Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Dharma tek bir tanıma sığmıyor; anlamını bağlam belirliyor.
İkilemin iki yakasında da dharma çalışıyor: düzen ve görev.
Kendi görevi ilkesinin ilk bağlamı bir savaşçı ve toplumsal sınıflar.
"Bütün dharmaları bırak" dizesi yorumcuları ayırıyor.
Dharma'yı tek sözcükle çevirmek bu katmanları siler.
Açılış sahnesi
Bir yoga stüdyosunun duyuru panosunda iki kâğıt yan yana asılı. Birinde "Dharma'nı bul: hayat amacını keşfetme atölyesi" yazıyor. Ötekinde bir öğretmenin el yazısıyla bir not var: "Dharma, evrenin düzenidir; ona uymak huzur getirir."
Panonun önünde duran bir öğrenci iki kâğıdı okuyor ve kafası karışıyor. Birinde dharma kişisel bir amaç, ötekinde evrensel bir düzen. Cebinden telefonunu çıkarıp bir sözlüğe bakıyor; orada "görev", "yasa", "doğruluk", "din" gibi birbirinden epey farklı karşılıklar sıralanmış.
Öğrenci bir arkadaşına soruyor: "Bu sözcük gerçekten bu kadar çok şey mi demek? Yoksa herkes ona istediği anlamı mı yüklüyor?"
Bu ders o soruyu, sözcüğün en ünlü sahnelerinden birinde, Bhagavad Gītā'nın savaş alanında soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce kaynağımızın dharma sözcüğünü hangi anlamlarda kullandığını ve bu anlamların tek bir tanıma sığmadığını göreceğiz. Sonra Kṛṣṇa'nın ikinci bölümdeki ilk cevaplarına bakacağız: Arjuna'ya bir savaşçı olarak görevini hatırlatan cevaplar. Ardından Gītā'nın en çok alıntılanan ilkelerinden birini, kişinin kendi görevini yapmasının başkasının görevini iyi yapmasından daha iyi olduğunu, iki çeviri yeriyle okuyacağız. Son olarak Gītā'nın sonunda gelen şaşırtıcı bir cümleye ve onun yorumcuları nasıl ayırdığına değineceğiz.
Kaynaklarımız yine Edwin Arnold'un telifsiz çevirisi ile Shyam Ranganathan'ın IEP maddesi.
Sıfır noktası
Y4.22 Arjuna'nın üç gerekçesini ayırmıştı; üçüncüsü, savaşın evleri ve onlarla birlikte kuşaktan kuşağa aktarılan ayinleri ve toplumsal yerleri dağıtacağı korkusuydu. Aynı ders ikilemin öbür yakasında bir savaşçıdan beklenen görevin durduğunu söylemiş ve çatışan yükümlülükleri adlandırmıştı. Yine o ders bir yorum merceğinin metnin kendi dili olmadığını göstermişti.
Y4.05 ise tek bir sözcüğü tek bir sözcükle karşılamanın tehlikesini anlatmıştı. Dharma, bu uyarının belki de en zorlu sınavı.
Mekanizma
Bir sözcük, birçok iş
IEP maddesi dharma sözcüğünü tek bir anlamda kullanmıyor. Bir yerde onu "etiğin içeriği" diye karşılıyor; bir başka yerde "etik talepler" diye çoğul kullanıyor; bir başka yerde de "geleneksel ahlaki beklentiler" için bu sözcüğün kullanıldığını söylüyor.
Madde bir karşılaştırma da yapıyor. Budist Aṅguttara Nikāya'ya atıfla, Buddha'nın iki tür dharma ayırdığını aktarıyor: biri ahlaki kurallar gibi sağlıklı olanlar, öteki marazi duygular gibi sağlıksız olanlar. Madde buradan açık bir sonuç çıkarıyor: dharma'nın burada birbiriyle bağlantısız birden fazla kuramsal anlamı var gibi görünüyor.
Bu, açılış sahnesindeki öğrencinin sorusuna ilk cevabı veriyor. Sözcük gerçekten birden fazla iş görüyor; ama bu, herkesin ona istediği anlamı yüklediği anlamına gelmiyor. Her kullanımın bağlamı, hangi anlamın çalıştığını gösteriyor.
İkilemin iki yakasında aynı sözcük
Y4.22'deki ikilemi hatırlayalım. Arjuna'nın üçüncü gerekçesi ailenin ve toplumsal düzenin korunmasıyla ilgiliydi. Kṛṣṇa'nın ikinci bölümdeki ilk cevaplarından biri ise bir savaşçının göreviyle ilgili.
Arnold'un çevirisinde Kṛṣṇa, ikinci bölümün başında Arjuna'nın bu zayıflığının bir savaşçının adına yakışmadığını söylüyor ve onu kalkmaya çağırıyor. Aynı bölümün ilerisinde bir savaşçı için meşru bir savaştan daha iyi bir şey olmadığını söylüyor; görevini ve işini bilip de onları bir kenara bırakırsa bunun bir günah olacağını, gelecek kuşakların onu utançla anacağını ekliyor.
IEP maddesi bu cevapları sayıyor: Kṛṣṇa önce Arjuna'nın cesaretini kaybetmesiyle alay ediyor ve onun onur duygusuna sesleniyor; maddeye göre ikinci bölümün ikinci ve üçüncü dizeleri ile otuz üçüncü ile otuz yedinci dizeleri arasında. Ayrıca savaşta yiğitçe ölenler için cennet vaadini de anıyor. Madde bir ayrıntı daha ekliyor: bu cevaplar, Kṛṣṇa'nın Gītā'nın sonuna kadar sürdürdüğü asıl argümanlardan daha az belirleyici, Kṛṣṇa bunların üzerinde uzun durmuyor.
Böylece dharma'nın ikilemin iki yakasında da çalıştığını görüyoruz: bir yanda ailenin düzeni, öbür yanda savaşçının görevi. Açılış sahnesindeki öğrencinin sözlüğündeki "düzen" ve "görev" karşılıkları, iki ordunun arasındaki o tek arabada çarpışıyor.
Kendi görevin
Gītā'nın en çok alıntılanan ilkelerinden biri kişinin kendi görevini yapmasıyla ilgili. IEP maddesi bu ilkeyi üçüncü bölümün otuz beşinci dizesine bağlıyor: kişinin kendi görevini kusurlu yapması, başkasınınkini iyi yapmasından daha iyidir. Madde aynı ilkenin on sekizinci bölümün kırk yedinci dizesinde yeniden geldiğini söylüyor.
Arnold'un çevirisi iki yeri de farklı sözcüklerle veriyor. Üçüncü bölümde: kişinin kendi işini elinden geldiğince, başarısız olsa bile yapması, iyi görünse de kendisine ait olmayan işleri üstlenmesinden daha iyidir; görevini yaparken ölmek bir kötülük değildir. On sekizinci bölümde: kişinin kendi işi, kusurla yapılsa bile, başkalarının işini kusursuzca yapmaktan daha iyidir; doğanın eliyle kendisine verilen işle yüzleşen günaha düşmez.
Madde bu ilkeyi bir "sonuç" ölçütünden ayırıyor. Maddeye göre burada ahlaki seçimin ölçütü eylemin sonucu değil, görevin yapılacak şey olarak uygunluğu. Bu yüzden kusurlu yapılan kendi görev, iyi yapılan başkasının görevinden üstün tutuluyor. Bu ayrımın ayrıntıları bir sonraki dersin konusu.
Yaygın yanlışGītā'daki "kendi görevin" ilkesi, kişinin kendi hayat amacını bulup ona göre yaşaması öğüdüdür.
Arnold'un çevirisinde ve IEP maddesinin aktardığı dizelerde ilke, kişinin doğasına uygun sayılan göreviyle ve on sekizinci bölümde toplumsal sınıflara verilen işlerle birlikte geliyor; bugünkü kişisel amaç okuması bu bağlamdan uzaklaşan bir yorum.
"Bütün dharmaları bırak"
Gītā'nın sonunda şaşırtıcı bir cümle geliyor. IEP maddesine göre on sekizinci bölümün altmış altıncı dizesinde Kṛṣṇa, Arjuna'ya bütün dharmaları bırakıp yalnızca ona gelmesini ve onun Arjuna'yı bütün kötülüklerden kurtaracağını söylüyor. Arnold'un çevirisinde bu cümle şöyle geçiyor: ayinleri ve yazılı görevleri bırak, yalnızca bana sığın; seni bütün günahlarından kurtaracağım.
Bu cümle, bu derste izlediğimiz her şeyi ters yüz ediyor gibi görünüyor. Kṛṣṇa neredeyse bütün Gītā boyunca Arjuna'yı görevine bağlı kalmaya çağırmıştı; şimdi bütün dharmaları bırakmasını istiyor.
IEP maddesi bu cümlenin yorumcuları nasıl ayırdığını aktarıyor. Maddeye göre Śaṅkara, Gītā yorumunda özgürleşmeyle ilgilenenlerin dharma'yı bir kötülük olarak görmesi gerektiğini, çünkü dharma'nın bağlanma getirdiğini söylüyor; bu altmış altıncı dize de onun okumasını doğruluyor gibi görünüyor. Rāmānuja ise maddeye göre Kṛṣṇa'nın görev ve bağlılık argümanlarını onaylıyor, ama bu dizeyle zorlanıyor, çünkü dize görev yoluyla hoşnut edilen bir ideal fikriyle çelişir görünüyor.
Madde yazarı kendi okumasını da ekliyor: ona göre Kṛṣṇa dharma'yı büsbütün terk etmiyor, onu farklı bir çerçeveye taşıyor. Bu da Y4.22'deki yorum merceğinin bir örneği; yazarın kendi kuramsal çerçevesine dayanan bir okuma.
Yaygın yanlışGītā baştan sona tek ve tutarlı bir dharma öğretisi sunar ve yorumcular onu aynı biçimde okur.
IEP maddesine göre on sekizinci bölümün altmış altıncı dizesi, görev çağrılarıyla gerilim içinde duruyor ve Śaṅkara ile Rāmānuja gibi büyük yorumcuları farklı yönlere götürüyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, IEP maddesi dharma'yı etiğin içeriği, etik talepler ve geleneksel ahlaki beklentiler anlamlarında kullanıyor ve Budist bağlamda da farklı bir anlama işaret ediyor; sözcük tek bir tanıma sığmıyor.
İkincisi, dharma ikilemin iki yakasında çalışıyor: Arjuna'nın aile düzeni kaygısında ve Kṛṣṇa'nın savaşçı görevi hatırlatmasında.
Üçüncüsü, kendi görevi ilkesi üçüncü bölümün otuz beşinci ve on sekizinci bölümün kırk yedinci dizelerinde geliyor; ilk bağlamı bir savaşçıya ve toplumsal sınıflara verilen işler.
Dördüncüsü, on sekizinci bölümün altmış altıncı dizesi bütün dharmaları bırakmayı söylüyor ve Śaṅkara ile Rāmānuja'yı farklı yönlere götürüyor.
Beşincisi, dharma'yı tek bir Türkçe sözcükle çevirmek, bu çok anlamlılığı ve yorumcu ayrışmasını görünmez kılıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışDharma'nın tek ve kesin bir anlamı vardır.
Kaynaklarımız onu birden fazla anlamda kullanıyor.
Yaygın yanlış"Kendi görevin" ilkesi bir kişisel amaç öğüdüdür.
İlk bağlamı bir savaşçıya ve toplumsal sınıflara verilen işler.
Yaygın yanlışGītā'nın sonu görev çağrısını pekiştirir.
On sekizinci bölümün altmış altıncı dizesi bütün dharmaları bırakmayı söylüyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Dharma tek bir tanıma sığmıyor; anlamını bağlam belirliyor.
İkilemin iki yakasında da dharma çalışıyor: düzen ve görev.
Kendi görevi ilkesinin ilk bağlamı bir savaşçı ve toplumsal sınıflar.
"Bütün dharmaları bırak" dizesi yorumcuları ayırıyor.
Dharma'yı tek sözcükle çevirmek bu katmanları siler.
Sonraki derse köprü
Bu derste kendi görevi ilkesinin ölçütünün, IEP maddesine göre, eylemin sonucu değil görevin uygunluğu olduğunu gördük. Arnold'un çevirisinde üçüncü bölüm de Arjuna'nın bir sorusuyla açılıyor: düşünceye dalmak eylemden daha üstünse, Kṛṣṇa onu neden bu korkunç savaşa itiyor?
Sıradaki ders karma-yoga'yı ele alıyor.
Soru şu: bir kişi eylemin sonucunu ölçüt almadan nasıl eyleyebilir ve Gītā bu eylem biçimine neden "yoga" diyor?