İçeriğe geç

M01-D01

Stres neyin adı

Stresi uyaran, yanıt ve değerlendirme olarak üç ayrı tanımda ayırır ve gündelik bir «stresliyim» cümlesinin hangisini kastettiğini bulur.

Stres Yönetimi Akademisi — M01, Stres kelimesinin üç anlamı · 3.312 kelime · 15 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 15 dk okuma · 22 dk dinleme

Sinir Sistemi Akademisi’nde: M05-D01

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

«Stres» kelimesi üç ayrı şeyin adıdır: dışarıdaki olay, bedenin ve zihnin yanıtı ve kişinin olayı nasıl değerlendirdiği. Aynı cümle üçünden birini, ikisini ya da hepsini birden taşıyabilir.

Üç anlamı birbirine bağlayan şey, kişinin önündeki talep ile elindeki kaynak arasındaki ilişkidir. Talep küçüldüğünde ya da kaynak büyüdüğünde, olay aynı kalsa bile stres değişebilir.

Her anlam ayrı bir kapıya açılır. Olay kapısında değiştirmek, bölmek ve yardım istemek; yanıt kapısında yatıştırmak; değerlendirme kapısında olayın okunuşuyla çalışmak vardır. Yanlış kapıda kullanılan bir aracın işe yaramaması aracın ya da kişinin kusuru değildir.

Stresi ölçen her araç bu anlamlardan birine bakar. Bir olay listesi, bir hormon tahlili ve bir saatin skoru farklı şeyler söyler ve biri ötekinin yerine geçmez.

«Stres» bir bedensel belirtinin açıklaması olarak muayeneden sonra gelir. Eskişehir'deki atölyede Hacer bir nefes tekniği istedi; ilk cümlelerinde ise bir eksik mutfak, bir yatalak hasta ve gece hızlanan bir kalp vardı.

Açılış sahnesi

Gebze'de organize sanayi bölgesine giden bir personel servisi, sabah altıyı yirmi geçe. Arka sırada üç kişi aynı fabrikada çalışıyor ve üçü de, birbirinden habersiz, aynı cümleyi kuruyor. Kalite bölümünden Serpil telefonuna bakıp «Çok stresliyim» diyor; şirket bu hafta iki hattı kapatacağını duyurmuş, kimin işinin gideceği belli değil. Yanındaki depo sorumlusu Murat da aynı şeyi söylüyor, ama o haberden söz etmiyor: üç gecedir saat dörtte uyanıyor, göğsünde bir sıkışma var, sabah kahvaltısı boğazından geçmiyor. Önlerinde oturan genç teknisyen Barış omuz silkiyor: «Ben de stresliyim. Bugün denetim var ve ben bunu kaldıramam, kesin bir şey unutacağım.»

Üç kişi aynı kelimeyi kullandı ve üçü başka bir şeyden söz etti. Serpil başına gelen bir olayı anlattı. Murat bedeninde olan bir şeyi. Barış ise bir durumu nasıl okuduğunu: denetimi kendi gücünü aşan bir sınav olarak görüyordu. Servis fabrikanın kapısında durduğunda üçünün de canı sıkkındı, ama birine yarayacak şey ötekine yaramayabilirdi.

Bu derste ne olacak

Bu akademinin ilk dersi bir kelimeyi açıyor. Önce «stres» kelimesinin gündelik dilde taşıdığı üç anlamı ayıracağız: dışarıdaki olay, bedenin ve zihnin yanıtı, kişinin o olayı nasıl değerlendirdiği. Sonra bu üç anlamı birbirine bağlayan bir dördüncü öğeye bakacağız: kişinin elindeki kaynaklar. Ardından stresi ölçen araçların hangi anlamı ölçtüğünü göreceğiz, çünkü bir ölçeğin, bir kan tahlilinin ya da bir akıllı saatin söylediği şey, o araç hangi anlamı yakalıyorsa onunla sınırlıdır.

Kesit Eskişehir'de bir belediye kültür merkezinin akşam atölyesinde geçiyor. Bir katılımcı ilk oturumda «bana bir nefes tekniği verin» diyor ve eğitmen, o isteğe nasıl yanıt vereceğini seçmek zorunda kalıyor.

Sıfır noktası

Sinir Sistemi Akademisi M05-D01 aynı soruyu terapist gözüyle sordu: danışan «stresliyim» dediğinde, laboratuvar bir stres tepkisi ölçtüğünde ve bir makale stresin zararlı olduğunu yazdığında aynı şeyden mi söz ediliyor? O ders üç anlamı, farklı zaman ölçeklerini, laboratuvarda kullanılan sosyal stres testini ve hissedilen stres ile ölçülen kortizolün çoğu zaman örtüşmediğini anlattı. Bu derste o bulgular tekrarlanmıyor. Burada soru şu: kendi «stresliyim» cümleni çözdüğünde, hangi anlamı kastettiğin ne yapacağını nasıl değiştirir?

Gündelik dilde «stres» kelimesi üç ayrı yere işaret eder. İlki dışarıdadır: işten çıkarılma haberi, taşınma, bir yakının hastalığı, bitmeyen trafik. İkincisi içeridedir ve bedende hissedilir: çarpıntı, mide kasılması, omuzlarda gerginlik, uykusuzluk; zihinde de dağınıklık ve aynı düşüncenin dönüp durması olarak görünür. Üçüncüsü ikisinin arasındadır: kişinin olayı nasıl okuduğu, ne kadar ağır bulduğu, baş edip edemeyeceğine dair yargısı.

İlk yaygın yanlış, stresin tek bir şey olduğudur. Kelime tek, ama altındaki üç anlam farklı yerlerde durur ve farklı türden bir müdahaleye açıktır. Bir haber değiştirilemez ama bir haberin bedendeki yankısı yatıştırılabilir; bir bedensel tepki tek başına sorun olmayabilir ama onun nasıl okunduğu sorun olabilir.

Yaygın yanlış«Stres stres işte; hepsi aynı şey.»
Doğrusu

Gebze'deki servisteki üç kişiye aynı öneri verilseydi, mesela akşam yürüyüşe çıkmaları, Murat'ın uykusuna belki iyi gelirdi, Serpil'in iş belirsizliğine ise dokunmazdı. Barış'ın denetimi okuma biçimi de yürüyüşle kendiliğinden değişmezdi. Kelimenin tekliği derdin tekliği anlamına gelmiyor.

Mekanizma

Üç soru

«Stresliyim» cümlesini açmanın en sade yolu ona üç soru sormaktır. Ne oldu ya da ne oluyor? Bedenimde ve zihnimde ne oluyor? Bunu nasıl okuyorum? Üç sorunun cevabı aynı anda dolu olabilir, biri boş kalabilir, biri ötekinden çok daha ağır çıkabilir.

Talep ve kaynak: dördüncü öğe

Üç anlamı birbirine bağlayan şey, kişinin önündeki talep ile elindeki kaynak arasındaki ilişkidir. Stres araştırmasında en çok anılan tanımlardan biri, Richard Lazarus ve Susan Folkman'ın 1984'te yazdığı kitaptan gelir. Bu tanıma göre psikolojik stres ne yalnız dışarıdaki olaydır ne de yalnız bedenin yanıtıdır; kişi ile çevresi arasında, kişinin kaynaklarını zorlayan ya da aşan ve iyiliğini tehlikeye atan bir ilişki olarak değerlendirilen bir durumdur.

Talep ile kaynak arasındaki ilişki, üç anlamın neden birlikte hareket ettiğini açıklar. Olay bir talep getirir. Kişi talebi kendi kaynaklarıyla tartar. Talep kaynağı aşıyor gibi okunursa beden ve zihin bir yanıt verir. Bu zincirin her halkası ayrı ayrı değişebilir.

Üç anlam, üç ayrı kapı

Hangi anlamın ağır bastığını bilmek, hangi kapının çalınacağını gösterir. Olay ağır basıyorsa ilk iş olayın kendisiyle ilgilidir: değiştirilebilir mi, ertelenebilir mi, bölünebilir mi, kimden yardım istenebilir? Yanıt ağır basıyorsa bedeni ve zihni yatıştıran araçlar öne çıkar. Değerlendirme ağır basıyorsa olayın okunuşuna bakmak gerekir. Bu akademinin bölümleri de bu üç kapıya göre kurulu. Stresin kaynakları M04'te, bedendeki yanıt M02'de, değerlendirme M03'te açılıyor; araçlar ise M06'dan M11'e kadar bu üç kapının her birine ayrı ayrı yanıt veriyor.

Yanlış kapıyı çalmak aracın kötü olduğunu göstermez. Resepsiyon görevlisinin nefes uygulaması belki yoğun bir anında işe yarardı. Ama iş yükü değişmeden uygulamanın vaat ettiği şeyi vermesi beklenemezdi ve görevli bunu kendi başarısızlığı gibi okumaya başlayabilirdi.

Yaygın yanlış«Stres yönetimi demek gevşeme teknikleri demektir.»
Doğrusu

Gevşeme ve nefes teknikleri yanıt kapısına açılır ve orada değerlidir. Olay kapısında problem çözme, yardım isteme, sınır koyma ve işin kendisini değiştirmek; değerlendirme kapısında olayın okunuşuyla çalışmak gerekir. Stres yönetimini yalnız gevşemeye indirmek, olayı değiştirilebilecek kişiyi bile yalnız bedenini sakinleştirmeye çağırır.

Ölçen araç hangi anlamı ölçüyor

Stresi ölçmek için kullanılan araçlar da bu üç anlamdan birine bağlıdır. Yaşam olayı listeleri olay anlamını sayar: son bir yılda taşındınız mı, işinizi kaybettiniz mi, bir yakınınızı yitirdiniz mi? Kortizol tahlilleri, kalp hızı ölçümleri ve akıllı saatlerin «stres skoru» yanıt anlamına bakar. Bazı anketler ise kişiye hayatını ne kadar öngörülemez, denetlenemez ve yüklü bulduğunu sorar; bunlar değerlendirme anlamını ölçer.

Değerlendirme anlamını ölçen araçların ilk ve en yaygın örneği bir ölçek olarak 1983'te yayımlandı. Ölçeğin kendisi, maddeleri ve neyi ölçüp neyi ölçmediği M05-D02'nin konusu. Burada yalnız ilk çalışmanın bu derse dair söylediği bir şey önemli.

Atölyeden bir kesit

Bu kesitteki kültür merkezi, atölye ve iki kişi, dersin ayrımını bir uygulama anında göstermek için kurgulandı. Eskişehir'in Tepebaşı ilçesinde, belediyenin kültür merkezinde altı haftalık ücretsiz bir stres yönetimi atölyesi açılmış. Eğitmen Leyla kırk dört yaşında bir klinik psikolog; on iki kişilik grup ilk akşam toplanmış. Katılımcı Hacer kırk yedi yaşında, bir hastanenin yemekhanesinde aşçıbaşı. Tanışma turunda söz ona geliyor.

Katılımcı (Hacer): «Ben açık konuşayım hocam. Çok stresliyim. Bana bir nefes tekniği verin, gideyim. Kızım internette gördü, dört saniye al, dört saniye tut diye bir şey. Onu öğrenmeye geldim.»

Eğitmen: «Nefes tekniği istiyorsunuz, açık ve net. Biraz anlatır mısınız, stres sizde nasıl bir şey?»

Katılımcı (Hacer): «Nasıl olacak, her şey. Mutfakta iki kişi eksik çalışıyoruz altı aydır. Sabah beşte kalkıyorum. Akşam eve geliyorum, kayınvalidem yatalak. Gece yatıyorum, kalbim küt küt. Doktora gittim, kalbin bir şey yok dedi, stresten dedi. Ben de buraya geldim.»

Eğitmen bir an susuyor. Hacer'in birkaç cümlesinde üç anlamın üçü de var: altı aydır eksik çalışan bir mutfak ve yatalak bir kayınvalide, yani olay; gece çarpıntısı, yani yanıt. Değerlendirme henüz söylenmedi ama «her şey» kelimesinde saklı olabilir.

Eğitmen'in önünde birkaç yol var. İlki Hacer'in istediğini vermek: kısa bir nefes çalışması göstermek ve atölyenin ilerleyen haftalarında bunun yerinin geleceğini söylemek. Hacer'in gece çarpıntısı yanıt kapısında duruyor ve bir nefes çalışması orada gerçekten işe yarayabilir. Hacer ilk akşam eli boş dönmemiş olur. Risk, Hacer'in bu tekniği iki kişilik eksik bir mutfağın ve yatalak bir hastanın karşısına tek başına çıkarması ve işe yaramadığında kendini suçlamasıdır.

İkinci yol, istekten önce üç soruyu sormak. «Ne oluyor, bedeninizde ne oluyor, siz bunu nasıl okuyorsunuz?» Bu, Hacer'in derdinin nerede ağır bastığını gösterebilir. Ama tanışma turunun ortasında, on bir kişinin önünde sorulursa Hacer'e bir sorguya çekilmek gibi gelebilir; üstelik o bir teknik istedi, bir söyleşi değil.

Üçüncü yol, Hacer'in sözlerini ona geri vermek ve isteği kaybetmeden bir ayrım eklemek: «Gece kalbiniz hızlanıyor ve onu yatıştırmak istiyorsunuz. Bir de altı aydır iki kişinin işini yapıyorsunuz ve evde ağır bir bakım var. Nefes ilkine iyi gelebilir; ikincisine başka şeyler de gerekebilir.» Bu, Hacer'in derdini küçültmeden üçe ayırır ve isteğini geri çevirmez.

Eğitmen'in aklından bir şey daha geçiyor. Hacer'in doktoru «stresten» demiş ve Hacer bunu bir tanı gibi taşıyor. Çarpıntının kalpten olmadığına dair muayeneyi Hacer kendisi anlattı; Eğitmen bunun ötesine geçmemesi gerektiğini biliyor. Katılımcı bir sağlık şikâyeti açtığında atölyenin işi, hekimin söylediğinin yerine geçmek değil.

Hacer kollarını kavuşturmuş, bekliyor. Grubun geri kalanı da bekliyor. Yan sandalyedeki genç bir kadın, Katılımcı (Sinem), alçak sesle «ben de aynısını soracaktım» diyor.

Usta katmanı

Üç anlamı ayırmak ölçülebilir bir iştir: bir cümlenin bir olaydan mı, bir bedensel ya da zihinsel yanıttan mı, yoksa bir değerlendirmeden mi söz ettiği, çoğu zaman iki kişinin üzerinde anlaşabileceği bir sorudur. Hangi kapıdan girileceği ise bir değerlendirme ve tercih sorusudur; kişinin o anki gücüne, zamanına ve neyi değiştirebileceğine bağlıdır. Ayrım bir reçete değil, bir haritadır.

Koşul halini almış stres, üç anlamın ayrımını bulanıklaştırır. Olay her gün yeniden yaşandığı için yanıt hiç sönmez ve değerlendirme «hep böyle olacak» biçimini alır. Bu durumda bireysel araçlar yine işe yarayabilir, ama onlardan koşulu değiştirmeleri beklenmez. Bunu açıkça söylemek, kişinin kendini başarısız saymasını önler.

Gündelik Türkçede stresin pek çok adı vardır ve bu adların bir kısmı bedene yerleşmiştir: içi daralmak, sıkılmak, sinir olmak, kafayı yemek, yüreği sıkışmak. Bu sözler üç anlamı ayrı ayrı adlandırmaz; çoğu zaman yanıtı ve değerlendirmeyi tek bir bedensel imgede birleştirir. Üç soru bu sözleri de açar, ama sözün kendisini düzeltmeye kalkmadan.

Kurumlarda «stres» kelimesi bazen bir derdin adı olmaktan çıkar ve bir pazarlık dili olur; «hastayım» demenin daha kabul gören bir yolu ya da tersine, «zayıf» damgası yemenin bir yolu. Bu, kelimeyi kullananın yalan söylediği anlamına gelmez. Kelimenin işlevi değişmiştir ve ne kastedildiğini sormak yine üç sorudan geçer.

Bir bedensel belirtiyi «stres» diye adlandırmak, onu bir hekime göstermenin yerini tutmaz. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, açıklanamayan kilo kaybı ya da süregen yorgunluk önce muayene edilir. Stres bir açıklama olarak muayeneden sonra gelir, önce değil; Hacer'in doktoru da önce kalbine bakmıştı. Stresin hangi noktada bir uzmana gitmeyi gerektirdiği M05-D05'te, bir ruh sağlığı sorununa döndüğü yer M12-D01'de ele alınıyor.

«Stresli bir insanım» cümlesi olayı, yanıtı ve değerlendirmeyi kişinin kendisine yapıştırır. Bazı insanların stres yanıtı gerçekten daha güçlü olabilir; bu bir hayal değildir. Ama bir eğilimi bir kader gibi söylemek, değişebilecek olan iki anlamı, olayı ve değerlendirmeyi, de değişmez gösterir.

Yaygın yanlış«Stresi olmayan insan yoktur; konuşmaya gerek yok.»
Doğrusu

Stresin evrensel olması, her stresin aynı olduğu anlamına gelmez. Akçaabat'taki üç hastanın dosyasına düşülen aynı not, bir oğlun askerliğini, bir tansiyon yükselişini ve bir emeklilik kaygısını tek kutuya koydu. Konuşmak, kutuyu açmanın yoludur.

Kanıtın sınırı

Bu dersin ayrımı, yani olay, yanıt ve değerlendirme, stres araştırmasının yerleşik bir kuramsal çerçevesidir; bir deneyin sonucu değildir. Lazarus ve Folkman'ın tanımı stres ve başa çıkma araştırmasının büyük kısmını biçimlendirdi, ama değerlendirmenin bir kişide nasıl ölçüleceği, ne kadar bilinçli olduğu ve bedensel yanıtın değerlendirmeden önce mi sonra mı geldiği tartışılmaya devam ediyor. Bazı bedensel yanıtların kişi bir şeyi bilinçli olarak değerlendirmeden başladığı biliniyor; çerçeve bu yüzden bir sıra değil, bir döngü olarak okunmalı.

Değerlendirme ölçeğinin yaşam olaylarından daha iyi öngörücü çıktığı bulgu, ABD'de genç örneklemlerle yapılmış tek bir geliştirme çalışmasından geliyor. Sonraki yıllarda ölçek pek çok dile ve nüfusa uyarlandı; ama bir ölçeğin bir sağlık sonucunu öngörmesi, değerlendirmeyi değiştirmenin o sonucu değiştireceğini göstermez. Neden ile ilişki arasındaki bu fark, akademinin ilerleyen derslerinde her kanıt kartında ayrıca söyleniyor.

«Üç kapı» haritası bu akademinin bir öğretim önerisidir. Önce hangi anlamın ağır bastığını bulup araç seçmenin, araçları rastgele denemekten daha iyi sonuç verdiği ayrıca sınanmış değil. Haritanın değeri, kişinin kendi derdini adlandırmasına ve yanlış bir aracın başarısızlığını kendine yüklememesine yardım etmesinde.

Kendin dene

Aklında kalsın

«Stres» kelimesi üç ayrı şeyin adıdır: dışarıdaki olay, bedenin ve zihnin yanıtı ve kişinin olayı nasıl değerlendirdiği. Aynı cümle üçünden birini, ikisini ya da hepsini birden taşıyabilir.

Üç anlamı birbirine bağlayan şey, kişinin önündeki talep ile elindeki kaynak arasındaki ilişkidir. Talep küçüldüğünde ya da kaynak büyüdüğünde, olay aynı kalsa bile stres değişebilir.

Her anlam ayrı bir kapıya açılır. Olay kapısında değiştirmek, bölmek ve yardım istemek; yanıt kapısında yatıştırmak; değerlendirme kapısında olayın okunuşuyla çalışmak vardır. Yanlış kapıda kullanılan bir aracın işe yaramaması aracın ya da kişinin kusuru değildir.

Stresi ölçen her araç bu anlamlardan birine bakar. Bir olay listesi, bir hormon tahlili ve bir saatin skoru farklı şeyler söyler ve biri ötekinin yerine geçmez.

«Stres» bir bedensel belirtinin açıklaması olarak muayeneden sonra gelir. Eskişehir'deki atölyede Hacer bir nefes tekniği istedi; ilk cümlelerinde ise bir eksik mutfak, bir yatalak hasta ve gece hızlanan bir kalp vardı.

Sonraki derse köprü

Bu derste stresin üç anlamını bugünün gündelik dilinden ayırdık. Kelimenin bedene bakan anlamı ise yirminci yüzyılın başında iki laboratuvardan çıktı. Biri bedenin tehlike anında savaşmaya ya da kaçmaya hazırlanışını tarif etti, öteki farklı zararlara karşı bedenin aynı genel uyum sendromunu gösterdiğini ileri sürdü. M01-D02 bu iki modeli karşılaştırıyor ve sorusu şu: o modellerin bugün hangi parçası hâlâ ayakta?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?