İçeriğe geç

Y4.29·Sāṃkhya sistemi

Puruṣa ve prakṛti

sıfırdan ileri2.184 kelime15 uygulama örneği≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sāṅkhya tek kitaplık bir okul: Sāṅkhya-Kārikā.

İki tür varlık: tek bir prakṛti, çok sayıda puruṣa.

Düşünceler prakṛti'ye ait; puruṣa tanık.

Yirmi beş tattva: puruṣa, görünmeyen prakṛti ve görünen yirmi üç yapı.

Prakṛti bugünkü "madde" değil, zihni de üreten canlı bir doğa.

Açılış sahnesi

Bir yoga dersinin sonunda, öğrenciler sırtüstü uzanmış dinlenirken öğretmen yumuşak bir sesle konuşuyor: "Siz bedeniniz değilsiniz. Düşünceleriniz değilsiniz. Siz saf bilinçsiniz, siz puruṣa'sınız. Bedeniniz yalnızca prakṛti, yalnızca madde."

Ders bittikten sonra bir öğrenci öğretmene yaklaşıyor: "Çok güzeldi, ama bir şeyi anlamadım. Düşüncelerim ben değilsem, bu cümleyi kim düşünüyor? Ve prakṛti madde ise, fizikteki madde mi? Beynim de prakṛti mi?"

Öğretmen bir an duraklıyor. Bu iki sözcüğü yıllardır kullanıyor, ama onları hangi sistemden aldığını, o sistemde ne anlama geldiklerini hiç ayrıntılı okumamış.

Bu ders o iki sözcüğün geldiği yere, Sāṅkhya sistemine gidiyor. Bu bölümün hedefi de açık: sistemin kavramlarını bugünkü fizik ya da psikolojiyle özdeşleştirmeden, kendi terimleriyle haritalamak.

Bu derste ne olacak

Burada Sāṃkhya sistemine ayrılan bölüm başlıyor. Önce sistemin adını, kaynağını ve tarihini tanıyacağız. Sonra sistemin iki temel varlık türünü, puruṣa'yı ve prakṛti'yi, kaynağımızın anlattığı biçimiyle ayıracağız. Ardından bu ikisinin nasıl bir araya geldiğini anlatan iki benzetmeye, topal ile kör benzetmesine ve dansçı benzetmesine bakacağız. Son olarak açılış sahnesindeki öğretmenin cümlesini, "prakṛti maddedir" cümlesini, sistemin kendi terimleriyle yeniden sınayacağız.

Kaynağımız yeni: Ferenc Ruzsa'nın IEP'deki Sāṅkhya maddesi.

Sıfır noktası

Y4.25 Sāṁkhya adını ilk kez tanıtmıştı: Bryant'ın maddesine göre Upaniṣadlarda ve destanda Sāṁkhya bilgiyle kurtuluşun yoluydu ve sonraki dönemde Yoga'nın dayandığı metafiziği sunuyordu. Y4.28'de Gītā'nın eylemin beş etkenini "Sāṅkhya'da öğretildiği gibi" saydığını görmüştük.

Y3.68 ise Klasik Yoga'nın hedef adı olarak kaivalya'yı tanıtmıştı. Bu ders o sözcüğün Sāṅkhya'daki kökünü de gösterecek.

Mekanizma

Ad, kitap, tarih

Ruzsa'nın maddesine göre "Sāṅkhya" sözcüğü sayı anlamına gelen bir Sanskrit adla ilişkili ve "sayma" ya da "hesaba katma" sistemini anlatıyor. Madde iki anlamı da kabul edilebilir buluyor: sistem kümelerden, "üçlü", "on birli grup" gibi sayılı listelerden hoşlanıyor; ama asıl amacı dünyanın ve özellikle insan durumunun bütün önemli etkenlerini hesaba katmak.

Maddeye göre Sāṅkhya'nın kökleri metinlerin görmemize izin verdiğinden daha derine uzanıyor, ama sistem özünde "tek kitaplık bir okul". Klasik biçimi, Īśvarakṛṣṇa'nın yaklaşık olarak üç yüzlü yılların ortasına yerleştirilen Sāṅkhya-Kārikā'sında, yetmiş iki dizelik yoğun bir anlatımda bulunuyor. Madde, bu eserin sonraki bütün temsilciler tarafından kabul edildiğini ve kendinden önceki Sāṅkhya yazılarının yerini aldığını söylüyor.

Madde sistemin daha eski izlerini de sayıyor: Kaṭha ve Śvetāśvatara Upaniṣadlarında Sāṅkhya kavramları ve terimleri sık sık görülüyor; Mahābhārata sistemi zaten eski bir öğreti olarak sunuyor. Madde bir ayrıntı daha veriyor: Budist şair Aśvaghoṣa, genç Buddha'nın öğretmeni Arāḍa Kālāma'yı eski bir Sāṅkhya biçiminin izleyicisi olarak betimliyor.

İki tür varlık

Ruzsa'nın maddesine göre Sāṅkhya, Hint düşüncesinde metafizik ikiciliğin güçlü bir örneği; ama birçok Batılı benzerinden farklı olarak tanrıtanımaz. Sistemdeki iki tür varlık prakṛti ve puruṣa'lar: madde bunları doğa ve kişiler diye karşılıyor. Doğa tek, kişiler çok. İkisi de sonsuz ve birbirinden bağımsız.

Puruṣa, maddenin tarifiyle özünde değişmeyen, eylemsiz, bilinçli bir varlık. Prakṛti'nin etkinliklerine tanıklık eder ve onlardan pay alır, ama onlara neden olmaz. Guṇa'lardan yoksundur, bu yüzden eylemsiz ve üretmeyendir. Duyularla değil, yalnızca çıkarımla bilinebilir. Her canlının kendi özü olduğu için indirgenemez biçimde birbirinden ayrı birçok puruṣa vardır.

Prakṛti ise maddeye göre tek, bilinçsiz ama amaçlı; bireysel puruṣa'ların amacı için işliyor. Fiziksel evrenin yanı sıra bir kişinin kaba bedenini ve "işaret bedeni" ya da "ince beden" denen şeyi de oluşturuyor. Üç guṇa'dan oluşuyor: sattva, rajas ve tamas. Görünmeyen biçimiyle bütün dünyanın saf bir olanaklar dayanağı; görünen biçimiyle birbirine bağlı yirmi üç yapıdan, tattva'dan oluşuyor.

Dersin sonunda öğretmene gelen öğrencinin sorusu tam burada karşılık buluyor. Maddeye göre prakṛti yalnızca dış dünyayı ve bedeni değil, insan zihninin değişen ve dıştan belirlenen yanlarını da, aklı, benliği, iç ve dış algı organlarını da üretiyor. Yani düşünceler de prakṛti'ye ait; puruṣa düşünmüyor, düşünmeye tanıklık ediyor.

Yirmi beş tattva

Ruzsa'nın maddesine göre Sāṅkhya klasik biçimiyle yirmi beş gerçeklik, yirmi beş tattva sistemi. Temel kategorilerde puruṣa ile prakṛti'nin ikiciliği var; ama prakṛti'nin görünen ve görünmeyen iki temel biçimi olduğu için üç temel ilke ortaya çıkıyor. Puruṣa ve görünmeyen prakṛti ilk iki tattva; akıldan öğelere kadar kalan yirmi üçü görünen doğaya ait.

Bu bölümün sonraki dersleri bu yirmi üç yapıyı sırayla ele alacak: akıl, benlik ve zihin, duyular ve eylem yetileri, ince öğeler ve kaba öğeler. Bu derste listenin yalnızca iskeletini kuruyoruz.

Dengesiz bir ikicilik

Ruzsa'nın maddesi Sāṅkhya'nın ikiciliği hakkında çarpıcı bir gözlem yapıyor: madde bu ikiciliğin biraz dengesiz olduğunu söylüyor. Puruṣa'yı tablodan çıkarsak bile dünyanın oldukça eksiksiz bir resmi kalırdı; çünkü prakṛti cansız, mekanik bir madde değil, insan zihnini ve aklını kendinden üretebilecek her kaynağa sahip, canlı ve yaratıcı bir ilke. Maddeye göre Sāṅkhya bu yüzden bütünüyle maddeci bir dünya açıklaması gibi görünüyor; edilgen, değişmeyen bilinç ilkesi ise neredeyse sonradan eklenmiş gibi.

Bu gözlem, açılış sahnesindeki "prakṛti maddedir" cümlesinin neden yanıltıcı olduğunu gösteriyor. Bugünkü dilde "madde" çoğu zaman cansız ve mekanik bir şeyi çağrıştırıyor; Sāṅkhya'nın prakṛti'si ise zihni, aklı ve benliği de içine alan, amaçlı ve yaratıcı bir doğa.

Yaygın yanlışSāṅkhya'da prakṛti, bugünkü fizikteki cansız maddenin karşılığıdır.
Doğrusu

Ruzsa'nın IEP maddesine göre prakṛti, aklı, benliği ve zihni de üreten, bilinçsiz ama amaçlı, canlı ve yaratıcı bir ilke; onu bugünkü fizikteki maddeyle özdeşleştirmek, sistemin kendi kategorilerini silmek olur.

Topal ile kör, dansçı ve seyirci

Puruṣa ile prakṛti nasıl bir araya geliyor? Ruzsa'nın maddesi bunun "biraz gizem olarak bırakıldığını" söylüyor, ama Sāṅkhya-Kārikā'nın kullandığı benzetmeleri aktarıyor.

Birincisi topal ile kör: vahşi doğada kaybolmuş iki adam; görme gücü olmayan, yani etkin prakṛti, yolu bulabilen topalı, yani bilinçli puruṣa'yı sırtında taşıyor. Maddeye göre amaçları iki yönlü: puruṣa deneyim istiyor, kör doğa olmadan deneyim edinemez; ikisi de özgürleşme, yani evlerine varıp yollarını ayırmak istiyor.

İkincisi dansçı: maddeye göre dansını bitiren bir dansçı nasıl dansı bırakırsa, prakṛti de görevi tamamlandığında belirli bir puruṣa için sahnelemeyi bırakıyor. Puruṣa artık ilgilenmediğinde, "onu gördüm" dediğinde, prakṛti de "görüldüm" diyerek o kişi için sonsuza dek duruyor. Madde bu özgürleşmenin Sāṅkhya'da normalde kaivalya, yani yalnızlık ya da ayrışma diye adlandırıldığını söylüyor.

Madde, bu ayrışmaya götüren meditatif pratiği de aktarıyor: izleyici, en alttaki öğelerden başlayıp akla kadar, prakṛti'nin her biçimi için "bu ben değilim, bu benim değil, ben bu değilim" diye pratik yapıyor. Bu cümle, Buddha maddesinin beş küme için aktardığı "bu benim değil, ben bu değilim, bu benim benliğim değil" kalıbını hatırlatıyor; ama bir kalıbın iki sistemde görünmesi aralarında bir aktarım olduğunu göstermez: iki sistem bu kalıbı çok farklı sonuçlara götürüyor, biri kalıcı bir benliği reddediyor, öteki çok sayıda kalıcı puruṣa'yı savunuyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Birincisi, Ruzsa'nın IEP maddesine göre Sāṅkhya "tek kitaplık bir okul"; klasik metni Īśvarakṛṣṇa'nın yetmiş iki dizelik Sāṅkhya-Kārikā'sı.

İkincisi, sistem tanrıtanımaz bir ikicilik: tek bir prakṛti ve çok sayıda puruṣa, ikisi de sonsuz ve bağımsız.

Üçüncüsü, puruṣa bilinçli, eylemsiz ve tanık; prakṛti bilinçsiz ama amaçlı, üç guṇa'dan oluşuyor ve zihni de üretiyor.

Dördüncüsü, yirmi beş tattva: puruṣa, görünmeyen prakṛti ve görünen yirmi üç yapı.

Beşincisi, dengesiz ikicilik gözlemi prakṛti'nin bugünkü "madde"yle özdeşleştirilemeyeceğini gösteriyor; topal ile kör ve dansçı benzetmeleri puruṣa ile prakṛti'nin ilişkisini ve özgürleşmeyi anlatıyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışPuruṣa düşünen zihindir.
Doğrusu

Sāṅkhya'da zihin prakṛti'ye ait; puruṣa tanıklık ediyor.

Yaygın yanlışSāṅkhya'da tek bir evrensel bilinç vardır.
Doğrusu

Madde her canlı için ayrı bir puruṣa olduğunu söylüyor.

Yaygın yanlışSāṅkhya bir tanrı inancı üzerine kuruludur.
Doğrusu

Madde onu tanrıtanımaz bir ikicilik olarak niteliyor.

Uygulama

Aklında kalsın

Sāṅkhya tek kitaplık bir okul: Sāṅkhya-Kārikā.

İki tür varlık: tek bir prakṛti, çok sayıda puruṣa.

Düşünceler prakṛti'ye ait; puruṣa tanık.

Yirmi beş tattva: puruṣa, görünmeyen prakṛti ve görünen yirmi üç yapı.

Prakṛti bugünkü "madde" değil, zihni de üreten canlı bir doğa.

Sonraki derse köprü

Bu derste Ruzsa'nın maddesine göre görünen prakṛti'nin en yüksek yapısının akıl, yani buddhi olduğunu, bilinçli olmadığı hâlde puruṣa'ya yakınlığı nedeniyle bilinçliymiş gibi göründüğünü öğrendik.

Sıradaki ders mahat ya da buddhi'yi ele alıyor.

Soru şu: bilinçli olmayan bir yapı nasıl olur da bütün bilişi, duyguyu ve ahlaki yargıyı taşıyabilir ve puruṣa'ya en yakın duran şey neden o?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.