamanlar ölümsüzlük nektarını tutan bir mühürdü; bugün çoğu zaman bir dinlenme duruşu.
Açılış sahnesi
Akşam dersinin sonunda öğretmen, öğrencilerinden duvara yakın uzanıp bacaklarını duvara dayamalarını istiyor. "Bu duruş bacaklardaki yorgunluğu alır, sinir sistemini sakinleştirir," diyor. Salon yavaş yavaş sessizleşiyor.
Öğrencilerden biri, tarih meraklısı emekli bir kütüphaneci, dersten sonra öğretmenin yanına geliyor. Elinde bir yoga tarihi kitabının fotokopisi var: bir ortaçağ el yazmasından alınmış bir çizim. Çizimde baş aşağı duran bir figür ve yanında bir açıklama: bu duruş, başın tepesindeki aydan damlayan ölümsüzlük nektarının karındaki ateşe düşüp yanmasını önlemek için yapılır.
"Az önce yaptığımız duruşun eski adı buymuş," diyor kütüphaneci. "Ama o zamanlar amacı yorgunluk almak değil, ölümü geciktirmekmiş."
Bu derste ne olacak
Önce Haṭha yoganın bilinen en erken metnine, Amṛtasiddhi'ye ve onun bedeni nasıl tasarladığına bakacağız: başta damlayan bir ay, karında yakan bir güneş ve aradaki merkez kanal. Sonra bu modelin merkezindeki kavramı, bindu'yu ve onun ölümsüzlük nektarı olan amṛta ile ilişkisini okuyacağız. Ardından bu damlayışı durdurmak için geliştirilen erken bedensel mühürlere, mudrā'lara geçeceğiz. En sonda bu erken amaçların bugünkü yoga derslerindeki aynı duruşlarla nasıl bir mesafe içinde olduğunu tartışacağız.
Sıfır noktası
Y4.12'de amṛta'yı sözcük anlamıyla "ölmemek", Upaniṣadların en yaygın kurtuluş hedeflerinden biri olarak tanımlamıştık. Önceki derste Birch'in önerisini tanımıştık: "haṭha"nın gücü, çabanın değil, tekniğin bedende bir akışı ters yöne çevirmesinin gücü. Bu ders o okumanın arkasındaki bedensel modeli açıyor.
Ana kaynaklar Wikipedia'nın Amṛtasiddhi, Khecarī mudrā ve Viparītakaraṇī maddeleri ile Jason Birch'in önceki derste kullandığımız makalesi. Amṛtasiddhi maddesi, bu metnin Mallinson ve Szántó tarafından yayımlanan eleştirel basımına dayanıyor.
Mekanizma
Ölümsüzlüğe ulaşma kitabı
Wikipedia'nın Amṛtasiddhi maddesine göre bu metin, on birinci yüzyıl civarında Budist bir çevrede yazılmış ve bilinen en erken Haṭha yoga metni. Adı "ölümsüzlüğe ulaşma" anlamına geliyor. Madde metnin Mādhavacandra adlı bir yazara atfedildiğini, muhtemelen Deccan bölgesinde on birinci yüzyılın sonlarında yazıldığını ve açılış ve kapanış dualarından Vajrayāna Budist bir ortamda doğduğunun anlaşıldığını aktarıyor.
Madde metnin modern akademinin dikkatine yalnızca iki bin iki yılında, Kurtis Schaeffer'in bir makalesiyle girdiğini ve on iki el yazmasına dayanan eleştirel basımın iki bin yirmi bir ve iki bin yirmi iki yıllarında yayımlandığını not ediyor. Yani Haṭha yoganın en eski metni, akademik olarak ancak bu yüzyılın başında keşfedilmiş.
Bu, önceki derste Birch'in "haṭha" teriminin Budist kökenleri üzerine söylediklerini doğruluyor. Bugün Hindu Nātha geleneğiyle özdeşleştirilen Haṭha yoganın en eski metni, bir Budist ortamdan geliyor.
Ay, güneş ve damlayan nektar
Amṛtasiddhi maddesi metnin bedeni nasıl tasarladığını aktarıyor. Beden merkez kanal etrafında düzenleniyor: tepesinde nektar, yani bindu damlatan bir ay, tabanında ise bu nektarı yakan bir güneş var. Madde daha önceki metinlerde de ayın başta olduğunu ve amṛta damlattığını, Amṛtasiddhi'nin ise güneşin, ateşin, karında olduğu ve amṛta'yı tüketerek ölüme yol açtığı fikrini yeni olarak getirdiğini aktarıyor.
Madde metinden bir dize de aktarıyor: aydaki ölümsüzlük nektarı aşağı iner; bunun sonucunda insanlar ölür. Madde, bu sıvının korunmasının yaşam için gerekli olduğunu ilk kez bu metnin söylediğini not ediyor.
Bu model, Y4.68'de okuduğumuz ters doğuşu hatırlatıyor: orada guṇalar çıktıkları sıranın tersinden nedenlerine dönüyordu. Burada ise aşağı akan bir sıvının yukarı döndürülmesi söz konusu. İki ters çevirme imgesi farklı metafiziklere ait, ama ikisi de yaşamın doğal akışını tersine çevirmeyi kurtuluşla ilişkilendiriyor.
Bindu: tohum, damla, öz
Amṛtasiddhi maddesine göre bu metin bindu'yu ilk kez damlayan amṛta ile ve erkek tohumuyla özdeşleştiriyor. Madde bindu'nun iki türü olduğunu aktarıyor: erkek bindu, yani tohum ve dişil üreme özü olan rajas. Madde bedenin açıkça erkek bedeni olarak düşünüldüğünü ve metnin muhtemelen bekâr erkek bir manastır geleneğinden geldiğini not ediyor.
Madde bir yeniliği daha aktarıyor: bu metin bindu'yu zihin ve nefesle ilişkilendiren ilk metin; zihnin ve nefesin hareketleri bindu'yu hareket ettiriyor. Bu bağlantı, nefes tekniklerinin neden bindu'yu korumanın bir aracı sayıldığını açıklıyor.
Birch'in makalesi daha sonraki bir Haṭha metninden, Haṭhapradīpikā'dan bir dize aktarıyor: cinsel sıvıların kaybından ölüm, korunmasından yaşam gelir. Bu, bindu modelinin sonraki yüzyıllarda da sürdüğünü gösteriyor.
Yaygın yanlışBindu modeli bugün bilinen bir fizyolojik olguyu anlatır.
Bu model erken Haṭha metinlerinin kendi fizyolojisi; başta depolanan ve damlayan bir yaşam özü tıbbi bir olgu olarak bilinmiyor.
Üç büyük mühür
Amṛtasiddhi maddesine göre metnin temel uygulamaları üç teknik: mahāmudrā, yani "büyük mühür"; mahābandha, yani "büyük kilit"; ve bu metne özgü mahāvedha, yani "büyük delme". Madde bu üçünün bindu'yu, yani ay nektarını geri tuttuğunu, uygulayıcının bedeni, sözü ve zihni denetlemesini sağladığını ve sonunda ölümü önlediğini aktarıyor.
Madde metnin bu üç tekniğin birlikte her üç saatte bir uygulanmasını önerdiğini, bunun bedeni güçlendirip hastalıkları yok ettiğini söylediğini, ama başlangıçta yorucu olacağı konusunda uyardığını da not ediyor. Birch'in makalesi de Haṭha tekniklerini diğer nefes uygulamalarından ayıran şeyin, zamanla sayısı ona ulaşacak bu mühürler olduğunu vurguluyor.
Bu üç tekniğin ayrıntıları, bu bölümün ilerideki "Mudrā ve bandha" dersinde ayrıca ele alınacak. Burada yalnızca amaçlarını görüyoruz: bir kaybı durdurmak.
El hareketi değil, beden mührü
Hatha yoga maddesi önemli bir ayrıma dikkat çekiyor: Haṭha yogadaki mudrā'lar, jest anlamındaki el mudrālarıyla karıştırılmamalı. Haṭha mudrāsı, bedenin bütününü kullanan, nefes tutma, kilitler ve duruşları birleştiren bir "mühür". Khecarī mudrā maddesi de mudrā'yı yogada bedendeki ruhsal enerjileri uyandırmayı amaçlayan bir konum olarak tanımlıyor.
Y3.17'de nefes çalışmaları için el mudrāsı seçeneklerini okumuştuk; orada mudrā, burun deliklerini kapatan bir parmak yerleşimiydi. Haṭha'nın beden mührü ise bambaşka bir ölçekte: bir el hareketi değil, bütün bedeni kullanan bir teknik.
Dil ile tavan ve baş aşağı
Erken mudrālardan ikisi özellikle dikkat çekiyor. Wikipedia'nın Khecarī mudrā maddesine göre bu teknikte dilin ucu geriye doğru kıvrılıp yumuşak damağın üstüne, burun boşluğuna uzatılıyor. Madde amacın, bindu'nun enerjisini başta mühürleyip kaybını önleyerek bedende kurtuluşa ulaşmak olduğunu aktarıyor. Madde Pāli kanonunda Buddha'nın açlığı ya da zihni denetlemek için dili damağa bastırmayı anlattığı pasajlar olduğunu da not ediyor.
Viparītakaraṇī maddesine göre ise bu adın anlamı "ters çevirme uygulaması". Madde bunun hem bir duruş hem bir mühür olduğunu, mühür olarak baş ya da omuz duruşu gibi herhangi bir ters duruşla uygulandığını ve amacının başta kaybedilen yaşam sıvısının aşağı akışını yerçekimiyle tersine çevirmek olduğunu aktarıyor. Madde modern yogada ise bunun çoğu zaman duvara dayanan, dinlendirici bir duruş olarak uygulandığını not ediyor.
Açılış sahnesindeki duruş tam olarak bu. Öğretmen onu yorgunluk almak ve sakinleşmek için yaptırıyor; ortaçağ metni ise onu ölümsüzlük nektarını tutmak için öneriyor. Aynı beden konumu, iki farklı çerçevede iki farklı amaca hizmet ediyor.
Yaygın yanlışViparītakaraṇī her zaman dinlendirici bir duvar duruşu olmuştur.
Viparītakaraṇī maddesine göre erken Haṭha yogada bu ad, bindu'nun akışını tersine çevirmek için uygulanan bir mühürdü ve herhangi bir ters duruşla yapılabiliyordu.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Erken Haṭha yoga hakkında en az bilinen şey belki de şu: amaçları metinlerde açıkça yazılı. Erken metinler "esneklik", "güç" ya da "rahatlama" değil, ölümsüzlük, bedende kurtuluş ve güçler vaat ediyor. Bu amaçlar bindu modeline dayanıyor: başta damlayan bir öz, onu yakan bir ateş ve bu akışı durduran ya da tersine çeviren teknikler.
Öğretim açısından çıkan ikinci nokta, aynı beden konumunun farklı çerçevelerde farklı anlamlar taşıyabilmesi. Viparītakaraṇī bir ortaçağ metninde ölümsüzlük nektarını tutan bir mühür, bugünkü bir derste bir dinlenme duruşu. Bu farkı bilmek, öğretmenin hem tarihi saygıyla anmasını hem de bugünkü derste tarihsel bir iddiayı sağlık vaadine dönüştürmemesini sağlıyor.
Son olarak, bu ders Haṭha yoganın dinsel ve kültürel kökenlerinin çoğulluğunu gösteriyor. Bilinen en erken metin Budist bir ortamdan geliyor, Tibet'te dolaşıyor ve daha sonra Hindu Nātha geleneğine taşınıyor. Haṭha yoganın tarihi, tek bir geleneğin değil, gelenekler arasında dolaşan tekniklerin tarihi.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışHaṭha yoga baştan beri sağlık ve esneklik için yapılan bir beden çalışmasıdır.
Erken Haṭha metinleri ölümsüzlük, bedende kurtuluş ve güçler gibi amaçları açıkça yazıyor; sağlık ve esneklik vurgusu modern bir gelişme.
Yaygın yanlışHaṭha yoganın en eski metni Hindu Nātha geleneğinden gelir.
Wikipedia'nın Amṛtasiddhi maddesine göre bilinen en erken Haṭha yoga metni, on birinci yüzyıl civarında Vajrayāna Budist bir çevrede yazılmış.
Uygulama
Aklında kalsın
Bilinen en erken Haṭha metni Amṛtasiddhi; on birinci yüzyıl civarında Budist bir çevrede yazıldı.
Bindu modelinde baştaki ay nektar damlatıyor, karındaki güneş onu yakıyor ve bu kayıp ölüme yol açıyor.
Mahāmudrā, mahābandha ve mahāvedha bindu'yu geri tutmak için uygulanıyordu.
Haṭha'nın mudrāsı bir el jesti değil, bütün bedeni kullanan bir mühür.
Viparītakaraṇī bir zamanlar ölümsüzlük nektarını tutan bir mühürdü; bugün çoğu zaman bir dinlenme duruşu.
Sonraki derse köprü
Hatha yoga maddesi, neredeyse bütün Haṭha yoga metinlerinin Nātha siddhalarına ait olduğunu ve önemli erken metinlerin Matsyendranātha'ya ve öğrencisi Gorakṣanātha'ya atfedildiğini aktarıyor. Madde erken Nātha eserlerinin kuṇḍalinī'yi enerji kanalları ve merkezleri boyunca yükseltmeye dayanan ve "çözülme yogası" anlamında Laya yoga denen bir yoga öğrettiğini, sonraki Nātha metinlerinin ise Haṭha mühürlerini bu sisteme kattığını not ediyor.
Sıradaki ders Nātha çevrelerini ele alıyor.
Soru şu: Budist bir ortamda doğan Haṭha teknikleri nasıl oldu da bir Śaiva çileci topluluğunun, Nāthaların, adıyla özdeşleşti ve bu topluluk bu teknikleri kendi sistemine nasıl yerleştirdi?