Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Eylemi sonraki yaşama bağlayan çerçeve geniş bir çevrede paylaşılıyordu, ama eşit ölçüde değil.
Karma aynı dönemde ritüel eylem, her etkinlik ve niyet olarak üç farklı biçimde tanımlanıyor.
Anātman bölünmez ve değişmez bir benliğin reddi; süreç benliği ise yerine konan tarif.
"Benlik yoksa yeniden doğan kim" itirazı gelenek içinde konuşulmuş bir soru.
"Hepsi aynı şeyi söylüyor" cümlesi, kaynakların açıkça gösterdiği ayrılıkları siliyor.
Açılış sahnesi
Bir yoga stüdyosunun bekleme odasında iki öğrenci, duvardaki afişe bakıyor. Afişte büyük harflerle şu yazıyor: "Doğu bilgeliğine göre her eylemin karşılığı vardır."
Öğrencilerden biri gülümsüyor: "Karma işte. Ne ekersen onu biçersin. Bütün Hint gelenekleri bunu söyler."
Öteki bir süre düşünüyor ve bir soru soruyor: "Peki farkında olmadan yaptığın bir şey de karma sayılır mı? Mesela yürürken bir karıncaya bastın ve görmedin."
Birincisi omuz silkiyor: "Herhalde sayılır. Ya da sayılmaz. Bilmiyorum, hepsi aynı şeyi söylüyor zaten."
Bu ders, o "hepsi aynı şeyi söylüyor" varsayımını sınıyor. Görünüşte masum olan karınca sorusu, bu dönemin gelenekleri arasında gerçekten farklı cevaplar almış bir soru.
Bu derste ne olacak
Önce bu dönemde karma ve yeniden doğuş fikrinin ne kadar geniş bir çevrede paylaşıldığını göreceğiz. Sonra aynı sözcüğün, karma'nın, üç farklı çevrede üç farklı biçimde tanımlandığını izleyeceğiz: ritüel eylem olarak, her türlü etkinlik olarak ve niyet olarak. Ardından yeniden doğuşun, kalıcı bir benliği reddeden bir öğretide nasıl düşünüldüğüne ve bunun doğurduğu itiraza bakacağız. Son olarak bu farkları bir "ortak Doğu inancı" altında eritmenin neyi kaybettirdiğini konuşacağız. Kaynaklarımız yine iki IEP maddesi: Upaniṣadlar maddesi ve Buddha maddesi.
Sıfır noktası
Y4.12 karma'yı ve saṃsāra'yı tanıtmıştı: karma sözcük anlamıyla eylemdi, ritüel bağlamdan doğmuş ve bir yaşamdaki eylemleri sonraki bir yaşamdaki sonuçlara bağlayan bir fikre doğru genişlemişti. Aynı ders, Upaniṣadlarda karma'nın açık bir kuramının olmadığını da not etmişti.
Y4.15 ise Jain felsefesi maddesinden, Jainlerin karma'yı ruha yapışan bir madde gibi kavradığını öğrenmişti. Y4.14 ise bu dönemin çileci ve meditatif çevrelerini ve tek yönlü etki anlatılarının tuzağını tanıtmıştı. Bu ders bu üç dersin bıraktığı ipi alıyor ve tek bir soruya bağlıyor: aynı sözcük, yan yana yaşayan çevrelerde neye dönüşüyordu?
Mekanizma
Paylaşılan bir çerçeve
IEP'nin Upaniṣadlar maddesi önemli bir gözlem yapıyor. Bir yaşamdaki eylemleri sonraki bir yaşamdaki sonuçlara bağlayan tartışmaların, sonraki felsefi tartışmada yaygınlaştığını söylüyor ve bu çerçeveyi benimseyenleri sayıyor: Hindular, Budistler, Jainler; Ājīvikalar ise yalnızca "belli bir ölçüde".
Bu cümle iki şeyi aynı anda söylüyor. Birincisi, bir çerçeve paylaşılıyor: eylem ile sonraki yaşam arasında bir bağ olduğu fikri pek çok çevrede kabul görüyor. İkincisi, "belli bir ölçüde" ifadesi bu paylaşımın her yerde aynı ağırlıkta olmadığını gösteriyor. Madde Ājīvikaların bu çerçeveyi hangi ölçüde ve nasıl kabul ettiğini ayrıca açıklamıyor; bu derste de o boşluğu tahminle doldurmayacağız.
Buddha maddesi de aynı çerçeveyi betimliyor. Maddeye göre Pāli Nikāyalardaki Buddha, kendi kültürel bağlamına özgü kozmolojiyi kabul ediyor: birkaç varoluş alanı olan, insanların geçmiş eylemlerine bağlı olarak tekrar tekrar doğup öldüğü bir evren.
Aynı sözcük, üç tanım
Buddha maddesi paylaşılan çerçevenin içindeki bir ayrılığı açıkça adlandırıyor. Maddeye göre Buddha zamanının kozmolojisini önemli ölçüde değiştiriyor ve karma'yı iki rakip anlayışa karşı tanımlıyor.
Birinci anlayış, maddenin "Brahmanik eğilim" dediği şey: karma'yı ritüel eylem olarak anlamak. Bu, Y4.12'de gördüğümüz kökene yakın: sözcük, doğru yapılırsa yarar, yanlış yapılırsa zarar getiren ritüel eylemi anlatıyordu.
İkinci anlayış Jain görüşü: maddeye göre Jainler, istemsiz eylemler de dahil bütün etkinliklerin karma oluşturduğunu savunuyordu. Bu, Y4.15'teki bilgiyle uyumlu: karma ruha yapışan bir maddeyse, bilerek ya da bilmeden yapılan her eylemin onu biriktirebilmesi anlaşılır bir sonuç.
Üçüncü anlayış Buddha'nınki: madde, Buddha'nın karma'yı niyetle, yani düşünce, söz ve davranışla dile gelen özgür iradeyle tanımladığını söylüyor. Buddha için yalnızca istemli eylemler karma üretiyor.
Açılış sahnesindeki karınca sorusu tam burada anlam kazanıyor. Farkında olmadan bir karıncaya basmak Jain görüşünde karma oluşturabilecek bir eylem; Buddha maddesinin aktardığı tanımda ise istemli olmadığı için karma üretmiyor. Aynı olay, aynı sözcükle, iki farklı hükme bağlanıyor.
Yeniden doğuş neye oluyor?
İkinci büyük ayrılık benlik sorusunda. Upaniṣadlar maddesine göre Budistler bölünmeyen, hiç değişmeyen bir benliği kabul etmiyor ve bu reddi "benlik-olmayan" terimiyle adlandırıyor: Sanskritçede anātman, Pālicede anattā.
Bu ret, Y4.11'deki ātman tartışmasıyla doğrudan karşı karşıya duruyor. Orada bazı Upaniṣad pasajları ātman'ı öznenin en derindeki özü olarak düşünüyordu. Burada bir başka gelenek, bu türden kalıcı bir özü açıkça reddediyor.
Buddha maddesi bu reddin yerine neyin konduğunu da anlatıyor. Maddeye göre Pāli Nikāyalardaki Buddha, acının ve yeniden doğuş döngüsünün arkasında kalıcı ve bağımsız bir benlik yerine beş psikofiziksel süreç kümesini, yani beş kümeyi varsayıyor. Madde bu kümeleri şöyle sayıyor: maddi biçim, duyumlar, algılar, zihinsel oluşumlar ve bilinç.
Madde bir ikincil çalışmaya dayanarak bunu şöyle özetliyor: Buddha töz-benlikleri reddediyor, ama süreç-benlikleri kabul ediyor.
Tartışmanın merkezindeki itiraz
Kalıcı bir benlik yoksa, yeniden doğan nedir? Buddha maddesi bu soruyu açıkça dile getiriyor. Maddeye göre erken Budist ahlakına yöneltilen yaygın bir itiraz şu: yaşamlar arasında göç eden kalıcı bir benlik olmadan özgür irade ve sorumluluk nasıl olabilir? Eylemin faili kimdir? Eylemin sonuçlarını kim yaşar?
Madde, Buddha'nın bu soruları öğrencileri için uygunsuz saydığını, çünkü öğrencilerin şeyleri nedenler ve koşullar üzerinden açıklamaya eğitildiğini aktarıyor. Yani soru bir "kim" sorusu olarak değil, bir "hangi koşullarla" sorusu olarak yeniden kuruluyor.
Buddha maddesi bir ayrıntı daha veriyor: maddeye göre yeniden doğuş, bir kişinin yaşamı boyunca, özellikle de ölüm anında baskın olan zihinsel durumlarına da bağlı. İstemli eylemlerin sonuçları bu yaşamda ya da sonraki yaşamlarda deneyimlenebiliyor.
Bu, tartışmanın ne kadar canlı olduğunu gösteriyor. Aynı çerçeveyi, eylem ile sonraki yaşam arasındaki bağı, paylaşan gelenekler bu bağın neye tutunduğu konusunda ayrılıyor: bir tözün birikmesine mi, kalıcı bir öze mi, yoksa koşullara bağlı bir süreçler zincirine mi?
Yaygın yanlışKalıcı bir benliği reddeden bir öğreti, yeniden doğuşu da mantıksal olarak reddetmek zorundadır.
IEP'deki maddenin Pāli Nikāyalardan aktardığı Buddha yeniden doğuşu kabul ediyor ama değişmez bir benliği reddediyor; madde bunun doğurduğu itirazı ve itiraza verilen cevabı ayrıca aktarıyor.
Tek bir "Doğu inancı" yok
Bu farklar bir araya geldiğinde afişteki cümle başka bir ışık altında görünüyor. "Doğu bilgeliğine göre her eylemin karşılığı vardır" cümlesi, bir çerçevenin paylaşıldığı konusunda haklı; ama o çerçevenin içindeki tartışmayı tamamen siliyor. Hangi eylemin karşılığı? Ritüel mi, her etkinlik mi, yalnızca istemli olan mı? Karşılığı kim ya da ne alıyor?
Y4.14'te tek yönlü etki anlatısına karşı uyarmıştık. Burada benzer bir tuzağın başka bir yüzü var: farklı çevreleri tek bir ortak inanç altında eritmek. Bir çevrenin öbürünü etkilediği yönünde kesin bir çizgi çizmek nasıl kanıtın ötesine geçiyorsa, hepsinin aynı şeyi söylediğini varsaymak da elimizdeki kaynakların açıkça gösterdiği ayrılıkları görmezden geliyor.
Yaygın yanlışBütün Hint gelenekleri karma hakkında aynı şeyi söyler.
IEP'nin Buddha maddesi karma'nın ritüel eylem, istemsiz olanlar dahil her etkinlik ve niyet olarak üç farklı biçimde tanımlandığını aktarıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, eylemleri sonraki bir yaşama bağlayan çerçeveyi Upaniṣadlar maddesi Hindulara, Budistlere ve Jainlere, kısmen de Ājīvikalara yayıyor; "belli bir ölçüde" ifadesi paylaşımın eşit olmadığını gösteriyor.
İkincisi, Buddha maddesine göre karma üç biçimde tanımlanıyor: Brahmanik eğilimde ritüel eylem, Jain görüşünde istemsiz olanlar dahil her etkinlik, Buddha'da ise niyet.
Üçüncüsü, Budistler bölünmez ve değişmez bir benliği anātman terimiyle reddediyor; Buddha maddesi bunu töz-benliğin reddi, süreç-benliğin kabulü olarak özetliyor.
Dördüncüsü, "benlik yoksa yeniden doğan kim" itirazı maddede yaygın bir itiraz olarak kayıtlı; aktarılan cevap soruyu nedenler ve koşullar üzerinden yeniden kuruyor.
Beşincisi, farklı çevreleri tek bir ortak inanç altında eritmek, tek yönlü etki anlatısının kardeşi olan bir hata.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışKarma'nın tek ve evrensel bir tanımı vardır.
Bu dönemde aynı sözcük en az üç farklı biçimde tanımlanıyor.
Yaygın yanlışAnātman, kişinin hiç var olmadığı anlamına gelir.
Reddedilen, bölünmez ve değişmez bir benlik; Buddha maddesi süreç-benliğin kabul edildiğini söylüyor.
Yaygın yanlışBenliği reddeden bir öğreti yeniden doğuşu kabul edemez.
Buddha maddesinin aktardığı öğretide ikisi birlikte duruyor ve bunun doğurduğu itiraz gelenek içinde konuşuluyor.
Yaygın yanlışĀjīvikalar karma'yı öteki çevrelerle aynı biçimde kabul ediyordu.
Upaniṣadlar maddesi yalnızca "belli bir ölçüde" diyor ve ayrıntı vermiyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Eylemi sonraki yaşama bağlayan çerçeve geniş bir çevrede paylaşılıyordu, ama eşit ölçüde değil.
Karma aynı dönemde ritüel eylem, her etkinlik ve niyet olarak üç farklı biçimde tanımlanıyor.
Anātman bölünmez ve değişmez bir benliğin reddi; süreç benliği ise yerine konan tarif.
"Benlik yoksa yeniden doğan kim" itirazı gelenek içinde konuşulmuş bir soru.
"Hepsi aynı şeyi söylüyor" cümlesi, kaynakların açıkça gösterdiği ayrılıkları siliyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste niyet ölçütünü ve süreç benliğini, yani Buddha maddesinin aktardığı iki kavramı, bir tartışmanın taraflarından biri olarak gördük.
Sıradaki ders erken Budist meditasyonu ele alıyor.
Soru şu: kalıcı bir benliği reddeden ve kişiyi süreçler üzerinden tarif eden bir öğreti, meditasyonda dikkati neye yöneltiyordu?