İçeriğe geç

0.2 · Seviye 0 · Kapı

Koçluk nedir, ne değildir

Koçluğu tavsiye, terapi ve arkadaş sohbetinden tek ölçütle (gündem ve cevabın sahibi) ayırır

Koçluk Akademisi — M00, Koçluğun Kapısında · 1.635 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Pazartesi akşamı, görüntülü bir görüşme. Nehir ekranın bir yanında, Karşıyaka'daki evinde. Öbür yanda Bursa'dan Feride Hanım. Yıllarca okul rehber öğretmenliği yapmış, sonra koçluğa geçmiş, bugün başka koçların çalışmasını denetleyen bir süpervizör. Nehir ona bir tanıdık aracılığıyla ulaştı. Koç olmak istediğini söyledi ve ilk sorusunu sordu.

Nehir: Koçluk dediğimiz şey aslında iyi soru sormak değil mi? Geçen hafta bir arkadaşıma tavsiye vermek yerine soru sordum, konuşma bambaşka bir yere gitti.
Feride Hanım: Güzel. Bugün kaç kişiye soru sordun?
Nehir: Bilmem, onlarca. İşte bir çalışanla kariyer görüşmesi yaptım, annemle telefonda konuştum, bir de yeni bir aday için mülakat vardı.
Feride Hanım: Hangisi koçluktu?
Nehir: Hiçbiri sanırım. Ama hepsinde soru sordum.
Feride Hanım: O zaman soru sormak koçluğu ayırt eden şey olamaz. Başka ne vardı o arkadaşınla konuşmanda?

Nehir bir süre düşündü. Mülakatta da soru sormuştu, ama soruları kendi listesinden geliyordu ve cevaplardan şirket için bir karar çıkacaktı. Annesiyle konuşurken de sormuştu, ama ikisi de konuşmuş, ikisi de fikir vermişti. Arkadaşı Pelin'le konuşmanın ikinci yarısında ise başka bir şey olmuştu: konuşulan konu Pelin'in konusuydu ve vardığı cümle Pelin'in cümlesiydi. Bu ders, Feride Hanım'ın sorusuna tek bir ölçütle cevap arıyor.

Kavram

Koçluğun pek çok tanımı var ve hiçbiri herkesi tatmin etmiyor. Mesleğin en yaygın kurumu olan Uluslararası Koçluk Federasyonu'nun (International Coaching Federation, ICF) tanımı şöyle: danışanlarla, onları kişisel ve mesleki potansiyellerini en üst düzeye çıkarmaya esinlendiren, düşündürücü ve yaratıcı bir süreçte ortaklık kurmak.

Tanımın içinde "ortaklık" kelimesi önemli. Koç uzman olarak cevap vermiyor, dinleyici olarak susmuyor da. Bir süreç yürütüyor, ama sürecin içeriğini danışan getiriyor. Bu akademi bunu tek bir ölçüte indiriyor ve Nehir'in pazartesi günkü konuşmalarını o ölçütle ayırıyor.

Bu ölçüte göre Nehir'in günü şöyle okunuyor. Mülakatta konu da cevaptan çıkacak karar da şirketindi. Annesiyle sohbette konu ortaktı, cevaplar karışıktı, iki taraf da fikir veriyordu ve bu bir sohbetin olması gereken hâliydi. Tavsiye verdiği anlarda cevap kendisinindi. Pelin'le konuşmanın ikinci yarısında konu da cevap da Pelin'indi. Koçluğa en çok benzeyen an oydu.

Perde arkası

Koçluk tanımının neden bu kadar tartışmalı olduğunu iki koçluk araştırmacısı, Tatiana Bachkirova ve Carol Kauffman, mesleğin akademik dergilerinden birinde yazdıkları bir başyazıda tartıştılar.

İki ölçüt birbirini zorlar. Yönetici koçluğunu, sağlık koçluğunu ve yaşam koçluğunu birden kapsayan geniş bir tanım yazdığında, o tanım çoğu zaman mentorluğu ve danışmanlığı da içine alır. Koçluğu bu komşulardan keskince ayıran dar bir tanım yazdığında ise bazı koçluk türleri dışarıda kalır.

Bu yüzden bu derste verilen ölçüt bir sınır taşı değil, bir pusuladır. Bir konuşmanın koçluğa yakın mı uzak mı olduğunu hızlıca gösterir. Koçluğu terapiden ayırmaya ise tek başına yetmez, çünkü iyi bir terapide de konu danışanındır. O ayrımın ikinci ölçütü ilerideki bir derste ayrıca konuşulacak.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Koçluk, parası ödenen bir arkadaş sohbetidir."
Doğrusu

Arkadaş sohbetinde iki tarafın da gündemi vardır ve bu sohbetin güzelliğidir: sen anlatırsın, o anlatır, ikiniz de fikir verirsiniz. Koçlukta koç kendi gündemini kenara koyar, konuşmayı danışanın konusunda tutar ve sohbette olmayan bir yapı kurar: başta ne istendiği konuşulur, sonda ne öğrenildiği. Bir arkadaş sohbeti koçluktan daha az değerli değil, yalnızca başka bir şey.

Yaygın yanlış"Koç, danışanın hedefine ulaşmasından sorumludur."
Doğrusu

Koç sürecin sorumluluğunu taşır: konuşmanın güvenli, odaklı ve dürüst ilerlemesini. Hedefin kendisi ve oraya varıp varmamak danışana aittir. Sonucun sorumluluğunu üstlenen koç, fark etmeden cevabın sahipliğini de üstlenir ve danışanı kendi planına doğru itmeye başlar.

İki sürüm

Salı sabahı, lojistik firmasının toplantı odası. Depo sorumlusu Emre, Nehir'den bir "kariyer konuşması" istemiş. Nehir burada şirketin insan kaynakları uzmanı; koç değil. Aynı an iki biçimde ilerliyor.

Zayıf sürüm

Emre: Üç yıldır aynı yerdeyim. Bir şeyler değişsin istiyorum ama ne olduğunu bilmiyorum.
Nehir: Çok güzel, tam da bunun için bir yolumuz var. İç ilanlarda planlama biriminde bir pozisyon açılacak. Ne istiyorsun, sen keşfet; ben de destek olurum.
Emre: Planlama mı? Hiç düşünmemiştim.
Nehir: Yetkinlik modelimize çok uyuyorsun. Başvuru formunu bu hafta doldurabilir misin?
Emre: Olur, bakarım.

Güçlü sürüm

Emre: Üç yıldır aynı yerdeyim. Bir şeyler değişsin istiyorum ama ne olduğunu bilmiyorum.
Nehir: Başlamadan bir şeyi açık söyleyeyim. Ben burada şirketin insan kaynakları uzmanıyım. Konuştuklarımızın bir kısmı şirketin planlarına da dokunabilir. Bunu bilerek konuşmak ister misin?
Emre: İsterim. Zaten şirketin içinde kalmak istiyorum.
Nehir: O zaman önce sen: "bir şeyler değişsin" dediğinde aklına gelen ilk şey ne?
Emre: Her gün aynı sorunları çözüyorum. Yeni bir şey öğrenmiyorum.
Nehir: Yeni bir şey öğrendiğin son anı hatırlıyor musun?

Zayıf sürümde Nehir "sen keşfet" diyor, ama keşfin nereye varacağını önceden biliyor: açılacak pozisyona. Emre'nin konuşması şirketin ihtiyacına doğru kayıyor ve Emre bunu fark etmiyor bile. Nehir'in niyeti kötü değil; planlama biriminin birine gerçekten ihtiyacı var ve Emre gerçekten uygun olabilir. Sorun, gündemin el değiştirdiğinin söylenmemesi. Güçlü sürümde Nehir önce kendi rolünü adlandırıyor: bu konuşmada şirket adına da bulunduğunu. Böylece Emre neye girdiğini biliyor. Sonra konuşmayı Emre'nin kelimesine, "bir şeyler değişsin" cümlesine geri götürüyor. Bu bir koçluk görüşmesi değil ve Nehir öyleymiş gibi yapmıyor. Ama gündemin kime ait olduğunu açıkça söylediği için Emre'nin cevabı Emre'nin kalabilir. Belki planlama pozisyonu sonunda yine konuşulacak; bu kez Emre öğrenme isteğinden yola çıkarak oraya varırsa, vardığı yer onun olacak.

Sınır notu

Gündem sahipliği ölçütü, Üç Soru Süzgeci'nin ilk sorusuna yaslanıyor: Kimin gündemi? Nehir'in insan kaynakları rolünde olduğu gibi, bir konuşmada birden çok gündem bulunabilir: danışanınki, kurumunki, ailesininki. Bunların varlığı konuşmayı kötü yapmaz. Saklanmaları kötü yapar. Gündemlerden birini sana başkası verdiyse, bunu konuşmanın başında söylemek bir dürüstlük meselesidir.

Ölçütün yetmediği yer de var. Koçluğun alanında mı sorusu ayrı bir sorudur. Biri sana kendi konusunu getirip kendi cevabını arıyor olabilir, ama o konu bir yas, ağır bir kaygı ya da uykusuz geçen haftalar olabilir. Orada gündem danışanın olsa bile doğru yardım bir ruh sağlığı uzmanından gelir. Terapi Akademisi bu ayrımı klinik tarafından anlatıyor. Bu akademide ise koçun göreceği işaretler ayrı bir seviyede işleniyor.

Pratik

Günlük sorusu

Bu hafta bir konuşmanın gündemini fark ettirmeden kendi tarafına çektiğin bir an oldu mu?

Kapanış

  1. Soru sormak koçluğu ayırt etmez; mülakatta da, sohbette de, satışta da soru sorulur. Ayırt eden şey konunun ve cevabın kime ait olduğudur.
  2. Koçluğun herkesin kabul ettiği tek bir tanımı yoktur; ICF'nin tanımı en yaygın olanıdır ve "ortaklık" kelimesi onun merkezindedir.
  3. Bir konuşmada birden çok gündem olabilir; dürüst olan, başkasından gelen gündemi açıkça söylemektir. Gündem sahipliği koçluğu terapiden ayırmaya tek başına yetmez.

Beş soru

  1. Bir satış temsilcisi müşterisine "Bu ürünü en çok hangi durumda kullanırsınız?" diye soruyor. Bu bir koçluk sorusu sayılır mı? Gündem sahipliği ölçütüyle açıkla.
  2. Bir arkadaşınla yaptığın uzun bir sohbette ikiniz de fikir verdiniz. Bu sohbet neden koçluk değildir ve bu neden bir eksiklik sayılmaz?
  3. Bir yönetici, ekibindeki bir çalışana "Seni koçlamak istiyorum, hedefin bu çeyrekte satışları artırmak" diyor. Gündem kime ait?
  4. Bachkirova ve Kauffman'ın iki ölçütü neden birbirini zorlar?
  5. Güçlü sürümde Nehir'in yaptığı ilk şey neydi ve bu, Emre için neyi değiştirdi?

Yanıtlar

  1. Sayılmaz. Soru açık ve meraklı, ama konuyu satıcı getiriyor ve cevaptan çıkacak sonuç bir satış. Gündem satıcıya ait. Çekici olan yanlış cevap, açık soru sorulduğu için koçluk yapıldığını düşünmektir.
  2. Çünkü sohbette iki tarafın da gündemi vardır ve cevaplar karışır. Bu sohbetin doğası; koçluğun yapısı ve gündem sahipliği orada aranmaz. Bir konuşmanın koçluk olmaması onu daha değersiz yapmaz.
  3. Hedefi yönetici belirlemiş, yani gündem kurumun ve yöneticinin. Bu konuşma yine değerli olabilir, ama ona koçluk demek gündemin sahibini gizler. Dürüst olan, hedefin kurumdan geldiğini söylemek ve çalışanın bu hedef içinde kendi payını aramasına alan açmaktır.
  4. Bütün koçluk türlerini kapsayan geniş bir tanım çoğu zaman mentorluğu ve danışmanlığı da içine alır; koçluğu komşularından ayıran dar bir tanım ise bazı koçluk türlerini dışarıda bırakır. Bir ölçütü güçlendirmek ötekini zayıflatır.
  5. Kendi rolünü adlandırdı: konuşmanın şirketin planlarına da dokunabileceğini söyledi ve Emre'ye bunu bilerek konuşmak isteyip istemediğini sordu. Böylece Emre neye girdiğini bildi ve gündemin el değiştirmesi gizli kalmadı.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir konuşmayı dışarıdan, tek bir ölçütle okumayı denedik. Bir sonraki derste, 0.3'te, bir görüşmeye kulak misafiri oluyoruz: Nehir'in birkaç hafta sonra yaptığı ilk pratik koçluk görüşmesinin işaretli dökümüne. Gündem sahipliği orada bir sözcük olmaktan çıkıp tek tek replikler hâlinde görünecek: hangi anda konuşma danışanda kaldı, hangi anda Nehir'e kaydı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.