Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Altıncı bölüm meditasyonu eylemle aynı çerçevede anlatıyor.
Gītā'da āsana bir poz değil, bir oturak.
Oturuş tarifi tarihsel bir betimleme, bugünkü bir güvenlik ölçütü değil.
Rüzgârsız lamba, sayısız geri getirmenin sonunda varılan bir durum.
Gītā'nın kendi tarifi ölçülülüğü öğütlüyor.
Açılış sahnesi
Bir meditasyon atölyesinde eğitmen katılımcılara Gītā'dan kısa bir pasaj okuyor: yoginin temiz ve sakin bir yerde, ne çok yüksek ne çok alçak bir oturakta oturduğunu, bedenini, boynunu ve başını hareketsiz tuttuğunu, bakışını burnunun ucuna diktiğini anlatan bir pasaj.
Okuma bitince katılımcılardan biri itiraz ediyor: "Burnumun ucuna bakmaya çalıştım, gözlerim ağrıdı. Bedenimi de hareketsiz tutmaya çalıştım, sırtım tutuldu. Bu talimatları gerçekten böyle mi uygulamalıyız?"
Başka bir katılımcı başka bir şeye takılıyor: "Pasajda bir 'āsana'dan söz ediliyor mu? Ben āsana'yı hep bir poz sanırdım. Burada bir poz göremiyorum, yalnızca oturulacak bir yer var."
Eğitmen iki soruyu da not ediyor. Bu ders o iki soruyu Gītā'nın altıncı bölümünde, Arnold'un çevirisiyle okuyor: bu bölüm meditasyonu nasıl anlatıyor, oturuşa ne kadar yer veriyor ve bu anlatım bugünkü bir pratiğe nasıl taşınmalı?
Bu derste ne olacak
Önce bölümün adına ve açılışına bakacağız: müfredatımız bu bölüme "dhyāna bölümü" diyor, Arnold'un çevirisi başka bir ad veriyor. Sonra oturuş tarifini okuyacağız ve "āsana" sözcüğünün burada neye karşılık geldiğini soracağız. Ardından bölümün en ünlü imgesine, rüzgârsız bir yerdeki lambaya, ve zihnin kaçtıkça geri getirilmesine geçeceğiz. Bunun ardından Arjuna'nın iki kuşkusuna ve Kṛṣṇa'nın cevaplarına bakacağız. Son olarak bu tarifi, sekiz uzuv dizisinin yedinci halkası için Y3'te okuduğumuz tanımla yan yana koyacağız.
Sıfır noktası
Y3.65 dhyāna'yı kesintisiz meditatif akış olarak tanıtmış ve kesintisizlik ölçütünü adlandırmıştı. Y3.64 ise dhāraṇā'da dikkatin kaydıkça geri getirilmesini çalışmıştı.
Y4.26'nın köprüsü altıncı bölümün oturuş tarifini işaret etmişti. Karma-yoga dersi işin çıktısına takılmadan eylemeyi, bilgi dersi ise eylemin ortasındaki dinginliği konu edinmişti. Altıncı bölüm bu kavramların hepsini, eylemi, bilgiyi ve meditasyonu, bir arada tutan bir bölüm.
Mekanizma
Bölümün adı ve açılışı
Arnold'un çevirisi altıncı bölümü şu başlıkla kapatıyor: "Atmasanyamayog", kendini dizginleme yoluyla dinin kitabı. Müfredatımız ise bu bölümü "dhyāna bölümü" diye anıyor. Y4.21'de gördüğümüz gibi bölümler başlangıçta başlıksızdı; iki ad da sonraki katmanlara ait.
Ranganathan'ın bölüm özetine göre bu bölüm, yoga üzerine önceki yorumların iplerini yeniden ele alıyor ve yogiyi, yani ustalıklı eylemde bulunan kişiyi destekleyen öz-düzenleme pratiklerine dikkat çekiyor.
Bölümün açılışı ilginç. Arnold'un çevirisinde Kṛṣṇa meditasyondan hemen söz etmiyor; önce, yapılması doğru olan işi kazanç aramadan yapan kişinin hem vazgeçen hem yogi olduğunu söylüyor. Ardından ünlü bir dize geliyor: kişi kendini kendi ruhuyla yükseltmeli, kendini çiğnememeli; çünkü kendi kendinin dostu da düşmanı da olabilir. Arnold bu dizeye bir dipnot ekliyor: Sanskritçenin burada ātman sözcüğünün çift anlamıyla oynadığını söylüyor.
Oturuş: bir yer, bir oturak
Arnold'un çevirisindeki oturuş tarifi şöyle ilerliyor. Yogi tenha bir yerde, yalnız oturmalı; düşünceleri denetimde, tutkuları bir kenarda, mülkten arınmış olmalı. Temiz ve sakin bir yerde, ne çok yüksek ne çok alçak, sabit bir oturak kurmalı; eşyası bir bez, bir geyik derisi ve kuşa otu. Orada zihnini birliğe sabitleyerek, kalbini ve duyularını dizginleyerek, sessiz ve sakin, bedenini, boynunu ve başını hareketsiz tutmalı; bakışı burnunun ucuna dalmış, çevresindeki her şeyden kopmuş olmalı.
Arnold burun ucu ifadesine kısa bir dipnot ekliyor: "özgün metinde böyle". Çevirmenin bu tuhaf görünen ayrıntıyı kendisinin eklemediğini okura özellikle bildirdiği anlaşılıyor.
Açılış sahnesindeki ikinci katılımcının sorusu burada cevap buluyor. Bryant'ın ansiklopedi maddesi, ne Upaniṣadların ne de Gītā'nın esneme egzersizleri ve beden pozları anlamında bir duruştan söz etmediğini, terimin bu metinlerde bir beden duruşundan çok bir "oturak" anlamında kullanıldığını söylüyor. Gītā'daki tarif de bunu doğruluyor: bir oturak, onun yüksekliği, üzerine serilenler ve oturan bedenin dikliği var; bir poz dizisi yok.
Yaygın yanlışGītā'nın altıncı bölümü bir dizi yoga pozunu tarif eder.
Arnold'un çevirisinde bölüm tek bir oturuşu, yüksekliği ve üzerine serilenleriyle bir oturağı ve dik, hareketsiz bir bedeni anlatıyor; Bryant'ın maddesi de Gītā'nın āsana'yı beden pozu anlamında kullanmadığını kaydediyor.
Ölçülülük
Oturuş tarifinin hemen ardından Arnold'un dizeleri bir sınır çiziyor: aç kalmakta da tıkınmakta da, uykuya gömülmekte de uykusuz kalmakta da aşırıya gidenin yolu bu değil. Çeviriye göre yol, sofrada, istirahatte ve oyunda ölçüyü koruyan, yatağa da işe de zamanında giden kişinin yolu.
Bu sınır, Y4.15'teki orta yolu hatırlatıyor; iki ders önce de, sonuca bağlanmama öğüdünün ağrıyı susturma izni sayılmasına karşı aynı pasaja başvurmuştuk. Meditasyon tarifinin hemen yanında bir aşırılık uyarısının durması dikkat çekici: metin, meditasyonu bir dayanıklılık sınavına çevirmeye karşı kendi içinde bir fren koyuyor.
Rüzgârsız yerde lamba
Bölümün en ünlü imgesi Arnold'un çevirisinde şöyle geçiyor: rüzgârdan korunan bir yerde yanan bir lamba titremez; yoginin zihni de duyuların fırtınalarından korunmuş, parlak yanan böyle bir lambaya benzer.
Hemen ardından gelen dizeler bu dinginliğin nasıl kazanıldığını anlatıyor ve bu dersin Y3 ile en güçlü bağını kuruyor. Çeviriye göre irade buna doğru çalışmalı, ta ki çaba kolaylığa dönüşene kadar. Ve kalp denetimden koparak vahşi ve kararsız bir biçimde kaçtıkça, o kadar sık yeniden dizginlenmeli, ruhun yönetimine geri getirilmeli.
"Kaçtıkça geri getir" talimatı, Y3.64'teki dhāraṇā çalışmasının neredeyse aynısı. Orada da dikkat kaydıkça fark edilip nazikçe geri getiriliyordu. Gītā'nın tarifinde lambanın titremezliği bir başlangıç noktası değil, sayısız geri getirmenin sonunda varılan bir durum olarak anlatılıyor.
Arjuna'nın iki kuşkusu
Bölümün sonunda Arjuna iki kuşkusunu dile getiriyor. Arnold'un çevirisinde ilki şu: insan kalbi kararsız, taşkın, inatçı ve güçlü; onu dizginlemek rüzgârı tutmak kadar zor. Kṛṣṇa'nın cevabı, zor olduğunu kabul ediyor ama alışkanlıkla ve kendine hâkim olma pratiğiyle dizginlenebileceğini söylüyor.
Bu cevap, Patañjali'nin sūtralarının Johnston İngilizcesinde birinci bölümün on ikinci sūtrasını hatırlatıyor: zihinsel etkinliklerin denetimi, iradenin doğru kullanımıyla ve kendini kaptırmaktan vazgeçmekle gelir. İki metin benzer bir ikiliye işaret ediyor, ama ortak terminoloji dersinde koyduğumuz kural burada da işliyor: benzerlik bir gözlem, iki metin arasındaki ilişkinin türü ayrı bir soru.
İkinci kuşku daha insani: inançla yola çıkıp çabada başarısız olan, yolun ortasında kalan kişi ne olur? Rüzgârın dağıttığı bir bulut gibi kaybolur mu? Arnold'un dizelerinde bu kuşkuya verilen karşılık kesin: kaybolmaz; doğru bir arzu taşıyan hiçbir kalp kayıp yolunda yürümez. Böyle biri yeniden doğduğunda kaldığı yerden devam eder ve eski arzusu onu farkında olmadan ileri taşır.
Y3'teki tanımla karşılaştırma
Y3.65'teki tanım dhyāna'yı kesintisiz bir akış olarak veriyordu. Johnston'ın çevirdiği sūtralarda üçüncü bölümün ikinci sūtrası da dhyāna'yı algılayan bilincin belirli bir alanda uzun süre tutulması olarak tanımlıyor.
Gītā'nın altıncı bölümü farklı bir şey yapıyor: dhyāna'yı bir sekiz uzuv dizisinin bir halkası olarak tanımlamıyor. Onun yerine bir yer, bir oturak, bir beden duruşu, bir yaşam ölçüsü, bir imge ve bir geri getirme alışkanlığı anlatıyor. Yoga Sūtra'nın tanımı neyin olduğunu söylüyor; Gītā'nın bölümü nasıl yaşanacağını ve nasıl sürdürüleceğini.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, altıncı bölüm Arnold'un çevirisinde "kendini dizginleme" başlığını taşıyor; müfredatımızın "dhyāna bölümü" adı da, bu başlık da sonraki katmanlara ait.
İkincisi, bölüm meditasyondan önce eylemle açılıyor: kazanç aramadan iş yapan hem vazgeçen hem yogi.
Üçüncüsü, oturuş tarifi bir oturak ve dik bir beden anlatıyor; Bryant'a göre Gītā āsana'yı poz anlamında kullanmıyor.
Dördüncüsü, rüzgârsız lamba imgesi bir başlangıç değil, sayısız geri getirmenin sonunda varılan bir durum; ölçülülük uyarısı da tarifin hemen yanında duruyor.
Beşincisi, Yoga Sūtra'daki tanım neyin olduğunu, Gītā'nın bölümü nasıl yaşanacağını anlatıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışGītā'nın oturuş tarifi bugün birebir uygulanacak bir talimattır.
Tarihsel bir betimleme; bugünkü pratik bu kursun ilkelerine göre korunuyor.
Yaygın yanlışMeditasyonda zihin titriyorsa pratik başarısızdır.
Gītā kaçan zihnin tekrar tekrar geri getirilmesini yolun parçası sayıyor.
Yaygın yanlışDaha az uyku ve daha çok oturuş daha derin meditasyon getirir.
Gītā'nın kendi tarifi ölçülülüğü öğütlüyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Altıncı bölüm meditasyonu eylemle aynı çerçevede anlatıyor.
Gītā'da āsana bir poz değil, bir oturak.
Oturuş tarifi tarihsel bir betimleme, bugünkü bir güvenlik ölçütü değil.
Rüzgârsız lamba, sayısız geri getirmenin sonunda varılan bir durum.
Gītā'nın kendi tarifi ölçülülüğü öğütlüyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste altıncı bölümün meditasyondan önce, kazanç aramadan iş yapanı hem vazgeçen hem yogi sayarak açıldığını gördük; Y4.24'te ise meyveden bağımsız eylemi bir savaşçının kararı bağlamında tanımıştık.
Sıradaki ders sonuçlara bağlanmamayı ele alıyor.
Soru şu: sonuca bağlanmamak, bir savaş kararında olduğu gibi bir meditasyon oturuşunda ve gündelik bir işte de aynı şeyi mi ifade ediyor, yoksa her bağlamda başka bir yüz mü gösteriyor?