İçeriğe geç

M01-D03

«İyi stres» anlatısının sınırı

Eustress kavramını ve Yerkes-Dodson eğrisinin popüler okunuşunu açıklar; «biraz stres performansı artırır» cümlesinin hangi koşulda doğru olduğunu ayırır.

Stres Yönetimi Akademisi — M01, Stres kelimesinin üç anlamı · 3.321 kelime · 15 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 22 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

«İyi stres» kavramı Selye'nin bir çerçevesidir. İyi ve kötü stresi çoğu zaman bedensel yanıt değil, olayın türü, süresi ve kişinin ona verdiği anlam ayırır.

Ters U eğrisi 1908'de farelerle yapılmış bir öğrenme deneyine dayanır. Deney stresi değil şok şiddetini, iş verimini değil öğrenme hızını ölçtü ve en uygun şiddetin görevin zorluğuna göre değiştiğini buldu. Eğriye yüklenen «insan performansı yasası» anlamı sonradan geldi.

Performans ile sağlık ayrı sorulardır. Meydan okuyan yükler performansı artırabilir ama zorlanmayı da artırır; engelleyen yükler hem performansı hem motivasyonu düşürür.

«Biraz stres»in işe yaraması kontrol, süre ve anlama bağlıdır ve bu koşullar yükün kendisinde değil kişinin durumundadır. Bir yöneticinin ya da bir öğretmenin «biraz stres iyidir» demesi, bu koşulları da vermesi anlamına gelmez.

Denizli'deki eğitim salonunda Gökhan'ın elinde bir eğri, bir bölge birinciliği ve iki istifa vardı; eğri yalnız birinciliği açıklıyordu.

Açılış sahnesi

Kahramanmaraş'ta bir hazır giyim atölyesinin yeni üretim müdürü, İstanbul'da katıldığı bir yönetim seminerinden döndüğü hafta duvara bir eğri astırıyor. Yatay eksende «baskı», dikey eksende «verim» yazıyor; eğri önce yükseliyor, tepede duruyor, sonra iniyor. Altına da kalın harflerle bir cümle: «Biraz stres insanı ileri taşır.» Ertesi gün bant hedeflerini yüzde on beş artırıyor.

Üç hafta sonra iki çalışanın durumu birbirinden çok farklı. Kesimhanede yirmi yedi yaşındaki bir usta, yeni bir kalıp sisteminin sorumluluğunu almış; hedef onu kamçılamış, akşamları kalıpları evde çiziyor ve hiç bu kadar iyi çalışmadığını söylüyor. Dikim bandındaki otuz dokuz yaşındaki bir kadın ise aynı hedefi, iki ayrı şefin birbirine zıt talimatları ve sık sık bozulan bir makineyle karşılıyor. Üçüncü haftanın sonunda revirde tansiyonu ölçülüyor. Duvardaki eğri ikisi için de aynı şeyi söylüyordu. Çalışanlardan yalnız biri onu doğrulamıştı.

Bu derste ne olacak

M01-D02 Selye'nin stresi bir zarar yanıtı olarak gördüğünü anlattı. Selye'nin geç dönem kitapları ise stresin bir de olumlu yüzünü öne çıkardı ve bu yüz bugün iş yerlerindeki stres konuşmalarında sık anılıyor. Bu ders gündelik dilde dolaşan «iyi stres» fikrini ve onun en bilinen görseli olan ters U eğrisini sınıyor. Önce eğrinin nereden geldiğine bakacağız: 1908'de farelerle yapılmış bir öğrenme deneyine. Sonra bu deneyin nasıl yüz yıl içinde insan performansı için bir «yasa»ya dönüştüğünü göreceğiz. Ardından «biraz stres performansı artırır» cümlesinin hangi koşulda doğruya yaklaştığını iş stresi araştırmasından okuyacağız. Kesit Denizli'de bir bankanın bölge eğitiminde geçiyor: bir şube müdürü aynı eğriyi savunuyor ve eğitmen onunla tartışmadan önce neyi soracağını seçiyor.

Sıfır noktası

M01-D01 stresin üç anlamını ayırdı: olay, yanıt, değerlendirme. «İyi stres» cümlesi bu üç anlamdan hangisinin iyi olduğunu çoğu zaman söylemez. Olay mı iyidir, yani yeni bir sorumluluk, bir terfi? Yanıt mı, yani yükselen kalp hızı ve uyanıklık? Yoksa değerlendirme mi, yani «bunu yapabilirim» duygusu? Ayrımı yapmadan «iyi stres» demek, kesimhanedeki usta ile dikim bandındaki kadını aynı kutuya koyar.

İlk yaygın yanlış, iyi ve kötü stresin bedende iki ayrı tepki olduğudur. Sevinçli bir haber de kötü bir haber de kalbi hızlandırabilir. Ayrım çoğu zaman bedenin yanıtında değil, olayın türünde, sürecinde ve kişinin ondan ne anladığındadır.

Yaygın yanlış«İyi stres ile kötü stres bedende iki farklı tepkidir; kişi hangisini yaşadığını bedeninden anlar.»
Doğrusu

Düğün haftasındaki öğretmenin uykusuzluğu, bir işten çıkarılma haftasındaki uykusuzluktan kolayca ayırt edilemez. Bedensel yanıtın bazı ayrıntıları değerlendirmeye göre değişir; tehdit ve meydan okuma örüntüsü M03-D02'de açılıyor. Ama «iyi stres» etiketini koyan şey çoğu zaman bedenin kendisi değil, kişinin olaya verdiği anlamdır.

Mekanizma

Eğrinin kaynağı: 1908'de bir fare deneyi

Duvardaki eğrinin adı genellikle Yerkes-Dodson yasası diye geçer. Robert Yerkes ve John Dodson 1908'de yayımladıkları makalede, Japon dans faresi denen bir fare türüyle çalıştılar. Farelerin iki kutudan beyaz olanı seçmeyi öğrenmesi gerekiyordu; siyah kutuya giren fare bir elektrik şoku alıyordu. Araştırmacılar şokun şiddetini ve iki kutunun parlaklık farkını, yani ayırt etmenin zorluğunu değiştirdiler ve farenin doğru seçimi ne kadar çabuk öğrendiğini ölçtüler.

Makaleyi okuyunca üç şey göze çarpar. Birincisi, ölçülen şey «stres» değil bir elektrik şokunun şiddetiydi. İkincisi, ölçülen başarı bir işin verimi değil bir alışkanlığın ne kadar çabuk kazanıldığıydı. Üçüncüsü, eğrinin en çok bilinen kısmı, yani çok yüksek uyarımda düşüş, kolay görevde hiç sınanmamıştı.

Bir deneyin yasaya dönüşmesi

Yerkes ve Dodson'un makalesi uzun süre az okundu. Yüzyılın ortasında uyarılma kavramı psikolojiye girdiğinde, araştırmacılar bu eski fare deneyini uyarılma ile performans arasında genel bir ters U ilişkisinin kanıtı olarak yeniden okumaya başladı. Norveçli psikolog Karl Halvor Teigen 1994'te bu dönüşümün izini sürdü.

Yasanın iş dünyasına girişini ise 2015'te bir yönetim araştırmacısı, Corbett, ayrıca inceledi. Onun vardığı sonuç, Kahramanmaraş'taki duvar eğrisi için doğrudan bir uyarıydı.

Bedenin sağlığı ile işin verimi ayrı sorular

«Biraz stres iyidir» cümlesinin içinde iki ayrı iddia saklıdır. Biri performansa dairdir: biraz baskı işi hızlandırır mı? Öteki sağlığa dairdir: biraz baskı bedene iyi gelir mi? İki soru farklı cevaplar alabilir. Bir yük kişiyi daha çok çalıştırırken bedenine de bir bedel ödetebilir.

İş stresi araştırması bu ayrımı iki tür yükle kurdu. Bazı yükler kişinin gelişeceğini ve kazanacağını düşündüğü güçlüklerdir: yeni bir sorumluluk, zaman baskısı altında bir proje, karmaşık bir görev. Bazı yükler ise kişinin önüne konmuş engellerdir: belirsiz roller, birbirine zıt talimatlar, bürokrasi, iş güvencesizliği.

Bu bulgu açılıştaki atölyeyi açıklar. Kesimhanedeki ustanın yükü bir meydan okumaydı: yeni bir sistem, onun elinde, öğrenince kazanacağı bir şey. Dikim bandındaki kadının yükü bir engeldi: zıt talimatlar ve bozuk bir makine. Aynı hedef iki farklı yüke dönüştü. Ve ustanın kazancı bile bedelsiz değildi; akşamları evde kalıp çizmek bir süre sonra onun uykusundan da bir şey alabilirdi.

Üç koşul: kontrol, süre, anlam

«Biraz stres»in bir kişide işe yarama ihtimali, yükün türünden çok üç koşula bağlı görünür. Kişinin yük üzerinde bir söz hakkı var mı? Yük bir dönemle mi sınırlı, yoksa bitmeyen bir durum mu? Kişi yükün sonunda kendisi için bir anlam görüyor mu? Kontrolün yeri M03-D03'te, sürenin bedendeki karşılığı M02-D03'te ayrıca açılıyor. Burada önemli olan şu: üç koşul da yükün dışında, kişinin durumunda durur ve bir yönetici «biraz stres» verirken bu koşulları da vermiş olmaz.

Atölyeden bir kesit

Bu kesitteki banka, eğitim salonu ve kişiler, «iyi stres» anlatısının bir uygulama anını göstermek için kurgulandı. Denizli'de bir bankanın bölge müdürlüğü, şube müdürleri için «Stres ve Verimlilik» başlıklı yarım günlük bir eğitim düzenlemiş. Eğitmen Nilüfer kırk altı yaşında, iş ve örgüt psikolojisi alanında çalışan bir danışman; eğitimi banka satın almış. Salonda on dört şube müdürü var. Katılımcı Gökhan kırk bir yaşında, bölgenin en yüksek satış rakamına sahip şubesinin müdürü. Eğitmen eğriyi göstermemiş, ama Gökhan kendisi açıyor.

Katılımcı (Gökhan): «Hocam, ben şunu söyleyeyim, ekibimi hep biraz baskıda tutarım. O ters U eğrisi var ya, bilimsel. Biraz stres olmazsa insan gevşer. Benim şubem bölge birincisi, demek ki işe yarıyor.»

Eğitmen: «Ekibinizi bilerek biraz baskıda tutuyorsunuz ve bunun sonuç verdiğini görüyorsunuz.»

Katılımcı (Gökhan): «Görüyorum tabii. Rakamlar ortada. Sadece geçen yıl iki kişi istifa etti, biri de uzun rapor aldı. Ama o da onların meselesi.»

Salonda bir kıpırdanma oluyor. Başka bir şube müdürü, Katılımcı (Özlem), başını sallıyor; bir başkası telefonuna bakıyor.

Gökhan'ın birkaç cümlesinde bu dersin üç katmanı da var. Eğrinin kaynağı hakkında bir inanç: «bilimsel». Bir performans gözlemi: bölge birincisi. Ve kendisinin bir yan not gibi geçtiği bir sağlık gözlemi: iki istifa, bir uzun rapor.

Eğitmen'in aklına ilk gelen, eğrinin bir fare deneyinden geldiğini söylemek. Bu doğru bir bilgi ve Gökhan'ın «bilimsel» sözünü doğrudan sınar. Ama on üç meslektaşının önünde bölge birincisi bir müdürün dayandığı şeyin bir fare deneyi olduğunu söylemek, Gökhan'ı savunmaya iter ve konuşmanın geri kalanı eğrinin kendisi üzerine bir inatlaşmaya dönebilir.

Başka bir yön, Gökhan'ın kendi verdiği iki bilgiyi yan yana koymadan ayrı ayrı sormak: şubedeki baskının hangi kısmı ekibe yeni bir şey öğretiyor, hangi kısmı yalnız engel çıkarıyor? Bu soru meydan okuyan ve engelleyen yük ayrımını Gökhan'ın kendi şubesine taşır ve ondan kendi rakamlarının içine bakmasını ister.

Bir de istifalar var. Gökhan onları «onların meselesi» diye geçti. Eğitmen bu cümleyi atlarsa, eğitimin asıl konusu olan bedelin üstünden geçmiş olur. Üzerine giderse, Gökhan'ı ekibine zarar vermekle suçluyormuş gibi görünebilir.

Eğitmen bir şeyi de kendine hatırlatıyor: bu eğitimi banka satın aldı ve bankanın bölge müdürü yarın bir rapor bekliyor. Gökhan'ın şubesinin rakamları da o raporun bir parçası. Eğitmen'in kendi çıkarı, bu salonda kimseyi kızdırmadan günü bitirmek yönünde de çekiyor.

Gökhan kollarını kavuşturup arkasına yaslanıyor. «Yani ne diyorsunuz, baskıyı kaldırayım mı?»

Usta katmanı

Bir yükün meydan okuyan mı engelleyen mi olduğu, kişiye sorularak ölçülebilir: bu iş sana bir şey kazandırıyor mu, yoksa önüne bir engel mi koyuyor? İş stresi araştırması bunu anketlerle yapar ve aynı yük farklı kişilerde farklı kutuya düşebilir. Bir yöneticinin ekibine ne kadar baskı uygulayacağı ise ölçülebilir bir «doğru cevap» değil, ekibin durumu, işin türü ve kişilerin sağlığı üzerine verilen bir karardır.

«Biraz» kelimesi ölçüsüzdür. Bir kişinin «biraz» dediği başka birinin taşıyamayacağı kadardır. Bu yüzden «biraz stres iyidir» cümlesi, kimin ne kadarını taşıdığını sormadan söylendiğinde, tam da yardım isteyen kişiye «sorun yok» demeye dönüşebilir.

Spor ve sahne gibi alanlarda kısa süreli uyarılmanın bazı kişilerde performansa yardım ettiği sık anlatılır ve bu bazı görevler için makul bir gözlemdir. Ama bu gözlem bir maçın ya da bir gösterinin süresiyle sınırlıdır; aylarca süren bir yüke kendiliğinden taşınamaz.

Türkçenin zorluğu yücelten sözleri vardır: çile, sabır, alın teri, «demir tavında dövülür». Bu sözler bir zorluğun anlamını taşır ve anlam, bu derste gördüğümüz gibi, bir yükün meydan okumaya dönüşmesinin koşullarından biridir. Ama anlam bedeli silmez. Bir kişinin bir zorluğa anlam vermesi ile o zorluğun onun bedenine bir yük olmadığını söylemek ayrı şeylerdir.

Yaygın yanlış«Biraz stres her zaman performansı artırır; işte bilimsel kanıtı, ters U eğrisi.»
Doğrusu

Eğri 1908'de farelerle yapılmış ve stresi değil elektrik şokunu, iş performansını değil öğrenme hızını ölçmüş bir deneye dayanır; deney en uygun şiddetin görevin zorluğuna göre değiştiğini de buldu. Sonraki yüzyılda eğriye yüklenen anlamlar özgün çalışmada yoktu. İş stresi araştırması ise yükün türünün, engel mi meydan okuma mı olduğunun, sonucu belirlediğini gösterir.

Yaygın yanlış«Bir işin bana iyi gelmesi, bedenime de iyi geldiği anlamına gelir.»
Doğrusu

Trabzon'daki geliştiricinin en verimli üç ayı aynı zamanda migren ve diş gıcırdatma aylarıydı. Meydan okuyan yükler performansı artırabilir ama zorlanmayı da artırır. Bir işi sevmek, onun bedelini ödememek anlamına gelmez.

Kanıtın sınırı

«İyi stres» kavramı bir kuramsal çerçevedir ve ölçülmesi zordur. Kişinin bir yükü olumlu karşılayıp karşılamadığını sormak mümkündür, ama aynı yük zamanla bir kutudan ötekine geçebilir ve tek bir ölçüm bunu yakalamaz. Bu yüzden «iyi stres sağlığa iyi gelir» gibi geniş bir iddia, bu dersin dayandığı kaynaklarda doğrudan sınanmış değildir.

Meydan okuyan ve engelleyen yük ayrımının dayandığı meta-analiz büyük ölçüde kesitsel çalışmalardan oluşur; yükler ile performans ve zorlanma arasındaki ilişkiyi gösterir, ama yönü kesin göstermez. Daha iyi performans gösteren kişilerin yüklerini daha çok meydan okuma olarak görmesi de mümkündür. Ayrıca ayrımın bazı yükler için tartışmalı olduğu, örneğin zaman baskısının bazı kişilerde meydan okuma, bazılarında engel olarak yaşandığı, sonraki çalışmalarda tartışılıyor.

Uyarılma ile performans arasında belirli görevlerde bir ters U biçimli ilişki gözlenebilir; stresin bellek üzerindeki etkisinde de benzer bir biçim tartışılır. Bu derste eleştirilen, bu ilişkinin varlığı değil, 1908 deneyinin her türlü insan performansı ve iş stresi için genel bir yasa olarak kullanılmasıdır. Hangi görevde, hangi kişide, hangi düzeyde bir uyarılmanın yardım ettiği genellenemez.

Kendin dene

Aklında kalsın

«İyi stres» kavramı Selye'nin bir çerçevesidir. İyi ve kötü stresi çoğu zaman bedensel yanıt değil, olayın türü, süresi ve kişinin ona verdiği anlam ayırır.

Ters U eğrisi 1908'de farelerle yapılmış bir öğrenme deneyine dayanır. Deney stresi değil şok şiddetini, iş verimini değil öğrenme hızını ölçtü ve en uygun şiddetin görevin zorluğuna göre değiştiğini buldu. Eğriye yüklenen «insan performansı yasası» anlamı sonradan geldi.

Performans ile sağlık ayrı sorulardır. Meydan okuyan yükler performansı artırabilir ama zorlanmayı da artırır; engelleyen yükler hem performansı hem motivasyonu düşürür.

«Biraz stres»in işe yaraması kontrol, süre ve anlama bağlıdır ve bu koşullar yükün kendisinde değil kişinin durumundadır. Bir yöneticinin ya da bir öğretmenin «biraz stres iyidir» demesi, bu koşulları da vermesi anlamına gelmez.

Denizli'deki eğitim salonunda Gökhan'ın elinde bir eğri, bir bölge birinciliği ve iki istifa vardı; eğri yalnız birinciliği açıklıyordu.

Sonraki derse köprü

Bu derste «stres» kelimesinin olumlu bir anlam taşıyıp taşıyamayacağını sorduk. Gündelik dilde aynı kelime bir başka karışıklığa da yol açar: «stresliyim» diyen biri bazen bir sınavdan önceki kaygıyı, bazen bir köpek karşısındaki korkuyu, bazen de aylardır süren bir işin bıraktığı tükenmişliği anlatır. M01-D04 bu dört kavramı, stres, kaygı, korku ve tükenmişliği, süre, nesne ve bedensel görünümle birbirinden ayırıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?