İçeriğe geç

0.1 · Seviye 0 · Kapı

Cevap vermeden durmak

Bir arkadaşının sorununa tavsiye vermeden üç soru sorar ve farkı not eder

Koçluk Akademisi — M00, Koçluğun Kapısında · 1.663 kelime · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Karşıyaka'da sahile bakan bir çay bahçesi, perşembe akşamı. Nehir dokuz yıldır bir lojistik firmasının insan kaynakları biriminde çalışıyor. Karşısında üniversiteden arkadaşı Pelin oturuyor. Pelin Bornova'da bir muhasebe bürosunda çalışıyor ve iki haftadır aynı konuyu açıp kapatıyor.

Pelin: Patron geçen ay ikinci bir firmanın defterlerini de bana verdi. Maaş aynı. Akşam sekize kadar oradayım.
Nehir: Bu düpedüz haksızlık. Bak, sana ne yapacağını söyleyeyim. Önce sektördeki maaşlara bak, rakamları yanına al. Sonra patronla randevulu bir görüşme iste, koridorda değil.
Pelin: Hı hı.
Nehir: Eğer zam vermezse ilanlara bak. Senin deneyiminde biri iki haftada iş bulur. Ben olsam bu ay içinde konuşurdum.
Pelin: Haklısın, haklısın. Neyse, sen anlat, yeni ev nasıl gidiyor?

Nehir'in söylediklerinin hiçbiri yanlış değildi. İnsan kaynaklarında çalışan biri olarak maaş görüşmesinin nasıl hazırlandığını gerçekten biliyordu. Yine de konuşma orada bitti. Pelin "haklısın" dedi ve konuyu değiştirdi. Eve dönerken Nehir bir şeyi fark etti: Pelin'in ne istediğini hiç sormamıştı. Belki zam istiyordu, belki gitmek istiyordu, belki bambaşka bir şey. Nehir bunu bilmeden bir plan çizmişti ve plan Pelin'in değil, kendisininkiydi. Bu ders, o planın neden masada kaldığını ve onun yerine ne yapılabileceğini soruyor.

Kavram

Biri bir sorunu anlattığında akla ilk gelen şey çoğu zaman bir çözümdür. Çözüm söylemek yardım etmenin en hızlı yolu gibi görünür. Koçluk bu ilk hareketi durdurmakla başlar: cevabı vermeden önce karşındakinin sorunu nasıl gördüğünü, ne istediğini ve neyi zaten denediğini sormak.

Bu durma bir nezaket kuralı değil. Arkasında iki gözlem var. Birincisi, insanlar kendilerine söylenen cevaba kendi vardıkları cevaptan daha az güvenir. İkincisi, açıkça verilen yardım bazen yardım alana "bunu kendin çözemezsin" mesajı taşır.

Bu iki kavram tavsiyenin kötü olduğunu söylemiyor. Tavsiyenin neden sık sık işe yaramadığını açıklıyor. Pelin'in "haklısın" deyip konuyu kapatması tembellik ya da nankörlük değildi. Kendi düşünmediği bir planı, kendisine "sen bunu bilmiyorsun" diyen bir tonla duymuştu.

Perde arkası

Koçluk dünyasında "sorma, söyleme" düşüncesinin en açık savunucularından biri örgüt psikoloğu Edgar Schein'dır. Schein yıllarca kurumlara danışmanlık yaptıktan sonra, söylemenin konuşmada bir statü farkı kurduğunu yazdı: söyleyen bilen, dinleyen bilmeyen konumuna geçer.

Schein'ın gözlemi deneyimden geliyor. Tavsiyenin nasıl karşılandığını ise karar araştırması ölçmüş. Bu çalışmalarda katılımcılardan önce bir sayısal tahmin yapmaları istenir, sonra bir başkasının tahmini gösterilir ve son kararlarını vermeleri beklenir. Kişiler tavsiyeye göre tahminlerini değiştirir ama tavsiyeye, kendi ilk görüşlerine verdikleri ağırlıktan daha azını verirler.

İkinci gözlem sosyal destek araştırmasından. Niall Bolger ve David Amarel, katılımcıları stresli bir konuşma görevine hazırladıkları üç deneyde, yanlarındaki kişinin yardımını ya açıkça ya da fark ettirmeden verdirdiler. Fark edilmeden verilen destek gerginliği azalttı. Açıkça verilen destek ya etkisiz kaldı ya da gerginliği artırdı. Araştırmacılar farkın, desteğin alana yetersizlik mesajı verip vermemesinde yattığını öne sürdüler.

Bu iki çalışma koçluk araştırması değil. Koçluğun "önce sor" ilkesini kanıtlamıyorlar. Gösterdikleri şey daha dar ve daha sağlam: tavsiye, verenin sandığı kadar kolay alınmıyor ve yardımın biçimi, yardımın kendisi kadar önemli olabiliyor.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Koç hiçbir zaman tavsiye vermez."
Doğrusu

Koçluk tavsiyeyi yasaklamaz, onu sıranın sonuna koyar. Danışan bir bilgiye gerçekten ihtiyaç duyduğunda koç izin ister, bilgisini paylaşır ve sonra yeniden soruya döner. Bu geçişin nasıl yapılacağı ileride "şapka değiştirmek" başlığıyla ayrıca işlenecek. Bu dersin istediği şey tavsiyeyi silmek değil, ilk refleks olmaktan çıkarmak.

Yaygın yanlış"Doğru soruyu sorarsan karşındaki zaten senin cevabına varır."
Doğrusu

Cevabı içinde taşıyan soru, soru kılığına girmiş bir tavsiyedir. "Patronla konuşmayı hiç düşündün mü?" diye soran kişi aslında "patronla konuş" diyordur ve karşısındaki bunu hemen anlar. Koçluk sorusu cevabın nereye gideceğini bilmeden sorulur. Pelin'in vardığı yer Nehir'inkinden farklıysa, soru işini yapmış demektir.

İki sürüm

Aynı akşam, aynı masa. Pelin aynı cümleyle açıyor. Değişen tek şey Nehir'in ilk hareketi.

Zayıf sürüm

Pelin: Patron geçen ay ikinci bir firmanın defterlerini de bana verdi. Maaş aynı. Akşam sekize kadar oradayım.
Nehir: Bu düpedüz haksızlık. Önce sektördeki maaşlara bak, sonra randevulu bir görüşme iste.
Pelin: Hı hı.
Nehir: Zam vermezse ilanlara bak. Ben olsam bu ay içinde konuşurdum.
Pelin: Haklısın. Neyse, sen anlat.

Güçlü sürüm

Pelin: Patron geçen ay ikinci bir firmanın defterlerini de bana verdi. Maaş aynı. Akşam sekize kadar oradayım.
Nehir: Akşam sekiz. Bu seni en çok nerede zorluyor?
Pelin: Aslında iş değil. Hayır diyemiyorum. Patron babamın eski arkadaşı, ona hayır demek ayıp gibi geliyor.
Nehir: Hayır diyebilseydin ne derdin?
Pelin: Bilmiyorum. Belki "bu ayki beyannameler bitene kadar ikinci firmayı alamam" derdim. Zam istemek aklıma bile gelmemişti.
Nehir: Bunu söylemeyi düşününce şu an içinden ne geçiyor?
Pelin: Korkuyorum ama bir yandan da rahatladım. İlk kez ne istediğimi söyledim galiba.

İlk sürümde Nehir'in planı maaş ve istifa üzerine kurulu. Pelin'in asıl meselesi ise başka bir yerde: babasının arkadaşına hayır diyememek. Nehir bunu bilemezdi, çünkü sormadı. Zayıf sürüm kötü niyetli değil. Tersine, Nehir arkadaşını korumak istiyor ve bildiği en iyi şeyi veriyor. Sorun, cevabın Pelin'in sorusuna değil, Nehir'in kafasındaki soruya ait olması. Güçlü sürümde Nehir üç kısa soru soruyor ve hiçbiri bir yön göstermiyor. "Seni en çok nerede zorluyor" sorusu konuyu Pelin'in deneyimine taşıyor. "Hayır diyebilseydin ne derdin" sorusu ona kendi cümlesini kurdurtuyor. Son soru o cümlenin ağırlığını fark etmesine alan açıyor. Güçlü sürüm de kusursuz değil. Nehir "akşam sekiz" diyerek Pelin'in sözünü tekrar ettiğinde konuyu iş saatine kilitleyebilirdi. Ama Pelin başka bir yere gitmeyi seçti ve Nehir onu izledi.

Sınır notu

Cevap vermeden durmak her zaman doğru hareket değildir. Koçluğun alanında olmayan bir durumda soru sormaya devam etmek, karşındakini ihtiyaç duyduğu yardımdan alıkoyar. Biri göğsünde ağrı olduğunu anlatıyorsa ona "bu sana ne düşündürüyor?" diye sorulmaz, 112 aranır. Biri kendine zarar vermeyi düşündüğünü söylüyorsa koçluk sorusunun yeri yoktur; kişiyi yalnız bırakmadan acil yardıma bağlamak gerekir. Birinin yalnızca bir bilgiye ihtiyacı varsa, örneğin bir formun hangi gün teslim edileceğini soruyorsa, ona soruyla cevap vermek yardım değil oyalamadır.

Bir de Kimin gündemi sorusu var. Bu derste "dur ve sor" dendiğinde, sorular karşındakinin meselesine hizmet ettiği için değerlidir. Koç kendi merakını gidermek, kendini akıllı göstermek ya da karşısındakini bir sonuca yöneltmek için soruyorsa, durmanın anlamı kalmaz.

Pratik

Günlük sorusu

Bugün birine istemediği bir tavsiye verdiysen, o an seni cevap vermeye iten şey neydi?

Kapanış

  1. Tavsiye verenin sandığı kadar kolay alınmaz: insanlar başkasının görüşüne kendi görüşlerinden daha az ağırlık verir ve açıkça verilen destek bazen yetersizlik mesajı taşır.
  2. Koçluk tavsiyeyi yasaklamaz; onu ilk hareket olmaktan çıkarır ve önce karşındakinin meselesini onun kelimeleriyle duymayı ister.
  3. Durmak her yerde doğru değildir: acil durumda, güvenlik riskinde ve yalnızca bilgi gerektiğinde soru yerine yardım ya da bilgi verilir.

Beş soru

  1. Bir arkadaşın işinden ayrılmayı düşündüğünü söylüyor ve sen hemen bir iş ilanı sitesi öneriyorsun. Arkadaşın "haklısın" deyip konuyu değiştiriyor. Egosantrik iskonto bu tepkiyi nasıl açıklar?
  2. "Annenle bu konuyu konuşmayı hiç düşündün mü?" sorusu bir koçluk sorusu mudur? Neden?
  3. Bolger ve Amarel'in deneylerinden çıkan bulgu neden doğrudan "koçlukta tavsiye işe yaramaz" sonucuna götürmez?
  4. Bir iş arkadaşın, yarın sabahki toplantının saatini soruyor. Burada ona "Senin için toplantının saati ne anlama geliyor?" diye sormak neden yanlıştır?
  5. Güçlü sürümde Nehir'in sorduğu üç sorunun ortak özelliği nedir?

Yanıtlar

  1. Egosantrik iskonto, insanların kendilerine söylenen görüşe kendi görüşlerinden daha az ağırlık verdiğini söyler. Arkadaşın tavsiyeyi duydu ama kendi düşüncesine sadık kaldı ve "haklısın" demek konuşmayı nazikçe kapatmanın bir yoluydu. Çekici olan yanlış cevap, arkadaşının kararsız ya da isteksiz olduğunu düşünmektir; bulgu bunun herkeste görülen bir eğilim olduğunu gösteriyor.
  2. Hayır. Soru biçimindedir ama içinde bir cevap taşır: "annenle konuş." Karşındaki bunu bir yönlendirme olarak duyar. Koçluk sorusu cevabın nereye gideceğini bilmeden sorulur, örneğin "Bu konuda kimlerin fikri senin için önemli?"
  3. Çünkü deneyler koçluk görüşmesinde değil, bir konuşma görevine hazırlanan katılımcılarla, yalnız kadınlarla ve kısa süreli stres altında yapıldı. Bulgu yardımın biçiminin önemli olabileceğini gösterir; koçluğa taşınması bu yüzden Aktarım rozeti taşır.
  4. Çünkü arkadaşının yalnızca bir bilgiye ihtiyacı var. Bilgi gerektiğinde soruyla cevap vermek yardım değil oyalamadır. Durmak, bir meselenin sahibinin kendi cevabını bulmasına alan açmak içindir.
  5. Üçü de kısa, üçü de bir yön göstermiyor ve üçü de konuşmayı Pelin'in deneyimine taşıyor. Hiçbiri "zam iste" ya da "istifa et" gibi bir cevabı içinde barındırmıyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste tek bir hareketi denedik: cevap vermeden önce durmak ve sormak. Ama bir konuşmada sorular sormak onu koçluk yapmaya yetmez. Bir arkadaş sohbeti de, bir terapi görüşmesi de, bir müşteri temsilcisinin telefonu da sorularla dolu. Bir sonraki ders, 0.2, koçluk nedir ve ne değildir sorusunu tek bir ölçütle cevaplıyor: konuşmanın gündemi kime ait ve cevabın sahibi kim. Pelin'le konuşan Nehir'in o akşam hangi rolde olduğunu da o ölçütle yeniden düşüneceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.