İçeriğe geç

Ders 94.1

Uyarlama nedir?

Senaryo Akademisi — Bölüm VIII, Modül 94

3.322 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Uyarlama, var olan bir eserden yola çıkıp yeni bir eser kurmaktır; yeni eser kaynağına borçludur.
  • Uyarlama mecra değiştirerek de, aynı mecrada yeniden yorumlayarak da yapılır. Romandan film en bilinen yoldur, tek yol değildir.
  • Doğrudan uyarlama olayları ve sırayı korur; her cümleyi taşımaz.
  • Serbest uyarlama çekirdeği korur, zamanı, mekânı ya da kişileri değiştirir.
  • Esinlenme kaynaktan yalnız bir imge ya da fikir alır; kaynağın olaylarını izlemez.
  • Yeniden çevrimin kaynağı eski bir filmdir; yeniden başlatma yorulmuş bir seriyi baştan kurar.
  • Devam hikâyesi kaynağın bittiği yerden yürür.
  • Kategoriyi filmin adı değil, yeni eserin hangi kaynağa baktığı belirler.
  • Gerçek olaydan kurmaca da bir uyarlama yoludur; orada kaynak yaşanmış olaydır.
  • YAĞHANE için seçim doğrudan ile serbest arasında; Raşit'e ne olduğu iki sürümde de açık.

Açılış sahnesi

Burcu masaya kalın bir roman bırakıyor. Kapakta taş bir değirmenin soluk fotoğrafı var. Adı Yağhane. Sayfaların arası renkli kâğıt şeritlerle dolu. Sarı şeritler hasat sonlarını, maviler mektupların başını gösteriyor.

"Bir yapımcı aradı," diyor. "Bu romanı sinemaya uyarlamamı istiyor."

Emre kitabı alıp ilk sayfayı açıyor. Roman bir mektupla başlıyor. Yaşlı bir kadın, kentte yaşayan torununa yazıyor. Emre birkaç sayfa çeviriyor. Yine mektup. Sonra uzun bir hasat betimi. Sonra yine mektup.

Selim arka kapağı okuyor. Bir Ege köyü, eski bir zeytinyağı değirmeni, bir hasat sonu gecesi kaybolan bir ağabey. "Bu köyde kaç kişi yaşıyor?"

"Saymadım," diyor Burcu. "Kalabalık. İki kez okudum, şeritleri ikinci okumada koydum."

"Yapımcı tam olarak ne dedi?"

Burcu telefonunu açıp mesajı buluyor. "Romanı film yapalım, diyor. O kadar."

Nermin Hanım kitabın sırtını parmağıyla yokluyor. Romanı film yapmanın birçok yolu var. Bazı filmler romanı neredeyse sayfa sayfa izler. Bazıları yalnız tek bir sahnesini alır, gerisini baştan kurar. Bazıları da romanı hiç açmadan, daha önce çekilmiş bir filme bakar. Yapımcı bunların hangisini istiyor?

Burcu mesajı bir kez daha kaydırıyor. O soruyu cevaplayan bir satır yok.

Uyarlamaya başlamadan önce yeni filmin kaynak eserden ne kadar uzakta duracağını seçmek gerekir.

Bu derste ne olacak

Burcu'nun getirdiği romanı birkaç farklı yoldan filme taşımayı deneyeceğiz. Emre romanı yakından izleyen bir sürüm önerecek. Burcu romanın çerçevesini değiştiren bir sürüm kuracak. Selim romandan yalnız tek bir imge alıp bambaşka bir hikâye anlatacak. Sonra konuyu öbür yönden açacağız. Daha önce çekilmiş bir filmi yeniden çekmek ne demek? Yorulmuş bir film dizisini sıfırdan başlatmak? Bitmiş bir hikâyeye devam yazmak? Her sürümde romanın okurunun neyi tanıyacağını, neyi kaybedeceğini tartacağız. Seçimi yapan yine Burcu olacak. Filmler Mumbai'nin yeraltı dünyasından, Provence'ta susuz kalan bir köyden, Alaska'dan, Gotham'dan ve dağlarda terk edilmiş bir otelden gelecek.

Sıfır noktası

Uyarlama sözcüğü gündelik dilde geniş kullanılır. Bir romanın filmine de uyarlama denir, bir şarkının yeni düzenlemesine de. Senaryo yazarı için anlamı daha dar ve daha kullanışlı.

Yola çıkılan esere kaynak eser denir. YAĞHANE'de kaynak eser Ferhunde Hanım'ın romanı. Ferhunde Hanım yıllar önce ölmüş, romanın hakları ailesinde. Burcu'nun yazacağı senaryo ise yeni eserin ilk adımı. İkisi arasında alınan her karar uyarlamanın kendisi.

Uyarlamanın en bilinen yolu mecra değiştirmek. Romandan film, oyundan dizi, çizgi romandan animasyon çıkar. YAĞHANE de bu yolda duruyor. Mektuplardan kurulmuş bir roman, perdede görülecek ve duyulacak bir hikâyeye dönüşecek. Romanda Nüzhet'in iç düşünceleri sayfalarca sürüyor. Kamera bir düşünceyi doğrudan çekemez.

Uyarlama mecra değiştirmeden de olur. Bir oyun yeni bir sahnelemede başka bir döneme taşınır. Bir roman, başka bir yazarın elinde, yan karakterin gözünden yeniden yazılır. Selim bunu YAĞHANE'yle soruyor. Biri romanı Raşit'in ağzından yeni bir roman olarak yazsa, o da uyarlama sayılır mı? Nermin Hanım sayılır diyor. Mecra aynı kalıyor, yorum yenileniyor.

Bir yol daha var: gerçek bir olaydan kurmaca üretmek. O zaman kaynak bir kitap değil, yaşanmış bir olaydır. Emre bunu merak ediyor. Raşit diye biri gerçekten yaşamış mı? Burcu kitabın ilk sayfalarına bakıyor. Romanın gerçek bir olaya dayandığını söyleyen bir not yok. Atölye romanı bir roman olarak okuyacak. Raşit'in kayboluşu da bir yazarın kurduğu olay olarak kalacak.

Bu ayrımlar masa başında soyut görünebilir. Burcu için hemen somut bir sonuç doğuruyorlar. Yapımcı "romanın filmi" diyor. Emre bunu mektupların sesli okunduğu bir film diye anlıyor. Selim tebeşirin tek başına taşıdığı bir film diye. Romanın haklarını elinde tutan aile belki de başka bir şey bekliyor. Aynı sözcük herkesin kafasında başka bir film kuruyor.

Burcu'nun önündeki asıl soru bu yüzden bir mesafe sorusu. Film romana ne kadar yakın duracak? Bu soruya verilen cevaplara birer ad koymak, atölyenin ilk işi oluyor.

Mekanizma

Romanı izleyen sürüm

Emre ilk sürümü öneriyor. Romanın sırası korunsun. Romanın her bölümü başka bir yılın hasat sonuyla açılıyor; film de öyle açılsın. Nüzhet'in mektupları dış sesle okunsun.

Emre ilk hasat sonunu sayfaya geçiriyor. Zeytin çuvalları yağhanenin önüne diziliyor. Zekai değirmen taşının başında. Taş dönmeye başlıyor, Nüzhet'in sesi üstüne geliyor. Selim süreyi soruyor. Romandaki her hasat sonu bu uzunlukta çekilirse film dört saati bulur. Emre hasat sonlarının bir kısmını atmak zorunda kalıyor. Kalabalık köyden de birkaç kişi eksiliyor.

Doğrudan uyarlama da her cümleyi taşımaz. Yakınlık tek tek cümlelerde değil, olayların ve sıranın korunmasında aranır. Emre'nin sürümünde Raşit yine bir hasat sonu gecesi yağhaneden çıkıp dönmüyor. Nüzhet yine her yıl taşa tebeşirle onun adını yazıyor. Film romanın sırasıyla yürüyor.

Çerçeveyi değiştiren sürüm

Burcu başka bir yerden başlıyor. Romanın son mektubu yağhanenin satılıp yıkılacağını haber veriyor. Burcu filmi o son haftaya kuruyor. Yağhane boşaltılıyor. Nüzhet hâlâ köyde. Genç kızlığı yalnız gerektiğinde, kısa geri dönüşlerle geliyor.

Burcu'nun sürümünde kaynağın bazı unsurları dönüşüyor. Mektuplar filmin omurgası olmaktan çıkıyor. Kalabalık köy kadrosu birkaç kişiye iniyor. Mükerrem kalıyor, İhsan'ın uzun yan öyküsü şimdilik kenarda bekliyor. Ama Raşit'in kayboluşu, köyün suskunluğu ve taştaki tebeşir yerinde duruyor.

Emre itiraz ediyor. Romanı sevenler mektupları arayacak. Burcu hemen cevap vermiyor. Kenara kısa bir satır düşüyor: bu değişiklik bir gerekçe isteyecek.

Tek bir imge

Selim kitabın ortasından tek bir sayfa açıyor. Tebeşir sahnesi. Nüzhet her hasat sonu ağabeyinin adını yağhanenin taşına yazıyor. İlk yağmur onu siliyor.

"Bence film bu," diyor Selim. "Gerisi roman."

Selim'in önerisinde köy de, yağhane de yok. Kentte yıkılmayı bekleyen eski bir fabrika var. Bir kadın her yıl aynı gün fabrikanın duvarına bir ad yazıyor.

Nermin Hanım öneriyi beğeniyor. Ama yapımcının istediği şey bu değil. Yapımcı YAĞHANE'nin filmini istiyor. Selim'in sürümü başka bir film olur. Romanı okuyan biri o filmde Nüzhet'i bulamaz. Esinlenme bu yüzden mesafenin en uzak ucunda duruyor. Kaynağa borç küçülüyor, ama sıfıra inmiyor. Fabrikanın duvarındaki ad hâlâ yağhanenin taşından geliyor.

Daha önce çekilmiş olsaydı

Emre başka bir şey soruyor. YAĞHANE daha önce filme çekildi mi? Burcu bunu yapımcıya sormuş. Çekilmemiş. Burcu'nun filmi romanın ilk filmi olacak.

Nermin Hanım soruyu ileriye taşıyor. Diyelim Burcu'nun filmi çekildi. Yıllar sonra başka bir yazar YAĞHANE'yi yeniden ele alıyor. Önünde iki kaynak var: Burcu'nun filmi ve Ferhunde Hanım'ın romanı. Burcu'nun son haftasını ve geri dönüşlerini alırsa bir yeniden çevrim yazıyor. Romana dönüp mektupları baştan okursa yeni bir uyarlama yazıyor. İki film aynı adı taşıyabilir. Baktıkları kaynak ise farklı.

Yorulmuş bir seri

Selim soruyu bir adım öteye itiyor. YAĞHANE bir film serisi olsaydı ne olurdu?

Emre bir senaryo uyduruyor. Burcu'nun filmi tutuyor, ardından iki film daha geliyor. Üçüncüsünde köy artık tanınmaz olmuş, Nüzhet başka bir kadına dönmüş. Yıllar sonra yeni bir ekip hepsini siliyor ve ilk hasat sonundan başlıyor. Nermin Hanım gülüyor. YAĞHANE bugün bu soruya aday değil. Yeniden başlatmanın konusu tek bir roman olmaz. Konusu yorulmuş bir film serisidir. Yine de terim işe yarıyor. Neyin bu masanın işi olmadığını gösteriyor.

Raşit'in filmi

Burcu son olarak yapımcının telefonda yarı şaka sorduğu bir şeyi aktarıyor. Film tutarsa ikincisi Raşit'in nereye gittiğini anlatabilir mi?

Masada kısa bir sessizlik oluyor. Emre çakıyı hatırlatıyor. Romanın sonunda, yıkımdan önce, taşın altından Raşit'in çakısı çıkıyor. Bir devam hikâyesi bu çakıyı bir ipucuna çevirir. Sonra da Raşit'e ne olduğunu söylemek zorunda kalır. Roman ise bunu bilerek açık bırakıyor.

Nermin Hanım bir kural koyuyor. Devam hikâyesi kaynağın açık bıraktığı soruyu cevaplarsa, kaynağı da geriye doğru değiştirir. Atölye Raşit'e ne olduğunu bu filmde de, olası bir sonrakinde de bağlamayacak.

YAĞHANE hangisine aday?

Günün sonunda masada üç sürüm kalıyor. Emre'ninki doğrudan, Burcu'nunki serbest, Selim'inki bir esinlenme. Yeniden çevrim, yeniden başlatma ve devam hikâyesi şimdilik masanın dışında. Yapımcı romanın filmini istediği için esinlenme de zayıf bir aday. Seçim doğrudan ile serbest arasında daralıyor. Burcu henüz karar vermiyor. İki sürümü de deneme olarak dosyasında tutuyor. Tebeşir sahnesi her iki sürümde yerini koruyor. Raşit'e ne olduğu sorusu da açık kalıyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Yapımcının cümlesini bir mesafeye çevir. "Romanı film yapalım" bir iş tarifi değil. Doğrudan mı, serbest mi, esinlenme mi? İlk toplantıda bunu sor. Cevap bütün yazım takvimini değiştirir.

Kaynağı dosyanın ilk satırına yaz. Yeni film neye bakarak yazılıyor: romana mı, eski bir filme mi, yaşanmış bir olaya mı? Manon des Sources gibi zincirlerde kaynak birden fazlaysa hangisinin baskın olduğunu seç.

Mesafeyi jenerik satırıyla sına. Filmin başında "romanından" mı yazacak, "esinlenerek" mi? O satırı yazamıyorsan henüz bir mesafe seçmemişsin demektir.

Doğrudan uyarlamada da kesinti listesi tut. Emre'nin sürümü bile hasat sonlarının bir kısmını attı. Neyi neden çıkardığını yaz. Romanı seven ilk okur bunu soracak. Listede gerekçesi olmayan bir kesinti varsa, belki o sahne dönmeyi hak ediyor.

Serbest uyarlamada önce değişmeyeni yaz. Burcu'nun sürümü Raşit'in kayboluşunu, köyün suskunluğunu ve tebeşiri korudu. Neyin dokunulmaz olduğunu bilmeden değiştirmeye başlama.

Dünyayı taşırken her unsura karşılık bul. Maqbool cadıları yıldız falı bakan iki polise çevirdi. Kaynak dünyanın kuralı yeni dünyada bir karşılık bulamıyorsa, taşıma işlemez.

Esinlenmede borcu bil. Selim'in fabrikası tebeşir imgesine borçlu. Borcu bilen yazar imgenin neden işlediğini de bilir. İmgeyi yeni dünyaya o bilgiyle yerleştirir.

Yeniden çevrimde eski filmin sormadığı soruyu ara. Uykusuz eski hikâyeye bir iç soruşturma ekledi. Ekleme, tek bir kurşunun anlamını değiştirdi. Yalnız mekânı değiştiren bir yeniden çevrim, eski filmin gölgesinde kalır.

Yeniden başlatmada çekirdeğe bir neden koy. Batman Begins operadan erken çıkışı bir çocuğun korkusuna bağladı. Baştan anlatıyorsan, eski anlatımın atladığı nedeni bul.

Devam hikâyesinde kaynağın açık sorusunu koru. Raşit'in çakısı bir ipucuna dönerse roman geriye doğru değişir. Devam, kaynağın bıraktığı boşluğu doldurmak zorunda değil. Başka bir boşluğa yürüyebilir.

Gerçek olayla roman arasına çizgi çek. Emre "Raşit gerçek mi?" diye sordu. Kaynağın kurmaca olduğunu baştan bilmek, filmin tanıtım cümlelerini de belirler.

Kaynağı önce seyirci gibi oku. Burcu romanı iki kez okudu, şeritleri ikinci okumada koydu. İlk okumada not alma. O okuma, filmin seyircisinin yaşayacağı şeye en yakın okumadır. Neyin aklında kaldığını sonradan yaz.

Mecra değişince süre de değişir. Bir roman haftalarca, parça parça okunur. Film tek oturuşta izlenir. Emre'nin dört saatlik hesabı bu farkın ilk ölçümüydü. Mesafeyi seçerken süreyi de hesaba kat.

Yapımcıya iki kısa özet götür. "Romanın filmi" sözü herkese başka bir film düşündürür. Bir doğrudan, bir de serbest özet hazırla. Yapımcının hangisine uzandığı, söylemediği beklentiyi ortaya çıkarır.

Mesafe sahneden sahneye değişebilir. Kategori bütün filme verilen bir ad. Pratikte yazar her unsur için ayrı karar verir. Burcu'nun serbest sürümünde bile tebeşir sahnesi romandaki gibi duruyor. Hangi unsurda yakın, hangisinde uzak durduğunu ayrı ayrı işaretle.

Hak sahiplerini okur olarak düşün. Hakları ailede duran bir romanda aile, senaryonun ilk okurlarından biri olabilir. Seçtiğin mesafe onlara da bir şey söyler. Gerekçeni onların anlayacağı dille yaz.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Uyarlama, romanı filme çevirmektir."
Doğrusu

Mecra değiştirmek yollardan yalnız biri. Bir oyunun yeni sahnelenişi ya da bir romanın yan karakterin gözünden yeniden yazılması da uyarlamadır.

Yaygın yanlış"Doğrudan uyarlama her sahneyi taşır."
Doğrusu

Romanın bütün sayfaları bir filme sığmaz. Emre'nin sürümü bile hasat sonlarının bir kısmını attı. Yakınlık olaylarda ve sırada aranır.

Yaygın yanlış"Serbest uyarlama kaynağa saygısızlıktır."
Doğrusu

Maqbool oyunun sarayını değiştirdi, kehanetini korudu. Serbestlik bir seçimdir. Gerekçesi yazılınca savunulabilir hâle gelir.

Yaygın yanlış"Esinlenme de uyarlamanın başka bir adı."
Doğrusu

Esinlenme kaynağın olaylarını izlemez. Selim'in fabrika sürümü iyi bir film olabilir, ama YAĞHANE'nin filmi olmaz. Romanı okuyan seyirci orada Nüzhet'i aramaz bile.

Yaygın yanlış"Bir romanın ikinci filmi her zaman yeniden çevrimdir."
Doğrusu

Yeni ekip romana dönerse yeni bir uyarlama yapar. Yeniden çevrimin kaynağı eski filmdir. Manon des Sources bu çizginin ne kadar ince olabildiğini gösteriyor.

Yaygın yanlış"Yeniden başlatma ile yeniden çevrim aynı iştir."
Doğrusu

Yeniden çevrim tek bir filmi yeniden çeker. Yeniden başlatma bir seriyi önceki olaylarını yok sayarak baştan kurar.

Yaygın yanlış"Devam hikâyesi kaynağın açık sorularını kapatmak için yazılır."
Doğrusu

Devam yeni bir yola da sapabilir. Doctor Sleep otelin sırrına değil, Dan'in yetişkinliğine yürüdü.

Yaygın yanlış"Gerçek olaydan yazılan film uyarlama sayılmaz."
Doğrusu

Kaynak bir kitap değil, yaşanmış bir olaydır. Ama yazar yine seçer, sıkıştırır, değiştirir. Mesafe sorusu orada da sorulur.

Yaygın yanlış"Ünlü bir kaynak doğrudan uyarlanmak zorundadır."
Doğrusu

Kaynağın ünü beklentiyi artırır, mesafeyi belirlemez. Maqbool en çok sahnelenen oyunlardan birinden serbestçe yola çıktı ve kendi seyircisini buldu.

Yaygın yanlış"Kaynağı sadece bir kez okumak yeter."
Doğrusu

İlk okuma seyircinin yaşayacağı şeyi gösterir, ikinci okuma yapıyı. Burcu şeritlerini ikinci okumada koydu. Mesafeyi seçmek için ikisine de ihtiyaç var.

Yaygın yanlış"Mesafe yalnız tanıtımın işidir."
Doğrusu

Seçilen mesafe yazarın her kesintide neye bakacağını belirler. Burcu'nun iki sürümü, aynı romandan ayrı sahne listeleri çıkarıyor.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Uyarlama, var olan bir eserden yola çıkıp yeni bir eser kurmaktır; yeni eser kaynağına borçludur.
  • Uyarlama mecra değiştirerek de, aynı mecrada yeniden yorumlayarak da yapılır. Romandan film en bilinen yoldur, tek yol değildir.
  • Doğrudan uyarlama olayları ve sırayı korur; her cümleyi taşımaz.
  • Serbest uyarlama çekirdeği korur, zamanı, mekânı ya da kişileri değiştirir.
  • Esinlenme kaynaktan yalnız bir imge ya da fikir alır; kaynağın olaylarını izlemez.
  • Yeniden çevrimin kaynağı eski bir filmdir; yeniden başlatma yorulmuş bir seriyi baştan kurar.
  • Devam hikâyesi kaynağın bittiği yerden yürür.
  • Kategoriyi filmin adı değil, yeni eserin hangi kaynağa baktığı belirler.
  • Gerçek olaydan kurmaca da bir uyarlama yoludur; orada kaynak yaşanmış olaydır.
  • YAĞHANE için seçim doğrudan ile serbest arasında; Raşit'e ne olduğu iki sürümde de açık.

Sonraki derse köprü

Burcu iki sürümü de dosyasına koyuyor. Emre'nin itirazı ise masada kalıyor: romanı sevenler filmde neyi arayacak? Sonraki ders sadakat tartışmasını açıyor. Bir uyarlama kaynağının olaylarına mı bağlı kalır, okurun romanda yaşadığı deneyime mi? Emre'nin mektupları ile Burcu'nun son haftası bu soruya iki ayrı cevap veriyor. Tebeşir sahnesi ise sorunun tam ortasında duruyor. Romanı okumuş biri o sahneyi bekleyerek salona girer. Her yıl yazılan adı ve onu silen yağmuru tanır. Romanı hiç okumamış biri için aynı sahne neyi taşımalı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masaya bırakılan kalın bir roman; sayfaların arasından taşan renkli kâğıt şeritler.
  • Uyarlama — kitabın sayfalarından yükselen harfler bir film karesinin içine akar.
  • Doğrudan uyarlama — yağhanenin önüne dizilen zeytin çuvalları; dönmeye başlayan değirmen taşı.
  • Serbest uyarlama — boşaltılan bir yağhane; duvara yaslanmış eski aletler.
  • Esinlenme — kentte eski bir fabrika duvarı; tebeşirle yazılmış tek bir ad.
  • Yeniden çevrim — yan yana iki film şeridi; aynı sahnenin iki ayrı ışıkla çekilmiş hâli.
  • Yeniden başlatma — bir sayacın sıfıra dönmesi; boş bir hasat alanı.
  • Devam hikâyesi — taşın altından çıkan küçük bir çakı; üstüne düşen ilk yağmur damlası.
  • Kapanış — yağmurun yavaş yavaş sildiği bir tebeşir yazısı.

Ritim

Ders bir değirmen taşının ağır dönüşüyle açılıyor. Mekanizma boyunca taşın sesi her sürümde biraz değişiyor: yakın, uzak, sonra hiç. Film bölümünde ses kesilip yeniden başlıyor. Kapanışta çatıya vuran yağmur duyuluyor ve taşın sesi geri gelmiyor.