İçeriğe geç

Tür Stüdyosu · Güldürü ve gösteri

Hiciv ve sahte belgesel (Satire & Mockumentary)

Tanıdığın bir kurumun, bir alışkanlığın ya da bir gücün mantığını sonuna kadar götürüp kendi gülünçlüğünü ortaya döken bir dünyayı izleyeceksin.

8 vuruş · 6 zorunlu sahne · 8 özel kural

İzleyiciyle sözleşme

Temel soru
Bu düzen kendi kuralına sadık kaldığında ne kadar saçma görünür ve bunu kim fark etmiyor?
Hedeflenen duygu
Tanıma kahkahası: «bu bizim hâlimiz» diye gülerken rahatsız olmak
Değer ekseni
gerçek ↔ gösteri

Hicvin izleyiciyle sözleşmesi bir hedef üzerinedir. Seyirci yalnız güldürülmeyi değil, bir şeyin teşhir edilmesini bekler: bir kurumun, bir ideolojinin, bir meslek grubunun, bir medya alışkanlığının. Güldüğü şeyin kendi dünyasında karşılığı olduğunu bilir; kahkaha bu tanımadan doğar. Hedefi belirsiz bir hiciv, sadece tuhaf bir komedi olarak kalır.

Yapısal olarak hiciv bir mantığı alır ve onu tavizsiz biçimde sonuna kadar uygular. Karakterler kendi kurallarına gerçekten inanır ve ciddiyetle hareket eder; saçmalık bu ciddiyetin içinden çıkar. Sahte belgesel (mockumentary) bu mekanizmaya bir biçim ekler: röportaj, gözlemsel kamera, kameraya bakış ve kurgu sıçraması, seyirciye «bu gerçekten çekilmiş» hissi verir ve karakterin kamusal maskesi ile özel hâli arasındaki farkı görünür kılar.

Hiciv antik komedinin siyasi taşlamasından, Swift ve Voltaire gibi yazarların düzmece ciddiyetinden beslenir. Türk geleneğinde Nasreddin Hoca fıkralarının ters mantığı, Karagöz perdesindeki bürokrasi ve taşra göndermeleri, mizah dergilerinin karikatür geleneği ve Yeşilçam'ın ağalık ile sonradan görmeliği taşlayan komedileri aynı damarın parçalarıdır. Sahte belgesel ise televizyonun ve belgesel sinemanın kendi dilinin bir taklidi olarak ortaya çıktı ve iş yeri dizileriyle geniş seyirciye ulaştı.

Türün anatomisi

Dramatik motor
Kurallı bir dünya → o kurala harfiyen uyan karakter → mantığın bir basamak daha uç noktaya taşınması → gerçeğin görünür olması. Her sahne hedefin mantığını bir adım daha ileri iter. Sahte belgeselde ikinci bir motor çalışır: karakterin kameraya sunduğu benlik ile kameranın yakaladığı benlik arasındaki açıklık her sahnede biraz daha büyür.
Başkarakter
Hicvin başkarakteri iki biçimde gelir. Birincisi sistemin sadık neferidir: kuralı kimseden fazla ciddiye alan memur, kendini vizyoner sanan müdür, ünlü olmaya kararlı yerel figür; saçmalık onun içtenliğinden çıkar. İkincisi saf yabancıdır: dünyaya dışarıdan gelen ve herkesin doğal saydığı şeyin tuhaflığını sorularıyla açığa çıkaran kişi. Her iki tipin de arzusu gerçek ve ciddidir; hiciv bu arzunun hangi düzende biçimlendiğini gösterir.
Karşı güç
Gerçek karşıt bir kişi değil, bir sistemdir: bürokrasi, medya döngüsü, şirket kültürü, siyasi söylem, ünlülük ekonomisi. Kişiler bu sistemin temsilcisi olarak görünür. Sahte belgeselde kameranın kendisi de bir karşıt olabilir: karakter kurguyu kontrol etmeye çalışır, kamera ise onun saklamak istediğini kaydeder.
Dünya
Seyircinin tanıdığı bir dünyanın hafifçe büyütülmüş hâli: ofis, belediye, televizyon stüdyosu, seçim kampanyası, kasaba meclisi. Ayrıntılar inandırıcı olmalıdır; ünvanlar, formlar, toplantı dili ve tabelalar gerçeğe yakın kurulur ki saçmalık o zeminde görünsün. Sahte belgeselde dünyanın biçim kuralları (röportaj köşesi, alt yazılı isim kartı, gözlemsel kamera) baştan kurulur ve film boyunca korunur.
Tema ve dünya görüşü
Gücün, statünün ve gösterinin kendi mantığıyla gerçeği nasıl örttüğü. Hiciv bir kurumun ilan ettiği amaç ile fiilen yaptığı şey arasındaki farkı tartışır. Bazı hicivler düzeni düzeltilebilir bir sapma olarak görür, bazıları onun özüne saldırır; tutum seçilir, ama hedef ve tutum seyirciye okunur olmalıdır.

Türe özgü vuruşlar (genre beats)

Üç perdenin üstüne yerleşen, bu türe ait dönüm noktaları. Sıra hikâyenin akışıdır; sayfa konumu filmden filme değişir.

  1. Düzenin tanıtılması

    Hedefin dünyası olağan hâliyle gösterilir: kuralları, dili, hiyerarşisi. Sahte belgeselde bu genellikle bir röportajla ya da belgesel ekibinin gelişiyle açılır. Seyirci kuralları burada öğrenir ki sonra çiğnendiklerini fark edebilsin.

  2. Kameraya ilk beyan

    Başkarakter kendini ve işini kameraya ya da kamuya anlatır; iddialı, emin ve biraz fazla hazırlanmış. Bu beyan, filmin geri kalanında ölçülecek olan maskedir.

  3. İlk çelişki

    Beyanın hemen ardından gelen bir sahne onu yalanlar: kendini sevilen biri olarak anlatan müdürün toplantısında kimse gülmez. Kurgu sıçraması ya da tek bir kameraya bakış bu çelişkiyi sözsüz işaretler.

  4. Mantığın tırmanışı

    Karakter ya da kurum, hedefe ulaşmak için kendi kuralını bir basamak daha ileri götürür. Her basamak bir öncekinin doğal sonucu gibi görünür; seyirci saçmalığın nasıl adım adım normalleştiğini izler.

  5. Kamusal ve özel hâlin ayrılması

    Karakter kameradan kaçtığını sandığı bir anda yakalanır, ya da kameranın varlığını unutup gerçek yüzünü gösterir. Sahte belgeselin en güçlü vuruşudur: seyirci maskenin arkasını ilk kez görür.

  6. Kurguyu kontrol etme çabası

    Karakter kamera ekibini yönlendirmeye, bir sahneyi yeniden çekmeye, bir röportajı düzeltmeye çalışır. Bu çaba hem komik hem de anlatının kendisi hakkında bir yorumdur.

  7. Kamusal felaket

    Mantığın sonuna varıldığı ve düzenin kendini herkesin önünde rezil ettiği büyük olay: kongre, konser, açılış töreni, canlı yayın. Hedefin iddiası ile gerçeği aynı karede çarpışır.

  8. Düzenin kendini onarması

    Felaketten sonra sistem çoğu zaman hiçbir şey olmamış gibi kendini yeniler; başkarakter ya ders almaz ya da küçük bir insanlık anı yaşar. Hicvin hükmü, bu son durumun ne kadar değiştiğinde ya da değişmediğinde okunur.

Zorunlu sahneler (obligatory scenes)

İzleyicinin görmeden salonu tatminsiz terk edeceği sahneler. Kendi senaryonda hangilerinin bulunduğunu işaretle; işaretler yalnız bu tarayıcıda kalır.

Senaryonda 0 / 6 zorunlu sahne işaretli

Türün özel kuralları

Kural burada estetik bir yasa değil, izleyici beklentisinin adıdır. Bozulabilir; ama neyi bozduğunu bilerek.

  1. Hedef okunur olmalı

    Hicvin sözleşmesi teşhirdir. Seyirci neyin eleştirildiğini sezemediğinde kahkaha tutunacak bir zemin bulamaz ve film yalnızca garip görünür. Hedef bir kurum, bir ideoloji, bir davranış biçimi ya da bir medya alışkanlığı olabilir; ama filmin her sahnesi aynı hedefe dönük bir mantık taşımalıdır.

  2. Karakter kendi dünyasına inanmalı

    Hiciv karakteri seyirciye göz kırpmaz; yaptığı şeyin doğru ve önemli olduğuna gerçekten inanır. Karakter kendi saçmalığını bildiği anda hiciv parodiye ya da skeç gösterisine döner, çünkü teşhir edilen bir sistem değil bir oyunculuk olur.

  3. Mantık tutarlı biçimde büyütülür

    Hiciv gerçeği çarpıtmaz, onu kendi yönünde uzatır. Her abartı bir önceki adımın doğal sonucu gibi görünmelidir. Mantığı rastgele bir noktada kıran bir saçmalık seyirciyi tanıma hazzından koparır; çünkü artık tanıdık bir şeye değil, yazarın keyfine gülmektedir.

  4. Biçim kuralları bozulmadan tutulur

    Sahte belgesel, gerçek belgeselin dilini taklit ederek inandırıcılık kazanır. Kamera bir sahnede gözlemciyse ötekinde birden imkânsız bir açıdan ya da müzikli bir kurguyla çekim yaparsa seyirci sözleşmenin bozulduğunu hisseder. Kameranın nerede durabileceği, kimin onu taşıdığı ve neyi kaçırabileceği baştan belirlenir.

  5. Kameranın varlığı anlatının bir parçasıdır

    Sahte belgeselde karakterler çekildiklerini bilir; bu bilgi davranışlarını değiştirir. Kamera için performans, kameradan saklanma, ekiple konuşma ve kurguyu yönlendirme çabası hikâyenin malzemesidir. Kameranın varlığını yok sayan bir sahte belgesel, elde çekilmiş sıradan bir komediye dönüşür.

  6. Güçlüye yönelen hiciv rahatlatır, güçsüze yönelen yaralar

    Seyirci kahkahanın kime yöneldiğini sezer. Gücü elinde tutanın iddiasını delen hiciv seyirciye bir özgürlük hissi verir; zaten kenarda olanı alaya alan hiciv ise onu ikinci kez ezer. Hedefin güç ilişkisi içindeki yeri bir karar olarak yazılmalıdır.

  7. Gerçek kişiler ve yanıltma sınırı bilinçli çizilir

    Sahte belgesel gerçek kişilerle etkileşime girdiğinde ya da kurmaca bilgiyi gerçek gibi sunduğunda bir etik sorumluluk doğar: rıza, yanıltılan seyirci, gerçek kişiye verilen zarar. Seyirciye bir noktada kurmaca olduğunu sezdirmek ve gerçek kişileri ancak hesabını verebileceğin biçimde kullanmak türün kendi güvenilirliğini korur.

  8. İnsanlık anı hicvi derinleştirir

    Uzun soluklu hiciv yalnız teşhirle ayakta durmaz. Sistemin içinde sıkışmış karakterin kısa bir yalnızlık ya da utanç anı, seyircinin onu yalnızca bir hedef olarak görmesini engeller ve hicvin eleştirisini kişiden düzene taşır.

Konvansiyonlar (conventions)

Türün tanınır öğeleri: karakter tipleri, mekânlar, nesneler, motifler.

  • Röportaj köşesi: sabit kadraj, karakterin adını ve ünvanını veren alt yazı
  • Gözlemsel, elde tutulan kamera; odak arayan zoom ve geç kalan kadraj
  • Kameraya bakış: bir karakterin saçmalığa tanıklık ettiğini seyirciyle paylaştığı kısa sessiz an
  • Söylenen ile gösterileni çelişkiye düşüren kurgu sıçraması
  • Resmî dil, slogan, tören ve belge: kurumun kendini anlattığı yapay metinler
  • Sistemin sadık neferi ya da saf yabancı tipi başkarakter
  • Ciddiyetle verilen sahte istatistik, sahte arşiv görüntüsü, kurmaca haber bandı
  • Gerçek kişilere ya da kurumlara tanınır ama değiştirilmiş isimlerle yapılan gönderme

Sık düşülen hatalar

  • Hedefsiz alay

    Film her şeye ve herkese güler, ama hiçbir şeyin mantığını takip etmez. Seyirci ilk yarım saatte eğlenir, sonra filmin ne dediğini bulamadığı için ilgisini kaybeder.

  • Vaaz veren hiciv

    Bir karakter filmin mesajını açıkça söyler ya da hedef o kadar kaba çizilir ki teşhir edilecek bir şey kalmaz. Tanıma kahkahası yerini bir bildiriye bırakır.

  • Tutarsız kamera

    Sahte belgeselde kamera, anlatıya kolaylık sağlamak için kimsenin olmadığı yerlere girer. Seyirci biçimin bir hile olduğunu fark eder ve inandırıcılık çöker.

  • Güncelliğe fazla yaslanmak

    Hiciv bir haftalık bir gündem olayına ya da tek bir kişinin hatırlanabilir bir sözüne kurulur. Film çıktığında gönderme eskimiş olur; mekanizmayı hedef alan hiciv ise yıllar sonra da okunur.

  • Doğaçlama hissini dağınıklıkla karıştırmak

    Sahte belgeselin doğal görünen diyalogları yazılmamış sanılır ve sahneler amaçsız uzar. Doğaçlama hissi, sahnenin neyi yakalayacağı önceden belirlenmiş olduğunda işe yarar.

Kuralı bilerek bükmek

Türü tazeleyen hamleler: sözleşmenin kalbini koruyup biçimini değiştirmek.

  • Gerçek dünyaya karışan kurmaca karakter

    Kurmaca bir karakter gerçek insanlarla karşılaşır ve onların tepkileri hicvin malzemesi olur. Teşhir edilen artık kurgu değil, gerçek tepkilerdir; rıza ve etik sorusu türün içine taşınır.

  • Hicvin trajediye dönmesi

    Film, tırmanışın sonunda gülünç mantığın gerçek bir felakete yol açtığını gösterir. Seyirci güldüğü şeyin bedelini görür ve son sahneyi aynı mesafeden izleyemez.

  • Kurgunun kendisini hedef almak

    Belgesel ekibi, yapımcılar ya da kurgucu hikâyenin karakteri olur; film kimin neyi gösterdiğini ve neyi kestiğini sorgular. Hiciv belgeselin kendi iddiasına yönelir.

  • Ciddi tür kalıbında hiciv

    Hiciv bir savaş filmi, bir felaket filmi ya da bir gerilim kalıbının içine yerleştirilir. Tür sözleşmesinin ciddiyeti korunur ve saçmalık o ciddiyetin içinden yükselir.

İncelenecek örnekler

  • Dr. Strangelove (1964)

    Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb · Stanley Kubrick

    Aklını kaçırmış bir generalin başlattığı nükleer saldırıyı durdurmaya çalışan savaş odası; askerî ve siyasi mantığın ciddiyetle sonuna kadar götürülmesinden doğan hiciv.

  • Kibar Feyzo (1978)

    Atıf Yılmaz

    Sevdiği kızla evlenmek için başlık parası biriktiren bir köylünün ağaya karşı mücadelesi; ağalık düzenini ve köylünün sömürülmesini güldürü yoluyla teşhir eder.

  • Network (1976)

    Sidney Lumet

    Yayında çöken bir haber sunucusunun öfkesinin reyting malzemesine dönüştürülmesi; televizyonun her şeyi gösteriye çevirme mantığını uç noktaya taşır.

  • This Is Spinal Tap (1984)

    Rob Reiner

    Bir İngiliz heavy metal grubunun turnesini izleyen sahte belgesel; röportaj, konser ve sahne arkası biçimiyle rock dünyasının kibrini taşlar.

  • The Office (2001)

    Ricky Gervais, Stephen Merchant

    Bir kâğıt şirketinin şubesini izleyen sahte belgesel dizi; kendini sevilen ve komik sanan müdürün kameraya oynaması ile kameranın yakaladığı utanç arasındaki fark türün temel aracını kurar.

  • What We Do in the Shadows (2014)

    Jemaine Clement, Taika Waititi

    Aynı evi paylaşan vampirleri izleyen bir belgesel ekibi; korku türünün kalıplarını ev arkadaşlığı sıradanlığıyla birleştirerek sahte belgesel biçimini başka bir türe taşır.

Yazım alıştırmaları

  1. 1Hedefini tek cümleyle yaz: «Bu film … iddia ettiği hâlde aslında … yapan … hakkında.» Sonra bu iki yarıyı çelişkiye düşüren iki ardışık sahne tasarla: biri beyan, öteki eylem.
  2. 2Başkarakter için bir buçuk sayfalık bir röportaj yaz. Karakter kendini olabildiğince olumlu anlatsın; ama kullandığı tek bir sözcük ya da verdiği tek bir örnek onu ele versin.
  3. 3Hedefin bir kuralını al ve onu beş basamakta uç noktaya taşıyan bir merdiven çiz. Her basamağın bir öncekinin doğal sonucu olup olmadığını kontrol et.
  4. 4Sahte belgeselin kamera kurallarını yaz: kamerayı kim taşıyor, nerelere girebiliyor, neyi kaçırıyor? Sonra bu kurallara uyarak, karakterin saklamak istediği bir şeyin yakalandığı bir sahne yaz.
  5. 5Kamusal felaket sahnesinden sonra gelen yarım sayfalık bir kapanış röportajı yaz. Karakter olanları yorumlasın; seyirci onun değişip değişmediğine kendisi karar versin.

Hibrit eşleşmeler

Bu tür yardımcı ya da ana tür olarak hangi türlerle iyi birleşir.