M01-D01
Neyin yanına ne ekilir
Kuşaktan kuşağa aktarılan eşleme, yasak komşu, takvim ve koruma kurallarını türlerine ayırır ve her türün hangi soruya cevap vermeye çalıştığını açıklar.
Kadim Tarım Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 2.644 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Tarım kuralları beş türe ayrılabilir: neyin yanına ne ekileceğini söyleyenler, neyin yanına neyin ekilmeyeceğini söyleyenler, ne zaman ekileceğini söyleyenler, bitkiyi nasıl koruyacağını söyleyenler ve toprağı ile tohumu bir sonraki yıla taşıyanlar.
Gerçek kurallar çoğu zaman birden fazla türe girer. Türü bulmak, kuralın hangi mekanizmaya dayandığını sormanın ilk adımıdır.
Bir kuralın yaşı, yaygınlığı ve söyleyenin güvenilirliği onun tarlada tuttuğunu göstermez. Kimi eski kural bugün mekanizmasıyla doğrulanır, kimi hiç sınanmamıştır, kimi de denemede tutmamıştır. Bu farkı görmek bu akademinin işidir.
Açılış sahnesi
Nisan sonu, Manisa'nın bir köyünde cumartesi pazarı. Fide tezgâhının önünde üç kişi aynı anda konuşuyor. Tezgâhın sahibi Hüsnü, plastik kasalara dizilmiş domates fidelerini gösterirken müşterisine fesleğen fidesi de almasını söylüyor; ikisi yan yana dikilirse domatesin daha iyi olacağını anlatıyor. Arkadaki kadın, Zehra, elindeki salatalık fidelerini sayarken yanındaki komşusuna kendi babasının hiçbir zaman cevizin dibine sebze dikmediğini hatırlatıyor. Komşusu Rıza ise başını sallayıp fasulyeyi bu hafta değil, havalar biraz daha ısınınca toprağa koyacağını söylüyor.
Bu üç kişi bu dersin kurgusal kişileri. Ama on dakikalık bu konuşmada üç ayrı türden tarım kuralı söylendi. Hüsnü bir bitkinin yanına başka bir bitki koymayı öğütledi. Zehra bir bitkinin yanına bir şey koymamayı hatırladı. Rıza ise yanını değil zamanını konuştu.
Üçü de aynı tonla konuşuyordu: bunlar bilinen şeylerdi. Kimse ötekine bu kuralı nereden öğrendiğini ya da kuralın her bahçede tutup tutmadığını sormadı. Pazar yerinde bu soruyu sormak kaba kaçardı. Bu akademide ise ilk soru hep bu olacak.
Bu derste ne olacak
Bu akademi, kuşaktan kuşağa ve kitaptan kitaba aktarılan tarım kurallarını toplayıp anlatıyor. Bu ilk derste o kuralları türlerine ayıracağız, çünkü her tür başka bir soruya cevap vermeye çalışır ve başka bir yoldan sınanır.
Önce eşleme kurallarını, yani neyin yanına ne ekileceğini söyleyenleri tanıyacağız. Sonra tersini, yan yana gelmemesi söylenen bitkileri. Ardından zamanı soran takvim kurallarını ve bitkiyi zararlıdan korumayı öğreten koruma kurallarını ele alacağız. Son olarak toprağı ve tohumu bir sonraki yıla taşıyan kurallara değineceğiz. Her türün yanına tek bir örnek koyacağız ve o örneğin bugün tarlada nerede durduğuna kısaca bakacağız. Ayrıntı akademinin sonraki bölümlerine kalacak; bu ders bir haritadır.
Sıfır noktası
Bir tarım kuralı, bir eylemi bir sonuca bağlayan cümledir: şunu yaparsan şu olur. Bazen sonuç açıkça söylenir, bazen yalnızca ima edilir. Hüsnü fesleğenin domatese ne yapacağını tam olarak söylemedi; «daha iyi olur» dedi. Kuralı anlamanın ilk adımı, o «daha iyi»nin ne demek olduğunu açmaktır: daha çok meyve mi, daha az böcek mi, daha iyi tat mı?
Yaygın yanlış"Eşleme kuralları, bitkilerin birbirini sevip sevmediğine dair eski bir inançtır; hepsi aynı ölçüde boştur."
Bazı eşleme kurallarının arkasında bugün iyi bilinen bir biyoloji durur: baklagillerin köklerinde azot bağlayan bakteriler, belirli böceklerin kokuyla konukçu araması, bir ağacın toprağa bıraktığı kimyasal madde. Bazılarının arkasında ise yalnızca tekrar vardır. Kuralları tek kalemde ciddiye almak da tek kalemde reddetmek de aynı hatadır.
Mekanizma
Birinci tür: yanına şunu ek
Eşleme kuralları kadim tarım bilgisinin en çok aktarılan bölümüdür. Bahçe kitaplarında uzun tablolar hâlinde verilirler: domatesin dostları, havucun dostları, lahananın dostları. Ama tablolar bir şeyi gizler: aynı satırda duran iki kural, çok farklı türden gerekçelere dayanabilir. Bir eşleme bir bitkinin ötekine fiziksel destek olmasına dayanır, bir başkası koku yoluyla zararlıyı şaşırtmaya, bir başkası toprağın farklı derinliklerini kullanmaya.
Kuzey Amerika'nın yerli halklarından aktarılan Üç Kız Kardeş geleneği bu türün en bilinen örneğidir: mısır, fasulye ve kabak aynı tümseğe ekilir. Gelenek bu düzeni bir aile ilişkisi diliyle anlatır; tarım bilgisi açısından ise her bitkinin bir işi vardır. Mısır fasulyeye sırık olur, fasulye köklerindeki bakteriler yoluyla toprağa azot kazandırır, kabağın geniş yaprakları toprağı gölgeleyip nemi tutar. Bu düzen M07-D01'de kendi anlatısıyla işlenecek.
İkinci tür: yanına şunu ekme
Yasak komşu kuralları eşlemenin aynasıdır ve çoğu zaman daha uzun ömürlüdür. Bir şeyin yanında bir şeyin yetişmediği gözlemi, bir şeyin yanında bir şeyin daha iyi yetiştiği gözleminden daha kolay fark edilir: kuruyan fide göze batar, biraz daha bereketli bir sıra ise çoğu zaman gözden kaçar.
Cevizin altına bir şey ekilmemesi bu türün en eski kayıtlı örneklerinden biridir. Roma döneminde Yaşlı Plinius, Doğa Tarihi'nin ağaçlara ayrılan kitaplarında ceviz gölgesinin yanındaki bitkiye zarar verdiğini aktarır (M04-D05). Bugün bu gözlemin bir kısmının kimyasal bir açıklaması var: ceviz ağaçları, bazı bitkilerin büyümesini baskılayan juglon adlı bir madde üretir. Ama etki her ceviz türünde aynı güçte değildir, her bitkiyi aynı ölçüde etkilemez ve ağacın gölgesi ile kök rekabetinden ayırmak kolay değildir (M10-D01).
Üçüncü tür: ne zaman ek
Takvim kuralları bitkinin yanını değil zamanını sorar. Eski Yunan'da Hesiodos, İşler ve Günler adlı uzun şiirinde Ülker yıldız kümesinin doğuşunu hasatla, batışını toprağı sürmekle bağlar (M04-D01). Anadolu'nun halk takvimi yılı Hızır ve Kasım günleriyle iki mevsime ayırır, kışı erbain ve zemheri gibi dönemlerle sayar (M13-D01). Rıza'nın fasulyeyi bekletmesi de bu türdendir, ama o bir yıldıza ya da bir güne değil havanın kendisine bakıyor.
Takvim kurallarının ilginç bir yanı, bir kısmının doğanın kendisini saat olarak kullanmasıdır. Bir ağacın yapraklanmasını ekim işareti saymak, belirli bir günü beklemekten daha esnektir, çünkü o yılın gerçek sıcaklığını izler. Bugün fenoloji denen bilim dalı çiçeklenme ve yapraklanma tarihlerini kaydederek benzer bir saati ölçer (M14-D02).
Dördüncü tür: zararlıya karşı
Koruma kuralları bitkiyi zararlıdan ve hastalıktan korumanın yollarını öğretir: yaprağa kül serpmek, ağaç gövdesini kireçlemek, bitki suları hazırlamak, tuzak bitki dikmek. Bu türde bir uyarı baştan söylenmeli: doğal kökenli bir uygulama zararsız olmak zorunda değildir. Tütün suyu ve zakkum gibi zehirli bitkilerle yapılan geleneksel ilaçlama insan, hayvan ve arı için tehlikelidir (M15-D06).
Koruma kuralları içinde bugün en iyi sınanmış olanlardan biri, eşleme ile korumayı birleştiren bir düzendir. Doğu Afrika'da mısır tarlalarında geliştirilen it-çek (push-pull) düzeninde mısırın aralarına zararlı kelebeği uzaklaştıran bir baklagil, tarlanın kenarına ise onu kendine çeken bir yem otu ekilir. Zararlı mısırdan itilir, kenardaki ota çekilir (M11-D07).
Beşinci tür: toprağı ve tohumu yarına taşı
Son tür, bir yılın değil kuşakların ölçeğinde çalışan kurallardır: tarlayı nadasa bırakmak, tahılın ardından baklagil ekmek, gübreyi olgunlaştırmak, en iyi bitkinin tohumunu ayırıp saklamak, meyve ağacını aşıyla çoğaltmak. Bu kuralların sonucu tek bir mevsimde görülmez ve tam da bu yüzden kuşaktan kuşağa aktarılmaları gerekir. Bölüm VIII bu kuralları tek tek ele alacak (M17-D01, M19-D02).
Usta katmanı
Kuralları türlere ayırmak bir kolaylık, ama gerçek kurallar sık sık iki türün arasına düşer. Üç Kız Kardeş hem bir eşleme kuralıdır hem de toprağı yorulmaz kılan bir düzen. İt-çek hem eşleme hem koruma. Bir takvim kuralı çoğu zaman bir koruma kuralını gizler: fideyi dona karşı korumak için beklemek. Bu yüzden akademide bir kuralı bir türe yerleştirmek bir son değil, bir başlangıç olacak. Asıl soru kuralın hangi mekanizmaya dayandığıdır.
Eşleme kurallarının bir kısmının çok eski olduğu, bir kısmının ise yakın zamanda doğduğu da unutulmamalı. Eski Yunan'da Theophrastos incir ağaçlarına yabani incir meyvelerinin asılmasından söz eder; bu uygulama bugün incir arısıyla tozlaşma üzerinden anlaşılır ve Ege'de ilek takma adıyla hâlâ yaşar (M09-D02). Öte yandan bahçe kitaplarındaki uzun eşleme tablolarının önemli bir kısmı yirminci yüzyılın popüler bahçe yazınında biçimlendi ve bu tabloların her satırı aynı yaşta değildir (M08-D10).
Yaygın yanlış"Bir kural ne kadar eskiyse o kadar doğrudur."
Yaş bir kuralın kaç kuşak boyunca aktarıldığını gösterir, kaç kez sınandığını değil. İlek takma gibi binlerce yıllık bir uygulama bugün mekanizmasıyla doğrulanırken, aynı yaştaki başka kuralların hiçbir sınaması yoktur. Tersine, yeni olan bir kural da yalnızca yeni olduğu için yanlış değildir.
Yaygın yanlış"Kural bir bahçede tuttuysa her bahçede tutar."
Bir eşleme kuralı belirli bir toprakta, iklimde ve zararlı nüfusunda gözlenmiştir. Aynı kural kurak bir yaylada, yağışlı bir yamaçta ya da bir balkon saksısında başka sonuç verebilir. Bu akademide her kural için nerede gözlendiği ve nerede sınandığı ayrıca sorulacak.
Bu dersin kişileri farklı coğrafyalardan seçildi, çünkü aynı kural Manisa'da, Rize'de ve Kars'ta aynı çalışmaz. Akademi boyunca her derste en az bir örnek Ege ve Akdeniz'in ılıman ikliminin dışından gelecek: İç Anadolu'nun kuraklığı, Karadeniz'in yağışı, Doğu'nun kısa yazı, tropik ve çöl tarımı.
Kanıtın sınırı
Bu derste her türün yanına bir iki örnek ve tek bir kanıt kartı kondu; bu, türlerin kanıt durumu hakkında bir hüküm değildir. Eşleme kurallarının çoğu hiç sınanmadı, bir kısmı sınanıp desteklendi, bir kısmında bulgular karışık. Sınanmış kuralların denemeleri de belirli bölgelerde, belirli ürünlerde ve sınırlı yıllarda yapıldı; it-çek düzeninin Doğu Afrika'daki başarısı Ege'deki bir bostan için doğrudan bir genelleme sağlamaz. Juglon bulgusu kara ceviz için güçlüdür ama Anadolu'da yaygın ceviz türü için daha az bilinir. Ayrıca kuralları türlere ayırma biçimimiz bir düzen önerisidir, gelenekten gelen bir sınıflama değildir; başka bir akademi aynı kuralları başka türlere ayırabilirdi. Bu sınırlar sonraki derslerde kural kural açılacak.
Kendin dene
Aklında kalsın
Tarım kuralları beş türe ayrılabilir: neyin yanına ne ekileceğini söyleyenler, neyin yanına neyin ekilmeyeceğini söyleyenler, ne zaman ekileceğini söyleyenler, bitkiyi nasıl koruyacağını söyleyenler ve toprağı ile tohumu bir sonraki yıla taşıyanlar.
Gerçek kurallar çoğu zaman birden fazla türe girer. Türü bulmak, kuralın hangi mekanizmaya dayandığını sormanın ilk adımıdır.
Bir kuralın yaşı, yaygınlığı ve söyleyenin güvenilirliği onun tarlada tuttuğunu göstermez. Kimi eski kural bugün mekanizmasıyla doğrulanır, kimi hiç sınanmamıştır, kimi de denemede tutmamıştır. Bu farkı görmek bu akademinin işidir.
Sonraki derse köprü
Hüsnü'nün fesleğen öğüdü bir kuraldı ve bu kuralı ciddiye almanın iki ayrı yolu var. Biri, kuralın nereden geldiğini, kimin hangi kitapta ya da hangi köyde söylediğini ve ne vaat ettiğini sormaktır. Öteki, kural bir deneme parselinde sınandığında ne bulunduğunu sormaktır. Sonraki ders, «Gelenek ne der, tarla ne gösterir», bu iki soruyu birbirinden ayıracak ve neden aynı cümlede karıştırılmamaları gerektiğini gösterecek.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.