0.3 · Seviye 0 · Kapı
Bir görüşmeye kulak misafiri
Nehir'in ilk pratik görüşmesinin işaretli transkriptinde üç güçlü ve üç zayıf anı bulur
Koçluk Akademisi — M00, Koçluğun Kapısında · 1.709 kelime · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Üç hafta sonra, bir cumartesi öğleden sonrası. Nehir ilk kez bir koçluk görüşmesi yapıyor. Karşısında Tuba var: Nehir'in birlikte okuma yaptığı küçük bir çalışma grubundan, Buca'da yaşayan bir eczane teknisyeni. Tuba bu görüşme için gerçek ama hafif bir konu getirmeyi kabul etti. Görüşme yirmi dakika sürecek ve Tuba'nın onayıyla kaydedilecek. Kaydı sonra Feride Hanım dinleyecek, notlarını yazacak ve kayıt silinecek.
Aşağıda görüşmenin ilk altı repliği var. Satırlar numaralı, çünkü bu derste onlara numarayla döneceğiz.
Nehir (1): Hoş geldin. Yirmi dakikamız var. Bugün ne üzerine konuşmak istersin?
Tuba (2): Sabahları koşmaya başlamak istiyorum. Üç kere başladım, üçünde de bıraktım.
Nehir (3): Üç kere! Peki neden bırakıyorsun?
Tuba (4): Bilmem. Tembellik herhalde.
Nehir (5): Tembellik diyorsun.
Tuba (6): Yani, akşam geç yatıyorum, sabah kalkamıyorum.
Görüşmeyi yaşarken Nehir iyi gittiğini düşünüyordu. Tuba konuşuyordu, Nehir soru soruyordu, kimse susmuyordu. Kaydı dinleyen Feride Hanım ise bu altı satırda bile iki ayrı yöne giden anlar duydu. Bu ders bir görüşmeyi dışarıdan, satır satır dinlemeyi öğretiyor: güçlü anı zayıf andan ayırmayı ve bunu bir izlenimle değil, söylenen cümleyle göstermeyi.
Kavram
Bir görüşmenin içindeyken ne olduğunu iyi göremezsin. Dikkatin bir sonraki soruda, karşındakinin yüzünde, kalan dakikalardadır. Kayıt ve döküm bu yüzden koçluk eğitiminin temel aracıdır: konuşma bittikten sonra, sakin bir anda, her cümleye yeniden bakabilirsin.
Döküm okurken sorulan soru "görüşme iyi miydi?" değildir. Soru, her repliğin konuşmayı nereye götürdüğüdür. Bunun için bir şeyi yorumlamak yerine gözlemlemek gerekir.
Görüşmenin devamı aşağıda. Feride Hanım'ın notlarını okumadan önce, her satırın konuşmayı Tuba'nın konusunda mı tuttuğunu yoksa Nehir'e mi kaydırdığını kendin işaretlemeyi dene.
Nehir (7): Telefonu yatak odasından çıkarmayı denedin mi? Bende çok işe yaradı.
Tuba (8): Denemedim. Olabilir.
Nehir (9): Az önce "olabilir" dedin, ama sesin pek ikna olmuş gibi değildi.
Tuba (10): Doğru. Aslında sorun sabah değil galiba. Koşmayı sevmiyorum. Doktor yürüyüş yap dedi, ben koşu diye anladım.
Nehir (11): Sevmediğin bir şeye üç kere başlamışsın. Bunu nasıl yapabildin?
Tuba (12): Bilmiyorum. Herhalde sağlığım için yapmam gerektiğini düşündüğümden.
Nehir (13): Peki bu hafta ne yapmak istersin, yürüyüş mü, koşu mu, yoksa hiçbiri mi? Bence yürüyüşle başla.
Feride Hanım'ın notları altı ana dokunuyor. Üçü güçlü. Birinci satırda Nehir süreyi söylüyor ve konuyu Tuba'ya bırakıyor; gündem baştan Tuba'nın. Dokuzuncu satırda Nehir, yedinci satırdaki tavsiyesinin karşılıksız kaldığını fark ediyor ve bir gözlem paylaşıyor: söylenen kelime ile ses arasındaki farkı. Görüşmenin yönünü değiştiren an bu. On birinci satırda Nehir Tuba'nın "başarısızlık" diye anlattığı şeye merakla bakıyor: üç kez başlamak bir kaynak olabilir. Üçü zayıf. Üçüncü satırdaki "üç kere!" ünlemi bir yargı gibi duyuluyor ve ardından gelen "neden" sorusu Tuba'yı kendini savunmaya itiyor; cevabı da buna uygun: "tembellik." Yedinci satır soru biçiminde bir tavsiye ve Nehir'in kendi deneyimine dayanıyor. On üçüncü satırda Nehir seçenekleri sıralıyor, ama son cümlede kendi tercihini söylüyor ve seçimi Tuba'nın elinden alıyor.
Perde arkası
Koçluk görüşmelerini cümle düzeyinde değerlendirmenin en yaygın çerçevesi, Uluslararası Koçluk Federasyonu'nun kimlik belgesi için yaptığı kayıtlı görüşme değerlendirmesidir. Değerlendiriciler kaydı dinler ve her yetkinlik için belirli davranışların duyulup duyulmadığına bakar.
Döküm okumanın neden gerekli olduğuna dair en açık bulgu koçluk eğitiminden değil, motivasyonel görüşme eğitiminden geliyor. William Miller ve arkadaşları, 140 bağımlılık alanı uzmanını beş eğitim koşuluna rastgele ayırdılar: yalnız atölye, atölye ve kayıt üzerinden geri bildirim, atölye ve bireysel koçluk, üçü birden ya da bekleme listesi. Katılımcıların ses kaydına alınmış pratik görüşmeleri eğitimden önce ve sonra, bir yıl boyunca aralıklarla incelendi. Bulguların en çarpıcısı şuydu: uzmanların kendi becerileri hakkındaki değerlendirmeleri, kayıtta gözlenen becerileriyle ilişkisizdi.
Bu bulgu Nehir'in deneyimini açıklıyor. Görüşmenin içinde "iyi gidiyor" hissi gerçekti, ama neyin iyi gittiğini söylemiyordu. Kayıt, hissin yerine cümleyi koyuyor.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"İyi bir görüşmeyi zaten hissedersin; kayda gerek yok."
His, görüşmenin akıcı geçtiğini söyler, akıcılık ise danışanın kendi yerine vardığı anlamına gelmez. Tuba sürekli konuşuyordu ve Nehir bunu iyi bir işaret saydı; kayıtta Tuba'nın ilk yarıda Nehir'in sorularına cevap yetiştirdiği duyuluyor. Kendi becerisini değerlendiren uzmanların yanıldığı bulgu tam olarak bu yüzden önemli.
Yaygın yanlış"Döküm okumak, koçun hatalarını saymaktır."
Feride Hanım'ın notlarının yarısı güçlü anlar. Güçlü anı bulmak zayıf anı bulmak kadar öğreticidir, çünkü tekrar edilecek davranışı adlandırır. Yalnız hata arayan bir okuma koçu her cümlesinde tereddüt eden birine çevirir; bu da görüşmedeki varlığı bozar.
İki sürüm
Yedinci satır, görüşmenin en öğretici anı. Tuba sorunu "akşam geç yatıyorum" diye tarif etmiş. Aynı an iki biçimde.
Zayıf sürüm
Tuba: Yani, akşam geç yatıyorum, sabah kalkamıyorum.
Nehir: Telefonu yatak odasından çıkarmayı denedin mi? Bende çok işe yaradı.
Tuba: Denemedim. Olabilir.
Güçlü sürüm
Tuba: Yani, akşam geç yatıyorum, sabah kalkamıyorum.
Nehir: Akşam geç yatmak ve sabah kalkamamak. Bunları anlatırken neyi fark ediyorsun?
Tuba: Aslında koşu saatini düşününce içim daralıyor. Sabah kalkamamak bir bahane gibi.
Nehir: Bahane gibi. Neyin bahanesi olabilir?
Tuba: Koşmayı sevmediğimin galiba.
Zayıf sürümde Nehir sorunu kendi tanıdığı bir sorun gibi duyuyor, geç yatmak, ve kendi çözümünü öneriyor. "Bende çok işe yaradı" cümlesi tavsiyeyi Nehir'in deneyimine bağlıyor ve Tuba'ya nazikçe kabul etmekten başka bir yer bırakmıyor: "olabilir." Güçlü sürümde Nehir Tuba'nın iki kelimesini geri veriyor ve onlara bir çözüm eklemek yerine Tuba'nın kendi dikkatini o kelimelere çeviriyor. Tuba, gerçek kayıtta ancak dokuzuncu satırdan sonra vardığı yere, koşmayı sevmediğine, iki replik içinde varıyor. Güçlü sürüm de garanti değildir; Tuba "hiçbir şey fark etmiyorum" diyebilirdi. Fark, cevabın kime ait olacağında. Kayıttaki Nehir'in gücü ise başka bir yerde: dokuzuncu satırda kendi hatasından döndü. Bir görüşme hatasız olmak zorunda değil; hatayı fark edip konuşmayı danışana geri vermek de bir beceridir.
Sınır notu
Bu görüşmenin onuncu satırında koçluğun alanını yoklayan bir cümle var: "Doktor yürüyüş yap dedi." Burada Koçluğun alanında mı sorusu devreye girer. Tuba'nın ne kadar, ne sıklıkla ve hangi tempoda hareket etmesi gerektiği hekiminin kararıdır. Nehir'in "bence yürüyüşle başla" cümlesi bu yüzden iki kez sorunlu: hem seçimi Tuba'dan alıyor hem de tıbbi bir öneriye benziyor. Koçun burada yapabileceği, Tuba'nın hekimin önerisini nasıl anladığını ve ona nasıl uymak istediğini sormaktır; öneriyi yeniden yazmak değil.
Kayıt da bir sınırdır. Tuba onay verdi, kaydı kimin dinleyeceğini ve ne zaman silineceğini biliyordu. Onaysız kayıt, danışan hafif bir konu getirse bile yapılmaz; kişisel verinin ve kaydın kuralları ileride ayrı bir modülde işlenecek.
Pratik
Nehir (14): Beş dakikamız kaldı. Bugünden ne alıyorsun?
Tuba (15): Koşmak zorunda olmadığımı. Bir de doktorun dediğini yanlış anladığımı.
Nehir (16): Harika! Çok güzel bir farkındalık. Bence bu hafta kesin yürüyüşe başlarsın.
Tuba (17): İnşallah.
Nehir (18): Bu hafta için bir şeye karar vermek ister misin, yoksa biraz düşünmek mi?
Tuba (19): Düşüneceğim. Ama pazar sabahı annemle Kültürpark'ta yürüyebilirim.
Günlük sorusu
En son yaptığın uzun bir konuşmayı hatırla: hangi cümlen konuşmayı karşındakinden alıp sana getirdi?
Kapanış
- Görüşmenin içindeyken iyi gittiği hissi güvenilir bir ölçü değildir; kendi becerisini değerlendiren uzmanların gözlenen becerileriyle ilişkisiz değerlendirmeler yaptığı gösterilmiştir.
- Döküm, izlenimi gözlenebilir davranışa çevirir: her satırın konuşmayı danışanın konusunda tutup tutmadığı cümleden gösterilir.
- Güçlü anları bulmak zayıf anları bulmak kadar öğreticidir; hatayı fark edip konuşmayı danışana geri vermek de bir beceridir.
Beş soru
- Üçüncü satırda Nehir "Üç kere! Peki neden bırakıyorsun?" diyor ve Tuba "tembellik herhalde" cevabını veriyor. Bu cevabı soru mu doğurdu?
- "Nehir görüşme boyunca çok sıcaktı" notu ile "Nehir beşinci satırda danışanın kelimesini geri verdi" notu arasındaki fark nedir?
- Miller ve arkadaşlarının bulgusu, koçluk eğitiminde neden yalnız Aktarım rozetiyle kullanılabilir?
- On altıncı satırdaki "Harika! Çok güzel bir farkındalık. Bence bu hafta kesin yürüyüşe başlarsın" cümlesinde hangi gözlenebilir davranışlar var?
- On sekizinci satırı güçlü kılan nedir ve on dokuzuncu satırda Tuba'nın cevabı bunu nasıl gösteriyor?
Yanıtlar
- Büyük ölçüde evet. Ünlem bir yargı gibi duyuluyor ve "neden" sorusu bir gerekçe istiyor; Tuba da kendini hızlıca etiketleyerek cevap veriyor. Çekici olan yanlış okuma, "tembellik" cevabını Tuba'nın gerçek görüşü saymaktır; onuncu satır asıl meselenin başka bir yerde olduğunu gösteriyor.
- Birincisi bir izlenimdir; iki dinleyici aynı kayıtta farklı şeyler hissedebilir. İkincisi gözlenebilir bir davranıştır; satır numarasıyla gösterilir ve herkes aynı biçimde duyar. Döküm okurken ikinci tür not yazılır.
- Çünkü çalışma koçluk eğitiminde değil, bağımlılık alanında çalışan uzmanların motivasyonel görüşme eğitiminde yapıldı. Bulgu kayıtla çalışmanın değerini güçlü biçimde düşündürür ama koçluk eğitimine aynen taşındığı ayrıca sınanmadı.
- Üç davranış var: bir övgü ("harika"), koçun danışan adına bir yorum yapması ("çok güzel bir farkındalık") ve koçun bir tahminde bulunması ("kesin başlarsın"). Üçü de konuşmayı Nehir'in beklentisine taşıyor; Tuba'nın "inşallah" cevabı bu beklentiye nazik bir mesafe koyuyor. Zayıf an budur.
- On sekizinci satır kararı da kararın zamanını da Tuba'ya bırakıyor ve iki seçeneği eşit ağırlıkta sunuyor. On dokuzuncu satırda Tuba ne kadar düşüneceğini söylüyor, ama kendi seçtiği küçük bir adımı da kendisi kuruyor: pazar sabahı, annesiyle, Kültürpark'ta. Bu adım kimsenin önerisi değil. On dördüncü satır da güçlüdür: Tuba'ya ne aldığını sorarak öğrenmeyi onun sözleriyle adlandırıyor.
Sonraki derse köprü
Nehir'in bu ilk görüşmesinde bir düzen vardı: bir pratik arkadaşı, onaylı bir kayıt, kaydı sonradan dinleyen bir gözlemci ve görüşmeden sonra yazılan notlar. Bu düzen rastlantı değil. Bir sonraki ders, 0.4, bu akademi nasıl işler sorusunu cevaplıyor: pratik üçlüsünün koç, danışan ve gözlemci rollerini, Koçluk Günlüğü'nü, üç kapıyı ve öğrencinin seçeceği yolu. Akademinin hangi belgeyi veremeyeceğini de orada açıkça konuşacağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.