İzleyiciyle sözleşme
- Temel soru
- Görülmeyen erdem bir gün görülecek mi, ve görüldüğünde kaybedilen şey geri gelecek mi?
- Hedeflenen duygu
- Açık, paylaşılan acıma ve tanınma anında boşalan gözyaşı
- Değer ekseni
- tanınma ↔ haksızlık
Melodram izleyiciye duygunun saklanmayacağını vaat eder. Dramın alt metne gömdüğü şeyi melodram yüksek sesle söyler: aşk, kıskançlık, utanç, fedakârlık ekranda büyük harflerle yazılır. Seyirci bu açıklığı bir kusur olarak değil, sözleşmenin kendisi olarak satın alır; kendi hayatında söyleyemediği duygunun birileri tarafından sonuna kadar yaşanmasını izlemek ister. Bu açıklık seyirciyi küçümsediği anda melodram ucuz duygu sömürüsüne döner, ciddiye aldığı anda ise türlerin en güçlü ortak ağlama deneyimini üretir.
Yapısal olarak melodramın merkezinde bir bilgi düzensizliği yatar. Seyirci iyi olanın kim olduğunu bilir, karakterlerin çoğu bilmez: anne kızının kim olduğunu, sevgili ayrılığın gerçek nedenini, aile büyüğü torununun kimliğini bilmez. Hikâyenin yakıtı bu farktır ve doruğu tanınma (recognition) anıdır; gerçek ortaya çıkar, yanlış anlaşılan erdem görünür olur. Yolun büyük bölümü, iyi niyetli bir karakterin susarak, fedakârlık ederek ya da yanlış anlaşılarak acı çekmesiyle geçer.
Tür on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıl Avrupa sahnesinin müzikli halk oyunlarından gelir; Hollywood stüdyo döneminde «kadın filmi» (woman's picture) adıyla ev, evlilik ve annelik etrafında yeniden kuruldu. Türk seyircisi için melodram yabancı bir tür değildir: Yeşilçam'ın büyük bölümü sınıf farkı, kayıp akraba, kör talih ve fedakâr anne üzerine kurulu melodramlardan oluşur. Bu gelenek bugün akşam kuşağındaki uzun soluklu dizilerde ve günlük dizilerde (daily soap) sürer; konak ile gecekondu, sır ve miras hâlâ en güvenilir motorlardır.
Türün anatomisi
- Dramatik motor
- Erdem → haksızlık → susma ya da fedakârlık → acının birikmesi → tanınma. Motoru, seyircinin bildiği ile karakterlerin bildiği arasındaki fark çalıştırır: her sahne o farkı biraz daha acı verici kılar ya da gerçeği bir adım yaklaştırıp son anda geri çeker. Uzun soluklu dizide aynı döngü birkaç hikâye çizgisinde aynı anda döner.
- Başkarakter
- Seyircinin gözünde iyi, dünyanın gözünde ise yanlış anlaşılmış biri: evlilik dışı doğmuş çocuğunu başkasına bırakan anne, sevdiği adamın geleceği için kendini kötü gösteren yoksul kız, konakta hizmetçilik yapan ama aslında ailenin kayıp torunu olan genç. Arzusu sevilmek, kabul görmek, çocuğuna ya da sevdiğine kavuşmaktır. Zaafı çoğu zaman erdeminin kendisidir: fazla sabırlı, fazla gururlu, gerçeği söylemeyecek kadar fedakârdır.
- Karşı güç
- Ahlaki karşıtlık (moral polarity) türün temelidir: iktidar sahibi aile büyüğü, kıskanç rakip, mirasa göz diken akraba, sınıfını koruyan konak. Karşı gücün en etkili biçimi tek bir kötü kişi değil, bir toplumsal düzendir; kötü karakter o düzenin yüzü olarak çalışır. Çağdaş melodram karşıtına da bir yara verir, ama seyircinin kimden yana olduğunu bulanıklaştırmaz.
- Dünya
- İki ayrı dünyanın sınırında kurulur: konak ve mahalle, şehir ve köy, zengin aile ve hizmetliler katı. Mekânlar sınıfı ve duyguyu taşır; merdivenler, kapılar, pencereler kimin içeride kimin dışarıda kaldığını gösterir. Dünyanın kuralları (namus, miras, aile adı, dedikodu) karakterlerin gerçeği söylemesini imkânsız kılacak kadar katı olmalıdır.
- Tema ve dünya görüşü
- Erdemin bu dünyada karşılık bulup bulmadığı, sınıf ve aile düzeninin sevgiyi nasıl ezdiği ve fedakârlığın bir insana ne kazandırıp ne kaybettirdiği. Klasik melodram erdemi sonunda tanır; acı melodram tanınmayı çok geç gelen bir şey olarak gösterir. Türün eleştirel gücü buradadır: bireysel acının arkasında bir toplumsal haksızlık görünür hâle gelir.
Türe özgü vuruşlar (genre beats)
Üç perdenin üstüne yerleşen, bu türe ait dönüm noktaları. Sıra hikâyenin akışıdır; sayfa konumu filmden filme değişir.
Erdemin kurulması
Açılış başkarakterin iyiliğini küçük, somut bir eylemle gösterir: payını kardeşine veren kız, hastaya gece bekleyen hizmetçi. Seyirci ona bu ilk dakikalarda bağlanmazsa sonraki acı yalnızca bir olay olarak kalır.
İki dünyanın karşılaşması
Başkarakter kendi sınıfının, ailesinin ya da çevresinin dışına çıkar: konağa işe girer, zengin bir gençle tanışır, kayıp bir akrabanın izine rastlar. Sınır burada çizilir ve aşılmasının bedeli sezdirilir.
Sırrın ekilmesi
Seyirciye karakterlerin bilmediği bir gerçek verilir: bir doğum, bir değiştirilmiş mektup, bir suçun gerçek faili, bir miras belgesi. Bu sırdan sonra seyirci her sahneyi iki katmanlı izler.
Haksızlık ve suçlanma
İyi karakter yapmadığı bir şeyle suçlanır ya da yaptığı iyilik kötülük olarak okunur. Gerçeği söyleyebilecek durumdadır ama söylemez: birini korumak, bir sözü tutmak ya da gururu yüzünden susar.
Fedakârlık
Başkarakter sevdiği biri için kendinden bir şey verir: aşkından vazgeçer, çocuğunu bırakır, suçu üstlenir. Türün duygusal merkezidir; seyirci fedakârlığın değerini bilir, onu yaşayan diğer karakterler bilmez.
Ayrılık ve yıllar
Fedakârlığın bedeli olarak ayrılık gelir; çoğu zaman bir zaman atlaması bunu ağırlaştırır. Çocuklar büyür, sevgili evlenir, başkarakter uzaktan izlemeye başlar. Seyirci bu ayrılığın ne kadar gereksiz olduğunu bilerek bekler.
Yakın kaçış (near miss)
Gerçek neredeyse ortaya çıkar: mektup yanlış ele geçer, tanık son anda susar, iki karakter aynı odada birbirini tanımadan geçer. Uzun soluklu anlatıda bu vuruş sahne sonu kancası (cliffhanger) olarak tekrar tekrar kullanılır.
Tanınma anı
Sır açılır ve erdem görünür olur. Anne ile çocuk, sevgili ile sevgili, aile ile kayıp üyesi gerçeği aynı anda öğrenir. Türün doruğudur; bütün birikmiş duygu burada boşalır.
Geç kalmış ya da kazanılmış kavuşma
Tanınmanın sonucu gösterilir: kavuşma, bağışlama, ya da gerçeğin anlaşıldığı ama kaybın geri dönmediği acı son. Seyirci bu sonun adil olup olmadığını kendi gözyaşıyla tartar.
Zorunlu sahneler (obligatory scenes)
İzleyicinin görmeden salonu tatminsiz terk edeceği sahneler. Kendi senaryonda hangilerinin bulunduğunu işaretle; işaretler yalnız bu tarayıcıda kalır.
Senaryonda 0 / 6 zorunlu sahne işaretli
Türün özel kuralları
Kural burada estetik bir yasa değil, izleyici beklentisinin adıdır. Bozulabilir; ama neyi bozduğunu bilerek.
Seyirci kimden yana olduğunu bilmeli
Melodramın sözleşmesi ahlaki netliktir. Seyirci acıma duygusunu ancak masum olduğundan emin olduğu birine verir. Erdemli karakterin iyiliği belirsiz bırakılırsa seyirci acı yerine şüpheyle izler ve ağlamak için gerekli teslimiyete ulaşmaz.
Seyirci karakterlerden fazlasını bilir
Türün gerilimi gizemden değil dramatik ironiden (dramatic irony) doğar. Seyirci sırrı bilir ve karakterlerin onu öğrenmesini bekler; her yakın kaçış bu bekleyişi büyütür. Sırrı seyirciden de saklamak hikâyeyi gizeme çevirir ve melodramın acısı yerine merak üretir.
Susmanın inandırıcı bir nedeni olmalı
Karakter gerçeği söyleseydi hikâye biterdi; o yüzden neden söylemediği türün en hassas noktasıdır. Neden bir sevgiye, bir söze, bir korkuya ya da bir toplumsal yasağa dayanmalıdır. Seyirci «bir cümleyle çözülürdü» dediği an, acı yerine yazara öfke duyar.
Tesadüf acıyı artırabilir, çözemez
Melodram seyircisi kör talihi kabul eder: yanlış zamanda gelen mektup, aynı trende karşılaşmayan iki insan. Ama tesadüf karakterleri felakete itmek için kullanılır, kurtarmak için değil. Kurtuluş tesadüften gelirse seyirci kazanılmamış bir sevinç izler; tanınmayı karakterlerin bir eylemi tetiklemelidir.
Duygu hazırlanarak büyür
Yüksek duygu sözleşmenin parçasıdır, ama boşlukta yükselen duygu sömürüye dönüşür. Gözyaşı sahnesi, önceki sahnelerde ekilen bir nesne, bir söz ya da bir alışkanlıkla beslenmelidir. Seyirci neye ağladığını bildiğinde ağlar; yalnızca müzikle zorlandığında geri çekilir.
Acı tekrar edilmez, derinleştirilir
Aynı aşağılanma ya da aynı ayrılık sahnesi farklı kostümle tekrar edildiğinde seyircinin acıması yorgunluğa döner. Her yeni darbe karaktere yeni bir şey kaybettirmeli ya da yeni bir gerçeği açmalıdır. Uzun soluklu dizide bu kural daha da sertleşir; izleyici aynı acının döndüğünü haftalar içinde fark eder.
Bilgi geciktirilebilir, sonsuza kadar ertelenemez
Günlük dizide sırrın açılması bölümlerce geciktirilir ve bu türün meşru aracıdır. Ancak seyirci gecikmenin bir yere vardığına güvenmelidir: belli aralıklarla küçük sırlar açılır, bir karakter bir şey öğrenir, ilişki bir basamak ilerler. Hiçbir şeyin açılmadığı uzun bir dönem, seyirciye kandırıldığı duygusunu verir ve izlenmeyi bırakır.
Tanınma bedelsiz gelmemeli
Gerçeğin ortaya çıktığı an, kaybedilen yılları geri getirmez. Seyirci kavuşmanın sevincinde bile ödenen bedeli görmek ister: boşa geçen zaman, ölmüş biri, artık başka biriyle evli bir sevgili. Bedelsiz tanınma, acının bütün değerini geriye doğru siler.
Konvansiyonlar (conventions)
Türün tanınır öğeleri: karakter tipleri, mekânlar, nesneler, motifler.
- Konak ile mahalle, yalı ile gecekondu gibi sınıfı mekânla gösteren karşıtlık
- Kayıp ya da gizli akraba; değiştirilmiş bebek, evlatlık verilen çocuk
- Tanınmayı sağlayan nesne: kolye, doğum lekesi, eski bir fotoğraf, yarım bırakılmış mektup
- İktidar sahibi aile büyüğü; konağın kurallarını koyan anneanne ya da baba
- Fedakâr anne ve onun yerine geçen ikinci anne
- Tesadüf ve kör talih: yanlış zamanda açılan kapı, yanlış kişiye ulaşan haber
- Duyguyu taşıyan müzik ve tekrar eden bir aşk teması
- Hastalık, körlük ya da ölümcül bir teşhis gibi bedensel sınav
Sık düşülen hatalar
Felaket zinciri
Başkarakterin başına hastalık, iflas, kaza ve ihanet art arda gelir. Seyirci birkaç darbeden sonra duyarsızlaşır; hikâye acıyı derinleştirmek yerine istifler.
Edilgen kurban
Başkarakter yalnızca acı çeker, hiçbir şey seçmez. Melodramın kahramanı da seçer: susmayı, gitmeyi, vermeyi. Seçimsiz acı izleyiciyi karakterden uzaklaştırır.
Sonsuz erteleme
Uzun soluklu dizide sır bölümlerce açılmaz ve her bölüm aynı yakın kaçışla biter. İzleyici kancanın bir vaat değil bir hile olduğunu fark eder.
Kötünün sebepsiz kötülüğü
Karşıt yalnızca seyircinin nefretini toplamak için vardır; ne bir korkusu ne bir gerekçesi vardır. Tür ahlaki netlik ister, ama karton bir kötü, toplumsal düzeni görünmez kılar ve tema kaybolur.
Önceki bölümü bilmeyeni dışarıda bırakmak
Günlük dizide her bölüm bir önceki bölümü izlemiş seyirciye göre yazılır. Aradan girenler kim kimin nesi olduğunu anlamaz; kısa bir hatırlatma ve tek sahnelik bir özet bu kaybı önler.
Kuralı bilerek bükmek
Türü tazeleyen hamleler: sözleşmenin kalbini koruyup biçimini değiştirmek.
Toplumsal melodram
Haksızlığın kaynağı tek bir kötü kişi değil, ırk, sınıf ya da cinsiyet düzenidir. Tür sözleşmesi korunur, ama tanınma anı bireysel bir kavuşmadan çok bir toplumsal suçlamaya dönüşür.
Hiç gelmeyen tanınma
Sır yalnızca seyirciye açılır; karakterler gerçeği hiç öğrenmez. Seyirci, düzeltilemeyen bir haksızlığın tek tanığı olarak salonu terk eder.
Kötünün iç yüzü
Hikâyenin bir noktasında anlatı karşıtın gözüne geçer ve onun da bir zamanlar haksızlığa uğramış biri olduğunu gösterir. Ahlaki karşıtlık bozulmaz, ama seyircinin nefreti acıma ile karışır.
Abartının bilinçli kullanımı
Renk, müzik ve oyunculuk abartısı bir üslup olarak sahiplenilir. Seyirci duyguyu yaşarken aynı zamanda onun nasıl üretildiğini görür; melodram hem içten hem eleştirel olur.
İncelenecek örnekler
Acı Hayat (1962)
Metin Erksan
Yoksul bir manikürcü kız ile nişanlısı kaynakçının hayatına zengin bir ailenin girmesi; sınıf farkı, para ve kıskançlıkla bozulan bir aşkın Yeşilçam melodramı.
Imitation of Life (1959)
Douglas Sirk
Bir oyuncu kadın ile siyah hizmetçisinin ve kızlarının hikâyesi; beyaz geçinmek için annesini reddeden kız ile annenin cenazesi, toplumsal melodramın tanınma anını acı bir geç kalışa çevirir.
All That Heaven Allows (1955)
Douglas Sirk
Dul bir kadının kendinden genç bir bahçıvana âşık olması ve çocuklarıyla çevresinin buna karşı çıkması; sınıf ve yaş düzeninin aşkı ezmesi, mekân ve rengin duyguyu taşıması.
Stella Dallas (1937)
King Vidor
İşçi sınıfından bir anne, kızının üst sınıfa yükselmesi için ondan uzaklaşır ve düğününü yağmurda bir pencereden izler; fedakâr anne melodramının kalıp sahnesi.
Annem Hakkında Her Şey (1999)
Todo sobre mi madre · Pedro Almodóvar
Oğlunu bir kazada kaybeden bir hemşirenin oğlunun babasını aramak için Barselona'ya gitmesi; klasik melodramın kayıp, tesadüf ve tanınma araçlarının çağdaş bir duyarlılıkla yeniden kurulması.
Far from Heaven (2002)
Todd Haynes
Sirk melodramlarının görsel dilini bilinçli olarak yeniden kuran bir film; banliyöde bir ev kadınının evliliği ve bir siyah bahçıvanla yakınlığı üzerinden ırk ve cinsellik baskısı.
Yazım alıştırmaları
- 1Başkarakterin erdemini tek bir küçük eylemle göster: bir sahne, en fazla bir sayfa, kimse onu övmesin. Sonra aynı karakterin haksız yere suçlandığı sahneyi yaz ve ilk sahnedeki eylemin bir ayrıntısını suçlamaya alet et.
- 2Karakterin gerçeği söylemediği sahneyi yaz. Söyleyebilecek durumda olsun ve söylemesin; susmasının nedeni sahnede seyirciye görünür olsun ama hiçbir karakter onu dile getirmesin.
- 3Bir günlük dizi bölümü için üç hikâye çizgisini birer cümleyle yaz, sonra her birinin son sahnesini birer kanca olarak kur. Bu kancalardan en az biri bir şeyi açsın, yalnızca ertelemesin.
- 4Tanınma sahnesini nesneyle kur: kolye, mektup, bir şarkı ya da bir yara izi. Nesneyi daha önceki iki sahneye yerleştir; tanınma sahnesinde kimse «sen benim…» cümlesini bitirmesin.
- 5Karşıt karakter için yarım sayfalık bir geçmiş yaz: onu bu düzenin içinde neyi korumaya iten bir korku ya da bir eski kayıp. Bu geçmişin tek bir izini senaryoda bir bakışa ya da bir nesneye yerleştir.
Hibrit eşleşmeler
Bu tür yardımcı ya da ana tür olarak hangi türlerle iyi birleşir.
- Melodram + AşkEngellenmiş aşka sınıf, sır ve fedakârlık ekler; ilişkinin ayrılık evresini yıllara yayarak duyguyu en yüksek ölçeğe taşır.
- Melodram + Suç ve soygunBir suçun gerçek failini sır olarak kullanır; haksız yere suçlanan masum ve geç gelen tanınma güçlü bir motor kurar.
- Melodram + MüzikalMelodramın kökündeki müzik geri gelir; şarkı karakterin söyleyemediği acıyı açıkça söyler.
- Melodram + DramAhlaki netliği yumuşatır, alt metni artırır; aile içi haksızlık daha sessiz ve daha belirsiz bir dille anlatılır.
- Melodram + GerilimSırrın açılmasını bir tehdide bağlar; dramatik ironinin yerine kimin neyi ne zaman öğreneceğine dayanan bir gerilim geçer.