İçeriğe geç

S0-M0-D3

Karakterlerle ve Mavi Fincan'la tanışın

Tüketici Psikolojisi Akademisi — M0, Bir Satın Almanın Röntgeni · 1.515 kelime · 1 kanıt kartı · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Kanca

Bir cumartesi günü Mavi Fincan'ın muhasebe sistemine dört fiş düşüyor.

Birincisi sabah dokuzda İstanbul'dan, uygulama üzerinden: orta boy yulaf sütlü latte, puan kartına bir damga. İkincisi öğleye doğru Bursa'daki şubeden, nakit: yarım kilo çekirdek kahve, öğütülmüş, Türk kahvesi kıvamında. Üçüncüsü öğleden sonra bir kampüs şubesinden: küçük filtre kahve, öğrenci indirimi, kendi termosuyla gelene beş lira daha az. Dördüncüsü akşamüstü bir zincir marketin kasasından: kırk sekizli kapsül kahve kutusu, "ikinciye yüzde elli" kampanyasıyla iki kutu.

Muhasebe için bunlar dört satır. Bizim için dört ayrı hayat. Aynı markaya, aynı gün, dört farklı kapıdan, dört farklı sebeple girilmiş. Bu derste o dört kişiyi tanıyacağız. Akademinin sonuna kadar yanımızda olacaklar.

Vaka

Aynı ürüne harcanan aynı para, herkeste aynı duyguyu uyandırır mı? 2000'lerin ikinci yarısında davranışsal karar araştırmacıları Scott Rick, Cynthia Cryder ve George Loewenstein bu soruyu ciddiye aldı. Binlerce katılımcıya, para harcarken ne hissettiklerini ve harcamayı ne kadar zor bulduklarını soran kısa bir ölçek geliştirdiler.

Sonuçlar insanların bu konuda belirgin biçimde ayrıştığını gösterdi. Bir uçta harcamanın gerçek bir sıkıntı verdiği, istedikleri hâlde harcamaktan kaçınan insanlar duruyordu; araştırmacılar onlara tutumlu (tightwad) dedi. Öteki uçta harcarken neredeyse hiçbir şey hissetmeyen, sonradan keşke daha az harcasaydım diyen insanlar vardı: savurganlar (spendthrift). Çoğu insan ikisinin arasında bir yerdeydi. Araştırmacılar bu farkın yalnızca gelir farkı olmadığını da gösterdi; benzer gelirdeki iki insan bu ölçekte birbirinden çok uzak durabiliyordu. Bir ayrıntı daha dikkat çekiciydi: örneklemde tutumlular savurganlardan daha yaygın çıktı. Yani popüler kültürün sevdiği "harcamaya doyamayan tüketici" imgesi, en azından bu katılımcılar arasında, kuraldan çok istisnaydı.

Bu bulgunun bizim için önemli bir sonucu var. Bir indirim, bir taksit ya da bir "bedava kargo" teklifi herkesin üzerinde aynı biçimde çalışmaz. Harcamaktan zaten acı duyan biriyle hiç duymayan biri aynı teklifi bambaşka okur. Tüketici psikolojisinin genel kuralları vardır, ama o kurallar her zaman belirli insanların içinden geçerek işler. Bu yüzden bu akademide kavramları soyut bir "tüketici" üzerinden değil, dört somut insan üzerinden izleyeceğiz.

Mekanizma

Dört karakterimiz rastgele seçilmedi. Her biri tüketiciyi farklı bir yönden aydınlatan bir mercek gibi tasarlandı: yaş, şehir, gelir, aile, değerler ve alışveriş üslubu bakımından birbirlerinden ayrılıyorlar.

Elif: hız ve ekran

Elif yirmi dokuz yaşında, İstanbul'da bir şirkette çalışıyor. Alışverişinin çoğunu telefonundan yapıyor, sosyal medyada aktif, bir gönderide gördüğü ürünü birkaç dakika içinde sepetine atabiliyor. S0-M0-D1'de onun kırk saniyelik kahve siparişini yedi katmana ayırmıştık. Elif, akademi boyunca hızlı ve otomatik kararların, dijital tasarımın ve dürtüsel satın almanın merceği olacak. Ama dürtüsel olmak onu kolay kandırılan biri yapmıyor; birçok derste neyin onu durdurduğunu da göreceğiz.

Mehmet Bey: güven ve süreklilik

Mehmet Bey elli sekiz yaşında, Bursa'da kendi dükkânını işleten bir esnaf. Aynı kasaptan, aynı manavdan, otuz yıldır aynı çay ocağından alışveriş ediyor. Yeni bir markaya kolay geçmez; geçtiğinde de genellikle birinin yüzüne bakıp ona güvendiği için geçer. Pazarlık etmeyi bir ayıp değil, ilişkinin parçası sayar. Dindar biri, ve bu onun harcama kararlarında israf, bereket ve hayır gibi kavramlarla görünür oluyor. Mehmet Bey sadakatin, güvenin, yüz yüze ilişkinin ve değerlerin merceği olacak.

Deniz: kısıt ve değer

Deniz yirmi iki yaşında bir üniversite öğrencisi. Bütçesi dar, her harcamayı ayın sonuna kalan parayla tartıyor. Trendleri yakından izliyor ama trendin peşinden koşmanın bir bedeli olduğunu da biliyor. S0-M0-D2'de onun ikinci el kot ceketi almasını izlemiştik. Sürdürülebilirlik onun için bir slogan değil, bir seçim ölçütü. Deniz kısıtlı bütçenin, sosyal etkinin, kimlik inşasının ve değerlerle davranış arasındaki boşluğun merceği olacak.

Ayşe Hanım: hane ve plan

Ayşe Hanım kırk bir yaşında, iki çocuk annesi. Evin alışverişini o yönetiyor: liste yapıyor, broşürleri karşılaştırıyor, hangi markette neyin indirimde olduğunu biliyor. Son yıllarda enflasyon onun en büyük gündemi oldu; fiyat hafızası güçlü, hangi ürünün paketinin küçüldüğünü fark eden ilk kişi o. Ayşe Hanım planlı alışverişin, aile içi karar vermenin, fiyat algısının ve belirsizlik altında tüketimin merceği olacak.

Dördü neden birlikte?

Tek bir karakterle çalışmak kolay olurdu, ama yanıltıcı olurdu. Aynı kavram dört kişide dört farklı biçimde görünür. Bir kıtlık mesajı Elif'i hızlandırabilir, Mehmet Bey'i kuşkulandırabilir, Deniz'i geri çekebilir, Ayşe Hanım'ı stok yapmaya itebilir. Bir kavramı gerçekten anladığınızı, onun farklı insanlarda nasıl değiştiğini açıklayabildiğinizde bilirsiniz.

Kurgunun kuralları

Dört karakter de kurgusal, ama kurgu keyfî değil. Üç kuralı var. Birincisi tutarlılık: bir derste öğrendiğimiz özellik sonraki derste unutulmaz; Elif'in puan kartı ya da Ayşe Hanım'ın alışveriş listesi zaman zaman geri döner. İkincisi dürüstlük: karakterlere uydurulmuş istatistikler ya da gerçek kişilere ait sözler yüklenmez; bir araştırma bulgusu anlatılırken o bulgu araştırmanın kendi katılımcılarına aittir, karakter yalnızca onu somutlaştırır. Üçüncüsü açıklık: karakterler bazen yanılır, bazen fikir değiştirir ve bazen beklenmedik bir şey yapar.

Bilimsel dayanak

Vakada andığımız çalışma 2008'de Journal of Consumer Research dergisinde yayımlandı. Ölçek basitti: insanlara harcama yaparken genellikle zorlanıp zorlanmadıklarını, kendilerini nasıl tanımladıklarını ve harcama alışkanlıklarını soruyordu. Değeri, bu basit ölçekteki farkların gerçek harcama davranışıyla ilişkili çıkmasından geliyordu.

Etiketin "Orta" olmasının sebebi şu: insanların harcama duygularında farklılaştığı fikri pek çok başka çalışmayla uyumlu, ama bu ölçeğin farklı ülkelerde ve farklı ekonomik koşullarda nasıl davrandığı daha az bilinen bir konu. Türkiye gibi yüksek enflasyon yaşamış bir ülkede "harcamanın acısı" başka bir şekle bürünebilir.

Hayatınızda

Dört karakteri okurken muhtemelen birine kendinizi daha yakın hissettiniz. Bu doğal, ama bir adım daha atmaya değer.

Çoğumuz tek bir karakter değiliz. Market alışverişinde Ayşe Hanım gibi liste yapan biri, gece yarısı telefonda Elif gibi dürtüsel olabilir. Her ay aynı berberine giden ve oradan vazgeçmeyi düşünmeyen biri, kıyafette Deniz gibi ikinci eli tercih edebilir. Hangi kategoride hangi karaktere benzediğinizi fark etmek, kendi harcama davranışınızın haritasını çıkarmanın ilk adımıdır.

Vakadaki ölçeği kendinize de uygulayabilirsiniz. Son büyük harcamanızdan hemen sonra ne hissettiğinizi hatırlayın: bir rahatlama mı, hafif bir sıkıntı mı, yoksa hiçbir şey mi? İstediğiniz hâlde almaktan vazgeçtiğiniz bir şey oldu mu, yoksa sonradan pişman olduğunuz bir alışveriş mi daha kolay aklınıza geliyor? Bu sorulara verdiğiniz cevap, ölçeğin hangi ucuna daha yakın durduğunuz hakkında kaba ama yararlı bir ipucu verir.

Bir de çevrenize bakın. Ailenizde Mehmet Bey gibi "ben oradan alırım, onu tanırım" diyen biri var mı? Arkadaşlarınız arasında her yeni ürünü ilk deneyen, sonra herkese anlatan biri? Bu farkları gözlemlemek, ileride sosyal etkiyi ve sadakati anlatan derslerde size somut bir zemin verecek.

Mavi Fincan'da

Şimdi markamızı tanıyalım. Mavi Fincan, büyümeye çalışan kurgusal bir kahve markası. Dört ayrı kapısı var: kafeleri, internet sitesindeki satışlar, marketlerde satılan kapsül kahveleri ve puan biriktirip sipariş verilebilen bir sadakat uygulaması.

Kancadaki dört fiş, bu dört kapının dört müşteriyle nasıl buluştuğunu gösteriyor. Elif'in markayla ilişkisi neredeyse tamamen uygulama üzerinden. Mehmet Bey'in ilişkisi Bursa şubesindeki baristayla. Deniz'inki kampüs şubesindeki öğrenci indirimiyle ve kendi termosuyla. Ayşe Hanım ise Mavi Fincan'ın bir kafesine belki hiç girmedi; onun için marka, market rafında kampanyalı bir kapsül kutusu.

Bu durum markanın ilk büyük zorluğunu da gösteriyor: Mavi Fincan aslında tek bir marka olarak değil, dört farklı deneyim olarak yaşanıyor. Uygulamadaki bir değişiklik Elif'i etkiler ama Mehmet Bey'in haberi bile olmaz. Kapsül fiyatındaki bir zam Ayşe Hanım'ın gözünden kaçmaz, ama Elif fark etmeyebilir. Her karakter markaya kendi sorusunu sorar. Elif'in sorusu "bu kolay mı?", Mehmet Bey'inki "bu insanlara güvenebilir miyim?", Deniz'inki "bu bana ve değerlerime uygun mu?", Ayşe Hanım'ınki ise "bu parasına değer mi?" Markanın dört kapısı bu dört soruya ayrı ayrı cevap vermek zorunda.

Akademi boyunca her modülde Mavi Fincan bir sorunla karşımıza gelecek: menü tahtası, sadakat kartı, kapsül lansmanı, fiyat listesi, kriz anı. Her seferinde soruyu dört karaktere sorarak düşüneceğiz. Bitirme projesinde ise bütün bu parçaları birleştirip markanın tüketici içgörüsüne dayalı stratejisini kuracaksınız. Mavi Fincan'a ait bütün sayılar kurgusaldır; onları bir gerçek şirketin verisi gibi değil, bir alıştırmanın malzemesi gibi okuyun.

Dikkat

Karakterlerle çalışmanın gücü, aynı zamanda en büyük riskidir.

Yaygın yanlış"Bu dört karakter dört tüketici tipidir; herkes bunlardan birine benzer."
Doğrusu

Hayır. Elif, Mehmet Bey, Deniz ve Ayşe Hanım birer segment ya da tip değil, ders boyunca kavramları somutlaştırmak için kurulmuş dört insandır. Elli sekiz yaşındaki herkes Mehmet Bey gibi temkinli, yirmi dokuz yaşındaki herkes Elif gibi dürtüsel değildir. Bir yaş grubunu, bir şehri ya da bir inancı tek bir karakterle özdeşleştirmek, tam da bu akademinin düzeltmeye çalıştığı kalıp yargıyı üretir.

Aynı özen değerler için de geçerli. Mehmet Bey'in inancı onun kararlarında bir etken olarak görünecek, ama bir alay konusu, bir eksiklik ya da bir pazarlama fırsatı olarak değil. Dindar tüketicilerin kendi aralarında da en az diğer gruplar kadar farklı olduğunu unutmamak gerekir.

Karakterlerin özellikleri derslerde birikecek ama donmayacak; zaman zaman beklenmedik bir seçim yaptıklarını göreceksiniz. İnsanlar da böyledir.

Akılda kalanlar

Aynı markaya aynı gün dört farklı kapıdan girilebilir. Elif uygulamadan, Mehmet Bey baristadan, Deniz öğrenci indiriminden, Ayşe Hanım market rafından bağlanıyor.

İnsanlar harcamanın verdiği duyguda bile sistematik biçimde ayrışır; genel kurallar her zaman belirli insanların içinden geçerek çalışır.

Karakterler kavramı somutlaştırmak için var, tüketicileri tiplere ayırmak için değil.

Sonraki derse köprü

Artık dünyamızı ve içindeki insanları tanıyorsunuz. Geriye bu dünyada nasıl dolaşacağınız kalıyor. Bir sonraki derste, Nasıl öğreneceğiz? sorusuna cevap vereceğiz: hedefinize uyan öğrenme yolunu nasıl seçeceğinizi, tüketici günlüğünüzü nasıl tutacağınızı ve her derste karşınıza çıkacak kanıt gücü etiketlerinin ne anlama geldiğini göreceksiniz.

Mini quiz

Soru 1 · Kavram

Rick, Cryder ve Loewenstein'ın çalışmasındaki "tutumlu" kişiyi en iyi hangisi tanımlar?

  • A) Geliri düşük olduğu için az harcayan kişi
  • B) Harcamaktan belirgin bir sıkıntı duyan ve istediği hâlde harcamaktan kaçınan kişi
  • C) Yalnızca indirimli ürün alan kişi
  • D) Hiç kredi kartı kullanmayan kişi

Cevap: B. Çalışmanın önemli bulgularından biri bu farkın yalnızca gelirle açıklanamamasıydı; benzer gelirdeki iki kişi ölçeğin farklı uçlarında durabiliyordu. C ve D tutumluluğun olası davranışları olabilir ama tanımı değildir.

Soru 2 · Kavram

"Bireysel farklılıklar" kavramı tüketici psikolojisinde neden önemlidir?

  • A) Genel kuralların hiçbir işe yaramadığını gösterdiği için
  • B) Genel bir etkinin kimde güçlü, kimde zayıf çalıştığını anlamayı sağladığı için
  • C) Her tüketiciye ayrı bir ürün tasarlanması gerektiğini kanıtladığı için
  • D) Kişiliğin satın almayı tek başına belirlediğini gösterdiği için

Cevap: B. Bireysel farklılıklar genel kuralları ortadan kaldırmaz, onların kimde nasıl çalıştığını açıklar. D şıkkı aşırı bir hükümdür; kişiliğin satın almayı ne ölçüde belirlediği Seviye 2'de tartışılacak.

Soru 3 · Uygulama

Mavi Fincan kapsül fiyatlarına zam yapmayı düşünüyor. Dört karakterden hangisinin bunu en erken fark etmesi beklenir?

  • A) Elif
  • B) Mehmet Bey
  • C) Deniz
  • D) Ayşe Hanım

Cevap: D. Ayşe Hanım markayla market rafındaki kapsüller üzerinden bağlı ve fiyat hafızası güçlü bir planlı alışverişçi. Elif uygulamadan latte alıyor, Mehmet Bey çekirdek kahve, Deniz kampüste filtre kahve içiyor; kapsül zammı onların gündelik temasına doğrudan dokunmuyor.

Soru 4 · Tuzak

Bir pazarlamacı, "Mehmet Bey 58 yaşında ve temkinli; demek ki 55 yaş üstüne dijital kampanya yapmanın anlamı yok" diyor. En doğru değerlendirme hangisi?

  • A) Doğru, karakter bu yaş grubunu temsil ediyor
  • B) Yanlış, karakter bir yaş grubunun temsili değil; yaş grubu hakkında karar gerçek veriyle verilmeli
  • C) Doğru, çünkü yaşlı tüketiciler dijitali hiç kullanmaz
  • D) Yanlış, çünkü Mehmet Bey aslında çok dürtüsel biridir

Cevap: B. Dersin Dikkat bölümündeki yanlış tam olarak budur: bir karakter bir tipi ya da segmenti temsil etmez. C bir kalıp yargıdır. D ise karakterin derste tanımlanan özellikleriyle çelişir.

Görev

Tüketici günlüğünüze kendi "karakter kartınızı" yazın. Yaşınızı, alışveriş yaptığınız başlıca yerleri, en çok hangi kanaldan alışveriş ettiğinizi, harcarken genellikle ne hissettiğinizi ve dört karakterden hangi kategoride hangisine benzediğinizi not edin. Kartı akademi boyunca güncelleyeceksiniz; bugünkü hâlini tarihiyle saklayın.

Tekrar kartları

  • Bireysel farklılıklar: Aynı durum karşısında insanların düşünce, duygu ve davranışta sistematik olarak ayrışması; genel etkilerin kimde nasıl çalıştığını açıklar.
  • Tutumlu ve savurgan: Harcamaktan belirgin sıkıntı duyan ve az harcayanlar ile harcarken neredeyse hiç sıkıntı duymayanlar; fark yalnızca gelirle açıklanmaz.
  • Dört kapı: Mavi Fincan'ın kafeleri, internet satışı, market kapsülleri ve sadakat uygulaması; her karakter markaya farklı bir kapıdan bağlanır.

Kaynakça

  • Rick, S. I., Cryder, C. E. ve Loewenstein, G. (2008). Tightwads and spendthrifts. Journal of Consumer Research, 34(6), 767–782.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.