M02-D08
Boşluk ve yoğunluk
Bir mekânı boşaltmanın ve doldurmanın karakter hakkında ne söylediğini iki versiyonla karşılaştırır.
Yapım Tasarımı Akademisi — M02, Görsel dilin temelleri · 2.134 kelime · 8 tasarım durumu · 2 film örneği · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Her mekânın bir doluluk derecesi vardır ve bu derece, mekânın sahibi ve hikâyenin o anı hakkında bir şey söyler. Boşluk bir kaybı, bir yalnızlığı, ama bir düzeni ya da bir zenginliği de anlatabilir. Yoğunluk bir birikimi, bir sıcaklığı, ama bir takıntıyı ya da bir yoksulluğu da anlatabilir. Anlamı hikâye ve karakter belirler.
Bir kadrajda bir figürün çevresindeki negatif alan, onun yalnızlığını, küçüklüğünü ya da sıkışmışlığını taşır. Yoğunluk film boyunca değiştirilebilir: tasarımcı her mekân için bir yoğunluk eğrisi çizer ve bir evin boşalmasını, bir odanın dolmasını sahne sahne planlar. Yoğun setler pahalıdır ve bir süreklilik yükü taşır; boşluk da, eşyaların izleriyle ve seçilmiş nesnelerle inandırıcı biçimde kurulmalıdır.
Yoğun bir arka planın küçük koyu nesneleri, koyu saçlı ve koyu tenli bir başın çevresine yapışarak onun hattını dağıtabilir; açık saçlı ve açık tenli bir baş aynı nesnelerden kendiliğinden ayrılır. Bir yakın planda başın çevresinde, kadrajın içinde, küçük koyu nesnelerden temizlenmiş bir alan bırakmak, yoğunluğu korurken yüzün biçimini de korur.
Açılış sahnesi
Atölyenin duvarına iki büyük fotoğraf asılmış. İkisi de aynı arka duvarı gösteriyor: Elif'in yakın planında başının arkasında görünecek, önceki derste ölçülen bölümü. Birincisinde bölüm tıka basa dolu: üç kat raf, tamir bekleyen on bir saat, bir kutu yay, bir kavanoz dişli, sararmış bir takvim, bir fotoğraf, kırık bir kadran. İkincisinde aynı bölüm neredeyse boş: tek bir raf, üzerinde tek bir saat, gerisi duvar kâğıdı ve kâğıdın üzerinde, eskiden asılı duran şeylerin bıraktığı açık renkli izler.
Kemal iki fotoğrafın önünde uzun süre duruyor. Birincisi, Rıza'nın kırk yıldır biriktirdiği bir hayat. İkincisi, o hayatın birer birer satılıp dağıtıldığı bir dükkân. İkisi de doğru; ama ikisi aynı anda doğru olamaz.
"İkisini de istiyorum," diyor sonunda. "Ama farklı zamanlarda." Bu derste bir mekânın ne kadar dolu ya da ne kadar boş olacağının bir karakter hakkında ne anlattığını, ve bu doluluğun film boyunca nasıl değişebileceğini ele alıyoruz.
Bu derste ne olacak
İkinci modülün son dersine geldik. Bu modülde ölçek, çizgi, renk, doku, ışık, derinlik ve kadrajın sınırlarını gördük. Son öğe, bunların hepsinin içinde yaşadığı şey: bir mekânın ne kadar doldurulduğu ve ne kadar boş bırakıldığı.
Önce boşluğun anlattıklarına, yasa, yalnızlığa, zenginliğe ya da düzene bakacağız. Ardından yoğunluğun anlattıklarına, bir hayatın birikimine, bir takıntıya, bir yoksulluğa ya da bir sıcaklığa geçeceğiz. Sonra bir kadrajda bir figürün çevresindeki boş alanın nasıl bir anlam taşıdığını ele alacağız. Son olarak doluluğun bir film boyunca bir eğri gibi nasıl değiştirilebileceğini göreceğiz.
Suna'nın dükkânının film boyunca nasıl boşaldığını, sahne sahne saat sayılarıyla izleyeceğiz. Bir kadının gündelik işlerini bomboş ve düzenli bir dairede tekrarladığı bir filme ve bir katilin evinin raflar dolusu defterle tıka basa dolu olduğu bir filme bakacağız. Yoğun bir arka planın küçük koyu nesnelerinin, koyu saçlı ve koyu tenli bir başın çevresini nasıl silebileceğini ve bir yüzün çevresinde neden temiz bir alan bırakılması gerektiğini de göreceğiz.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Her mekânın bir doluluk derecesi vardır. Bir oda bomboş olabilir, yalnızca gerekli birkaç eşyayla döşenmiş olabilir, yaşanmış bir evin olağan kalabalığını taşıyabilir ya da her yüzeyi eşyayla kaplanmış olabilir. Bu derece, odanın sahibi hakkında, o anki durumu hakkında ve hikâyenin ne aşamasında olduğu hakkında bir şey söyler.
Tasarımcı doluluğu iki yerde ayarlar. Birincisi mekânın genelidir: odada kaç eşya var, yüzeyler ne kadar kaplı, duvarlar ne kadar dolu. İkincisi kadrajdır: belirli bir planda, bir karakterin çevresinde ne kadar boş alan kalıyor.
Mekanizma
Boşluğun anlattıkları
Boş bir mekân çoğu zaman bir eksikliği anlatır: giden birini, kaybedilen bir şeyi, henüz başlamamış bir hayatı. Ama boşluk tek bir anlam taşımaz. Bazı karakterler için boşluk bir seçimdir: düzen, kontrol, hatta zenginlik. Pahalı bir evin geniş, boş yüzeyleri, sahibinin bir şey biriktirmeye ihtiyacı olmadığını anlatabilir.
Yoğunluğun anlattıkları
Yoğun bir mekân bir birikimi anlatır: yılları, insanları, alışkanlıkları. Bir büyükannenin evi, yetmiş yılın eşyalarıyla dolu olabilir; bir öğrencinin odası, birkaç ayın dağınıklığıyla. Yoğunluk bir sıcaklık olabileceği gibi bir boğuculuk, bir takıntı ya da bir yoksulluk da olabilir; çok kişinin dar bir yerde yaşaması, eşyaların sığmaması.
Negatif alan ve kompozisyon
Bir kadrajda bir figürün çevresinde ne kadar boş alan bırakıldığı, o figürün o andaki durumunu anlatır. Geniş bir boşluğun içinde küçük bir figür yalnızlığı, kaybolmuşluğu ya da özgürlüğü; çevresi eşyalarla sıkışmış bir figür ise baskıyı ya da aidiyeti anlatabilir. Tasarımcı bu boşluğu, kameranın göreceği duvarları ve yüzeyleri boş ya da dolu bırakarak kurar.
Tasarım masasında
Kemal'in "ikisini de, farklı zamanlarda" kararı, Suna'nın masasında bir yoğunluk eğrisine dönüşüyor. Dükkân film boyunca boşalacak ve bu boşalma, Rıza'nın hikâyesinin bir göstergesi olacak.
Suna, senaryonun dükkânda geçen sahnelerini sırayla yazıyor ve her birine duvardaki saat sayısını veriyor. Filmin başında, dördüncü sahnede, kırk iki saat; sol duvarın bir buçuk metrelik saat şeridinin yaklaşık altı metrekaresi dolu. On dokuzuncu sahnede, Rıza ilk saatlerini sattıktan sonra, otuz saat. Otuz üçüncü sahnede, dükkânın kapanacağı kesinleştiğinde, on iki saat. Son sahnede yalnızca tezgâhın üstündeki çalışan saat kalıyor ve Rıza onu da durduruyor.
Saatler kalkarken arkalarında iz kalıyor. Suna, duvar kâğıdının saatlerin arkasında kalan bölümlerini, güneşte solmuş çevresinden daha koyu ve daha doygun bıraktırıyor; her saat kalktığında, yerinde onun biçiminde koyu bir daire ya da dikdörtgen ve ortasında bir çivi kalıyor. On ikinci sahnenin duvarında, otuz bir saatin bıraktığı otuz bir iz var. Seyirci saatleri saymıyor; ama dolu duvarın izlerle dolu bir duvara dönüştüğünü görüyor.
Aynı eğri, Elif'in arkasındaki arka duvar bölümünde de işliyor ve burada bir yüz için bir karar gerekiyor. Filmin başında o bölüm yoğun: raflarda saatler, yaylar, dişliler. Aslı'nın yakın plan testinde, Elif'in koyu saçlarının ve koyu tenli yüzünün kenarında, raftaki küçük koyu metal parçalar, değerleri ikiyle üç arasındaki dişliler ve saat kasaları, başının çevresine yapışıyor; başın biçimi yer yer bu koyu noktalarla birleşiyor ve yüzün dış hattı dağılıyor. Rıza'nın beyaz saçları aynı rafın önünde böyle bir sorun yaşamıyor; açık saç, koyu noktalardan kendiliğinden ayrılıyor.
Suna yoğunluğu azaltmıyor, dağılımını değiştiriyor. Yakın planda Elif'in başının duracağı yerin çevresinde, kadrajın içinde başın her yanında yaklaşık on beş ile yirmi santimetrelik bir alanı, koyu küçük nesnelerden temizliyor. Bu alanda raf yalnızca açık renkli şeyler taşıyor: krem kadranlı iki saat ve sararmış bir takvim. Koyu dişliler ve yaylar rafın uçlarına, başın hattından uzağa taşınıyor. Raf hâlâ dolu ve yaşanmış görünüyor; ama Elif'in başının çevresinde, onun biçimini çizen açık bir hale var. Filmin sonunda o bölüm boşaldığında, hale de boşlukla birlikte genişliyor.
Usta katmanı
Deneyimli tasarımcılar yoğunluğu bir karar olarak sürdürmenin pahalı olduğunu bilir. Yoğun bir set, daha çok eşya kiralamak, satın almak ve taşımak demektir; daha uzun bir döşeme süresi demektir. Ayrıca her eşya bir süreklilik yüküdür: çekimin ilk gününde yerinde olan yüzlerce küçük nesnenin, üçüncü gününde de aynı yerde olması gerekir.
İkinci incelik, boşluğun da bir tasarım işi olmasıdır. Boş bir oda, gerçekten boş bırakılmış bir oda gibi görünmeyebilir; bir dekor gibi, henüz döşenmemiş bir set gibi görünebilir. İnandırıcı bir boşluk, eşyaların bıraktığı izlerle, birkaç seçilmiş nesneyle ve yüzeylerin yaşanmışlığıyla kurulur.
Yaygın yanlış"Dolu bir set zengin, boş bir set fakir bir prodüksiyon gibi görünür."
Yoğunluğun anlamı hikâyeden gelir, bütçeden değil. Pahalı bir film bilerek boş, ucuz bir film bilerek dolu mekânlar kurabilir. Boş bir mekân bir kaybı, bir düzeni ya da bir zenginliği anlatabilir; dolu bir mekân bir sıcaklığı, bir takıntıyı ya da bir yoksulluğu. Tasarımcı doluluğu, karakterin o andaki durumuna göre seçer.
Yaygın yanlış"Yoğunluk bir kez belirlenir ve film boyunca aynı kalır."
Bir mekânın doluluğu, hikâye ilerledikçe değişebilir ve bu değişim güçlü bir anlatım aracıdır. Bir evin yavaş yavaş boşalması bir ayrılığı, bir odanın dolması bir yerleşmeyi, dağınıklığın toparlanması bir iyileşmeyi anlatır. Tasarımcı her mekân için bir yoğunluk eğrisi çizerek, bu değişimi sahne sahne planlar.
Kendin dene
Aklında kalsın
Her mekânın bir doluluk derecesi vardır ve bu derece, mekânın sahibi ve hikâyenin o anı hakkında bir şey söyler. Boşluk bir kaybı, bir yalnızlığı, ama bir düzeni ya da bir zenginliği de anlatabilir. Yoğunluk bir birikimi, bir sıcaklığı, ama bir takıntıyı ya da bir yoksulluğu da anlatabilir. Anlamı hikâye ve karakter belirler.
Bir kadrajda bir figürün çevresindeki negatif alan, onun yalnızlığını, küçüklüğünü ya da sıkışmışlığını taşır. Yoğunluk film boyunca değiştirilebilir: tasarımcı her mekân için bir yoğunluk eğrisi çizer ve bir evin boşalmasını, bir odanın dolmasını sahne sahne planlar. Yoğun setler pahalıdır ve bir süreklilik yükü taşır; boşluk da, eşyaların izleriyle ve seçilmiş nesnelerle inandırıcı biçimde kurulmalıdır.
Yoğun bir arka planın küçük koyu nesneleri, koyu saçlı ve koyu tenli bir başın çevresine yapışarak onun hattını dağıtabilir; açık saçlı ve açık tenli bir baş aynı nesnelerden kendiliğinden ayrılır. Bir yakın planda başın çevresinde, kadrajın içinde, küçük koyu nesnelerden temizlenmiş bir alan bırakmak, yoğunluğu korurken yüzün biçimini de korur.
Sonraki derse köprü
İkinci modül burada bitiyor: tasarımcının görsel dilinin öğelerini, ölçekten boşluğa kadar tek tek gördük. Suna'nın kırk iki saatten bire inen yoğunluk eğrisi ise bir kalemle ya da bir paletle değil, senaryonun kendisinden çıktı: hangi sahnede ne olduğunu, Rıza'nın ne zaman satmaya başladığını, dükkânın ne zaman kapandığını okuyarak. Üçüncü modül bu okumayla başlıyor. Bir senaryoyu birinci okumada duygu için, ikinci okumada gereksinim için okuyup iki ayrı not çıkarmak, M03-D01 "Senaryoyu tasarımcı gözüyle okumak" dersinin konusu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.