Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Orta yol, IEP'nin Buddha maddesine göre duyusal düşkünlüğün ve kendine eziyetin iki ucundan kaçınan yol.
Hâl ile hedef ayrımı, derin bir hâle ulaşmak ile bir geleneğin hedefine ulaşmak arasındaki fark.
Jain felsefesi maddesine göre Jain ahlakı karmayı arındırmayı amaçlıyor; karma maddi bir töz olarak düşünülüyor.
Aynı dönemde "çile" farklı geleneklerde farklı yerlere konuyor.
Tarihsel bir çile uygulaması bugünkü bir pratik için reçete değil.
Açılış sahnesi
İki arkadaş bir meditasyon kampından dönüyor ve yolda tartışıyorlar.
Birincisi şöyle diyor: "Gerçek ilerleme için bedeni zorlamak gerekir. Eski ustalar günlerce oruç tutar, nefeslerini keser, uykusuz kalırdı. Biz çok rahatız, o yüzden bir yere varamıyoruz."
İkincisi karşı çıkıyor: "Hayır, asıl olan zihnin derin hâlleri. Bedeni zorlamak gereksiz. Yeterince derin bir yoğunlaşmaya ulaşırsan her şey çözülür."
Yanlarındaki üçüncü kişi ikisini de dinliyor ve bir hikâye hatırlıyor: bu iki yolun ikisini de denemiş, ikisinden de bir noktada vazgeçmiş birinin hikâyesi. O hikâye, iki arkadaşın tartıştığı iki ucu, bedeni zorlamayı ve derin hâlleri, aynı yaşamın iki durağı olarak anlatıyor.
Bu ders o hikâyeyi ve onun etrafındaki çevreyi, çileciliğin ve meditasyonun bu dönemde nasıl bir arada, nasıl gerilim içinde durduğunu inceliyor.
Bu derste ne olacak
Śramaṇa dersi bu çevreleri iki sıfatla bırakmıştı; bu ders o iki sıfatın, bedeni sınayan ile dikkati toplayan uygulamanın, birbirine nasıl bağlandığını soruyor. Önce bu dönemin metinlerinde çile ile meditasyonun nasıl yan yana durduğunu göreceğiz. Sonra Budist geleneğin kurucusunun yaşam anlatısında bu iki yolun nasıl sınandığını ve bırakıldığını izleyeceğiz. Ardından Jain geleneğinde çilenin başka bir amaçla nasıl konumlandığına kısaca bakacağız. Son olarak bu farkların bugünkü "daha çok zorlama, daha çok ilerleme" düşüncesine ne söylediğini konuşacağız. Bu derste IEP'nin Buddha ve Jain felsefesi maddeleri ilk kez kullanılıyor.
Sıfır noktası
Y4.08 tapas'ı ele almış ve onu ağrıyı görmezden gelme izni sayan zorlama okumasını adlandırmıştı. Aynı ders Upaniṣadlardan tapas'ı ve çileciliği anan pasajlar okumuştu.
Y3.66 ise pratiği olağanüstü bir deneyimi yakalamaya yönlendirmeye hâl avcılığı demişti. Y4.14 śramaṇa çevrelerini ve onlar arasındaki karşılıklı alışverişi tanıtmış, tek yönlü etki anlatılarına karşı uyarmıştı. Bu ders üç dersi birleştiriyor: çile, derin hâller ve bu çevreler.
Mekanizma
Aynı çevrede iki yol
Kaynak paketinin tarih haritasında bu çevreler için kullanılan iki sıfat, çile ile meditasyon, bir "ya da" ile bağlanıyor. Bu küçük bağlaç önemli: bazı çevreler bedeni zorlayan çile uygulamalarına, bazıları zihni odaklayan uygulamalara, pek çoğu da ikisine birden ağırlık veriyordu.
Y4.08'de gördüğümüz gibi, ansiklopedinin Upaniṣadlar maddesi de benliği bilmenin yolları arasında tapas'ı ve çileciliği sayıyordu. Aynı dönemde bu uygulamalar tek bir çevreye ait değil; farklı çevrelerde farklı biçimlerde yaşıyor.
Bu ders iki soruyu soruyor: bu iki yol birbirinin alternatifi miydi, yoksa tamamlayıcısı mı? Ve farklı gelenekler bu ilişkiye nasıl bakıyordu?
Bir yaşam anlatısında iki yol
IEP'nin Buddha maddesi, Budist geleneğin anlattığı bir yaşam öyküsünü aktarıyor. Maddeye göre Buddha altı yıl boyunca farklı ruhsal yollar denedi.
Önce iki öğretmenin, Ālāra Kālāma ve Uddaka Rāmaputta'nın, rehberliğinde yogik meditasyon çalıştı. Maddeye göre "hiçlik alanı" ve "ne algı ne algısızlık alanı" diye adlandırılan yoğunlaşma hâllerine ulaştıktan sonra, bu yüce hâllerin nirvāṇa'ya götürmediğini fark etti.
Ardından nefes çalışmaları ve oruçla uğraşmaya başladı. Maddeye göre sağlığının bozulması onu aşırı çileciliğin de nirvāṇa'ya ulaşmada aynı ölçüde etkisiz olduğu sonucuna götürdü.
Bunun üzerine daha ölçülü bir yol izlemeye başladı: duyusal düşkünlüğün ve kendine eziyetin iki ucundan da kaçınan orta yol. Madde, bunun hemen ardından bir bodhi ağacının altında uyanışın gerçekleştiğini anlatıyor.
Hâl ile hedef
Anlatının belki de en ilginç yanı ilk durak. Buddha'nın ulaştığı yoğunlaşma hâlleri, maddenin deyişiyle "yüce hâller". Anlatı onları küçümsemiyor; ama hedefin kendisi olmadıklarını söylüyor.
Bu ayrım, Y3.66'daki hâl avcılığına beklenmedik bir tarihsel derinlik veriyor. Bir yoğunlaşma hâlini yakalamak, onu tekrar üretmek ve onu pratiğin amacı saymak, bu anlatıda bir kurucunun bizzat sınayıp yetersiz bulduğu bir yol. Açılış sahnesindeki ikinci arkadaşın "yeterince derin bir yoğunlaşma her şeyi çözer" cümlesi, bu anlatıda bir durak olarak geçiliyor.
Ama burada dikkatli olmak gerekiyor. Bu, meditatif hâllerin değersiz olduğu anlamına gelmiyor; yalnızca bu anlatıda, bu geleneğin hedefine göre, tek başına yeterli sayılmadıklarını gösteriyor. Başka gelenekler aynı hâllere başka bir değer verebilir.
Yaygın yanlışBu dönemin bütün meditatif gelenekleri, derin yoğunlaşma hâllerine ulaşmayı nihai hedef sayıyordu.
IEP'nin Buddha maddesinin aktardığı anlatıda, bu hâller yüce olmalarına rağmen nirvāṇa'ya götürmedikleri için bırakılıyor; hâl ile hedef ayrı tutuluyor.
Jain geleneğinde çile ve karma
Jain geleneği bu tabloya farklı bir açıdan bakıyor. IEP'nin Jain felsefesi maddesi, Mahāvīra'yı milattan önce altıncı yüzyıldan bir öğretmen olarak anıyor ve bütün Jain ahlakının birikmiş karmayı arındırmayı ve yeni karma biriktirmemeyi amaçladığını söylüyor.
Madde bir ayrıntı daha veriyor: Jain düşüncesinde karma, ruhu bedene geri çeken maddi bir töz olarak düşünülüyor. Bu ayrıntı, Y4.12'de karma'nın Upaniṣadlarda bir eylem sözcüğü olarak doğup ahlaka doğru genişlediğini gördükten sonra dikkat çekiyor: aynı sözcük burada çok farklı bir kavrama, maddi bir töze dönüşüyor.
Bu durumda çilenin rolü de farklı bir ışık altında görünüyor: karma maddi bir şeyse, onu arındırmak için bir çaba gerekiyor. Jain geleneğinde çilenin yeri ve anlamı bu bölümün ilerleyen bir dersinde, Jain tapas ve özgürleşme dersinde ayrıca ele alınıyor.
Madde meditasyondan ise hiç söz etmiyor. Sessizlik dersindeki soru burada da sorulmalı: bir felsefe maddesinden meditasyonu anlatması beklenir miydi? Maddenin odağı ahlak ve metafizik; susması, Jain geleneğinde meditasyon olmadığını değil, yalnızca bu maddenin başka bir yere baktığını gösteriyor.
Tarihleri yan yana koymak
İki madde iki kurucu figür için farklı ifadeler kullanıyor. Buddha maddesi, bugünkü akademisyenlerin çoğunun Buddha'nın yaşamını yaklaşık milattan önce beşinci yüzyıla yerleştirdiğini söylüyor. Jain maddesi Mahāvīra'yı milattan önce altıncı yüzyıldan bir öğretmen olarak anıyor.
Tarih aralığı dersinin alışkanlığı burada da gerekli. İki madde iki farklı yazar tarafından, farklı ayrıntı düzeylerinde yazılmış; biri "akademisyenlerin çoğu" diyerek bir tartışmaya işaret ediyor, öteki kısa bir ifade kullanıyor. İki tarihi yan yana koyarken bu farkı akılda tutmak, iki figürü kesin bir sıraya dizmekten daha dürüst.
Bugüne ne söylüyor?
Açılış sahnesindeki ilk arkadaşın "daha çok zorlama, daha çok ilerleme" düşüncesi, bu dönemin metinlerinde tek bir cevapla karşılanmıyor.
Buddha anlatısında aşırı çile, sağlığı bozan ve hedefe götürmeyen bir yol olarak bırakılıyor. Jain geleneğinde çile, karma'nın maddi bir töz olarak düşünüldüğü bir çerçevede başka bir anlam taşıyor. Upaniṣadlarda tapas, benliği bilmenin yollarından biri olarak sayılıyor. Aynı dönemde, aynı "çile" sözcüğü, birbirinden farklı yerlere konuyor.
Yaygın yanlışEski ustalar bedeni sonuna kadar zorladığı için gerçek ilerleme ancak aşırı çileyle mümkündür.
Bu dönemin gelenekleri çileye farklı yerler veriyor; IEP'nin Buddha maddesinin aktardığı anlatıda aşırı çilecilik sağlığı bozan ve hedefe götürmeyen bir yol olarak bırakılıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, kaynak paketi bu çevreleri iki sıfatla, çile ve meditasyonla, niteliyor; iki yol aynı çevrede farklı ağırlıklarla yaşıyor.
İkincisi, IEP'nin Buddha maddesinin aktardığı anlatıda Buddha önce iki öğretmenle yoğunlaşma hâllerine ulaşıyor, sonra nefes çalışmaları ve oruçla aşırı çileciliği deniyor, sonunda ikisinden de kaçınan orta yolu benimsiyor.
Üçüncüsü, hâl ile hedef ayrımı: yüce yoğunlaşma hâlleri bu anlatıda değerli ama hedefe götürmedikleri için bırakılıyor.
Dördüncüsü, Jain felsefesi maddesine göre Jain ahlakı birikmiş karmayı arındırmayı amaçlıyor ve karma maddi bir töz olarak düşünülüyor.
Beşincisi, bir maddenin meditasyondan söz etmemesi, o gelenekte meditasyon olmadığını göstermiyor; beklenti testi burada da geçerli.
Altıncısı, tarihsel çile uygulamaları bugünkü pratik için reçete değil; bugünkü pratik kursun güvenlik ilkeleriyle değerlendiriliyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışGerçek ilerleme ancak aşırı çileyle mümkündür.
Buddha anlatısında aşırı çilecilik bırakılıyor.
Yaygın yanlışBu dönemin bütün meditatif gelenekleri derin yoğunlaşma hâllerini nihai hedef sayıyordu.
Buddha anlatısında hâl ile hedef ayrı tutuluyor.
Yaygın yanlışKarma bütün geleneklerde aynı anlama gelir.
Jain düşüncesinde karma maddi bir töz olarak düşünülüyor.
Yaygın yanlışBir maddenin meditasyondan söz etmemesi, o gelenekte meditasyon olmadığını gösterir.
Bir kaynağın susması, onun konusu dışındaki şeylerin yokluğuna kanıt olmuyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Orta yol, IEP'nin Buddha maddesine göre duyusal düşkünlüğün ve kendine eziyetin iki ucundan kaçınan yol.
Hâl ile hedef ayrımı, derin bir hâle ulaşmak ile bir geleneğin hedefine ulaşmak arasındaki fark.
Jain felsefesi maddesine göre Jain ahlakı karmayı arındırmayı amaçlıyor; karma maddi bir töz olarak düşünülüyor.
Aynı dönemde "çile" farklı geleneklerde farklı yerlere konuyor.
Tarihsel bir çile uygulaması bugünkü bir pratik için reçete değil.
Sonraki derse köprü
Bu derste karma sözcüğünün Jain düşüncesinde maddi bir töz olarak düşünüldüğünü gördük; Y4.12'de ise aynı sözcüğün Upaniṣadlarda bir eylem sözcüğü olarak doğup ahlaka doğru genişlediğini izlemiştik.
Sıradaki ders karma ve yeniden doğuş tartışmalarını ele alıyor.
Soru şu: bu dönemin farklı çevreleri karma'yı ve yeniden doğuşu nasıl farklı biçimlerde düşündü ve bu farklar birbirleriyle nasıl bir tartışma içinde duruyordu?