On dokuzuncu yüzyılın sonunda Paris ve Viyana’da açıklanamayan felçler, nöbetler ve körlükler bir kuramın doğduğu yer oldu. Charcot, Janet, Breuer ve Freud aynı hastalara farklı açıklamalar getirdi; «konversiyon» kavramı bu tartışmadan çıktı ve bugünkü işlevsel nörolojik bozukluk tanısına uzun bir yol yürüdü. Bu modül o yolu belgeleriyle izler.
Tarih. Histeriden biyopsikososyal modele. Her evre kendi belgesiyle anlatılır; o evrenin hangi iddiasının sonradan sınandığı ve hangisinin sınavı geçemediği ayrıca söylenir.
Bu modülün sonunda
- Histeri kavramının tarih içindeki değişen anlamlarını ve cinsiyetle kurduğu bağı açıklar.
- Charcot, Janet ve Freud’un aynı belirtilere getirdiği açıklamaları karşılaştırır.
- Konversiyon kavramının bugünkü tanı dilinde neden bırakıldığını söyler.
- Bu dönemin vaka anlatılarını kanıt olarak değil tarihsel kayıt olarak okur.
Dersler
- M07-D01Histeri: bir adın tarihiProgramda
Histeri adının rahimle ilgili antik açıklamadan on dokuzuncu yüzyıl kliniğine kadar taşıdığı anlamları ve kadınlara yönelik önyargıyı izler.
- M07-D02Charcot ve SalpêtrièreProgramda
Charcot’nun histeriyi nörolojik bir hastalık olarak sınıflama çabasını ve hastalarının gösterilerine yöneltilen telkin eleştirisini anlatır.
- M07-D03Janet ve çözülmeProgramda
Janet’in belirtileri bilincin bölünmesiyle açıklayan çözülme kavramını ve bugünkü disosiyasyon tartışmalarına bıraktığı mirası açıklar.
- M07-D04Breuer, Freud ve konversiyonProgramda
Histeri Üzerine Çalışmalar’da ileri sürülen, bastırılmış bir anının bedensel belirtiye dönüştüğü fikrini ve vaka anlatılarının sonraki yeniden okumalarını aktarır.
- M07-D05Savaş nevrozuProgramda
Birinci Dünya Savaşı’nda askerlerde görülen titreme, dilsizlik ve felçlerin tıbbın açıklanamayan belirtiye bakışını nasıl değiştirdiğini anlatır.
- M07-D06Histeri tanılardan çıkıyorProgramda
Histeri adının tanı sınıflamalarından çıkarılmasını ve yerine gelen konversiyon ve somatizasyon kavramlarının neden de tartışmalı kaldığını izler.
- M07-D07Bu tarihten ne kaldıProgramda
Bu dönemden bugüne geçen iki fikri, belirtinin gerçekliğini ve beyin ile bedenin bağını, sınanmamış kalan çözümlemelerden ayırır.